Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrı kavramını nasıl tanımlıyorsunuz?


Adam
21.12.2005, 01:23
Aleviler Tanrı kavramını nasıl tanımlıyorlar?

Hüseyin69
21.12.2005, 01:36
Aleviler Tanrıyı nasıl görüyor?

böyle bir soruya ben sahsen su cevaplari uygun gördüm
aleviler tanriyi bir dürbünle görüyorlar

yada sen nasil görüyorsan alevilerde öyle görüyor

tatmin oldunmu kardes

özgüreren
21.12.2005, 03:40
böyle bir soruya ben sahsen su cevaplari uygun gördüm
aleviler tanriyi bir dürbünle görüyorlar

yada sen nasil görüyorsan alevilerde öyle görüyor
vallal hiç güleceğim yoktu :))
--------------------------------------------------
dostum sen önce tanrının ne anlama geldiğini araştır öyle sor sorunu

Kizilbas 66
21.12.2005, 10:04
Aleviler Tanrıyı nasıl görüyor?

Her toplumun oldugu gibi Alevi Toplumunda kendine özgü bir Tanri anlayisi vardir.Bu anlayis Alevilerde Hallac-i Mansur ve Nesimi de Enel-Hak deyimiyle özünü bulan tanrinin insanda somutlastirilmasi ve yansimasi seklinde algilanan bir Tanri anlayisidir.Bu Alevi-Bektasi felsefesinin temel ögelerinden biridir.
Alevilikte sorgulanip yargilanmayan hic bir sey yoktur.Tanri dahi hic bir sey tabu degildir.Cünkü ,Tanriyi tüm evrensel erdemlere sahip " insan-i kamil " de arayan bir Felsefe bundan baskasini uygulayamaz.Alevi edebiyatinda da tanriyi elestirme,yarenlik yapma yaklasimi önemli yer tutar.
Kaygusuz Abdal bir dörtlügünde söyle der:

Kaldir perdeyi aradan
Gezelim bilece tanri

Burada hen tanri elestirilmekte ,hemde dost,arkadas olmaya cagrilmaktadir.Bir diger siirinde ise :

Kildan köprü yaptirmissin
Gelsin kullar gecsin deyü
Hele biz söyle duralim
Yigit isen gec a tanri

Burada ise tanrinin yaptirmis oldugu sirat köprüsünden önce kendisinin gecmesi istenmektedir.Bir dörtlügünde Yunus Emre konuya söyle yaklasir.

Terazi kurarsin hakkima kem diye
Kastedersin beni oda atmaga
Terazi ona gerek bakkal ola
Ya bezirgan tacir ü attar ola

Burada ise tanrinin insanlari sorgulamasini günah-sevap larini teraziye koyup yargilamasini elestirir.Görüldügü gibi burada ,daha önce ilahi SIR olarak tanri nesnelesip cisimlestirilmistir.Alevilikte insan ile tanrinin dogusu bir kosulluk icinde olmakla birlikte ,insanin varliginin tanrinin varligindan önce oldugunu Edip Harabi asagidaki dörtlügünden anliyoruz.

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hak-ka hic bir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik

Kendisinin henüz ismi yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hic bir kiyafeti,resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik

Aslinda ,tanrisini kendisine benzeten,tanrisalligi hala asamamis olan yine insanin kendisidir.
Alevilkte ,Tanri isimlerinin " Hak " olaninin her yerde öne cikmasi nedensiz degildir.Alevilikte önemli bir deyim olan " Hak ile hak olmak "deyimi Hak kavraminin neden öne ciktigini öz ama anlamli olarak ortaya koyar.Bu deyimdeki kasit Alevilerin hayali Tanriya degil,gözüyle gördügü Tanriya inanir.
Umarim aciklama yeterli olabilmistir kardesim...

Saygilarimla.........

Ceyhun
21.12.2005, 13:17
Kizilbas güzel yazı ve açıklamalar için teşekkürler.

Adam
21.12.2005, 18:02
böyle bir soruya ben sahsen su cevaplari uygun gördüm
aleviler tanriyi bir dürbünle görüyorlar

yada sen nasil görüyorsan alevilerde öyle görüyor

tatmin oldunmu kardes

Yüzeysel bir soru sormadım, yalnız sen öyle algılamıssın. Tabi bu senin kendi fikrin :) Bildiginiz gibi Alevilerin olaylara bakısındaki farklılık Tanrıya bakısında da farklı tatmin oldum olmasına da senin cevabın degil anket sonucları tatmin etti beni.

Adam
08.02.2006, 23:48
3. seçeneğe epey bir oy gelmesini bekliyordum ama açıkcası 1/4'ü geçeceğini ummuyordum. Bu sonuç Alevilikte panteist görüşün ne kadar belirgin olduğunu kanıtlıyor sanırım. Ayrıca Kızılbaş66 da yazısında da bu olguyu son derece güzel belirtmiş.

not:biraz geç bir yorum oldu ama sağlık olsun :)

izmirksk
08.02.2006, 23:56
bende oy kullanmak isterim ama
bir yaratıcıya olan inanç ile olmamasınında ihtimalini az da olsa göz önünde bulunduran ve bir yandanda onu sistemin dışında aramayan ama tam olarak sistemin kendiside diyemeyen birisi olarak oy kullanmamak mı acaba çözüm.
belki bir 5.seçenek olabilirdi

Yaren44
09.02.2006, 00:01
tek ve ulu olan tanrıya inanıyorum

müttaki
09.02.2006, 02:06
Tek ve ulu olan Tanrı'ya inanıyorum. (Allah)
Tanrı insan ve evrenin bütünüdür sistemin icindedir ve sistemin kendisidir.

Tanrı tek ve ulu olarak İnsan ve evrenin bütünüdür sistemin içindedir ve sistemin kendisidir. külli hepsinin iradesidir. ancak sadece İnsanın nefsi vardır. İnsanın nefsininde iradesini yapmaktadır.

Candacan
09.02.2006, 05:42
Sevgili kızılbaş, o kadar güzel açıklamış ki...
Aleviliği öğrenmek isteyen canlara tam ve gerçek bir ders niteliğindedir.
Buna; anketteki en uygun seçenekse, sanırım 3. seçenek.

Şah-Mat
09.02.2006, 10:29
**Tek ve ulu olan Tanrı'ya inanıyorum. (Allah)
**Tanrı insan ve evrenin bütünüdür sistemin icindedir ve sistemin kendisidir.

Bana göre bu iki şıkta aynı kapıya çıkıyor...1.diyorum

Adam
09.02.2006, 12:03
Çok ilginç ya bazı arkadaşlar 1 ile 3. şıkları birleştirme eğiliminde. Bu konuyla ilgilendikleri için saygı duyarım fakat katılmadığım bir nokta var. 1. Monoteist görüştür 3. Panteist görüştür. Monoteist görüşte tanrı tektir, herşeyden daha güçlüdür,insandan farklıdır, hükmeder, vs. vs.(egemen güç) Panteist görüşte ise tanrı insandan farklı değildir,her insan tanrının bir parçasıdır o itibarle tanrıdır,Tanrı insandan daha kudretli değildir, çünkü varoluşu insana, evrene yani sisteme bağlıdır.

Şah-Mat
09.02.2006, 12:29
Çok ilginç ya bazı arkadaşlar 1 ile 3. şıkları birleştirme eğiliminde. Bu konuyla ilgilendikleri için saygı duyarım fakat katılmadığım bir nokta var. 1. Monoteist görüştür 3. Panteist görüştür. Monoteist görüşte tanrı tektir, herşeyden daha güçlüdür,insandan farklıdır, hükmeder, vs. vs.(egemen güç) Panteist görüşte ise tanrı insandan farklı değildir,her insan tanrının bir parçasıdır o itibarle tanrıdır,Tanrı insandan daha kudretli değildir, çünkü varoluşu insana, evrene yani sisteme bağlıdır.

Sayın Adam..,

1..Her şekilde geneldir
3.. Genel değildir.(bazı alanlarda geneldir)

Size göre montesit bana Göre İnsanteist.. size göre Panteist bana göre..dinteist bir görüştür.

1..) Eğemen güç iken
3..) Tanrının yaşaması için varolan bir sistemdir.Bu zaten Genel bir kavrama girer.YTanrı yaşayabilmesi için mutlaka bir şeylere ihtiyaç duyacaktır.Bununda bir sistemi olması lazım sadece insan değil..her türlü alem var..

Şimdi bakalım..;

***Tanrı insan ve evrenin bütünüdür sistemin icindedir ve sistemin kendisidir.

Bunun neresi yanlış ki..Tanrı sadece İnsan ve Evrenin bütünü değildir.18 bin alemin ve evrenin bütünüdür.tabii ki sistemin içindede olacaktır ve buda sistemin kendisi olacaktır.Sistemin oluşmasına zemin hazırlayan İnsansa Evrenin oluşmasına zemin hazırlayan kim ..Tanrı burda da Kudretlidir.Bu yüzden 3 şık Kısmı olarak geneldir ve 1.şıkkın içerisinde yer alır.

Neyse ya şimdide şıkları mı konuşaçağız yok içindeydi yok değildi..ben içinde görüyorum veya görmüyorum..ama 1.diyorum..:)

cemalettin
09.02.2006, 12:55
acaba sorulardan biri de
"tek ve ulu tanrı'ya inanıyorum(Allah'a).her şey O'ndan ve O'nun izniyle olmuştur ve yine O'na dönecektir"
diye ortaya konsa idi nasıl olurdu?

Adam
09.02.2006, 12:56
Sizin gibi düşünmesemde saygı duyarım :)

Şah-Mat
09.02.2006, 12:57
Tşk.ler aynen katılıyorum son msj'ınıza..sevgilerimle ADAM..:)

GSA
09.02.2006, 13:54
Her toplumun oldugu gibi Alevi Toplumunda kendine özgü bir Tanri anlayisi vardir.Bu anlayis Alevilerde Hallac-i Mansur ve Nesimi de Enel-Hak deyimiyle özünü bulan tanrinin insanda somutlastirilmasi ve yansimasi seklinde algilanan bir Tanri anlayisidir.Bu Alevi-Bektasi felsefesinin temel ögelerinden biridir.
Alevilikte sorgulanip yargilanmayan hic bir sey yoktur.Tanri dahi hic bir sey tabu degildir.Cünkü ,Tanriyi tüm evrensel erdemlere sahip " insan-i kamil " de arayan bir Felsefe bundan baskasini uygulayamaz.Alevi edebiyatinda da tanriyi elestirme,yarenlik yapma yaklasimi önemli yer tutar.
Kaygusuz Abdal bir dörtlügünde söyle der:

Kaldir perdeyi aradan
Gezelim bilece tanri

Burada hen tanri elestirilmekte ,hemde dost,arkadas olmaya cagrilmaktadir.Bir diger siirinde ise :

Kildan köprü yaptirmissin
Gelsin kullar gecsin deyü
Hele biz söyle duralim
Yigit isen gec a tanri

Burada ise tanrinin yaptirmis oldugu sirat köprüsünden önce kendisinin gecmesi istenmektedir.Bir dörtlügünde Yunus Emre konuya söyle yaklasir.

Terazi kurarsin hakkima kem diye
Kastedersin beni oda atmaga
Terazi ona gerek bakkal ola
Ya bezirgan tacir ü attar ola

Burada ise tanrinin insanlari sorgulamasini günah-sevap larini teraziye koyup yargilamasini elestirir.Görüldügü gibi burada ,daha önce ilahi SIR olarak tanri nesnelesip cisimlestirilmistir.Alevilikte insan ile tanrinin dogusu bir kosulluk icinde olmakla birlikte ,insanin varliginin tanrinin varligindan önce oldugunu Edip Harabi asagidaki dörtlügünden anliyoruz.

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hak-ka hic bir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik

Kendisinin henüz ismi yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hic bir kiyafeti,resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik

Aslinda ,tanrisini kendisine benzeten,tanrisalligi hala asamamis olan yine insanin kendisidir.
Alevilkte ,Tanri isimlerinin " Hak " olaninin her yerde öne cikmasi nedensiz degildir.Alevilikte önemli bir deyim olan " Hak ile hak olmak "deyimi Hak kavraminin neden öne ciktigini öz ama anlamli olarak ortaya koyar.Bu deyimdeki kasit Alevilerin hayali Tanriya degil,gözüyle gördügü Tanriya inanir.
Umarim aciklama yeterli olabilmistir kardesim...

Saygilarimla.........

Aynen katılıyorum. Saygılar.....

Candacan
10.02.2006, 04:18
**Tek ve ulu olan Tanrı'ya inanıyorum. (Allah)
**Tanrı insan ve evrenin bütünüdür sistemin icindedir ve sistemin kendisidir.

Bana göre bu iki şıkta aynı kapıya çıkıyor...1.diyorum

İki şık da aynı kapıya çıkıyorsa 1. diyemezsiniz. İki şık birbirinden çok farklıdır. Bir şey yarattığı başka seylerin içine girip onunla bütünleşemez. Eğer öyle ise, o zaman da yaratan olmaktan çıkmıştır. Artık ortada yaratan yoktur. Yaratan, yarattığı ile bütünleşmiştir. Dolayısıyla "tek ve ulu olan Tanrı" değil, her şeydir.
İki inanç birbirinden çok farklıdır.
"Tanrı; insan ve evrenin bütünüdür, sistemin içindedir ve sistemin kendisidir." söylemi; aleviliğin özünü temsil eden "Vahdet-i Vücud" felsefesinin adeta özeti gibidir. Aleviliğin tanrı inancı da budur. Başka seçeneklerin alevi tanrı inancı ile ilgisi olamaz. İnsanlar dilediği tercihi yaparlar. Bu en doğal haklarıdır. Neye isterlerse ona inanırlar. Ama ikisini karıştırmaya kalkmak, hele hele ikisinin de aynı olduğunu söyleyerek ve bilinçli bir şekilde diğerini öteleyerek 1.yi, hem de üstüne basa basa seçmek, inanç tercihinden farklı bir şeydir. Burda yapılan şey, bir inancı diğerinin içine çekme çabasıdır.

müttaki
10.02.2006, 04:27
İki şık da aynı kapıya çıkıyorsa 1. diyemezsiniz. İki şık birbirinden çok farklıdır. Bir şey yarattığı başka seylerin içine girip onunla bütünleşemez. Eğer öyle ise, o zaman da yaratan olmaktan çıkmıştır. Artık ortada yaratan yoktur. Yaratan, yarattığı ile bütünleşmiştir. Dolayısıyla "tek ve ulu olan Tanrı" değil, her şeydir.
İki inanç birbirinden çok farklıdır.
"Tanrı; insan ve evrenin bütünüdür, sistemin içindedir ve sistemin kendisidir." söylemi; aleviliğin özünü temsil eden "Vahdet-i Vücud" felsefesinin adeta özeti gibidir. Aleviliğin tanrı inancı da budur. Başka seçeneklerin alevi tanrı inancı ile ilgisi olamaz. İnsanlar dilediği tercihi yaparlar. Bu en doğal haklarıdır. Neye isterlerse ona inanırlar. Ama ikisini karıştırmaya kalkmak, hele hele ikisinin de aynı olduğunu söyleyerek ve bilinçli bir şekilde diğerini öteleyerek 1.yi, hem de üstüne basa basa seçmek, inanç tercihinden farklı bir şeydir. Burda yapılan şey, bir inancı diğerinin içine çekme çabasıdır.



candacan abi ve sn. Adam

vahdet-i vücud anlayışı Tanrıyı içinde sınırlandıramaz. çünkü tanrının haddi ve sınırı yoktur. vahdet-i vücud Tanrının sadece vücudu olduğu gibi Tanrının bilinen 98 sıfatı toplam 99 sıfatı daha vardır ve bu 98 sıfat vahdet-i vucuddan bağımsızdır. bu yüzden Tanrı tek ve uludur aynı zamanda İnsan ve evrenin bütünü olarak, sistemin içinde ve sistemin kendisi olarak vahdet-i vücududur. ama sadece vahdet-i vücud demek onu 99 sıfatından da yoksun kabul etmek olur. bunun da evrim teorisi anlayışlından farkı kalmaz.

Candacan
10.02.2006, 05:14
Sevgili müttaki,
Bağışlayın beni ama gerçekten ne demek istediğinizi anlayamadım.

Tanrının bilinen 98 sıfatı toplam 99 sıfatı daha vardır ve bu 98 sıfat vahdet-i vucuddan bağımsızdır. Kime göre bu böyledir? Size göre mi? Kurana, islama göre mi? Sizin söyleminizden çıkarttığım sonuca göre "vahdet-i vücud" felsefesinin kendisinde, Tanrının 99 sıfatından söz edilmiyor. O zaman bu inanç, "vahdet-i vücud" felsefesinin dışında bir inançtır. Ayrıca, sözünü ettiğiniz 99 sıfattan biri "vahdet-i vücud" inancının içine giriyor da diğer 98 sıfat niye girmiyor, onu da anlayamadım.
Anladığım tek şey evrim teorisine karşı olman. İnancına saygı duyarım.
Ama bizim felsefemizin içinde bilim var. Bilimin vardığı her sonuca inanırız.
Onun için: Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, diyoruz.

müttaki
10.02.2006, 05:41
Sevgili müttaki,
Bağışlayın beni ama gerçekten ne demek istediğinizi anlayamadım.

Kime göre bu böyledir? Size göre mi? Kurana, islama göre mi? Sizin söyleminizden çıkarttığım sonuca göre "vahdet-i vücud" felsefesinin kendisinde, Tanrının 99 sıfatından söz edilmiyor. O zaman bu inanç, "vahdet-i vücud" felsefesinin dışında bir inançtır. Ayrıca, sözünü ettiğiniz 99 sıfattan biri "vahdet-i vücud" inancının içine giriyor da diğer 98 sıfat niye girmiyor, onu da anlayamadım.
Anladığım tek şey evrim teorisine karşı olman. İnancına saygı duyarım.
Ama bizim felsefemizin içinde bilim var. Bilimin vardığı her sonuca inanırız.
Onun için: Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, diyoruz.

candacan abi

evrim teorisine karşı değilim ki vahdet-i vücudun kendisi evrimdir. sadece evrim yaradılışı reddeder ve herşeyi doğaya bağlar evrimle ayrılışım budur.

bilim konusu ve dinin bilime bakışına önyargılar artmaya başladı.

ilim ikidir.

1- biri kalpte sabit olan maneviyat ilmidir. ki inanç dediğimiz budur.

2- bir ilim de lisanda ki dildir ki biz şu an bunu yapıyoruz. yani bilim. bu da Allahın kullarına hücceti delilidir.

bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. ama maneviyat ilmini reddetmekte bilimi karanlığa sokar ki yıkımlar bundandır.

bilinmeyeni bilinenle anlatmak maneviyat ilmini bilimle anlatmaktır.



Kaldir perdeyi aradan
Gezelim bilece tanri

---------------------------------------------------------

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hak-ka hic bir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik

Kendisinin henüz ismi yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hic bir kiyafeti,resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik




bunlar bilimdir. amacı ise maneviyatı anlatmaktır. bilimle ilimi birbirinden ayırmaya çalışmayın. çünkü bilimin varoluş amacı maneviyatı idrak etmektir. yaşamamızın amacı da özümüzün kendisidir. özümüz maneviyattır.

Candacan
10.02.2006, 06:42
evrim teorisine karşı değilim ki vahdet-i vücudun kendisi evrimdir. sadece evrim yaradılışı reddeder ve herşeyi doğaya bağlar evrimle ayrılışım budur.

Sevgili müttaki,
Fikrine saygı duyarım ama bunu da anlayamadım.
Hem karşı değilsin hem de "yaradılış"ı reddettiği için ayrılıyorsun. Doğru buluyorsun ama "yaradılış"ı reddettiği için katılmıyorsun. Yaradılış ile ikisini birleştirsek mi, diyorsun. Yani, neyse, tam anlayamadım ama yaradılışı kabul ettiğin zaman, bırak evrimi "vahdet-i vücud" diye de bir şey kalmaz.
bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. ama maneviyat ilmini reddetmekte bilimi karanlığa sokar ki yıkımlar bundandır
Sence maneviyat dediğin şey, dışarda bir yerlerde bir yaratıcı aramak mıdır?
Bunun dışındaki her şey bilimde var. Felsefe, mantık, sosyoloji, pisikoloji, etik, vs. vs... Asıl yıkımlar, bilimin olmadığı yerde başlar. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Yıkımların sebebi her zaman yobazlıktır. Yobazlık sadece inançlarda olmaz. Hemen hemen her alanda yobazlık vardır. Yobazlık bir şeye körü körüne fanatik bir şekilde bağlanmaktır. Kısacası yobazlık=fanatizmdir. Bunun da pan zehiri sevgi, saygı, hoşgörüdür. Bu da bizim felsefemizin en önemli öğretilerindendir.

müttaki
10.02.2006, 07:10
Sevgili müttaki,
Fikrine saygı duyarım ama bunu da anlayamadım.
Hem karşı değilsin hem de "yaradılış"ı reddettiği için ayrılıyorsun. Doğru buluyorsun ama "yaradılış"ı reddettiği için katılmıyorsun. Yaradılış ile ikisini birleştirsek mi, diyorsun. Yani, neyse, tam anlayamadım ama yaradılışı kabul ettiğin zaman, bırak evrimi "vahdet-i vücud" diye de bir şey kalmaz.

Sence maneviyat dediğin şey, dışarda bir yerlerde bir yaratıcı aramak mıdır?
Bunun dışındaki her şey bilimde var. Felsefe, mantık, sosyoloji, pisikoloji, etik, vs. vs... Asıl yıkımlar, bilimin olmadığı yerde başlar. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Yıkımların sebebi her zaman yobazlıktır. Yobazlık sadece inançlarda olmaz. Hemen hemen her alanda yobazlık vardır. Yobazlık bir şeye körü körüne fanatik bir şekilde bağlanmaktır. Kısacası yobazlık=fanatizmdir. Bunun da pan zehiri sevgi, saygı, hoşgörüdür. Bu da bizim felsefemizin en önemli öğretilerindendir.

ilmi batın Allahın sırlarından bir sırdır. ve Allahın hikmetlerinden bir hikmettir. bunu dilediği kulunun kalbine koyar. (hz. Ali)

ilim herşeyi mana görmektir. maddeden, şekillerden, güzellik ve çirkinlik kavramlarından kurtulmaktır.

Felsefe, mantık, sosyoloji ve psikoloji güzel birer bilim dalıdır ve şahsen ilgilenmekten de zevk alırım. ama bunlar baştan sona gitmeyi yani deneme yanılma yolu ile ilerleme metodunu uygulamakla mükelleftir, İnsan temellidir İnsan gibi doğar, büyür ve gelişir. bilimi bilim yapan da budur. olanla görünenle ilgilenir.

ama insanlık açısından önemli olan taş başı yarmadan önlem almaktır. bu anlamda bilimden gelecek zararları önleyici olan yine ilimdir.

en basitinden sosyoloji diyoruz toplum bilimi. amacı toplumları yönlendirmek ama nereye? eğer burada sosyoloji bilimi, ilim adamlarının yönetimine verilmezse bugüne kadar olan tüm toplum olaylarının mesuliyetini de almış olur. başta, hitler, stalin gibi diktatörler olmak üzere ülkemizde de sizinde anlattığınız gibi yaşanan çorum,maraş ve sivas katliamları gibi olaylar patlak vermektedir. hatta ABD nin attığı atom bombaları, emperyalist sömürgecilik, vb. insanlığı geri bıraktıran şeyler hep ilimsizliktendir. bilimin menfaatler için kullanılmasıdır.

başka bi yerde yazmıştım. yobazlık= kalbin gördüğü gerçeği reddedişidir. görmemezden gelmesidir. bunun sebebi ise çıkarlar, menfaatler, kibir gibi inançla alakalı olmayan şeytani kavramlardır ve din aslında bunları yok etme amacına hizmet eder. takva da budur müttaki de budur. sakınmaktır. ama kendimizden menfaatlerimizden ve isteklerimizden. böylece insanlarda bizim herkesin içinde olan yobazlıktan ve reddiyetçilik gazabımızdan kurtulmuş olurlar. çünkü reddiyetin ikinci aşaması susturmaktır ki Hz. İsaya yapılan ve çoğu peygamberlere yapılan saldırılar bunlardır. hatta Hz. Hüseyinin katlinin sebebi de budur. Pir Sultan Abdalında... ve daha niceleri.

bir şeye körü körüne bağlanmak ise ancak kendini tanımamakla olur. yobazlıkla alakalı değildir. cehaletle alakalıdır. kalp gerçeği görene kadar yobaz olmaz. çünkü fanatik kişi ne yaptığının bilincinde değildir. kendisinin doğru olduğunu sanmaktadır. bu yüzden hep kendimizden şüphe etmeliyiz. hatalarımızı aramalıyız ama başkalarınınkini de saklamalıyız. çünkü kul bu hata yapar. birleştirici olmalıyız. bize hayatta düşen misyon bence budur. ve benim inancımın felsefesi budur..

Caf€Ri
17.03.2006, 20:11
Şimdi sen Tanrı tanımıyorum şıkkını koyup "Aleviler Tanrı kavramını nasıl tanımlıyorlar?" dersen biraz aksi olur.Koyduğun 2 şık da alevilik olgusu içerisinde yer alamaz.

Nesimi
06.05.2006, 21:26
misyonunu yitirmiş elini ayağını çekmiş dünyadan insanlığı yaratmak dışında pek bir faydası olmamışdır, eğer varsa dünya neden açlıktan sefaletten kırılıyor, bu kadar mazlum insanlar var bazıları zevk sefa içerisinde saraylarda yaşarken bazı insanlar kuru ekmek bulamıyorlar
adalet nerde? İlahi adalet için sadece şükretmeyimi beklemeli? Bazıları dini kullansın sefa sürsün diğerleride Görmedikleri inandıkları tanrı inancı nedeniyle ölümden sonrasını düşünsün ilahi adalet bu olsa gerek? Her şey sır kapısı, Gönül gözü gibi Tv programlarındaki gibi olmuyor maalesf

Ama şöyle bir allah inancıysa bunu desteklerim sonuna kadar: Allah doğadaki gücün ismidir insanın enerjisi, doğanın enerjisi yoksa farklı bir allah aramak Gökyüzünde tahtında bütün gün oturan ve zamanı gelsede kimi insanları yaksam kimilerinide cennete soksam gibisinden milyonlarca yıldır düşünen biri geliyor ki buna karşıyım. Allah doğanın içerisindedir, insanın içerisindedir.

Şoreş
06.05.2006, 21:29
''Tanrı insan ve evrenin bütünüdür sistemin icindedir ve sistemin kendisidir.''

denzz
07.05.2006, 00:50
tanrı anlayışını toplumlara yaymakta nekadar doğru bilmiyorum inanmak isteyen insan hangi toplumda olursa olsun inanır bunun toplum ayrımı yoktur.inanış toplumsal değil kişiseldir eğer düşünebiliyosan inanıp inanmamakta sana kalır

Canan58
07.05.2006, 01:20
Allah ın varlığına tüm kalbimle inanıyorum.İnanç özgürlümü kullanarak ama bu tür anketlere aslında katılmak istemezdim.Herkes inançında özgürdür.
Bu tür tartışmalara gerek olmadığını düşünüyorum...

canugur
07.05.2006, 05:57
dördüncü madde bence farkli anlasiliyor.

*tanriya inanmiyorum maddesi, atestler icin kullnilmis olsa gerek.

Ateistlerin tanriya inanmama gibi sorunlari yoktur, Bu madde yerine tanri tanimaz konabilirdi.
Bu nedenle bu maddeyi isaretlemedim.

Tanriya inanmamak; sanki bir tanri var da, ben inanmiyorum seklinde angostik bir anlam iceriyor.

TOKAT-Zile
09.08.2006, 02:39
Evet Haklisin Bencede...tanriya İnanmayanlar DenİldİĞİnde Tanrinin Nesnel Yada En Azindan Ortak Bİr GÖrÜŞe GÖre Bİr Şekİlde Mevcut OlduĞu DÜŞÜncesİ Çikiyorkİ Bu Şekİlde OlduĞunu DÜŞÜnmÜyorum..

Adam
12.02.2007, 14:01
dördüncü madde bence farkli anlasiliyor.

*tanriya inanmiyorum maddesi, atestler icin kullnilmis olsa gerek.

Ateistlerin tanriya inanmama gibi sorunlari yoktur, Bu madde yerine tanri tanimaz konabilirdi.
Bu nedenle bu maddeyi isaretlemedim.

Tanriya inanmamak; sanki bir tanri var da, ben inanmiyorum seklinde angostik bir anlam iceriyor.

Evet Haklisin Bencede...tanriya İnanmayanlar DenİldİĞİnde Tanrinin Nesnel Yada En Azindan Ortak Bİr GÖrÜŞe GÖre Bİr Şekİlde Mevcut OlduĞu DÜŞÜncesİ Çikiyorkİ Bu Şekİlde OlduĞunu DÜŞÜnmÜyorum..

Biraz geç bir cevap oldu. :)
Haklısınız, fakat tanımamak da inanmamanın bir sonucudur, dediğiniz anlam çıkabilir doğrudur. Netice itibariyle Tanrıtanımazlık veya inaçsızlıkda bir inançdır ve burdan gelmez mi > İnancımda Tanrı'nın yeri yok = Tanrıya inanmıyorum = Tanrı Tanımazım. Tabi yanılıyor da olabilirim Tanrı Tanımaz daha isabetli bir ifade olacağı kesin, ama o da insanların kulağına sert geliyor.

Şoreş
12.02.2007, 14:22
Öncelikle özellikle Sünni kardeşler için aşağıdaki Linkteki Topiği okumalarını öneriyorum..

Allah Evrensel bir Ruhtur / Hallacı Mansur (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=19163)

Tanrı sistemiden ta kendisidir.. Tüm varlıklar onun birer yansıması parçasıdır..Tanrıyı İnsandan bağımsız, varlıklardan bağımsız bir kral olarak düşünemiyorum. Tüm evren tek bir gerçeği yaşar.. Var olan Hak, kendi gerçeğini yaşar.. Tüm varlıklar, canlılar Haktır ve o gerçeğin tecellisi, gerçeği yaşamaktır..