Orijinalini görmek için tıklayınız : A?ik Seyrani


YOLGEZER1984
08.04.2005, 20:39
Seyrani, XIX. yüzyıl halk şiirinin büyük ustalarındandır. ?iirlerinde kuvvetli bir yergicilik, taşlamacılık vardır. Haksızlığa, rüşvete, toplumsal denge­sizliklere, kaba sofuluğa, ahlaksızlığa karşı çıkmıştır. ?iirsel yapıdan, söyleyişten uzaklaşmadan, etkin, kalıcı şiirlerini sazıyla halk içinde sôyleyen güçlü bir ozandır. ?iirlerinin çoğunun bugün de güncelliğini yitirmemiş olması, halk katında büyük saygınlık kazanması, Seyrani'nin gücünü ortaya koyması bakımından ilginçtir.


Seyrani (1807-1866) Kayseri'nin şimdiki adı Develi olan Everek ilçesinde doğmuş, gene doğduğu yerde ölmüştür. Yoksul bir mahalle imamı olan Cafer Hoca?nın oğludur. Asıl adı Mehmet'tir. Bir tesbite göre, 1807 yılında doğmuş, 1866 yılında ölmüştür. Ancak, bu tarihlerin doğruluğu üzerinde kuşkular da vardır. Medresede birkaç yıl okuduktan sonra ayrılmış, ?stanbul'a gitmiştir. ?stanbul'da yedi yıl kaldığı anlaşılmaktadır.


?iirlerinden ?stanbul?da bilimsel eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Bu eğitimi sırasında Alevi-Bektaşi tekkelerine de gitmiştir. Fakat zaman içinde sivri dili yüzünden ?stanbul­'da hakkında kovuşturma açılmış, o da bir dostunun yardımıyla ?stanbul­'dan kaçıp Develi'ye gelmiş, bir daha da ?stanbul'a gitmemiştir. Özellikle Orta Anadolu'da gezdiği anlaşılan Seyrani'nin ''Aşık Toplantıları''na katıldığı, düzenlenen türlü sazlı sözlü ya­rışmalarda hep önde gittiği anlaşılıyor.

Yaşamının sonuna doğru bir sinir hastalığına tutulan Seyrani'ye son döneminde "Deli'' denilmiştir. Seyrani'nin yaşamı acılarla, yoksulluklarla geçmiştir. Buna rağmen Seyrani, yaşama sevincini hiçbir zaman yitirmemiştir.

Seyrani'nin yaşadığı dönemde ülkede birtakım değişiklikler, yenilikler başlamıştır. Yeni okullar açılmaya,yeni mahkemeler kurulmaya başlamış, Ülkeye telgraf gelmiş çeşitli yenileşme çabaları gözlenir olmuştur. Seyrani'nin bu yenilikleri yakından izlediğini, halkın üzerindeki etkileri gözlediğini, şiirlerinden anlaşılmaktadır...

Eserlerinden bazıları:



Ağlar Gezerim

Askın Derdine Düşeli
Mecnunum Dağlar Gezerim
Katram Kaynayıp Coşalı
Sel Oldum, Çağlar Gezerim

Pîr Eşiğin Bildim
Kabe Hatası Var ?se Tövbe
Derd ?le Erdim Eyyüb'e
Yarimi Bağlar Gezerim

Kimi Beydir, Kimi Geda
Cümlesine Yaren Hüda
Yusuf'umdan Düştüm Cüda
Yakub'um Ağlar Gezerim

SEYRAN?, Aşkın Tur'unda
Tecelli Gördüm Nurunda
Gerçeklerin Huzurunda
Çürüğüm, Sağlar Gezerim



Aşıkın Gönlü

Eski libas gibi aşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imis
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imis

Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebepten gülle ediyor çekiş
Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imis

Sevdiğim değildin böylece ezel
Askinim bağına düşürdün gazel
?brişimden nazik saydığım güzel
Meğer pulat gibi bükülmez imiş

SEYRANI'nin gözü gamla yaş imis
Benim derdim her dertlere baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım, taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş



Muhabbet Yelleri

Hak yoluna gidenlerin
Asa olsam ellerine
Er, pîr vasfin edenlerin
Kurban olsam dillerine

Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Mûnkir ile cenk edenin
Silali olsam ellerine

Bir üstada olsam çirak
Bir olurdu yakin irak
Kemigimi yapsam tarak
Yar saçinin tellerine

Vücudumu kavursalar
Yönüm yare çevirseler
Harman edip savursalar
Muhabbetin yellerini

Vakit kalmadı dermagin
Kaldır SEYRANI parmağın
Deryaya akan ırmağın
Katre olsam sellerine

Katre:Damla, su damlasi



Aşkın Çilesi

Ben bu askin çilesini
Yanar çektim, tüter çektim
Yedim gonca sillesini
Bülbül gibi öter çektim

Dizgin etsem gönül atin
Geçer gögün yedi katin
Yalan dünya maslahatin
Kah bitmez, kah biter çektim

SEYRANI, bilmeme mert midir
Yoksa cana cömert midir
Eyyub'un derdi dert midir
Ben ondan besbeter çektim





NOT: BU B?R S?TEDEN ALINTIDIR..