adige_46
24.03.2007, 15:48
Sözlük anlamı yanında terim anlamı da olan "medeniyet" kelimesi, özellikle Tanzîmat'tan sonra birçok fikir adamımız tarafından tartışılmıştır. Bugün de tartışılan bu kavrama Tanzimat'tan itibaren yapılmış belli başlı sözlüklerimizde şu anlamlar verilmiştir. Lügat-ı Nâcî: "Medenîlik, şehirlilik, bedevîliğin zıddı. Terakkiyât-ı hâzıraya muvafık surette maîşet ve ictima" (Muallim Nâcî, 1995); Kâmûs-î Türkî: "İlim, teknik, sanayi ve ticâretin nimetlerinden gerçek anlamda yararlanarak, bolluk, rahatlık ve güvenlik içinde yaşayış, hazariyet, terakkî. (Şemseddin Sâmî, 1989); Mükemmel Osmanlıca Lügat: "Bedeviyetin zıddı. Medenîlik, şehirlilik, terakkîyât-ı hazıraya muvafık surette maîşet ve ictima" (Ali Nâzimâ, 1318); Osmanlıca-Türkçe Sözlük: "Şehirlilik, hayattan tam faydalanmak, iyi ve rahat yaşama. (Özön, 1997); Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat: "Medenîlik, şehirlilik, uygarlık" (Devellioğlu, 1993); Türkçe Sözlük: "Uygarlık" (Türk Dil Kurumu, 1988); Osmanlıca-Türkçe Lügat: "Medenilik, şehirlilik uygarlık, bir topluluğun hayat tarzı, bilgi seviyesi, sanat gücü, maddi ve manevi varlığı ile ilgili vasıfların tamamı. İlim teknik sanayi ve ticaretin nimetlerinden gerçek anlamda yararlanarak bolluk güvenlik ve rahatlık içinde yaşayış." (Risale-i Nur Enstitüsü, 2001)
Bu kavram üzerinde duranlardan biri de Ziya Gökalp'tir. Gökalp, "Türkçülüğün Esasları" ve "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" isimli eserlerinde medeniyet ile ilgili görüşlerine yer verir. Gökalp, Türkçülüğün Esasları'nda kültür ve medeniyet arasındaki ilişkiyi ortaya koyarken medeniyetin tanımını da yapar. Buna göre medeniyet, "Aynı gelişmişlik düzeyinde bulunan birçok milletlerin toplumsal yaşayışlarının ortak bir toplamıdır." (Gökalp, 1994, s. 25) Örneğin, Avrupa ve Amerika gelişmişlik düzeyinde, bütün Avrupalı milletler arasında ortak bir Batı medeniyeti vardır.
Ayrıca medeniyet, yöntem aracılığıyla ve bireysel isteklerle oluşan toplumsal olayların toplamıdır. Örneğin dinle ilgili bilgiler ve bilimler yöntem ve istençle oluşturduğu gibi, ahlakla, hukukla, güzel sanatlarla, iktisatla, usla, dille ve fenlerle ilgili bilimler ve kuramlar da hep bireylerce yöntem ve istençle oluşturulmuşlardır. Bu yüzden aynı gelişmiş düzeyinde bulunan bütün bu kavramların, bilgilerin ve bilimlerin toplamı medeniyet dediğimiz şeyi ortaya koyar. (1994, s. 25) Gökalp, "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muâsırlaşmak" adlı eserinde sosyal olayları nefsî (kişisel, sübjektif) ve şey'i (objektif, nesnel) olmak üzere ikiye ayırır. Sübjektif bir nitelik taşıyan inançlar, ahlâka ait görevler güzellikle ilgili şekiller ve bütün mefkûreler bir kültür (hars) topluluğunun inançlarıdır. Objektif nitelik taşıyan ilmî gerçekler sağlığa, ekonomiye ve bayındırlığa ait kurallar, tarım ve ticaret aletleri ile bütün matematik ve mantık kavramları bir medeniyet toplumunun görüşleridir. Gökalp'e göre bir medeniyetin bilimsel kavramları, teknik âletleri, ekonomik ürünleri taklit ve değiştirme yolu ile bir halktan diğer halka geçer ve böylece, bir medeniyet toplumu önce bölgesel bir biçimde görünüp zamanla yavaş yavaş ülkeleri, kıtaları ve sonunda da bütün insanlığı kucaklar. (Gökalp, 1992, s.28, 29)
Medeniyet kelimesi, M. Akif'in şiirlerinde sıkça geçen bir kelimedir. Onun şiirlerinde medeniyet kavramı bazen sözlük anlamı ile (terakkî, ilerleme, yükselme, medenilik vb.), bazen de terim anlamı ile kullanılmıştır. Ayrıca Safahat'ta M. Akif'in bu kavrama yeni nüanslar kazandırdığı da görülmektedir. Safahat'ta medeniyet kavramı ile, medenî insanların gözünde matbûatın önemi, medeniyet ile fennin yakınlığı ve birlikteliği, medeniyet ile ilerleme, (terakkî) yükselme arasındaki ilişki ve medeniyetin faziletle ilgisi, İslam toplumlarının sanıldığı gibi medeniyetten uzak olmadıkları, İslâm'ın da ilerlemeye engel olmadığı gözler önüne serilir. Aslında Mehmet Akif'in medeniyet hususunda yanlış anlaşılmasını sağlayan, Avrupa medeniyeti ile ilgili söyledikleridir. Safahat'ta Avrupa medeniyetini de ayrıca zikreden M. Akif, Batı medeniyetinin vahşetle ilgisini, Batı medeniyetin dayanak noktalarını ve temel esaslarını ortaya koyar.
Safahat'ta medeniyet kelimesi ile bir çok defa kastedilen Batı medeniyetidir ve dolayısıyla Avrupa'dır. Bu sebeple Mehmet Akif'in Avrupa'ya nasıl baktığını, Avrupa'yı hangi esaslar üzerine bina ettiğini bilmekte de fayda vardır. Bu sebeple Safahat'ta Avrupa nasıl ele alınmıştır? Öncelikle bu sorunun cevabı verilirse Akif'in medeniyet anlayışı daha kolay açıklığa kavuşacaktır.
Bu kavram üzerinde duranlardan biri de Ziya Gökalp'tir. Gökalp, "Türkçülüğün Esasları" ve "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" isimli eserlerinde medeniyet ile ilgili görüşlerine yer verir. Gökalp, Türkçülüğün Esasları'nda kültür ve medeniyet arasındaki ilişkiyi ortaya koyarken medeniyetin tanımını da yapar. Buna göre medeniyet, "Aynı gelişmişlik düzeyinde bulunan birçok milletlerin toplumsal yaşayışlarının ortak bir toplamıdır." (Gökalp, 1994, s. 25) Örneğin, Avrupa ve Amerika gelişmişlik düzeyinde, bütün Avrupalı milletler arasında ortak bir Batı medeniyeti vardır.
Ayrıca medeniyet, yöntem aracılığıyla ve bireysel isteklerle oluşan toplumsal olayların toplamıdır. Örneğin dinle ilgili bilgiler ve bilimler yöntem ve istençle oluşturduğu gibi, ahlakla, hukukla, güzel sanatlarla, iktisatla, usla, dille ve fenlerle ilgili bilimler ve kuramlar da hep bireylerce yöntem ve istençle oluşturulmuşlardır. Bu yüzden aynı gelişmiş düzeyinde bulunan bütün bu kavramların, bilgilerin ve bilimlerin toplamı medeniyet dediğimiz şeyi ortaya koyar. (1994, s. 25) Gökalp, "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muâsırlaşmak" adlı eserinde sosyal olayları nefsî (kişisel, sübjektif) ve şey'i (objektif, nesnel) olmak üzere ikiye ayırır. Sübjektif bir nitelik taşıyan inançlar, ahlâka ait görevler güzellikle ilgili şekiller ve bütün mefkûreler bir kültür (hars) topluluğunun inançlarıdır. Objektif nitelik taşıyan ilmî gerçekler sağlığa, ekonomiye ve bayındırlığa ait kurallar, tarım ve ticaret aletleri ile bütün matematik ve mantık kavramları bir medeniyet toplumunun görüşleridir. Gökalp'e göre bir medeniyetin bilimsel kavramları, teknik âletleri, ekonomik ürünleri taklit ve değiştirme yolu ile bir halktan diğer halka geçer ve böylece, bir medeniyet toplumu önce bölgesel bir biçimde görünüp zamanla yavaş yavaş ülkeleri, kıtaları ve sonunda da bütün insanlığı kucaklar. (Gökalp, 1992, s.28, 29)
Medeniyet kelimesi, M. Akif'in şiirlerinde sıkça geçen bir kelimedir. Onun şiirlerinde medeniyet kavramı bazen sözlük anlamı ile (terakkî, ilerleme, yükselme, medenilik vb.), bazen de terim anlamı ile kullanılmıştır. Ayrıca Safahat'ta M. Akif'in bu kavrama yeni nüanslar kazandırdığı da görülmektedir. Safahat'ta medeniyet kavramı ile, medenî insanların gözünde matbûatın önemi, medeniyet ile fennin yakınlığı ve birlikteliği, medeniyet ile ilerleme, (terakkî) yükselme arasındaki ilişki ve medeniyetin faziletle ilgisi, İslam toplumlarının sanıldığı gibi medeniyetten uzak olmadıkları, İslâm'ın da ilerlemeye engel olmadığı gözler önüne serilir. Aslında Mehmet Akif'in medeniyet hususunda yanlış anlaşılmasını sağlayan, Avrupa medeniyeti ile ilgili söyledikleridir. Safahat'ta Avrupa medeniyetini de ayrıca zikreden M. Akif, Batı medeniyetinin vahşetle ilgisini, Batı medeniyetin dayanak noktalarını ve temel esaslarını ortaya koyar.
Safahat'ta medeniyet kelimesi ile bir çok defa kastedilen Batı medeniyetidir ve dolayısıyla Avrupa'dır. Bu sebeple Mehmet Akif'in Avrupa'ya nasıl baktığını, Avrupa'yı hangi esaslar üzerine bina ettiğini bilmekte de fayda vardır. Bu sebeple Safahat'ta Avrupa nasıl ele alınmıştır? Öncelikle bu sorunun cevabı verilirse Akif'in medeniyet anlayışı daha kolay açıklığa kavuşacaktır.