Orijinalini görmek için tıklayınız : 19 Aralık Katliamı Protestoları


b.alina
20.12.2005, 22:30
http://youtube.com/watch?v=9DUMcwbLjeE

KızılBant
14.12.2006, 14:31
19 Aralık katliamının yıl dönümü yaklaşıyor. Bu faşist katliamı lanetliyoruz. İnsanları kurşunlarla, bombalarla, yakarak katleden bu faşist sistem bizi sivasda çorumda maraşta dersimde katledenlerle aynıdır.

http://marseille.indymedia.org/uploads/2004/05/prisonbayrampasa.jpgmid.jpg

fatmalioglu
18.12.2006, 10:11
17 aralık Katliamını pretosto mitingi Kadıköy'de yapıldı,beklenen katılım gerçekleşmedi bana göre,böylesi bir günde alanda olması gereken bazı Demokratik kitle örgütlerinden dostların olmaması ise üzücü yinede Tüm katılımcılara teşekkürler

KızılBant
18.12.2006, 18:48
Faşist Ecevit ve yandaşı Hikmet Sami Türk Tarihin en kanlı operasyonu ve katliamınında liderliğini yaptı

Cezaevlerinde devrimci tutsaklardan 30unu yakarak! kurşunlayarak katletti

Nalet olsun Faşistlere

puduhepa
19.12.2006, 11:47
"bir güle güle uğurlamasıydı, dudaklarında gülümseme, gözlerinde kin. bizleri çok sevdiklerinden rengarenk uğurladılar bizi. vücudumuzun türlü yerlerinde morluklar, gözlerimiz kırmızı, sırtımız siyah. kimi yerleri siyaha çalan derilerimiz. aynı ülkemiz gibi... rengarenk...
çok sevdikleri için bizleri, bizden hatıra aldılar; dişlerimiz, kollarımız, kulaklarımız. sıcacık uğurladılar bizleri, alev toplarıyla. dökülen derilerimizi anı niyetine aldılar.
hayata dönüş olsa da uğurlamanın adı, bazılarımızı daha çok sevdikleri için gitmelerini istemediler. el mecbur canlarını aldılar. bizleri çok sevdikleri için.

yürekte yara, kulaklarda çığlık, gözlerde battaniyeye sarınmış genç bir kız görüntüsüdür hayata dönüş operasyonu.*(Alıntı)

yazmadan yapamayacağım;sevgili insan,arkadaşım(mahalle) Yazgülü (Güder Öztürk)seni çok özlediğimi belirtmek istiyorum.

KomünistAlevi
19.12.2006, 12:10
Bu nasıl bir acıdır Allah'ım?

Öyle bir Faşist Devlet yapısı karşımıza çıkmıştı ki Gencecik kızların,hanımların,delikanlıların üstüne çeşit çeşit bombalar atılıyordu..Yüzleri elleri,kolları yanmaktan cesetleri tanınmayacak bir durumdaydı!

Yaralı olarak ele geçirilenlerimiz ise insanlık onuruna yakışmayacak Faşistce,zalimce,şerefsizce muameleye tutluyordu..Ellerinden kollarından tutulup yerlerde sürüklenerek sözde kurtarılmaya götürülüyorlardı...Faşizmin sapıklığıda yerinde durmuyordu ey Hak ey Allahım!...Yaralı olarak kurtulan kadın tutsaklarımızın üstünde cinsel tacizde ,şiddette bile bulunabiliyorlardı...

Hayata dönüş derken insanları hayattan ölüme döndürüyorlardı...Kan,acı,işkence, katliamdan sonrada devam etti...

Kafaları beyincikleri Faşist kolluk güçleri tarafından parçalanıp yerlerde sürükleniyordu...Kadınlarımıza cop ile tecavüzde bulunuluyordu...Ve daha bir sürü pislik ve daha bir sürü acı ,gözyaşı,kan ,katliam...

Faşizm kanlı yüzünü birkez daha göstermişti...
Faşist Devlet yapısı yoldaşlarımıza,canlarımıza yapılan bu katliamı bize unutturamaz.

Kahrolsun Faşizm!
Yaşasın Devrimciler!

Saygılarımla...

sunam
19.12.2006, 12:53
19 aralık cezaevi katliamini kınıyorum . nasıl unutur insan yanan devrimci kadınların görüntüsü televizyon başında yapılan katliamı çaerisizce izlemek. dozerlerle duvarları yıkılarajk girilen cezaevi duvarları ve onların arkasında direnen devrimci tutsaklar.lanet olsun bu düzene ve ve bu katliamı yapan herkese .

sunam
19.12.2006, 12:57
Her yer yanıyordu. Artık gidecek yer kalmamış, küçücük bir yemekhaneye sıkışmıştı iki yüzden fazla insan. Direnişçiler alt katta daha güvenli bir yerdeydiler. Sürekli anonslar yapılıyordu megafonlardan. Üst üsteydiler orada. Duvarlara dokunulamıyordu. Her taraftan yakılıyorlardı. Tavanlardan açılan deliklerden gaz bombaları atılıyordu. Bir anons duyuldu o sıra “hiç biriniz sağ çıkamayacaksınız buradan. Hepiniz yanacaksınız. İki yüz tane kefen hazırladık, burada bekliyor” dedi o metal ses. Hiç düşünmeden anında cevap verdi içerden biri “biz burada üç yüz kişiyiz. İki yüz az gelir, yüz kefen daha hazırlayın”. Kesilmişti megafondaki ses.
Bombaların peşinden farklı bir duman veriyorlardı deliklerden. Peşinden çoğu baygınlık geçiriyor ve çırpınmaya başlıyordu istem dışı. Ağzından köpük çıkanlar, kusanlar, sayıklayanlar. Tam bir cehennem yeri gibiydi. “Suu, suuu” diye sayıklıyordu herkes. Ama su yoktu. Bulundukları yerden çıkmak imkansızdı. Yanlarına aldıkları bir kaç serum suyu vardı ama bunlarda yaralılara gerekiyordu. Bir uçtan diğer uçta ki yaralılara uzatıyorlardı elden ele serumu. Yanıyor, susuzluktan ölüyorlardı ama serumu öylece ellerinden uzatıyorlardı diğerlerine. Biri de uzanıp içmeye çalışmadı onu. Önce yaralılardı önemli olan ve ağırları vardı aralarında.
Saatlerce öylece o ateşlerin ortasında beklediler. Hiçbiri oradan sağ çıkacağını düşünmüyordu. Birden bir ses duyulmaya başladı “Yoldaşlar sizleri seviyoruuuzz”. Alt katta ki direnişçilere sesleniyorlardı. Ardından tek tek isimleri sayarak hep birlikte bağırmaya başladılar; “Veli Güneeşş... Sizi seviyoruuzz”, “Ali Rıza Demiiirr... Sizi seviyoruuuzz”... Böyle devam ediyorlardı. Karşılık verdi direnişçilerde onlara “Bizlerde sizi çok seviyoruuuzz”...

puduhepa
19.12.2006, 15:07
18 aralık 2000
akşamüstü...
hayata dönüş operasyonundan bir gün önce...
sanatçıların ölüm orucundaki direnişçilerle görüşme
istekleri kabul edildi.
sanatçılar, yetkili ağızlardan söz aldılar.
sabah, erken saatlerde koğuşlara girebileceklerdi.

unutuşun kitlediği ağızlar
geleceğe yalan söylediler.

nicedir
uyuyordu sanat
uçuşan sözcüklerle
bulanık resimler arasında
silinmişti insan yüzü

şiirler konuşmuyordu
kapandı şair
yoksunluğun karanlık mağarasına
söz erteledi gücünü

sanatçı
kırılmış bir dal
yitik bir düş
kuşatılmış zakkum çiçeği

unuttu
düşlerin efendisi
ağzının mühürlendiğini
unuttu konuşamadığını

seslendi
boğulmuş mırıltılarla
ölmek
bir daha uyanmamak değildir
yitirmektir günbatımını

Berrin TAŞ

tuncerbio
19.12.2006, 17:47
ONLARIN BEDENİNİ TESLİM ALABİLİRSİNİZ AMA
DÜŞÜNCELERİNİ ASLA!

DEVRİMCİ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR
KAHROLSUN FAŞİZM!

azel24
19.12.2006, 18:10
böylesi acı katliamlar sebep olanlar ve onların yandaşları tarafından unutulmaya yüz tutmuş olabilir ama bizlerin yüreğinde asla kapanmayacak ve her daim taze kalacak bir yaradır bizler unutmadık unutmayacağız unutmak isteyen zaat-ı muhteremlere de unutturmayacağız

böyle biline...

Bakır
19.12.2006, 18:26
devrimci tutsakları kurtarabilmek için artık pratikde birşeylerin yapılmasının zamanı gelmedimi?

güneşe yüksellerin elbetteki matemini tutucağız.ya şu an içeride olanlar ne olacak?onları kurtarabilmek için somut adımların atılması gerekiyor.

matem tutmaya zaman yok! devrimci tutsaklar için SEFERBER OL!

hasret_eylul
19.12.2006, 19:58
devrimci iradeyi teslim almak mı? bu mümkünmüdür?
kazanan direniş olacaktır...
19 aralıkta katledilen tutsakların ve hala ölüm orucunda bulunan tüm güzel insanlarımızı burdan saygıyla anmak istiyorum...

Serkan_Devrim
19.12.2006, 20:09
dönemin başbakanı sayın Ecevit,
bu devletin eli kanlı operasyonuna hayata dönüş operasyonu adını verdi!!! ve onlar gerçektende direnişçileri öldürdüklerinde binlercesini hayata döndürdüklerini anlayamadılar. bir ölür bin doğarız biz.

eli kanlı hükümetin bu operasyona verdiği bir diğer isimde şefkat operasyonu idi!!! kanlı ellerini şefkatle boğazlarımıza doladılar ve bizi boğdular.

Allah rahmet eylemesin sayın Ecevit. Allah rahmet eylemesin.

ZülfüKakul
19.12.2006, 20:15
19 Aralık Katliamı Protestoları Kadıköy'de yapılan eylemin görüntüleri için Serbest Kürsüde Hayattan Kareler konusuna bakabilirsiniz..

Partizan62
19.12.2006, 22:35
19 Aralik ve Ölüm Orucu direnisiyle ilgili bir video calismasi.


www.youtube.com/watch?v=UHsKMYleWf8&feature=PlayList&p=DB242FCD2E1D9A98&index=13

burdanda videoyu indirebilirsiniz

http://istanbul.indymedia.org/news/2006/12/161778.php

sunam
19.12.2006, 22:48
Murat Ördekçi onu bestten tanıyorum şimdi yakından tanıdıgım biri için yazı yazmak çok zor geliyor .slogan atmak yada sivri sözler yazmak onları bize geri getirmiyecek.saygıyla anıyorum hepinizi.
Bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!

Partizan62
19.12.2006, 22:58
Her seyden önce 19 Aralik bir katliam ve direnisin tarihidir. Bu ülke tarihin en büyük hapishane katliami ve direnisi tarihe kan, ates ve ölümle yazilmistir.
19-22 Aralik 2000 tarihinde 20 hapishaneye ayni anda yapilan katliamci saldirilarda 28 devrimci katledildi. Yüzlercesi agir yaralandi. 19 Aralik Fasist diktatörlügün devrimci harekete karsi baslattigi bir topeykün savasti. 19 Aralik katliaminin bir yüzü vahset ise diger yüzü devrimci direnis ve onurdur. F tipi tecrit terörün bir yüzü ölüm ve zulüm ise diger yüzü teslim olmamaktir, feda bilinciyle direnmektir.
Bu hakli ve onurlu direnisi bir kez daha selamlarken gerceklestirdigimiz anma etkinligine tüm Komünist, devrimci, ilerici ve yurtseverleri davet ediyoruz.




23. 12. 2006 Saat 17.00
Berlin Enternasyonal Dostluk ve Dayanisma Dernegi
Silbersteinstr. 96 12051 Berlin


Düzenleyenler: Berlin DEVRIMCI DEMOKRASI - ATILIM - KIZIL BAYRAK - PROLETER DEVRIMCI DURUS

bolşevik_partizan
19.12.2006, 23:00
Bu bir vahşettir. Yakılan-yıkılan sadece zindan duvarları değildi, insanlık onuruydu! Bu vahşeti konu alan otopsi görüntülerini izledim. Daha doğrusu izlemeye çalıştım. Psikolojim tamamını izlemeyi kaldıramadı. Tam bir vahşet. Kömüre dönüşmüş canlar, kurşunlanmış ve işkence edilmiş bedenler...
Bu zülüm bana nazi kamplarını hatırlattı.

Ebu Garip zindanlarındaki işkenceyi, tecavüzü protesto edip, F tiplerini protesto etmeyenler kendilerini kandırıyorlar.

Dünyanın öbür ucundaki tecriti görüp, ABD'nin Guantanamo üssü kapatılsın deyip, F tiplerinin kapatılması için kılını kıpırdatmayanlar samimi değildir.

Nazi kamplarındaki vahşeti kınayıp, 19-22 Aralık katliamını kınamayan bir kişi esasen kendi onuru olan insanlık onurunu çiğnemektedir.

19-22 Aralık katliamını nefretle kınıyorum.

Emo84
19.12.2006, 23:00
:( katliamlar hic durmaz... bise hep baski yapiyorlar ! canlarimiz yaniyor

Servan
19.12.2006, 23:09
19 aralık olaylarıyla nasıl bir ülkede nasıl bir tavırla karsı karsıya olduğumuzu gördük canlar.

aytans
19.12.2006, 23:24
Canlar 43 yaşımdayım bu yaşıma kadar ne katliamlar gördüm maraş katliamını bile gördüm bu mücadele devam ettikçe katliamlar olacaktır.Önemli olan mücadeleye devam etmektir.Seksen öncesini gören birisi olarak yılmayacağız.

puduhepa
20.12.2006, 09:25
“ağla yoldaş ağla
hüzünlüdür bütün ayrılıklar bilirsin
bütün ayrılıklarda
hüzün akar yüreklerden damla damla
başını omzuma yasla
ağla yoldaş ağla
ağla ağlayabildiğin kadar
gözyaşım, gözyaşlarına karışsın
sarıl yoldaş sarıl doyasıya
doysun yüreğim doyabildiği kadar
kanasın...
bırak kanasın yüreğim ne çıkar
bilirsin hüzünlüdür bütün ayrılıklar
zoruna gitmesin yaşamak
yükün ağır,
hayata layık olmaktır şimdi
omuzlarımızdaki.
güle güle yoldaş, güle güle
yalnız...
yavaş git biraz,
doysun gözlerim sana “


*-havlun nerde?
-bilmiyorum ki düşmüş, bulamıyorum.
-al benim havlumun bir ucunu da sen kapat ağzına.
yine birlikteydiler.yaşamda ve ölümde.yaşamı ve ölümü, ciğerlere doldurulacak temiz bir nefesi bile paylaşmanın hazzıydı yaşadıkları.birazdan öleceklerdi. bunu biliyorlardı.

-göğsüme başını yasla, nefes alabiliyor musun?
-zor..
-bak beni bırakıp gitme hemen.Özleeem duydun mu?yok öyle erken gitmek!
-camları kıralım!içeri hava girsin!*

MeRaLiNa
20.12.2006, 12:13
bir zamanlarin kitlerini arkasindan kosturan Karaoglanin ona güvenenlere yillar sonra böyle acimazsizca ihanet etmesi Insanlarin ne kadar riyakar olabileceklerin somut örneklerinden biri olsa gerek... "Rahsan" affiyla olmadik herkesi özgürlüge kavusturan ve hala bu af'tan yararlananlarin insanlarin canini yaktigi bir ülkede davasi icin her seyi göze almis onurlu Insanlara yaptigi bu katliam 80li yillarda Köydeki evimizde posterlerinin oldugu Ecevitin gercek yüzünü ortaya koydu... Fettocularla iliskileri ve son zamanlarda osmanli icn yaptigi aciklamalarida unutmamak gerek

Irak'ta Ebu Garip'te Kübadaki Amerikan Hapsihanesinde yapilan insanlik disi iskenceleri görünce fasistler nedense ABD'ye kan kusuyor... oysaki ayni insanlik disi katliamlari Türk Hapishanelerinde ABD isbirlikcileri olan kendileride yapiyor... hangi guruh kisicikler grubu fasistler kadar iyi yüzlü ve sahtekar olabilir

b.alina
20.12.2006, 12:34
bir zamanlarin kitlerini arkasindan kosturan Karaoglanin ona güvenenlere yillar sonra böyle acimazsizca ihanet etmesi Insanlarin ne kadar riyakar olabileceklerin somut örneklerinden biri olsa gerek... "Rahsan" affiyla olmadik herkesi özgürlüge kavusturan ve hala bu af'tan yararlananlarin insanlarin canini yaktigi bir ülkede davasi icin her seyi göze almis onurlu Insanlara yaptigi bu katliam 80li yillarda Köydeki evimizde posterlerinin oldugu Ecevitin gercek yüzünü ortaya koydu... Fettocularla iliskileri ve son zamanlarda osmanli icn yaptigi aciklamalarida unutmamak gerek

Irak'ta Ebu Garip'te Kübadaki Amerikan Hapsihanesinde yapilan insanlik disi iskenceleri görünce fasistler nedense ABD'ye kan kusuyor... oysaki ayni insanlik disi katliamlari Türk Hapishanelerinde ABD isbirlikcileri olan kendileride yapiyor... hangi guruh kisicikler grubu fasistler kadar iyi yüzlü ve sahtekar olabilir

sevgili meralina
dönemin adalet bakanının bir roportajını eklemiştim.Hikmet Sami Türk operasyonu soğukkanlılıkla anlatırken onun ağzından çıkan cümlelerle pişman olmadığını görüyoruz.

Dönemin siyasi otiretesi gereksiz aflar çıkartarak toplumun sosyal yapısını bozmaya çalışanları toplumun ırzına namusuna ve malına tecavüz edenleri kolay affederek kendine göre suç saydığı bizimse onurlu mücadelemizin birer neferi olarak gördüümüz düşünce suçlularını hayata dönüş opresyonu ile birkere daha cezalandırmıştır.

Devlet yapı itabiri ile toplum için olması gerekirken nedense TR de toplumun devlet için var olduğunu görüyoruz

azeyy
20.12.2006, 13:10
YILDIRIM TÜRKER
Hayatımızın ortasına kurulmuş vahşet yatağı. Devlet zulmünün son mimari zaferi. Artık hiç yokmuş gibi unutmak istediğimiz, nerede konusu açılsa kulaklarımızı kapatıp sertçe başımızı çevirdiğimiz F tipi hücreler. İçinde usulca ölüme kayanların o korkunç tabutluklarda nasıl yaşandığını merak eden insan kalmadı mı? içerdekilerle birlikte dışarıdakilerin de ustaca tecrit edilmiş olduğunu gösteriyor olabilir mi bu ölümüne kayıtsızlık?http://birgun.net/bolum-57

Çok nadiren kopyalarım yazıları..Buda onlardan biri..Tecrit ve tecritin çığlıkları..Okumanızı çok istediğim bir yazı dizisi var..Sevgili Behiç Aşçı ile ilgili yazılarda var..Hani bazen kendimizden sıyrılıp öfkemize bilenip parçalamak isteriz ya adaletsizliği onursuzluğu we hani hep erteleriz ya daha fazla ertelenmesin...Bu hayasız lanetlenmiş suskunluk bitsin artık..

MeRaLiNa
20.12.2006, 14:05
sevgili meralina
dönemin adalet bakanının bir roportajını eklemiştim.Hikmet Sami Türk operasyonu soğukkanlılıkla anlatırken onun ağzından çıkan cümlelerle pişman olmadığını görüyoruz.

Dönemin siyasi otiretesi gereksiz aflar çıkartarak toplumun sosyal yapısını bozmaya çalışanları toplumun ırzına namusuna ve malına tecavüz edenleri kolay affederek kendine göre suç saydığı bizimse onurlu mücadelemizin birer neferi olarak gördüümüz düşünce suçlularını hayata dönüş opresyonu ile birkere daha cezalandırmıştır.

Devlet yapı itabiri ile toplum için olması gerekirken nedense TR de toplumun devlet için var olduğunu görüyoruz


TR özelikle 80li yillardan sonra halkin beynini din ve milli duygularini istismar edip uyutuyor… saten isbirlikcileri olanlarin halki sömürenlerin istegide koyun sürüsü gibi olan nereye cekersen oraya giden bir halk olsa gerek

onlar özgür olmanin yolunu ancak ayasofyanin cami olmasinda görebilecek kadar at gözlüklü, amerikadan "kendi ülkesininden cok amerikanin cikarlarini düsünen adam" diye nisan almis özali hasretle anip sonrada kahrolsun abd israil diye tepinenlerin icinde dogru söyleyenler dokuz köyden kovuluyor, Aziz Nesinin'de dedigi gibi bu ülkenin yüzde 60'si..............

spartacus
20.12.2006, 22:23
Silahsız, savunmasız tutsakların üzerine bir muharebeye gider gibi acımasızca gitmek faşizmin en bariz örneğidir. Üzücü olan Türkiye halkı bu katliamı bir savaş filmi gibi izler gibi tv.lerinde canlı seyrettiler.
19 Aralık katliamını kınarken, direnen, sakat kalan ve düşen tüm tutsakları selamlıyorum.

Ama halkımıza ince bir sitemin olacak. Sözü Nihat Behram'a bırakıyorum:

HAYKIR ACINI EY HALK!

Haykır acını ey halk, başeğme haykır!
Bir yol kavşağındasın ve ancakyaraların haykırışlarla onarılır
bir yol kavşağındasın ve senin değişmen için çırpınıyor kaderin.
Kuşan anlında biriken o kara teri,sırtında şakırdayan o kırbacı
kopar soluk al,ışıldat o mazlum yüreğini ; bak korlaştı
acıların ,kozalandı ey halk, parçala şu nankör
suskunluğunu baş kaldır artık


Sevginin ve öfkenin uğultusunu bağrına vura vura taşırken
sana karşılık gözetmiyor o gencecik insanlar;
ne barbarın tehdidi
ne dişleri kıran elektrik
dalga dalga yayılan o rüzgarı durdurabilir
Bu direniş senin için ey halk;
bu çığlık, senin kollarınla yıkılsın şu köhne dünya ve çoşkuyla
yeniden kurulsun diye çınlatıyor hayatı


Bir yol kavşağındasın,fakat mutlaka değişecek kaderin.
Bunu bekliyor ıslak çukurlarda üşüyen şu yoksul çoçuk, bunu
bekliyor göz evleri kurutulmuş analar, bunu bekliyor
zincirin oyduğu bilek, bunu bekliyor açlık,kuraklık,ılık ılık
akan kan;
Bunun için en genç yerimizi ölümle tanıştırdık


Kuşan kendini artık, birazda gövdeni yüreğinle kırbaçla;
Ey halk, haykır acını bu kara dumanı dağıt

KızılBant
21.12.2006, 18:00
ŞEHİTLERİMİZ

Yazgülü Güder Öztürk

Ölüm orucu ekibi direnişçisiydi. Bayrampaşa hapishanesi bayanlar koğuşunda diri diri yakıldığında açlığın 55. günündeydi. 15 Ocak 1972 Dersim doğumludur. Ağabeyi Mazlum Güder, 1983'te Elazığ hapishanesinde katledildi. 1988'de örgütlü mücadeleye katıldı. 1990'da Adana Mücadele Gazetesi bürosunda çalıştı. 91'de ilk tutsaklığını yaşadı. Tahliyesinin ardından faaliyetlerini Antep'de sürdürdü. 1994'te eşi ve yoldaşı Ahmet Öztürk, polis tarafından katledildi. İstanbul'da demokratik alanda faaliyet yürütürken 96'da tutuklandı.

Fırat Tavuk
19 Aralık'ta hapishanelere saldırı başladığında Bayrampaşa'da bedenini ilk ateşleyen Fırat Tavuk oldu. Katliamcılar, Fırat'ın tutuşan bedenine kurşun yağdırarak katlettiler onu. Ölüm orucu 1. ekip direnişçisiydi. 1971 Manisa doğumluydu. Örgütlü mücadeleye '94'te başladı. Değişik alanlarda faaliyetlerini sürdürürken '95'de tutsak düşmüştü.

Ali Ateş Bayrampaşa
1. Ölüm orucu ekibi direnişçisiydi. 10 Şubat 1970'te Adana'da doğdu. 1989'da Hacettepe Üniversitesi'ne girdi, devrimci yaşamına da burada başladı. Okulu bırakmak zorunda kalsa da 1995 yılına kadar Ankara gençlik örgütlenmesinde yer aldı. Bu tarihten sonra İstanbul'da devrimci faaliyetini sürdürdü. 1996 yılında tutsak düştü. "Zaferimiz için ne gerekiyorsa onu yapmak istiyorum" sözleriyle ölüm orucuna gönüllü oldu.

Aşur Korkmaz Bayrampaşa
Ölüm orucu 1. ekip direnişçiydi. Aslen Sivaslı olan Aşur Korkmaz, 1972 İstanbul doğumludur. '90 yılında örgütlü ilişkiler içine girdi. İlk tutsaklığını 1991 yılında 1 Mayıs gösterisinde yaşadı. Liseli gençlik mücadelesi içerisinde yer alan Aşur, Gazi katliamına Nurtepe'den tepkileri örgütleyenlerdendi. 1994 Nisanda gözaltına alındı ve tutuklandı.

Özlem Ercan Bayrampaşa
1977, Dersim doğumluydu. İstanbul'da üniversitede okuduğu yıllarda devrimcilerle tanıştı. Gençliğin demokratik örgütlenmesi içinde TÖDEF'li olarak çalışma yürüttü. Tutsak düştü. Tutsaklığında ‘96 ölüm orucunu yaşadı. Katliam günü, ölüm oruçcuları alev silahı ile yakılmaya çalışıldığında Özlem, bir ölüm orucu direnişçisini kurtarmak için kendini alevlerin önüne siper ettiği sırada alev silahıyla yakılarak katledildi.

Şefinur Tezgel Bayrampaşa
1971, Malatya-Kürecik doğumluydu. Çocukluğu devrimcilerle birlikte geçti. '92 yılında devrimci hareket ile tanışarak örgütlü yaşama başladı. Bu yıl içinde tutsak düştü. 18 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye oldu. ‘96 Şubat’ında tekrar tutuklandı. Mahalli alan başta olmak üzere çeşitli alanlarda çalıştı. Katillerin karşısında ölüme meydan okuyarak, yoldaşlarına siper olarak ölümsüzleşti.

Nilüfer Alcan Bayrampaşa
1964 yılında Bolu-Göynük'de doğdu. Ağabeyinin 12 Eylül dönemindeki tutsaklığı nedeniyle hapishaneleri, devrimcileri tanıdı. İstanbul'da Fen Fakültesi biyoloji bölümünü bitirdikten sonra 1987'den itibaren mücadele içinde yer aldı. Bir çok kez gözaltılar yaşadı. 95 yılındaki tutsaklığında uzun yıllar sürecek hapishaneler süreci başlamış oldu. 19 Aralık'ta diri diri yakılan 6 kadın tutsaktan biri olarak ölümsüzleşti.

Gülser Tuzcu Bayrampaşa
1966 yılında Kastamonu'da doğdu. Devrimci bir çevredendi. Örgütlü ilişkilere geçene kadar yüreği hep devrimcilerle birlikte oldu. 1992 yılında devrimci hareketle tanışarak örgütlü yaşama adımını attı. Mahalli alanda değişik bölgelerde sorumluluklar aldı. 1995 yılında tutsak düştü. 96'da ölüm orucu direnişçisi olmak için ısrarlı oldu. Aynı inanç ve coşkuyla sonraki direnişlerde de yer aldı.

Seyhan Doğan Bayrampaşa
1973 yılında Samsun-Havza'da yoksul bir ailenin kızı olarak doğdu. Okul nedeniyle geldiği İstanbul'da devrimciliği kavradı ve 91'de örgütlü yaşama ilk adımlarını attı. Sakarya Üniversitesinde Dev-Genç içinde, gençliğin akademik, demokratik mücadelesinin örgütlenmesine çalıştı. Gençlik dışında da çeşitli alanlarda çalışmalar yaptı. 1995 yılında tutsak düştü. Tutsaklık yıllarında Buca, Ümraniye, Ulucanlar katliamlarını yaşadı. ‘96 Ölüm orucunu gördü. 2000 ölüm orucu gönüllülerindendi o da.

Mustafa Yılmaz Bayrampaşa
1968 Ordu-Fatsa Ilıca Uzundere köyünde doğdu. Ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındıktan sonra Küçükarmutlu'da gecekondu direnişleri içinde yer aldı. Gecekondu halkının örgütlenmesine çalıştı. 91 yılından itibaren örgütlü olarak mahalli alanda görevler aldı. Tutsak düştü. Katliam saldırısında kahramanca direnirken şehit düştü.

Cengiz Çalıkoparan Bayrampaşa
2 Eylül 1968'de İstanbul'da doğdu. Yaşamı yoksulluk içinde geçti. 1991 yılında devrimcilerle tanıştı. İşportacılık yapıyordu. Emekçilerin örgütlenmesinde yer aldı. 1994 yılında tutsak düştü. 1996 yılında 4 devrimcinin şehit düştüğü Ümraniye katliamından ağır yaralı olarak kurtuldu. Bayrampaşa'ya sevk edildi. Ve 19 Aralık'ta orada şehit düştü.

Murat Ördekçi Bayrampaşa
1972 Adıyaman-Besni doğumluydu. İstanbul'da Lise sonrası bir elektirik atölyesinde işçi olarak çalışırken, devrimcilerle bağ kurdu. Boğaziçi Ekin Sanat Derneği'nin (BESD) faaliyetlerine katıldı. Daha sonra mücadelesini Leninist Gerilla Birliği üyesi olarak sürdürdü. 1994'te tutsak düştü; TKEP/L davasından yargılanıyordu.

Ahmet İbili Ümraniye
Ölüm Orucu 1. Ekibindeydi. 1968, Mersin-Silifke ilçesi, Çaltıbozkır köyü doğumludur. Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde okuduğu yıllarda devrimci düşüncelerle tanıştı. Okulu ve askerliği bittikten sonra Mersin ve çevresinde devrimci çalışmalar içinde yer aldı. ‘93 yılında tutuklandıktan sonra bir kaç tez tahliye-tutsaklık yaşadı, çeşitli illegal görevler üstlendi. Son olarak İstanbul mahalli alanda görev yaparken ‘97 1 Mayıs çalışmalarında tutuklandı.

Alp Ata Akçayöz Ümraniye
1971 yılında Kars'ın Merkez Çakmak Köyünde doğdu. İstanbul'da esnaflık yapan Alp Ata, evli ve 5 yaşında bir çocuğu vardı. 1999'da gözaltına alınarak tutuklandı. 2000 Nisanında tahliye olduktan kısa bir süre sonra "İşyerinde DHKP-C'ye ait silah ve patlayıcı madde bulunduğu" iddiasıyla yeniden tutuklandı. Katliam operasyonunda Ümraniye'deki direnişin bittiği gün tutsaklar en son direndikleri koğuştan çıkarken kurşunlanarak katledildi.

Ercan Polat Ümraniye
1974, Tunceli Mazgirt Ataçınar köyü doğumludur. Küçük yaşlardan itibaren konfeksiyon atölyelerinde çalıştı. Çocukluğundan varolan devrimcilere sempatisi, askerliğini yaptıktan sonra '95 yılında devrimci hareketle örgütlü bağa dönüştü. '96 yılında tutsak düştü. Hapishane direnişlerinde yer aldı. 2000 ölüm orucunda gönüllüydü.

Umut Gedik Ümraniye
30 Mart 1977 Trabzon doğumludur. Küçük yaşta ailesiyle İstanbul'a taşındı. Devrimci düşüncelere Büyükçekmece Lisesi'ndeyken sempati duymaya başladı. İlk gözaltısını 17 Nisan anmasında yaşadı. Kadıköy'de liselilerin örgütlenmesinde sorumluluk aldı. 95'den sonra SPB'lerde ekip sorumlusu oldu. Ümraniye'de Umut ile birlikte şehit düşen Ercan Polat da bu ekibin içerisinde savaşçıydı. 1996 Mayısında tutsak düştü.

KızılBant
21.12.2006, 18:01
Rıza Poyraz Ümraniye
16 Temmuz 1971'de Sıvas-Kangal-Dağönü köyünde doğdu. Göç rüzgarı, onu 1981'de Gazi mahallesine kadar getirdi. Oligarşinin ordusunda askere gidene kadar, konfeksiyon, avizecilik gibi çeşitli işlerde çalıştı. Askerden geldikten sonra da devrimci hareketin sempatizanı olarak mücadele içinde yer aldı. Tutsak düştü.

Fidan Kalşen Çanakkale
Ölüm Orucu 1. Ekibinde yer alan direnişçilerdendi. Zulmü durdurmak için bedenini ilk tutuşturanlardan oldu. 1 Ocak 1964'de Tunceli-Buğulu köyünde doğdu. 1989'da DEMKAD'lılarla tanışmasıyla devrimci mücadeleye adım attı. Hemşireydi. Sağlık emekçilerinin örgütlenmesi için çalıştı. ‘95 yılında Tunceli'de şehit düşen gerillaların cenazesini almak için gittiğinde tutuklandı.

İlker Babacan Çanakkale
Ölüm orucu 3. ekibi direnişçisiydi. 1978'de İstanbul'da doğdu. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak ilkokulu bitirdikten sonra çalışmaya başladı. Devrimcilerle tanıştıktan sonra bir çok alanda sorumluluklar aldı, faaliyet yürüttü. 96 yılında tutsak düştü.

Fahri Sarı Çanakkale
1990'ların başlarında katıldı. 1991'de iradi-örgütlü faaliyetler içinde yer aldı. 1993'te tutsak düştü. 19 Aralık saldırısında katledildi.

Sultan Sarı Çanakkale
Genç yaşında Adana'da katıldı. Çukurova bölgesinde şehir faaliyetlerinde yer aldı. 1993'te tutsak düştü. Hapishanede de çeşitli sorumluluklar üstlendi. 19 Aralık saldırısında katledildi.

Murat Özdemir Bursa
1. ölüm orucu ekibi içerisinde yeralan direnişçilerdendi. 1961 İstanbul Kumburgaz doğumludur. Basın Yayın Yüksek Okulunu bitirdi. Devrimcilik yaşamı üniversite yıllarında başladı. Burjuva basında çeşitli gazetelerde çalıştıktan sonra Mücadele gazetesinde çalışmaya başladı. 92 yılında kısa süreli tutsaklık yaşadı. Tahliyesi sonrasında İzmir'de çeşitli görevler üstlendi. 93 yılında tekrar tutsak düştü. Bursa hapishanesinde saldırıyı bedenini tutuşturarak karşılayan bir savaşçı olarak ölümsüzleşti.

Ali İhsan Özkan Bursa
Ölüm orucu 1. ekip direnişçisiydi. 1974 Çorum-Alaca doğumluydu. TKP(ML) davasından Ankara'da tutsak düştü. Mahkemenin verdiği hüküm sonrası Bursa'ya geldi. 19 Aralık'ta direnişçi tutsakların "saldırı olursa kendimizi yakarız" kararını hayata geçirip bedenini tutuşturarak zulmün karşısında barikat oldu.

İrfan Ortakçı Çankırı
Ölüm orucu 1. ekip direnişçisiydi. 1 Ocak 1971'de Çorum, Alaca, Kalınkaya köyünde doğdu. Çorum İmam Hatip Lisesi'ni bitirdi. 91'de devrimcilerle tanıştı. Ankara'da demokratik mücadele içinde yeraldı. ‘93 yılında tutsak düştü. Ölüm orucunun 61. günündeyken katliamcıların saldırısında ağır yaralandı; kaldırıldığı hastanede 62. günde şehit düştü.

Hasan Güngörmez Çankırı
28 Ağustos 1964'de Konya Cihanbeyli Gölyazı köyünde doğdu. 1987'de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’ne girdi. Devrimci mücadeleyle tanışması da burada oldu. '87 yılından itibaren TKP/ML içinde örgütlü mücadeleye başladı. Tutsaklıklar yaşadı. 1992'de Devrimci Sol'cu oldu. 1992 Eylül’ünde tutsak düştü. 19 Aralık saldırısında bedenini tutuşturarak zulme karşı barikat olanlardan biri de oydu.

Yasemin Cancı Uşak
22 Ekim 1967'de İstanbul'da doğdu. 1989'da Devrimci Solcularla tanışarak örgütlülüğe katıldı. Kadıköy Kültür Araştırma Derneği'nin kuruluşunda yer aldı. Kadıköy mahalli alan örgütlenmesi içinde sorumluluklar üstlendi. Daha sonra gerilla olmak için eğitim gördü. 1992'de ilk Ege Kır Gerilla Birliği'nde yer aldı. Ege dağlarına çıkan ilk kadın gerilla oldu. Eylül 1992'de tutsak düştü. 19 Aralık saldırısında yoldaşı Berrin bile birlikte yoldaşlarını kurtarmak, operasyonu durdurmak için bedenini tutuşturarak şehit düştü.

Berrin Bıçkılar Uşak
Ölüm orucu 1. ekibi direnişçisiydi. 1978 yılında İzmir'de doğdu. 1994'te devrimci mücadeleye katıldı. Liseli gençliğin demokratik mücadelesini örgütlemek için çalıştı. 1994 yılında tutsak düştü. Buca direnişini yaşadı. Daha sonra Uşak Hapishanesi'ne sevk oldu. 1996 yılında da ölüm orucuna gönüllü olan Berrin bu isteğine 2000 ölüm orucunda ulaştı.

Halil Önder Ceyhan
Ölüm orucu 1. ekibi direnişçisiydi. 1970, Osmaniye-Düziçi doğumludur. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesini kazandıktan sonra Dev-Gençlilerle tanışarak örgütlü ilişkiler içinde yer aldı. Ankara ve İstanbul Dev-Genç saflarında mücadele etti. 1992'de tutsak düştü. F tiplerine karşı ölüm orucundayken 19 Aralık katliam saldırısında bedenini tutuşturarak zulmün önüne dikildi."

bolşevik_partizan
22.12.2006, 16:16
BİZ KULAKLARIMIZLA DUYDUĞUMUZU, YÜREĞİMİZİN SESİNE DÖNÜŞTÜREMEZSEK; KULAKLARINI KAPATANLARA SES GİTMEYECEKTİR!

TECRİTE KARŞI UMUDUMUZ; YÜREĞİMİZİN SESİNDE VE BİRLEŞEN SESLERİMİZDEDİR!


19 Aralık 2000 öncesi; hiçkimse, günlerce gazbombaları altında kalan devrimci tutsakların, yara-bere içinde çıkarak; yüzlerce gün, mektup-görüş-insan yasakları altında direnebileceğine ihtimal vermiyordu. Hiçkimse, tek tek hücrelere atılıp, dışarıyla bağlantıları alabildiğine kesilen devrimci tutsakların; seslerini-ellerini birleştirebileceğine ihtimal vermiyordu.

İstenen de; bu güveni-bu inancı kırmaktı. İstenen; tüm muhalif kesimlere gözdağı vermekti. İstenen; insanı insanlığına yabancılaştıran tüm uygulamalara sessiz kalmasını sağlayacak, dehşet bir katliamın korkusunu yaymaktı. Olmadı! Başaramadılar! Zindan duvarları ardında tecrit edilen seslerin-ellerin-yüreklerin birlikteliği hala bize yankısını ulaştırıyor!

19 Aralık 2000 yılında, Türkiye’de; Diyarbakır’dan-Metris’e, Bursa’dan-Ulucanlar’a, Buca’dan-Ümraniye’ye uzanan katliamlar zincirine bir yenisi daha eklenerek, tüm ülke hapisanelerinde, ifadelendirmede kelimelerin kifayetsiz kaldığı vahşi-faşist bir saldırı gerçekleştirildi.

Genç yaştaki deneyimsiz tutsaklardan, kadınına-erkeğine; tüm hapishanelerde, tecritin tüm sınırlamalarına rağmen; ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİ başlatıldı. 122 şehit ve yüzlerce gazi direnişin birer yapıtaşı oldu. Direnişin taleplerine ulaşılamasa bile; YILMADAN-SİNMEDEN DİRENİLDİ-DİRENİŞ ÇEŞİTLİ BİÇİMLERDE DEVAM EDİYOR!

Direnişi kıramayan saldırganlar, bu sefer de; yeni yasalarla yığınla engel oluşturmaya başladılar. İçeride ve dışarıda çıkan tüm sesleri sindirebilmek için Terörle Mücadele Yasaları (TMY) ve Ceza İnfaz Kanunu (CİK) adı altında; insanın en doğal taleplerini dile getirmesini dahi suç sayan yasalar çıkardılar. SALDIRMAKLA KESEMEDİKLERİ HER SESİ, SALDIRILARLA SUSTURMAYA ÇALIŞTILAR!

Dayağından-mektup, görüş yasaklarına, sağlığından-savunma hakkına; her türlü yasal hakkı dahi gaspetmeyi meşru hale getirmeye çalıştılar. Ve tutsaklar; tüm bu saldırılara rağmen, hala direnmekteler. “Direnseler ne değişecek? Dışarıda birkaç kitle gösterisiyle ne olacak? 6 yıldır bu sorun var, çözüleceği de meçhul.” diyen bütün yıldırılmışlıklara yanıtımızdır:


SALDIRI VARSA, KORKU VARDIR! TÜM SALDIRILARA KARŞI HALA DİRENİLİYORSA, GEÇMİŞTEN-GELECEĞE TAŞINAN UMUT VARDIR!

BU SESİ DUYAMIYORSAK; SALDIRILARA KARŞI DİRENEN SESLERLE, SESİMİZİ BİRLEŞTİREMEYİŞİMİZDENDİR!

TARİHİN HER DÖNEMİNDE, TÜM SALDIRILARA YANIT VERECEK GÜÇ; İNSANLIK ONURUNU SAHİPLENMEKLE ELDE EDİLİR!

ONURUMUZU TESLİM ETMEYELİM, GÜCÜMÜZÜ PARÇALAMALARINA İZİN VERMEYELİM! TECRİDE KARŞI DİRENİŞİ, İNSANLIK ONURUMUZU KUŞANARAK YÜKSELTELİM!

Faşizmin 19 Aralık 2000 Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!

http://www.atik-online.net/themes/Sand_Journey/images/LogoLeft.gif

mürteza
27.12.2006, 11:15
merhaba thunderstorm,konuya alaka göstermen,yarına özlem duyman elbette ki gurur verici.
kişisel kanaatim olarak susturulmuş,sindirilmiş bir kitle olarak kaçımız bu direnişten haberdar. sana şiddetle bu haftaki "nokta" dergisini almanı öneririm.konuya yüzeysel de olsa eğinilmiş

başkabirdünya
23.08.2007, 15:25
YOLDAŞLARIM YANIYORDU ATEŞTE
ÖLÜM ORUÇUNDA ÖLÜM PEŞPEŞE

HÜCREM DEMİR
YÜREK DEMİR
CAN DEMİR

http://www.youtube.com/watch?v=uEw5Pkg_Zco

19 Aralık katliamını unutma, unutturma!


Dönemin Başbakan’ı rahmetli Ecevit, “cezaevlerinde devlet kontrolünün kalmadığı, cezaevlerinin örgüt yuvaları, yasadışı örgütlerin karargahları haline geldiği, taraftar olarak içeri girenin militan olarak çıktığı” vb. iddialar ileri sürerek, “bu sorunların esas olarak koğuş tipi cezaevlerinden kaynaklandığını, çözümün ise F tipi, yani hücre tipi cezaevlerinde olduğunu, F tiplerinin en kısa zamanda hayata geçirileceğini” açıklamıştı.
Devlet, dönem dönem gündeme getirdiği hücre tipi cezaevleri konusunda, devrimci tutsakların kararlı direnişi ve dışarıdan verilen destek sonucu geri adım atmak zorunda kalmış, F tipine geçişi ertelemek zorunda kalmıştı.
1996’da devrimci tutsaklar, zamanın Adalet Bakanı Mehmet Ağar’ın yayınladığı ve Eskişehir ‘tabutluğu’nun faaliyete geçirilmesini ve hücre tipi cezaevlerinin yaygınlaştırılmasını öngören ‘6 Mayıs Genelgesi’ne karşı, Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu direnişi başlatmış ve bu direnişin temel konusu olan Eskişehir ‘tabutluğu’nun kapatılmasıyla direniş sona erdirilmişti. 69. gününde sona eren ölüm orucunda 12 devrimci yaşamını yitirmiş, çok sayıda devrimci sakat kalmıştı.
Uzun süren planlı bir hazırlık sonucu, 19 Aralık 2000 tarihinde, devrimci tutsakların devletin hücre tipi cezaevleri saldırısına karşı yürüttükleri Ölüm Orucu ve Açlık Grevleri eylemine devlet güçleri ağır silahlarla ve gaz bombalarıyla yanıt verdi.
19 Aralık Salı sabahı bir dizi cezaevinde aynı anda başlatılan saldırı sonucu, 32 devrimci tutsak yaşamını yitirdi. Yüzlercesi yaralandı. Saldırıdan yaralı kurtulan yüzlerce devrimci tutsak F tipi zindanlara nakledildiler.
19 Aralık 2000’de devlet güçlerinin devrimci tutsaklara karşı giriştiği barbarca saldırı sonucu devletin yıllardır hazırladığı F tipi tecrit zindanlarına geçiş operasyonu gerçekleştirildi.
Devlet adına “Hayata Dönüş Operasyonu” adını verdiği saldırı operasyonuyla, bir yandan F tipine geçiş konusunda somut adım atarken, diğer yandan da F tipine karşı zindanlarda yürüyen açlık grevleri, ölüm oruçları eylemlerini kıracağını hesaplıyordu.
Operasyon öncesi, operasyonda çok önemli bir rolü –yoğun bir yalan ve dezenformasyon faaliyeti- üzerlenen medya üzerinden sürekli olarak bir temel düşünce pompalandı: “Aslında ölüm orucu, açlık grevi eylemi içinde bulunanların büyük çoğunluğu, kendi istekleriyle değil, örgüt baskısıyla, zorlanarak bu eylem içine girmişlerdi. Bunların örgüt baskısından kurtulmaları halinde direniş kendiliğinden dağılırdı” vb. vb.
Medyanın pompalamasına göre aslında örgüt baskısı altında oldukları için mücadeleye istemeyerek, zorla katıldıkları söylenen devrimci tutsaklar, üzerlerine bombalar yağdıran, kurşun sıkan, dişine tırnağına kadar silahlı saldırganlara karşı, çıplak bedenleriyle yiğitçe direndiler. “Eyleme istemeyerek katılma” balonu önce bu direnişle patladı.
Ardından diğer arkadaşlarından soyutlanan, her biri tek başına bırakılan, her biri direniş içinde yaralanmış, 32 yoldaşını direniş içinde yitirmiş, önemli bir bölümü ölüm orucunda ölüm sınırına dayanmış vücutça iyice zayıflamış devrimci tutsaklar, F tipi cezaevlerinde devlet güçleri karşısında tek başlarına tecrit edilmiş, dış dünyayla ve 19 Aralık’a kadar koğuşlarda birlikte kaldıkları arkadaşlarıyla ilişkileri kesilmiş bir ortamda da, açlık grevi ve ölüm orucu eylemini sürdürdüklerini ve sürdüreceklerini egemen sınıfların zindan şeflerinin yüzlerine haykırdılar. Egemen sınıfların “örgüt zoruyla eylem” yalanı artık ayakta tutulamaz hale gelmişti.
19 Aralık katliamı, açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerini sonlamak bir yana, bu eylemlerin daha güçlü bir şekilde yürütülmesinin çıkış noktası oldu.
19 Aralık operasyonu öncesinde, üç örgüt tarafından yürütülen ölüm orucu eylemi, 4 Şubat’tan itibaren 10 örgütün ortak bir eylemi haline dönüştü.
Devlet, bedenlerini tutsak aldığı, ama devrimci düşüncelerini asla teslim alamadığı, diz çöktüremediği devrimcileri, tecrit işkencesi ve hapis içinde hapis anlamına gelen hücrelere sokarak teslim alma amacı gütmektedir.
19 Aralık saldırısına karşı devrimci tutsakların direnişi, F tiplerinde tecrite karşı yürüyen mücadele, devrimci tutsakların teslim alınamayacağını, devrimci iradenin her şart altında mücadele edeceğinin, direneceğinin kanıtıdır.
Devrimcilerle devlet arasında zindanlarda yürüyen irade savaşında bugüne kadar onlarca devrimci yaşamını yitirdi, yüzlercesi sakat kaldı.
19 Aralık 2000 yılından bu yana, F tipi tecrit zindanlarına karşı yürütülen mücadele içinde 122 devrimci yaşamını yitirdi. Yüzlerce devrimci sakat kaldı. Sevgi Saymaz Uşak Cezaevinde, Avukat Behiç Aşçı İstanbul’da, Gülcan Görüroğlu Adana’da ölüm orucu eylemini sürdürüyorlar.
F tipi tecrit zindanlarına karşı mücadele, ölüm orucu eylemi hakim sınıfların bilinçli suskunluk siyaseti sonucu olarak da, ne yazık ki halk yığınlarının büyük çoğunluğu açısından, gündemde olmayan bir eylem durumundadır. Destek devrimci örgütlerin –gelinen aşamada iki örgütün- kendi çevreleri, tutsak yakınlarının örgütlü kesimi ve kimi demokratik kitle kuruluşları, aydınlar vb. ile sınırlıdır. Hakim sınıflar desteğin bu kesimlerle sınırlı kalması ve hatta daha da geriletilmesi için ellerinden geleni yapmaktadır. Destek eylemleri medyada suskunlukla geçiştiriliyor. Çeşitli saldırı ve baskı siyasetiyle destekçiler ezilmeye çalışılıyor.
Tecrite karşı mücadelede, tecritin kaldırılması talebi haklı olmasına rağmen, ölüm orucu eyleminin ilke haline getirilmesini doğru bulmuyoruz. Tecrite karşı mücadele, toplumsal mücadelenin bir parçası olarak yürütülmek zorundadır.
İşçi ve emekçilerin görevi, faşist devletin devrimci tutsakları F tipi tecrit hanelerde yalnızlaştırma siyasetine karşı mücadele etmek olmalıdır. Yaratılan sessizliği bozmak olmalıdır.

Devrimci tutsaklar üzerindeki tecrite son!
Devrimci tutsaklara özgürlük!


http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif

başkabirdünya
23.08.2007, 15:36
F Tiplerine ve tecrite karşı direnişimizde 122 tutsak ve tutsak yakını şehit düştü.

F Tipi Hapishanelerin işkenceli ölüm hücrelerindeyiz. TECRİT, hayatımızın her anını belirleyen bir Nazi politikası olarak uygulanmaya devam ediliyor. Düşüncelerimizden, inançlarımızdan, ideallerimizden vazgeçmeyi dayatıyorlar bize. Bağımsızlığı, demokrasiyi, sosyalizmi savunmaktan vazgeçirmek için beynimizi teslim almak istiyorlar.

Canımızı teslim ederiz, ama beyinlerimizi asla!

Ülkemiz emperyalizm tarafından talan edilirken, BAĞIMSIZLIĞI SAVUNMAKTAN, işkence, infaz, yasaklar, coplar, panzerler, faşist saldırı ve provokasyonlar halkı sindirmek için uygulanmaya devam edilirken DEMOKRASİYİ SAVUNMAKTAN, vahşi kapitalizm dünyada ve ülkemizde halkları yoksulluğa, yozlaşmaya mahkum ederken SOSYALİZMİ SAVUNMAKTAN vazgeçmeyeceğiz.

F Tiplerindeki TECRİT politikasına son verilmelidir!

Siyasi kimliğimizle, düşüncelerimizle yaşama hakkımız kabul edilmelidir!

Direnişimiz TECRİTİ parçalayıncaya kadar sürecektir.


http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif

alenya
23.08.2007, 15:37
paylaşım için çok teşekkürler.tüylerim diken diken izledim.gercekten cok duygulandım.

başkabirdünya
23.08.2007, 15:37
'HAYATA DÖNÜŞ' OPERASYONU

DEVLET NASIL HAYAT KURTARIR ?


http://www.youtube.com/watch?v=UHsKMYleWf8





http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif

gunisigi
23.08.2007, 17:07
can teşekkürler paylaşım için

başkabirdünya
23.08.2007, 22:59
http://img58.imageshack.us/img58/6626/19aralik2000kc1.png

http://img211.imageshack.us/img211/4415/imagesvy6.jpg

http://img441.imageshack.us/img441/3451/adszor8.png

http://img58.imageshack.us/img58/7992/hayatadonus1mn3.jpg

http://img441.imageshack.us/img441/6492/rtemagicc19aralikist4sf3.jpg

pirayevera
25.08.2007, 14:18
Yanıyor duvarlar, beton yanıyor
Bombalar yağıyor duman çöküyor
Cehennemi dünyada yaşıyoruz biz
Kahkahalar atıyor zebanilerimiz

Biz altı kadındık mapus damında
Açlığımızla yürürdük halkın bağrına
Yüreğimiz yanarken vatan aşkıyla
Bedenimizi yaktılar kahkahalarla

Seni çok sevdik ey güzel vatan
Ekmeğini hasretini sevdalarını
Aynı hasret için yine ölebiliriz
Aynı sevda için yine ölebiliriz

Yoksulluğumuz kardeştir bizim
Aynı kurşunlarla vururlar bizi
Aynı ateşlerde yakarlar bizi
Yangınlarda diri diri yakarlar bizi

Altı kadındılar
ÖZLEM'le baktılar
NİLÜFER çiçekleriydiler yandı kavruldular
SEYHAN ırmağında yunup arındılar
YAZGÜL'lerinde yaşayacaklar...


Onlar yanarak bedenleriyle aramızdan ayrıldılar, ama asla devrimci ruhları bizleri terkletmediler...
Yananlara selam olsun...

başkabirdünya
27.08.2007, 16:53
http://img58.imageshack.us/img58/6626/19aralik2000kc1.png

başkabirdünya
27.11.2007, 15:59
19 ARALIK KATLİAMI PROTESTO HAZIRLIKLARI BAŞLADI

ADANA(27.11.2007)19 Aralık sözde hayata dönüş katliamı 7. yılında katliam sorumlularının yargılanmasını ve cezaevlerindeki tecritte son verilmesi amacıyla sokaklara çıkmaya hazırlanıyor. Bu doğrultuda Adana’da bir araya gelen İHD, ESP, DHP, BDSP, ÇHKM, Partizan, DİP Girişimi, SDP ve Tuhay-Der Önceki gün İHD Adana şubesinde gerçekleştirdikleri toplantıda Eylem takvimi belirledi.

1-15 Aralık Cumartesi Günü saat 13.00’da Ziraat Mühendisleri odasın da cezaevleri katliamı ve Tecrit başlıklı Panel düzenleyecek
2-19 Aralık 2007 Tarihinde Saat 12.00’da Kürkçüler Cezaevi Önünde kitlesel bir eylem gerçekleştirilecek 19 Aralık katliamını lanetlemek amacıyla cezaevi kapısına karanfiller bırakılacak.
3- 21 Aralık 2007 Tarihin Saat 12.00’da İnönü Parkında toplanılacak 19 Aralık Katliamında katledilen devrimcilerin resimleriyle PTT önüne kadar yürüyüş yapılacak burada yapılan açıklamanın ardından kardeş mahpus kampanyası çerçevesinde hazırlanan mektuplar cezaevine gönderilecek.
19 Aralık katliamının sorumlularının yargılanması, cezaevlerinde artarak sürdürülen tecrit politikalarına son verilmesi ortak kulanım alanlarının kullanılması ile ilgili yayımlanan yayımlanan genelgenin tam uygulanması için çıkarılan eylem takvimine tüm duyarlı kurum ve kuruluşların eylemlerine katılarak destek verme çağrısında bulundular

başkabirdünya
27.11.2007, 16:46
ÖLÜM ORUÇLARI ŞEHİTLERİ VİDEO
http://www.youtube.com/watch?v=OCAXPgQJSxk

başkabirdünya
05.12.2007, 12:08
P A N E L
19 ARALIK KATLİAMI VE TECRİT

Yer : Ziraat Mühendisleri Odası

KONUŞMACILAR
-Şair Ahmet Telli
- Av. Tugay Bek (ÇHD)
-Dr. Mehmet Antmen (SES )
-Mustafa Çamlı

Tarih : 15 Aralık Cumartesi

Saat : 13.00


İHD, TUHAY-DER, ESP, BDSP, DHP, PARTİZAN, ÇHKM, DİP Girişim, Alınteri

Devrimci tutsaklar üzerindeki tecrite son!
Devrimci tutsaklara özgürlük!
Devrimci tutsaklar onurumuzdur!


http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif

spartacus
17.12.2007, 23:42
7. Yılında 19 Aralık Katliamını Bir Kere Daha Lanetliyoruz!

http://alinteri.org/img/19aralik-mesale.jpg

2000 yılının 19 Aralık sabahı, onlarca şehirdeki askeri kışlaların nizamiyelerinden binlerce kişilik birlikler çıktı. Hedeflerinde hapishaneler vardı. Sabaha karşı dört civarında asker ve polis birlikleri, 20 hapishaneyi kuşattılar. Çok geçmeden saldırı başlatıldı.

Hapishanelerin bulunduğu bölgeleri kurşun, bomba sesleri kapladı. Kurşun seslerine hapishanelerin duvarlarını yıkan dozerlerin sesleri karışıyordu. Çok geçmeden yangınlar kapladı tüm hapishanelerin üzerini, cezaevi bölgeleri gaza boğuldu.

19-22 Aralık Operasyonu'na 8 jandarma komando taburu, 37 bölük olmak üzere 8 bin 335 asker, binlerce gardiyan ve binlerce çevik kuvvet ve ölüm mangaları katıldı. 20 bini aşkın gaz bombası atıldı operasyon sırasında. Sıkılan kurşunların sayısı bilinmiyordu.

19 Aralık eylemleri

• İstanbul
• Ankara
• İzmir
• Adana
• Avrupa Manzara, o günlerde burjuva basının kullandığı kelimelerle söylersek "savaş gibi"ydi. Gibisi fazlaydı üstelik. Çünkü bu bir savaştı. Savaşların en temel olanı ve hiç bitmeyeniydi. Tarihin akışına hükmeden sınıf savaşının bir muharebesiydi 19-22 Aralık.

Hapishaneleri yakıp yıkan bu savaşın Türk egemen sınıflar bir cephesiydi. Karşı cephe de ise dört duvar arasında direnenler ise burjuvazinin ilan ettiği savaşı çoktan kabul etmiş ve bedenleriyle, yürekleriyle, çıplak elleriyle savaşan işçi sınıfı ve emekçilerin siyasal temsilcileri olan devrimciler, devrimci tutsaklardı.

Gerçekten savaşan iki sınıfın iradesiydi. Savaşan Türk gerici egemen sınıflarıyla halktan başkası değildi. Bu katliamda 28 devrimci direne direnerek şehit düştü. Yüzlercesi yaralandı, onlarcası sakat kaldı.


En kapsamlı cezaevi katliam ve direnişi

19 Aralık katliamı, devletin en kapsamlı cezaevi katliamıdır. 19 Aynı zamanda bir direniştir. Devrimci hareketin en kapsamlı zindan direnişidir. Bu katliam, 20 Ekim'de F Tipi hücre cezaevlerine karşı süren ölüm orucu direnişini kırma, F Tipi Hapishanelerini açma katliamıdır. Bu katliam devrimci kadro kıyımı katliamıdır. 19 Aralık, devrimci tutsaklarıyla devrimci hareketin birleşik direnişi, görkemli direniş tarihidir.

Dolayısıyla Katliamın gerçekleştirildiği 2000 yılında da, üzerinden geçen 7 yıldan sonra bugünde, katliamcı sınıfların acizliğiyle, ezilen sınıfların devrimciler şahsında kendisini cisimleştiren destansı kahramanlığı ve bu kahramanlıkta dillendirilen yenilmezliği vardı. Tarihin 19 - 22 Aralık 2000 yılı için düştüğü, yarın olduğu gibi, bugün de geçerli olan notu, katliamın büyüklüğü karşısında direnişinde büyüklüğü ve hafızalardan silinmeyen görkemliliğiydi.


19 Aralık ve şoven galeyan

Türk egemen sınıfları, emekçi halklar üzerindeki yeni dönem baskısını, hatta meclisten "savaş teskeresi" çıkartarak, işgalci hevesleriyle gelip dayandıkları Güney Kürdistan sınırlarında ki bugünkü bekleyişin stratejik planlamasını, 19 Aralık Katliamını gerçekleştirerek atmıştır. Bu abartılı bir iddia değil, toplumsal olayların doğal mantığının anlattığı, bugün yaşananlar üzerinden açıkça görülecek çıplak bir gerçekliktir.

Son süreçte Türkiye'de yükseltilen gözü dönmüş şovenizm eşliğindeki linç kampanyaları, her türlü devrimci demokratik muhalefet gruplarına dönük saldırıların gerçekleştirileceği toplumsal zeminin ön hazırlığı, bu katliam gerçekleştirilerek yapılmıştır. Bugünden geriye doğru gidilerek katliamın gerçekleştirilmesinin nedenleri anlaşılmaya çalışıldığında, bu daha iyi görülecektir.

Öyleyse, faşist rejimin, toplumsal muhalefeti bastırmak, devrimci demokratik cepheyi dağıtmak ve Kürt ulusuna dönük inkarcı ve imhacı siyasetinin bugünkü faşist saldırganlığına karşı çıkmak, 19 Aralık Katliamı şahsında, her yıl dönümünde faşist Türk Devleti'ni lanetlemek ve mücadele içinde bu katliama karşı gösterilen soylu direnişe bağlı kalmakla mümkündür.


Yeni katliam planlarına karşı 19 Aralık eylemlerine

Biz DEKÖP-A bileşenleri olarak, yaşadığımız siyasal coğrafya da son süreçte yaşanan göz altı, Türkiye'ye iade tehtidlerinin yoğunlaştığı bu dönemde, 19 Aralık 2000 yılında ki hapishaneler katliamıyla, kanlı tarihine bir yenisini ekleyen Türk Devletinin bugün de devam eden katliamcı devlet siyasetine karşı, emekten, halktan ve özgür gelecekten yana olan herkesi, tarihsel sorumluluklarına sahip çıkma temelinde duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Demokrasi ve insan hakları havarisi kesilen AB devletlerinin açık desteğiyle gerçekleştirilen 19 Aralık Katliamından bu yana, Türkiye F Tipi Hapishanelerinde direnişlerle verilmek zorunda kalınan hiç bir söz yerine getirilmemekte, devrimci tutsaklar aynı tecrit politikasına maruz kalmaktalar. F Tiplerinde uygulanan tecrit politikalarının da, AB devletlerinde yoğunlaşan gözaltı, sınır dışı ve iade politikalarının da buluştukları ortak zemin, emperyalist sömürü ve faşist tahakküm düzeninin devam ettirilmesi ve ezilen dünya halklarına geleceksizliğin dayatıldığı, mevcut kurulu düzenin devam ettirilmesi ortak siyasetidir.

Bu siyasete karşı yaşamın her alanında direnmek, dayatılan geleceksizliğe karşı, halkların geleceği için tarihsel sorumluluğun bilincinde öne atılmak bizler için yaşamsal bir görevdir. 19 Aralık Katliamını bir kez daha bu bilinç temelinde lanetlerken, bugünkü mücadelemize ışık olan kahramanlığın yaratıcısı, şehit düşerek ölümsüzleşen devrimci tutsakları anıyor, mücadelemizde yaşatacağımıza dair kararlılığımızı bu gün vesilesiyle bir kere daha ilan ediyoruz.

Bugün zindanlarda saldırılar artarak sürüyor. 19 Aralık direnişini anarken, devrimci tutsakları sahiplenme görev ve sorumluluğumuzu bir kez daha eylemli ve örgütlü kılmayı unutmayalım. Devrimci tutsaklar onurumuzdur, onurumuza sahip çıkalım.

- 19 Aralık Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!
- Yaşasın 19 Aralık Zindan Direnişi! Devrimci İrade Teslim Alınamaz!
- Yaşasın Devrimci Dayanışma!


Demokratik Kitle Örgütleri Platformu-Avrupa (DEKÖP-A)
Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK)
Yaşanacak Dünya Gazetesi
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon)
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR)
Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM)

Kaynak alınteri (http://alinteri.org/?p=6506)

kreşmir
17.12.2007, 23:45
katliama kurban giden tüm devrimcileri saygıyla selamlıyorum......



devrimci tutsaklar onurumuzdur.....

yaşasın devrimci mücadele kahrolsun faşizm......

spartacus
18.12.2007, 22:22
Alev alev yandık işkencelerde
Günbe gün canavarlaşan
Faşist işkenceciler
Türkiye ve Türkiye Kürdistanı'ndaki
Emekçi ve yoksul halkımızın üzerine
Vahşet saçan ahtapot gibi saldırmaktadır
Bu gözü dönmüş caniler
Hala kendilerini barış ve mutluluk melekleri olduklarını
Avazları çıktıkları kadar utanmazca bağırmaktadırlar
Ancak nafile yarasalar
Artık çilekeş ve yoksul halkımız
Mutluluk meleği ahtapotlarını
Bizzat pratiğinden, acı deneylerinden
İşkencehanelerden, dar ağaçlarından
Kahpe, hain tuzaklardan
Azgın sömürüden, terörden
Kürt ulusu ve diğer azınlıklara uygulanan
Faşist, ırkçı milli zulümünden
Kürt köylerine yapılan
Adına tatbikat denilen
Kanlı operasyonlardan, katliamlardan
Toplu tutuklamalardan
Cuntanın gerçek yüzünü
Bizzat öğrenmiştir.

Cuntanın altından yaşayan işçilere, emekçilere, yoksul köylülere
İşkenceye uğrayan varmı diye sorulamaz.
Ancak işkenceye uğramayan varmı diye sorulabilir
Hergün genç körpe, yaşlı, yorgun bedenimizden geçirilen elektrik
Gün boyu gölgeniz, zulmünüz
İçimizden bir kaçını çıkarmışsa devrim şehitleri katına
Sanılmasın yenildik işkencede
Her düşenimiz faşizmin yenildiğini
Zafer marşlarının ufuktan doğuşunun
Halka mesajıdır

Yani zorbanın zulmü varsa
İsyan var, ihtilal var
Cellatların işkenceleri varsa
İşkencehanelerde destanlar yaratan
Yoldaş kanıyla sulanmış hücrelerde
Halka onur faşist cellatlara korku veren
Şanlı kızıl direnişimiz var

Ceryana zencire boyun eğmedik
Direndik direndik işkencelerde
Halk uğruna bizden daha evveli
Ölenleri andık işkencelerde

Kimimiz yaralı kimimimiz öldük
Kimimiz bilinmez yere gömüldük
Kimimiz faşizme zevke sunulduk
Kucaklara konduk işkencelerde

Kimimiz zindana kimimiz dara
Yürüdük-yürüdük hep iktidara
Kızıl ışık serptik karanlıklara
Alev alev yandık işkencelerde

Emekçiyim gündüz geceden öte
Şafakla kavuşur halk hürriyete
Halka onur korku verdik devlete
Yenilmedik yendik işkencelerde

Ozan Emekçi

başkabirdünya
18.12.2007, 22:33
''19 aralık akşamı katliamı ve katilleri lanetlemek için gazi mahallesindeyiz

tüm halkımızı destek olmaya çağırıyoruz....''