Orijinalini görmek için tıklayınız : Burdur / Yeşilova / Niyazlar Köyü


Haydaryiğit
11.04.2007, 18:24
NİYAZLAR KÖYÜ
Niyazi Baba Horasan ‘dan gelme ve Hacı Bektaş Veli’nin pir’lerinden olduğu söyleniyor.Önce Denizli yöresine gelmiş ve oradan da Tavas’ın (Denizli’nin bir ilçesi) bir köyünde yorgun düşerek uykuya yatmış ve hırkasını orada bırakmış; onun için o köyün adı ‘Hırka Köyü’ kalmış.Hırka köyünden yine Tavas’ın Solmaz köyü yakınlarında, yorgun otururken, bu köyden güzel bir gelinden su ister.O da dervişin yorgun ve bitkin olduğunu görünce, su tasının içene orada bulunan çamdan kopardığı pürü (çam yaprağı iğnesi) koyar ve ‘buyurun derviş dede’ diyerek suyu ikram eder. Derviş bu sudan biraz içer ve geline ‘ neden böyle yaptın?’ diye sorar. Gelin yanıt olarak: ‘ siz yorgun geldiniz, derviş dede, suyu birden içersiniz, onun için çam pürü koydum içine’ der. Bu gizemli yanıt üzerine Derviş Baba: ‘kesilen çamlarınız kurumasın,güzelleriniz solmasın’ duasını eder.O zamandan beri o köyün adı ‘Solmazlar’ olmuş; kadınları da yetmiş yaşına kadar güzel ve genç kalmışlar; kesilen çamları da asla kurumamış, yeniden yeşermiş..” 15

Niyazi Baba, benzer söylencelerle yoluna devam eder ve sonunda bugünkü Niyazlar’a gelir. Köyün yakarısında, çam ormanının içindeki pınar başında kuzu yer ve buranın adı da Kuzupınarı olarak kalır. Niyazlılar her yıl burada Niyazi Baba’yı anma töreni düzenliyorlar.Sonraları Niyazi Baba, köyün alt tarafındaki “çilehane” ye gelmiş, uzun zaman çilehanede çilesini çektikten sonra, bugünkü türbesinin bulunduğu yerde ölmüştür. Kul Mehmet’in bir şiirinden esinlenerek, Yeşilova Niyazlar köyündeki Niyazi Baba’nın geçmişinin çok önceki zamanlara dayandığı ve dergahının 17.yy’da iyi çalıştığı saptaması yapılmıştır (Noyan,2002:70).


Şu andaki türbe, Bektaşi inancı ve öteki kaynaklara uygun bir biçimde muntazam ve emek verilerek yapılmıştır. Türkiye’de yaygın geleneksel türbe mimarisi ve özelliklerini taşımaktadır. Türbenin çevresindeki mezarlıkta bulunan mezar taşları, Osmanlı tarzı mermerden yapılmış; başlıkları da dervişliğin bir simgesi olan, kubbesi dilimli taçlarla işlenmiştir. Niyazi Baba’nın türbesi ise demirden bir kapı, bir içi giriş, yatırın bulunduğu iç alan ve kubbeden oluşmaktadır. Türbenin iç alanında, iç giriş kapısına yakın bir yerde, Niyazi
Baba’nın yatırından daha küçük boyutta bir mezar daha var. Niyazi Baba’nın kamberi (rehberi)olduğu söylenmektedir. Türbenin iç duvarları, Bektaşi kültünün tüm manevi geçmişini,büyük yazılarla yansıtmaktadır. Kubbenin kenarlarında Oniki imamlar tek tek yazılıdır.Türbenin iç sağ köşesinde eski bir dolap içinde Niyazi Baba’nın eşyaları olduğu söylenenkudüm (trampet), kılıç, teber (kesici), değnek (baston) ve şamdanlar bulunmaktadır. Türbenin tarihi yazılı değildir.
Niyazi Baba’nın Horasan pirlerinden Hacı Bektaş Veli’nin müridi olduğu, mermerden yapılmış sandukasının kapıya bakan yüzünde şu sözlerle anlatılmaktadır: “Horasan diyarından bir fatih olarak gelmiş;burada çilehanede bir müddet yatmış ve buraya anıt olarak türbe yaptırılmıştır.” Yine, türbenin iç davarında Alevilik-Bektaşilik’te kült aracı olan üçleme dikkat çekmektedir.
“Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali,
Ya Hasan, Ya Hüseyin, Ya Fatma”.
Türbenin üst kısmındaki bahçede, 1940’larda yapıldığı söylenen cemevi, aşevi,
çilehane varmış, bunlar sonraları yıkılmış.Aynı bahçe içinde, ahşap yapılı, minaresi olmayan,70 yıllık olduğu söylenen bir cami var.Caminin karşısında eski olan ve bugün işlevini yitirmiş bir de köyevi bulunmakta…Cem törenleri, öğretim işlevini yitirmiş olan eski ilkokul binasında sürdürülmektedir.Her yıl “ kapı açma cemi” ya da “ babanın kapı açması cemi” ile başlayan,“ ikrar ayini”, “cem ayini” vb.çeşitli adlarla sürdürülen cem törenleri, genellikle kış aylarında yapılmaktadır.
Niyazlar Bektaşi topluluğunu, yörede gözlemlediğimiz topluluklardan ayıran en önemli özellikler; Sünni -Bektaşi karışımı olmayıp salt Bektaşilerden oluşması; dini yöneticinin demokratik yöntemle, yani seçimle göreve gelmesi; dedelik kurumu yerine babalık kurumunun geçmesi , ayin ve törenlerde doğal olanın dışında başka bir davranış ya da saplantı içine
girilmemesi, semahlarda eşli dönülmesi, ikrar almada“ tek çekilme” (kadın ve erkeğin tek tek ikrar vermesi) kuralının uygulanması vb. farklılıklardan oluşur.
Niyazlar Bektaşilerinde en önemli kurumsal değişme dedelik kurumunda
gerçekleşmiştir.1960 yılına kadar dedelik soy güderken, söz konusu tarihten sonra babalık kurumuna dönüştürülmüş ve babalar çoğunluğun onayladığı, bu konuda yetenekli, bilgi düzeyi yüksek kişiler arasından seçilmiştir. Şu anda Niyazlarda babalık görevini sadık Hoca’nın oğlu ve 1930 doğumlu Halil Yılmaz yürütmektedir.Halil Yılmaz önce dervişlik aşamasına, 1994 yılında da halifelerin imzaları ve o zamanki dedebabanın onayladığı“ icazetname”16 ile babalık statüsüne yükseltilmiş ve halen bu görevi sürdürmektedir. Köyde cem törelerini yöneten babanın dışında bir rehber ve bir de gözcü var. Halil Baba’nın Bektaşilik inancı, Bektaşiliğin tanımı, bir Bektaşi’de aranan nitelikler ve görevler konusundaki düşüncelerini söyle özetleyebiliriz:

Bizim kültürümüz Ehlibeyt ve insan sevgisi üzerine kurulmuş bir kültürdür.Anadolu’da yaşamış bazı uygarlıkların toplumsal ve inançsal görüşleri üzerine kurulmuş bir inanç sistemidir.Bu inanç sistemi içinde dinsel inançların yerine getirilmesi yanında çağa uygunluk,ilericilik, sosyal eşitliğin sağlanması düşüncelerinin yaşatılmasını sağlayan bir toplumuz. Halil Baba, Bektaşiliğin tanımlarından bazılarını da şöyle sıralamaktadır:
1.Edep sahibi kişilerin okuludur.
2.Muhammed Mustafa’nın aydınlık yoludur.
3.Hz.Ali yoluna soyunmaktır.
4.İşgücünden halka, içyüzünden Hak’a bakan iki yönlü kavşak noktasında
bulunmaktır.
5.Kimseyi değiştirmeden, yalnızca mevcut ahenge uyup, mevcut olanın en
uygun olduğuna inanıp olgun ve erdemli insan olmaktır.
6.Bir makamdır.
7.Hoşgörü ve enginliktir.”
Bu tanımlara bağlı olarak, Baba Halil Yılmaz’a göre bir Bektaşide bulunması gereken
özellikler şunlar olmalıdır:
1.Her yaptığı iş bir mana taşıyan, Hak’tan gelen nasibe razı olmak ;
2. Kimsenin malı ve servetinde gözü olmamak ;
3.Tanrı aşkından ayrı yaşamanın mümkün olmadığına inanmak,
4.Cehaletle uğraşmak,
5.İnandığı yolun sırrına ihanet etmemek,
6.Kula kulluk etmemek ;
7.Karşılık beklemeden yardım etmek,
8.Kişinin kusurunu görürse, düzelterek örtmek ;
9.Tanrı’nın yarattığı insanları aynı gözle görmek ;
10.İnsanları rengine, diline ve dinine göre ayırt etmemek ;
11.Tanrı adı ve aşkıyla kainatı bir görmek…”
Niyazlar köyü Bektaşilerinin en yüksek statüsünde bulunan Baba Yılmaz görevlerini de şu sözlerle dile getirmektedir:
Ahmet Yesevi, Lokman Perende, Horasan erenleri , Hacı Bektaş Veli, Yunus
Emre, Mevlana, Abdal Musa, Pir Sultan, Nesimi ve niceleri gibi, yüzyıllardır etrafına ışık saçan ve aydınlatan bu bilge kişilerin yolunda yürümek ve düşüncelerini gelecek kuşaklara aktarmak bizlerin birinci görevidir. “ Bu anlayışımıza göre Alevilik-Bektaşilik ne bir ilim adamının, ne bir düşünürün, ne de bir filozofun ürünüdür.Bin yılları aşan tarihin bir ürünüdür.Bu inançta “ Elele, El Hak’a “ vardır.Bu söz birliğin ve beraberliğin bir simgesidir.Birçok yanlışlıklar sonucu birlik ve beraberliğimiz zedelenmiştir.” Bizim felsefemizde ilkeler birlikle bitmez.. Oniki temel ilke olan “ eline, diline, beline, eşine, aşına sahip olmak; anlı, gönlü, sofrası açık olmak ; sır tutucu, ayıp örtücü, kazabı yutucu ve
hoşgörülü olmak; bunlar Alevilik ve Bektaşiliğin temel ilkelerindendir.” “İnsanın gerçek güzelliği de sözünün güzelliğidir. Bizim kıblemiz insandır.Kainata göre de insan vücududur.İnsan yerde ve gökte Tanrı’nın vekilidir.İbadetlerin en büyüğü,
faziletlisi kötülükten kaçınmaktır.İnananın inanan kardeşinin yüzüne sevgi ve muhabbetle bakması ibadettir.Nice sevinçli kimseler vardır ki, onlara nasip olacak kefenlikler dokunup satışa çıkarılmıştır da kendilerinin haberleri yoktur.”
Niyazlar köyü mürşidi Halil Yılmaz, “ 5.Niyazlar Köyü Niyazi Baba’yı Anma ve Kültür Şenliği” nde yaptığı ve çok kısa olarak özetlenen konuşmasını şu şiirle noktalıyor:


Sevgi, muhabbet kaynar yanan ocağımızda Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda Hırslar, kinler yok olur, aşkla meydanımızda Aslanlarla ceylanlar dost olur kucağımızda..” Yöredeki araştırmalarımızın odak noktasını oluşturan Niyazlar’daki Bektaşilik inancı ile ilgili anma günleri,cem töreleri, ibadet ve İlçe merkezindeki Emek mahallesinde (Niyazlar mahallesi) yerleşmiş Kent Bektaşileri’nin aile yapıları ve oluşan toplumsal değişmeler gibi olguların tümüne bu sunumuz kapsamında yer verme olanağımız olmadığından burada yanlıca inancın maddi ve manevi kaynakları, tanımlanma biçimleri üzerinde durulmuştur.

15 Cavit Bozkurt, 1933 doğumlu, Bektaşilik konusunda oldukça derin bilgiye sahip, Niyazi Baba
Tekkesi ile ilgili bilgiler kendisinden alınmıştır.

16 İcazetname:1. İzin belgesi, eskiden medreseden alınan diploma.2.Alevi Bektaşi hiyerarşisinde
Mürşit ya da dedebaba tarafından dedelik, babalık ya da rehberlik yapacak olanlara verilen izin
belgesi(Korkmaz , 1993:179).

Kaynak ;Sabri Çakır-Alevilik Hakında Araştırmaları

İşte bi güzel alevi köyümüz daha .. umarım paylaşımımı beğenirsiniz.

E_f_e_44
10.02.2008, 10:45
SLM KARDES BEN SERVET BURDUR DA 58. PIYADE ALAYINDA ASKERLIK YAPIYORUM YENI GELDIM BURADA KI ALEVİ VATANDASLARIMIZIN YOGUN OLDUGU BIR YER VAR MI TANISICAGIMIZ ARKADASLARIMIZ CANLARIMIZ VARSA BANA YARDIM EDIN saglıcakla kalın