Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşık Yoksuli


SOZ4406
20.05.2007, 14:07
Aşık Yoksuli 1944 yılında Malatya ili Arapgir ilşçesi Ulaşlı köyünde dünyaya gelmiş, 1985 yılında aramızdan ayrılmıştır. Hakkında çalışmam olan Yoksuli'nin birçok şiiri-türküsü sanatçılarca söylenmektedir;
Dalgın Dalgın, Hangi dağın ardındasın sevdiğim, Sunam, Kayıp ettim nazlı yarı ararım...

SOZ4406
01.06.2007, 13:34
(*)
ÂŞIK YOKSULİ’DEN MAHZUNİ’YE ŞİİRLER

Hasat dönemi ve hasat sonlarında köyümüz Ballıkaya’nın (1) kuzeyinde bulunan Kayadibi yöresine konan elekçiler; kalbur, sarat, elek gibi araçları, binek hayvanlarını trampa (takas, değiş-tokuş) yoluyla alır satarlardı. İçlerinde halk deyimiyle “döşürenler” de vardı. Rahmetlik ebem (babamın annesi), “Aman uşak, döşürmeye gelenleri boş çevirmen” derdi. İşte bu grup arasından yetişen Âşık Yoksuli altmışlı-yetmişli yıllarda köyümüzde ve çevremizde Âşık Veysel, Âşık Mahzuni kadar tanınan bir halk ozanıydı. Oldukça genç olmasına karşın, yerel ağzı ve motifleri iyi kullanması/işlemesi nedeniyle plakları zevkle dinlenirdi. “Mühür gözlüm bu güzellik sendeyken”, “Ela gözlüm bu yıl bizim ele gel”,”Bahçenizde bir taş attım vişneye” ve daha birçok türküsü bu dönemlerde okuduğu türkülerdir.

Asıl adı Tevabil TEMUROĞLU olan Âşık Yoksuli, 1944 yılında Arapgir’in Ulaşlı köyünde doğar. Yaşamı gereği yoksulluğuyla oradan oraya ailesi ile birlikte dolanır durur. Çok yer gezer. Adını yoksulluğundan alır. Mahzuni, Muhlis Akarsu, Abdullah Papur gibi ozanlarla birlikte hareket eder, onlarla yurt içinde ve dışında konserlere katılır. “Tam bağımsız Türkiye” ideali nedeniyle zamanın yöneticilerine taşlamalar yapar. Bu nedenle de mahpuslara düşer, yaşamı zorluklarla geçer. Ülkemizde yaşanan kargaşanın “Bir oyunun parçası” olduğunu, halkımızın bu oyuna alet olmamasını, ayrımcılığa karşı çıkmasını ister. “Hele aç gözünü bu nasıl ortam” diyerek ülkemizin konumunu Atatürk’e şikâyet eder.

Şiirlerinde, toplumsal konuların yanında sevda, gurbet, hasret gibi konuları işler ve bunları seslendirir. Âşık Veysel, Âşık Ali İzzet, Âşık Mahzuni gibi ozanların şiirlerinden etkilenmiş olup, Âşık Mahzuni’yi usta olarak kabul eder. Hem söz hem müzik yönünden karşılıklı olarak birbirlerinden etkilendikleri onları yakından tanıyanlarca dile getirilir. Hatta yetmişli yıllarda Yoksuli’nin, Mahzuni’nin ününe yetişeceğini öne sürenler olur. 12 Eylül döneminde mahpusluk, baskı ve işkenceler sağlığını bozar, 1985 yılında kan kanserinden dolayı aramızdan ayrıldığında daha 41 yaşındadır. Ölümünden sonra kasetleri yeniden yayınlanır. Oğlu Erkan ve kardeşi Naki ailede geleneği sürdürenlerdendir.

Yoksuli, birçok halk ozanına benzek yazmıştır. Bunlar arasında Mahzuni başta gelir. Aşağıdaki şiiri, hem Mahzuni’ye benzek oluşu, (2) hem de günümüz ozanlarının belli başlılarını dile getirmesi yönünden oldukça önemlidir.

Çeşit çeşit deli vardır dünyada
Aladeli kızıl deli mor deli
Bir Kırşehir’de biri Konya’da
Her köşede birkaç türlü var deli
Oy deli deli-Vay deli deli
Bizim bu deliler-Başka bir deli

Maraş’ta Mahzuni Sivas’ta Veysel
Çorum’da Gülabi Tokat’ta bir kel
Gürün’de Şah Turna Kangal’da Sümbül
Erzincan’da Yusuf Kemter kör deli
Oy deli deli- Vay deli deli
Bizim bu deliler-Başka bir deli
Deliler delisi Nesimi Çimen
Feyzullah Çınar’ı unutma aman
Baş deli İhsani Zamani yaman
Kul Ahmet kendince başka deli
Bağlantı

Âşık Daimi’yle Davut Sulari
Meçhuli koparıp gitti yuları
Akarsu Kaçıran deliler piri
Çırakman’a uymaz asla her deli
Bağlantı

Hıdır Abdal delilerin çobanı
Zincire vur Ali İzzet ÖZKAN’ı
Bakırköylük hele bizim Reyhanî
Kul Hasan’ı Elazığ’a sür deli
Bağlantı

Kızıltuğ’u bağlamalı direğe
Meftuni’yi göndermeli nereye
Turabi’yi sıkıştırın araya
Hele bizim şu Yoksuli zır deli
Bağlantı

Yoksuli, Mahzuni’yi “Zamanın Pir Sultanı” olarak niteler. Yaşamında bazı olumsuz olayların getirdiği sıkıntılı günlerinde teselli verir.

Kara günün ömrü kısa
Olur dost Mahzuni olur
Kara günde dostun ise
Sorur dost Mahzuni sorur
Ağlama cananım
Sızlama cananım
Ciğerimi dağlama

Yaran olur yoldaş olur
Geniş günde yüze gülür
Yiğit başına çok işler
Gelir dost Mahzuni gelir
Bağlantı

Sen bir öz Türk ozanısın
Her derdini yazanısın
Zamanın Pir Sultancısın
Sabır dost Mahzuni sabır
Bağlantı

Dünya böyle döner devran
Kim bağlı kimi seyran
Kul Yoksuli sana kurban
Olur dost Mahzuni olur
Bağlantı (4)

Yoksuli’nin başka bir şiiri de Mahzuni’ye “mektup” gibi...

Çoktan beri selamını almıyom
Gül yüzlü sultanım şahım nasılsın
Ne âlemde ne demdesin bilmiyom
Canda cananımsın ruhum nasılsın

Gine kalemde mi aziz ellerin
Kulağımda çınlar tatlı dillerin
Ne haldedir bülbüllerin güllerin
Bülbülü figanım ahım nasılsın

Ayrılalı oldu hayli bir zaman
Sinem püryan oldu gayrı eleman
Tezinden bir haber aman ha aman
Evrendeki şemsi mahım nasılsın

Dost Yoksuli Mahzuni’sin andıkça
Üstadın elinden içip kandıkça
Eşiğindir Kabem yüzün döndükçe
İbadetim kıblegahım nasılsın

Mahzuni’nin 17 Mayıs 2002 tarihinde aramızdan ayrılması üzerine duygu ve düşüncelerimi not ederken Âşık Yoksuli’nin ona şiirlerinden de söz etmeyi uygun buldum. Umarım gün gelir, “Mahzuni’ye Şiirler” de bir güldeste olur.

3 Haziran 2002
ANKARA

(*) Bu yazı, Malatya Kültür Kanat Derneği Yayın organı MAKSAD Dergisinin 3. sayısında yayınlanmıştır.
1) Ballıkaya: Malatya-Hekimhan’a bağlı, Hekimhan-Arguvan ilçeleri arasında orta noktada bir köy.
2) İ. ÖZMEN: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi-Cilt: 5, Kültür Bak. Yay., Ankara 1998, “Mahzuni Şerif, s.509”; “Çeşit çeşit deli vardır dünyada”
3) “Bir Güzelin Efkârından, A/4
4) Plaklardan Seçmeler, B/2
5) Dil Yarası, B/4