Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşık Mahsuni Şerif 17 Mayıs 2007
seyyah1978 17.01.2006, 14:22 Aşık Mahzuni Şerif (1940 - 2002)
Aşık Mahzuni Şerif
Buraya "Hasan Obası" denmektedir. Burası göçer Çilingirler' in bulunduğu, otlak bir arazidir. Bunun için adına "Çilingir Çayırı" da denir. Bu gün burası hala Çilingir Çayırı olarak anılmaktadır. Seyyit Mehmet' in türbesinin bulunduğu bu köye şimdi ise, "Hasan Köyü" denilmektedir. Bütün Elbistan / Malatya ovalarında ve dağlarında o günün büyük mürşidi ve evliyası olarak bilinen Seyyid Hacı Mehmet Dede, Aşık Mahzuni Şerif ' in babası Zeynel' in, öz dedesidir.
Seyyid Mehmet'in 1800'li yılların başında vefat etmesiyle, Hasan Köy'de asimile edilerek Sünniliği kabul eden Cırıklı ve Ağuçan Türkmenleri burada kalır. Ancak, Oniki İmam'a bağlılığını sürdürmek isteyen, Kocalar ve bir kısım Ağuçan Türkmenleri, Koç Obası ve Alhaslı yaylalarına dağılır.
Sonunda, Afşin'in 15 km. kuzeydoğusunda, küçük bir tepe üzerine gelirler ve Hozat / Barginek Köyü'nün anısına Berçenek Köyü'nü kurarlar. Elbistan'a; Dersim'den, Horasan'dan, Hatay'dan akın etmiş bütün Türkmen ve Yörük Alevileri asimileye uğrar ve köylere; camiler, imamlar tahsis edilir. Bu arada Berçenek köyü de üç-dört çeşit aşiretin karmasından meydana gelir (Ağuçan, Cırıklı, Kocalar, Savranlar, Ellezler). Bu aşiretler uzun zaman kök
kültürlerini devam ettirirler. Ancak, bunlarla birlikte, Maraş Sünni Türkmen Köyleri'nden gelen bir kısım Sünni Yörük uzantılar da bu köye yerleşirler.
1940'ın başlarında Mahzuni Şerif bu köyde doğar. Barginekli Ağuçan Türkmenleri'nden olup, nene tarafı Varto / Hormekan Aşireti'nden Razey'e (Irazca hatun) mensuptur.
1940'lı yıllarda, Berçenek'te ilk okul olmadığı için Mahzuni, Elbistan'ın Alembey Köyü'nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur'an eğitimi alır, Eski Türkçe okur, yazar. Ancak, 1956 yılında köye gelen ilk okuldan, mezun olduktan sonra Mersin Astsubay Okulu'na gider. 1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu'nu bitirir. Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi'ni
aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.
1961 yılından itibaren yüzlerce plak, kaset yapar.
Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur ve 1998 yılında dünyanın, yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı alır.
....1940'lı yılların başında doğan Mahzuni Şerif, elini sazına attığı günden itibaren bu tarihi bilmekte gecikmemiş ve sürüp geldiği ecdadı yolunda fire vermemiştir. Geçmişinde yapılan zulüm ve adaletsizliğe kin beslememiş olup, Yezit sözcüğünü yalnız Hz.Hüseyin'i şehit eden Emevi zalimi için kullanmış ve hiç bir sünni dostuna Yezit yakıştırmasını reva görmemiştir.
Mahzuni'nin, Orta okul yıllarından itibaren beğendiği, demokrasi ve sosyalist mantık onu geleceğin en tutarlı terbiye kalıpları olarak muhafaza etmişlerdir.
...Mahzuni Şerif, kendisini dünya kültürleri içinde bir parça
mazlum milletler içinde bir birey olarak tanımlamış ve bu iki gerçekten yola çıkarak, dönmeden devam etmiştir.
...Mahzuni'yi yakından tanımak, O'nun eserlerini çok iyi dinlemekten ve özümsemekten geçer. Kendisinin söylediği gibi "benim söylediklerim ne ise ben oyum". Gerçekten de Mahzuni ürettikleri eserlerle topluma ve dünyaya çok önemli iletiler vermiştir. Önemli olan bu iletiyi algılamak ve bu iletileri
topluma sunmaktır.
Mahzuni ordudan ayrıldıktan sonra toplumsal, siyasi konuları ele alan; geleneksel halk şiirini devam ettiren ve diğer yanda protest şiirlerle halkın sorunlarını dile getiren; halk aşığı veya halk ozanlığına başladı. 12 yaşından bu yana bu geleneği devam ettirmektedir.
Saz çalmayı amcası Aşık Fezali (Pehlül Baba) dan öğrendi.
seyyah1978 17.01.2006, 14:24 Mahzuni Şerifin Hayatı
Kahramanmaraş'ın Afşin İlçesi... Afşin'in Berçenek Köyü... Köyün sahibi tek kişi, yani bir ağa.
Köydeki Zeynel Cırık, ağaya çalışan bir ırgat. Ana Döndü ise ot toplayarak ailenin karnını doyurmaya çalışan cefakar bir kadın.
Bunların 1940 yılında bir oğulları oluyor, adını Şerif koyuyorlar.
- Babamın dediği doğruysa ,anamın da dediği doğruysa 1943 yılının ocak 3'ünde Afşin' e bağlı Berçenek köyünde doğmuşum.
O sıralarda doğum tarihi kimin umurunda ki... Bu yüzden Şerif'in doğum tarihi 1940 yerine 1943 yazılıyor. Berçenek nasıl bir köy?
İşte anlatıyor Mahzuni:
- Köyde ilkokul yokmuş o zamanlar. Belli bir yaşa gelen çocuklar Elbistanın Alembey Köyü'nde Hacı Lütfi Efendi' nin açtığı Hafız Kuran kursuna gidermiş.Yaşım, öğrenim çağına geldiğinde babamın isteği üzerine ben de Lütfi Efendinin medresesinde hafız kursuna devam etmek üzere Alembey köyüne gittim, geldim... Bizim çevremizde kocaman bir yobaz bulutu döner. Hacı Lütfi Efendi hiç çekinmeden, canının istediği şekilde, bilmediğimiz dillerle, bilmediğimiz isimlerle fetvalar verirdi durmadan. Arapçayı o zaman öğrendim. Şimdi Arapça yazıp okuyabiliyorum. Lütfi Efendinin medresesinde üç buçuk sayfada kaldım...
- Derken köye eğitmen, ardından öğretmen verildi. Devam ettiğim ilkokulu süresinde bitirdim.
Asker olmak istedi:
- Gün oldu gönül bir şeye takıldı. O da şu: Arada sırada Afşine, Elbistana subay kıyafetiyle dolaşan genç çocuklar görürdüm. Bunlar assubay okulu öğrencileri idi. Çevrenin etkisiyle olacak, askerliğe karşı büyük ilgim vardı. Tutturdum, ille ben de assubay olacağım, diye. Bu isteğim yerine geldi. Öğrenim görmek, "subay olmak" için Mersin 3.Assubay Hazırlama Okuluna başladım.
- Bu arada şunu da belirteyim: Ben daha 10-12 yaşında önlüklü bir ilkokul öğrencisi iken dayımın kızı Emine ile nişanlanmıştım, yine babamın ve akrabaların isteğiyle.
İmam nikahı ile evlendiği karısından Zeliha adında bir kızları
olur.
- 1956 yılında girdiğim Mersin Assubay Hazırlama Okulunu 1959'da iftiharla bitirdim. Ordonat Tekniker sınıfına ayrılarak sınıfına ayrılarak Ankaraya Ordonat Tekniker Okuluna geldim. Bu okul şimdi benim yargılandığım okuldur; işin daha ilginç yanı, bugün yargılandığım salon benim sınıfımdı. Burada çok kısa süren bir eğitim-öğretimden sonra Sivasa gönderildim. Ekreol Tepede beş ay stajerlik yaptım.
- 1960'ta ihtilalde payımız oldu. Cemal Babanın emrinde biz bir grup genç silahlandırıldık. Dışkapı bölgesi bize verildi. Yıl 1960 ın kasımı oldu. Bugün yargılandığım eski okulumun meydanında bana ilk Atatürk ödülü verildi. O günün hatırası olarak. Günün Ordonat Daire Başkanı Reşat Ülgenalp in imzaladığı ve gözlerimi öperek verdiği kitabı hala saklarım.
- 27 Mayısın verdiği ruhla olacak askerliği daha da sevmeye başladım. Başarılarım beni bir yere doğru hızla sürüklüyordu.
- Gün geçti ben de "HALKÇILIK" ruhu daha ağır basmaya başladı. Bu arada dayımın kızı Emine ile evlenmiştim. Bir kızımız olmuştu. Mutlu değildim, anamın babamın kararı ile zorla evlenmiştim. Çok sürmedi bu. İmam nikahı ile evlendiğim karımı bir mektupla boşadım.
- Şimdi bağımsızdım bir ölçüde. Halçılık ruhu beni başka yerlere sürüklemeye başlamıştı. Sazı 1955-56 yıllarında okuldayken öğrenmeye başlamıştım. Şiirler yazmağa, türküler söylemeye başladım. Buda pek uzun sürmedi. Okulu terk etmek zorunda kaldım.
- 1961 yılıydı. Ankara'da İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir kızla tanıştım. Onunla evlenmeye karar verdim. Daha 14 yaşındaydı Suna o zamanlar. Yasalara göre evlenmemiz mümkün değildi. Suna'yı kaçırıp, köye götürdüm... Annesi, babası şikayet etmiş... Bir yandan 14 yaşındaki kız kaçırmış bir kişi, bir yandan okul kaçağı, bir yandan da askere gitme çağı gelmiş bir asker kaçağı olarak aranıyordum.
Bu aşk, gazetelere bile geçer. Mahzuni, adını Suna yaptığı Sovina'yı çok sever. Bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adlı üç çocuğu olur.
Oğlu Ferhat ( Duyma ve konuşma özürlü )
Gel gör ki Suna, Mahzuni'nin bir arkadaşı tarafından kandırılır, evi terk eder.
- Yıllar yılları kovaladı. Sazımla baş başa kaldım. Ankara' da oturuyordum. Saz çalarak, şiir yazarak kendimi yetiştirmeye çalışıyordum.
- Serüven serüven üzerine geldi, geçti... Yıl 1963 oldu. "Doğuda Kıtlık Var" ın yazarı Halil Aytekin' le tanıştık. Onun aracılığı ile Fikret Otyam' ı bulduk... Benim ilk gazeteci dostum Fikret Otyam oldu. Yardım etti bize. Hürriyet Gazetesinden Cüneyt Arcayürek' e gönderdi. Basından benim hakkımda ilk yazı Cüneyt Arcayürek 'in imzası ile Hürriyette çıktı.
- Bu dönem TİP' in kuruluş yıllarına rastlıyordu. TİP yöneticileriyle ilişki kurduk. Bize yalnız onlar sahip çıkıyordu. Başka kimseyi tanımıyorduk, bizimle ilgilenen yoktu.
- Bir Aşıklar Derneği kurmamız gerekti. Nedeni de şu idi. Türkiye de halk ozanalrı sürekli ezilmişlik, yoksulluk içinde yaşamışlardı. Bu durumdan tamamen olmasa da kurtulmaları gerekti. Örgütlenmeleri gerekiyordu. Biz bu gerekeni yaptık. Aşıklar Derneğini kurduk. Sesimizi duyurmaya, çeşitli yerlerde konserler vermeye çalıştık. Bu çabalarımızda da başarılı olduk. Dost Fikret Otyam' ın ve Gazeteciler Sendikası' nın desteği ile konserler verdik.
- Zamanın turizm bakanı Nurettin Ardıçoğlun' a çıktık, yardım istedik. O zaman TRT doğrudan turizm bakanlığına bağlı idi. Radyodan N.Ardıçoğlu' nun direktifi üzerine Aşık İhsani' ye Kul Ahmed' e ve bana söyleme izni verildi. Sendikanın desteği ve yardımıyla konserler verdik. Bunların en önemlisi Büyük Sinemada verdiğimiz konserdi. Büyük ilgi toplamıştı. Çabamıza destek oldu. Ondan sonra sesimizi yavaş yavaş duyurmaya başladık. Ve bu da uzun sürmedi sonunda... Önceleri ozanların seçildiği Türk Halk Ozanları Derneğinin başına avukatlar getirilmeye başladı. İlk kadersizliğimiz bu oldu. Dağıldık ondan sonra da...
seyyah1978 17.01.2006, 14:26 Mahzuni Fatma İle Evleniyor
Fatma Özdemir. Fatma, Elbistanlı'dır ve uzaktan Mahzuni ile akrabadır.
Mahzuni, Fatma'yı beğenir, sever ve ister. Gel gör ki ailesi, çocuklu ve başı belalı bir adama kız vermek istemezler. Sonunda Fatma, Mahzuni ile evlenir. Yıl 1971'dır. Fatma, Mahzuni'nin şiirlerine Fadime olarak girer.
- Bana bir mücadele gerekiyordu. Kime ve neye karşı? Gün geçtikçe görerek, duyarak, sezinleyerek, okuyarak bunu daha iyi anlamaya başladım. Bütün benliğimle kendimi saza verdim. Çalıyordum, söylüyordum ama çalışmalarıma bir yöntem vermem gerekiyordu.
1971 yılında askeri darbe sonucu Süleyman Demirel hükümeti devrilmiş, Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kurulmuştu. Bu hükümet sol kesime karşı şiddetli baskı uygulayınca Mahzuni Şerif türküyü patlatmıştı. Çıkardığı 45'lik plak, 'Erim erim eriyesin/Sürüm sürüm sürünesin' diyordu.
Ne demek o zaman başbakana böyle türkü yakmak. Hemen tutuklanır ve 10.5 ay cezaya çarptırılır.
Mahzuni Hapiste
- Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılmasını protesto için, "Erim Erim eriyesin" diye bir Türküden yargılanırken, Mahkeme Baskanı, "Erim'in plağının çalınmasını" istedi. Olayın ilginç yanına bak!
- Bütün heyet, gazeteciler ve dinleyiciler herkes orda. Plağı koydular. Hakim, yargılamayı unutmuş, kalemi almış eline tempo tutuyor! Ben de güldüm tabii bu duruma. Gülünce hakim beni azarladı. Savcı da ona katıldı. "Bak, mahkemeyle alay ediyor, gülüyor" dedi. Siz olsanız nasıl gülmezsiniz?
- O zaman rahmetli Başbakan Nihat Erim'in ifadesi geldi.
- "Bir halk ozanı, Başbakan'ı sevmek mecburiyetinde değildir." gibi bir ifadede bulunuyordu. Erim, şikayetçi olsaydı 4 yıl yerdim. Olmadığı için 10.5 ay yattım.
Yıl 1972. Mahzuni Şerif, elinde sazı, Sivas'ın Sivrialan Köyü'ne Aşık Veysel'i ziyarete gider. Aşık Veysel'e Mahzuni'nin geldiğini söylerler. Mahzuni içeri girince Veysel Baba ayağa kalkar.
Yanındakiler şaşırırlar. Çünkü Aşık Veysel o tarihe kadar kimseyi ayakta karşılamamıştır. Veysel Baba'ya neden Mahzuni'yi ayakta karşıladığını sorarlar. Veysel Baba'nın cevabı çok açıktır:
- 'Susun, gelen Pir Sultan olsa gerektir!'
Mahzuni bu, durmaz ki bu kez 1973 yılında halkı suça teşvik etmekten tutuklanır. Ankara'da Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanır.
Fatma Hanım, o günleri anlatırken diyor ki:
- 'Mahzuni ile evliliğimizden Derya, Ali, Şeyda, Yetiş adlı dört çocuğumuz oldu. Gel gör ki çok çektik. Evlendikten 6 ay sonra onu tutukladılar. Derya'nın doğduğu gün tahliye oldu. Çocuk 27 günlük iken yeniden tutukladılar.
- Antep'teyiz... Neşet Ertaş evimize misafir gelmiş. Geceleyin köylü kıyafeti giymiş birileri geldiler, Mahzuni'yi aldı götürdüler. Polis, candarma onun peşinde. Sanki ülkeyi biz batırmışız. Öyle bir baskı, öyle bir baskı. Mahzuni bir gün dışarıda ise iki gün içeride. İşte böyle geçti hayatımız.'
Mahzuni Hapiste
Mahzuni Şerif bu tutuklamalardan birini şöyle anlatıyor:
- Şimdi "Hey Arapça okuyanlar/Allah Türkçe bilmiyor mu?"nun sözcüğü, hukuken yasak olmadığı halde , 70'li yıllarda "Solcu Aşık Mahzuni Şerif" namıyla dolaştığımdan, Savcı; "Efendim Allah Türkçe bilmiyor mu?" demekle, Allah'ı dil, dudak, kafa sahibi ediyor. Bu bir insan oluyor. İnsan olunca tabii maddeci görüşe Tanrıyı insan yaratır. Mahzuni bunu yaymak istiyor."dedi.
- Ben de savunmamda, "Tanrının çok daha kadır olduğunu, ama avukatlık müessesinin de tanıtılması gerekiyor. İste her ulusun hukukunda avukatlık, mazlumun hakkını simgeleyen bir temsilcidir. Burda Tanrı müvekkil durumundadır, Savci avukat durumundadır. Halbuki o daha küçültüyor. Tanrı, kendi hakkını kullanmıyor, avukata devrediyor" dedim.
- Son olarak da şunu söylemiştim: "Tamam adalette bir nizam vardır, yüzleştirme olayı. Getirin Tanrı'yı benden şikayetçiyse, ben de hakkıma razıyım."dedim.
- O zaman da, "Aklımın yerinde olup olmadığına" dair rapor istediler.
Mahzuni Şerif, hızla ünlenince daha 1970'lerde başka türkücüler ve pop sanatçıları onun eserlerini okumaya başladılar. Ersen ve Dadaşlar, Edip Akbayram, Cem Karaca, Selda gibi pop sanatçıları, onun tutulan türkülerini okuyarak ünlerine ün katmışlardı.
Yeni yetişen birçok ozan da onu taklit ediyordu.
Mahzuni Şerif de diğer büyük sanatçılar gibi duygularını aklının önüne geçiren insanlardandı. Bu yüzden hayatı boyunca istismar edildi.
1980 askeri darbesinden sonra da Mahzuni topun ağzındaki isimlerden oldu.
Mahzuni Baba, bu tarihlerden sonra bir yandan türkü biçiminde yenilikler yarattı. Domdom Kurşunu gibi çok popüler olan eserler verdi. Öte yandan da O, kendisini yaratan Alevi geleneğine daha derinden bir dönüş yaptı. O, artık 12 İmamlar için düvazimam söylüyor; Hacı Bektaş Veli'den yardım dileniyordu.
Bu arada, insanın özüne doğru yolculuk yapıyordu. O, toplumun içindeki bozuk / yabancılaşmış insan tiplerini ele alarak taşlamalar yazıyordu. Gündelik yaşamda gördüğü kötü insanları tiplemeler halinde hicvediyordu. Fırıldak Adam, Zevzek bu tiplemelerdendir. Cahil ama çıkarcı kurnazları, tek tabanca ile devrimcilik yapacağını zanneden maceracıları yerden yere vuruyordu.
Mahzuni ilk defa Hacı Bektaş' ta
Mahzuni Şerif, 1990'dan sonra örgütlenen Aleviler için de fiilen çalışmalar yaptı. Ne yazık ki Mahzuni'nin kimliğini, ağırlığını anlamayan bazıları onu bu çalışma dönemlerinde üzdüler. Fakat o, Alevi toplumunun geleneksel inanç değerlerinde yol alması için elinden geleni yaptı.
Ankara'daki evi bir dergah gibi çalıştı. Evindeki bir sohbetde Mahzuni:
- Eve dostlar geliyor, biz de çalıp söylüyoruz. Dostlar kalkıp semaha duruyor. Tabii gürültü oluyor. Alttaki komşu çat kapı... Onlar da haklı. Eğer biraz para biriktirirsem Ankara'nın dışında, bağımsız bir ev yaptırıp kocaman bir cemevi oluşturacağım. Orada sabahlara kadar semah ederiz, kimse de bize karışamaz.
Bu konuda eşi Fatma Mahzuni şunları anlattı:
- Onu sadece maddi anlamda değil manevi anlamda da sömürdüler, üzdüler, yaraladılar. Siz de bilirsiniz, Ankara'daki Hacıbektaş Veli Vakfı bir cemevi için temel attı. Mahzuni buraya modern bir yapı kazandırmak için elinden geleni yaptı. Ustalar çalışırken bana kazan kazan yemek yaptırır, ayran alır, birlikte götürürdük. Ben, takılırdım:
- Babanın evini mi yaptırıyorsun?
O sinirlenir cevap verirdi:
- Evet, babamın evini yaptırıyorum.
- Vakfın kuruluşu için çalışan, insanları teşvik eden Mahzuni idi. Gel gör ki bina bitti, yönetim, orada kapıcılık yapmış olanlara bile oda verdi. Mahzuni'ye bunu çok gördüler. Sonra birisi geldi, Mahzuni'nin ağzından bir şeyler yazdı. Hacıbektaş Vakfı bunun üzerine Mahzuni'yi vakıf kuruculuğundan attı. Üstüne üstlük tazminat almak için Mahzuni'mi mahkemeye bile verdiler. Allah'a şükür bu mahkemeyi Mahzuni kazandı. Vakıf üyeliği için de mahkemeye başvurmuştu ama ömrü yetmedi... Buyurun, onun o vakıf için yaptığına bakın, orayı yönetenlerin Mahzuni'ye yaptığına bakın.
sol üst: Fatma Hanım - Züleyha(Emine'den) - Emrah(Suna'dan) sol alt: Ali - Derya
Fatma Mahzuni şunu da vurguluyor:
- Mahzuni, Hacı Bektaş'a gönül verenlerin tümünün sembolü oldu. Ona söz söyleyenleri ise kim tanır, kim bilir.
Ustaları:
Geçmişteki ozanları, yaşayan ozanları bir bir inceledim. Kendime yol gösterici, eylem kılavuzu olarak seçtiğim Pir Sultan oldu. Ses olarak da etkilendiğim Davut Sulari' dir. Toprak çocuğuyuz, toprağa karşı büyük bir özlemimiz vardır. Bunu da en iyi dile getiren Veysel Baba idi. Belirli bir derecede onun da etkisinde kaldım. Sulari' den etkilendiğim sese, Aşık Veysel mülayimliğini kattım. Düşün felsefemi de yukarda belirttiğim gibi Pir Sultandan aldım... Ve şunu anladım: O güne kadar halk ozanlığı sürekli olarak istismar edilmişti. Halk şiiri geleneği gül, bülbül, çiçek, edebiyatı ile uyutma perhizi olarak kullanılmıştı. İlk amacım bugüne kadar gelen bu kalıpları kırıp, yıkmak oldu. Olaylardan ve halk yaşamından aldığım gerçekleri konu olarak işledim... Ve bugüne kadar böyle geldik....
Mahzuni Şerif, Şubat 2001 tarihli Kızıldalı dergisi'ne 'Hem Kızılbaş hem Alevi'yim' başlıklı bir yazı yazmıştı. İşte o yazıda İstanbul DGM suç unsuru bulmuş ve Mahzuni yargılanmaya başlanmıştı.
Mahzuni, suçlanan yazısında şunları söylüyor:
- Ben Allah adına insana secde etmeyi yeğlemekteyim. Bir Alevi çocuğu değil bir Hıristiyan, bir Musevi de olsam böyle düşünmekteyim. (...) İnsan aleminin sevgisinde, gönlünde, bütünlüğünde ve doğanın her güzelliğinde beni yaradanı arayıp keyfime göre isimlendirdim. Ona gül dedim, bülbül dedim, çiçek dedim, Ali dedim, Veli dedim; ağzıma ve gözüme güzel gelen her şeye onun adını verdim. Bana bunu haram edecek her yasaya, her bilirkişiye, her dinsel nasa rest çekmekteyim.
- (...) Türkiye Alevileri'nin yolunun gerçek Ali'ci yol olduğunu savunmak ve yaymak isterim. Çünkü Ali'nin başlattığı cemahiriyel vukuat (halkçı hareket) Atatürk'ün noktaladığı Cumhuriyet'in mayasını hazırlamıştır.
Peki kurtuluşu nerede arar? Politikada dürüst tavırda. Bu yüzden o 1999 tarihinde CHP'ye üye oldu ve sevenlerine de bir işaret verdi.
Mahzuni, MESAM üyesi olduktan sonra ancak son birkaç yılda türkülerinden para kazanmaya başlamıştı.
Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanyanın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu. Bu acı ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu.
Şu an son ikamatkahı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.
SON
HEPİNİZE SAYGILAR SEYYAH
SEYYAH OLDUM PAZAR PAZAR DOLAŞTIM
BİR TÜCARA SATAMADIM BEN BENİ BEN BENİ
cagdascetin 13.07.2006, 17:25 Mahzuni Şerif'i Anlamak...
Çağına damgasını vurmuş sanatçıların, yaşadıkları süreçte anlaşılmaları kolay olmamıştır...
...Âşık Mahzuni'yi anlamak ve yorumlamak başka açılardan da zordur. Bunlar nedir sorusuna yanıt ararsak; öncelikle Türkiye gibi aşırı siyasallaşmış bir toplumsal coğrafyanın insanları olarak, sanatcıyı yüklediğimiz misyonla algılama beceri(sizliği)miz, kavramları güncel içerikleriyle yorumlamadaki ustalığımızla birleşince, Mahzun'yi anlamamız güçleşecektir.
...Mahzuni, sözlü kültürün zengin toplumsal ortamın yetiştirdiği bir sanatçı. O da bu geleneğin büyük ustaları Yunus, Şah Hatayi, Pir Sultan, Kul Hikmet, Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, gibi ürünlerini sözel yolla topluma ulaştırılıyordu. Gerçi, Mahzuni, bu ürünlerini müzikleriyle birlikte ses kayıt araçları kanallarıyla, radyo ve televizyon yoluyla kayıtlara geçiyordu ama, toplumun algılama biçimi, büyük kesimiyle, bu geleneksel duyma biçimini geçmiyor.
En doğrusu, Mahzuni, bu yolla çok daha iyi anlaşılmıyordu. Çünkü O'nun büyük çoğunluğuyla sadece müziklendirilmiş parçaları, hatta onların da popüler olanları belleklerde kalıyordu. Oysa, bir büyük geleneğin birikimiyle kendisini donatmış bu usta sanatçı, felsefi derinliği yoğun ürünlerin sahibiydi. Aşık Mahzuni'yi bir bütün olarak tanımanın, anlamanın yoluonun bu ürünlerini algılamaktan geçiyor.
Mahzuni Hoca ve O'nun öncüleri yeterince anlaşılabilseydi, bu toplumda hâlâ barbarlığın, ortaçağ karanlığına ait nidâların esamesi okunabilir miydi?
Metin Turan
Ankara, 5 Mayıs 1997
http://www.mahzuniserif.com/resimler/dedesi.mehmet.jpg
Mahzuni' nin Dedesi Memet Cırık ( Seyyid Hacı Mehmet Dede'nin oğlu )
Doğum yılı bilinmeyen Memet Cırık 1965 in Nisan ayında vefatetmiştir.
...Buraya "Hasan Obası" denmektedir. Burası göçer Çilingirler' in bulunduğu, otlak bir arazidir. Bunun için adına "Çilingir Çayırı" da denir. Bu gün burası hala Çilingir Çayırı olarak anılmaktadır. Seyyit Mehmet' in türbesinin bulunduğu bu köye şimdi ise, "Hasan Köyü" denilmektedir. Bütün Elbistan / Malatya ovalarında ve dağlarında o günün büyük mürşidi ve evliyası olarak bilinen Seyyid Hacı Mehmet Dede, Aşık Mahzuni Şerif ' in babası Zeynel' in, öz dedesidir.
Seyyid Mehmet'in 1800'li yılların başında vefat etmesiyle, Hasan Köy'de asimile edilerek Sünniliği kabul eden Cırıklı ve Ağuçan Türkmenleri burada kalır. Ancak, Oniki İmam'a bağlılığını sürdürmek isteyen, Kocalar ve bir kısım Ağuçan Türkmenleri, Koç Obası ve Alhaslı yaylalarına dağılır.
Sonunda, Afşin'in 15 km. kuzeydoğusunda, küçük bir tepe üzerine gelirler ve Hozat / Barginek Köyü'nün anısına Berçenek Köyü'nü kurarlar. Elbistan'a; Dersim'den, Horasan'dan, Hatay'dan akın etmiş bütün Türkmen ve Yörük Alevileri asimileye uğrar ve köylere; camiler, imamlar tahsis edilir. Bu arada Berçenek köyü de üç-dört çeşit aşiretin karmasından meydana gelir (Ağuçan, Cırıklı, Kocalar, Savranlar, Ellezler). Bu aşiretler uzun zaman kök kültürlerini devam ettirirler. Ancak, bunlarla birlikte, Maraş Sünni Türkmen Köyleri'nden gelen bir kısım Sünni Yörük uzantılar da bu köye yerleşirler.
http://www.mahzuniserif.com/resimler/berc.disari0.jpg
Berçenek Köyü / 2003
1940'ın başlarında Mahzuni Şerif bu köyde doğar. Barginekli Ağuçan Türkmenleri'nden olup, nene tarafı Varto / Hormekan Aşireti'nden Razey'e (Irazca hatun) mensuptur.
1940'lı yıllarda, Berçenek'te ilk okul olmadığı için Mahzuni, Elbistan'ın Alembey Köyü'nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur'an eğitimi alır, Eski Türkçe okur, yazar. Ancak, 1956 yılında köye gelen ilk okuldan, mezun olduktan sonra Mersin Astsubay Okulu'na gider. 1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu'nu bitirir. Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi'ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.
1961 yılından itibaren yüzlerce plak, kaset yapar.
Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur ve 1998 yılında dünyanın, yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı alır.
....1940'lı yılların başında doğan Mahzuni Şerif, elini sazına attığı günden itibaren bu tarihi bilmekte gecikmemiş ve sürüp geldiği ecdadı yolunda fire vermemiştir. Geçmişinde yapılan zulüm ve adaletsizliğe kin beslememiş olup, Yezit sözcüğünü yalnız Hz.Hüseyin'i şehit eden Emevi zalimi için kullanmış ve hiç bir sünni dostuna Yezit yakıştırmasını reva görmemiştir.
Mahzuni'nin, Orta okul yıllarından itibaren beğendiği, demokrasi ve sosyalist mantık onu geleceğin en tutarlı terbiye kalıpları olarak muhafaza etmişlerdir.
...Mahzuni Şerif, kendisini dünya kültürleri içinde bir parça
mazlum milletler içinde bir birey olarak tanımlamış ve bu iki gerçekten yola çıkarak, dönmeden devam etmiştir.
...Mahzuni'yi yakından tanımak, O'nun eserlerini çok iyi dinlemekten ve özümsemekten geçer. Kendisinin söylediği gibi "benim söylediklerim ne ise ben oyum". Gerçekten de Mahzuni ürettikleri eserlerle topluma ve dünyaya çok önemli iletiler vermiştir. Önemli olan bu iletiyi algılamak ve bu iletileri topluma sunmaktır.
Mahzuni ordudan ayrıldıktan sonra toplumsal, siyasi konuları ele alan; geleneksel halk şiirini devam ettiren ve diğer yanda protest şiirlerle halkın sorunlarını dile getiren; halk aşığı veya halk ozanlığına başladı. 12 yaşlarında gönül verdiği bu geleneği yaşamı boyunca devam ettirmiştir.
Saz çalmayı amcası Aşık Fezali (Pehlül Baba) dan öğrendi.
http://www.mahzuniserif.com/resimler/fezali.1.jpg
Not:Dikkat Mahzuni Şerif'in Hayatı mahzuniserif.com sitesinden alıntıdır.
cagdascetin 13.07.2006, 17:38 Hayatının tamamını vermedim ancak kalan kısmı ölüm anı.O bana göre hiç ölmediği için vermedim.Kendiside böyle diyor.Ama biz belkide çok çabuk unuttuk.Sizinle bir resim paylaşmak isterim;
5884
bu harita mahzuni nerede sorusuna bir cevap olabilir belkide.Kim bilir?Acaba bidaha onun gibi biri gelirmi bu Dünya'ya zor.Peki biz Mahzuni Şerif'i unuttukmu dersiniz?Bence unuttuk.Onu en iyi hatırlamanın yolu onun doğup büyüdüğü çevreyi görmek tanımaktır.Ancak böyle sağlıklı bir yorum yapabiliriz.Ne dersiniz?
Bu senede seni unutmadık diyebiliriz.Nasılmı?
Mahzuni'nin doğduğu Berçenek Köyü'nde 2 yıldır yapıldığı gibi Bu senede yapılıyor.Güzel olmazmı?SENİ UNUTMADIK MAHZUNİ DEMEK GÜZEL OLMAZMI?
5885
Saygılar.Çağdaş Çetin
Not:Resimler ve Mahzuni'nin hayatı mahzuniserif.com sitesinden alıntıdır.
yazdıklarının bir kısmı ,aşşağı ki linkte var.
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=3714
eklediğin bölümler çok güzel. Zaten senin mahzuni hayranlığını biliyorum Yayınladığın türküleri ve wallpaperlarını hatırlıyorum. Benim içinde en önde gelen ozanlarımızdandır. Fazla konuşmaya gerek yok ,yazdığın bir alıntı herşeyi açıklıyor.
Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur ve 1998 yılında dünyanın, yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı alır.
...Mahzuni'yi yakından tanımak, O'nun eserlerini çok iyi dinlemekten ve özümsemekten geçer. Kendisinin söylediği gibi "benim söylediklerim ne ise ben oyum". Gerçekten de Mahzuni ürettikleri eserlerle topluma ve dünyaya çok önemli iletiler vermiştir. Önemli olan bu iletiyi algılamak ve bu iletileri topluma sunmaktır.yüregine saglık tesekkürler
cagdascetin 13.07.2006, 17:47 Evet.Haklısın Naci abi sadece duyuruyu yapmak istedim.Hayatı alıntıdır zaten.Ancak 2. mesajdaki yorum benimdir resimler gene alıntıdır.Evet gene haklısınki.Ben çok koyu bir Mahzuni hayranıyım.Çünkü benim özüm o.Türkülerini dinleyince inanılmaz şeyler anlaşılıyo.Beni yetiştirenlerden biride odur.Çünkü yetiştirmek sadece başında durmakla olmaz.O beni türküleriyle eğitti.Ayrıca rica ederim.
mahir_deniz 15.07.2006, 10:11 ben bu yola bas koymus bağlama ve türkülere bir nevi hayatını adamıs bir genc olarak sunu bilirimki
Rahmetli Mahzuni Şerif gercekten dünyaya gelen gelmis gecmis en büyük ozanlardan bitanesi
ne mutluki MAHZUNİ BABA ya dünyaya hiç birzaman ölmeyecek eserlerini bıraktı
İŞTE GİDİYORUM ÇEŞMİ SİYAHIM diye diye gitti öte dünyaya
bizim görevimiz bence onun bıraktıklarını bizden sonrakilere dogru bir sekilde empoze edip onlara bu kültürü aşılamaktır
Böyle bir Ozan Böylü Bir Halk Adamı Saz Üstadı Unutulurmu Sizce Sözünün Geçtiği Heryerde Tüylerim Diken Gibi Oluyor... Ve Ben Mahzuni Ve Onun Kadar Değerli Diğer Halk Ozanlarımızı Saygı Ve Sevgilerimi İletiyorum.. Ölenlere Allahtan Rahmet Diliyorum...
Bir Pir Sultan Ölür
Bin Pir Sultan Dirilir...
ZülfüKakul 01.08.2006, 23:28 Arkadaşlar bu bölümü gezdim ama kimse Aşık Mahzuni Şerif'in hayatına yer vermemiş... Hemşerim olarak bu görevi ben üstleniyorum...
Şuanda bi arkadaşım Can Dündar ile birlikte Aşık Mahzuni Şerif'in hayatını belgesel haline getiriyor... ve onunda bu sitede sizlerle paylaşmak dileğiyle....
Aşık Mahzuni Şerif'in hazırlanmış siteler... Tüm detaylı bilgileri buralardandan bulabilirsiniz,ben gezdim çok güzel hazırlanmış siteler...
http://www.mahzuniserif.com/ http://www.mahzuni.com.tr.tc/ http://www.mahzuniserif.net/
http://img251.imageshack.us/img251/6230/mah11xo1.jpg
Devlet Sanatçisi" teklifi almadınız mı?
Devlet benim ödülümü sıkıyönetim dönemlerinde tırnaklarımı çekerek verdi!
- Kaç yıl yattınız?
- Peyder pey beş yılın üstünde.
- Çok işkence gördünüz mü peki?
- Çook. Benim mesela gördüğüm iskenceden dolayı on tırnağımın onu da düştü.
- Başka?
- Ayağımdan asılmalar, cereyan vermeler, gözü bağlı olarak her türlü hakaretlere maruz kaldım. Ama bir gün ben kalkıp o sopadan bahsetmedim.
- Neden?
- Çünkü o bahsetmem gereken sopa, devletin kendi sistemiydi
- Pişmanlık duydunuz mu hiç?
- Eğer pişmanlık duysaydım, Aşık Mahzuni Şerif olmazdım
- Peki bunca acı, işkence, dışlanma, korku sizi "uslandırma"dı mı?
- Aksine daha da bileyledi. Çünkü eğer gerçekten halk ozanıysanız yasadığınız toplumsal gerçeklere dikkat çekmek ve o acıları paylaşmak zorundasınız.
Evet elektrik verdiler, tırnaklarını çektiler, dişlerini söktüler, küfürler savurdular.Kolay değildi ozan olmanın bedeli:
"BİZİM SUÇUMUZ ŞEREFİMİZDİR"
http://img307.imageshack.us/img307/5006/21zx0.jpg http://img463.imageshack.us/img463/2010/resiml23uc0.jpg
1938 yılının bir sonbahar günüydü, o günün yarısında Döndü ananın ağrısı bitecekti. Ama daha küçük yaşlarda o dünyaya getirdiği bebe; bağlamasını yoksul halkının dertleriyle, ağıtlarıyla ağlatacak, giderek daha duyarlı, daha toplumcu içerik kazandıracaktı dizelerine...
İlk yıllarda mezhepsel çelişkileri yergili bir dille betimlerken, daha sonra halk dertlerini dile getirmeye çalışacak, o nedenle de bazı politik baskılar görecekti. Hak ile halkı birleyerek emeği savunacak, emeğin savaşımını verecekti.
Mahzuni Şerif tüm baskılara karşı haklıların simgesi olarak <<bizim suçumuz, şerefimiz>> dir diyecekti. Coşkulu yüreğiyle çağdaşlarına göre daha çok üretiyor, özgün söz ve müziğiyle Türk folklor üne kaynak oluşturuyordu. Ama ne yazık ki onun, şiirine kendi adı konulmuyor, baş*kaları onun sırtından çıkar sağlıyordu.
Mahzuni sazını eline aldığı günden bu yana her türlü sömürüye karşı savaşımın içinde birleştirici söz öğelerini kullanıyor, böylece kendine özgü bir yol çiziyordu.
Aşık Mahzuni'yi anlatmak için bir noktayı, içtenlikle vurgulamak istiyorum. Ozanımız <<Neyzen>> gibi biraz demlidir, ama bu duyarlı olmanın bir gereğiydi; doğaçtan söyleyebilmesi için dem onda olumlu etki yapıyordu dem de olsa az almak zorun*daydı, çünkü sağlığının ve sanatının koşulları böyle gerektiriyordu. O, aşıklık geleneğini yerine getirirken halkın gözü, kulağı olmaya özen göstermeliydi.
1960 ile 1980 yılları arasında yurt dışında bir kez Avustralya, çok kez de Avrupa'da konserler vererek, yine ulu*suna, halkına sevgiler gönderiyor; <<dünya tembellerin, haksızların değil, çalışanların, haklıların olmalıdır>> diyerek sarı sazın tellerini inletiyordu...
Umarım ki ozanımız Mahzuni Şerif bundan böyle de, yaşadığı sürece birliği, erliği, güzelliği toplumsal ve evrensel içerikli dizelerde sevgili halkımıza duyurmanın kıvancını yaşar...
A. İhsan Aktaş
Merhaba diyorum Berçenekli Mahzuni'ye
Ben, O'nu ilk tanıdığım 1960 yılından bu yana
adım adım gözledim. Çünkü Mahzuni Şerif
"oğulluğum" olmuştu. Nasıl, neden izlemeyim
O'nun duygılu sesinin, ustaların ustası tezene
vuruşunun onbinlerce sevdalısından biri
olmuştum o günden bu yana...
Hicivlerini deyişlerini varsın başkaları
değerlendirsin. O'nu tanıdığım, aynı çağda
yaşadığım için kendimi mutlu hissediyorum...
Çünkü, bir Pir Sultan, bir Karacaoğlan, bir Nesimi
bir Kaygusuz Abdal, bir Ruhsati ve daha
benzer nicelerini deyişlerinden tanımıştım...
Fikret Otyam - Haziran 1990
http://img258.imageshack.us/img258/3991/resiml8hm1.jpg
''Dünya tembellerin, haksızların değil, çalışanların, haklıların olmalıdır!''
Aşık Mahzuni Şerif
Seni Anlıyoruz, Seni Yaşıyoruz, Seni Yaşatıyoruz....
Toprağın Bol, Mekanın Cennet Olsun Mahzuni Baba.....
http://img356.imageshack.us/img356/2888/home1me2.jpg
pastoralsenfoni 02.08.2006, 00:01 teşekkürler bu yazı ve paylaşımın için.insan böyle büyük değerlere her zaman sahip çıkmalı.
Teşekkürler yazı için gerçekten çok iyi olmuş.
teşekkürler özlem emeğine sağlık...mahsuni şerif i hiç unutmuyoruz her daimi aklımızda duruyor..
sedat_can 02.08.2006, 00:38 yazı dizin harika olmuş seni tebrik ediyorum.herzaman geçmişimizi bilmeliyiz ve tanımalıyızki geleceğimiz bizim olsun.
reyhan22 02.08.2006, 11:26 özlemcim bu konuyla ilgilenmen ve bunu bukadar güzel anlatman beni çok mutlu etti.... bizler onu hiç unutmadık unutmayacağızda bence mahsuni şerih bizden öncekilerin ve bizlerin olduğu gibi geleceğinde idolü olmalı.......doğacak yeni nesillerde bu üstadla tanışmalı bence...
özlem böyle bi konuya değindiğin çok güzel olmuş telekkürler. sayın mahsuni şerifinde bahsettiği gibi sıkı yönetim döneminde yapılan haksızlıklar işkenceler iç yakıcı ve zorbaca durumdadır. paylaştığın için teşekkürler tekrar...
emeğe saygı...
ZülfüKakul 03.08.2006, 18:38 özlem böyle bi konuya değindiğin çok güzel olmuş telekkürler. sayın mahsuni şerifinde bahsettiği gibi sıkı yönetim döneminde yapılan haksızlıklar işkenceler iç yakıcı ve zorbaca durumdadır. paylaştığın için teşekkürler tekrar...
emeğe saygı...
çok sağol valla.... kimsenin yaptığı yanına kalmaz...
perimelis77 05.08.2006, 11:23 merhabalar inanki yazı dizin harika olmuş.söylemeden geçemedim.bende bir elbistanlı olarak şuna katılıyorum.aşık mahsunu şerif hiç bir zaman yeri doldurılamayacak ozan larımızdan biridir.bizler ancak onun izinden gidebiliriz.
teşekkürler güzel yüreğin için ve paylaşımın için.
Erkan Sevgi 05.08.2006, 11:25 Emeğin için teşekkürler Özlem Kral...
Derya bir insan, sevenlerine mal olmuş bir ozan...
ZülfüKakul 05.08.2006, 11:35 merhabalar inanki yazı dizin harika olmuş.söylemeden geçemedim.bende bir elbistanlı olarak şuna katılıyorum.aşık mahsunu şerif hiç bir zaman yeri doldurılamayacak ozan larımızdan biridir.bizler ancak onun izinden gidebiliriz.
teşekkürler güzel yüreğin için ve paylaşımın için.
Çok teşekkür ederim.. Sağol... Hoşgeldin aramıza umarım iyi vakit geçirirsin
candost_20 05.08.2006, 12:44 Tebrik ediyorum formda bu konunun olmadıgını düşünmemiştim hiç.Fark edebilmende en az konuyu ele alma çalışmaların kadar güzel ve başarılı olmuş.Mahzuni Şerif asla unutulmayacak,yeni nesillerde Hz.Mahzuni'yi bire bir yaşayacaklardır bundan eminim. o hak ettiği mertebeye herzaman ermiştir çünkü.Saygılarımı sunuyorum...
yerini kimse tutamaz mahzuni baba
stalwart 05.08.2006, 23:26 Eşsiz ozanımızla ilgili bilgilerini paylaştığın için teşekkürler özlem...
Bu türkü aşkıyla seninde bağlamanla çok şey yapacağına inanıyorum...
ZülfüKakul 06.08.2006, 00:21 Eşsiz ozanımızla ilgili bilgilerini paylaştığın için teşekkürler özlem...
Bu türkü aşkıyla seninde bağlamanla çok şey yapacağına inanıyorum...
çok teşekkür ederim iyi düşüncen için....
bağlama ve türkü aşkım belli oluyomu ordan:001_wub:
stalwart 06.08.2006, 00:38 çok teşekkür ederim iyi düşüncen için....
bağlama ve türkü aşkım belli oluyomu ordan:001_wub:
Hemde baya belli oluyo:biggrin: ama hayatınla bağdaştırman da daha güzel, çünkü türkülerde sadece güzellikler saklı anlayana, sen anlayanlardansın:yamukgul: ...
yaşarken değerini bilemediysek mahsuni sen bizi affet
cagdascetin 20.08.2006, 14:52 Merhaba Özlem abla.Hemşom.Bilgiler için teşekürler.
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=14525&highlight=Mahzuni+%DEerif
bu linkte daha önce Mahzuni Şerif'in hayatı verilmişti.
SivanA SimyacI 20.08.2006, 17:07 özlem paylaşım için teşekkür ediyor ve seni tebrik ediyorum.güzel bir yaklaşım alevi gençliği olarak bizlerdeki bu duyar genç alevi olarak benide her geçen gün mutlu ediyor.
tekrar teşekkür ediyorum.
veli.topcu 20.08.2006, 20:21 Allah Allah dost diyerek
Koştuk Sivas ellerine aman aman
Hak türküsü söyleyerek
Coştuk Sivas ellerine
Dışarda tekbir sesliler
İçerde kara yaslılar
Kardaş kıyar mı kardaşa
Yaktı bizi Sivaslılar
Tüm Sivas'ın suçu yoktur
Ama yaktı Sivaslılar
Madımak'ta şimşek çaktı
Alevler göklere çıktı aman aman
Kime kızdı, kimi yaktı
Şaştık Sivas ellerine
Dışarda tekbir sesliler
Eli tesbihli fesliler
Müslüman kanı helal mı
Yaktı bizi Sivaslılar
Tüm Sivas'ın suçu yoktur
Yaktı bizi Sivaslılar
Alev kapladı yanımız
Hak'ka ulaştı canımız
Kül bulanık al kanımız
Taştık Sivas ellerine
Dışarda tekbir sesliler
Eli tesbihli fesliler
Kardaş kıyar mı kardaşa
Yaktı bizi Sivaslılar
Müslüman kanı helal mı
Yaktı bizi Sivaslılar
Devlet ana, devlet baba
Ne kötülük ettik sana aman aman
Döne döne, yana yana
Piştik Sivas ellerinde
Mahzuni, tekbir sesliler
İçerde kara yaslılar
Tüm Sivas'ın suçu yoktur
Ama yaktı Sivaslılar
Tüm Sivas'ın suçu yoktur
Ama yaktı Sivaslılar.
Sivastan göklere uçtuk
Gönlümüz Hak'kı diler
Alevlerde kucaklaştık
Muhlis'ler, Nesimi'ler
Yıldız dağı boz dumanlı
Yollarımızı tutmayın
Biz bu yolun son yolcusu
Siz bizi unutmayın
Bu yol çok yolcular gördü
Gültekin'ler, Gülsüm'ler
Biz hak'kı severek yandık
Sevmeyenler bilsinler.
Verdiğiniz bu duman
Sanma ki bizi boğar
Bir PİR SULTAN kurban olur,
Yüzbin MAHZUNİ doğar,
Yüzbin MAHZUNİ doğar.
paylaşımın için çok saol...harika bişi olmuş..tebrik :)
Osman Kaplan 21.08.2006, 01:09 merhaba özlem kardes öncelikle emegine saglik tesekkürler diyorum ama biraz dikkat etseydin senin verdigin su siteyi www.mahzuniserif.com kendine özel sayfasini ben ta 2 hafta önce yazdim ama ne yazikki kimse tennezzül edip sayfaya bakmamis ve bakanlarda geri cevap bile yazmamis ama sana ve senin emegine saglik yinede tekrarliyarak tesekkürler ki böyle asrin ozanini halkin sesini dile getiren bir ozanimizi andigin icin tesekkürler sana .
kendine iyi bak
yekercan 29.08.2006, 21:55 cok güzel olmuş eline saglık ben de elbistanlı sayılırım ve oralarda mahsuni şerifin türküleriyle büyüdüm gercekten şu an yaşadıgımız bircok olaya yıllar önceden acıklık getirmiş bir insan onu unutmak mümkün değil.
mahzunici 12.10.2006, 11:09 Mahzunimizi yaşatıyoruz bu emekte sizleride yanımızda görmek mutlu eder bizleri
www.radyomahzuni.org tüm mahzunici dostlari bekliyorum Dj ŞAHKULU
Osman Kaplan 12.10.2006, 12:20 eline saglik da özlem kardes bu konuyu birdaha acmistin hatirlarsan
http://www.aleviforum.com/showthread...ahzuni+%DEerif
ZülfüKakul 12.10.2006, 12:22 eline saglik da özlem kardes bu konuyu birdaha acmistin hatirlarsan
http://www.aleviforum.com/showthread...ahzuni+%DEerif
Pardon ama sanırım bir karışıklık var hangi konuyu bir daha açtım?
Gönderdiğin link çalışmıyor.
tokatlı önder 12.10.2006, 13:01 özlem seni tebrik ediyorum mahsuni şerif gibi ulu bi ozanı bize tekrar anlattığın için gerçekten çok güzel olmuş paylaşımın için saol
ThassosIsland 12.10.2006, 13:15 rivayet o dur ki, bir gün aşık mahzuni şerif halk konseri vermeye çıkar ancak ölüm tehditleri almaktadır. buna rağmen sahneye çıkar büyük bir halk kitlesi onu dinlemek için doldurmuştur her yeri. parçalar sırası ile gider hava yavaştan kararmaya başlamıştır. birden elektrikler kesilir o nu dinlemeye gelen halk kitlesi mahzuni şerif in ölüm tehditi aldığını bilmektedir. salonda bir anda kargaşa çıkar ve ne olduğunu kimse anlayamaz. ışıklar gelir ve mahzuni şerif sahnede görünmemektedir çünkü seyirciler sandalyede oturmakta olan mahzuni şerif i korumak için etrafını sarmışlardır, canları pahasına onu korumaktadırlar.
Berfo101 12.10.2006, 13:54 yüregine salik dost devamini bekleriz
saygilarimla
tesekuler arkadas gercekten cok guzel olmus egline ve yuregine saglik boyle turku ustalarimizi his bir zaman utmayalim herzaman sagiyla analim... sagilar
hani diyorlar ya bu gençlik nereye gidiyo!aslında ben bizim gençliğimizden gençlerimizden hiç şüpe duymuyorum bulundukları yeri ve misyonu taşımayı iyi biliyorlar örneği işte burda mahsuni baba ve diğer ozanlarımıza değer vermeyi ve sahiplenmeyi iyi biliyorlar bu konuyu buraya taşıyan yüreklere ellere teşekkür ediyorum....
ZülfüKakul 12.10.2006, 22:15 Tüm arkadaşlara teşekkür ederim görüşleri için :)
İki resim eklemek istiyorum Aşık Mahzuni Şerif'in mezarından...
http://img118.imageshack.us/img118/1963/mahzunicicek2005vy8.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/5025/mahzunimezari2005sl5.jpg
ZülfüKakul 23.10.2006, 12:56 Aşık Mahzuni Şerif'in Anısına (karikatür)
http://img246.imageshack.us/img246/8394/01fp0.jpg
Konular birleştirilmiştir....
ZülfüKakul 23.10.2006, 13:23 Kerim Ağa Lp (33'lük Plak)
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/kerim.aga-1.jpg
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/kerim.aga-2.jpg
ZülfüKakul 23.10.2006, 13:30 Maraş Dramı Lp
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/maras.drami-1.jpg
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/maras.drami-2.jpg
Dom Dom Kurşunu Lp
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/dom.dom.kursunu-1.jpg
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/dom.dom.kursunu-2.jpg
Oy Babo Lp
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/oy.babo-1.jpg
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/oy.babo-2.jpg
Utansınlar
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/utansinlar.jpg
http://www.mahzuniserif.net/bilder/kapaklar/utansinlar.arka.jpg
KomünistAlevi 23.10.2006, 13:32 Aşık Mahzuni Şerif'in Anısına (karikatür)
http://img246.imageshack.us/img246/8394/01fp0.jpg
Sevgili Can...
Ben buna bayıldım vallahi...Halkımızın büyük Ozanı Aşık Mahzuni Şerif'i böyle bir karikatürde anlatmak bana göre süper olmuş...
O zenginlerin ,
Yobazların,
Faşistlerin,
Kapitalist ağalarının,
Liberallerin,
Şeriatçıların,
yurdunu 3 kuruşa amerikanlara pazarlayanların,
Zenginlerin Sanatçısı veya türkücüsü değildi!!!
O halkın ,fakirin ,yoksulun ,ezilenin ,katledilenin, hor görülenin, milletin Ozan'ıydı ve sanatçısı idi...
Saygılar...
ZülfüKakul 23.10.2006, 13:45 Arkadaşlar, internette gördüm. Bir belgeselden 2 dklik görüntü ama bu belgeselin tamamını araştıracağım çok güzel hazırlanmışa benziyor..
http://www.mahzuniserif.net/video/belgesel.wmv
Emeğinize sağlık canlar.Mahzuni Şerif bir idoldür.Yapıtlarıyla başıbozuklukluğa karşı başkaldırının sembolüdür.
sultanabdal 28.01.2007, 02:35 mahsuni baba, hacı bektaş için şöyle diyordu:''o benim ulumdur, çünkü, o bir türkmen ulusudur.ben de bir türkmenim.o benim ulumdur.ben de aynı sözleri mahsuni baba için söylüyorum.o benim ulumdur.ona bir şiir yazmaya çalıştım:
maraştan dünyaya açtı gözünü
gönülden gönüle gezer bir ozan
söndürmedi yüreğinin közünü
mazlumun derdini sezer bir ozan
bir çeşmi siyaha gönlünü verdi
yakın oldu ona dağların ardı
zalimin elinden soldu sarardı
cennet gülü gibi kokar bir ozan
kimi atlı oldu kimi de yaya
göz yaşları ırmak oldu deryaya
direği kırılmış fani dünyaya
mevlanın yanından bakar bir ozan
verdi ikrarını merdan aliye
özünden bağlandı bektaş veliye
mustafa kemalle döndü deliye
samsundan sivasa akar bir ozan
baba sulariden almıştı sesi
halkının yanında oldu nefesi
bizlere armağan bıraktı yası
hünkarın yanında yatar bir ozan
o ozanın toprağına ölürüm efendim.
sultanabdal 30.01.2007, 02:24 zülfükakül'e teşekkürler.böyle insanların varlığı onur verici.özlellikle yazmak isterim ki, mahsuni babayı sevmek ayrıcalıktır başlı başına.elbette bunun için maraşlı olmak gerekmiyor.sizde böyle bir şey demediniz.
efendim, eskişehir'de öğretmenim.saz çalıyorum küçüklüğümden beri.şiirler yazmaya çalışıyorum....
uzatmayım.ben zülfükakül'ün büyüğüyüm.gözlerinden ve yüreğinden öpüyorum.pir hacı bektaş veli yardımcımız olsun.
isyan_atesi4268 01.04.2007, 12:46 Aşık Mahsunî Şerif bir efsaneydi.Asrımızın Pir Sultan Abdal'ıydı.Yüzlerce türküleri vardır.Ben şu an 20 yaşındayım ve Mahsunî Şerif türküleriyle büyüdüm.Mahsunî Şerif aynı Pir Sultan gibi,Yunus Emre gibi,Hacı Bektaş gibi yüz yıllarca unutulmayacak birisidir.Mahsunî'nin tüm türküleri çok güzel.
suyunsesi 01.04.2007, 13:26 Tüm arkadaşlara teşekkür ederim görüşleri için :)
İki resim eklemek istiyorum Aşık Mahzuni Şerif'in mezarından...
http://img118.imageshack.us/img118/1963/mahzunicicek2005vy8.jpg
http://img519.imageshack.us/img519/5025/mahzunimezari2005sl5.jpg
Layık olduğun yerdesin üstad...
Aşık Mahsuni şerifi anlatmak satırlara sayfalara sığmaz...
Onun türküleriye büyüdüm onu dinlemek onu yaşamak apayrı bir güzellik ve heyacandır türkülerindeki verilen mesajlar o kadar doğru ve isabetllidirki hala büyük bir keyif alarak dinlerim
En hüzünlendiğim parçasıda İbrahim Kaypakkaya için okuduğu İbom ölüyor düşman gülüyor ah limine parçasıdır...
Mahsuni babanın ölüm haberini bir yakınımdan öğrenince yıkılmıştım!!!
Cenaze törenine gittiğimde on binlerce sevenlerini görünce onunla bir kez daha gurur duydum...
Ankardan alınan cenaze Hacıbektaşa kadar konvoylar eşliğinde gidiyordu Mahsuni babanın işte gidiyorum çeşmi siyahım parçasıyla gözlerimden süzülen yaşlarla eşlik ediyordum Hacbektaşa vardığımızda kalabalık bir insan seli arasında babanın cenazesi karanfil yağmuruna tutulup kendi türküleri eşliğinde son yolculuğuna uğurlanmıştı törenden sonra geri dönüp geldiğimde yüreğim rahat ve huzurluydu çünkü üstad en çok istediği ve hak ettiği yerdeydi...
Rahat uyu güzel insan sen hep yüreklerimizdesin...
paslıyüz 01.04.2007, 13:50 Mahsuni baba için söylenecek söz bulamıyorum.Bıraktığı eserler tıpkı Pir Sultan Abdal gibi asırlarca dillerde söylenecek...Mekanı cennet olsun...
izmir_35 10.04.2007, 21:27 sevgili mahsuni amcam mekanın cennet olsun ben alevi olmamki derdi ama has alevi sendin bence umarım allah bizede senin yattıgın toprağı nasip eder
unutulmazsın türkü kahramanı!!!!!
Mahzuni Şerif (1940, Afşin, Kahramanmaraş - 17 Mayıs 2002, Köln), bir Türk halk ozanıdır. Tam adı Şerif Cırık'dır.
Hayatı
Kahramanmaraş'ın Tarlacık (eski ismi Berçenek) Köyü'nde dünyaya geldi. 1955 yılında daha sonra Ankara'ya nakledilen Mersin Astsubay Okulu'na kaydoldu. 1960'da eşi Suna'yı kaçırdı ve 6 ay köyünde kaldı. Bu sırada okulu Balıkesir'e nakledildi. Okul komutanının çabası ile yeniden okula dönen Aşık Mahzuni, 6 ay devamsızlık yaptığına ilişkin bir ihbar üzerine okuldan atılınca yeniden köyüne döndü. 1964 yılında ilk plağı ile müzik piyasasına girdi.
Bir süre Gaziantep'te ikamet ettikten sonra Ankara'ya taşındı. 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Derneği Genel Başkanlığı'ni yürüten Aşık Mahzuni Şerif, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ozan-Der Onur Kurulu Başkanlığı'nı da yaptı.
2001'in başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan'ı Aşık Mahzuni Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. Ve aynı yılın Kasım ayında kendisine, Elhamdülüllah Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir! " dediği için,DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27 Aralık 2001 tarihinde DGM ' de yapıldı. 2002 Mayıs ayının 17 sinde evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan değerli Ozanımız 62 yaşında Almanya'nın Köln şehrinde hayata gözlerini yumdu. Bu ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu.Şu an son ikamatgâhı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.
Türk halk müziği sanatçılarının başvuru kaynağı,söz ve beste deposu olan Aşık Mahzuni birçok dinleyecisi açısından günümüzün çağdaş Karacaoğlan'ıydı. Dom Dom Kurşunu (Araştırmacı Yazar Battal Pehlivan Aşık Mahzuni Şerif'i yaşamı ve sanatı üzerine yaptığı incelemenin adı da Dom Dom Kurşunu idi), Yuh Yuh, Fadimem, Gül yüzlüm, Ciğerparem ve Ekmek kölesi gibi eserleriyle tanınan Aşık Mahzuni'nin türkülerini birçok sanatçılar da okudu. Halk şiirine gönül veren ve konuşma dilini şiirleştiren Aşık Mahzuni'nin 400'e yakın plağı,50 kasedi ve yayınlanmış 9 adet kitabı bulunuyor.
Pir bana zor dedi
Gittim bir doktora yaram sarmaya
Sen kendi yaranı sar dedi bana
Bir kamile vardım adam olmaya
Senin adam olman zor dedi bana
Bir gün pire vardım adamım deyi
Pir öğretti bana şehri köyü
Anasız doğurttum ulu bebeği
Öyleyse gözlerin kör dedi bana
Her çiçekten almış idim rengimi
Yıllardır aradım bulmam dengimi
Bir gün aramaya çıktım kendimi
Gidip Mahzuni'den sor dedi bana
Onun gibi büyük bir ozanı asla unutmamalı.
Altı - Yedi gün önce TRT radyosunda Mahsuni Şerif için özel program yaptılar..
Dinledim...Baya güzeldi...
Hayatı hakkında kısa bilgiler verildi...
Yaklaşan bu tarihte...sitemizde herhalde.... bir program olacaktır
Umarım sevgili dj'lerimiz bu konuya hazırlıklıdırlar....:)
firariHH 16.05.2007, 00:36 Ardindan yazilmis Bir Siir´i Sizlerle Paylasmak istedim Canlar.
BİR DAHA GELMEYESİN MAHZUNİ
Pir Sultan'ı bilmem kaç kez astılar
Doymadılar bir anda nice Muhlis yaktılar
''Dirhem dirhem'' senin de canın aldılar
Aman ha, bir daha gelmeyesin Mahzuni
Atatürk'ün çok heykelin dikmediler mi?
Geri dönüp O'nun yolun yıkmadılar mı?
Şu ''baştakiler'' sana cereyan takmadılar mı?
Aman, sakın bir daha ölmeyesin Mahzuni
Ozanlar şairler hep seni özlemişler
Duygularını kağıda hem saza dökmüşler
''Zevzek''ler dahi sana hayran kalmışlar
Aman ha, sakın kanmayasın Mahzuni
Sarı sazınla yürek bulup coşmadık mı?
Yaramıza merhem sözlerine koşmadık mı?
''Dargününde'' ıraklara kaçmadık mı?
Aman, sakın bir daha çalmayasın Mahzuni
Asırlardır böyle gelir böyle gider
Koca Nazım'ı dahi vatan haini eder
Sanma ''uyur memed'' birgün gözün açar
Aman ha, bir daha sevmeyesin Mahzuni
Ne dersin, insan öldürmekten bıkacak mı?
Parayı bırakıp Mevla'ya kucak açacak mı?
Birgün ''baş koyacak yastığını'' bulacak mı?
Aman, sakın öyle sanmayasın Mahzuni
Çok çalışıp, yalnız Hak'ta tuttun menzilini
Boş ver deli Yükselin yaban sözlerini
Korkarım kapayamayıp ''körolası gözlerini''
Çağlayıp, kimbilir belki yine gelirsin Mahzuni.
Yüksel Gürel
İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzuninin berbat haline
Mervanın elinde parelense de
Delaley
Bağa Girdim Bağbanı Yok
Güle Sordum Figanı Yok
Sürüyü Kurtlar Dalamış
Bu Sürünün Çobanı Yok
Ah Le Delale Delale
Nereye Başı Delale
Dere Kavuşur Dereye
Akar Gider Gemere’ye
Savaşı Girmiş Yüreğe
Yarası Yok Çıbanı Yok
Ah Le Delale Delale
Nereye Başı Delale
Mahzuni’yim Doğrusunun
Dermanı Yok Mudur Bunun
Sevdaya Giden Yolcunun
Çarığının Tabanı Yok
Ah Ley Delaley Delaley
Nereye Başı Delaley
Al Birini Vur Birine
Yıkılası Bozuk Düzen
Bıçak Kemiğe Dayandı
Gayrı Bize Yazık Düzen
Gönlümüz Kana Bulandı
Al Birini Vur Birine
Koydu Bizi Heç Yerine
Vay Boyunuz Devrileydi
İnandık Körü Körüne
Ağar Kara Saçım Ağar
Hıçkırık Sinemi Boğar
Bu Yılda Böyle Giderse
Başımıza Taşlar Yağar
Al Birini Vur Birine
Koydu Bizi Hiç Yerine
Deli Miydik Serseri Mi
İnandık Körü Körüne
Gel Mahzuni Söyle Sözü
Harap Ettik Yazı Güzü
Daha Karanlık Basmadan
Üsküdarı Geçti Dürzü
Al Birini Vur Birine
Koydu Bizi Hiç Yerine
Gönlümün Gözü Çıkaydı
İnandım Körü Körüne
Kirvem
Kirvem Bu Yıl Bu Dağlarda Aman
Sensiz Yazın Tadı M'olur Aman
Selamın Niye Kesildi Aman Aman Aman Aman
Bir Selamın Adı M'olur Aman
Kirvem Aman
Ne De Çabuk Geçti Zaman
Aman Aman Aman Aman Oy
Can İçinde Can İçinde Aman
Can Erir Zaman İçinde Aman
Böyle Kader Olmaz Olsun Aman Aman Aman Aman Hüseyinim Kan İçinde Aman
Varsam Gitsem Erzincan'a Aman
Hüseyinim Gelmiş M'ola Aman
Der Mahzuni Bu Dağlarda Aman Aman Aman
Böyle Yiğit Ölmüş M'ola Aman
Nem Kaldı
Parsel Parsel Eylemişler Dünyayı
Bir Dikili Taştan Gayrı Nem Kaldı
Dost Köyünden Ayağımı Kestiler
Bir Akılsız Baştan Gayrı Nem Kaldı
Padişah Değilem Çeksem Otursam
Saraylar Kursam Da Asker Yetirsem
Hediyem Yoktur Ki Dosta Götürsem
İki Damla Yaştan Gayrı Nem Kaldı
Mahzuni Şerifim Çıksam Dağlara
Rastgelsem De Avcı Vurmuş Marala
Doldur Tüfeğini Beni Yarala
Bir Yaralı Döşten Gayrı Nem Kaldı
Durmuş
Durmuş Bizim Köyden Haber Sorarsan
Harman Kalktı Bulgurları Serildi
On Yedi Yıl Evvel Ölen Haccelli
Seksen Bir Yaşında Yeni Dirildi
Kömsük Hasan İnek Alıp Satıyor
Kasımın Oğlu Da Düğün Tutuyor
Çil Mehmet Yel Oldu Düştü Yatıyor
Bir Acayip Kulakları Gerildi
Götürdüler İbiklerin Turgayı
Kel Muhtara Sövdüğünden Dolayı
Kır Bekir Bilmeden Tutmuş Kalayı
Çok Ayıp Yerinden Serum Verildi
Üç İt Tuttu Yahyaların Hasanı
Toz Ediyor O Geçeye Geçeni
Bizim Yusuf Değiştirmiş Lisanı
Bir Bak Görsen Kırıldı Dı Kırıldı
Şimdilik Bu Kadar İşte Durmuşum
Selam Edip Hatırını Sormuşum
Gece Olmuş Geç Farkına Varmışım
Sığır Geldi Sıpaları Devirdi
Konuları müsadenizle birleştirdim :) büyük ozanımıza ait bilgiler veriler dağınık olmasın :)
Altı - Yedi gün önce TRT radyosunda Mahsuni Şerif için özel program yaptılar..
Dinledim...Baya güzeldi...
Hayatı hakkında kısa bilgiler verildi...
Yaklaşan bu tarihte...sitemizde herhalde.... bir program olacaktır
Umarım sevgili dj'lerimiz bu konuya hazırlıklıdırlar....:)
evet sevgili Serhat Djleriniz her zaman her konuya hazırlıklıdır. ancak aralarında bir tanesi var ki, Aşık Mahzuni Şerif gibi bize özümüze büyük katkısı olanları ölümsüz görmekte, onların eserleriyle yaşadığına inanmakta her can gibi. ve o DJ (yani ben) o değerleri ölüm yıldönümlerinde değil, doğum günlerinde anma taraftarı :)
Asrın Pir Sultanıydı Aşık Mahzuni nur içinde yatsın..Onun için ne söylense az kalır..Yüreği de türküleri kadar güzeldi..:36_1_44:
zazaozgun 17.05.2007, 12:20 büyük ozan aşık mahsuni şerifin bugün ölüm yıldönümü bir kez daha büyük ozanı saygı ve sevgiyle anıyorum.mahsuni ölmez,türküler ölmez.
Allah rahmet eylesin...
Mahzuni gibi kültürü ve halkı için mücadele edenler ölümsüzdür,türküleriyle yaşatılmalıdır.
Westside 17.05.2007, 14:13 Mahzuni baba aslen Tunceli'li imiş.Vallahi gururlandım duyunca.
sunagngr 17.05.2007, 14:53 Ellerİnİze SaĞlik BÖyle BÜyÜk Ve DeĞerlİ Bİr Ozani Anmak
Alevimen 17.05.2007, 19:49 paylaşmanın güzelliğini, insani yanını, eşitlikçi ve özgür yanını dile getirmiş; bu konuda taviz vermeden, boş söz söylemeden, doğruları korkmadan açıklayacağına, insanların birleşerek çözülmez gibi gözüken birçok zorluğu kolaylıkla çözebileceğini belirten Aşık Mahyuni Şerif'in ölüm yıldönümü. Kendisini saygıyla anıyoruz!
kaynak: mahzuniserif.com
Aşık Mahzuni yi unutmadik..
çeşm-i naz 17.05.2007, 20:31 büyük bir ses büyük bir yorum büyük bir insan kaybettiğimiz en önemli değerlerimizden birtanesi daha..
aşık mahsuni şerif'i unutmadık....
Ali sağlam 17.05.2007, 20:58 Bu gün büyük ozanımız Mahzuni Şerif'in 5.yıl ölüm yıldönümü seni hiç unutmayacağız Mahzuni baba .Sen hep bizim kalbimizdesin.
AMCASI FEZALİ 'NİN NOTDEFTERİNDEN BİR MAHZUNİ ŞERİF ŞİİRİ
SENE 1962
Cehennemin bucağında gizlenir
Çıkar kaf-ı küften seyran eder aşk
Hançerini gizli vurur sızlanır
Girdiği vücudu hayran eder aşk
Tanımaz korkuyu bilmez imanı
Sarı gazel yapar zümrüt çimeni
Parçalar sultanı yırtar fermanı
Tac-ı devletini viran eder aşk
Kula ruhsat verir padişah kılar
Şahı mecnun edip çöllere salar
Aşkın bir zerresi bin dağı deler
Güneşe pas çekip duman eder aşk
Aşk önünde kükreyen seller durulur
Aşk katına ölmek ile varılır
Aşk yanında şemsi kamer kör olur
Sevdiği haneyi zindan eder aşk
Ağır bir yük vurur senin sırtına
Sahip olmaz seyreylemek ardına
Ey Mahzuni aşk elinin yurduna
Güller biter bülbül öter seyran eder aşk
Aşık Mahzuni Şerif
muhammetmustafa 17.05.2007, 23:11 Bugun buyuk ozanımızın aramızdan ayrılısının 5. yıldonumu mekanın cennet olsun mahsuni baba sen bedenen aramızdan ayrıldın ama tükülerinle yüzyıllarca yasacaksın .
Mesut Demiroğlu 17.05.2007, 23:17 Büyük bir ozandı.20.yüzyılın Pir Sultanıydı.Önderlerimizden biriydi.Halk müziğinin ve Alevi müziğinin divalarındandı.Türküleri her zaman yaşayacaktır.Her zaman gönlümüzdesin Mahsuni Baba.Allah rahmet eylesin......
Halkların kardeşliğini benimseyen düşüncenin baş mimarlarından birisin Mahzuni Şerif...Giderken sadece ''bir dikili taşın'' olmadı..Milyonlarca sevenin oldu..Ruhun Şaad olsun...
Duygulandıran çok güzel bi Mahzuni Şerif türküsü..
Avrat yeğin sayrı benim karnım aç
Keyf için gelmedik bura doktur bey
Fukara harcından yaz da bir ilaç
Olsun derdimize çare doktur bey
Tamam vatandaşık,kardaşık ama
Bunca pahalımı olur adam adama
Geldik ta sabahtan kaldık akşama
Yarına mümkün mü sıra doktur bey
Yedi baş horanta yıkık hanede
Tüm kazancım bin'i bulmaz senede
Yüz pangunot helal olsun gene de
Ben nereyim beşyüz nere doktur bey
Tek kaşıkla çorba içer dördümüz
Kul başından ırak olsun derdimiz
Senden benden asker ister ordumuz
Candan da mı yeğdir para doktor bey
Dert bela tebelleş oldu başıma
Her gece tahsildar girer düşüme
Beni mahcup etme can yoldaşıma
Erkeklik öldü mü bre doktor bey
Büyük oğlan asker öteki çırak
Han için param yok oteli bırak
Mevsim kış,yollar sarp,köy hayli ırak
Bir değil beş değil yara doktor bey
Memur gelir karşılarsın köşeden
Zengin gelir kırılırsın neşeden
Öte kaçma bizim garip Eşe’den
Bakıp boynundaki kir'e doktor bey
Hemi müslümanım,insanım hemi
Halimi arzettim darılma emi
İçinde mangır yok gördün kesemi
Bir de ceplerimi ara doktor bey
Daha sayayım mı, noksan mı daha?
Yalvara yalvara tükendim aha
Bu yüzle mi çıkacaksın Allaha
Vallahi yanarsın nar'a doktor bey
|
|