Orijinalini görmek için tıklayınız : Caferilik / Şia Mezhebi / İmamilik


Erki
23.12.2005, 03:55
gecenlerde enistemle oturduk, aleviligi konusuyorduk. Birden biz caferi mezhepindeniz dedi. biraz arastirdim ve www.alevikoseyi.com (http://www.alevikoseyi.com) dan
biseyler buldum.

CAFERİLİK

Caferilik, On İki İmamlar’ın altıncısı olan İmam Caferi Sadık tarafından kurulmuş bir Alevi mezhebidir. Caferiliğin kendinde Hak-Muhammed-Ali sevgisi, Ehlibeyt’e bağlılık ve On İki İmamlar’a bağlılık vardır. Caferilik, Ehlibeyt’e olanların çoğunluğu tarafından kabul görmüştür.
Caferilik inancının temellerini altıncı İmam Caferi Sadık atmıştır. Caferi Sadık, derin bilgisiyle diğer imamlardan farklıdır. Yine İnsanlığı ilgilendiren ilmi konularda yaptığı yorumlarla, getirdiği çözümlerle bir çok insanı eğitmiş, geliştirmiştir. İmam Caferi Sadık bu çok yönlü bilge kişiliğiyle salt Ehlibeyt’e bağlı olanları değil, aynı zamanda Ehli-Sünnet’e bağlı olanlarında hayranlığını kazanmıştır. Caferi Sadık’ın bu çok yönlü gelişkin kişiliği, onun düşüncelerinin Ehli-Sünnet tarafından benimsenmesini beraberinde getirmiştir. Ama maalesef Caferi Sadık’ın düşünceleri genellikle değiştirilmiş, özünden boşaltılmış halde Ehli-Sünnet’e ulaşmıştır. Bunun sonucunda, Caferi Sadık’ın kesin olan Ehlibeyt’e bağlılığı bile tartışılır hale getirilmiştir. Her ne kadar başta Anadolu Alevileri olmak üzere Caferi Sadık düşüncesi sahiplenilmişse de bazı alanlarda Caferilik adı altında geri bir Sünnilik temsil edilir hale gelmiştir. Yine iyi niyetlice de olsa bazı Caferi Aleviler pratikte Sünnileşmişlerdir.

Şüphesiz bu duruma gelinene kadar onlarca aşamadan geçildi. Ve bu tarihsel aşamalarda Aleviler egemen iktidarlar tarafından sürekli ve sistematik bir şekilde asimilasyona tabii tutuldu. Bunun sonucunda maalesef egemenler yer yer başarılı oldular. Egemen güçler bu başarılarıyla tarih boyunca Alevilere önderlik etmiş Caferi Sadık gibi bir önderi bile sahiplendiler. Bu sahiplenme Caferi Sadık öz düşüncesi ve inancı ile olmayıp, düşünceleri yontulmuş, inancı değiştirilmiş şekilde gerçekleşti.
Caferilik üzerine bilinmesi gereken temel bilgiler:

Caferi Sadık’ın düşüncesi ve inancının örgütlenmesi olan Caferilik her ne kadar yozlaştırılmaya, çarpıtılmaya çalışılsa da bir Alevi inancıdır. Yine Caferi Sadık bütün çarpıtmalara, yozlaştırılmaya, anlamsızlaştırılmaya karşın büyük bir Alevi önderidir. Aleviler yeniden, inatla, ısrarla ve kararlılıkla Caferi Sadık düşüncesini ve inancını sahipleniyorlar. Alevilik inancı var oldukça Caferi Sadık ulu bir Alevi önderi olarak Aleviler tarafından sahiplenilmeye devam edecektir. Caferi Sadık günümüzde de bütün çarpıtmalara, anti propagandaya karşın Alevilere yol göstermeye, önderlik etmeye devam ediyor.

benim sorum su. acaba neden ben caferiyim. pek anlamis degilim. simdi memlekete göre diildir sanirim. acaba bu konu hakkinda bilgisi olan arkadaslar beni aydinlata bilirlermi...
sonucta batini de olabilirdim dimi???

eerkan82
23.12.2005, 07:19
sevgili arkadaşım,evet abin doğru söylemiş biz Caferi Sadık mezhebindeniz ama Caferi değiliz. Caferiler'i fazla tanımamış olsamda onların Şii'ler gibiolduklarını biliyorum.bazen tv lerde çıkarlardı kara çarşaflı olarak görürdüm onları.

Kizilbas 66
23.12.2005, 11:36
Anadoluda eski söylemler ve Ehli-Beyt sevgisi nedeniyle Aleviler kendilerini Caferi olarak nitelendirir.Anadolu Alevileri ,Caferi mezhebinden olduklarini söylemelerine ragmen kurllarini uygulamazlar.Alevilik mezhep degildir.Ama buna karsin ,Alevilikle bircok ortak paydasi olan Caferilik mezheptir.Alevilik ,Caferiligin oniki imamci anlayisini kuramsal olarak sürdürür ve benimser.Batini anlamda yasama gecirilmemistir.
Gelin birde Anadolu Alevi-Bektasiligi ile Caferiligin Özdesen/ özdesmeyen yanlarina bakalim.

* Ehli-Beyt kutsaldir.Korunmali sayilmalidir.Bu anlayis Aleviliktede vardir.

* Dinsel yargilara .Peygamberin sünnetine uyulmalidir.Alevilik ,Caferiligin bu
anlayisina katilmaz.

* Tanri her düslemenin üstündedir.Eksiksiz ve görülmesi olanaksizdir.Alevilikte
tasavvufi acidan Tanriyi insan ve evrenle özdeslestirir ve insani Tanrinin
yeryüzünde yansimasi olarak görür.

* Hayir ve Ser Tanridandir.her müslüman " Hayruhu ve serruhu min Allah "
demelidir. Alevilik bu anlayisa katilmaz.Insan iradesini ortadan kaldiran bu
anlayisin yerine insan iradesini kor.

* Kaza ve kader Tanridandir.Alevilik, insanin serbest olmasi anlayisini gelistire-
rek,Caferiligin bu ilkesine katilmaz.

* Tanri dünyayi yarattiktan sonra yönetimi Peygamber ve imamlara birakmistir.
Alevilerin peygamber ve imamlara saygisi vardir,yalniz imamlik yerini alan
mollalik kurumu Alevilikte yer almamistir.

* Muhammed son peygamberdir.Alevilikte Hz. Muhammedi son ve en erdemli
peygamber olarak görür.Miracin bedensel degil ruhsa olarak gerceklestigine
inanir.Aleviligin bu konuda kendine özgü bir Mirac öyküsü vardir.Bu öyküde
Alevi mitolojisinde önemli bir yeri olan " Kirklar " yeralirlar.Caferilikte bu
anlayis yoktur.

* Dört kitap ta haktir.Ancak tek bozulmamis olan Kur an dir.Caferiligin bu
konuda hükmü Sünnilik gibidir." Kur anin noksan olduguna ,kimi yerlerinin
degistirildigine dair bir olay yoktur.Bunu iddia etmek din ve kural disidir "
Alevi-Bektasilikte Kur an in degistirildigi,Ali ve Ehli-Beyt ile ilgili bölümlerin
cikarildigina inanilir.

* Caferilikte Ruh göcü batildir yanlistir.Alevi-Bektasilikte ruhgöcünü batil
görmez.

* Namaz kilinir.Caferilikte namaz önemlidir bes ögün kilinir.Alevilikte namaz
yoktur,Niyaz vardir.Bu halka namazidir.Bu da Caferiler gibi Camide degil
Cemevinde yapilir.

* Caferilikte abdest olayi sünnilikteki gibidir.Alevilikte bes vakit namaz olmadigi
icin abdest olayida yoktur.Alevilerde temizlik özellikle ic temizligi önemlidir.

* Gusl abdesti caferilikte alinir. Alevilikte bu dinsel zorunluluktan cok ,temizligin
geregi olarak yaparlar.

* Oruc bedenin zekatidir.Caferiler Ramazan ayinda oruc tutarlar.Alevilerde
Ramazan orucu tutulmaz.Caferilerde Aleviler gibi Muharrem orucunu tutarlar.

* Caferilikte fitre ve zekat farzdir.Kazanci iyi olan beste bir oraninda humus
verirler.Bunlar Alevi geleneginde yoktur.Aleviler kendi aralarinda Müsahiplik
sistemiyle bir yardimlasma düzeni kurmustur.

* Caferilikte Hac gereklidir.Bu zorunluluk Alevilikte yoktur.

* Bir gecici evlilik türü olan " Muta " caferilikte vardir.Alevilikte yoktur.

* Hz.Ali ve Hüseyinin sehit olduklari gün yas olarak niteler ama Aleviler,
Caferiler gibi kendine iskence yapip dövünmezler..

* Caferilikte " Devriye " ve " Sudur " yoktur.Bu anlayis Aleviligin temel ögreti-
sidir.

* Caferilik ilk üc halifeyi tanimaz bu Aleviliktede mevcuttur.

Degerli arkadaslar yukarida bir cok noktaya degindigimiz gibi öyle görülüyorki
Caferilikle Alevilik arasinda pek bir bag ve benzerlik kalmamis .Alevi -Bektasilerin
Caferilige Ehli-Beyt sevgisinden kaynaklanan bir duygusal bagliliklari vardir.Caferilik giderek Siilik-Imamelikle özdesmis Anadolu Aleviliginden uzaklasmistir.Günümüzde Caferilik Alevilikten cok Sünni cevrelerle isbirligi ve yakinlik icerisindedir.Siyasal olarak daha yakinlardir.Alevi-Bektasiler günümüzde
Laik.Demokratik,Cagdas düzeni savunmaktadir.Oysa Caferiler,anti-laik,anti-demokratik ve seriatci düzenin savunucularidir.

Sevgi ve Saygilarimla.........

Erki
23.12.2005, 23:21
canlar cok saolun aydinlattiginiz icin. kafam baya bi karismisti. tekrar tsk
++++ rep

Eşter
24.12.2005, 02:04
Merhabalar,

Alevilik ile Caferilik inançsal anlamda ne kadar benzerlik hatta özdeşlik gösterse de, uygulama ve pratikte de o kadar farklılık gösteriyor. İşin bu kısmı apaçık ortada zaten. Aleviler, Caferiler gibi olmadıkları için, Caferiler de Aleviler gibi olmadıkları için memnunlar. Bunun itiraz edilecek bir yanı da yok elbette. Yalnız ilginç olan her iki tarafın da ortadaki bariz farklara rağmen kendisni Caferi mezhebinden sayması.

Düşündürücü olan diğer bir nokta ise, Sünni aleminin Caferiliği bid'at sayması ve içten içe yoldan çıkmış sapkınlar olarak nitelendirmesi. Bu konudaki tek istisna Mısırdaki Ezher Üniversitesinden yıllar önce "Caferiliğin uygulanabilir muteber bir mezhep olarak kabul edilebilirliği" açıklaması ki bu da Sünni alemince tamamen kulakardı edilmiş bir açıklamadır.

Garip olan taraf şu ki; sünniler dahi caferiliğe hemen hemen yoldan sapmış küffar bir mezhep gözü ile bakarken, Aleviler de tam tersine Caferiliği sünnileşmiş bir mezhep olarak görüyorlar. Sünnileşme kriteri olarak namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi, zekat vermeyi...vs. saymak da akıl karı değil, çünkü bu tür ibadetler ve yapılış şekilleri sünniliğin tekelinde değil. Ama Alevilikte yaygın ve yanlış olan bir kanı vardırki o da bu ibadetlerin tamamen sünniliğin tekelinde olduğu inancıdır.

Caferiye, ibadetini sünni imamlardan değil, Ehlibeyt imamlarından dolayısı ile Ali'den (a.s.) ve Peygamperden(a.s.) almıştır; Caferilikte EbuBekir,Ömer veya Osmandan gelen hiçbir görüşe itibar edilmediği gibi, onlar gibilerin fikir ve uygulamaları da caferilikte kesinlikle yoktur.

Buna rağmen Caferilik nasıl sünnileşmiş hala anlatılıp durulur. Yok canım, Caferi de sünni gibi domalıyor ya (afedersiniz ama sürekli duyduğum tabir bu) o yüzden o da sünni imişmiş.

Diğer nokta ise Caferiliğin "Alevilikten uzaklaştığı" safsatası ki bu da tam gülünecek bir mevzu. İmam Cafer Sadık hayattayken Ali şiası yani caferilik vardı, ama Anadolu Aleviliği denen birşey yoktu, daha doğrusu Anadolu da ne Müslüman ne de Türk ne de kendine Alevi diyen bir halk vardı.Şimdi birileri kalkıpta bu kadar şeyden sonra "Anadolu Aleviliği yoktu ama Mekke-Medine Aleviliği vardı" derse de şaşıracak durumda olmam. Kimin kimden uzaklaştığı gün gibi ortadayken, iş Alevilik hakkında kitap yazıp sömürmekten ve para kazanmaktan artık köşelik olmuş sözümona araştırmacı yazarlarca ters yüz ediliyor sürekli.

Temelde diğer onbir imamın öğrettikleri imam Cafer'in söylediklerinden farklı değil. Bu anlamda sünnilikteki gibi yer yer bir biri ile çelişen dört ana mezhepten farklı olarak, birbiri ile ters düşmeyen, kudretini tek kaynaktan alan, aynı öğretiyi yayan ve uygulayan onikilik ilahi bir silsile bu. Ama bu işi en rahat yapabilen Cafer Sadık olduğu için (Yıkılan Emeviler yerine geçen Abbasi hanedanı yüzünden doğan siyasi boşluktan ve diğer imamlara göre nisbeten daha az ev hapsi yaşadığı için) geniş kitlelere ders verebilmiş ve O hazretin, yok olmaya yüz tutmuş Muhammed (a.s.) dinini insanlara tekrar öğretmesine Caferi Mezhebi denilmiştir. Ondan sonra gelen imamların hemen hemen hepsi mahpus oldukları için yakın şii öğrencilerine ve diğer yakınları dışında kimseye birşey öğretememişlerdir.

AleviGenç
30.08.2006, 03:35
CAFERİ SADIK

Altıncı İmam Olan Caferi Sadık, 699’da Medine’de dünyaya geldi. Babası beşinci İmam Muhammed Bakırdır.

İmam Caferi Sadık, tarihin en önemli dönemlerinden biri olan Emevi saltanatının çöküşü ve Abbasi saltanatının başlaması döneminde yaşadı. Caferi Sadık, saltanat sahiplerinin kendisine sunduğu bütün teklifleri reddetti. Caferi Sadık bu dönemde ilmi toplantılar düzenledi, dersler verdi. Bu derslere ve toplantılara binlerce insan katıldı. Caferi Sadık bütün kutsal imamlarda olduğu gibi derin bir bilgiye sahipti. Caferi Sadık bu bilgilerinin öğrencileri vasıtasıyla bütün insanlığa ulaşması için çalıştı. Altıncı imam olan Caferi Sadık salt dini bilgiler değil, insanlığın sorunlarına çözüm için diğer alanlarda dersler verdi. Caferi Sadık’ın bu dersleri sonucu onlarca ilim sahibi insan yetişti. Hatta bazı Sünni alimler bile onun öğrencisi olmakla övünürlerdi.

Altıncı imam Caferi Sadık, öğretmenliğinin yanı sıra ahlâklı kişiliği ile kendisiyle tanışan insanları etkiliyordu. Onunla tanışan, onun derslerine, sohbetlerine katılan bir çok insan onun etkisinde kalmış, bilgisinden, davranışlarından etkilenmiştir.

Tabi ki bu insanlığı güzelliğe davet eden sevgili imam saltanat sahiplerinin hoşuna gitmiyordu. Saltanat sahipleri onu sık sık taciz edip, baskılar uyguluyorlardı. Sonunda onu zehirletip şehit ettiler (766). Caferi Sadık şahadetinden sonra da Alevilere önderliğini sürdürdü. Ehlibeyt sevdalıları onun "Buyruk"’larına uymaya devam ediyor.

Bazıları cahillikten ya da art niyetten İmam Caferi Sadık’ı yanlış tanıtıyor, yanlış algılıyor, yanlış değerlendiriyorlar. Olayın özü; Caferi Sadık’sız bir Alevilik düşünülemez.
***********************************************
ŞİİLİK

Şiilik, kavram olarak Hz. Ali taraftarlığı demektir. Şiilik sözcüğü Şia kelimesinden türetilmiştir. Her ikisi de aynı anlama gelmektedir: Hz. Ali taraftarlığı.

Genel anlamda Alevilik konusunda, Aleviliğin ne olduğu konusunda kavramlar alabildiğine çarpıtılmış, anlamları değiştirilmiş, her türlü yoruma tâbi tutulacak bir hale gelmiştir. Bu kavramların başında Şiilik kavramı gelmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere Şiilik kavramı, Hz. Peygamberin Hakka yürümesinden sonra Hz. Ali’nin halifeliğine (dini-siyasi önderliğine) inananlar için kullanılmıştır. Şiiliğin bir başka manası da Aleviliktir. Neticede Alevi kelimesi de Hz. Ali’nin isminden türetilmiştir. Ama bir çok olayda, olguda olduğu gibi tarihsel süreç, yoğun baskı ve asimilasyonla geçtiği için, bu kavramlar ve temsil ettikleri değerler de deforme olmuşlar, başka anlamlar yüklenmiş ve başka başkalaşımlar gerçekleşmiştir. Öz olarak Şiilik ve Alevilik aynı şeylerdir. Fakat tarihsel gelişim sürecindeki olaylar bazı değişimler, yenilikler, adetler, sapmalar getirmiştir. Tekrar belirtmek gerekir ki; öz olarak, çıkış noktası olarak ikisi de aynı anlama gelmektedir.

Şiilik ve Aleviliğin ortak noktalarından başlayarak bunları tarihsel süreç içerisinde yaşadıkları farklılaşmaya kadar biraz açalım.

Hz. Peygamberin vefatından sonra Hz. Ali’ye yapılan haksızlıklar, Emevi saltanatı sırasında Hz. Ali’nin soyuna karşı devam etti. Bu süreçte yaşanan haksızlıklar, katliamlar, adaletsizlikler safları iyice netleştirdi. Hz. Ali ve Ehlibeyt taraftarlığı İslam’ın Hak davetini sürdürürken, buna karşın Emevilerde temsilini bulan Sünnilik bir devlet dini oluyordu. Her tarihsel olayda olduğu gibi burada da egemen olanın sözü daha geçerli, getirdiği kurallar daha etkili ve din adına yürüttüğü çalışma daha verimliydi. Emevilerin bu yoğun çalışmaları ve kurumlaşmaları İslamiyet’i bütün coğrafyalara yayıyordu. Bu arada Ehlibeyt taraftarları da davetlerini gerçekleştiriyordu. Ehlibeyt taraftarları, devlet örgütlenmesine sahip olmadıkları için örgütlenmeleri daha çok gönüllülük temeline dayanıyordu. Emevilerinki zora dayanıyordu. Ama yine tarihin kanıtladığı gibi; gönüllülük daha kalıcı olurken, zora dayalı gelişim daha güçlü ama geçici oluyordu. Bunun en büyük örneği Endülüs Emevi Devletidir. Bu devlet hazin bir sonla yıkılmıştır. Çünkü temelinde inanç yerine zora dayalı bir iktidar vardı. Hâlbuki o devlette ve dolayısıyla o coğrafyada Ehlibeyt taraftarları bir çalışma yapmış olsalardı, sonuç daha farklı olurdu. Nitekim Emeviler zor ile İslam’ı yaymaya çalışırken Ehlibeyt taraftarları sevgi ile yapıyordu. Emevilerin ardıllarının İslam adına yaptıkları tahribatları Ehlibeyt taraftarları düzeltiyordu. Ehlibeyt taraftarları inancın özünün; Emevilerin yaptığı ve uyguladığı gibi olmadığını kanıtlıyordu. Nitekim Ehlibeyt taraftarları bu kadar baskı altında gelişim bulmuşsa bunun en büyük sebebi Ehlibeyt taraftarlarının şiddet ve zor yerine sevgiyi esas almalarıdır.

Yukarıda da izah etmeye çalıştığımız gibi, Hz. Peygamberin vefatından sonra İslamiyet iki kutuba ayrıldı.

Ehlibeyt ve Ehli sünnet. Bunlardan tarihsel süreç içerisinde bir çok oluşum oluştu. Ehlibeyt taraftarları dünyanın her tarafında, hemen hemen bütün coğrafyalarda varlar. Ama bunların ortak noktaları azalmış, farklılıkları çoğalmıştır. Her coğrafyadaki Ehlibeyt taraftarları, o coğrafyadaki tarihsel gelişmeler çerçevesinde farklılaşmış, yeniden şekillenmiştir. Şüphesiz aynı durum Ehli sünnet taraftarları içinde geçerlidir.

Aradaki fark; Ehli sünnet hemen hemen her zaman bir iktidar diniydi. Bu avantaj kullanılarak ortak noktalar korundu. Ehlibeyt taraftarları ise yoğun baskılar sonucu her zaman gizlenmek zorunda bırakıldılar. Bunun sonucu ortak bir örgütlenme yaratılamadı. Yaratılamayınca da kopukluk başladı ve böylece temel değerlerin dışında kalan ama günlük yaşamda belirleyici bir çok konuda farklılıklar ortaya çıktı. Bunun en can alıcı örneği günümüzde kendisini Alevi ve Şii olarak adlandıran toplumlar arasında görülüyor. Aleviler daha çok Anadolu’da, Balkanlar’da ve kısmen Ortadoğu’da yaşamaktalar. Şiiler ise Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Asya’da yaşamaktalar. Aleviler ile Şiiler arasındaki temel noktalar: Peygambere, On İki İmamlar’a, Ehlibeyt’e, Kuran’a, Hz. Ali’ye bağlılıktır. Bunun dışında şüphesiz daha bir çok ortak nokta var. Ama ayrı noktalar da bir o kadar fazla. Şimdi hangisinin haklı veya daha doğru olduğu tartışmasına girmeyeceğiz. Bu tartışma yaklaşık 200 yıl kadardır sürüyor. Ayrılığın başlangıcı 1800’lü yıllara dayanmaktadır. 1500’lü yıllarda başlayan ve Şah İsmail’in önderlik ettiği birliktelik 1800’lü yıllarda son bulmuş, dünyadaki Ehlibeyt taraftarları arasındaki bağlantı kopmuştur. İşte yaşanan bütün farklılıklar bu 200 yıllık zaman diliminde gerçekleşmiştir. Ama farklılık çok belirleyici olmuştur. Örneğin Asyalı bir Şiinin önder kabul ettiği bir şahsiyeti diğer Ehlibeyt taraftarları tanımıyorlar bile. Yine bir Anadolu Alevisinin önder kabul ettiği birisini diğer Ehlibeyt taraftarları tanımıyorlar. Biz olayın özetini böyle vermeye çalıştık. Sonuç olarak şunu belirtebiliriz ki; Ehlibeyt taraftarları birbirilerine inançlarını empoze etmek, dayatmak, kabullendirmek yerine ya da kendi doğrularını savunmak yerine ortak değerler etrafında buluşmadılar. Bu salt Aleviler için değil, bütün insanlık için geçerlidir. Yine Ehli sünnet için de geçerlidir. Ehlibeyt ve Ehli sünnet taraftarları ortak noktalarda buluşmalı ayrı noktalarda ise karşısındakinin inancına saygı duymalıdır. İnsanlığın huzuru, barışı böylesi bir atmosferde gerçekleşir. Aleviler, Ehlibeyt taraftarları böylesi bir dünyanın özlemi içinde olup bunun için azami çaba sarf edenlerdir. Şimdi sıra diğer inanç sahiplerinde.

Kaynak: www.alevikonseyi.com

Şoreş
30.08.2006, 11:49
Caferilik, Şia Mezhebinin diğer adıdır. Anadolu Aleviliği ile tek ortak noktası Ehlibeyttir..

ALLI07
04.09.2006, 16:58
Hz. Ali'nin (k.v)torunlarından ve Silsile-i Sadat'ın dördüncü halkası olan Cafer-i Sadık(r.a.),Hz.Hüseyin'in torunu olan Muhammed Bakır Hazretleri'nin oğludur.Medine-i Münevvere'de doğdu ve 765 (H.148)te Mekke'de vefat etti.Kabri Cennetü'l Baki'dedir.Cafer-i Sadık Hazretleri bütün dini,akli ve nakli ilimlerdesöz sahibidir.En büyük talabesi Hanefi mezhebinin kurucusu ve Ehl-i sünnetin reisi olan İmam-ı A'zam Ebu Hanife'dir.Onun öğreti ve sohbetlerine iki sene devam etmiştir.İmam-ı A'zam onun huzurunda kavuştuğu yüksek mertebeleri anlatmak için :" O iki sene olmasaydı,Numan helak olmuştu" buyurmuştur.

keanu_1907
04.09.2006, 17:32
evet ya caferi kardeşler (genellikle ığdır,ağrı yöresinden) açıkça söyliyim bana çok sempatik geliyo özellikle aşura meydanında her aşure gününde toplanmaları ve geleneklerine bağlı yozlaşmamış bir toplum olmaları gerçekten çok hoş ama eşleri maalesef kara çarşaf giyiyo yada ben sadece onları yas gününde gördüğüm için oleler inş değillerdir

yusufçukgecegez
04.09.2006, 17:57
açıklamalarda bulunan tüm arkadaşlara şahsım adına teşekkür ediyorum.gerçekten bilgilendirirci olmuş.hiçbir inanca sataşma yapılmadan açıklamalara yer verilmiş.çok seviyeli bir tartışma ortamı oluşmuş,umarım bozulmaz ilerki yorumlarda.bildiğim kadarıyla imamı azam ebu hanife,imama caferi sadıktan iki sene ders almış.hanefilik ise sünniliğin ençok rağbet gören mezhebi sanırım.açıklamalarınızdan,caferiliği,sünniliğe çok yakın buldum.bana sanki alevilik ile sünnilik arasında bir köprü gibi geldi.sanki caferiliğin bir yarısını sünnilik,diğer yarısını alevilik benimsemiş gibi.buda aynı inancın değişik varyasyonları olduğumuzu bize birkez daha gösteriyor.arada kardeşlik var ama aynı zamanda üveylikde var.saygılarımla.

canazerbaycan
04.09.2006, 20:03
.Oysa Caferiler,anti-laik,anti-demokratik ve seriatci düzenin savunucularidir.

Sevgi ve Saygilarimla.........


Haddini bilin. Haddini aşma. Türkiye Caferileri yani Türkiyede yaşayan Azerbaycan Türkleri, hiçbir zaman anti-laik,anti-demokratik ve seriatci düzenin savunucuları olmamıştır. Biz bu Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda Karsta, Iğdırda en az diğer insanlarımız kadar mücadele ettik. "Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa" marşını benim dedelerim yazdı. Benim halkım hiç bir zaman RP, SP, AKP gibi partilerin arkasına düşmemiştir. Laikliği ve cumhuriyeti kendi din ve vicdan özgürlüğünün teminatı saymıştır. Bütün Şii camilerinin lokallerinde Atatürk'ün resmi asılıdır. Karsta Aşura yürüyüşünde İmam Ali(as)'in resminin yanında Atatürkün resmi ve Türk bayrağı taşınır. Yaşlılarımız Atatürk'ü minnetle anar. Bugün özgürce ibadetimizi bu topraklarda yapıyorsak bu Atatürk'ün ve Cumhuriyetimizin sayesindedir. Sen herhalde o sözleri yazarken aynayı yüzüne tuttun.

Şoreş
04.09.2006, 20:08
Şii cemaatleri genelde tutucu olurlar ama hepimizin bilmesi gereken birşey var ki Şiilik, diğer değimiyle Caferilik İranın tekelinde değil.İran nedeniyle tüm Şia cemaatleri yobaz ve şeriatçı sanılıyor.Bu doğru değil.Şiilerin tutucu oldukları doğru ama Azerbaycan Türkmeni Şiiler çok koyu değiller.Azerbaycan Türkmenleri Aleviyken, 1600 lerden sonra Şiileştirildikleri için çok fazla yobaz tutumları yok.Sanki Alevilik hala kendini hissettiriyormuş gibi..

Dediğim gibi Şiilik İranlılar yüzünden kötü algılanmasın.Çok fazla olmasada demokrat Şii Türkler oldukça fazla.

Bilinmesi gereken başka birşeyde bazı kesim şiilerin biz Alevilere bozuk Şii demesi... Buda üzücüdür ki aynı tip iftira ve böyle şeyler Arap Alevi canlarımız içinde söylenmiştir..

yusufçukgecegez
04.09.2006, 21:15
seviyeli bir tartışma dedik,hemen seviye düştü iyiymi.alevi şii,nusayri,caferi,hepsi aynı inanç değilmi arkadaşlar.neden biri diğerinden daha üstündür deme çabası.hepsininde değişik renk,tat ve güzellikleri yokmu.hatta buna sünnilikde eklenemezmi.

AleviGenç
04.09.2006, 21:20
seviyeli bir tartışma dedik,hemen seviye düştü iyiymi.alevi şii,nusayri,caferi,hepsi aynı inanç değilmi arkadaşlar.neden biri diğerinden daha üstündür deme çabası.hepsininde değişik renk,tat ve güzellikleri yokmu.hatta buna sünnilikde eklenemezmi.


Selam Abi
Şii-Caferi-Alevi-Nusayri hepimiz aynı ağaçın dallarıyız..
Yalnız bir çok Nusayri biz farklıyız diye yazmayı kendine bir borç biliyor bizde biliyouz farklısınız ama yazmasalar olmaz sanki...

yusufçukgecegez
04.09.2006, 22:20
Selam Abi
Şii-Caferi-Alevi-Nusayri hepimiz aynı ağaçın dallarıyız..
Yalnız bir çok Nusayri biz farklıyız diye yazmayı kendine bir borç biliyor bizde biliyouz farklısınız ama yazmasalar olmaz sanki...

farkların olması çok normalde,bu farklılıkları zenginlik olarak görebilmek lazım,tabi böbürlenerek bir farklıyız denirse,bu kötü tabi,ben hermezhebi zenginlik olarak görüyorum.eleştirdiğimyanları olsa bile.eleştiri bile öğrenmek için aslında.ayrılmaların sonu yok.en son demde kardeş kardeşten ayrıdır.ama öncelikle insanız,adem ve havvadanız.sonra bir kısmımız allaha inanıyor bir kısmımız inanmıyor.sonra bir kısmımız müslüman,bir kısmımız değil.alevisi sünnisi,şiisi,nusayrisi,caferisi ve daha niceleri,müslüman sonuçta.kimin en doğru olduğuna yalnızca allah karar verecek.o zaman bize düşen aramızdaki farklılıkları zenginlik olarak algılayıp,hoş sohbetini yapmak.

KoCGiRiLi_
10.09.2006, 02:40
seviyeli bir tartışma dedik,hemen seviye düştü iyiymi.alevi şii,nusayri,caferi,hepsi aynı inanç değilmi arkadaşlar.neden biri diğerinden daha üstündür deme çabası.hepsininde değişik renk,tat ve güzellikleri yokmu.hatta buna sünnilikde eklenemezmi.


sünnilik eklenemes...

ekliyecek olan varsa oda imam mehdi a.s dır baska kımse baskalarını bu meshepe dahil edip veya cıkartamas...

Şoreş
11.11.2006, 14:08
Caferilik, Alevilik ile çok zıt bir İnanç, yol.

Bikere Caferilik İslam kaynaklı ama Alevilik sadece İslam değil..

Şiilik Caferilik İslam Dininin en katı ikinci yorumudur.. Şafilikten sonra..

Caferilik adı altında Alevilk yaparsak o zaman karşımıza çıkarlar.

Caferilik, İmam Cafer yolundan giden demek ama Alevilik, Ehlibeyt Muhammed Ali yolundan giden demek.

İmam Cafer Mezhep kurmadı, Ehlibeyt'in yolunu gösterdiği için bizler Caferi değil Aleviyiz... Caferilik Şialara ait bir olgudur ve bize çok uzak bir kavram..

Sonuna kadar reddediyorum Caferiliği, Şialığı...

Zerre kadar umrumda olmayan bir Mezhep.

Biz Mezhep değiliz ki Caferi olalım.

Farkı kavramak gerekiyor..

Mezhep, Dinlerden sonra çıkan bir yoldur.. Doğru yanlış bilinmez..

Ama İnanç Sistemi bir İnançlar bütünüdür.. İşte Alevilik bir İnanç Sistemidir ve bu yüzden Caferi Mezhebinden değiliz.. Sadece Caferiler ile ortak Pirimiz var, oda İmam Caferi Sadık o kadar..

Şoreş
11.11.2006, 14:31
Can Alevilik Mezhep değil o yüzden bizim Mezhebimiz var dersek, Aleviliği kısıtlamış, kesmiş, biçmiş bir inanç yapmış oluruz.

Alevilik Evrenseldir o yüzden Caferi Mezhebinden değiliz..

Arapçada Şia olabilir doğrudur ama Şiayı bizim kullanmamız gerekmiyor..

Biz Anadolu Alevisiyiz, Kızılbaşız, Bektaşiyiz..

Caferi değiliz kardeş... Caferiyiz dersek Mezhepçiliği kabul etmiş oluruz, Alevilik bir Mezhep olmadığı halde...

Mezhep ve İnanç Sistemi farklı kavramlar kardeş.

Ehlibeytin yolunda Mezhepçilik olmaz..

Şia kaynaklar, anlatımlar hiç umrumda değil..

Caferiler bizden uzak olsun çünkü Alevilere attıkları iftiralardan Sünnilerden farksız.

Diyorsun ki; ' Caferilik İran'ın babasının malı değil ''

Olmayabilir ama şu saatten sonra bir Alevinin '' Ben Caferiyim '' demesi zamanla standart hale gelir ve farkında olmadan Aleviliğini unutmuş olursun..

Hemde öyle bir unutursun ki ...

Mezhep bizde yok...



Sen kendini Caferi görebilirsin AMA Alevilik Caferi Mezhebinden değildir.

Nihat
11.11.2006, 15:19
Can Alevilik Mezhep değil o yüzden bizim Mezhebimiz var dersek, Aleviliği kısıtlamış, kesmiş, biçmiş bir inanç yapmış oluruz.

Alevilik Evrenseldir o yüzden Caferi Mezhebinden değiliz..

Arapçada Şia olabilir doğrudur ama Şiayı bizim kullanmamız gerekmiyor..

Biz Anadolu Alevisiyiz, Kızılbaşız, Bektaşiyiz..

Caferi değiliz kardeş... Caferiyiz dersek Mezhepçiliği kabul etmiş oluruz, Alevilik bir Mezhep olmadığı halde...

Mezhep ve İnanç Sistemi farklı kavramlar kardeş.

Ehlibeytin yolunda Mezhepçilik olmaz..

Şia kaynaklar, anlatımlar hiç umrumda değil..

Caferiler bizden uzak olsun çünkü Alevilere attıkları iftiralardan Sünnilerden farksız.

Diyorsun ki; ' Caferilik İran'ın babasının malı değil ''

Olmayabilir ama şu saatten sonra bir Alevinin '' Ben Caferiyim '' demesi zamanla standart hale gelir ve farkında olmadan Aleviliğini unutmuş olursun..

Hemde öyle bir unutursun ki ...

Mezhep bizde yok...



Sen kendini Caferi görebilirsin AMA Alevilik Caferi Mezhebinden değildir.




evet soreş yazına katılıyorum alevilik hiç bir dinin tekelinde değildir.alevilik evrenseldir vede insanlığın çıkış noktasıdır.
çünkü bir çok dini temelinde aleviliğin hoşgörüsü ve insana verilen değerler vardır .ayrıca islamiyet te bunun içindedir.islamiyet te aleviliğin öğretilerini kendine baz almıştır.aleviliğin insanın kurtuluşu olarak görüyorum.
caferilik sadece bazı öğretiler almıştır alevilikte çünkü caferilik bir mezheptir.alevilikbir mezhep ol
olmadığına göre artık başka bir söze gerek yok sanırım.
teşekürler

Servan
12.11.2006, 20:42
gecenlerde enistemle oturduk, aleviligi konusuyorduk. Birden biz caferi mezhepindeniz dedi. biraz arastirdim ve www.alevikoseyi.com (http://www.alevikoseyi.com) dan
biseyler buldum.

CAFERİLİK

Caferilik, On İki İmamlar’ın altıncısı olan İmam Caferi Sadık tarafından kurulmuş bir Alevi mezhebidir. Caferiliğin kendinde Hak-Muhammed-Ali sevgisi, Ehlibeyt’e bağlılık ve On İki İmamlar’a bağlılık vardır. Caferilik, Ehlibeyt’e olanların çoğunluğu tarafından kabul görmüştür.
Caferilik inancının temellerini altıncı İmam Caferi Sadık atmıştır. Caferi Sadık, derin bilgisiyle diğer imamlardan farklıdır. Yine İnsanlığı ilgilendiren ilmi konularda yaptığı yorumlarla, getirdiği çözümlerle bir çok insanı eğitmiş, geliştirmiştir. İmam Caferi Sadık bu çok yönlü bilge kişiliğiyle salt Ehlibeyt’e bağlı olanları değil, aynı zamanda Ehli-Sünnet’e bağlı olanlarında hayranlığını kazanmıştır. Caferi Sadık’ın bu çok yönlü gelişkin kişiliği, onun düşüncelerinin Ehli-Sünnet tarafından benimsenmesini beraberinde getirmiştir. Ama maalesef Caferi Sadık’ın düşünceleri genellikle değiştirilmiş, özünden boşaltılmış halde Ehli-Sünnet’e ulaşmıştır. Bunun sonucunda, Caferi Sadık’ın kesin olan Ehlibeyt’e bağlılığı bile tartışılır hale getirilmiştir. Her ne kadar başta Anadolu Alevileri olmak üzere Caferi Sadık düşüncesi sahiplenilmişse de bazı alanlarda Caferilik adı altında geri bir Sünnilik temsil edilir hale gelmiştir. Yine iyi niyetlice de olsa bazı Caferi Aleviler pratikte Sünnileşmişlerdir.

Şüphesiz bu duruma gelinene kadar onlarca aşamadan geçildi. Ve bu tarihsel aşamalarda Aleviler egemen iktidarlar tarafından sürekli ve sistematik bir şekilde asimilasyona tabii tutuldu. Bunun sonucunda maalesef egemenler yer yer başarılı oldular. Egemen güçler bu başarılarıyla tarih boyunca Alevilere önderlik etmiş Caferi Sadık gibi bir önderi bile sahiplendiler. Bu sahiplenme Caferi Sadık öz düşüncesi ve inancı ile olmayıp, düşünceleri yontulmuş, inancı değiştirilmiş şekilde gerçekleşti.
Caferilik üzerine bilinmesi gereken temel bilgiler:

Caferi Sadık’ın düşüncesi ve inancının örgütlenmesi olan Caferilik her ne kadar yozlaştırılmaya, çarpıtılmaya çalışılsa da bir Alevi inancıdır. Yine Caferi Sadık bütün çarpıtmalara, yozlaştırılmaya, anlamsızlaştırılmaya karşın büyük bir Alevi önderidir. Aleviler yeniden, inatla, ısrarla ve kararlılıkla Caferi Sadık düşüncesini ve inancını sahipleniyorlar. Alevilik inancı var oldukça Caferi Sadık ulu bir Alevi önderi olarak Aleviler tarafından sahiplenilmeye devam edecektir. Caferi Sadık günümüzde de bütün çarpıtmalara, anti propagandaya karşın Alevilere yol göstermeye, önderlik etmeye devam ediyor.

benim sorum su. acaba neden ben caferiyim. pek anlamis degilim. simdi memlekete göre diildir sanirim. acaba bu konu hakkinda bilgisi olan arkadaslar beni aydinlata bilirlermi...
sonucta batini de olabilirdim dimi???

emegine saglık can.caferilik degişti diyorsun peki caferilikte pir mursid dede talip gibi olgular warmıydı yada simdi varmı alevilikle olan benzerlikleri nelerdir.

GELİN CANLAR BİR OLALIM.........:hopala

Şoreş
12.11.2006, 21:04
Caferilkte Pir, Dede, Mürşit gibi olgular yok.

lion12
13.11.2006, 10:32
Evet canlar mezhep olarak İmam Cafer Sadık önderliğinde olan yani 6. İmamımızın yolunda gidenler olarak fıkıh alimi olarak İmam Cafer Sadık ı gördüğümüzden Caferi mezhebindeniz diyebiliriz Şii lerin de olduğu gibi ama bizler sonuç olarak aleviyiz ve de kökende ve de temelde Şii lerle aynı olmamıza rağmen detayda farklılıklarımız olabilir.YAni Şii ler gibi bizde Caferi mezhebine bağlıyız ama Şii değiliz...

Şoreş
14.11.2006, 16:58
Vay ben senin allah'ına kurbanım lion kardeş.
Vallah helal olsun anlatmak istediğim bu sen 1 numarasın sağol varol vallah helal kardeşim benim anlatmak istediklerimi özetlemişsin.
İstediğimiz Alévî-Dede'sine sorsak Caférîyiz'der.


Onların Caferiyiz demesi, senin anlamak istediğin bir tarzda Caferiyiz demek değildir.. Onlar İmam Cafer Sadık'a bağlı olduğumuz için öyle söylüyorlar ama sen resmen Caferiliği kabul ediyorsun, Namazı savunuyorsun..

İran güçlü can:yamukgul: İran güçlü bir Şia/Caferi Devleti, onlar gibi görünmeye çalışmakta bir Şirinliktir....:yamukgul:
:yamukgul:

AleviGenç
15.11.2006, 10:36
Rica ederim sadece bildiklerimi sizlerle de paylaşmak istedim...

Selam Cano

Bence bildiklerin doğru banada atalarım böyle öğretti.

Şoreş
15.11.2006, 12:55
Selam Cano

Bence bildiklerin doğru banada atalarım böyle öğretti.

Atalarından Şiiliği Caferiliği mi öğrendin can ?

Caferiyim diyorsun tamam ama bari Caferi Şia kaynaklarla kendini besleme..

Gün gelir Semahımıza, Cemlerimize bazıları gibi '' Eğlence - Cümbüş yeri '' de diyen biri olabilirsin ?... Herşey olabilir... Çünkü İnsanımız Asimile olduğu zaman çok koyu dindar bir Müslüman olmaktadır...

Şoreş
21.11.2006, 16:05
Caferi olmamız için Aleviliği kesip kırpmanız, günümüz Emevi İslam Anlayışına sokmanız, yakan yıkan Allaha İnanmanız gerekir ama gelin görün ki Alevilik günümüz Emevi İslam Anlayışını reddettiği gibi, yakan yıkan mantıksız bir Tanrı Anlayışını reddedip '' Tanrı Özümdür, Enel Hak '' der...Bir yolun Caferilik vs. olması için tek kaynaklı olması gerekir.. Gelin görün ki Alevilik Evrenseldir, sadece İslam değildir...Kendinizi günümüz Müslümanlarından görmeyiniz yada '' İslam onların tekelinde değil '' anlayışına kapılmamanız gerekmektedir.. O zaman sizin yaşadığınız Aleviliğin sonu gelmiş demektir.. Sağdan soldan çekiştirildiğimiz bu günlerde, sizin kabul etmeniz gereken kimlik Caferilik değil Aleviliktir... İkisi bir arada olmaz... Caferiyim derseniz buyrun 300 tane Caferi Camisi var, Buryun Türkiye Caferiler Vakfı var, gidin onlara Cemimizi, Cemevimizi, Semahımızı kabul ettirin bakalım edecekler mi ? Birilerine şirin görünmeyi yada açık açık söylüyorum şu '' Müslüman '' ayaklarından vazgeçiniz.Size tavsiyemdir.. Alevilik tek bir Irkın, tek bir Dinin tekelinde değildir.. Kendi başına Evrensel bir İnançtır..

AleviGenç
22.11.2006, 10:05
Caferi olmamız için Aleviliği kesip kırpmanız, günümüz Emevi İslam Anlayışına sokmanız, yakan yıkan Allaha İnanmanız gerekir ama gelin görün ki Alevilik günümüz Emevi İslam Anlayışını reddettiği gibi, yakan yıkan mantıksız bir Tanrı Anlayışını reddedip '' Tanrı Özümdür, Enel Hak '' der...Bir yolun Caferilik vs. olması için tek kaynaklı olması gerekir.. Gelin görün ki Alevilik Evrenseldir, sadece İslam değildir...Kendinizi günümüz Müslümanlarından görmeyiniz yada '' İslam onların tekelinde değil '' anlayışına kapılmamanız gerekmektedir.. O zaman sizin yaşadığınız Aleviliğin sonu gelmiş demektir.. Sağdan soldan çekiştirildiğimiz bu günlerde, sizin kabul etmeniz gereken kimlik Caferilik değil Aleviliktir... İkisi bir arada olmaz... Caferiyim derseniz buyrun 300 tane Caferi Camisi var, Buryun Türkiye Caferiler Vakfı var, gidin onlara Cemimizi, Cemevimizi, Semahımızı kabul ettirin bakalım edecekler mi ? Birilerine şirin görünmeyi yada açık açık söylüyorum şu '' Müslüman '' ayaklarından vazgeçiniz.Size tavsiyemdir.. Alevilik tek bir Irkın, tek bir Dinin tekelinde değildir.. Kendi başına Evrensel bir İnançtır..

SélâmunAléykûm

Sayın Soreş:

Bîz "Alévî-Caferî'ler" in kendini kimseye gösterme kanıtlama gibi niyeti veya cabası yoktur.

Ne İran'la işimiz olur nede Dünyanın başka bir yerindeki Şiî'lerle...

Bizler Alévî'yiz...Bunu herkes böyle bilsin.Hz.Alî'nin yolu İran'lılardan veya Pakistandaki Şia'lardan sorumlu değildir.

Namaz'a gelinçe Hz.Alî nasıl kılıyorsa bende öyle kılıyorum inanıyorum...

İstanbuldaki Caferilerlede hiçbir alaka ve işimizde yoktur.

Caferi arkadaşımın dediği gibi çou iran sempatizanı ve aşığı onlarara laf anlataçağımıza deveye hendek atlatırız.

Bizler Caferîyiz hemde gerçek Cafer-î...

Ama şöyle sorarsan dersen Türkiyedeki Azeri Caferilere bakışın nedir:

Çevabım: Onlar Alévî'lere ne gözle bakıyorsa bende onlara o gözle bakıyorum...

Cem'de var Namaz'da Cem Evî'de...

Iraktaki Türkmen Alévî Caferî'ler namaz'da kılıyor Cem'de yapıyor...


İnsan-ı Kamil anlayışında Allah:

Şairin deyişiyle:

"Ben sana bağlıyım başka bir bağa muhtaç değilim

Ahdi seninle bağladım asla kırmış değilim."

Şoreş
29.11.2006, 19:03
Caferilik veya Onikiciler Arapça'da اثنا عشرية -Isnaaşeriyye- oniki imama inanan "Şii - Alévî" mezhebidir.


Her ne kadar İsmaililer de Hz.Muhammed'den sonra gelen masum imamların varlığına inanıyor olsalar da özelde Onikiciler veya Caferiler için İmamilik de kullanılan terimler arasındadır.

Şia'nın yüzde 80'i onikici veya caferidir. Azerbaycan, İran, Irak, Lübnan, Bahreyn'de hakim şii mezhebidir.

İbadetteki Farklılıklar

Caferilik'te ibadet öncesi yapılan temizlikte (abdest denir) ayaklar yıkanmak yerine hafif ıslak olan eller ayaklara sürülür (mesh denir)

Günlük ibadetlerde (namaz) ise Sünnilerle aynı şekilde namaz 5 vakit kabul edilir ancak öğle ile ikindi akşam ile yatsı namazları birleştirilerek (Arapça'da toplamak, birleştirmek anlamına gelen "cem" terimiyle adlandırılır) gerçekleştirilir.


Beşte Birlik Vergi (Hums)

Sünnilerden farklı olarak Caferilerde Hums denilen gelirin beşte birinden alınan bir vergi bulunmaktadır. Zekattan farklıdır. Caferi din adamlarına göre Hums'un bir parçası İmamların soyundan gelen kimselere ve fakir, yetim olan Seyyidlere ikinci parçası da dini bilgisi geniş olup hüküm verebilen Müctehidlere verilir.


Bu bilgiler Anadolu Aleviliğinin gelenekleri değil, Şia/Caferilerin gelenekleridir... iran, Azerbaycan, Irak vs. gibi ülkelerdek Şia/Caferilerin uygulamalarıdır... Caferiler, HZ Ali Sevgisi ve onun İmamet Hakkı dışında, Sünni Mezheplere göre pek farklılık içermiyorlar..

Şoreş
30.11.2006, 17:25
SelâmunAléykûm

Kardeş Alévî'ler tabikide Cafer-î Meshep'indedir.Hepimizin kökü bir.Aynı inançın başka yerlere dağılmış yapraklarıyız.

Ben senin msn'ni ekledim orada yazışırız ben sana kaynak yollarım.:thumbup1:

Arkadaşım Caferi Mezhebinden değiliz.. Sen Caferi Mezhebinden olabilirsin ama biz değiliz.Bugüne kadar Mezhepçilik yapmadık, hangi güç Aleviliği Mezhep kalıplarına sokabilir ? Benzerlikler olabilir, doğrudur ama bu benzerliklerin yanında dağlar kadar farklar var. Kardeş iki gün önce Türkmen Alevisiyim diye övünüyordun, bu mudur Aleviliğin.. Aleviliğin, Evrensel İnancımızı, Mezheplere sığmadığı halde Mezhep kalıplarına sokmak mıdır ? Bu nasıl çelişki açıklar mısın ?

AleviKürt
01.12.2006, 13:39
Siiler Alevi degildir! Ama Aleviler Sia'dir. Arada büyük bir fark var.

Biz Alevilerin cogu Tarikat kapisinda bulunurken, Tarikat ibadetini yürütürken, neden Seriat kapisina okadar merak sariliyor anlamiyorum? Üniversitede okuyan bir kisi neden üniversiteyi birakip geri liseye baslamak ister?

Tarikat abdesti nedir, ibadeti nedir, on makami nedir, kiblesi, sartlari nedir, bunu aciklayin bana.

YoLdAsMg
04.12.2006, 22:53
Canlar meshepcilik insanlar arası ayrımcılıktır halklar arası rant kapısıdır meshep diye bi oldu dinimizde yoktur peygamber efendimizin vefatından sonra oluşturulmuş siyasi bölünmelerle insanları parçalamak bölmek ben bi alevi genci olarak ne aleviliğe nede şahsıma yakıştırıyorum

saygılarımla

Şoreş
12.12.2006, 18:35
Topikteki Kopy Paste / Gereksiz Mesajlar silinmiş ve Topik '' Genel İslam Konuları ve diğer Diğer Dinler '' Bölümüne kaydırılmıştır.. Burdan devam edilmesi daha uygun olacaktır..

Alevilik, Caferilik değildir..Biz Aleviler Caferi/Şia Mezhebinden değiliz.

İyi Forumlar

AleviBektas77
22.04.2008, 16:57
merhaba, bu Website'de yazdigina göre Sadilli Asiretlerin Mezhebi: Caferi-Alevi

http://www.freewebs.com/binboga/Tarih%20ve%20T.htm

bu dogrumu???

Ben bizim Köyü,üzü (Sivas Kangal Eymir Köyü) hep Alevi-Bektasi Köyü saniyordum.

AleviBektas77
22.04.2008, 17:07
merhaba, bu Website'de yazdigina göre Sadilli Asiretlerin Mezhebi: Caferi-Alevi

http://www.freewebs.com/binboga/Tarih%20ve%20T.htm

bu dogrumu???

Ben bizim Köyü,üzü (Sivas Kangal Eymir Köyü) hep Alevi-Bektasi Köyü saniyordum.

AleviKürt
22.04.2008, 21:48
Bu anlamdaki Caferi anlami, bugünün bildigimiz Caferilik degil.

Eskiden, Aleviler de kendilerini bir nevi Caferi sayardi (bkz Imam CAFER buyrugu).

Pir Sultan ve ulularimizin deyislerinde de kendilerine bazen Caferi dedikleri görülüyor.

AleviBektas77
22.04.2008, 22:04
zaten sasirmisdim :-) Bizimkiler Cem yapar, Hizir'a inanir, musahiplik var...Caferi-Alevi görünce biraz sasirdim. Diyer Asiretlere ama Alevi-Kizilbas yazmislar...

marifet ehli
22.04.2008, 23:21
Merhaba sevgili canlar
bende açıkçası mezheblere inanmıyorum çünkü MEZHEP inanç ve tapınma yolu anlamındadır.Arapçadan dilimize geçmiş ZEHAP sözcüğünden hicri 180 yıl sonra türemiştir.Bir düşünceye ya da varsayıma uyma anlamındadır.İslamın özünde (çıkışından hicri 170 yılına kadar )bugünkü anlamda mezhep bulmak mümkün değildir.Çünkü islam TEVHİT (birlik) dinidir.Peygamber efendimiz islamda ayrılığa düşülmesini asla istememiştir.Bir hadisinde "Fitne ateşini yakanlar yaktığı fitne içinde helak olurlar"buyurmuşlardır. İslam akıl ve mantık dini olmaktan çıkarılarak belli kişilerin görüşleri doğrutusunda biçimlendirilmeye çalışılmıştır."İmam Cafer Sadık Hazretlerine sevenleri toplanıp ziyaretine gelirler.Sohbet esnasında sorarlar.
"Ya İmam bakınız sizin öğrencilerinize zorla mezhepler kurduruluyor siz niçin kurmuyorsunuz deyince
İmam Caferi Sadık "Ben mezhep kurupta ceddim Muhammet Mustafanın hak ve tevhit dinini fırkalara ayırıp münafıklar zümresinden olamam.Atam Muhammedin kıyamet günü nasıl huzuruna çıkıp cemaline bakabilirim.Ben sizlere islamın özündeki İŞTİHAD-ı bırakıyorum.Benim iştihatımdan dışarıya çıkmayanlar kurtuluşa erenlerdir"
İçlerinden biri ısrar edince İmam Caferi Sadık
"Bana söylermisin ceddim Muhammed hangi mezheptendi.Elbette hiç birinden değildi.O halde fırkalara ayrılmayın Allahın ipi olan Kur'ana ve Ehl-i Beyte sımsıkı bağlanın.
Bakınız Allah Kur'anı kerimde bizlere neyi emrediyor
En-am suresi 153,ayet mealen
Bu dosdoğru olan yoluma uyun sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın.
En-am suresi 159, ayet
Dinleri parça parça edip böünenler var ya senin onlarla hiç bir ilişiğin yoktur.Onların işi Allaha kalmıştır.
Ali İmran suresi 105,ayet
Kendilerine apaçık deliller getirdikten sonra çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın.İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
Sevgili canlar biz ALEVİ olarak yapmamız gereken YA ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ deyip Ehl-i Beyt ve ON İKİ İMAMLARIN yoluna sımsıkı sarılmalıyız.Ancak o zaman onları anlayıp biz de kendi MİRACIMIZA muhaffak oluruz.Zaten ALEVİLİĞİN ENEL HAK vardır.(hak bende)

Bir kimse kendi hakikatine arif olursa hiç bir itikat ile kayıtlı olmaz
(MUHİDDİN ARABİ)
SEVGİ VE SAYGILARIMLA AŞKI NİYAZLAR.