Orijinalini görmek için tıklayınız : kurtuluş fırkası


mekzunsincari
01.04.2007, 19:31
not: buradaki yazılar wordte hazırlanmıştır. o yüzden kopyalayıp yapıştırmak zorunda kalacağım uzun bir konu.

merhaba arkadaş,

bu forumda konuşmaktan aşırı zevk aldığım kişilerdensin, bu sebeple bu soruyu san sormayı uygun görüyorum.
lütfen kısa cevap olmasın fakat net olsun. anlaşılır olsun. arkasından bir soru sormama gerekkalmayacak açıklıkta olsun.

İman etmemizi istediğiniz nedir? (bilerek cahilane şekilde sordum, en net soru biçimi bu değil mi )


selam candavut kardeş
öncelikle seninle konuşmak bana da zevk verdiğini belirtmek istiyorum.
İman etmenizi istediğiniz nedir sorusuna gelince.
Aslına barksan bizim buna iman edin şeklinde her hangi bir söylemimiz yok herkes dilediğine iman eder. Allah (cc)’nin kur’anda buyurduğu gibi dinde zorlama yoktur. Bizim tek istediğimiz gerçeklerin kabul edilmesidir. Ondan sonra isteyen dilediği yolda yürüsün ama gerçekler inkâr edilmesin.
Senin sorunu şu şekilde düzeltip cevaplamak istiyorum.
Hz. Muhammed (s) den sonra uyulması gereken yol hangisi ve delilleri nedir? Bende kendi düşüncelerimi sana yazarım. En uygunu bu olur bence.

Öncelikle peygamberimiz bizlere ümmetinin fırkalara bölüneceğini daha önce bizler bildirmişti: “Benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak biri hariç hepsi cehenneme gidecek.” (1) demiştir.
Öncelikle kurtuluş fırkası mezhepler mi?
İslam dinindeki her hangi bir mezhebe, kurtuluşa erecek fırka hangisidir diye sorsan kendilerinin kurtuluş fırkası olduklarını savunduklarını görürüz. Peki, İslam’ın içindeki hangi mezhep Hz. Muhammed(s)’in gerçek İslam dinidir? İslam da hak mezhepler diye tabir edilen dört mezhep vardır. Bunlar (Hanefi, Maliki, Hambeli ve Şafii) mezhepleridir. Ehli sünnet alimleri bu dört mezhebin dördününde hak olduklarını söylemektedirler. Oysaki bu görüş tamamen mantık dışıdır. Çünkü hak dört olmaz hak birdir. Ayrıca bu mezheplerin çıkış tarihlerine baktığımız zaman Peygamberimizden yüz yüzeli yıl sonra ortaya çıktıklarını görüyoruz. Bunlar yemiş üç fırkanın ilk dört fırkası oluyorlar. İslam’ı parçalayan ilk dört fırka. İnsanın aklına şöyle bir soru geliyor madem dört mezhebin dördü de hak ise neden Hz. Muhammed(s) hadisinde benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak dördü hariç hepsi cehenneme gidecek demedi? Hadise göre cennete gidecek fırka bir tane. Can Davut kardeşim sana bu mezheplerle ilgili bazı hadisleri daha önce yazmıştım. Birbirleriyle ve kur’an la çelişen dört farklı mezhep hak olamaz bunun sende farkındasındır?
Kur’anı kerime baktığımız zaman Allah (cc)’nin İslam’ın parçalanmasına karşı olduğunu görmekteyiz.
. “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. işte bunlar için büyük bir azap vardır.” (2). Bu ayetlerde Allah(cc)’nin Müslümanların parçalanmasına karşı olduğunu görüyoruz. Parçalanıp ayrılığa düşenleri büyük bir azap beklediği kesindir. Peki, acaba parçalayanları nasıl bir azap bekliyor. Diğer bir ayette Allah (cc) peygamberimize şöyle buyurmaktadır. “Dinleri parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.”(3) Bu ayette anladığınız gibi dinleri parçalayanların Hz. Muhammed (s)’le hiçbir ilişkileri olmadığı kuranda Allah (cc) tarafından belirtilmektedir. Allah (cc) başka bir ayette şöyle buyurmaktadır. “Dinleri parçalayan ve bölük bölük olanlardan(olmayın. Bunlardan ) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.” (4)
Allah’ın kur-an’ı kerimdeki tüm uyarılarına rağmen bazı sözde Müslümanlar islam’ı böldü. İcat ettikleri mezhepler islamla uzaktan yakından alakası olmadığını bilyoruz. Oysaki Allah yine onları uyarıyor ve onlara şöyle buyuruyor: “kim islamdan başka din arar, dilerse arayıp bulduğu din, asla makbule geçmez ve o, ahirette ziyana uğrayanlardandır.” (5)
Bu mezhepler İslam’a zarardan başka bir şey getirmediler. İslam dini’nin her hangi bir eksiği yoktu olsaydı Allah (cc) kuranda şöyle buyurmazdı: “Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nîmetimi tamamladım, size din olarak Müslümanlığı verdim de hoşnut oldum.” (6) bu ayet veda haccında ğadir hum denen bir bölgede, hz. Muhammed’in (s) veda hutbesini okuduktan sonra indi. tamamlanmış bir din ve bu dine sokulan islamla alakası olmayan mezhepler. Bu mezheplerin tek bir kuruluş amacı vardır o da insanları ehl-i beytten uzaklaştırmak.
Not: Mezhepler hakkında daha önce sana bilgi vermiştim aynı bilgileri tekrarlamak istemedim.

1) Deleil el Sıdk ikinci kısım 3/50,2/341no:2452. Akidul ferid 1/350. Keşşaf 2/82- 83. Sunnen Ebi Devud 4/hadis no:4597. Sünen tirmizi 5/hadis no:2641. durrel mensur 2/61.-62. sünen ıbın mece 2/492 17.bab hadis no:3991,3992,3993,3994..
2) Ali-imran suresi 105.ayet.
3) En’am suresi 159. ayet.
4) Rum suresi 32. ayet.
5) Al-i imran suresi 85. ayet.
6) maide suresi 3. ayet

mekzunsincari
01.04.2007, 19:37
Peki, mezhepler kurtuluş fırkası değilse O zaman sahabelere mi tabi olalım?
Sahbeler konusunda öncelikle iki hadisin üzerinde durmak istiyorum.
"Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz hidayeti bulursunuz.". ( Ibnu Abdi'l-Berr, Câmi'u'l-Ilm'de kaydetmistir (2, 91).

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Beni GÖREN veya BENI GÖRENI GÖREN bir müslümana ates degmeyecektir."
Tirmizi, Menakib (3857).
Bu iki hadis tamamen yalandır mantık dışıdır. Bu hadislerin yalan olduğunu sahabelerin gerçekte nasıl birileri olduklarını örendiğinizde anlayacaksınız.

Ehli sünnete göre sahabe:
İbn-i Hacer, "El-İsâbe" adlı eserinin 1. faslının girişinde "sahâbî"yi şöyle tarif eder:
"Sahâbî, iman etmiş olarak Hz. Peygamber'i (s.a.a) gören ve Müslüman olarak da ölen kimseye denir. İster Hz. Resulullah'la (s.a.a) uzun süre görüşüp konuşmuş olsun, ister kısa bir süre; Resulullah'tan bir söz duyup o sözü rivâyet etse de, etmese de; Hz. Peygamber'in (s.a.a) safında müşriklere karşı savaşmış olsa da, olmasa da; hatta Allah'ın Resulü'nü sadece bir kez görüp onun meclisinden hiç faydalanmamış veya körlük vb. sebeplerden dolayı onu gözüyle bile göremeyip sadece huzuruna varmış olsa bile "sahâbî" sayılır." - el-İsâbe, c. 1, s. 10. Halifeler mezhebi mensuplarının bu görüşünü Şehid-i Sâni de aynı dille aktarmakta ve Diraye adlı eserinde sahâbeyi şöyle tanımlamaktadır: Mu'min ve Müslüman olarak Hz. Resulullah'ı (s.a.a) görmüş olan herkes sahâbîdir!"

Ehlibeyt (s.a) Mektebine Göre Sahâbî Kimdir?:
Ehl-i Beyt (s.a) mektebine göre "sahâbi"ye getirilen tanım ve tarif, eski Arapça lügatlarında bu terimler için verilen tarif ve tanımlarla aynıdır. Bunlardan bazısı şöyle:
"...Çoğulu sahb, sıhâb, ashâb ve sahâbe olan "sâhib" kelimesi Arapça'da dost, arkadaş, sırdaş, kafa dengi ve kendisiyle sıkça görüşüp konuşulan yakın arkadaş anlamlarına gelir ve uzun ve köklü dostlukları ifade etmek için kullanılır; nitekim musâhabet uzun bir süre muâşeret ve hem sohbet olma manasını içerir." - Bkz: Müfredat-ı Râğıb ve Lisân-ül Arab "Sehb" kelimesi.

Kur-an’ı kerim gerçek sahabeleri iyi bir şekilde zikretmektedir. Alevilerin gerçek sahabelere saygısı sonsuzdur. Ama sahabe teriminin ehli sünnet tarafından peygamberi gören herkese verilmesini aleviler kabul etmemektedir. Çünkü Müslümanların arasında hatta hz. Muhammed (a)’in çok yakının da bulunan sözde sahabelerin gerçekte iman etmediklerini bilmektedirler. kur’an kerimde Bu konuyu zikretmektedir.
Kur-anı kerim ehli sünnetin sahabe saydığı insanlardan pek iyi bahsetmediğini söylemiştik. Bakara suresi 8-10, bu ayetlerde iman ettiklerini söyleyen ama gerçekte iman etmemiş sahabelerden bahsetmektedir: “insanlardan Allah’a ve ahirete inandık diyenler vardır, ama inanmamışlardır. Sanki Allah’ı ve inanları kandırırlar. Ama onların kendilerini kandırdıklarından haberleri yoktur. Kalplerinde hastalık vardır ve Allah hastalıklarını arttırmıştır. Yalanladıkları şey yüzünden onlara acı bir azap vardır.” Bu ayette bahsedilen inanmayanlar Resulullah (s)’ın etrafında bulunan insanlardır yani sahabelerdir.
Nisa suresi 142. ayet. Bu ayette sözde iman etmiş bazı sahabelerden bahsediyor: “münafıklar Allah’ı kandırdıklarını zannederler. Halbuki Allah onları kandırmaktadır. Namaz için kalktıklarında gevşektirler, halka riya (gösteriş) yaparlar ve Allah’ı çok az zikrederler!!!” açık bir şekilde iki yüzlü olan bu insanlar peygamber efendimizle beraber namaz kılan ve onun etrafında yaşayan sahabelerdir.
Ahzap süresi 18-19. ayetleri peygamber efendimizi savaşta yüz üstü bırakıp kaçan sahabelerden bahsetmektedir: “gerçektende Allah sizden geri kalanlarla, kardeşlerine bizimle gelin diyenleri bilir. Bunların pek azı savaşa gelirler. Gelseler de can (feda etme) bakımından pek cimri olarak gelirler. Hele bir korkulu çağ gelip çattı mı görürsün ki gözleri dönmüş, sana bakıyorlar. Sanki ölüm yüzünden bayılıp kendilerinden geçmişler. Sonra korku geçti mi keskin dilleriyle sizi incitmeye başlarlar ve hayrı sever gibi tavır alırlar. Onlar (aranızda münafık olanlar) iman getirmemişlerdir. Sonra Allah onların amellerini (yaptıklarını) boşa çıkarmıştır. Ve bu, Allah’a çok kolaydır.!!!” Uhud ve huneyn savaşlarında birkaç kişi hariç geri kalan ashap peygamber efendimizi düşmanın elinde yüz üstü bırakmışlardır. Ayette de açık bir şekilde beyan ediliyor, bu sahabeler gerçekte iman etmemişlerdir. Savaştan kaçan sahabeleri daha önce bu forumda yazmıştım dileyen oradan okuyabilir.

Muhammed suresi 16. ayeti: “yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah onların kin ve hasetlerini meydana çıkarmayacak mı sanırlar? Eğer istersek onları (münafıkları) sana gösterirdik de onları çehreleriyle tanırdın. Sen onları elbetteki sözleriyle tanırsın. Ve Allah onların yaptıklarını bilir.” Bu ayetten anlaşıldığı gibi bazı iman etmeyen sahabeyi resulullah sözlerinden tanıyor. Ehli sünet kardeşlerimiz sahabelerin masum olduklarını ve bu ayetlerin sadece birkaç Sahabe için indiğine inanmak tadılar. Ne yazık ki bu sahabelerin sayısı hiçte söyledikleri gibi birkaç kişiden ibaret değildir. 150 ayetli münafikun suresi birkaç sahabe için inmiş olması mantıklı değildir.
Münafık olan sahabelerle ilgili ayetlerin hepsini yazmaya kalksak bir kitap yazılır. Diğer ayetlerin isimlerini yazacağız isteyen kur-an’ın Türkçe açıklamasına bakıp oradan okuyabilirler.
munafikun suresi. nisa 60-63. ve 142.. ahzap 9-12 ve 18-19. Muhammed 16 ve 30. tevbe 38-39,74, 77 ve101. maide 54. enfal 5-6 ve 24-25 ve 28. saff 3. hadid 16. hucurat 17. bu ayetlerin hepsi sahabeler hakkında inmiştir.bu ayetlarin yorumlarını size bırakıyorum.
İbrahim-i teymi der ki: “ben sözlerimi amellerime sunduğumda devamlı yalancı olmaktan korkuyordum.” İbn-i ebi müleyke der ki: “resülullah’ın (s) ashabından otuz kişinin, münafık olduklarından korktuklarını gördüm. Onlardan hiç biri Cebrail ve mikail’in imanı üzere olduklarını iddia edemiyordu…” Sahih-i buhari, c.1 s.19, iman kitabı. Buharinin bu hadisinde anladığımız gibi sahabelersden otuz kişi münafık olduklarından korkuyorlar. Oysaki mümine korku yoktur bu korkunun sebebi o sahabelerin tam olarak iman etmemiş olduklarıdır. Peki, neden ehlisünnet kardeşlerimiz bu sahabelere dokunulmazlık veriyorlar? Ehlisünnetin o uydurma hadislerine baktığımız zaman sahaberi yeri geliyor peygamberler seviyesine çıkarıyorlar.
Hz. Muhammed ashabı ile ilgili bir hadiste şöyle buyurmuştur: -buluşma yerimizde ben ayakta olduğum halde bir gurubu görüp tanıyacağım. Sonra benimle onların arasında birisi çıkarak onlara: “haydi gelin!” diyecek. Ben “onları nereye götürüyorsunuz?” diye sorduğumda “vallahi onları cehenneme götürüyoruz” diyecekler. Ben “rabbim onlar benim ashabındır” diyeceğim. Bana diyecekler ki: “senden sonra onların (ashabın) ne kadar doğruyu değiştirdiklerini bilmiyorsun. Sen onları terk ettiğin andan dinden dönüp cahiliyye devrine geri döndüler!!!” Bunun üzerine ben diyeceğim ki: “ Allah’ın rahmeti benden sonra dini değiştirenlerden uzak olsun. Onlardan (ashaptan) ancak deve sürüsünden ayrılan birkaç deve gibi çok azı kurtulacaktır!!!” buhari “sahih” kitabında bu hadisin müşterek yanlarının zikredildiği yerler: haşır babı; Kevser havuzu babı ve fitneler babı.
bu hadis açık bir şekilde sahabelerden çok azının kurtulacağını ifede etmektedir . hal böyle iken nasıl oluyorda ehli sünnet kardeşlerimiz sahabelere dokunulmazlık verip onlar hakkında yalan hadislere inanıyorlar. Bu sahabeler bile cehenneme gidecekse, onlara uyanlar cennetemi gidecek yada bu sahabeleri görenler mi cennete gidecek.

mekzunsincari
01.04.2007, 19:41
Sahiheyn'de yine Huzeyfe radiyallahu anh'tan gelen bir rivayet söyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"(Kiyamet günü, havz-i kevserime birkisim gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklastirilacaklar. Ben: "Onlar benim ashabimdir!" diyecegim. Fakat,
"Sen, onlarin arkandan neler islediklerini bilmiyorsun!" denilecek."
Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).
Ashabın peygamberden sonra neler yaptıklarını bu hadiste daha iyi anlaşılacaktır: ashaptan olan bera ibn azib’e şöyle demişler: “ ne mutlu sana! Resulullah (s) ile birlikte oldun ve ona ağacın altında biat (sadakatine dair ahd) ettin!!! Bera ibn azib hazretleri şöyle cevap vermiş: ey kardeşimin oğlu! Bizlerin (ashabın) peygamberden sonra ne sapıtmalar çıkardığımızı bilmiyorsun?” Buhari “sahih” seyyid ibin tavuus “taraif”; ali ibn İbrahim “tefsir”; ibn batriyk “umdet’ul-kaari”; tabressi “mecma’ul-beyaan”;.

Anlaşılan Ashab resulullahtan sonra bir çok bid’atler çıkarmışlardır. Ashabı yaptıkları bununla da bitmiyor
“Akabe” olayında Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’i öldürmek isteyen zahiri iyi insanlar, ashabın münafık olanlarıydı. Bu büyük olayı, bizzat Ehl-i Sünnet alimlerinin de kabul etmiş olduğu çok meşhur ve açık bir olaydır. Örneğin: Hafız Ebu Bekir Ahmed bin Hüseyin-i Beyhaki eş-Şafii’nin “Delail’un- Nubuvve” kitabına müracaat ediniz. Beyhaki “Batn-i Akabe” olayını, senet ve ravi zincirleriyle birlikte zikretmiştir. İmam Ahmed bin Hanbel “Müsned”in 5. cildinin sonunda Ebu Tufeyl’den ve İbn-i Ebi’l- Hadid ise Nehc’ül- Belağa Şerhi’nde bunu kaydetmişlerdir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in o gece ashabdan bir gruba lanet etmesi olayı meşhur bir olaydır.
Ehl-i Sünnet mezhebinin alimlerinin yazmış olduğuna göre “Tebuk” savaşından dönünce, münafıklardan 14 kişi Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’i öldürmeyi kararlaştırdılar. Dağın eteğinde sadece bir kişinin geçebileceği kadar dar bir geçit olan “Batn-i Akabe”den geçince aldıkları kararı uygulamak istediler. Cebrail olayı Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’e haber verdi. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) Huzeyfe’yi dağın eteğine gönderdi. Huzeyfe orada saklanarak, münafıklar gelince onların konuşmalarını duyup hepsini tanıdı. Onlardan 7 kişi Beni Ümeyye’dendi. Huzeyfe geri dönerek onları Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’e tanıttı. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bu sırrı gizli tut, Allah-u Teala bizi koruyacaktır.”
Peygamber-i Ekrem (s.a.a) gecenin başında ordunun önünden hareket ediyordu. Ammar Hazretin devesinin yularından çekiyor, Huzeyfe ise arkadan sürüyordu. Dar geçide geldiklerinde münafıklar kumla doldurdukları bakraçlarını (veya yağla dolu şişeleri), haykırarak Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in devesinin önüne fırlattılar. Münafıklar Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in devesini ürküterek onu uçuruma yuvarlatmak istiyorlardı. Ama bilindiği gibi Allah-u Teala Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’i korudu. Münafıklar da kaçarak orduya katılıp kendilerini gizlediler. Ne hikmettir bu olayı nakleden ehli sünnet alimleri o sahabeleri korumak için haberde şu ifadeyi kullanmışlardır: “…peygambere kast eden kişiler yüzlerine bir örtü çekmiş oldukları için yüzleri belli olmuyordu. Fakat bineklerinden kimler oldukları belliydi…” bu ifade huzeyfe’nin ağzından haber olarak rivayet edilmiş. Ehli sünnet alimlerinin bu koruma gayretine rağmen huzeyfe’nin onları bineklerinden tanıdığı ifadesi yer almaktadır.
Huzeyfe, Osman ibin affan öldürüldükten sonra ve hz. Ali halifelik makamına geldiğinde ashabın bu isimlerini açıklamıştı. şeyh Muhammed bakır el-mecliysi “bihar’ul envar”.
Not: bu suvikaste hangi sahabelerin olduğunu ehli sünnet kaynakları yazmamış ama eğer istersen özel mesajla sana şia kaynaklarından isimlerini yollarım

Bunlar ashaptan değiller miydi? Öyleyse onların bu ameli iyi ve onlara uymak hidayet yolu muydu? Şimdi sadece Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’i görenleri ve sırf peygamberimizin yanın da bulundular diye bu sahabeleri korumak doğrumudur? Peygambere yakın oldular diye sahabe oldular peki peygamberin emirlerine karşı gelerek, onu öldürmeye çalıştıkları için mi sahabelere dokunulamıyor?
Fazıl Taftazani “Şerh-i Mekasid”de detaylı şöyle diyor: “Sahabe arasındaki şiddetli savaş ve çatışmalar onlardan bazısının hak yoldan saptığını, haset inat, şehvet ve makam sevgisi yüzünden her türlü zulme bulaştığını göstermektedir.”
Sahabeden On Kişinin Gizlice Şarap İçmesi olayını İbn-i Hacer “Feth’ul- Bari” c. 10, s. 30’da şöyle yazıyor: “Ebu Talha Zeyd bin Sehl kendi evinde bir şarap meclisi düzenledi. On kişiyi de oraya davet etti, hep birlikte şarap içtiler; Ebu Bekir de, kafir müşrikler ve Bedir’de öldürülenler için ağıt olarak bazı şiirler okudu!”.
Bu on kişilik sahabenin sakisi ise enes’ti Beyhaki Sünen’inin c. 8, s. 29’unda bizzat Enes’ten şöyle rivayet ediyor: “Ben o gün hepsinden küçüktüm ve meclisin sakisi (şarap sunucusu) idim.”
.Muhammed bin İsmail Buhari Sahih’inde “Maide” suresindeki şarap ayetinin tefsirinde, Müslim bin Haccac Sahih’inde Kitab’ul Eşribe’nin Tahrim’ul- Hamr babında, imam Ahmed bin Hanbel Müsned’in c. 3, s. 181 ve 227’sinde, İbn-i Kesir Tefsir’inin c. 2, s. 93 ve 94’ünde, Celaluddin Suyuti Durr’ul- Mensur’un c. 2, s. 321’inde, Taberi Tefsir’inin c. 7, s. 24’ünde, İbn-i Hacer Askalani İsabe’nin c. 4, s. 22’sinde ve Feth’ul Bari’nin c. 10, s. 3’ünde, Bedruddun Hanefi Umdet’ul Kari’nin c. 10, s. 84’ünde, Beyhaki Sünen’in s. 286 ve 290’ında vs. bu olayı ayrıntılı olarak nakletmişlerdir.
(Bezzar, İbn-i Hacer ve İbn-i Merduye’nin rivayet ettiğine göre Ebu Bekir idi) şarap içip Bedir’de öldürülen (kafir)ler hakkında mersiye ve şiirler okudu. Bunu duyan Peygamber-i Ekrem (s.a.a) gazaplı bir halde onun yanına gelerek elindeki şeyle ona vurmak istedi. O sarhoş adam; “Allah-u Teala’nın ve Peygamberinin gazabından Allah’a sığınırım; Allah’a and olsun bir daha içmeyeceğim.” dedi.
Benim daha önce sahabeler konusunda bazı yazılarımı okudun sanırım. Bunlarda yeterlidir diye düşünüyorum.

Şoreş
01.04.2007, 19:45
Forumda Kopy Paste konuları doğru bulmuyoruz, Kazan