Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuranda Bazı surelerin başında olan mukatta harflerin sırrı


YezdaN
12.05.2007, 21:06
işte kuran daki sır..arkadaşlar yazıyı büyütemedim çok uğraştım olmadı..


bilgisayarda yaptığım forum üzerindeki bir yanlışlıktanb dolayı eklentim silindi. :(((
sadece bu eklentim değil bu zaman kadar yapmış olduğum eklentilerde gitti...özür diliyorum

halitseyfi
12.05.2007, 23:45
Sevgili can

Gerçekten çok ilginç, kuran uzmanları ve eski yazı bilenler bunu onaylar umarım.

Sizin bilginizin olduğu belli fakat yinede başka bilen birilerinin bunu incelemesinde fayda var.

sausen
13.05.2007, 00:19
Merhaba Canlar,

Benim uzmanlık alanım değil ama benimde ilgimi çekti açıkçası...
İlginç bir olay...

Paylaşım için teşekkür ediyorum...

aspava
13.05.2007, 00:44
dilek can bu çokk güzel bir araştırma etkilenmemek mümkün değil buaraştırmayı sen mii yaptınn yoksa başka bir kaynak mı kullandın ?? merak ettim ve birşey dahaa eğer bir kaynak kullandıysan bu kaynaktan diyanetin haberi olup olmadığıı ??? emeğine sağlıkk paylaşımın için teşekkürederim

Agop
13.05.2007, 01:18
Ben bunu daha önce duymuştum. Hatta başka bir iki şey daha oluşuyordu sanırım. Onlarda ali ile ilgili idi. Bunu çevirmek için eski yazıyı çok iyi bilmeye gerek yok. Arap harflerinin okunuşlarını sıralayınca zaten oluşuyor kelimeler. Mesela Kaf, Ta , Be birleşince kitap olur. Aynı bu şekilde birleştirerek ortaya kelimeleri çıkarta bilirsiniz. Ama burdaki olay biraz farklı kitab ı okumak için arasına sesli harf sokmak gerekiyor ama burada hiç bir oynama, ekleme , çıkarma olmadan sözcükler kendiliğinden oluşuyor.

YezdaN
13.05.2007, 21:53
dilek can bu çokk güzel bir araştırma etkilenmemek mümkün değil buaraştırmayı sen mii yaptınn yoksa başka bir kaynak mı kullandın ?? merak ettim ve birşey dahaa eğer bir kaynak kullandıysan bu kaynaktan diyanetin haberi olup olmadığıı ??? emeğine sağlıkk paylaşımın için teşekkürederim

kaynak kullanmadım.hz ali düşkünlüğü bende çok fazla ve şuna inanıyorum ki kuran eğer insanlığa dünyaya gönderildiyse dünya aleminin şahı hz ali ile ilgili muhakkak birşeyler yazılı olmalı diye düşünüyorum bu düşünce beni kurandaki harflere çekti nerde bir harf nerde bir ayet bulduysam okudum bu mail bana geldi ve sizinle paylaşmak istedim ve.Allah-u teala nasıl kainatın efendisiyse hz ali'de dünyanın efendisi diye düşünüyorum bu da kuranda apaçık ortada..

aspava
14.05.2007, 02:24
kaynak kullanmadım.hz ali düşkünlüğü bende çok fazla ve şuna inanıyorum ki kuran eğer insanlığa dünyaya gönderildiyse dünya aleminin şahı hz ali ile ilgili muhakkak birşeyler yazılı olmalı diye düşünüyorum bu düşünce beni kurandaki harflere çekti nerde bir harf nerde bir ayet bulduysam okudum bu mail bana geldi ve sizinle paylaşmak istedim ve.Allah-u teala nasıl kainatın efendisiyse hz ali'de dünyanın efendisi diye düşünüyorum bu da kuranda apaçık ortada..[/COLOR][/B]

çok güzel umarım bunu sana mail yolu ile gönderenler bunu diyanete ve medyaya göndererek tescillerler tüm alem de görür o zaman, gerçii kör olan yinede göremeyecektir çünkii Allah onların gözlerine bukağı lar koymuştur ne adım atabilirler ne görebilirler ...

Alevimen
14.05.2007, 02:28
bunun ispatlanması gerekiyor. öyle bir fotoğraf hazırlamak kolay ama gerçeği nedir?
Kaynak ve ispat mecbur.

tykhe
14.05.2007, 03:12
bende bu olayı çok ilginç ve anlamlı bulanlardanım. bu konu ile ilgilenen yada bilgisi olan birine danışmak lazım bu olayı. yada arapça bilen birine sormak gerek.

bencede bu konuda kaynak çok önemli. paylaşımın için teşekkürler can..

şimalyıldızı
14.05.2007, 21:09
çok şaşırdım ve etkilendim.bence de bu konuyu araştırmakta fayda var.

CANDAVUT
17.05.2007, 15:24
işte kuran daki sır..arkadaşlar yazıyı büyütemedim çok uğraştım olmadı..

güzel bir çalışma fakat, hurufiler (kurandaki harfler üzerinden yorumlama yapanlar) gibi davranılmış, ve
arapçada 29 harf vardır bunun 14 ünü sıralamış ilgili ayetlerdeki harfleri tek tek toplayarak, arkadaş,arap alfabesine göre.
ne ayetin geliş sırasına dikkat edilmiş,
ne de,harfler ayetteki aslına uygun alınmış. harflerin çoğu tek başına olmadığı halde tek tek sıralanarak uygun kelimeler türetilmiş.
düşünün 29 harfle oluşmuş bir dil var, arapça gibi köklü bir dil, siz bu dilden 14 harfi alıp, acaba nasıl kelimeler çıkıyor diye kombinasyonlar yapıyorsunuz, sizce kaç tane kelime, anlamlı cümle çıkabilir? binlerce kelime, yüzlerce cümle çıkarabilirsiniz.
bu yüzden, sırrın ifşa edilmesi, çozülmesi gibi bir durumun olduğu düşünmemeli.

kişinin 14 harfle KOMBİNASYON (rastgele olasılık) ve her harfi bir kere kullanma şartı-cümle oluşturma koşulu ile PERMUTASYON (koşullu seçim-ihtimal) yaparak oluşturduğu bu cümle, bir sırrın ifşasından çözümünden çok, Hurufileri kuran ayetleri, arapça harfelr üzerinden yaptıkları yorumlara benziyor ki, onlarınkinin dahi sistemi mevcut. arap harflerine belli sayısal karşılıklar verilip (ebced hesabı) hesaplama yapılarak belli tarihler elde etme gibi...

ALLAH AYETLERİNİ APAÇIK ŞEKİLDE GÖNDERMİŞTİR,
ki şu bakımdan da düşünmek lazım. şayet "Allah Ali hak yol üzeindedir (bundan şüphem yok onu da belirteyim) onu tutarız" diyorsa, bunu neden yüz yıllarca saklanan ve anlaşılması güç bir sır hale getirmiş? o zaman harfleri incelemeyip bunun farkına varamayan milyonlar, bundan bi haber kitlelerin durumu ne olcak? Allah " Ben size gerçeği söyledim, siz uymadınız" mı diyecek?

Bakara 213 İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler,apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir. *

Bakara 99 Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkar eder.

Bakara 118 Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir ayet (mucize) gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri (akılları) nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri apaçık gösterdik.
Bakara 209 Size (Kur'an ve Sünnet gibi) apaçık deliller geldikten sonra, eğer barıştan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah azizdir, hakimdir.
saygılarımla...

ibrahim-ch
17.05.2007, 15:56
MUKATTA

sure lerde tek basina yazilmis ayet olarak numaralandirilmis harfler.

EREN izm
17.05.2007, 15:59
Çok ilginç birazda saşırdım walla. ama dogruda olabilir :)

mekzunsincari
17.05.2007, 16:09
işte kuran daki sır..arkadaşlar yazıyı büyütemedim çok uğraştım olmadı..

can
o yazdığın şia kitaplarından tefsir es-safi kitabında geçmektedir.
bir kaç yıl önce okumuştum.

tefsir as-safi kur'anı oniki imamladan kaynak alarak tefsir etmiştir..

CANDAVUT
17.05.2007, 16:30
MUKATTA

sure lerde tek basina yazilmis ayet olarak numaralandirilmis harfler.

tüm arap alfabesi degil ki.

siz yazdığım mesajı okuduğunuza emin misiniz?
29 harfin 14 ü dedim, tamamı mı dedim.
ve 14 ünden de bu şekilde anlamlı cümleler çıkarmak mümkündür, başka manada cümleler de çıkabilir. tabii, aleviler, yeri geldiğinde "onlar şii kaynaklarıdır, bizi asimile edemeyeceksiniz, biz şii değiliz" derler fakat, içinde ibadetlere (şiilerde ve caferilerde namaz oruç olgusu gibi) ve kendi benimsedikleri konulara ters gelen bir şey olduğunda bunu söylerken, bunların dışında, Hz. Ali'yi öven, ama her hangi bir yaptırımı olmayan sözleri de ayakta alkışlama alışkanlığında.
aranızdan biri nechül belaga (hz. Ali'nin sözleri) dan bir paragraf sunup bir konuda delil getirmeye çalışırken, diğeri "nechül belaga şii kaynağıdır, biz aleviyiz" deyip, içindeki, hz. Ali'nin namaz,oruç,cihatla ilgili meselerdeki sözlerini aktarıyor, o zaman kişi nechül belaga yı kabul edip etmeme tereddütü yaşıyor.

yani, kaynak şii iken, eğer içinde, hoşunuza gitmeyen bir mesele varsa, " Hayır, kabul etmeyiz, biz şii değiliz"
ama yine kaynak şii iken, içinde "mukatta harflerindeki sır hz. Ali'nin hak yolda oluşu, Allah'ın onu tutuşudur, ..." diyorsa ibadet gibi meselelr geçmiyorsa, hepiniz bir ağızdan, "bunu öğrendiğim çok iyi oldu, teşekkürler!" diyorsunuz.
şaşırtıcı doğrusu???:höng

ve arkadaşım orada değindiğim, "Ayetlerin apaçık gönderilmiş, açıklanmış" oluşuna hiç değinmemişsin bile.
neyse..

saygılarımla...

Ermaz34
17.05.2007, 16:36
işte kuran daki sır..arkadaşlar yazıyı büyütemedim çok uğraştım olmadı..

Ilginc .......

CANDAVUT
17.05.2007, 16:41
Iyide nasil Okuyalim biz bu yaziyi veya Kaynak gibi birsey gosterebilirmisin,:surrender

üzerine tıkla , başka bir pencerede büyük halde açılıyor. kaynaği ise o kişi vermemiş fakat, mezkursincari arkadaş, bir şii kaynaktan alıntı olduğunu aktardı. ben onun dediğine güvenirim. çok araştırmacıdır kendisi.

saygılarımla...

ibrahim-ch
17.05.2007, 16:44
Sii lerin tüm kaynaklari yanlistir , yada sünnilerin tüm kaynaklari yanlistir, yada alevilerin tüm kaynaklari yanlistir seklindeki yaklasimlar dogru degildir.
Dogru luk derecesinin ölcümü bilimsel yaklasimlar olmalidir. iNAT degil.

Galileo yu sevmeyebilirim ama söyledigi dünya dönüyor sözü dogrudur.

Benim icin dogruyu düsmanim bile söylese dogru, dogrudur.

CANDAVUT
17.05.2007, 16:58
Sii lerin tüm kaynaklari yanlistir , yada sünnilerin tüm kaynaklari yanlistir, yada alevilerin tüm kaynaklari yanlistir seklindeki yaklasimlar dogru degildir.
Dogru luk derecesinin ölcümü bilimsel yaklasimlar olmalidir. iNAT degil.

Galileo yu sevmeyebilirim ama söyledigi dünya dönüyor sözü dogrudur.

Benim icin dogruyu düsmanim bile söylese dogru, dogrudur.
lütfen mesajın tamamını okuyun ve ona göre yorumlayın!
nechül belagadan bahsettim, hazreti Ali'nin sözlerinin kaydedildiği kitap, kitabın ahlak, iyilik, liderlik gibi kısımlarından elemeksizin alıntılar yapıyorsunuz, "Hz. Ali bu konuda şöyle şöyle demiştir" diyorsunuz, sonra biri çıkıp, "orada Hz. Ali namaz oruç cihat gibi meselelerde de tavsiyelerde bulunuyor" deyince o kısma
YALAN mı diyorsunuz?
Doğruyu düşmanın da söylese doğrudur! bu doğru, peki, Hz. Ali'nin "işine gelen" sözünü doğru kabul edip, aynı kaynakta bir kaç sayfa sonra "işine gelmeyen-reddettiğin" sözünü, ne yapıyorsun?
yalandır mı diyorsun?
bu kısmı beni ilgilendirmiyor mu diyorsun.
yoksa, Hz. Ali'nin Hutbesinden uzun bir yazıda,malüm satırlarını silip gerisini mi kabul ediyorsun?
bu işleme, Doğruyu kabul edip, yanlışı reddetme denmez!
bu işleme, açık açık, "işine gelene gel geç, gelmeyen dur get" demek denir!
lütfen sözlerime, "doğruyu düşmanım da söylese doğrudur" gibi herkesin kabul edeceği, ama konuya açıklam getirmeyen sözlerle karşılık vermeyin.
ben bu kadar İTİRAZ EDİLECEK, TEPKİ ÇEKECEK şekilde konuşuyorum ki, sebebi,
aynı kaynağın içindeki, aynı hutbenin başını kabul edip aradaki sözleri silip, "ben doğruyu kabul ederim" demenizdendir! buna başka bir şey denir, bunu da söyledim.
ha, derseniz ki, bizim inancımız farklı şekilde biçimlenmiştir, bizim için Ali'nin sözleri önemlidir, fakat ahlak, edep, erkan, dünya işi, liderlik, hak hukuk... meselerinde,
ibadet olgusunu biz kendi içimizde yeniden yorumlayıp ona kendimizce form getirdik, bu yüzden o tarz yazılar, sözler, Hz. Ali 'ye de ait olsa, bunlar bizim dışarıda bıraktığımız şeylerdir. ozaman benim o kişilere zaten böyle karşılık vermediğimi bilen bilir. herkes inancında özgürdür.

ibrahim-ch
17.05.2007, 17:18
MUKATTA
konusu yüzlerce yildan beri iSLAM düsünürleri tarafindan ele alinmis manalari ögrenilmeye calisilmistir.
umulurki bulunan manalar gercege en yakin olan manalardir.

YezdaN
17.05.2007, 18:14
insanlar neden kabullenemiyo.''ali hak yoludur.ali haktır.'' bu kadar zormu bunu kabullenmek arkadaşlar.

CANDAVUT
18.05.2007, 10:04
insanlar neden kabullenemiyo.''ali hak yoludur.ali haktır.'' bu kadar zormu bunu kabullenmek arkadaşlar.

mesajlarımdan birinde, parantez içinde yazdım.
sanırım görmemişsin.-ilk sayfada-

...
ALLAH AYETLERİNİ APAÇIK ŞEKİLDE GÖNDERMİŞTİR,
ki şu bakımdan da düşünmek lazım. şayet "Allah Ali hak yol üzeindedir (bundan şüphem yok onu da belirteyim) onu tutarız" diyorsa, bunu neden yüz yıllarca saklanan ve anlaşılması güç bir sır hale getirmiş? o zaman harfleri incelemeyip bunun farkına varamayan milyonlar, bundan bi haber kitlelerin durumu ne olcak? Allah " Ben size gerçeği söyledim, siz uymadınız" mı diyecek?

Bakara 213 İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler,apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir. *

Bakara 99 Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkar eder.

...
sunni, alevi, nusayri, şii, caferi, bektaşi, ve hiç birine dahil olmayan kendi yolunu çizen, muhammedi'ler, hepsi şu gerçeği kabul eder,
HZ. ALİ (r.a) ALLAH'IN VELİ KULLARINDANDIR!

LA FETA İLLA ALİ, LA SEYFE İLLA ZÜLFİKAR!

biz bu gerçeği inkar etmeyiz!

İLMİN ŞEHRİ BENİM, KAPISI İSE ALİ'DİR! (hadis)


saygılarımla...

Seyduna
18.05.2007, 16:18
BAna pek sir gibi gelmedi. Herkes Kuranla ilgili birseyler bulup aha da bunun sirri bu diyebiliyor. Ama ilginc olmus kabulet etmeli hakkini vermeli..

saheser
18.05.2007, 16:40
Cok saglam delillerde bulunsa kanitliyamazsiniz bu kimilerin isine gelmez kanitlarida cürütürler.Hz.Ali,nin nasil biri oldugunu herkes biliyor korkuyorlar eyer hersey ortaya cikarsa bitecekler.Hz.Ali,nin resmini bile asamiyorlar evlerine günah diyorlar, günah diyerek kendilerini kandiriyorlar resimden ürküyorlar.

CANDAVUT
19.05.2007, 20:42
Cok saglam delillerde bulunsa kanitliyamazsiniz bu kimilerin isine gelmez kanitlarida cürütürler.Hz.Ali,nin nasil biri oldugunu herkes biliyor korkuyorlar eyer hersey ortaya cikarsa bitecekler.Hz.Ali,nin resmini bile asamiyorlar evlerine günah diyorlar, günah diyerek kendilerini kandiriyorlar resimden ürküyorlar.

kanıtların çürülmesi, sağlam deliller, ... bunlar inançlarla paraleldir. kişi inandığını savunur. buna, inanca karışılmaz. görüşler sunur.

resim meselesine gelince,
evlerine Hz.Ali'nin resmini asmayanlar, hiç kimsenin de resmini asmadıkları dikkatini çekti mi bilmem* onlar(yani biz sunniler) ne saygı duyduğumuz ilk üç halifenin temsili resmini asarız, ne Hz. Ali'nin, ne de Peygamber efendimizin. bunun nedeni korku değildir. günah olması kısmına gelirsek, bu sebep de "neden resim asmadığımızı" açıklamaya yeter açıklama değildir.
bizler, resimlere gösterilen hürmetin, zamanla, aşırılığa gideceği, sevginin derecesini kuşaktan kuşağa bilgi aktarımı sırasında, belirlemenin güçleşeceği, ... gibi alt sebeplerden, ve inancın içindeki, dini sebeplerden asmamayı tercih ederiz.
biz Hz. ali'nin resminden korkmayız? neden korkalım ki? onun resmini asmamak gibi, salt Hz. Ali'ye yapılan bir muamele varmış gibi yansıtmayın lütfen. bizim için Hz. Ali'nin şahsi ve dini öneminin ne olduğu aşikar. biraz olsun önyargılarınızdan arınsanız, sunni ilim ve hadis kitaplarında dahi, Hz. Ali'ye duyulan sevgi ve saygıyı görebilirsiniz. ki bir çoğunuz, hadis kaynaklı bilgilere başvururken, sunni alimlerin kaydettiği hadisleri kullanır. bu dahi, bizim için de Haydar-ı Kerrar olan Ali'nin ne derece önemli olduğunu gözler önüne sermeye yeterlidir.
hadis kitaplarına rağbet etmeyenler gelince,
kuran yorumlarımızda dah, bir çok ayette, ya "bu ayet Hz. Ali hakkında inmiştir" diye açıklama yapmışızdır, ya da "burada kastedilen, peygamberin ehlibeytidir" diye.
görmek istemeyenler (sizin gibi) yine önyargılarından kurtulamayacaktır. fakat gerçek apaçık ortadadır.
Hz. Ali sadece hariciler tarafından sevilmiyordu(sıffin savaşında ayrılan grup) ama onlar da tarihten silindiler.
şu anda mevcut olan, sunniler ve şiiler için, ortak payda Hz. Ali'ye duyulan sevgi ve hürmettir.

bilginize...

mekzunsincari
24.05.2007, 15:45
kur'an'ı kerimde geçen hurufi mukatta'a harflerinden oluşan "ali sırat hak nemsikehu" cümlesinin arapça fotoğrafını paylaşmak istiyorum. arapça bilenler okuyabilecek bilmeyenler sadece seyredecek

Devrim_Neferi
24.05.2007, 16:39
kanıtların çürülmesi, sağlam deliller, ... bunlar inançlarla paraleldir. kişi inandığını savunur. buna, inanca karışılmaz. görüşler sunur.

resim meselesine gelince,
evlerine Hz.Ali'nin resmini asmayanlar, hiç kimsenin de resmini asmadıkları dikkatini çekti mi bilmem* onlar(yani biz sunniler) ne saygı duyduğumuz ilk üç halifenin temsili resmini asarız, ne Hz. Ali'nin, ne de Peygamber efendimizin. bunun nedeni korku değildir. günah olması kısmına gelirsek, bu sebep de "neden resim asmadığımızı" açıklamaya yeter açıklama değildir.
bizler, resimlere gösterilen hürmetin, zamanla, aşırılığa gideceği, sevginin derecesini kuşaktan kuşağa bilgi aktarımı sırasında, belirlemenin güçleşeceği, ... gibi alt sebeplerden, ve inancın içindeki, dini sebeplerden asmamayı tercih ederiz.
biz Hz. ali'nin resminden korkmayız? neden korkalım ki? onun resmini asmamak gibi, salt Hz. Ali'ye yapılan bir muamele varmış gibi yansıtmayın lütfen. bizim için Hz. Ali'nin şahsi ve dini öneminin ne olduğu aşikar. biraz olsun önyargılarınızdan arınsanız, sunni ilim ve hadis kitaplarında dahi, Hz. Ali'ye duyulan sevgi ve saygıyı görebilirsiniz. ki bir çoğunuz, hadis kaynaklı bilgilere başvururken, sunni alimlerin kaydettiği hadisleri kullanır. bu dahi, bizim için de Haydar-ı Kerrar olan Ali'nin ne derece önemli olduğunu gözler önüne sermeye yeterlidir.
hadis kitaplarına rağbet etmeyenler gelince,
kuran yorumlarımızda dah, bir çok ayette, ya "bu ayet Hz. Ali hakkında inmiştir" diye açıklama yapmışızdır, ya da "burada kastedilen, peygamberin ehlibeytidir" diye.
görmek istemeyenler (sizin gibi) yine önyargılarından kurtulamayacaktır. fakat gerçek apaçık ortadadır.
Hz. Ali sadece hariciler tarafından sevilmiyordu(sıffin savaşında ayrılan grup) ama onlar da tarihten silindiler.
şu anda mevcut olan, sunniler ve şiiler için, ortak payda Hz. Ali'ye duyulan sevgi ve hürmettir.

bilginize...

dostum resim asmama konusunda çok komik şeyler yazmışsın senin fikrindeki yani sunni din adamları değil mi resim asılan eve melek girmez diyen bunu inkar edemezsin kaldiki birde şunu yazmışsın resimlere gösterilen hürmetin zamanla aşırılığa gideceğini yazmışsın buda şunu gösteriyor ki sizin ne kadar zayıf bir inanış anlayışınız var bir resim bile sizin allah yolundan çıkmasına vesile olabilr

YezdaN
24.05.2007, 16:58
devrim_neferi candavut un resim asıldığında aşırılığa gidilir sözünü lütfen şu şekil algılama ''sizin ne kadar zayıf bir inanış anlayışınız var bir resim bile sizin allah yolundan çıkmasına vesile olabilr..bu nasıl bir deyimdir böyle.allah inancı o kadar büyükkü bunun sunnisi alevisi yok allah tektir.uludur.bunu hepimiz çok iyi biliyoruz.
kelimeleri seçerken daha dikkatli olmak lazım.karşı tarafıda kırmamak lazım..
değilmi can??

Devrim_Neferi
24.05.2007, 17:10
sevgili dilek_ali bunun başka anlamlı bir açıklaması varsa sen yazsaydın. yada candavut bi açıklamasını yazsın aşırılık ne demek bi sapkınlık mı yoksa bi şemi

YezdaN
24.05.2007, 17:20
ben hz ali nin fotoğrafını evimde asan bi insanım ayrıca sunniyim sapkınlık olmadı bende allahımdan da vazgeçmedim ve bu resim asma veya astığında sapkınlık bunlar bana sacma boynumda zülfikal var evimde hz ali bu beni sapkın yapmadı ve hiç bir sunniyide yapmaz..

saheser
25.05.2007, 12:04
Önceleride alevilerin Hz.aliyi sevdigini ona olan bagliligini sünniler cok iyi biliyordular alevilere kizilbas demeleri Hz.Alinin basina kirmizi bandi takmasindan geldigini sünnülerin ise bunu bile bile alevilere söylemesi Hz.Aliyi sevmediklerinin kanitidir.Sonralari ne degistiyse kuran kitabi degistimi ne olduysa sünniler birden Hz.Ali,yi sevdigini söylemeye basladilar asure pisirmeye basladilar asureyi bile yemeyenler birden degisti.Resme gelince sünni arkadasim bizlerde günah resim asmak Hz.Alinin resmini asmiyoruz ama inaniyoruz dedi.Alevi oldugum icin evimde Hz.Alinin resmi asili Hz.Muhammedin resmide olsaydi onuda asardim Hz.Muhammedin resmi niye yok acaba bir ara aciklamislardi ama cok oldu unutmusum.

cevatus
25.05.2007, 13:14
Önceleride alevilerin Hz.aliyi sevdigini ona olan bagliligini sünniler cok iyi biliyordular alevilere kizilbas demeleri Hz.Alinin basina kirmizi bandi takmasindan geldigini sünnülerin ise bunu bile bile alevilere söylemesi Hz.Aliyi sevmediklerinin kanitidir.Sonralari ne degistiyse kuran kitabi degistimi ne olduysa sünniler birden Hz.Ali,yi sevdigini söylemeye basladilar asure pisirmeye basladilar asureyi bile yemeyenler birden degisti.Resme gelince sünni arkadasim bizlerde günah resim asmak Hz.Alinin resmini asmiyoruz ama inaniyoruz dedi.Alevi oldugum icin evimde Hz.Alinin resmi asili Hz.Muhammedin resmide olsaydi onuda asardim Hz.Muhammedin resmi niye yok acaba bir ara aciklamislardi ama cok oldu unutmusum.

işte bunlar böyledirler hem aliyi seviyoruz derler hem de düşmanlarına övgüler yağdırırlar.H.z.Ali(a.s.) bunlar hakkında şöyle buyurmuştur;"Bizimle düşmanımız arasında fark gözetmeyen bizden değildir (*)"

*nehcul belağa c.1 s.155

ibrahim-ch
25.05.2007, 14:00
Önceleride alevilerin Hz.aliyi sevdigini ona olan bagliligini sünniler cok iyi biliyordular alevilere kizilbas demeleri Hz.Alinin basina kirmizi bandi takmasindan geldigini sünnülerin ise bunu bile bile alevilere söylemesi Hz.Aliyi sevmediklerinin kanitidir.Sonralari ne degistiyse kuran kitabi degistimi ne olduysa sünniler birden Hz.Ali,yi sevdigini söylemeye basladilar asure pisirmeye basladilar asureyi bile yemeyenler birden degisti.Resme gelince sünni arkadasim bizlerde günah resim asmak Hz.Alinin resmini asmiyoruz ama inaniyoruz dedi.Alevi oldugum icin evimde Hz.Alinin resmi asili Hz.Muhammedin resmide olsaydi onuda asardim Hz.Muhammedin resmi niye yok acaba bir ara aciklamislardi ama cok oldu unutmusum.

Kızılbas kelimesinin manası.
Osmanlı ve (SAFEVi)Sah ismail askerlerinin birbirlerinden ayırt edilebilmesi icin Sah ismail askerleri baslarına kızıl band bagladılar.
oradan gelir.
Suudi arabistanda KIZIL BAND alıskanlıgı yoktu.

saheser
25.05.2007, 14:08
Benim bildigim kizilbas demelerinin nedeni Hz.Aliden geliyor bunu cok duydum sünnilerin alevilere kizilbas demesinin nedenidir dedelerimizde söylüyorlar.

Zahir
25.05.2007, 18:54
işte kuran daki sır..arkadaşlar yazıyı büyütemedim çok uğraştım olmadı..


Kuranda sizin ifade ettiğiniz şekilde bir sır felan yoktur. Başlangıç harflerini bu şekilde düşünmek olanaksız ve çok anlamsızdır.

Kurandaki Başlangıç harfleri Matematiksel yapının olmazsa olmaz koşuludur. Aynı zamanda harfi tembih yani uyarı harfi işaretidir. Tıpkı telefonda kullanılan "Alo" ünlemi gibi okunacak olan ayete işaret çekmektir.

Tabiki en önemli Matematiksel yapıdır.

Örneğin Sad değeri 90 dır. Tek başına hiç bir anlam ifade etmez. Matematiksel yapının olmazsa olmazır. Diğer başlangıç harfler gibi.....

Dolayısla Ne Arapça nede Latince nede başka bir dilce bu harflere anlam veremez değişik mana koyamassınız. Ve üstelik her bir surede dikkat çeken bu ifadeleri yan yana koyamazsınız.

Koyarsanız anlamsız bir şekilde anlamsız bir inancın peşinden sürüklenirsiniz.

Burda kullandığınız Latin Alfebesi ile Ali nedir??? Hz Alinin ismimi mi??? Böle bişenin olmasına olanak yok. Alinin ismi İslamdan önce Müslüman olanakadar Ali değildir ve Ali İslam tebliğine (vahinin gelmesi ile) kadar Muhammedle birlikte Tek tanrıya inanmayan, doğru bir inanç itikatinde olmayan biridir.
Küçük bir çocuğun inanç şekli yoksa inancı hakkında tabiki yorumda bulunamayız.

Dolayısla anlamsız bir şeyi ifade etmişsiniz.

alicem_kisas
25.05.2007, 19:28
enteresan

bahar duru
25.05.2007, 19:41
Resim konusunda birşey söylemek istiyorum.Bende bir aleviyim ama Peygamber efendimizin ve Hz.Ali'nin resimlerine karşıyım.Çünkü onların yüzünde nur vardır ve bu resmedilemez.Yabancıların yaptığı ÇAĞRI filminde bile Hz.Ali'yi oynayan kişinin yüzü gösterilmemiştir,gösterilemez.Şekle sokulamaz, nur vardır.
Ayrıca Peygamber efendimiz o dönemde kendi resimlerini yokettirmiştir.Gerekçe de putlaştırılmasıdır.

mekzunsincari
25.05.2007, 19:48
Kuranda sizin ifade ettiğiniz şekilde bir sır felan yoktur. Başlangıç harflerini bu şekilde düşünmek olanaksız ve çok anlamsızdır.


kendinden çok emin konuşuyorsun
ha daha önce senin ne kadar büyük bir tefsirci ne kadar büyül bir dil bilgini olduğunu gördük
anlaşılan şimdide bize ne kadar büyük bir islam filozofu olduğunu söylüyorsun.

acaba kur'anı kerimi okuyormusun????
ali imran suresi 7. ayet
"kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemdir ki; onlar kitabın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşabihlerdir. şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun yorumuna öncelik tanımak için Kitap'ın sadece muteşabih kısmın ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, birde ilimde derinleşmiş olanlar. bunlar, "Ona inandık, hepsi rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez."

bu ayette tevilini sadece Allah (cc) ve ilimde derinleşenlerin (yani ehlibeyt imamları) bilebileceğini söylenmektedir.
bu ayette anlaşılacağı gibi kur'an ayetlerinden bazılarının zahir yoruma açık bazılarının ise batın olduğu anlaşılmaktadır.
Kurandaki Başlangıç harfleri Matematiksel yapının olmazsa olmaz koşuludur. Aynı zamanda harfi tembih yani uyarı harfi işaretidir. Tıpkı telefonda kullanılan "Alo" ünlemi gibi okunacak olan ayete işaret çekmektir.

okadar basit olduğuna inanıyorsan beni hayal kırıklığına uğrattın.
uyarı harfi?? bence tam saçmaladın insanların çoğu arapça bilmiyor diye burada kafana göre atman ne kadar doğru????

Tabiki en önemli Matematiksel yapıdır.

Örneğin Sad değeri 90 dır. Tek başına hiç bir anlam ifade etmez. Matematiksel yapının olmazsa olmazır. Diğer başlangıç harfler gibi.....

bak kırk yılda bir doğru söyledin ama bu kadar basitte değil.
Dolayısla Ne Arapça nede Latince nede başka bir dilce bu harflere anlam veremez değişik mana koyamassınız. Ve üstelik her bir surede dikkat çeken bu ifadeleri yan yana koyamazsınız.
bunlar hurufu mukatta'a harfleri bunları kimse bir surede koymuyor. bu harfler toplanılmış ve bir cümle türetilmiş buda (ali sırat hak nemsikehu) dür
ha hurufu mukatta'a harfkerinin sırrı bu değil bunu bende biliyorum ama senin dediğin gibide değil.





Koyarsanız anlamsız bir şekilde anlamsız bir inancın peşinden sürüklenirsiniz.

Burda kullandığınız Latin Alfebesi ile Ali nedir??? Hz Alinin ismimi mi??? Böle bişenin olmasına olanak yok. Alinin ismi İslamdan önce Müslüman olanakadar Ali değildir ve Ali İslam tebliğine (vahinin gelmesi ile) kadar Muhammedle birlikte Tek tanrıya inanmayan, doğru bir inanç itikatinde olmayan biridir.
Küçük bir çocuğun inanç şekli yoksa inancı hakkında tabiki yorumda bulunamayız.

Dolayısla anlamsız bir şeyi ifade etmişsiniz.

işte bu sözleri söylediğin sürece zerre kadar saygı hak etmezsin.
tek tanrıya inanmayan demek sen hz. aliyi imamın ebu bekiremi benzetiyorsun???
sözlerine dikkat et saçmaladıkça saçmalıyorsun.
anladık islamla dinle tarihle alakan yok ama bu inanca tabi olanlara saygı göster
sende olmayan bir şey ama olsun.

Zahir
25.05.2007, 20:05
işte bu sözleri söylediğin sürece zerre kadar saygı hak etmezsin.
tek tanrıya inanmayan demek sen hz. aliyi imamın ebu bekiremi benzetiyorsun???
sözlerine dikkat et saçmaladıkça saçmalıyorsun.
anladık islamla dinle tarihle alakan yok ama bu inanca tabi olanlara saygı göster
sende olmayan bir şey ama olsun.

Diğer sözlerini dikkate almıyom çünkü saçmalamışsın....

Duha Suresi
1-3 - Şu kuşluk vaktine ve karanlığı büsbütün bastırdığı zamanki geceye andolsun ki, Rabbin seni terk etmeyecek ve sana darılmayaca
4-5 - Sonrası senin için öncesinden elbette daha hayırlı olacak. Ve Rabbin sana verecek sen de hoşnut olacaksın.
6 - O seni yetim olarak bulup barınağa kavuşturmadı mı?
7 - Seni sapıtmış olarak bulup da hidayet etmedi mi?8 - Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?
9 - O hâlde yetimi kahretme!
10 - İsteyeni azarlama.
11 - Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle ortaya koy!


Allah Muhammedin elçi olana yani islamı tebliğ etmeden önce saptığını puperest olduğunu sölüyoda Nasıl olyuda Ali İslam tebliğ edilmeden yada doğmadan Tek tanrılı inanca sahip oluyo....


Muhammed de Alide İslamla tanışmadan önce Putperesttir.... Ben demiyom Kardeşim Allah diyo işte ayetler yazdım.....

mekzunsincari
25.05.2007, 20:17
Diğer sözlerini dikkate almıyom çünkü saçmalamışsın....

Duha Suresi
1-3 - Şu kuşluk vaktine ve karanlığı büsbütün bastırdığı zamanki geceye andolsun ki, Rabbin seni terk etmeyecek ve sana darılmayaca
4-5 - Sonrası senin için öncesinden elbette daha hayırlı olacak. Ve Rabbin sana verecek sen de hoşnut olacaksın.
6 - O seni yetim olarak bulup barınağa kavuşturmadı mı?
7 - Seni sapıtmış olarak bulup da hidayet etmedi mi?8 - Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?
9 - O hâlde yetimi kahretme!
10 - İsteyeni azarlama.
11 - Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle ortaya koy!


Allah Muhammedin elçi olana yani islamı tebliğ etmeden önce saptığını puperest olduğunu sölüyoda Nasıl olyuda Ali İslam tebliğ edilmeden yada doğmadan Tek tanrılı inanca sahip oluyo....


Muhammed de Alide İslamla tanışmadan önce Putperesttir.... Ben demiyom Kardeşim Allah diyo işte ayetler yazdım.....

burada sapıtmış biri varsa bu tercümeyi yapandır seninle bu konuda daha öncede tartıştım anlaşılan nato kafa nato mermer
sen inancın neyse onu yaşa ama başkalarının inancına hakaret etme senin peygamberin sapıtmış olabilir ama sen benim peygamberime sapıtmış diyemezsin.
hele imam ali (as)'ında böyle olduğunu iddia edemezsin.

ya allah aşkına kendine bir iyilik yap doktora görün.

islamı kötülemek için az çaba sarfetmiyorsun
misyonunu söylemedin amacın nedir?
peygamberi hz Ali yi neden burada küçük düşürmeye çalışıyorsun.
kur'an diyor deme bana senden başka kimse yazdığın ayeti senin gibi tercüme etmiyor.
bende arapça bilmesem neyse olabilir diyecem.

bir daha söylüyorum başkasının inancına hakret etme.

cevatus
25.05.2007, 20:28
Kuranda sizin ifade ettiğiniz şekilde bir sır felan yoktur. Başlangıç harflerini bu şekilde düşünmek olanaksız ve çok anlamsızdır. /QUOTE]

Allah kuranında buyuruyorki: Onun tevilini (yorumunu) Allah’tan ve ilimde derinleşenlerden başkası bilmez.” (Âl-i İmran/7)

buradanda anlaşılıyorki kuranda sır vardır

[QUOTE=Zahir;436692]Diğer sözlerini dikkate almıyom çünkü saçmalamışsın....

Duha Suresi
1-3 - Şu kuşluk vaktine ve karanlığı büsbütün bastırdığı zamanki geceye andolsun ki, Rabbin seni terk etmeyecek ve sana darılmayaca
4-5 - Sonrası senin için öncesinden elbette daha hayırlı olacak. Ve Rabbin sana verecek sen de hoşnut olacaksın.
6 - O seni yetim olarak bulup barınağa kavuşturmadı mı?
7 - Seni sapıtmış olarak bulup da hidayet etmedi mi?8 - Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?
9 - O hâlde yetimi kahretme!
10 - İsteyeni azarlama.
11 - Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle ortaya koy!


Allah Muhammedin elçi olana yani islamı tebliğ etmeden önce saptığını puperest olduğunu sölüyoda Nasıl olyuda Ali İslam tebliğ edilmeden yada doğmadan Tek tanrılı inanca sahip oluyo....


Muhammed de Alide İslamla tanışmadan önce Putperesttir.... Ben demiyom Kardeşim Allah diyo işte ayetler yazdım.....

söylediğiniz ayetlere gelince ayetleri yanlış tefsir ederek resmen peygamberi
(haşa) sapıtmış olarak gösteriyorsunuz ve onlara putperestti diyerek küfür içinde yüzüyorsunuz.oysaki o ayetteki delalet kelimeyi şaşırmış anlamındadır
sapıklıkla bir ilgisi yoktur.İmam ali errıza(a.s) duha suresini şöyle açıklıyor:

Allah azze ve celle, peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a)’e de buyuruyor ki: “Seni bir yetim iken bulup da barındırmadı mı?” (Duhâ/6) Yani, seni yalnız bulup da halkı sana yöneltmedi mi? “Ve seni yol bilmez (veya şaşırmış bir durumda) iken doğru yola yöneltip iletmedi mi?” (Duhâ/7) Yani sen, kendi kavmin içerisinde kaybolmuş ve tanınmaz durumda iken halkı seni tanımaya yöneltti. “Bir yoksul iken seni bulup da zengin etmedi mi?” (Duhâ/8) Yani, senin duanı kabul ederek böylece seni zengin etti.

gördüğünüz gibi ortada bir sapıklık yok

mekzunsincari
25.05.2007, 20:35
kime hizmet ediyor hala söylemedi. hırıstiyan misyonerimi? açıkçası ben bundan şüphe ediyorum.

mekzunsincari
25.05.2007, 20:37
söylediğiniz ayetlere gelince ayetleri yanlış tefsir ederek resmen peygamberi
(haşa) sapıtmış olarak gösteriyorsunuz ve onlara putperestti diyerek küfür içinde yüzüyorsunuz.oysaki o ayetteki delalet kelimeyi şaşırmış anlamındadır
sapıklıkla bir ilgisi yoktur.İmam ali errıza(a.s) duha suresini şöyle açıklıyor:

Allah azze ve celle, peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a)’e de buyuruyor ki: “Seni bir yetim iken bulup da barındırmadı mı?” (Duhâ/6) Yani, seni yalnız bulup da halkı sana yöneltmedi mi? “Ve seni yol bilmez (veya şaşırmış bir durumda) iken doğru yola yöneltip iletmedi mi?” (Duhâ/7) Yani sen, kendi kavmin içerisinde kaybolmuş ve tanınmaz durumda iken halkı seni tanımaya yöneltti. “Bir yoksul iken seni bulup da zengin etmedi mi?” (Duhâ/8) Yani, senin duanı kabul ederek böylece seni zengin etti.

gördüğünüz gibi ortada bir sapıklık yok


cevatus can ben bu kişiye sünni ve şia kur'an meallerinden onbeşe yakın tefsir verdim adam kendi bildiğini okuyor. ben bilirim başkası bilmez edasında
bu forumdaki yazılarını okursan kendini "anti sünni" sünni karşıtı olarak gösterip islam inancına hakaretler yağdırıyor.
şimdi bak adam ortalığı bulandırdı ve forumdan çıktı her zaman yaptığını yaptı.
kime hizmet ediyor hala söylemedi. hırıstiyan misyonerimi? açıkçası ben bundan şüphe ediyorum.

BenHawkins
25.05.2007, 20:38
Aynı zamanda harfi tembih yani uyarı harfi işaretidir. Tıpkı telefonda kullanılan "Alo" ünlemi gibi okunacak olan ayete işaret çekmektir.




Alinin ismi İslamdan önce Müslüman olanakadar Ali değildir ve Ali İslam tebliğine (vahinin gelmesi ile) kadar Muhammedle birlikte Tek tanrıya inanmayan, doğru bir inanç itikatinde olmayan biridir.
.



Diğer sözlerini dikkate almıyom çünkü saçmalamışsın....

6 - O seni yetim olarak bulup barınağa kavuşturmadı mı?
7 - Seni sapıtmış olarak bulup da hidayet etmedi mi?8 - Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?


Allah Muhammedin elçi olana yani islamı tebliğ etmeden önce saptığını puperest olduğunu sölüyoda Nasıl olyuda Ali İslam tebliğ edilmeden yada doğmadan Tek tanrılı inanca sahip oluyo....


Muhammed de Alide İslamla tanışmadan önce Putperesttir.... Ben demiyom Kardeşim Allah diyo işte ayetler yazdım.....



Kusura bakmayın ama yolunuzu şaşırmışsınız siz.
Bilgi sahibi olmadan konuşulacaksa da konuşulmasın daha yaralıdır bence. Okunacak olan ayete işaret çekmek de ne demek oluyor. o kadar basit olsa ilimin ne değeri kalırdı?

cevatus
25.05.2007, 21:04
cevatus can ben bu kişiye sünni ve şia kur'an meallerinden onbeşe yakın tefsir verdim adam kendi bildiğini okuyor. ben bilirim başkası bilmez edasında
bu forumdaki yazılarını okursan kendini "anti sünni" sünni karşıtı olarak gösterip islam inancına hakaretler yağdırıyor.
şimdi bak adam ortalığı bulandırdı ve forumdan çıktı her zaman yaptığını yaptı.
kime hizmet ediyor hala söylemedi. hırıstiyan misyonerimi? açıkçası ben bundan şüphe ediyorum.

Kendisinin yazılarını uzun süredir görüyorum.Ama ne kadar kaynak delil getirsekte anlatamıyoruz.kurandan ayetler getiriyoruz kaçıyor.Hadis getiriyoruz
hadisler uydurma diyor.Güvenilmez diyor emevi abbasi uydurması diyor.halbuki getirdiğimiz hadisler hem sunni hem de şii kaynaklarındandır. hz.Muhammed(s.a.a)'i islamdan önce (haşa) kafir olduğunu söylemek sadece emevi ve abbasilerin işine gelir ki hz.Muhammed(s.a.a)'i aşağılayan kafir gösteren bir sürü uydurma hadis vardır.
Ne Hz.muhammed nede diğer peygamberler ve imamlar hiçbir zaman sapıtmadılar.Onlara sapıtmış diyenlerin kendisi sapıtmıştır.

mekzunsincari
25.05.2007, 21:15
Kendisinin yazılarını uzun süredir görüyorum.Ama ne kadar kaynak delil getirsekte anlatamıyoruz.kurandan ayetler getiriyoruz kaçıyor.Hadis getiriyoruz
hadisler uydurma diyor.Güvenilmez diyor emevi abbasi uydurması diyor.halbuki getirdiğimiz hadisler hem sunni hem de şii kaynaklarındandır. hz.Muhammed(s.a.a)'i islamdan önce (haşa) kafir olduğunu söylemek sadece emevi ve abbasilerin işine gelir ki hz.Muhammed(s.a.a)'i aşağılayan kafir gösteren bir sürü uydurma hadis vardır.
Ne Hz.muhammed nede diğer peygamberler ve imamlar hiçbir zaman sapıtmadılar.Onlara sapıtmış diyenlerin kendisi sapıtmıştır.

adam hadislere inanmıyor.
kur'anı ise kendi dilediği gibi yorumluyor.
onun görüşlerini kur'andan çürüttüğünde kaçıyor.

amacı belli peygamberi kötülemek.
bu adamın neye hizmet ettiği belii değil kesin olan bir şey varsa sünni değil alevi hiç değil.
ya yezidi
yada islam dışında başka bir inanca sahip ve bu forumda islam dinini, peygamberi ve ehli beyti kötülemek için elinden geleni yapan bir misyoner.

ateist alevilerin sanırım sempatisini kazanmış kur'an ve islam karşıtı yazılarıyla.

Allah'ın laneti kur'anı kendi görüşlerine göre tercüme edenlerin üzerine olsun....

ibrahim-ch
26.05.2007, 02:03
adam hadislere inanmıyor.
kur'anı ise kendi dilediği gibi yorumluyor.
onun görüşlerini kur'andan çürüttüğünde kaçıyor.

amacı belli peygamberi kötülemek.
bu adamın neye hizmet ettiği belii değil kesin olan bir şey varsa sünni değil alevi hiç değil.
ya yezidi
yada islam dışında başka bir inanca sahip ve bu forumda islam dinini, peygamberi ve ehli beyti kötülemek için elinden geleni yapan bir misyoner.

ateist alevilerin sanırım sempatisini kazanmış kur'an ve islam karşıtı yazılarıyla.

Allah'ın laneti kur'anı kendi görüşlerine göre tercüme edenlerin üzerine olsun....

Ben hanefi mezhebinden bir sünni olarak diyorum ki Allah senden RAZI olsun.

selef
26.05.2007, 08:48
Bazı surelerin başındaki mukatta harflerinin bir özelliği de elif hariç diğer bütün harfler başındaki surede 19 un katı olarak geçer mesela nun suresindeki nun harfi 19 un katıdır kaf ya ayn sad suresindeki tum mukatta harfleri 19 un katıdır.

Zahir
26.05.2007, 10:55
Muhammed Allahın Resulü ve Nebilerin Sonuncudur. Biz İbrahim dininden Muhammed ümmetinden olan Müslümanlarız.

Muhammedin İslamla tanışmadan sapmış vaziyette olması ondan ve biz müslümanlardan hiç bir şey eksiltmez. Sonuçta Muhammed de bizler gibi bir insandır ve hataları olmuştur. Bunun böle olduğunu sölemek ne Elçiye hakarettir nede başka bir şeydir. İnancı kör mukallitler gibi kabül etmek, dogmatik olmak, ataları körü körüne takip etmek hiç kimseye fayda sağlamaz.

Şimdi Duha süresine ilişkin şunları söleyecem:

Ayette geçen Dallen (dalalet sözcüğünden türemiştir) zıt anlamlı hidayet sözcüğü ile birlikte kullanılmış ve hitap direk elçiye olmuştur. Dalalet sözcüğünün anlamının yumuşatılması ayetin ruhuna aykırıdır. Bu şekilde elçiyi ayıklamaya çalışmak bunun böle olmadığını kabül etmek Allahın ayetlerine hakarettir.

Şimdi dedik ki ; Dallet sözcüğü ayette hidayet sözcüğü nün zıt anlamlısı olarak kullanılmıştır. Hidayet ne demektir. Fatiha ve Leyl surelerine baktığımızda hidayet anlamı " Allah yolunu göstermek " demektir. Hidayetin zıt analamlısı dallet olur ki Duha süresinde de hidayetin zıt anlamlısı ile birlikte kullanılmıştır. Bu durumda anlamı " Allah yolu dışında olmaktır"

Allah yolunda olmayan bir insana ne denir?? Tabiki sapık... Ki Allahta Muhammed için İslamala tanışmadan bu ifadeyi kullanıyor.

Ne bu kadar kıymate kopardınız anlamadım. Necm suresinin 2. ayetinde de putperestlerin Muhammede sapık şair demesini karşılık rabbimiz " arkadaşınız sapmadı ve azmadı" demektedir. Burda Rabbimizin kullandığı kelime dallendir. Ki Necm suresinde ki konu vahi aldığı dönemdir.

Biz ise Muhammedin 40 yaşına kadar vahi almadığı dönemdeki yaşantısının Rabbimizin bize verdiği bilgi ışığında sapmış bir vaziyette olduğunu sölüyoruz. Elçi olup Allah ona Hidayet etmedimi??? Doğru yola getirmedimi??? O halde sorun var mı yok???

Musa adam öldürüp katil olmadımı??? Yunus Allahın emrini yerine getirmeyip sapmadımı??? Bütün bu elçiler hata yapıp Affedilmedimi??? Bizde Muhammedin İslamdan önceki yaşantısından bahsediyoruz. Allah onun bütün günahlarını bağışlamadımı tabiki bağışladı. Burda elçiyi karaladığımız felan yok. Yanlış blinen bir noktayı ifade ediyoruz. Kimse anasından doğarken Allah tarafından torpilli doğmaz. Elçi dahi sistem içerisinde sorumluluğunu yapmalıdır. Muhammed sorumululuğunu yapmadığı zaman Allah tarafından nasıl tavırla karşılandığını biliyoz.

Putperest bir yoplumda 40 yaşına kadar yetişen Tek Allah inancından bi haber olan bireylerin İslam tebliğ edilmeden önce Tek Tanrılı olduklarını sölemek cahilliğin ta kendisidir.

Kuran apaçık ortada Allah herşeyi açıkca yazmış. Duha süresindeki anlamı Arapça bilen herkse sorun....

mekzunsincari
26.05.2007, 14:28
Muhammed Allahın Resulü ve Nebilerin Sonuncudur. Biz İbrahim dininden Muhammed ümmetinden olan Müslümanlarız.

Muhammedin İslamla tanışmadan sapmış vaziyette olması ondan ve biz müslümanlardan hiç bir şey eksiltmez. Sonuçta Muhammed de bizler gibi bir insandır ve hataları olmuştur. Bunun böle olduğunu sölemek ne Elçiye hakarettir nede başka bir şeydir. İnancı kör mukallitler gibi kabül etmek, dogmatik olmak, ataları körü körüne takip etmek hiç kimseye fayda sağlamaz.

Körü körüne?????
Bir kör varsa oda sensin kur’andaki ayetleri bile anlayamamışsın iyi oku bakalım.
“biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik” enbiya 107.
Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin zamanında sapıtmış olduğunu düşünmek küfürdür.
“ve sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.” Kalem 4
Yüce bir ahlak üzerine gönderilmiş bir peygamberin zamanında sapıtmış olduğunu düşünmek küfürdür.
“battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı; o, arzusuna göre konuşmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.” En-necim 1,2,3,4.
Bak bakalım ne diyor kur’an “sapmadı diyor” sen ise sapıttı diyorsun bunu söyleyen küfre sapmıştır.
Vahi ile konuşan bir peygamberin zamanında sapıtmış olduğunu düşünmek küfürdür.
Kur’anı kendi görüşlerine göre yorumlamak küfürdür.
"Gerçekten Allah her çeşit pislik ve noksanlığı siz Ehl-i Beyt'ten gidermeyi ve sizi tertemiz kılmayı irade buyurmuştur."ahzab 33
Tüm pisliklerden arınmış olan ehlibeyt imamlarından birine veya peygambere zamanında sapıtmış demek küfürdür.

Şimdi Duha süresine ilişkin şunları söleyecem:

Ayette geçen Dallen (dalalet sözcüğünden türemiştir) zıt anlamlı hidayet sözcüğü ile birlikte kullanılmış ve hitap direk elçiye olmuştur. Dalalet sözcüğünün anlamının yumuşatılması ayetin ruhuna aykırıdır. Bu şekilde elçiyi ayıklamaya çalışmak bunun böle olmadığını kabül etmek Allahın ayetlerine hakarettir.

Şimdi dedik ki ; Dallet sözcüğü ayette hidayet sözcüğü nün zıt anlamlısı olarak kullanılmıştır. Hidayet ne demektir. Fatiha ve Leyl surelerine baktığımızda hidayet anlamı " Allah yolunu göstermek " demektir. Hidayetin zıt analamlısı dallet olur ki Duha süresinde de hidayetin zıt anlamlısı ile birlikte kullanılmıştır. Bu durumda anlamı " Allah yolu dışında olmaktır"
Dil ve tefsir bilgini arkadaş yine konuştu
Pröf. müsün?
Sen tüm dil bilginlerinden daha iyi Arapça gramere sahip olduğunumu iddia ediyorsum?
Tek yaptığım peygambere hakaret etmek.

1-Diyanet çevirisi: seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola ilet medi mi?
2-3-Diyanet vakfı: şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?
4-Elmalılı orginal: ve seni yol bilmez iken yola koymadı mı?
5-Ömer Nasuhi Bilmen: seni şaşırmış halde buldu da doğru yolu göstermedi mi?
6-Süleyman Ateş: seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?
7-Muhammed esed: ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?
8-Yaşar Nuri Öztürk: seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üslenmedi mi?
9-Suat Yıldırım: seni dinin hükümlerinden habersiz bulup seçerek dosdoğru yola koymadı mı?
10-Tefhimü-l kuran: ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?
11-Abdulbaki Gölpınarlı: ve seni, yol yitirmiş bulup da yol göstermedi mi?
12-Hasan Serhat Yeter: şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?
13-Adem Uğur: şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?
14-Şaban Piriş: seni delalette bulup, doğru yolu göstermedi mi?
benim itibar ettiğim tek tefsir imamların tefsiridir.
Ama olsun bunları da oku önemli değil.
Ehli beyt imamları bu ayeti çok daha farklı tefsir ederler.
“seni peygamberliğini bilmeyenlerin arasında gördü ve onları seninle hidayete kavuşturdu”
İşte benim inandığım tefsir. Körü körüne mi dersin ben imamlarımın senin gibi beşer olduklarına inanmıyorum. Onların sözleri peygamberin sözleri gibidir.
Peygamberin sözleri nasıl kur’anda vahi olduğu söylenmişse ben imamların sözlerine öyle inanırım.

Allah yolunda olmayan bir insana ne denir?? Tabiki sapık... Ki Allahta Muhammed için İslamala tanışmadan bu ifadeyi kullanıyor.

Evet senin gibilere sapık denir peygambere denmez.
Ne bu kadar kıymate kopardınız anlamadım. Necm suresinin 2. ayetinde de putperestlerin Muhammede sapık şair demesini karşılık rabbimiz " arkadaşınız sapmadı ve azmadı" demektedir. Burda Rabbimizin kullandığı kelime dallendir. Ki Necm suresinde ki konu vahi aldığı dönemdir.

Vahi aldığı dönem ve öncesi değişmez bir peygamber eğer vahi gelmeden önce yanlış yoldaysa onun peygamberliğinden bir şey çıkmaz. Biz Hatay da imamın geçmişinde en ufak bir leke olduğunu bilirsek onun arkasında artık namaz bile kılmayız. Hatta imamı tanımıyorsak ta arkasında namaz kılmayız. Artık geçmişinde sorun olan birini mi peygamber kabul edeceğiz ya sen dediğinin farkındamısın.
Sen kimi peygamberin olarak kabul ediyorsun bilemem kendi peygamberine sapıtmış diyebilirsin ama benim peygamberime sapıtmış diyecek kişinin kebndİsi sapıktır kafirdir.
İnsanı başka dille konuşmaya mecbur etme. İnanmıyorsan inananlara saygı göster.

Biz ise Muhammedin 40 yaşına kadar vahi almadığı dönemdeki yaşantısının Rabbimizin bize verdiği bilgi ışığında sapmış bir vaziyette olduğunu sölüyoruz. Elçi olup Allah ona Hidayet etmedimi??? Doğru yola getirmedimi??? O halde sorun var mı yok???
Kırk yaşına kadar devamlı hira dağına çıkıp orada putlaramı dua ediyordu?
Bir çok tarihçi peygamberin hira dağına çıkış nedeninin ibadet olduğunu söylemektedir.
Ama tabi senin işine gelmediği için tarih kitaplarına itibar etmezsin.
Peygamber 40 yaşından önce hz. ibrahimin hanif dinine tabiydi.

Musa adam öldürüp katil olmadımı??? Yunus Allahın emrini yerine getirmeyip sapmadımı??? Bütün bu elçiler hata yapıp Affedilmedimi??? Bizde Muhammedin İslamdan önceki yaşantısından bahsediyoruz. Allah onun bütün günahlarını bağışlamadımı tabiki bağışladı. Burda elçiyi karaladığımız felan yok. Yanlış blinen bir noktayı ifade ediyoruz. Kimse anasından doğarken Allah tarafından torpilli doğmaz. Elçi dahi sistem içerisinde sorumluluğunu yapmalıdır. Muhammed sorumululuğunu yapmadığı zaman Allah tarafından nasıl tavırla karşılandığını biliyoz.

hala sen bir peygamberi kendinle kıyaslama cüretini göstermektesin.
hala anlıyamıyormusun. peygamberler senin benim gibi insan değil eğer onlar senin benim gibi insan olsalardı melekler ademe secde etmezdi.
işte senin aklın ancak bu kadar çalışıyor.




Putperest bir yoplumda 40 yaşına kadar yetişen Tek Allah inancından bi haber olan bireylerin İslam tebliğ edilmeden önce Tek Tanrılı olduklarını sölemek cahilliğin ta kendisidir.

Kuran apaçık ortada Allah herşeyi açıkca yazmış. Duha süresindeki anlamı Arapça bilen herkse sorun....

cahil tarihi ve gerçekleri görmemek için at gözlüğü takanlara denir.
peygamberin putperes bir toplumda yaşamış olması onun putatapar olduğunun kanıtımı??? aklından atacağına delil göstesene peygamberin daha önce puta taptığını kanıtlayacak delilin varmı???
işte sapıklık budur olmayan bir şeyi varmış gibi gösterip peygambere hakaret etmek.

arapçayı ben çok iyi biliyorum yukarıda verdiğim ondört tefsircide benden daha iyi arapça biliyor. ama tabi sen herkesten daha çok iyi arapça biliyorsun. çocuklar bile senin aklına güler.

Allah'ın laneti kur'anı kendi görüşüne göre yorumlayanların üzerine olsun

mekzunsincari
26.05.2007, 14:54
Musa adam öldürüp katil olmadımı??? Yunus Allahın emrini yerine getirmeyip sapmadımı??? Bütün bu elçiler hata yapıp Affedilmedimi???

PEYGAMBERLERİN MASUM OLDUĞU İLE İLGİLİ BİR HADİS

Ebu Salt Harevi dedi ki: "Halife Me'mun İslam, Yahudi, Hıristiyan, Mecusi, Sabii ve diğer mekteplere ait görüş sahibi alimleri Hz. Ali bin Musa el-Rıza (a.s) ile tartışmak için topladığında Hazret onların her biriyle konuşup teker-teker hepsini ağızlarına taş tıkamışçasına susturdu.
Bu arada Ali bin Muhammed bin Cahm ayağa kalkarak; "Ey Resulullah'ın oğlu! Peygamberlerin masum olduklarını mı savunuyorsun?" dedi.
Hazret: "Evet" buyurdu.
Ali bin Muhammed bin Cahm: "Öyleyse, Allah Azze ve Celle'nin "... Adem Rabbine isyan etti de yanlış bir işe düştü" 1, "Zünnun'u (Yunus'u) da an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sı¬kıntıya sokmayacağımızı sanmıştı..." 2, Yusuf hakkındaki "Andolsun o kadın onu kastetti, o da onu kastetti...." 3, "... Davut, kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfi¬ret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş Allah'a yönelmişti." 4ve Peygamberi Muhammed hakkındaki "...Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu." 5 ayetleri hakkında ne diyorsun?" dedi.
Bunun üzerine, İmam (a.s) ona: "Ey Ali! Yazıklar olsun sana! Allah'tan sakın, Allah'ın peygamberlerine çirkin işleri nispet verme. Allah'ın kitabını kendi görüşüne göre tevil etme. Çünkü Allah Azze ve Celle "... Onun tevilini ancak Allah ve ilimde kök salmış kimseler bilir..." 6 buyurmaktadır.
Allah Azze ve Celle'nin "Adem Rabbine isyan etti de yanlış bir işe düştü" ayetine gelince; Allah Azze ve Celle Adem'i cennet için değil, yer yüzündeki hücceti ve beldelerdeki halifesi olarak yaratmıştı. Adem'in isyanı ise, Allah'ın taktiri yerine gelmesi için cennete vuku bulmuştur, yeryüzünde değil. Allah onu yeryüzüne indirip hüccet ve halife kılınca; "Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir." 7ayeti gereği onu masum kılmıştır.
Allah Azze ve Celle'nin "Zünnun'u (Yunus'u) da an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sı¬kıntıya sokmayacağımızı sanmıştı..." ayetine gelince; Hz. Yunus, Allah Azze ve Celle'nin ona rızkını daraltmayacağını sanmıştı. Allah Azze ve Celle'nin "Ama onu imtihan etmek için rızkını daraltınca: "Rabbim beni alçalttı" der." 8ayetini duymamış mısın? Eğer Allah'ın ona kudreti olmayacağını sansaydı, kafir olurdu. Peygamber böyle şeyden münezzehtir.
Allah Azze ve Celle'nin Yusuf peygamber hakkındaki "Andolsun o kadın onu kastetti, o da onu kastetti...." ayetine gelince; o kadın günah işlemeyi kastetmiş, Hz. Yusuf ise, kadının onu günah yapmaya mecbur kıldığı taktirde onu öldürmeyi kastetmişti. Allah Teala ise ondan hem katletmeyi hem de çirkin günah işlemeyi defetti. İşte Allah Azze ve Celle'nin "... Böylece biz ondan kötülük ve çirkin işi defedelim diye onu koruduk. Şüphesiz o halis kılınmış kullarımızdandı" 9 ayetinin anlamı budur. Kötülükten maksat, katletmek ve çirkin işten maksat da zina yapmaktır.
Davut peygambere gelince; sizin bu konudaki sözünüz nedir?"
O: "Bizimkiler diyorlar ki, Davut mihrabında namaz kıldığı esnada İblis en güzel bir kuş şeklinde ona göründü. Bunu gören Davut namazını keserek, o kuşun peşine düştü. Kuş evden dışarı kaçtı, Davut onun peşinden gitti. Kuş uçarak evin çatısına kondu. Davut onun peşinden çatıya çıktı. Kuş Urya bin Hannan'ın evine düştü. Davut kuşun peşinden eve girdi ve yıkanmakta olan Urya'nın karısını görüp ona aşık oldu. Urya'yı savaşa göndermişti. Davut arkadaşına mektup yazarak Urya'yı cephenin ön safına göndermesini emretti. O da gereğini yaptı ama Urya müşriklere karşı zafer kazandı. Davut buna üzüldü ve ikinci bir ferman yazarak onu Tabut'un (ordunun) önüne göndermesini emretti. Bu defasında Urya şehit düştü. Davut ise onun karısıyla evlendi" dedi.
Hz. İmam Rıza bunları duyunca, eliyle anlına vurarak Terci ayetini okudu ve ekledi: "Siz nasıl Allah'ın peygamberlerinden birine, namazını hafife alarak kuş peşine düşmesini, sonra çirkin günah işlemesini, sonra da bir insanı katletmesini isnat edebilirsiniz?"
O: "Ey Resulullah'ın oğlu! Peki, Davud'un hatası neydi?" dedi.
Hazret cevaben şöyle buyurdu: "Yazıklar olsun size, Hz. Davut Allah Teala'nın ondan daha bilgili bir yaratık yaratmadığını sanmıştı. Bunun üzerine; Allah, ona iki melek göndererek mihraba çıkıp münakaşa etmelerini istedi. Onlar: "...Korkma, biz birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar" dediler. Sonra onlardan biri: "Bu kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim de bir tek koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi" 10 diyerek kardeşinden davacı oldu.
Bunun üzerine; Davut, davalı kişi hakkında acele ederek, davacıdan bir beyyine istemeden ve davalı kimsenin sözlerini dinlemeden: "O, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiştir. Ortakların çoğu birbirlerine zulmeder..." 11dedi.
İşte Davud'un hatası bu idi, sizin dedikleriniz değil. Allah Teala'nın "Ey Davut! Biz seni yeryüzünde halife kıldık. Sen insanlar arasında hak ve adalet ile hükmet, arzuna uyma!..." ayetini duymamış mısın?"
O, Hazret'e: "Ey Resulullah'ın oğlu! öyleyse, Urya'nın kıssası nedir?" dedi.
Hazret: "Davut (a.s)'ın zamanında bir kadının kocası ölür veya öldürülürdüyse, artık hiç evlenmezdi. İşte Allah Teala ilk olarak kocası öldürülen kadınla evlenmeyi Hz. Davut'a mubah kıldı. Böyle Hz. Davut, Urya savaşta şehit edilince, onun karısıyla iddet süresinden sonra evlendi. İşte insanlara ağır gelen bu oldu." buyurdu.
Sonra İmam (a.s) şöyle devam etti: "Allah Azze ve Celle'nin Hz. Muhammed hakkındaki "...Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu" ayetine gelince; Allah Teala, Peygamberi'ne dünya ve ahiretteki bütün hanımlarının isimlerini ve onların mü'minlerin anneleri olduğunu bildirmişti. Peygamber'in zevceleri arasında Zeynep binti Cahş'in de ismi vardı. Fakat o sırda o, Zeyd bin Haris'in karısıydı. Bunun üzerine; Hazret, onların isimlerini kendi nefsinde gizledi ve münafıklardan birinin: "Başka bir kişinin karısını da kendi hanımı ve mü'minlerin annesi olarak sunuyor" demesinden çekinerek, onu izhar etmedi. Bunun üzerine; Allah Azze ve Celle: "Allah'tan sakınman daha uygundur" buyurdu. Allah Teala, Havva'nın Ademle, Zeyneb'in Muhammed (a.s) ile ve Fatime'nin Hz. Ali ile evlenmesi dışında hiçbir yaratığın evlenmesinde bizzat müdahale etmemiştir."
Ravi diyor; bu arada Ali bin Muhammed bin Cahm ağlamaya başladı ve: "Ey Resulullah'ın oğlu! Allah'a tevbe ediyorum. Artık bundan sonra Allah'ın peygamberleri hakkında senin sözlerinden gayrisini demeyeceğim" dedi." 12

sen kendini bir imamdan üstünmü görüyorsunki gidipte ben bilirim başkası bilmez edasındasın. kur'anı kendi keyfine göre tercüme etme cesaretini nerden buluyorsun????Bunun üzerine, İmam (a.s) ona: "Ey Ali! Yazıklar olsun sana! Allah'tan sakın, Allah'ın peygamberlerine çirkin işleri nispet verme. Allah'ın kitabını kendi görüşüne göre tevil etme. Çünkü Allah Azze ve Celle "... Onun tevilini ancak Allah ve ilimde kök salmış kimseler bilir..." 6 buyurmaktadır.
Allah'ın laneti kur'anı kendi görüşüne göre tevil ednelerin üzerine olsun
------------
1- Tâhâ: 121
2- Enbiya: 87
3- Yûsuf: 24
4- Sâd: 24
5- Ahzab: 37
6- Al-i İmran: 7
7- Al-i İmran: 33
8- Fecr: 16
9- Yusuf: 24
10- Sâd: 22, 23
11- Sâd: 24
12- Uyun-u Ahbar-ı Rıza s. 192

BenHawkins
26.05.2007, 16:16
hala sen bir peygamberi kendinle kıyaslama cüretini göstermektesin.
hala anlıyamıyormusun. peygamberler senin benim gibi insan değil eğer onlar senin benim gibi insan olsalardı melekler ademe secde etmezdi.
işte senin aklın ancak bu kadar çalışıyor.



Gereken cevabı vermişsiniz. Teşekkürler..

cevatus
29.05.2007, 11:51
sen kendini bir imamdan üstünmü görüyorsunki gidipte ben bilirim başkası bilmez edasındasın. kur'anı kendi keyfine göre tercüme etme cesaretini nerden buluyorsun????
Allah'ın laneti kur'anı kendi görüşüne göre tevil ednelerin üzerine olsun


teşekkürler bende peygamberlerin masumluğuyla ilgili başka bir hadis yazmak istiyorum.


Ali bin Muhammed bin Cehm şöyle diyor: Memun’un meclisine girdim, Hz. Rıza (a.s) da oradaydı. Memun İmam’a şöyle sordu:

“Ey Resulullah’ın torunu! Siz peygamberlerin masum olduklarını söylemiyor musunuz?”

İmam (a.s): Evet, söylüyorum.

Memun: Öyleyse Allah azze ve celle’nin şu sözünün anlamı nedir? “Gece olup karanlık basınca bir yıldız görmüş de, budur rabbim demişti.” (Enam/76)

İmam Rıza (a.s): Hz. İbrahim üç grubun içerisinde yer almıştı: Zühre (Venüs) yıldızına tapanlar, aya tapanlar ve güneşe tapanlar. Bu olay, onu sakladıkları yerden çıktığı zaman gerçekleşti. Gece olup karanlık onu sarınca Zühre yıldızını görerek inkâr ve imtihan etmek için “Bu benim rabbim midir?” dedi. Fakat yıldız kaybolunca “Ben kaybolup gidenleri sevmem” dedi. Çünkü kaybolmak, sonradan oluşmuş yaratıkların özelliğidir; ezelî ve ebedî olanın özelliği değil. Yine, ayı (etrafa aydınlık saçarken) gördüğünde, imtihan etme amacıyla “Bu benim rabbim midir?” demiş, fakat o da kayboluverince şöyle demişti: “Eğer rabbim beni doğru yola eriştirmezse sapmışlar topluluğundan olurum.” Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce ihbar ve ikrar üzere değil, sadece inkâr ve imtihan vechiyle: “Bu benim rabbim midir? Üstelik bu, aydan ve Zühre yıldızından daha büyüktür!” dedi. Ama o da kayboluverince yıldız, ay ve güneşe tapan üç gruba dönerek şöyle dedi: “Ey kavmim! Ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım. Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim; ben, şirk koşanlardan değilim.” (Enam/78-79)

İbrahim (a.s) bu sözleriyle, onlara dinlerinin bâtıl olduğunu açıklamak, Zühre, ay ve güneş gibi şeylere ibadet etmenin doğru olmadığını ve ibadetin sadece gökleri ve yeri yaratana has olduğunu ispatlamak istedi. İbrahim (a.s)’ın kendi kavmine getirdiği deliller Allah-u Teala’nın ona ilham ettiği şeylerdendi. Nitekim Allah (c.c) buyuruyor: “Bu, İbrahim’e, kavmine karşı verdiğimiz kesin delilimizdir.” (Enam/83)

Memun: Allah sana çok hayır versin, ey Allah resulünün evladı! Şimdi bana İbrahim (a.s)’ın buyurmuş olduğu şu sözü açıklayınız: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilteceğini göster. Allah ona inanmıyor musun, deyince İbrahim; evet, inanıyorum ancak kalbimin tatmin olmasını istiyorum, demişti.” (Bakara/260)

İmam Rıza (a.s): Allah-u Teala İbrahim (a.s)’a şöyle vahyetti: “Ben kullarımdan kendime bir halil (dost) seçeceğim; eğer benden ölüleri diriltmemi istese onun bu isteğini kabul edeceğim.” İbrahim (a.s)’ın kalbine o halilin kendisi olduğu ilham oldu. Bu yüzden şöyle dedi: “Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!” Allah-u Teala “İnanmıyor musun?” deyince şöyle dedi: “Evet inanıyorum, ama kalbimin tatmin olmasını istiyorum.” Bunun üzerine Allah-u Teala şöyle buyurdu: “Öyleyse dört kuş tut, sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır, koşarak sana gelirler. Bil ki şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Bakara/260) Derken, İbrahim (a.s) birer kerkenez, tavus, ördek ve horoz tuttu, sonra onları parçalayıp birbiriyle karıştırdı. Daha sonra karıştırılmış bu etlerden etraftaki on dağın üzerine bıraktı. Sonra onların gagalarını da yanına alarak isimleriyle çağırdı. Yanına onlar için su ve yem de almıştı. (Ansızın gördü ki) kuşların parçaları birbirine doğru uçuştular ve bedenler tamamlandı ve her beden gelerek kendi boyun ve başına eklendi. Böyle olunca Hz. İbrahim (a.s) onların gagalarını elinden salıverdi, onlar da uçtular. Daha sonra inerek yerde bulunan su ve yemden yeyip şöyle dediler: “Ey Allah’ın peygamberi! Sen bizleri dirilttin, Allah da seni diriltsin. İbrahim (a.s) da: Hayır, dirilten ve öldüren Allah’tır, o her şeye kadirdir, dedi.

Memun: Tebrik ederim sizi ey Ebul Hasan! Şimdi de bana Allah-u Teala’nın şu buyruğunu açıklayın: “Mûsa (düşmanlarından olan kişinin göğsüne) bir yumruk attı ve işini bitiriverdi; bu iş, şeytanın işlerindendir... dedi.” (Kasas/15)

İmam (a.s): Mûsa (a.s) akşam ile yatsı arası, halkın haberi olmadığı bir zamanda Firavun’un şehirlerinden birine girdi. Orada kavga etmekte olan iki kişi gördü. Onlardan birisi kendi taraftarlarından, diğeri de düşmanlarındandı. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı yardım istedi. Mûsa (a.s) da Allah’ın hükmüyle düşmanı olanın aleyhine hüküm verdi ve derken ona yumruk attı, o da öldü. Mûsa (a.s) bu işten sonra “Bu iş, şeytanın işidir” dedi. Mûsa’nın maksadı o iki kişi arasındaki kavgaydı, adamı öldürmesi değildi. “O, (şeytan) açıkça saptırıcı bir düşmandır.”

Memun: Peki, Mûsa’nın şu sözünün anlamı nedir: “Rabbim, ben kendi nefsime zulmettim, beni bağışla!” (Kasas/16)

İmam (a.s): Maksadı şuydu: Ben bu şehre girmekle kendimi uygun olmayan zor şartlar altında bıraktım. “Feğfir li” cümlesi burada “Beni düşmanlarımdan gizle de bulup öldürmesinler” manasındadır. Allah-u Teala da onu mağfiret etti (buradaki tefsire göre onu gizledi). Çünkü o, örten ve rahmet edendir. Mûsa (a.s) dedi: “Allah’ım! Bana verdiğin bu nimetten (yani, bir kişiyi bir yumrukla öldürebilecek güç) dolayı artık suçlu günahkârların destekçisi olmayacağım. Aksine, bu güçle razı olana dek senin yolunda cihat edeceğim.”

Hz. Mûsa, böylece o şehirde “Korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen kişi bir başkasına karşı onu (tekrar) çağırıyor.” Mûsa ona dedi ki: “Sen gerçekten apaçık bir azgınsın.” Dün bir kişiyle kavga ettin, bugün de bir başkasıyla kavga ediyorsun, seni tedip edeceğim! O ikisinin düşmanı olanı tutmak istediğinde, diğeri aleyhinde sanıp “Ey Mûsa! Dün birisini öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.” dedi.(Kasas/19)

Memun: Ey Ebul Hasan, Allah seni peygamberleri tarafından mükâfatlandırsın! Öyleyse Mûsa’nın Firavun’a dediği şu sözünün manası nedir: “Ben o işi yaptığım zaman dallinden (sapkınlardan) idim.” (Şuarâ/20)

İmam (a.s): Mûsa (a.s) Medyen’den Firavun’un yanına döndüğünde Firavun şöyle dedi: “Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin, sen nankörlerdensin.” (Şuarâ/19) Hz. Mûsa dedi: “Ben o işi yaptım ama, o zaman şaşkınlardan idim, senin şehirlerinden birine girmekle şaşkındım (yolu kaybetmiştim). Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni peygamberlerden kıldı.” (Şuarâ/21)

Allah azze ve celle, peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a)’e de buyuruyor ki: “Seni bir yetim iken bulup da barındırmadı mı?” (Duhâ/6) Yani, seni yalnız bulup da halkı sana yöneltmedi mi? “Ve seni yol bilmez (veya şaşırmış bir durumda) iken doğru yola yöneltip iletmedi mi?” (Duhâ/7) Yani sen, kendi kavmin içerisinde kaybolmuş ve tanınmaz durumda iken halkı seni tanımaya yöneltti. “Bir yoksul iken seni bulup da zengin etmedi mi?” (Duhâ/8) Yani, senin duanı kabul ederek böylece seni zengin etti.

cevatus
29.05.2007, 11:52
Memun: Aferin size ey Resulullah’ın evladı! Peki, Allah-u Teala’nın şu buyruğunun anlamı nedir: “Mûsa, tayin ettiğimiz vakitte gelip rabbi onunla konuşunca rabbim, demişti; bana görün de bakayım sana. Allah; beni asla göremezsin, dedi.” (Âraf/143) Nasıl oluyor da Kelimullah Mûsa bin İmran (a.s) Allah-u Teala’nın görülemeyeceğini bilemiyor ve ondan böyle bir istekte bulunuyor?

İmam (a.s): Kelimullah Mûsa bin İmran (a.s) Allah-u Teala’nın gözlerle görülebilecek olandan yüce olduğunu biliyordu. Fakat Allah-u Teala Mûsa ile konuşunca ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırınca kavmine dönerek onlara Allah-u Teala’nın kendisiyle konuştuğunu ve onunla yakından münacat ettiğini haber verdi. Mûsa’nın kavmi; “Senin duyduğun gibi biz de onun sesini duymadıkça sana inanmayacağız” dediler. Hz. Mûsa’nın kavminin nüfusu yedi yüz bin kişiydi. Onlardan yetmiş bin kişi seçti, sonra onların arasından yedi bin kişi seçti, sonra onların arasından yedi yüz kişi seçti ve son olarak onların arasından da yetmiş kişiyi rabbinin tayin ettiği vakit için seçti. Onları Sîna Dağı’na götürdü. Dağın eteğinde onları bekleterek kendisi yalnız başına dağa çıktı. Allah-u Teala’dan kendisiyle konuşmasını ve onlara sesini duyurmasını diledi. Allah-u Teala da onunla konuştu ve topluluk Allah’ın konuşmasını yukarıdan, aşağıdan, sağdan, soldan, önden ve arkadan duydular. Çünkü Allah-u Teala ağaçtan ses çıkarttı ve o sesi her taraftan duyacakları şekilde yaydı. Ama onlar şöyle söylediler: “Allah’ı apaçık görmedikçe duyduğumuz sesin Allah’ın sesi olduğuna inanmayacağız.” Böyle ağır bir söz konuşup azgınlık ve tekebbür gösterdiklerinde Allah-u Teala onlara bir yıldırım gönderdi de onları zulümlerinden dolayı yakalayıp öldürdü. Mûsa (a.s) dedi: Ey rabbim! İsrailoğullarının yanına döndüğümde onlar şöyle diyecekler: “Onları götürüp öldürdün mü? Çünkü Allah ile konuşman gerçek değildi!”

Böylece Allah-u Teala onları diriltip Mûsa ile gönderdi. Onlar yine dediler: “Sen eğer Allah’tan ona bakman için kendisini göstermesini istesen, o senin isteğini kabul eder ve sen onu gördüğün gibi, bize de onu anlatırsın; biz de Allah’ı gerektiği gibi tanımış oluruz.” Mûsa (a.s) cevaplarında şöyle dedi: Ey kavmim! Allah (c.c) gözle görülmez, onun niteliği yoktur; ancak ayet ve nişaneleri ile tanınır.” Allah’tan bu dediğimizi istemezsen sana asla inanmayız, dediklerinde Mûsa (a.s) Allah’a şöyle arz etti: “Allah’ım! İsrailoğullarının dediklerini duydun. Sen onların yararına olanı daha iyi bilirsin.” Bu sırada Allah, Mûsa (a.s)’a şöyle vahyetti: “Ey Mûsa! Onların istediklerini benden iste, seni onların cehaletinden dolayı sorgulamayacağım.” O vakit Mûsa (a.s) dedi: “Rabbim, kendini bana göster de bakayım!” Allah-u Teala da şöyle buyurdu: “Beni kesinlikle göremezsin. Fakat, şu dağa bak, eğer yerinde durabilirse görebilirsin beni.” derken rabbi dağa tecelli edince dağ, yerle bir oldu ve Mûsa bayılıp yere yığıldı. Kendisine gelince de; “Sen noksan sıfatlardan münezzehsin, sana tövbe ettim” dedi. (Âraf/143) “Tövbe ettim sana” yani, kavmimin bilgisizliğinden sana olan gerçek inanç ve bilgime döndüm. Kavmim içinde senin görülmediğine inananların ilki benim.

Memun: Allah hayrını bol etsin ey Ebul Hasan! Bana Allah-u Teala’nın şu ayeti hakkında bilgi veriniz: “Peygamberler, ümitlerini kesip tamamen inkâr edileceklerini zannettikleri zaman bizim yardımımız geldi.” (Yûsuf/110)

İmam (a.s): Yani peygamberler kendi kavimlerinden ümitlerini kesince ve kavimleri de peygamberlerini yalancı sanınca bizim yardımımız geldi.

Memun: Allah hayrını bol etsin ey Ebul Hasan! Bana Allah’ın şu ayeti hakkında bilgi veriniz: “Allah senin önceki ve sonraki günahlarını bağışlasın.” (Feth/2)

İmam (a.s): Mekke müşrikleri nezdinde Hz. Resulullah (s.a.a)’den daha günahkâr bir kimse yoktu. Çünkü onlar bîsetten önce üçyüz altmış puta tapıyorlardı. Resulullah (s.a.a) “lâ ilahe illallah” kelimesini söylemeye davet edince bu onlara çok ağır geldi. İşte bundan dolayı şöyle dediler: “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey. Onlardan önde gelen bir grup ‘Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) da kararlı olun; çünkü asıl istenen şey de budur’ diye çekip gitti. Biz bunu son dinlerin hiçbirinde duymadık. Bu, ancak bir yalan!” (Sâd/5-7)

Sonra Allah-u Teala, Mekke’yi Peygamberi için (s.a.a) fethedince şöyle buyurdu: “(Ey Peygamber!) Şüphe yok ki biz, sana apaçık bir fetih vermişizdir.” Maksat, Mekke’nin fethidir. “Allah senin önceki ve sonraki günahlarını bağışlasın” ayetinden kasıt, yani “Mekkeli müşrikler nezdinde Allah’ın birliğine davetinle önceden ve sonradan telakki edilen günahları örtsün”dür. Çünkü Mekke müşriklerinin bir kısmı Müslüman oldular, bir kısmı da Mekke’den dışarı çıktılar. Geri kalanlar ise Peygamber (s.a.a)’in halkı tevhide davet etmesine karşı gelebilecek yüksek bir güce sahip değillerdi. Böylece Peygamber (s.a.a)’in onlara galibiyetiyle onlar açısından günah sayılan şeyler de örtülmüş (kapanmış) oldu.

Memun: Allah hayrını bol etsin ey Ebul Hasan! Bana Allah-u Teala’nın şu buyruğu hakkında bilgi veriniz: “Allah seni affetsin, neden onlara izin verdin?” (Tevbe/43)

İmam (a.s): Bu ayet (Türkçe’deki söylenişiyle “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit!” kabilindendir.) Allah (c.c) zahirde peygamberiyle konuşmuştur ama, gerçekte onun ümmetini kastetmiştir. Şu ayet de öyledir: “Eğer şirk koşacak olursan amellerin hiç olur ve zarara uğrayanlardan olursun.” (Zümer/65) Yine, şu ayet de öyledir: “Sana sebat etme kabiliyeti vermeseydik and olsun ki birazcık onlara meyledecektin.” (İsrâ/74)

Memun: İçim rahatladı ey Resulullah’ın oğlu! Bana gizli olan şeyi açıkladınız. Allah-u Teala, peygamberler ve İslam’dan taraf seni mükâfatlandırsın.

Ali bin Muhammed bin Cehm şöyle diyor: Memun kalkıp namaza giderken mecliste bulunan Muhammed bin Câfer bin Muhammed (İmam Rıza’nın amcası)’in elinden tutarak onu da kendisiyle birlikte götürdü. Ben de onları izledim. Memun, ona: “Kardeşinin oğlunu nasıl buldun?” diye sordu. Muhammed bin Câfer de cevaben: “O Alimdir, ama onun hiçbir alim ile ilişkisinin olduğunu görmedik, dedi. Onun bu sözü üzerine Memun şöyle dedi: Kardeşinin oğlu, Peygamber (s.a.a)’in Ehl-i Beyt’indendir; öyle bir Ehl-i Beyt ki, Peygamber (s.a.a) onların hakkında şöyle buyurmuştur: “Bilin ki Ehl-i Beyt’imin iyileri ve neslimin arınmışları, küçüklükte halkın en olgunları ve büyüdüklerinde de halkın en bilginleridirler. Onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın; çünkü onlar, sizden daha bilgilidirler. Onlar sizleri hidayetten çıkarıp dalalet kapısına sokmazlar.”

İmam Rıza (a.s) da kendi evine gitti. Sabah olunca İmam Rıza’nın yanına gittim, Memun’un ve İmam’ın amcasının sözlerini hazrete bildirdim. İmam gülerek şöyle buyurdu: Ey İbn-i Cehm! Ondan duydukların seni aldatmasın, o beni hile ile tuzak kurup öldürecek, Allah da benim için ondan intikam alacaktır.

mekzunsincari
01.06.2007, 11:04
paylaşımın için teşekkür cevatus kardeşim.

CANDAVUT
21.06.2007, 05:31
Muhammed Allahın Resulü ve Nebilerin Sonuncudur. Biz İbrahim dininden Muhammed ümmetinden olan Müslümanlarız.

Muhammedin İslamla tanışmadan sapmış vaziyette olması ondan ve biz müslümanlardan hiç bir şey eksiltmez. Sonuçta Muhammed de bizler gibi bir insandır ve hataları olmuştur. Bunun böle olduğunu sölemek ne Elçiye hakarettir nede başka bir şeydir. İnancı kör mukallitler gibi kabül etmek, dogmatik olmak, ataları körü körüne takip etmek hiç kimseye fayda sağlamaz.

Şimdi Duha süresine ilişkin şunları söleyecem:

Ayette geçen Dallen (dalalet sözcüğünden türemiştir) zıt anlamlı hidayet sözcüğü ile birlikte kullanılmış ve hitap direk elçiye olmuştur. Dalalet sözcüğünün anlamının yumuşatılması ayetin ruhuna aykırıdır. Bu şekilde elçiyi ayıklamaya çalışmak bunun böle olmadığını kabül etmek Allahın ayetlerine hakarettir.

Şimdi dedik ki ; Dallet sözcüğü ayette hidayet sözcüğü nün zıt anlamlısı olarak kullanılmıştır. Hidayet ne demektir. Fatiha ve Leyl surelerine baktığımızda hidayet anlamı " Allah yolunu göstermek " demektir. Hidayetin zıt analamlısı dallet olur ki Duha süresinde de hidayetin zıt anlamlısı ile birlikte kullanılmıştır. Bu durumda anlamı " Allah yolu dışında olmaktır"

Allah yolunda olmayan bir insana ne denir?? Tabiki sapık... Ki Allahta Muhammed için İslamala tanışmadan bu ifadeyi kullanıyor.

Ne bu kadar kıymate kopardınız anlamadım. Necm suresinin 2. ayetinde de putperestlerin Muhammede sapık şair demesini karşılık rabbimiz " arkadaşınız sapmadı ve azmadı" demektedir. Burda Rabbimizin kullandığı kelime dallendir. Ki Necm suresinde ki konu vahi aldığı dönemdir.

Biz ise Muhammedin 40 yaşına kadar vahi almadığı dönemdeki yaşantısının Rabbimizin bize verdiği bilgi ışığında sapmış bir vaziyette olduğunu sölüyoruz. Elçi olup Allah ona Hidayet etmedimi??? Doğru yola getirmedimi??? O halde sorun var mı yok???

Musa adam öldürüp katil olmadımı??? Yunus Allahın emrini yerine getirmeyip sapmadımı??? Bütün bu elçiler hata yapıp Affedilmedimi??? Bizde Muhammedin İslamdan önceki yaşantısından bahsediyoruz. Allah onun bütün günahlarını bağışlamadımı tabiki bağışladı. Burda elçiyi karaladığımız felan yok. Yanlış blinen bir noktayı ifade ediyoruz. Kimse anasından doğarken Allah tarafından torpilli doğmaz. Elçi dahi sistem içerisinde sorumluluğunu yapmalıdır. Muhammed sorumululuğunu yapmadığı zaman Allah tarafından nasıl tavırla karşılandığını biliyoz.

Putperest bir yoplumda 40 yaşına kadar yetişen Tek Allah inancından bi haber olan bireylerin İslam tebliğ edilmeden önce Tek Tanrılı olduklarını sölemek cahilliğin ta kendisidir.

Kuran apaçık ortada Allah herşeyi açıkca yazmış. Duha süresindeki anlamı Arapça bilen herkse sorun....

sevgili zahir, peygamberimizin de bir insan olması ve bu yönüyle hatalarının olbileceği yönündeki fikrine katılıyorum. fakat, peygamberimize, ilk emir gelmeden önce de o putlara tapmayan, hanif dini olarak adlandırılan, Hz. ibrahimin dinindendi. ve ona göre tutum ve davranış içindeydi.
onun hidayete erdirilmesi, önceden puta taparken, döndürülüp gerçeğin aktarılması şeklinde düşündürmemeli seni. çünkü Allah'ın kendinden hber vermesi, peygamber olarak seçilmesi, ona öğretilmesi.... bunlar hidayet değil de nedir.

ve kimse anadan doğma torpilli olmaz demişsin.
torpilli mi oluyor bilmem ama, hz. isa anadan doğma konuşmaya başladı ve peygamberliği o anda başladı yanlış bilmiyorsam.

mezkur sincari arkadaşım benim burada gireceğim bir çok ayrıntılı açıklamayı yapmış. daha önce hangi dine inandığı gibi meselelerde.. kalabalık etmek istemiyorum. onunla da, masumluk konusunda ayrışıyoruz, ama detayda ayrışmak sorun değil benim için.