Orijinalini görmek için tıklayınız : Materyalizm Ile Marksizm Arasindaki Ilişkiler Nelerdir?


Naz
27.12.2005, 19:00
Bu ilişkileri şöyle özetleyebiliriz:

1. Materyalizmin felsefesi, marksizmin temelini oluşturur.
2. Dünyanın sorunlarına bilimsel bir açıklama getirmek isteyen bu materyalist felsefe, tarih boyunca, bilimlerle birlikte aynı zamanda ilerler. Dolayısıyla, marksizm de bilimlerden çıkmıştır, bilimlere dayanır ve bilimlerle birlikte evrim gösterir.
3. Marx ve Engels'ten önce de, birçok kez ve değişik biçimlerde materyalist felsefeler ortaya çıktı. Ama, 19. yüzyılda bilimler ileriye doğru büyük bir adım attıklarından, Marx ve Engels, çağdaş bilimlerden yola çıkarak, bu eski materyalizmi yenilediler ve bize, diyalektik materyalzim denilen ve marksizmin temelini oluşturan çağdaş materyalizmi sundular.
Bu birkaç açıklama ile görüyoruz ki, materyalist felsefenin, söylenenin tersine, bir tarihi vardır. Bu tarih, bilimlerin tarihine sıkısıkıya bağlıdır. Materyalizm üzerine kurulmuş olan marksizm, tek bir adamın kafasından çıkmamıştır. O, daha Diderot'da çok ilerlemiş bulunan eski materyalizmin uzantısı ve sonucudur. Marksizm, 18. yüzyıl ansiklopedicilerinin geliştirdiği ve 19. yüzyılın büyük buluşlarının zenginleştirdiği materyalizmin açılıp gelişmesidir. Marksizm, canlı, yaşayan bir teoridir ve hemen burada, marksizmin, sorunları nasıl ele aldığını göstermek için herkesin bildiği sınıf savaşımı sorununu bir örnek olarak alacağız.
İnsanlar bu sorun üzerinde ne düşünürler? Bazıları, ekmeği savunmanın, siyasal savaşımdan ayrı bir şey olduğunu düşünür. Diğer bazıları, örgütlenme zorunluluğunu yadsıyarak, sokakta yumruklaşmanın yeterli olduğu görüşündedirler. Daha başkaları ise, yalnızca siyasal savaşımın bu soruna çözüm getireceğini önü sürerler.
Marksist için, sınıf savaşımı, şunları içerir:
a. Bir ekonomik savaşımı,
b. Bir siyasal savaşımı,
c. Bir ideolojik savaşımı,
Şu halde sorun, bu üç alana birlikte yerleştirilmelidir.
a. Barış uğruna savaşım verilmeksizin, özgürlüğü savunmaksızın ve bu amaçlar için savaşıma yarayan bütün fikirleri savunmaksızın, ekmek için savaşım verilemez.
b. Marx'tan beri gerçek bir bilim haline gelmiş olan siyasal savaşım için de durum aynıdır: Böyle bir savaşım yürütmek için, hem ekonomik durumu, hem de ideolojik akımları, aynı zamanda hesaba katmak zorunludur.
c. Propaganda ile kendini gösteren ideolojik savaşıma gelince, bu savaşımın etkili olması için, ekonomik ve siyasal durumu hesaba katmak gerekir.
Demek ki, bütün bu sorunlar, birbirlerine sımsıkı bağlıdır ve bu bakımdan, sınıf savaşımı denilen bu büyük sorunun herhangi bir görünümü -örneğin bir grev- karşısında, sorunun bütün verilerini ve bütünüyle sorunun kendisini dikkate almadan bir karar alınamaz.
Şu halde, bütün bu alanlarda savaşım verme yeteneğinde olan, harekete en iyi yönü verecektir.
Bir marksist, bu sınıf savaşımı sorununu işte böyle anlar. Oysa, her gün sürdürmek zorunda olduğumuz ideolojik savaşımda, ruhun ölümsüzlüğü, tanrının varlığı, evrenin başlangıcı gibi çözümlenmesi güç sorunlarla karşı karşıya bulunuruz. İşte diyalektik materyalizm, bize, bir uslamlama yöntemi verecek, bütün bu sorunları çözümlememize ve aynı zamanda marksizmi tamamlamak ve yenilemek iddiası ile marksizmi bozmaya çalışanların gerçek yüzünü ortaya çıkarmamıza olanak sağlayacaktır.

--------------------------
Georges Politzer
Felsefenin Başlangıç İlkeleri

Ceyhun
27.12.2005, 19:16
Marksizm'i irdelerken salt "materyalizm" sözcüğü ile ifade edilemez. Buradaki "diyalektik" marksizmin ana unsurudur. Marksizm, ne kadar idealizme uzaksa, mekanik materyalizme de o derece uzaktır. İlk olarak Hegel'in ortaya attığı ve idealist bir temelde yorumladığı diyalektik, Marks'ın onu materyalizm ile birleştirmesiyle anlamını bulmuş ve "diyalektik materyalizm" diye apayrı bir felsefe ortaya çıkarmıştır. Marks'ın bir filozof olmasına rağmen peygamberlerden bile çok insanın peşinden gitmesinin ana etkeninde de bu farklı felsefe yatmaktadır.

Naz
27.12.2005, 19:26
muhakkak seninde dedigin gibi eksik yonleri olan bir yazi bu, zaten benim ilgimi bu yuzden cekmisti marxism'in temelini butunuyle materialism'e dayamasi... benzerlikleri muhakkak vardir ama Marksizm'i irdelerken salt "materyalizm" sözcüğü ile ifade edilemez buda kesin bir gercek.

izmirksk
27.12.2005, 20:53
eğer yanlış bilmiyorsam politzerin ders notlarının toplanması ile yazılmış bir kitaptı.
marksizmi tamamlamak derken bu felsefe ile çatışmadığı müddetçe tamamlama yapılabilir.belki de nüanslarda olur
dünyada her saniye insanlığa yeni yeni bilgiler geliyor bu başdöndürücü hızda gelişen bilgiler ve beraberinde gelişen çağın sorunlarına karşı yeni yaklaşımlarla yada gerekli görüldüğü yerde eklemelerle çözüm bulunabilir.(tabi gerektiği yerlerde)

Candacan
07.01.2006, 06:25
Diyalektik, tarihsel materyalizm; gelişen ve değişen bilimsel gerçeklerle asla çatışmaz. Tabi, bu bilimsel gerçeklere dayanarak metafizik sonuçlar çıkarılmadığı müddetçe.

dicle
08.11.2006, 17:08
güzel bi konuya değinmişsin naz!ilk hetapta güzel gibi görünsede materyalizmin duygu dünyasının yavaş yavaş işlerliğini yitirmesinde büyük rol oynayacaktır.. çünkü her şeyi somut bir gerçeğe bağlamak bazen mantığın da sınırlarını aşıyor! ama bu derin bi konu tartışma konusu için mükemmel..

Devrimci Marksist
10.11.2006, 22:31
www.marxists.org
bu siteyi herkese tavsiye ederim tam bir e-book deposu türkçe bölümü de var.

deniz olmak
10.11.2006, 23:02
Marksizimin özünde zaten başta da yazdığınız gibi materyalizm vardır.

Marks her daim mantığın emrettiği fikirleri öne sürmüştür tarım toplumunda yaşanan bir zamanadan bugüne hala fikirleri öznelliğini ve geçerliliğini yitirmemiştir.

Marks bütün temalara olduğu gibi felsefeci olmasından kaynaklı olarak iseolojik fikirlerine mantığı yerleştirmiştir.Olan şeyler ve somuttan bahsetmiştir hep.Olabilirlik değil netlik vardır.Öyleyse hisler vardır yaşarsın mandtık vardır düşünürsün yaratan vardır ama yaratanı kim yarattı dersen mantık kendini yitirir.

Biraz karışık oldu ama anlatmak istediğim şey şu ki din kimi zaman afyonlaşa biliyor.Hep ayık kalıp düşünelim...

hypatia
25.11.2006, 21:51
arkadaşlar, materyalizm demek ille de Tanrı'nın olmaması demek değildir. doğa filozofları ve stoacılar tek gerçek olarak doğayı kabul eredrler ama Tanrı doğanın kendisidir. dolayısıyla materyalizmi duygusuzluk olarak görmemek lazım. sanırım öyel bir anlaşılma var yazılardan anladığım kadarıyla. ben materyalist değilim ama doğru anlamak adına belirtmek istedim.

düşünsenize doğa filozofları tek gerçeklik olarak doğayı görüyorlardı, tam bir doğaya saygı vardı.

hem Yunus Emre'nin bir sözü var: "bana rahmet yerden yağar gökten değil."

Alevilik doğa filozoflarından etkilenmiştir diye biliyorum bir de...

mehmet_onal
25.11.2006, 22:53
www.marksist.com bu sayfayıda öneririm sizlere dostlar bişeyleri buradan takip edebilirsiniz..saygılar

reikim45
30.11.2006, 11:02
Metaryalizm arkadaşımın dedigi gibi Tanrı yoklugu degildir Marksizmi incelerkende ayrı bir platform içinde ele almak gerekir diye düşünüyorum ast olan diyalektiktir.Zaten olay burada içi ve dış çelişki ve mantık ve gerçektir.Tanrı ise evrensel bütünlüktür metaryalizm vizyon olarak realiteyi yani gerçegi inceler..Misyonu ise objektif olanı pratige geçirmektir.Oysa Tanrı kavramıı bir bütün olarak felsefenin içinde incelenen metafizik bir kavramdır.Bence Marksizmi Diyalektik felsefede incelemek gerekir.İdrakimce Marksizmde bunu yapıyor....Burada önemli olan marksizmin getirdigi vizyondur..sevgilerimle reikim45:001_rolle

SivanA SimyacI
13.01.2007, 18:57
Felsefe asıl gerçekliğine Marksizm sayesinde kavuşmuştur.Marksizmden önceki tüm felsefeler,ancak var olan dünyayı açıklamaya yönelikti.Oysa Marks ,Dünyanın anlamanın yeterli olmadığını,asıl olanın onu değiştirmek olduğunu söyliyerek,tüm klasik felsefelere son noktayı koymuştur.
Marksizm de felsefe,kimilerinin savladığının aksine insan temellidir.İlk defa insan etkinliğinin(praksis) önemini Marksizm ortaya koymuştur.
Daha önceki filozoflar,aslında doğanın bir parçası olan insanın,doğa karşısında etkinliğini yok sayarak onu pasifleştiriyorlardı.Onlara göre nesnellik,insanın duyularıyla algıladığı ,fiziksek dünyanın nesnelliğiydi.Oysa Marksa göre insan faaliyetinin kendisi nesneldi.
"Feuerbach'inkide dahil olmak üzeri şimdiye kadarki bütün materyalizmin baş kusuru şudur.Şimdiye kadarki bütün materyalizm,şeyi,gerçekliği,duyu organlarıyla algılanan insan faaliyeti,pratiği olarak,öznel olarak kavramamış,sadece nesne biçiminde,onun dışında kavramıştır...
Feuerbach,düşünce nesnelerinden ayrı olarak,duyu organlarıyla algılanan nesneler istiyor.Ama insan faaliyetinin kendisinin nesnel faaliyet olduğunu anlamıyor... O halde Feuerbach 'devrimci' faaliyetin,'pratik eleştirel' faaliyetin önemini kavramıyor."(K.Marks-Feuerbach üzerine tezler)
Feuerbach'a göre,insanla doğa,nesne ile özne arasındaki bağı sağlayan bilgi idi.Oysa Marksa göre bu ilşki,insanın kendi iradesiyle harekete geçirdiği pratik eylemlilikti.
"Emek,her şeyden önce,hem insanın hemde doğanın katıldığı bir süreçtir.Bu süreçte insan,kendisiyele doğa arasındaki ilişkileri kendi iradesi ile başlatır,düzenler ve denetler..İnsan,kendi ihtiyaçlarına uyarlanmış biçimdeki doğa ürünlerini kendine mal etmek için kollarını,bacaklarını,kafasını ve ellerini,yani vucudunun doğal güçlerini harekete geçirerek,doğanın bir parçası olarak doğanın karşısına geçer.Dış dünya üzerinde bu şekilde etki yapıp onu değiştirerek,aynı zamanda kendi doğasınıda değiştirir.Uyuklamakta olan güçlerini geliştirir ve bunları dilediği gibi hareket etmeye zorlar."(Karl Marks-Kapital-Cilt 1)
İşte insanla doğa arasındaki bu etkileşimdeki süreç emek sürecidir.
Ne yazık ki,doğrudan üreticilerle,üretimin maddi koşullarının birliğinin biribirinden kopması,emek sürecini insana yabancılaştırmıştır.Yeniden bu birliğin sağlanması,insanın pratik eleştirel eylemliliği ile olasıdır.Bu pratik eleştirel eylemlilik,kendini sınıf mücadelesinde somutlar.

Rindabdal
11.07.2007, 02:24
Şu ezberlerimiz bizim sonumuzu hazırlıyor. yanlış anlamayın düşünsel anlamda sonumuzu.
Bu tür dogmaların olduğu yerde bilim, kültür ilerlemez.

Şunu deneyin: Marksizim bilimsel bir teori değildir; Hatta bilimdışıdır.
Marks bir filozoftan daha çok bir sosyolog ve siyaset bilimcidir.
"Marks ile birlikte klasik felsefe bitmişmişmiş".. ancak tarihten, felsefe tarihinden bihaber yaşayan biri söyleyebiilr bunu... Kafanızı kumdan çıkarın....

Marks materyalisttir. Belki ilk materyalistler -ki bunlar antik yunandadırlar- spritualisttir ancak Marks asla... O bir ateisttir, bu kesin...Gerçi masonik ilişkileri olduğu söylenir ama ateist olduğu ve dinlere birer dogma sürüsü gözüyle baktığı kesindir.
Marks, Materyalizmi ateizme eşitlemiştir.

Sevgilerimle

Rindabdal
11.07.2007, 14:37
bir önceki iletimi özetleyeyim. Evet marksizm bir yalancı bilimdir.
Eminim içinizde bana kızanlar olacak. onlardan yanıt bekliyorum...

guneyyy
12.07.2007, 15:10
Şu ezberlerimiz bizim sonumuzu hazırlıyor. yanlış anlamayın düşünsel anlamda sonumuzu.
Bu tür dogmaların olduğu yerde bilim, kültür ilerlemez.

Şunu deneyin: Marksizim bilimsel bir teori değildir; Hatta bilimdışıdır.
Marks bir filozoftan daha çok bir sosyolog ve siyaset bilimcidir.
"Marks ile birlikte klasik felsefe bitmişmişmiş".. ancak tarihten, felsefe tarihinden bihaber yaşayan biri söyleyebiilr bunu... Kafanızı kumdan çıkarın....

Marks materyalisttir. Belki ilk materyalistler -ki bunlar antik yunandadırlar- spritualisttir ancak Marks asla... O bir ateisttir, bu kesin...Gerçi masonik ilişkileri olduğu söylenir ama ateist olduğu ve dinlere birer dogma sürüsü gözüyle baktığı kesindir.
Marks, Materyalizmi ateizme eşitlemiştir.

Sevgilerimle


marksizim celişkisiz bir teoridir.. yukarıda yazdıklarınla marksizimi alt edecegini sanan zavallılık kokuyor.. camurları nasılda atmışsın masonik :))) dinlere dogma sürüsü diye bakıyor demişsin bilimsel bir gercekliktir dinler dogmatiktir.. sen dini eleştirebilirmsin yada kurandaki herhangi bir ayete yanlış diyebilirmsin..

bilgi sahibi olmadan ne güzelde fikir sahibi oluyorsunuz.. yazdıkların okadar celişkidesinki marksizmi dogma gösterebilecek kadar :==:) ama dinler dogmatik degil dimi bence ikisini ters cevir :)

Rindabdal
12.07.2007, 16:01
Yavrucuğum güneyy.. anladık benim belalım sensin...

dinlerin bilimsel olma iddiası yoktur; ama marksizmin var....

"Marksizm çelişkisiz bir teoridir"...demişsin :)))...

Sen bana bir teorinin bilimsel olması için gereken şartları say, çok biliyorsun ya, ben de sana marksizmin neden bir bilim olmadığını anlatayım....

guneyyy
12.07.2007, 16:18
Yavrucuğum güneyy.. anladık benim belalım sensin...

dinlerin bilimsel olma iddiası yoktur; ama marksizmin var....

"Marksizm çelişkisiz bir teoridir"...demişsin :)))...

Sen bana bir teorinin bilimsel olması için gereken şartları say, çok biliyorsun ya, ben de sana marksizmin neden bir bilim olmadığını anlatayım....

önce edepli konuş yaşının kaç oldugunu bilmediğin insana yavrucugum diye hitap etmemesini ögren ben sana sonra bilmediğin bir cok şeyi anlatırım..ok

Rindabdal
12.07.2007, 16:24
haklısın yaşın yazmıyormuş orada...kusura bakma.. ben seni 17 yaşında zannediyordum.. öyle kalmış aklımda....

Haydi öğret bakalım.. ben sana direk Popper'dan kanıt getireceğim haberin olsun...Arif olana çok bile gelir.. yetmezse sana biraz feyerabend olmadı biraz husserl vereceğim...

Karşında bir iktisatçı var...haberin ola...Kapitalden de üzerine üzerine gelirim, "Klasik alman ideolojisin sonu"ndan da...

guneyyy
12.07.2007, 16:32
Bilim, doğa yasalarının anlaşılması ve formüle edilmesidir. Bilim ve bilimsel faaliyet, doğa yasalarının işleyişini algılayabilme ve analiz etme yetisiyle, gerçeğin anlaşılması ve ifade edilmesi faaliyetidir.
Bugün fizik, biyoloji, kimya, ... gibi bir çok bilim, diyalektiğin gelişiminde büyük öneme sahiptir. Kuantum Fiziği, evrim teorisi, quark parçacıkları bu anlamda verilebilecek ilk örneklerdir.

Karl Marks, bilimlerin en zorunun -tarihsel gelişimi ile insan toplumu biliminin- gözlem ve pratiğinden yola çıkarak bütün bilimler alanının kavranmasına varmış/yardımcı olmuştur. Onun bu büyük katkısı bilimin toplumsal karakterini ve buna bağlı olarak toplum için bilim zorunluluğunu ilk kez ortaya koymuş olmasıdır. Bunu başarabilmek kimi "entelektüellerin" iddia ettikleri gibi hiç de derin bir tarih ve felsefe bilgisini sindirmek gibi, bütün bilim alanını sindirmek demek değildi. Yani bilimsel keşiflerin nedeni asla üstün zekâlar ile açıklanabilecek bir durum değildi. Bu durum toplumun ekonomik, politik şekillenişi, gelişimi, kısacası devinimi ile bağdaşıktı. Marks için önemli olan doğru yöntemin kavranmış olmasıydı. O, bütün tarihsel gelişimi diyalektik ve materyalist bir yöntemle damıtarak bilimin gerekliliğini/nedenlerini ve gelişimini açıkladı. Ve bu yöntemin, bilimin bütün alanlarına nüfuz etmesini sağladı.

Rindabdal
12.07.2007, 16:38
Anlamadığınız bir şey var sayın Guneyy

Ben marks'ın ne yaptığını veya hangi yöntemi kullandığını tartışmıyorum. bunlara daha sonra da girebilirz.
şimdilik bizim tartıştığımız şu...

Marksizm bir bilim midir? neden?

Bir öğretinin bilim olması için hangi şartları haiz olması icab eder...

Mesela parapsikoloji, teosophie'yi bir bilim olmaktan alıkoyan şey nedir..

O her neyse marksizmi de bilim sayıp saymamızı belirleyecektir...

Önce onu bulalım...

guneyyy
12.07.2007, 16:48
Evrendeki bir fenomenin gözlemlenmesi
Bu fenomene dair, gözlemler ile tutarlı, ancak kesin olmayan, hipotez adında deneysel bir açıklama getirilmesi
Hipotezin tahminlerde bulunmak için kullanılması
Tahminlerin deneylerle veya ek gözlemlerle test edilmesi ve sonuçlar ışığında hipotezde gerekli değişikliklerin yapılması
hipotez ve deney arasında tutarsızlık kalmayana kadar tekrarlanması
basit olarak bilimsel yöntem bu şekildedir..

ama merak etme Feyerabend'in itirazınıda biliyorum :esas olarak bilimsel yöntemin tek ve mutlak bir yöntem olarak kabul edilmesi ve dayatılmasına yönelik olarak eleştirisi vardır. yani bilimsel yöntemlerin mutlaklaştırılmasına karşıdır hatta pozivitist bir yöntem oldugu savunur ama yinede :) marksizim tarihsel gelişim ile insan toplumu biliminin gözlem ve pratiginden hareketle
bilimin toplumsal karekterini ortaya koymuştur..

guneyyy
12.07.2007, 16:59
iktisatcısınya artı degeri bilirsin kapitalide okumuşsun nedir artı deger ?

Rindabdal
12.07.2007, 17:00
çok doğru yazmışsınız.. Klasik bilimsel metod tam yazdığınız gibidir..
Peki lütfen şimdi soğukkanlığınızı koruyarak bana söyler misiniz Sayın Guneyy.. Marks hangi birisini yapmıştır bunların...
Marks bir gözlem yapmıştır.. toplumların mülkiyetin belirli ellerde toplanması ile birlikte sınıflı bir yapıya kavuştuğunu ve her sınıflı toplum biçiminin alttaki sınıflar tarafından yıkılmaya zorlandığını söylemiş ve bunun bir yasa olduğunu ileri sürmüştür...

Yeteri kadar gözlem yapmış mıdır... hipotez haline gitirebilmiş midir varsayımını...
Birçok insan ise marksist teoriden bahsediyor... hepsi birer varsayımdır.. varsayımlar bilimsel değildir.. hipotezler de öyle...bilimsel olabilmesi için teori haline gelmesi gerekir...teori olabilmesi için hipotezein test edilebilir olması gerekir...

Karl Popper -ki son yüzyılın en önemli bilim felsefecisi olarak kabul edilir- bilim tarafından sınanamayacak özelliklerinden dolayı marksizmin ve freudien görüşlerin bilim sayılamayacağına hükmetmiştir.. ki kanımca haklıdır...

guneyyy
12.07.2007, 17:04
benim kanımcada toplum bilimi gözlermleri ile marks bilimsel temele oturtmuştur.

doganın hareket yaslarını toplumsal yaşama uyarlamış ve bundan hareketle sınıfsal toplumların durumunu ortaya koymuştur ve bunların dogrulugunuda toplumların yapısına bakarsan genel gecer olduklarını görürsün..

Rindabdal
12.07.2007, 17:15
işte bu son söylediğiniz yüzünden Stephen Hawking in en yakın arkadaşlarından olan ve modern pozitivizmin kurucusu sayılan Karl Popper marksizmi bir inanç olarak değerlendirme eğilimindedir ve bu haliyle astrolojiye yakın bulur onu... :)

Kızmayın ben değil o söylüyor...

toplumlara ve tarihe bakıp ezilen insanları da görebilirsiniz...
100 yıl önce kıtlıkla boğuşan ve bugün obezite sorunu ile karşı karşıya bulunan çalışan kesimleri de...

Afrika'da açlık çeken insanları da görebilirsiniz, giderek büyüyen ve istenilen düzeyde olmasa da topluma dağılan refahı da...

Bunların hepsi şahsi gözlemleriniz olacaktır...ve nesenel ve evrensel olmaktan uzaktır...
Henüz yeterince gelişmiş bir bilim değildir sosyoloji...
Marks bir kaç şey yapmaya çalışmıştır, doğru... ama bu onu bilim yapmaya yetmez...

Rindabdal
12.07.2007, 19:07
Yeni görüyorum Sayın Guneyy. Artı-değeri sormuşsunuz...

Bu sizin tahminizin çok ötesinde karmaşık bir konudur..
Ama ben Marks'ın yaptığı gibi sizin için basitleştireyim..
Artı-değer basit olarak sermayenin dolaşımını gösteren algoritmanın nihai sonucudur..
Kabul ediyorum yeterince basit olmadı.. şöyle deneyelim:

Artı değer, üretime giren paranın sermayaye dönüşüp hammadde ve emekle birleşmesi sonucu ortaya çıkan ürünün (meta) pazarda satılıp elde edilen gelirden tüm masraflar düştükten sonra girişimcinin elinde kalan kısmıdır...

bunun çok daha karışık sonuçları vardır...Öyle düşündüğünüz gibi basit bir emeğin sömürüsünden doğmaz artı-değer...Hele günümüzde süreç hepten arapsaçına dönmüştür...

Günümüz üretim ilişkilerinde -tâbirimi mazur görün- kimin eli kimin cebindedir belli değildir..

Bunlara şimdilik girmiyorum...


Marksizm miadını doldurmuş bir varsayımdır... hipotez haline gelmiş olsa bile yanlışlanmıştır...Mazlumların yanında yer alan tek dizge marksizm değildir..
evet bol bol, ezilenler, proletarya, alt kültür, üst kültür vb kavramlar kullanılır bu dizge içinde..Ancak kullandığı kavramlar ile realite arasında bir paralelik yoktur...Bazıları öyle sanmkatadır.. fena halde de yanılmaktadır...

guneyyy
13.07.2007, 08:55
Yeni görüyorum Sayın Guneyy. Artı-değeri sormuşsunuz...

Bu sizin tahminizin çok ötesinde karmaşık bir konudur..
Ama ben Marks'ın yaptığı gibi sizin için basitleştireyim..
Artı-değer basit olarak sermayenin dolaşımını gösteren algoritmanın nihai sonucudur..
Kabul ediyorum yeterince basit olmadı.. şöyle deneyelim:

Artı değer, üretime giren paranın sermayaye dönüşüp hammadde ve emekle birleşmesi sonucu ortaya çıkan ürünün (meta) pazarda satılıp elde edilen gelirden tüm masraflar düştükten sonra girişimcinin elinde kalan kısmıdır...

bunun çok daha karışık sonuçları vardır...Öyle düşündüğünüz gibi basit bir emeğin sömürüsünden doğmaz artı-değer...Hele günümüzde süreç hepten arapsaçına dönmüştür...

Günümüz üretim ilişkilerinde -tâbirimi mazur görün- kimin eli kimin cebindedir belli değildir..

Bunlara şimdilik girmiyorum...


Marksizm miadını doldurmuş bir varsayımdır... hipotez haline gelmiş olsa bile yanlışlanmıştır...Mazlumların yanında yer alan tek dizge marksizm değildir..
evet bol bol, ezilenler, proletarya, alt kültür, üst kültür vb kavramlar kullanılır bu dizge içinde..Ancak kullandığı kavramlar ile realite arasında bir paralelik yoktur...Bazıları öyle sanmkatadır.. fena halde de yanılmaktadır...

marksizmin miyadını doldurması için kapitalizme alternatif bir sistematiğin var olması gerekir bu şu an mümkün görünmüyor ::)

kimin eli kimin cebinde tabirinde alternatifi marksizim olan vahşi kapitalizmin ta kendisidir..