Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevilikte " Ayin ve Merasimler"


husniyeak
26.03.2007, 13:08
Cemler düzenli olarak yapılan ibadetlerdir. Cemlerin yanisira Sultan Nevruz, Muharrem Orucu, Hızır Orucu, Hidirellez, Kurban Bayramı, Abdal Musa Lokması da Alevilerin önemli günlerindendir. Her toplumun önemli anma ve toplanma günleri bulunmaktadır. Alevilerin de böyle kutsal ibadet ve bayram günleri vardır. Cemler düzenli olarak yapılan ibadetlerdir. Cemlerin yani sıra Sultan Nevruz, Muharrem Orucu, Hızır Orucu,Hidirellez, Kurban Bayramı, Abdal Musa Lokması da Alevilerin önemli günlerindendir. Aleviler Ramazan Orucunu tutmazlar. Simdi sırasıyla bunlar üzerinde duralım: İlk baharın başlangıcı ve Hz. Ali’nin doğumu sayılan Nevruz (21 Mart) aksamı Sultan Nevruz olarak adlandırılır ve Cem yapılır. Alevilerce Kerbela Olayı’nın anlamı büyüktür. Yine kış aylarında Abdal Musa Lokması düzenlenirdi. Abdal Musa Lokması için evler dolaşılarak lokmalar toplanır, kurbanlar kesilir cem yapılır, ertesi gün pişen lokmalar dağıtılırdı. Abdal Musa lokmasının topluma yararlı olacağına, ürünlerin bereketli olacağına inanılırdı. Hz. Hüseyin’in acımasızca şehit edilmesinin anısına yüzyıllardır Muharrem ayında oruç tutulur. Muharremin birinci günü başlanan oruç Oniki İmamlar askına oniki gün tutulur. Ondört Masumlar için fazladan oruç tutanlar da vardır. Muharrem Orucu sırasında Hz. Hüseyin’in susuz şehit olması anısına su içilmez, kurban kesilmez, tras olunmazdı. Aksamları Kerbela olayını anlatan kitaplar okunurdu. Şubat ayında ise üç gün Hızır Orucu tutulurdu. Her yıl 6 Mayıs günü Hızır İlyas günü kutlanır. Hızır karada, İlyas ise denizde zor durumda kalanlara yardim ederler inancı vardır. Bu nedenle Aleviler arasında "Yetiş Ya Hızır" deyimi yerleşmiştir. Alevilerde kurban geleneği de yaygındır. Cemlerde, Hızır orucunda, Abdal Musa törenlerinde ve Kurban Bayramında kurbanlar kesilir. Ancak "yol bir sürek bin bir" sözünden de anlaşılacağı üzere Anadolu’nun değişik bölgelerinde yasayan Aleviler arasında bu dinsel ibadetlerin uygulanmasında çok küçük farklılıklar bulunmaktadır.
Sözlük anlamına göre Alevi, Hz. Ali’ye bağlı ve ondan yana olan kimse demektir. Alevilik ise genel olarak Hz. Ali’yi sevmek ve onun soyunun yani Ehli Beyt’in yolundan gitmek olarak tanımlanabilir.
Ancak bugün için dünyanın değişik bölgelerinde yasayan farklı Alevi grupların her biri için Alevi ve Alevilik sözcüklerinin ifade ettiği anlamlar da farklı olmaktadır. Biz konuya Anadolu Alevileri açısından yaklaşmakla birlikte genel bir tarihsel perspektif de sunacağız.
Ülkemizde bugün yaygın şekilde Alevi olarak adlandırılan kitleler için kaynaklarda birçok ismin kullanıldığını söyleyebiliriz. Anadolu’daki Alevi kitleleri nitelemek üzere kaynaklarda, Kızılbaş, nafizi, isik, mülhid ve torlak gibi adların kullanıldığını görmekteyiz. Bunlardan en çok kullanılanı Kızılbaş adi olmuştur. Anadolu Alevileri kendileri için çok anlamlı Kızılbaş adini, Osmanlı yönetiminin ahlakdışı anlamlar yükleyerek, Sünni kitlelere asılayarak bir psikolojik savaş aracı olarak kullanması sonucunda bırakmak zorunda kalmışlardır.
Bugün Anadolu ve Balkanlar’da yasayan Tahtacı, Çepni, Amucali, Bedrettinli, Siraç gibi değişik gruplar genelde Alevi olarak adlandırılırlar. Anadolu Aleviliği, tarihsel ve sosyal koşulların doğal bir sonucu olarak, kitabi olmaktan çok sözlü geleneğe dayalı eski inançların İslami şekiller altında yasamaya devam ettiği bir halk islamidir.
Genel olarak ifade etmek gerekirse Bektaşi sözcüğü de yukarıda değindiğimiz kitleler için kullanılmıştır. Bektaşilik Haci Bektas Veli’ye dayanılarak kurulmuştur. Alevilik ve Bektaşiliği birbirinden bağımsız olarak ele almak bugün gelinen noktada tarihsel ve sosyolojik açidan mümkün görünmemektedir. Her iki terim de zaman zaman birbirinin yerine kullanılabilmektedir. Prof. Melikoff’un da belirttiği gibi “Alevilik, Bektasilik’ten ayrılamaz. Çünkü her iki deyim de ayni olguya, Türk halk İslamlığı olgusuna bağlıdır.”Alevilik ve Bektaşilik, inanç ve ahlak esasları ve edebiyatları bakımından temel olmayan farklılıklar dışında ortaktırlar. En temel farklılık, Bektaşi kitlelerin daha çok şehirde yaşamalarına karşın, Alevilerin göçebe/yari göçebe çevrelerde yaşamaları seklinde ortaya çıkmış sosyal bir farklılıktır. Ancak tarihsel olarak doğru olan bu sosyal farklılık günümüzde anlamını yitirmeye başlamış, “Alevi” adi daha yaygın olarak kullanılır olmuştur. Bugün genel olarak Alevi olarak adlandırılan kitleler üç dinsel gruba bağlıdırlar:
• Ocakzade Dedeler
• Çelebiler
• Dedebabalar
Bu üç gruptan Anadolu’da en fazla etkinliğe ve nüfuza sahip olan Ocak zade Dedeler’dir. Daha sonra Çelebiler gelir. Dedebabaların ise Anadolu’da nüfuzları zayıftır, Balkanlar’da daha etkindirler.
Türkiye’de yasayan Alevilerin sayısı konusunda çeşitli veriler ileri sürülmektedir. Türkiye’de etnik ve mezhep konularında var olan tabular nedeniyle, yapılan resmi sayımlarda bu konu bilinçli olarak ihmal edilmekte ve dolayısıyla Alevilerin sayısı konusunu herkes isine geldiği şekilde yazmaktadır. Tarafsız araştırmacılara göre Türkiye’de en az 15 milyon Alevi bulunmaktadır. Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki illerde sayıca az olmakla birlikte Türkiye’nin her yerinde Aleviler bulunmaktadırlar. Alevilerin sahip oldukları bu potansiyel onları zaman zaman Türkiye siyasetinin de merkezine yerleştirmektedir.

Okan22
01.04.2007, 12:57
yazı kalitesi düşük olsada faydalı ve güzel bi paylaşım teşekkürler

husniyeak
04.04.2007, 12:24
yazı kalitesi düşük olsada faydalı ve güzel bi paylaşım teşekkürler

Sevgili arkadaşım nasıl yazılmasını önerirdiniz, bu konuda aydınlatırsanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler....

Okan22
04.04.2007, 12:35
canım arkadaşım yazının başındaki ikilemelerden bahsettim o kadar büyütülecek veya kızılacak bi durum yok adece hatırlatmak ve düzeltmeni sağlamak için saygılar ve iyi forumlar

saygıdeğer kardeşim



Okan

husniyeak
04.04.2007, 14:57
Canım arkadaşım özür dilerim, ben yanlış anladım. Bundan sonra dikkat ederim.



Bir dostu görme,
İhtiyacı hissettiğin zaman,
Başını çevir ve gökyüzüne bak,
Gündüzleri bulutların ,
Geceleri yıldızların arasında,
Sana gülümsüyor olacağım.......

Serhatlı
04.04.2007, 15:12
güzel bi paylaşım dışardan misafir olarak foruma gelenler veya bilmeyenler için çok iii iş yapmışsın teşekkür ederim

husniyeak
04.04.2007, 15:27
güzel bi paylaşım dışardan misafir olarak foruma gelenler veya bilmeyenler için çok iii iş yapmışsın teşekkür ederim

Canım arkadaşım teşekkür ediyorum, yorumun için.

Zahir
11.05.2007, 14:35
Anadolu Aleviliği, tarihsel ve sosyal koşulların doğal bir sonucu olarak, kitabi olmaktan çok sözlü geleneğe dayalı eski inançların İslami şekiller altında yasamaya devam ettiği bir halk islamidir.


Halk islamı??? Bu kavramı biraz daha açarmısın??? Halk İslamı ile ne demek istediniz?

1400 yıl önce Tebliğ edilen İslamın Halktan yana olmadığını mı ifade etmeye çalıştınız? Yoksa İslamı bu zamana kadar uygulayanların siyasi ve politik kaygıları ile halktan kopuk farklı bir İslam mı yarattıklarını???

Bir Sınıfsal olgudan mı Bahsediyorsunuz?