YOLGEZER1984
08.04.2005, 21:30
TOTEM?ZM AN?M?ZM, NATÜR?ZM D?NLER?:
a.Totemizm:
Din ve ?nançlar tarihi içinde, Totemizm ilk inanç ve din tasviri olarak kabul edilir. Totemizm bir toplumun, klanın veya ?nsan topluluğunun bazı hayvanları, ağaçları, otları v.s. kendi ataları veya koruyucu ruhları kabul edip ona dua ve tapınma olayıdır. Bu şekilde yeni bir toteme sahip olmak, onun koruyan gücüne sığınmak bir güvenlik vesilesi sağlamış ve güven içinde korkusuzca yaşama düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle her klan veya topluluğun bir koruyucu totemi olmuştur. Elbette bu ilkel insan dönemindeki din anlayışıdır. Totem?e adanan kurbanlar ve tapınmalardan, törenlerindeki yalvarış ve dualardan yeni ve bir başka inanç ve dinin?de temeli atılmıştır. Bu yeni dinsel anlayışın adı Animizmdir. Totemizm?in ana düşüncesi, Totem, Mana ve Tabu?dur.
b. Animizm:
Dinin insanlık tarihindeki en uzun ve yaygın biçimlerinden biri de Animizm?dir. Animizm, maddi olmayan doğa üstü bir erk ve yetkiye sahip kuvvetlere (?yi ve kötü ruhlara, şeytanlara, tanrılara v.b) inanmaktı. Ölümün ve hayatın ruhsal ilkesine inanmak animizmden gelmektedir. Doğaüstü güçlere inanma, her çeşit muskacılığı ve afsunculuğu (sihiri) ortaya çıkardı ve yaydı.
Animizm doğadaki her şeyde ruhlar olduğu inancına dayanır. ?lkel insan, bedene hayat veren kaynağın insanın nefes alması olduğunu tespit etmiştir. Nefesin durmasıyla hayatın da durduğu ve nefesin insanı hareket ettiren Can olduğunu düşünmüştür. Bu canın adına da nefes anlamına gelen ruh denmiştir. Ruh ; bir çok dinlerde soluk veya nefes sözcüğünden türetilmiştir. Örneğin ruh sözcüğünün ?ngilizce karşılığı Soul veya Spirit sözcükleridir. Fıransızca karşılığı ise esprit?tir. Bu sözcükler Latincede solumak (nefes almak) anlamına gelen Spiritus sözcüğünden türetilmiştir. Araplar da ruh sözcüğünü, rüzgar anlamına gelen neyh veya koku anlamına gelen rahiha?dan türetmişlerdir. ?lkel insana göre Can veya ruh bedene sıkı sıkıya bağlıdır. Ancak beden ölmeden de Can bedeni kısa bir süre için terk edebilir. Can çalınabilir, geri getirilebilir. Yaralanabilir, yerine başkası konabilir. Hatta bedenin bazı parçalarını kullanarak da Can?a ulaşılabilinir. O yüzden ilkel insanlar, tırnaklarını, saçlarını veya giyecek eşyalarının ele geçmemesine özen gösterirlerdi. ?lkel insana göre yaşamın özü olan Can, bedenden bir daha dönmemek üzere ayrıldığı zaman, ölüm meydana gelir. Ancak Can bedene bağlı kalır. Ruhu kızdırmamak için ölülere saygılı davranmak gereklidir. Orada bu dünyanın benzeri fakat tersi bir yaşam vardır. Görünmez ruhlar, yaşayan ölüler büyücülüğü doğurmuştur. Nerede Animizm?e rastlarsanız orada büyücülük vardır. Totemizm gibi Animizm?de insan kültürüne önemli katkılar yapmıştır. Bütün güzel sanatların kökeninde Animist büyücülüğün izleri vardır. Türküler, şarkılar ve danslar (oyunlar) kökenlerinde büyücülük yöntemlerinin törenleridir ve oradan ortaya çıkmıştır. Animist büyücüler, mana gücünün gizlerine sahip insanlar olarak ilkel din adamları oldular. Tapınak veya törenlerin yapıldığı yerler zamanla kutsal mekanlar olarak mana kazandılar. Daha sonraki dinsel tapınakların ilkleri oldular. Animizm de Totemizm gibi daha sonraki çok tanrılı dinlere basamak olmuştur. Bu kadar çok doğa üstü gücün, varlığın olması elbette çok tanrılı dini doğuracaktır. Din bir taraftan insanın toplumsallaşmasının ve sosyalleşmesinin yeni düşünme gücünü ve buna bağlı maddi hayatını geliştirmenin bir zemini olurken, diğer yanda da özellikle pozitif bilimcilere göre dinleşen düşünce yani bu dinsel tasvirler ve anlatımlar giderek maddi hayatın önüne geçerek sağlıklı düşünceyi engellediler. ?nsanın doğayı ve doğa olaylarını mantıklı anlamasını ve ona göre maddi yaşamın gelişmesinin önünde engel oluşturdular. Yani insanın doğa karşısında güçsüz olduğu duygusunu geliştiren güçsüzlük duygusu doğdu. Dinler bu güçsüzlük kompleksini sürdürmeye yardım ettiler. Dolayısı ile din dünyanın ve doğanın bilimsel olarak tanınmasını engelliyordu. ?nsanı, doğayı ve doğa olaylarını gerçek incelemeden alıkoyuyordu. Bu nedenle de insanın gelişmesini dizginliyordu. Animizm?in karşıtı Mekanizim ve Vitalizm öğretileridir. Mekanizm; hayat olaylarının kimyasal ve fiziksel olgulara dayandığını savunur. Vitalizm ise şuur ve bitkisel olgulara dayandığını varsayar.
c. Naturizm:
Hayat ve doğa olaylarını tabiat gerçeğine dayandıran bir inanç sistemidir. ?nsanların ilkel tarımcılığa başladığı dönemlerde ortaya çıkan bu inancın özellikleri günümüze kadar gelmiştir. Güneş, hava, su, toprak ve ateş kültleri yanısıra yağmur, dağ, tepe kültleri, yağmur duası gibi. Çeşitli düşünürler ve araştırmacılar dinin kaynağını doğa güçlerine bağlarlar. Bu araştırmacılardan biri, Alman asıllı Amerikalı Max Müller?dir. Müller "dinin kaynağı doğanın sürprizleri ve olaylarıdır" demektedir. Yine Max Müller; dini, dilin bir hastalığı saydı. Karl Marx ile onu izleyenler ise dinin kaynağını yabancılaşmaya bağladılar. Onlara göre onlarca din, insandaki doğal ve sosyal yetersizliklerin bir yansımasıdır. Yukarıda ifade ettiğimiz bu üç temel dinsel inanç; Totemizm, Animizm ve Naturizm hemen tüm din ve inançların temelini oluşturmaktadır. Örneğin ?slamiyet?ten önce Türklerin "?amanist", ?ran?lılar ve Kürt?lerin "Zerdüşt" ve Arap?ların Sami inançlarının, gelenek ve görenekleri tek tanrılı din olan ?slamiyet içerisinde ve ?slamiyet?e rağmen özelliklerini kısmen veya ağırlıklı olarak (yörelere göre) korudular.
a.Totemizm:
Din ve ?nançlar tarihi içinde, Totemizm ilk inanç ve din tasviri olarak kabul edilir. Totemizm bir toplumun, klanın veya ?nsan topluluğunun bazı hayvanları, ağaçları, otları v.s. kendi ataları veya koruyucu ruhları kabul edip ona dua ve tapınma olayıdır. Bu şekilde yeni bir toteme sahip olmak, onun koruyan gücüne sığınmak bir güvenlik vesilesi sağlamış ve güven içinde korkusuzca yaşama düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle her klan veya topluluğun bir koruyucu totemi olmuştur. Elbette bu ilkel insan dönemindeki din anlayışıdır. Totem?e adanan kurbanlar ve tapınmalardan, törenlerindeki yalvarış ve dualardan yeni ve bir başka inanç ve dinin?de temeli atılmıştır. Bu yeni dinsel anlayışın adı Animizmdir. Totemizm?in ana düşüncesi, Totem, Mana ve Tabu?dur.
b. Animizm:
Dinin insanlık tarihindeki en uzun ve yaygın biçimlerinden biri de Animizm?dir. Animizm, maddi olmayan doğa üstü bir erk ve yetkiye sahip kuvvetlere (?yi ve kötü ruhlara, şeytanlara, tanrılara v.b) inanmaktı. Ölümün ve hayatın ruhsal ilkesine inanmak animizmden gelmektedir. Doğaüstü güçlere inanma, her çeşit muskacılığı ve afsunculuğu (sihiri) ortaya çıkardı ve yaydı.
Animizm doğadaki her şeyde ruhlar olduğu inancına dayanır. ?lkel insan, bedene hayat veren kaynağın insanın nefes alması olduğunu tespit etmiştir. Nefesin durmasıyla hayatın da durduğu ve nefesin insanı hareket ettiren Can olduğunu düşünmüştür. Bu canın adına da nefes anlamına gelen ruh denmiştir. Ruh ; bir çok dinlerde soluk veya nefes sözcüğünden türetilmiştir. Örneğin ruh sözcüğünün ?ngilizce karşılığı Soul veya Spirit sözcükleridir. Fıransızca karşılığı ise esprit?tir. Bu sözcükler Latincede solumak (nefes almak) anlamına gelen Spiritus sözcüğünden türetilmiştir. Araplar da ruh sözcüğünü, rüzgar anlamına gelen neyh veya koku anlamına gelen rahiha?dan türetmişlerdir. ?lkel insana göre Can veya ruh bedene sıkı sıkıya bağlıdır. Ancak beden ölmeden de Can bedeni kısa bir süre için terk edebilir. Can çalınabilir, geri getirilebilir. Yaralanabilir, yerine başkası konabilir. Hatta bedenin bazı parçalarını kullanarak da Can?a ulaşılabilinir. O yüzden ilkel insanlar, tırnaklarını, saçlarını veya giyecek eşyalarının ele geçmemesine özen gösterirlerdi. ?lkel insana göre yaşamın özü olan Can, bedenden bir daha dönmemek üzere ayrıldığı zaman, ölüm meydana gelir. Ancak Can bedene bağlı kalır. Ruhu kızdırmamak için ölülere saygılı davranmak gereklidir. Orada bu dünyanın benzeri fakat tersi bir yaşam vardır. Görünmez ruhlar, yaşayan ölüler büyücülüğü doğurmuştur. Nerede Animizm?e rastlarsanız orada büyücülük vardır. Totemizm gibi Animizm?de insan kültürüne önemli katkılar yapmıştır. Bütün güzel sanatların kökeninde Animist büyücülüğün izleri vardır. Türküler, şarkılar ve danslar (oyunlar) kökenlerinde büyücülük yöntemlerinin törenleridir ve oradan ortaya çıkmıştır. Animist büyücüler, mana gücünün gizlerine sahip insanlar olarak ilkel din adamları oldular. Tapınak veya törenlerin yapıldığı yerler zamanla kutsal mekanlar olarak mana kazandılar. Daha sonraki dinsel tapınakların ilkleri oldular. Animizm de Totemizm gibi daha sonraki çok tanrılı dinlere basamak olmuştur. Bu kadar çok doğa üstü gücün, varlığın olması elbette çok tanrılı dini doğuracaktır. Din bir taraftan insanın toplumsallaşmasının ve sosyalleşmesinin yeni düşünme gücünü ve buna bağlı maddi hayatını geliştirmenin bir zemini olurken, diğer yanda da özellikle pozitif bilimcilere göre dinleşen düşünce yani bu dinsel tasvirler ve anlatımlar giderek maddi hayatın önüne geçerek sağlıklı düşünceyi engellediler. ?nsanın doğayı ve doğa olaylarını mantıklı anlamasını ve ona göre maddi yaşamın gelişmesinin önünde engel oluşturdular. Yani insanın doğa karşısında güçsüz olduğu duygusunu geliştiren güçsüzlük duygusu doğdu. Dinler bu güçsüzlük kompleksini sürdürmeye yardım ettiler. Dolayısı ile din dünyanın ve doğanın bilimsel olarak tanınmasını engelliyordu. ?nsanı, doğayı ve doğa olaylarını gerçek incelemeden alıkoyuyordu. Bu nedenle de insanın gelişmesini dizginliyordu. Animizm?in karşıtı Mekanizim ve Vitalizm öğretileridir. Mekanizm; hayat olaylarının kimyasal ve fiziksel olgulara dayandığını savunur. Vitalizm ise şuur ve bitkisel olgulara dayandığını varsayar.
c. Naturizm:
Hayat ve doğa olaylarını tabiat gerçeğine dayandıran bir inanç sistemidir. ?nsanların ilkel tarımcılığa başladığı dönemlerde ortaya çıkan bu inancın özellikleri günümüze kadar gelmiştir. Güneş, hava, su, toprak ve ateş kültleri yanısıra yağmur, dağ, tepe kültleri, yağmur duası gibi. Çeşitli düşünürler ve araştırmacılar dinin kaynağını doğa güçlerine bağlarlar. Bu araştırmacılardan biri, Alman asıllı Amerikalı Max Müller?dir. Müller "dinin kaynağı doğanın sürprizleri ve olaylarıdır" demektedir. Yine Max Müller; dini, dilin bir hastalığı saydı. Karl Marx ile onu izleyenler ise dinin kaynağını yabancılaşmaya bağladılar. Onlara göre onlarca din, insandaki doğal ve sosyal yetersizliklerin bir yansımasıdır. Yukarıda ifade ettiğimiz bu üç temel dinsel inanç; Totemizm, Animizm ve Naturizm hemen tüm din ve inançların temelini oluşturmaktadır. Örneğin ?slamiyet?ten önce Türklerin "?amanist", ?ran?lılar ve Kürt?lerin "Zerdüşt" ve Arap?ların Sami inançlarının, gelenek ve görenekleri tek tanrılı din olan ?slamiyet içerisinde ve ?slamiyet?e rağmen özelliklerini kısmen veya ağırlıklı olarak (yörelere göre) korudular.