Orijinalini görmek için tıklayınız : Deniz Gezmiş'in Doğu Perinçek'e yazdıgı mektup


Westside
11.05.2007, 14:11
Deniz Gezmiş'in mektubu 38 yıl sonra ortaya çıktı...



04 Mayıs 2007 08:46--------------------------------------------------------------------------------
1972'de asılan solcu lider Deniz Gezmiş, Doğu Perinçek'e cezaevinden yazdığı mektupta en büyük üzüntüsünün ABD 6. Filosu geldiğinde dışarda olamamak olduğunu söylüyor..

Deniz Gezmiş'in, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'la idam edilişinin 35.yılında 38 yıldır bilinmeyen bir mektubu gün ışığına çıktı. 1969 yılında cezaevine konulan Deniz Gezmiş, o dönemde Ankara Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık yapan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'e kendi el yazısıyla gönderdiği mektubunda tek üzüntüsünün 6. Filo geldiğinde dışarıda olamamak olduğunu bildiriyor. Bir başka gün ışığına çıkan ise Deniz Gezmiş ile birlikte idam edildiği arkadaşı Hüseyin İnan'ın bu mektuptan 2 yıl sonra yani 1971 yılında Ankara Cezaevi'ne getirdikleri noter aracılığıyla Doğu Perinçek'e avukatlık vekaleti verdikleri.

SIR GİBİ SAKLANDI
Deniz Gezmiş, 8 Nisan günü saat 16.30'da ise Perinçek'e "acele gel" yazan bir yıldırım telgraf çekti. Telgraf 45 dakikada Perinçek'in eline ulaştı ancak gece olduğu için cezaevine ertesi sabah gidebildi. Yaralı olarak yakalanan Yusuf Aslan hastanede olduğu için Perinçek, Gezmiş ve İnan ile görüştü. Perinçek, bugüne kadar sır gibi sakladığı mektubu, telgrafı ve vekaletnameyi şöyle anlatıyor: "Deniz yakalandıktan sonra cezaevinde onunla ilk görüşen ben oldum. Ulucanlar Cezaevi'ne konulmuşlardı. Daha sıkıyönetim ilan edilmemiş ve ilk arananlar listesi açıklanmamıştı. O nedenle henüz serbesttim. Cezaevinde açlık grevine gideceklerini bunu duyurmamı istiyorlardı. Onların sözcüsü olarak bir basın toplantısı yapmamı istediler".

3 SAAT KONUŞTULAR
Gezmiş ile 3 saat süren görüşmede, çizginin yanlış olduğunu anlattığını vurgulayan Perinçek şunları söyledi: "Emekçi devrimlerinin yüzyılı aşan tecrübelerini hatırlattım. Teoriye bağlılığın, aslında bu tecrübeleri değerlendirmekten başka bir şey olmadığını vurguladım. Bu söylediklerimin 'büyük ölçüde haklı' olduğunu söyledi. Kendilerinin bu çıkışında, 9 Mart'ta tasfiye edilen subay grubunun rolü olduğuna değindi. 'Onların da her şeyi kaybettiklerini ve bütünüyle tasfiye edildiklerini sanmıyorum' dedi. Benim söylediklerimle ilgili olarak 'Düşüneceğini' belirtti. Sonra birlik meselesini konuştuk. Deniz, 'Bir gün hep birleşeceğimizi düşünerek davrandık, bizler arasında kırıcı olaylar olmaması için özen gösterdik. Bunları THKO kurulurken ve daha sonraki pratik içinde aramızda konuştuk' diyerek, 'Bak kamuoyuna açlık grevimizi açıklaman için seni davet ediyoruz, bizim adımıza senin konuşmanı istiyoruz. Bu, bizim devrimcilerin birliği konusundaki içtenliğimizin bir ifadesidir' diye konuştu. Görüşmemiz sırasında cezaevi müdürü yanımıza gelerek, Deniz'le şakalaştı. Müdür, 'Doğu bey, şunlara bir şey söyle, ayrı hücrelere koyduk diye açlık grevi yapıyorlar. Sağlıklarına yazık edecekler' dedi."

Sabah
Erhan ÖZTÜRK

huseyn
12.05.2007, 12:43
iyi de; Deniz Gezmiş'in avukatı Halit Çelenk değil miydi yoksa ben mi yanlış hatırlıtorum. bi de işin içine ordu sözcüsü ve faşizan kişiliğiyle ön plana çıkan Doğu Perinçek girdiği zaman biraz "temkinli" yaklaşmak gerekiyor...

Bakır
12.05.2007, 12:50
iyi de; Deniz Gezmiş'in avukatı Halit Çelenk değil miydi yoksa ben mi yanlış hatırlıtorum. bi de işin içine ordu sözcüsü ve faşizan kişiliğiyle ön plana çıkan Doğu Perinçek girdiği zaman biraz "temkinli" yaklaşmak gerekiyor...

evet halit çelenk'di.


Deniz Gezmiş’ten Avukatı Halit Çelenk’e...



“Bizler ölüme, hiç korkmadan, en küçük bir endişe duymadan, seve seve gidiyoruz...”
(...)

- Biz gelişmeleri bekliyoruz. Mesele hukuk ve yasa meselesi değildir. Mesele tamamen siyasi bir meseledir. İnfazlar yapılacaktır. Bizler ölüme, hiç korkmadan, en küçük bir endişe duymadan, seve seve gidiyoruz. Ancak sizden bazı isteklerimiz vardır. Siz bugün gelmeseydiniz biz, sizi zaten haber göndererek çağıracaktık. İsteklerimiz şunlardır;

1- Taylan Özgür’ün babası Cebeci Mezarlığında kendi ailesi için üç mezar satın almıştı. Bunu öğrenmiştik. Taylan’ın babasına haber gönderin, babalarımıza da söyleyin, o mezarları bize versinler, üçümüzü bu mezarlara yanyana gömsünler.

2- İnfazlarda en azından bir avukatımız ve olanak varsa, özellikle siz bulunun. İnfazlar hakkında ileride maksatlı çevreler tarafından spekülasyonlar yapılabilir. İnfazda bulunacak avukatlarımız ya da avukatımız tanık olsunlar, durumu görsünler, bu tür olası yayınlar hakkında açıklama yapsınlar.

3- Başbakan dün bir konuşma yaptı, dinledik ve gazetelerde okuduk. (Konuşmayı yapan Nihat Erim’dir.) Bu konuşmayla “bizlerin kendilerinden af dilememiz, eylemlerimizden pişmanlak duyduğumuzu açıklamamız” istenmektedir. Bizler böyle bir şey düşünmüyoruz. Af dilemeyi hatırımızdan geçirmiyoruz, ölüme seve seve gideceğiz. Yurdumuzun ve halkımızın yararına olduğuna inandığımız bir eyleme girdik. Af isteme sözkonusu değildir. Böyle bir şey yapmayacağız. Sizden rica ediyoruz, annelerimize ve babalarımıza söyleyin, bizler için kimseden af dilemesinler, bu küçüklüktür. Bunu yapmasınlar. Bizi küçük düşürmesinler.

4- Emniyette alınan ifademize, söylemediğimiz ve düşünmediğimiz şeyler eklenmiştir. Bunun sonradan farkına vardık. Ne maksatla yapıldığını bilmiyoruz. İfademize eklenen bu cümlerlere göre güya biz Sovyetler Birliği Büyükelçisini de kaçırmak istediğimizi ve bunu planladığımızı söylemişiz. Biz kardeş sosyalist bir ülkenin elçisini kaçırmayız. Bunu reddediyoruz. Bu yalan sözler bizi bağlamaz, bunu da biliniz ve gerektiği zaman açıklayınız.

(...)

(Halit Çelenk, İdam Gecesi Anıları, Onur Yayınları, s.61)

Westside
13.05.2007, 15:40
Ben tam olayı bilmiyorum ama Perincek neden o zamanlar Deniz ve arkadaslarının avukatı degildi ben de bilmiyorum .Evet aavukatları Halit Çelenk'ti cok da güzel savundu ama Amerika ve onun uşakları böyle istedi.