Orijinalini görmek için tıklayınız : Hİç Bİr Burjuva Düzen Partİsİne Oy Verme !!!
sendiren 27.05.2007, 14:04 HİÇ BİR BURJUVA DÜZEN PARTİSİNE OY VERME !!!
BURJUVA DÜZENİN SEÇİM OYUNUNUN FİGÜRANI OLMA !!!
Trajikomik bir demokrasi oyunu,tiyatrosu sahneye kondu yine.Yine her şey aynı;aktörler,figüranlar,seyirciler…Koşullar farklı olsa da genel olarak oynanan oyunun içeriği aynı.Aktörler ve figüranlar ile seyirciler yer değiştirmediği sürece ;bu tiyatral oyun aynı sahnede,aynı içerik ve argümanda sür git devam edecektir.
ABD emperyalizmi-sanal muhtıra ile birlikte açıkça ilan edilen klik çatışmaları yani egemenlerin kendi aralarındaki iktidar etmeye ilişkin krizi trajikomik bir seçim senaryosuyla çözümlemek istiyorlar.Gerçek iktidar sahipleri olan asker-sivil bürokrasi(elbette ekonomik-siyasal anlamda sermaye ve dış bağlantılarıyla) ile yeşil elbiseli sermaye ve kısmen sırtını dayadığı ve de giderek desteğini çektiğini söyleyen büyük sermaye arasındaki çatışma;bu oyunla birlikte meşrulaştırılmak ve beyinlerde yasallaştırılmak isteniyor.
Her çatışma-kargaşa-kaos ve onu takip eden taşların yerlerinden oynaması,sistem içinde herkesin yerli yerine oturması,sınıfsal ayrışma ve saflaşmaların belirginleşmesini de beraberinde getirmektedir.Ama bu doğal ve kendiliğinden bir süreç gibi görünse de; iradi çaba ve müdahalelerin bu süreci derinleştirip-olgunlaştıracağı-hızlandıracağı ve nihai çözüme doğru yönlendireceği açık ve alenidir.
Türkiye gibi emperyalizme göbekten bağlı-yeni sömürge ve faşizmin iktidar ve demokrasinin burjuva anlamıyla bile günlük yaşamdan uzak olduğu ülkelerde ,seçimler bir aldatmaca,oyun ve senaryodan ibarettir.Emperyalist kapitalizmin iktidarını sağlamlaştırmak,geniş yığınlar nezdinde meşruiyetini arttırmak,sistemden kopuşların önüne geçmek görünürdeki oyunun perde arkasındaki gerçek yönetenleri gizlemek amacına yöneliktir seçimler.Bizim gibi ülkelerde ; daha önceki makalemizde ifade ettiğimiz üzere(Filler tepiniyor,çimenler haykırıyor:çare devrimde başlıklı makale) hükümetler hiçbir zaman gerçek bir iktidar olamazlar.Hükümetler görünür-görünmez tüm gerçek iktidar odakları tarafından yönlendirilen,ulusal ve uluslar arası gerçek iktidar odaklarının plan-program ve projelerinin uygulayıcılarıdırlar.Bizim gibi ülkelerde bu açıdan da olsa hükümetler kendilerini çok çabuk tüketirler.Ama bu durum,hükümetlerin tamamen iktidarsız ve iradesiz olduğu anlamını taşımamalıdır.
Seçimlere katılan tüm partiler,emperyalist kapitalist sistemin ve onun faşist diktatörlüğünün sınırlarını aşmak bir yana;tam tersine bir çoğu sınırları gevşek bulup sağlamlaştırma hedefine kilitlenmiş ve program ve eylemleri ile bunu hedeflemiş partilerdir.Bu durum şu anda en tartışma götürmez gerçeklerden biridir.
AKP,mevcut düzenin şu anda yeşil renkli,emperyalist odakların politikalarını tabidir ki egemenler lehine kararlılıkla uygulayan,bu bağlamda ağababası ABD ve AB emperyalizminin desteğini yeniden kazanmış olup ,mevcut klik çatışması sonucu mazlum konumunu!!! Kullanarak hükümet olmaya en yakın burjuva düzen partisidir.Zira gelişmeler ve emperyalist metropollerin açıklamaları da gösteriyor ki,bu faşist-gerici parti yaratılmaya çalışılan Sünni laik-şeriatçı ayrımının da vermiş olduğu rüzgarla daha da konumunu sağlamlaştıracaktır.
CHP,mevcut düzen partileri içinde asker-sivil bürokrasinin mevcut statükonun korunması,gerek ulusal ve gerek uluslar arası düzeyde giderek faşizan-milliyetçi söylemiyle MHP’yi bile aratacak düzeye neredeyse gelmiş olup,derin devletin sözcülüğüne soyunarak,gerek ekonomik ve gerekse siyasal düzlemde düzenin mevcut biçimiyle korunması gerektiğini savunan-uygulayan burjuva düzen partisidir.İsmindeki Halk ile söylemindeki sosyal demokrasiye karşın;durduğu mevcut nesnel konum ve parti yönetiminin yönelimi-duruşu faşist-ırkçı partilere daha yakındır.
ANAP-DYP birleşmesinden doğacak DP’de sonuçta ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz özdeyişi hatırlanırsa,ve faşist kontrgerilla şeflerinden Mehmet Ağar’la birlikte anılırsa,bu partinin de siyasal-ekonomik-sosyal olarak nerede durduğu ve duracağı açık ve aleni biçimde ortaya çıkacaktır.Bu faşist-gerici burjuva düzen partisinin de işçi sınıfı ve emekçilerin alternatifi olamayacağı açıktır.
SP,BBP,MHP,BTP,GP vs gibi irili ufaklı faşist gerici partiler,burjuva düzenin yedek ve potansiyel alternatifleri olmaktan öteye gidememişlerdir,gidemeyeceklerdir.Faşist düzenin sivil ayakları olan bu partiler;kendi içlerinde ya da bir başka partiyle(büyük burjuva düzen partileriyle)birlikte ya da ittifakla girecekleri seçimlerde bu kimlikleri ve yapısıyla alternatif değildirler.
Gelelim reformist küçük burjuva partilere(HKP hala burjuva liberal hatta derin devlete yaklaşan yanı ve giderek İP’leşip sistemin karanlık odaklarına yaslanmaya doğru kaydığı için bu çerçevede reformist küçük burjuva partiler içinde ele almak yanlış olacaktır.HKP ve İP faşistin ‘sosyal ‘olduğunu düşünmemekle birlikte genel ve ortak bir dil kullanmak bakımından 2 sosyal’ faşist düzen partileri olarak adlandırılmayı hak ediyorlar!)ÖDP,EMEP,SDP tipik reformist sosyal demokrat partiler haline dönüşmüşlerdir hızla.Sosyalist söylemlerine rağmen bu reformist küçük burjuva düzen partileri;gerek programları ve onun pratik yansımaları bakımından mevcut düzeni aşacak bir program ve eylem hattına sahip değildirler ve olamazlarda.Bu bağlamda bu partilerin;proletarya ve emekçiler için alternatif olacaklarını düşünemeyiz.
DTP için ayrıca konuşmak gereklidir.KUKM’nin reformist ve düzen içi ifadesi olan DTP barajı aşamayacağını düşündüğünden bağımsız adaylarla seçime hazırlanıyor.Olasıdır ki,mecliste grup kuracak güce kavuşacaklardır.DTP bu açıdan KUKM’nin burjuva gerici mecliste ulusal sorun ve mücadelenin sesi-soluğu olabilir.KUKM’nin mecliste boğulması
Ve düzenin sınırlarını aşamaması her zaman var olacaktır.(KUKM’nin siyasal ekseni ve durduğu yeri daha önceden yayınlanan Kürt Sorunu ve Komünist Tutum üzerine makalesinde ele almıştık.O açıdan detaylı olarak bu konu üzerinde durmayacağız.)
Gelelim irili-ufaklı devrimci-demokrat ve komünist devrimci grup ve hareketlere.Burada proletaryanın seçim taktiği üzerine ince ince düşünmek gerekiyor.
Seçim sürecine nasıl gelindiği herkes tarafından malum.Bu tiyatro sahneye kondu ve proletarya-emekçilerin bu oyuna taraf-ortak olmaları isteniyor.Peki proletarya ve onun öncülerinin bu oyundaki rolleri ne olmalıdır?Konumlanmaları nasıl olmalıdır?
Proletarya gerek ekonomik –sendikal ve gerekse de siyasal anlamda örgütlü değildir.Proletarya siyasal olarak süreci dönüştürebilecek güce ve örgütlülüğe sahip değildir.Doğal olarak proletaryanın bu anlamda ciddi bir sınıfsal alternatifinin sürece damgasını vurması olarak dışındadır.Seçimlere katılması ve burjuva meclisinde proletaryanın özgürlük-sosyalizm mücadelesisin dili olunması şu anda hayaldir sadece.Bu anlamıyla proletaryanın seçimlere bağımsız olarak girmesi salt propagandatif-ajitatif bir yön taşıyacaktır ve genel olarak kabul etmek gerek ki semboliktir.Sınıfın kendi bağımsız devrimci-komünist tutumunun varlığının ifadesi anlamı taşıyacaktır.
Devrimci-demokrat ve komünist devrimci hareketlerde seçim taktiği konusunda öteden beri klasikleşmiş iki anlayış öne çıkmaktadır.Bunlardan birincisi boykot;ikincisi seçimlerin siyasal atmosferinden yararlanarak bağımsız adaylar etrafında propaganda-ajitasyon ve düzenin teşhiridir.Boykot taktiği bugüne kadar genel olarak küçük burjuva devrimci demokratlarca günün koşulları dikkate alınmadan tek devrimci taktikmiş gibi yaşama geçirilmeye çalışıldı.İkinci taktik ise komünist devrimcilere yakın kesimlerce yine sanki tek devrimci taktikmiş gibi algılanıp uygulanmaya çalışıldı.Her iki kesimce de yapılan temel yanlış bu iki taktikten her birinin tek devrimci proletaryanın taktiği olduğudur.Bu asla doğru değildir.Herkesin bildiği gibi taktikler,stratejiler gibi temel hedeflere dönük olarak günün maddi koşulları,düşman,proletaryanın durumu,gücü,koşulları vs. dikkate alınarak belirlenir.Taktikler,değişmez değildirler.Taktikler,yukarda saydığımız nesnel ve öznel şartlara göre belirlenirler.Taktiklerin abartılı bir biçimde ele alınması ve elastikiyetinin yitirilmesi devrimci sınıf proletaryanın bakış açısı olamaz.Devrimci komünistler,devrimin ütopya olmaktan çıkarılıp gerçek elle avuçla tutulur bir gerçek olması mücadelesi verirler.Onlar için,yaşam-hayat madde statik değildir,sürekli bir değişim hareket doğanın ve diyalektiğin temel yasasıdır.
sendiren 27.05.2007, 14:05 Şimdi, ülke koşullarını göz önünde bulundurursak,izlenecek taktiğe de aşağı yukarı bir şekil vermek olanaklı olacaktır.Ülkede ciddi bir siyasal krizden nesnel anlamda bahsetmek olanaklı olmasa da;klikler arası çatışmanın düzeni iyice yıprattığı ve düzenin meşruluk ve yasallığını tartışılır kıldığını söylemek lazımdır.Bu seçim ;bu klik çatışmalarının hangisinin geçici olarak üstünlük sağlayacağını ve öte yandan ABD’nin BOP’nin bir parçası olarak Türkiye’nin orta uzun vadede rollerinin kesin olarak belirleneceği sistemin bu açmazlarında geniş yığınlar nezdinde meşruluğunu yitirmiş düzenin en azından bir süre içinde olsa meşrutiyetinin tazelenmesi vs. için yapılmaktadır.
Bu seçim;yapay laik-şeriatçı ikileminin bilinçli ve sistematik bir biçimde yığınların kafasına kazınmaya çalışıldığı,bu ikilem içinde ehven-i şer’in dayatıldığı bir seçim olacaktır.Düzen dışına akma eğilimi olan yığınların bu söylem nezdinde düzenle olan ilişkilerinin yeniden kurulması ve düzene özellikle de statükocu-asker-sivil bürokrasinin ya da sanal muhtıracı ve onların siyasal sözcülerinin arkasına yedeklenmesi gibi bir sonuç hedeflenmektedir bu seçimde.Bu seçimle;ABD’nin iç savaş stratejisinin dinamiklerinin reaksiyonerliği de ölçülmüş olacaktır.
Ülke koşulları ve sınıf düşmanlarının durumu böyledir.Peki sınıf bu eksende kendini nasıl konumlandırmalıdır. Sınıfın öz örgütlerinin yetersizliği, mücadelesizliği yanında siyasal olarak örgütsüz olması; bu derin açmazda kendi geleceğine ilişkin rolünü oynamasının temel handikabıdır.Öte yandan ;siyasal hareketlerin proletarya ve emekçi yığınlarla kalıcı-istikrarlı bağlarının ötesinde;hemen hiç bağı yoktur.Doğal olarak;bu seçime ilişkin bu gerçekler ışığında taktik belirlenmesi zorunludur.
Bu seçimde yukarıdaki koşullar ve partilerin duruşları ortada iken; burjuva düzen partileri arasında ehveni şer tercihi proletarya ve emekçilerin kesinlikle tercihi olamaz. Bu açıdan propaganda-ajitasyonun temeli kesinlikle burjuva düzen partilerine oy vermemek onların bu iktidar kavgalarının figüranı olmayı reddetmek olmalıdır.Bu seçimlerde yığınların düzenden,düzen partilerinden kopuş sürecinin keskinleştirilmesinin hedeflenmesi ve sergilenen oyunun bir parçası olmamak üzerine kurulu propaganda –ajitasyon ve örgütlenme hedef olmalıdır.Boykot ,koşulları yoktur.Boykotun alt yapısı olan devrimci durum ve koşullar mevcut değildir.Öznel devrimci durum ve koşullar mevcut olmadığından,boykot bugünün şartlarında edilgin bir taktik olacaktır.Ama seçimler ile parlamentonun kullanılması dönük çalışmamızın alt yapısının olacağı bir koşullar bütünlüğüne sahip değildir.Örgütlü mücadele ve mücadele seviyesi bu aşamada değildir.Yani bu seçimler yukarıdaki koşullar dikkate alındığında devrimci-demokrat ve komünist devrimcilerin düzenin teşhirine burjuva gerici-faşist partilerin sandıkta yalnız bırakılmasına,burjuva-faşist gerici düzenin bu traji-komik oyununun ve iktidar savaşlarının bir parçası olunmamasına,devrimci savaşın örgütlenmesine hizmet edilmesine önayak olmalıdır.Burjuvazinin ve emperyalist kapitalizmin çeşitli kliklerinin egemen olma savaşının bir parçası olunmamalıdır.Sınıfın bağımsız devrimci programının propaganda ve aji-
tasyonu bu seçimlerin ana teması olmalıdır…
Emekçiler ve proletarya , burjuvazinin ve egemenlerin bu seçim oyununu boşa çıkarmak ve kendini bu oyunla meşrulaştırmasının önüne kendi bağımsız devrimci proğramıyla çıkmalıdır.Sandıklara gitmemeli ve hiçbir burjuva partisine oy vermemenin propaganda ve ajitasyonunu yapmalı,özellikle böylesine güncel bir saflaştırma politikasının aleti olmamalıdır.Boykot ile seçimlerin siyasal propagandanın aracı olarak kullanılması arasında sınır bir çizgide taktiğini şekillendirmelidir…
HİÇ BİR BURJUVA PARTİYE OY VERME! VERDİRME!!!
KAHROLSUN EMPERYALİST KAPİTALİZM!!!
EGEMENLERİN ÇIKAR VE İKTİDAR KAVGALARININ ALETİ OLMA!!!
YAŞASIN BAĞIMSIZ DEVRİMCİ SINIF PROĞRAMI!!!
SEÇİM ALDATMACASINA HAYIR!!!
YAŞASIN ÖZGÜRLÜK YAŞASIN SOSYALİZM!!!
MahmutHalilCan(Sendiren)
www.ateshirsizi.tr.cx
gencsosyalist 28.05.2007, 10:39 haklısın. hiçbir düzen partisine oy vermemek lazım.
selam-
Peki hangi partiler burjuva partisi değil?
Serhatlı 28.05.2007, 14:45 benim oyumda halkların kardeşliği ve sol birliğe
Ben oy kullanmıyorum...
Kendimi kullandırtmıyorum...
Düşüncelerine katılıyorum...
selam-
Peki hangi partiler burjuva partisi değil?
Britanya Komünist Partisi :p
canazerbaycan 31.05.2007, 02:15 benim oyumda halkların kardeşliği ve sol birliğe
22 Temmuz'da Kars'ta sizinle sandıkta görülecek bir hesabımız var:yamukgul:
Öyle seçimlerde hesap mesap olacağını sanmıyorum.
Yobazlar yobazlara verecek, faşistler faşistlere!
Bunlar kendilerini ifade edecekler işte.
Aradaki iyi niyetli halkım da bölüştürecek oyları da kendi sesinin iktidarı mecliste olmayacak. Bu bataklık gibi ortamda demokratik savaş vermeye çalışan insanları izleyeceğim. Bakalım onlar ne yapacak?
Sonuçta oyumu bu düzenin hiçbir partisine vermiyorum.
Iyi o zaman hic bir partiye oy vermeyelim, alsin Ak parti veya MHP veya diger sag partiler oylarini, olan haklarimizda elimizde alinsin, bizde burda boyle kendi kendimize konusalim ve kendimizi kurtaralim. Alsinlar devlet islerine kendi adamlarini, yiyelim boyle yuruslerde dayak, yakilalim polisin seyirci gozleri onunde, olelim ve iskence gorelim. Istedigimiz bu mu arkadaslar??? Sizleri bilemem ama ben istemem bunlari...Arkadaslar oy vermemek bir mantikli secenek degildir, sadece kendini ezmek icin diger partilerine oy vermekten baska.... En mantikli sana en yakin olan partiye oy vermektir, dogru cogu partiler istedigimiz gibi degil, ama hic oy vermemekle cok duygusal davranip, mantikli davranmiyoruz.....bizlerde bu duzenin icindeyiz, ama bu duzeni deyistirmede kendi elimizde...ama oy vermemekle de duzen deyismez.. tam tersine istemedigimiz duzene yardim etmekdir...
Iyi o zaman hic bir partiye oy vermeyelim, alsin Ak parti veya MHP veya diger sag partiler oylarini, olan haklarimizda elimizde alinsin, bizde burda boyle kendi kendimize konusalim ve kendimizi kurtaralim. Alsinlar devlet islerine kendi adamlarini, yiyelim boyle yuruslerde dayak, yakilalim polisin seyirci gozleri onunde, olelim ve iskence gorelim. Istedigimiz bu mu arkadaslar??? Sizleri bilemem ama ben istemem bunlari...Arkadaslar oy vermemek bir mantikli secenek degildir, sadece kendini ezmek icin diger partilerine oy vermekten baska.... En mantikli sana en yakin olan partiye oy vermektir, dogru cogu partiler istedigimiz gibi degil, ama hic oy vermemekle cok duygusal davranip, mantikli davranmiyoruz.....bizlerde bu duzenin icindeyiz, ama bu duzeni deyistirmede kendi elimizde...ama oy vermemekle de duzen deyismez.. tam tersine istemedigimiz duzene yardim etmekdir...
Evet katılıyorum arkadaşlar kendi bakış açılarııyla bakmışlar ama herkes bizim gibi düşünmüyor sonuçta bi ülkede yaşıyoruz bizim oy kullanmamak gibi haklı bi nedenimiz olabilir ama bu haklı nedenimiz diğer taraftan başka partilerin işine yaradığının farkında değiliz...
her yerde olduğu gibi bu ülkede de belli bi düzen var belli çarklar işliyor ben bu düzenin çarklarından biri olmayacam desekte sonuçta bu ülkede kaldığımız sürece o düzenin yaptıkları bizede yansıyor bu çarklardan biri bizde olsakta olmasakta sonuçta bize yansıyor ya yeni çarklar düzen kurmak gerekiyor oda çok zor ya da bu çarkta yer edinmek gerekiyor diye düşünüyorummm deve kuşu gibi kafayı kuma gömerek hiç bişey halledemeyiz....
oy kullanalım we biz burdayız diyelim
kuafor27 03.06.2007, 13:48 selam-
Peki hangi partiler burjuva partisi değil?
şuan için öyle bir parti yok bence hemsiz düzen partisi ilk aklıma gelen tkp ama ona bakılınca oda duze biraz ayak uydyro bence bir tane bile yokkk
şuan için öyle bir parti yok bence hemsiz düzen partisi ilk aklıma gelen tkp ama ona bakılınca oda duze biraz ayak uydyro bence bir tane bile yokkk
Doğrusu TKP oportünist bir parti fırsatçı ve net söylemleri yok son yıllarda onlarda milliyetçilikden pay kapma amacı güdüyorlar gibi geliyor. İşçi Partisi gibi olmaz umarım.
Oy vermek lazım oy kullanmamak çözüm değil tabiki. TKP yi eleştirsemde henüz çok kötü bir partidir demek yanlış olur Doğruları yanlışlarından fazla. Ama ben oyumu milletvekilleride açıklandıkdan sonra inceleyip vermeyi düşünüyorum
Kılıç Ali 03.06.2007, 14:14 Böyle tuzu kuru arkadaşların oy vermeyelim demekle kime hizmet ettiğini açıkcası anlamakta zorlanıyorum, bugüne kadar slogan vari konuşmanın dışında elinden hiç bir şey gelmeyen arkadaşlar seçim zamanı gelince ben düzen partilerine oy vermem sosoyalist komüsnist vs... düşüncelerine sahip insanlarında oy vermelerini tasvip etmiyorum gibi yaklaşımlar köpeklerin ve yobazların ekmeklerine yağ sürmekten başka hiç bir işe yaramıyor, herkese saygılar...
Doğrusu TKP oportünist bir parti fırsatçı ve net söylemleri yok son yıllarda onlarda milliyetçilikden pay kapma amacı güdüyorlar gibi geliyor. İşçi Partisi gibi olmaz umarım.
Oy vermek lazım oy kullanmamak çözüm değil tabiki. TKP yi eleştirsemde henüz çok kötü bir partidir demek yanlış olur Doğruları yanlışlarından fazla. Ama ben oyumu milletvekilleride açıklandıkdan sonra inceleyip vermeyi düşünüyorum
TKP'nin milliyetçiliğie kaydığını hiç düşünmüyorum. Yurtseverlik kavramıyla milliyetçilik kavramı çok farklı. Yurtseverlik kavramı çok geniş bir kavramdır. TKP'nin bahsettiği yurtseverlik emperyazlime karşı bir yurtseverliktir. Tabiki anti-emperyalizmi doğru tabana oturtmak gerekiyor. Bu tavır sınıf bilinciyle alınan tavırdır.
Bu yurtseverlik tutumunu eleştirebilirsiniz ama bu tavır kesinlikle milliyetçi bir tavır değildir. Bu sıralar sol çevreler arasında resmen böyle bir dedikodu dolaşıyor. Bu da Türkiye'de sosyalist çevrelerin iletişimsizliğinden kaynaklanıyor, bunu TKP'nin sekterliğine yoranlar da olabilir. soL dergisinin eski sayılarını incelerseniz emperyalizme karşı yurtseverliğin gerekçelerini okursanız daha faydalı olurdiye düşünüyorum. Hatta emperyalizme karşı yurtseverlik pratikte milliyetçiliğin karşısında duran bir olgudur.
Bence Türkiye'deki sosyalist partilerin siyasetlerini yığınlara değil de odalara taşımasından gelen yanlışlıklar var. Bir de yozlaşmayla birlikte bu sol çevrelerde bir çeşit mürtileşme başladı, parti ne diyorsa doğrdur gibi bir dogmacılık var.
Bana göre düzen partileri olmayan partiler:TKP,(SDP),EMEP,(ESP),Hak-Par ve (DTP)bağımsız-ortak adaylar.
Sosyalist partilerin seçimden medet umması ayrı bir tarışma konusu, benim oyum ortak adaya!
açıkcası ne yapmaya çalıştığınızı çözemedim. sandık başına gidip oy kullanmayarak gerici ve fanatik kitlelerin oylarını etkin kılınmasını sağlamak, dolaylı olarak destek vermiş olacağınız mollalara mezarlarınızı kazdırtmak demektir. en iyi 'burjuva' partisine oy vermeleri bile, hiç oy vermemelerinden iyidir.
gencsosyalist 03.06.2007, 15:44 TKP ye sol parti süzen partisi değil diyenlerin aklına şaşarım...6 mayısda işci partilerle ellerinde bayraklarla eylem yapanlar kim?türk askerini alkışlayanlar.
TKP ye sol parti süzen partisi değil diyenlerin aklına şaşarım...6 mayısda işci partilerle ellerinde bayraklarla eylem yapanlar kim?türk askerini alkışlayanlar.
Hangi 6 Mayıs?
Bu sene 1 Mayıs'ta İstanbul'dan yola çıkıp 6 Mayıs'ta Denizler'in mezarındaydılar.
www.dusunceveeylem.org/index.php?option=com_content&task=view&id=384&Itemid=39 -
(Polis-asker tarafından bunla ilgili afişler toplandı, yürüyüş yasaklandı. Çünkü Deniz Gezmiş devlet tarafından bir suçlu olarak algılandığından suçluyu övmeye giriyor)
Partinin gazetesin TSK'yı eleştiren bir sürü haber çıksın, bir sürü yorum yapılsın.
(www.sol.org.tr) Komünist dergisindeki Asparti yazılarını da bulursanız, okumanızı tavsiye ederim.
Ayrıca TKP'nin parti sitesinde K.Irak'a olası bir müdahaleye karşı bir açıklma var!
Bu söylediğin olayı bir kaynağa dayandırır mısın??
Yoksa iyice inanacağım ağbilerin-ablalarınızdan ordan burdan duyduğunuz şeylerle birbirinizi yediğinize.
TKP ve öncülü SİP 1995 seçimlerinde HADEP le ittifak yapma yürekliliğini göstermiş bir partidir elbette bu partinin milliyetçi olduğunu söylemek yanlış olur ancak aradan geçen sürede bir takım değişiklikler oldu. Milliyetçiliği vatanseverlik olarak ele alıyorlarsa evet hepimiz vatansever insanlarız zaten solcu bir insanın vatanını sevmesinden doğal bir şey yoktur. Ancak iş ilkel milliyetçiliğe kayarsa bu oldukça tehlikelidir bu açıdan oldukça dikkatli ve titiz davranması gerekiyor. Başarılar
Hüseyin69 04.06.2007, 00:14 suna oy verme buna oy verme peki söyle dersek daha dogru olmazmi sandigin yüzünü hic görme
cok komiksiniz gercekten
oy vermeye vermeye yillardir anamizi aglatanlari basa getirmekten baska bir ise yaramadiniz bari birakinda simdi kim kime oy veriyorsa vermek istiyorsa versin
hic olmasa secmenin ayagina köstek olmayin
kızılgüneş 04.06.2007, 00:19 arkadaşlar bu şeçimde oylarım bağımsız sol adaylara
shp,dtp,ödp,emep ve bir çok kurum ve parti seçimde bağımsızları destekleme kararı aldı
işte bağımsız adaylarımız
İstanbul:1.bölge Ufuk Uras, 2. bölge Baskın Oran, 3.bölge Sabahat Tuncer
ayrıca diğer illerdede bağımsız olarak adaylar şeçime girecek
Yurtseverlik kavramıyla milliyetçilik kavramı çok farklı. Yurtseverlik kavramı çok geniş bir kavramdır.
Evet aynen, biraz milliyetci veya yurtsever olunca irkcizin anlamina gelmiyor. Tam tersine bu duygular olmasa savunmak istedilerini savunamasin..
suyunsesi 04.06.2007, 00:25 Bakın Ozan nede güzel söylemiş
Seçimi kurtuluş sandık
Yıllarca buna inandık
Gözönünde kurşunlandık
Oylar kurşun oldu bize
birer birer hepimize
Düzen partilereine oy yok...
Westside 04.06.2007, 16:38 TKP ye sol parti süzen partisi değil diyenlerin aklına şaşarım...6 mayısda işci partilerle ellerinde bayraklarla eylem yapanlar kim?türk askerini alkışlayanlar.
Birşeyi, merak ediyorum.Türk bayragından neden bu kadar rahatsızsınız?
sendiren 04.06.2007, 17:24 REFORMİST SEÇİM BLOĞU SINIFIN TERCİHİ OLAMAZ !!!
Tam bir siyasal kaos,at izinin it izine karıştığı özel bir dönemden geçiliyor.Taşlar bu anlamda yerli yerine oturacak gibi kısa vadede görünmüyor.Taşların yerli yerine oturmasının,siyasal duruşların anlamlandırılmasının esaslı yolu,ciddi bir teorik-ideolojik mücadeleden geçmektedir.bu bağlamda kalmadan,bu mücadelenin öne çıkan boyutlarıyla etraflıxca,kararlıca,inatla sürdürülmesi gerekmektedir.
seçim oyunu süreci tam da yukarda saydıklarımız doğrultusunda gelişmelere gebe olmuştur ve adım adımdağlar fare doğurarak bu süreç ilerlemektedir.Daha önce seçimlerle ve süreçle ilgili makalemizde(HİÇ BİR BURJUVA DÜZEN PARTİSİNE OY VERME,BURJUVA DÜZENİNİN SEÇİM OYUNUNUN FİGÜRANI OLMA başlıklı makale) seçimlere gelinen süreç,bu sürecin anlamı ve komünist devrimcilerin duruşu aslında yeterince vurgulamıştık.Ama görünen o ki,ülkede devinim arttıkça bu karşılıklı geliş gidişler,savrulmalar sağlam bir duruş segilenmedikçe yaşanacak.Bu süreci derinleştirmek zorunlu ve ertelenemez bir görev olarak karşımızda durmaktadır.
Bu seçim sürecinin özgünlüğü bir çok devrimci-ilerici kesim tarafından kavranamadı ya da zaten açılan yoldan medet umularak durulan yer netleştirilmek istendi.Öncesi süreçle bağları yeterince kurulamadı.Normal bir seçim süreci gibi kabul edilip,olağan koşullarda komünist devrimciler seçimlere nasıl bakıyorlarsa öyle bakılarak taktikler-konumlanışlar ortaya kondu.Doğal olarak hafıza-i beşer nisyanla maluldür özdeyişini ve de balık hafızalı bir toplum olma durumunu doğrularcasına;aslında dün yazılıp çizilenler hemen hasır altı edilip,ellerinin tersiyle itilerek;klasik anlayışlar yaşama geçiriliyor.Bu marksizmin doğmatik kavranışının,cablı-devingen yapısının yok sayılmasının bir ürünüdür.Giderek ML cepheden hızla reformist küçük burjuva kanallara akışın bir göstergesidir.
Uzun süreden beridir,süregelen klik çatışmaları,var olan meşruluğunu giderek yığınlar nezdinde yitirmiş burjuva kapitalist faşist rejim,fırsat bu fırsat deyip ,bu klik çatışmalarını kendi çapında cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ardından genel seçimlerle çzöümlemeye çalışmaktadır.Herkes kendi kartıyla oynamaktadır klikler olarak.Beri yandan "Cumhuriyet" mitingleri ve çeşitli siyasal konulara ilişkin olarak geliştirilen tavırlara toplumsal destek ayakları yaratmaya çalışarak;rejimin reorganizasyonu ve meşruiyetinin arttırılıp pekiştirilmesini sağlamak istemektedir.Ve bu adımlarında hiç te başarısız görünmemektedir.Ama iç savaş stratejisinin,bir asker-polis devleti ile askerileştirilmiş toplumun altyapısı gerek pratik anlamda ve gerekse de yasal anlamda hızla hazırlanıyor.Zaten göstermelik meclis ve sözümona "demokrasi" (burjuva anlamda bile) kurumları bu süreçle birlikte tam bir paçavraya çevrilmiştir.Açık muhtıralar ve hizaya getirmeler vs gibi.
Giderek meşruiyetini yitirmiş ve yığınlar nezdinde prestiji kalmamış burjuva aldatma kurumlarının tam da tümüyle ortadan kaldırılması,var olan cılız ve zayıf düzen bağlarının koparılması gerekirken ;öncesi süreç ve egemenelrin buraya gelinceye kadar ki amaç ve çıkarları göz ardı edilerek;oluşturulan ne idüğü belirsiz platform ya da bloklarla seçimlere katılmayı devrimcilik ve komünistlik sayan akımlar;gerçekte emperyalist kapitalist düzenin değirmenine açıktan su taşımaktadırlar.Oluşan çatlaklar ,kopuşların,çatışmaların,güven yitiminin derinleştirilmesi gerekirken ,bu burjuva meclis "aşkının" ML bir anlayış olduğunu ve ML bir taktik olduğunu iddia atmek ve sunmak en pespaye yalanlardandır.Duruma kılıf uydurma çabasıdır.Proletarya ve geniş emekçi yığınlarının aldatılması ve umutlarının yeniden burjuva faşist rejimin göstermelik demokrasi aldatmacasının parçaları olan kurumlarına yönelmesine hizmet etmek;devrim-sosyalizm ve komünizm davasının en basit yasalarına deyim yerindeyse ihanettir.
Biz klasik boykotçu olmadığımızı ve taktiğe nasıl baktığımızı daha önceki makalemizde dile getirmiştik.Yine basit bir ML kuralı hatırlayıp hatırlatmakta yarar vardır:Taktikler stratejiye uygun olarak üretilir,stratejiye hizmet eder.Stratejiden bağımsız bir taktiksel anlayış devrimci komünist olamaz.Stratejik temel hedef bu anlamda devrim-sosyalizm ve komünizm ise,yığınların bu düzenden kopuşunu hedefliyorsa,ki bu seçimlere ilişkin taktiği de belirleyen yine bu temel hedef ise bu blok zaten kendi yolunu çizmiştir açıkça.Artık ayrılık daha geniş anlamıyla taktiksel bir ayrılık olmanın ötesine geçmiş olup stratejik bir ayrılığa denk gelmektedir.Seçilen yol yola çıktıklarından da anlaşılacağı üzere devrim-sosyalizm-komünizm olmayıp düzenin iyileştirilmesi ve düzen içi reformlarla yetinen reformist bir yoldur.
Her kaos,her karmaşa,her çatışma ortamı,safların netleşmesine taşların yerli yerine oturmasına ve kimin hangi safta,nerede yer aldığına dair gelişmeleri üretir.Bu son 3 aylık gelişmeler ,daha öncesi ile de birleşik olarak ele alındığında net olarak,bu kaosun devrimci tarzda dönüştürülmesinin yolunun yığınlara ilişkin çalışmada düzen dışı alternatiflerin güçlendirilmesi,yığınların devrimci yola ve alternatiflere yönlendirilmesi olduğunun altını çizmek gereklidir.
Yığınların devrimci alternatiflere yönlendirilmesi ve düzenle bağlarını koparmak yerine,parlamento ve düzen içine dönük çalışma-bakış açısı, apaçık devrimci yoldan çıkıp reformist yola-düzen içine dönmektir.Sınıfa ihanettir.Sınıfın ve yığınların klik çatışmaları içinde kendi tarafını bulup,kendisi olup,mevcut durumunu ısrarla böyle bir oyunun içinde olmamasını öne çıkarmak iken,tam tersine parlamentoya olan inançlarını kuvvetlendirme başka türlü nasıl açıklanabilir ki?Mevcut durumda seçimlere katılmayı,propaganda-ajitasyon açısından gerekçelendirmek ise,koca bir yalan olacaktır.Zira propaganda-ajitasyon için illa ki seçimlere fiilen adaylarla katılmak gerekmemektedir.Bağımsız devrimci çalışma en etkil silahtır,devrimci irade ile birlikte.
Reformist-kemiksiz-omurgasız-proğramsız sözümona sol-sosyalist blokun sözümona bu seçim taktiği asla devrimci bir taktk olamaz,devrimci bir kafanın ürünü olamaz.Kaldı ki," körle yatan şaşı kalkar".yılların kaşarlanmış reformist ve revizyonistlerinin peşine takılmakta hiç bir sakınca görmeyen bugünün "devrimcileri ",yollarını şaşırmışlardır.
Bize düşen,mevcut durumu ve gerçekleri sonuna kadar açıklamak,ideolojik-teorik mücadeleyi yükselterek yığınları-proletaryayı aydınlatıp,bu kesimlerden pratik anlamda uzak tutmaya çalışmaktır.Bu seçimlerde tek komünist devrimci taktik ,sandığa gitmeme,bu klik çatışmalarının ve seçim oyununun figüranı olmayı red etmektir.Burjuva faşist düzenin kendini meşrulaştırma eyleminin bir parçası olmayı elinin tersiyle itmedir.Komünizm,bağımsız devrimci sınıf proğramının strateisinin ve onunla uyumlu taktiklerinin eseri olacaktır.Bunun için her zamankinden daha fazla enerjiye,çalışmaya ve uyanıklığa ihtiyaç vardır.
BURJUVA DÜZENİN SEÇİM OYUNUNUN FİGÜRANI OLMA!!
REFORMİST BLOKUN SEÇİM TAKTİĞİ KOMÜNİSTLERİN TAKTİĞİ DEĞİLDİR !!
KAHROLSUN HER TÜRDEN GERİCİLİK !!
KAHROLSUN SINIF İÇİNDEKİ SINIF DÜŞMANLARI !!
YAŞASIN DEVRİMCİ SINIF PROĞRAMI !!
YAŞASIN ÖZGÜRLÜK YAŞASIN SOSYALİZM !!
MahmutHalilCan(Sendiren)
www.ateshirsizi.tr.cx
gencsosyalist 04.06.2007, 22:54 Birşeyi, merak ediyorum.Türk bayragından neden bu kadar rahatsızsınız?
kimsenin türk bayrağından rahatsız olduğu yok.ama türk bayrağının bir siyasi partinin mitinginde ne işi var.sen kendi politikalarınla siyasetini yaparsın.eğer elinde türk,kürt,ermeni bayrağı varsa. sen bunların politikasını yapıyorsun demektir.anlatabildim sanırım..chp,mhp,akp,dp,gp,bbp,.. bunlar bayrağı politika aracı olarak kullanıyor...tkp buna kapılmamalı,unutmamalı ki deniz gezmiş yaşasın kürt ve türk halklarının kardeşliği diyordu.şimdi tkp liler kürt lafından korkar oldular...tkp işci partisinin 10 yıl önce ürkek milliyetçiliğini yapıyor.siz buna yurtseverlikde diyebilirsiniz...nasıl anladığınıza bağlı.ben yurtseverim diyenleri görüyoruz...bir elinde balta diğer elinde bayrak...işte yurtseverlik.
gencsosyalist 04.06.2007, 22:56 tkp işci partisinin 10 yıl önce ki ürkekliğini taşıyor milliyetçilik konusunda.
tkp işci partisinin 10 yıl önce ki ürkekliğini taşıyor milliyetçilik konusunda.
Farkında mısın?
Bir saptama yapııyorsun ama hep öyle havada kalıyor. Ben TKP'yi çok eleştiririm, ÖDP'yi de öyle, hatta EMEP'i de. Genel anlamda Türkiyede solu, nedeniyse hatayı nerde yapıyoruz diye düşünmem.
Ben burda öDP'ye ne aşkın partisi, laylaylom,tabela partisi diyotum.
Bu Türkiye'de kendini sosyalist sayanların magazini gibi birşey ve bence hata!
Ne de EMEP'e DTP'nin sosyalist kanadı diyorum,DTP'nin kuyruğu
Ne de TKP'ye aydınlar kulübu, burjuva devrimcileri, sekter diyorum.
Bunlar sol çevrelerden duyduğum dedikodular resmen.
Birbirinize karşı tahammülsüzsünüz çünkü derdiniz sosyalizmden çıkmış, particiliğe dönmüş.
Bu kanıya da bir takım legal partili solcunun söylemlerinde vardım,senin yazdıkların da destekliyor bunu, çünkü yaptığın yorum hiçbir habere, hiçbir kaynağa dayanmıyor.
Her partinin tüzüğü ortada, yaptıkları ortada, acaba sen bir sosyalist olarak tüm sosyalist yayınları okumaya gayret gösteriyor musun? Yoksa sadece ağbilerinizi mi okuyorsunuz?
Her şey bir yana, düşüncemi tekrar yazma gereği duyuyorum, önce sosyalist olmaya bakalım, parti bir amaç değil araçtır. Amacımız işçi sınıfı iktidarıdır.
Saygılarımla
gencsosyalist 05.06.2007, 09:17 Farkında mısın?
Bir saptama yapııyorsun ama hep öyle havada kalıyor. Ben TKP'yi çok eleştiririm, ÖDP'yi de öyle, hatta EMEP'i de. Genel anlamda Türkiyede solu, nedeniyse hatayı nerde yapıyoruz diye düşünmem.
Ben burda öDP'ye ne aşkın partisi, laylaylom,tabela partisi diyotum.
Bu Türkiye'de kendini sosyalist sayanların magazini gibi birşey ve bence hata!
Ne de EMEP'e DTP'nin sosyalist kanadı diyorum,DTP'nin kuyruğu
Ne de TKP'ye aydınlar kulübu, burjuva devrimcileri, sekter diyorum.
Bunlar sol çevrelerden duyduğum dedikodular resmen.
Birbirinize karşı tahammülsüzsünüz çünkü derdiniz sosyalizmden çıkmış, particiliğe dönmüş.
Bu kanıya da bir takım legal partili solcunun söylemlerinde vardım,senin yazdıkların da destekliyor bunu, çünkü yaptığın yorum hiçbir habere, hiçbir kaynağa dayanmıyor.
Her partinin tüzüğü ortada, yaptıkları ortada, acaba sen bir sosyalist olarak tüm sosyalist yayınları okumaya gayret gösteriyor musun? Yoksa sadece ağbilerinizi mi okuyorsunuz?
Her şey bir yana, düşüncemi tekrar yazma gereği duyuyorum, önce sosyalist olmaya bakalım, parti bir amaç değil araçtır. Amacımız işçi sınıfı iktidarıdır.
Saygılarımla
hadi ya... can yücelin dediği gibi sol tüzük meselesi değil,büzük meselesidir...senin eleştirilerini sadece ve sadece gülerek okuyorum... çünkü senin söylediklerinin de hiç bir tutar yanı yok...ben bunları hiç bir yerden okumadım. bizzat şahit oldum...şundan da emin olabilirsin.ben sadece abilerimiz olan oğuzhan müftüoğullarını değil, ibrahim kaypakkayaları ve hatta troçkiyi bile okuyorum...benim amacım burda çamur atmak değil,hep beraber bu çamuru temizlemek için...
ilkay123 06.06.2007, 20:45 haklısın. hiçbir düzen partisine oy vermemek lazım.
KATILMIYORUM.Bunun sonucunda da taksimde TKP nin probagandasini yapan gazeteyi dagitamaz duruma gelirsiniz simdi rahatca dagitabiliniyorsa chp ye oy kaybettirdiginizden ses cikarilmiyor..biraz mantigimizla düsünelim duygularinizla degil..saygilar.
gencsosyalist 12.06.2007, 10:02 KATILMIYORUM.Bunun sonucunda da taksimde TKP nin probagandasini yapan gazeteyi dagitamaz duruma gelirsiniz simdi rahatca dagitabiliniyorsa chp ye oy kaybettirdiginizden ses cikarilmiyor..biraz mantigimizla düsünelim duygularinizla degil..saygilar.
evet kesinlikle mantıklı olmak lazın,hadi ya ses çıkarılmıyormuş,taksimde dayağı yiyen sen değilsin.şimdi ses çıkarmıyorlarsa,çıkardıklarını sen düşün ben değil...ilk iş chp ye oy vermemek
sendiren 18.06.2007, 19:15 DÜNYAYI İSTİYORUZ KIRINTI DEĞİL
Türkiye Devrimci Hareketi(TDH) uzun yıllar önce giriştiği savaştan galip çıkmışa benzemiyor.Hala bir kör dövüşü gibi reformist revizyonizmle ciddi bir savaşım vermek zorunda olması gerçekten içler acısıdır.Zira bu savaşım kendi başına bir çok ciddi olumsuz gelişmenin de kendisi anlamına gelmektedir.Onlarca devrimci ve emekçi bu savaşın yanlış biçiminden kaynaklı olarak kaybedilmiştir.Amma velakin kimse de bunun hesabını hak ettiği biçimde vermemiş ve özeleştiri yapmamıştır.En azından bu savaşımın ciddiyeti ve anlamı üzerine birkaç satırı geçmeyen yazılar ve de propagandif birkaç makale dışında bu konu üzerine yazılıp çizilen hiçbir şey yoktur.Halbuki,sınıf savaşı ve mücadelesinin bir parçasıdır reformist revizyonizmle mücadele.
Reformist revizyonizm,işçi sınıfı içinde burjuva ideolojisinin bir yansımasıdır.Burjuva liberal demokrat çizginin bir ifadesidir.sınıf mücadelesinin tahrifatı,düzen içinde eritilmesi,düzeni hedefleyip ortadan kaldırmayan sınırlar içinde tutulması-boğulmasını amaç edinen bir Truva at ideolojisidir.Sendikal-düzen içi mücadelenin her şey;düzen dışı –devrim-özgürlük-sosyalizm mücadelesinin ise hiçbir şey haline getirilmesini amaçlayan bir burjuva ideolojisidir.Reformizm sınıf mücadeleleri tarihinin bir gerçeğidir ve de olmaya devam edecektir.Bu sınıfsal sağ sapma hareketi,sınıflar varlığını sürdürdüğü sürece varlığını sürdürmeye devam edecektir.Bu hareketin başarı ya da başarısızlığı ; Türkiye Komünist Hareketinin(TKH) gücüyle orantılıdır,tersten bir ilişki vardır.
Sınıf hareketi içinde ve daha doğrusu bugün TDH içinde ciddi bir etkiye ve etkinliğe sahip bu karşı-devrimci ideolojiye karşı savaşım vermek günümüzün en acil ve önde gelen görevleri arasındadır.Hızla karşı-devrim saflarına doğru kaymakta olan bir çok grup ve ya grupçuk vardır.(Neden TDH içinde dedik bu soruna ilişkin olarak?Bunun nedeni sınıf ile sınıf mücadelesini verdiğini iddia edenlerin bizlerde dahil hala sınıfla ciddi organik bağlar kuramamış olmasındandır.Hala bir sınıf hareketi olmak iddianın ötesine geçebilmiş değildir bir çok akım-hareket açısından.Bu açıklamayı yapmak zorunludur.)Zira kendi iç tutarlılığı olmayan hareket ve akımlar toplumsal rollere soyunduklarında asla ve asla amaç ve hedeflerine uygun bir rol oynayamazlar.Bunun yolu kalın sınırılar çizmektir her türden karşı-devrimci ideolojiye karşı.Ama mevcut koşullarda bunu başaran ya da hedefleyen bir ciddi harekete rastlamak olanaklı değildir.Bu anlamda olmak üzere bu savaşımın altını kalın çizgilerle çizmek gereklidir.
TDH ve TKH reformist revizyonizme karşı ciddi bir savaşım vererek bugünlere erişmiştir.Özellikle bugün TDH nin temel önderleri arasında sayılan Kaypakkayalar,Mahirler ve Denizler bu akıma karşı devrimci savaşım sloganı uğruna mücadele etmiş ve şehit düşmüşlerdir.Onlar,reformizme karşı devrim mücadelesinin bayraktarlarıdırlar.bugün ister devrimci demokrat(küçük burjuva devrimcisi) ve de isterse komünist devrimci akımlarca anılarının taze tutulmaya çalışılmasının nedeni de budur.Süreç devrim ile karşı devrim arasında ciddi bir açık mücadeleye sahne olacakken ,bu anlamda reformist revizyonizmin sınıf içindeki burjuva ideolojisinin uzantısı ve burjuvazinin ajan ideolojisi olduğunu anlamak ve algılamak ve buna karşı ciddi bir savaşım vermek özel bir role sahiptir.
70 li yıllarda atılmış köprüler şimdi yeniden farklı kimliklerle atılmak ve bağlar kurulmak isteniyor.80 süreci darmadağın olmuş TDH ve TKH ye yönelmekte olan hareketler açısından kesintiye uğramış bir sürece karşılık gelmektedir.Tamda taşlar yerli yerine oturmakta ve TKH gerçekten olması gereken yerlere oturacakken süreç kesintiye uğratılmıştır.Ama 80 faşist darbesinden sonra süreç bir kısım küçük grupçuğun kendi asli görevlerine yönelmesi ve ciddi özeleştirel süreçten kendince sonuçlar çıkarıp ileri taşınması işlevini görebilecekken gerek ideolojik gerek teorik ve de gerekse pratik anlamda yarım kalmış bir anılar bütünü olmuştur.Zira sınıfın kendiliğinden hareket ve de Kürt Ulusal Kurtuluş mücadelesinin farklı ilerleyişinden kaynaklı komplekslere girmiş bulunan hareket,yeni arayışlara girmiştir.Türlü uyarılara rağmen yapıştırmayı birlikten sayan bir yeni süreç başlamıştır.Süreci dönüştürenin komünist devrimci irade değil de, kafa ve kelle olduğundan hareketle alel acele kendince bir sürece girilmiştir.Bu öykünmeler süreci elbette tek yanlı olmamıştır.Her hareket ve akım birbirinin yerini doldurmak için alel acele bir kıran kırana savaşa girmiştir.
Dünün burjuva liberal demokratları olan CHP_SHP vs hızla merkeze ve sağa –emeğe uzak bir biçime ve de şu gün faşist diktatörlüğün siyasal partisi haline dönüşmesiyle birlikte,ondan boşalan yere dünün küçük burjuva demokratları olan geçmişin DY-bugünün ise ÖDP oturmaya başlamıştır.ÖDP den boşalan yerin taliplisi zaten dünden hazırdır.Oda geçmişin TDKP si bugünün EMEP idir.Geçmişin TDKP sinin yerini hızla MLKP almaya başlamıştır.Siyasal sürece bir dikkatle bakınız.Aynen bu gelişmelerle karşılaşmaktasınız.MLKP ve öncellerinden boşalan yer ise aynen MLKP öncellerinden ayrılmış ya da MLKP nin birlik kapsamında gördüğü hareketler almıştır.
Tüm bu süreç aslında ibretle izlenmesi gereken bir süreçtir. Tamamıyla burjuvazinin belirlediği gelişmelere boyun eğiş ve kabullenme vardır özgünde. Süreci belirleyen emperyalist kapitalizm ve sürecin peşinden giden bu saydığımız akım ve hareketler. Doğal olarak sürecin gerisinden gittikleri içinde ister istemez yığınları kazanmak ve sürece müdahil kılmak için kitle kuyrukçuluğu temel çalışma esası oluyor.Yani yığınları bulunmuş oldukları konumdan alıp ileriye ve komünizm hedefine kilitli hale getirmek yerine ,yığınların kendiliğinden bilincine teslim olmuş hareketler çıkıyor piyasaya.Yığınları eğitip mücadeleye sevk ederek onların komünist devrimci bilinçlerini geliştirmek yerine onların geri-olumsuz özelliklerini esas alan mücadele biçimleri esas mücadele biçimleri halini alıyor.Sınıfla ciddi organik bir bağa sahip olmayışta en sonuçta ,bu hareketleri semt organizasyonları ve gençlik üzerine kurulu bir mücadele anlayışına itmiş oluyor ki,bu gelişme lümpen proletarya ve de öte yandan reformist revizyonizmin ve dolayısıyla karşı devrimci emperyalist kapitalizmin değirmenine su taşıyor.
Komünist devrimciler yılların ölü toprağını üzerlerinden atıp,bu at izinin it izine karıştığı süreçte kendilerini net ve ileri bir biçimde yeniden yapılandırmak zorundadırlar.Asıl hedef olan komünizme giden yolda ortadan kaldırılması gereken emperyalist kapitalizmin sınıf içindeki ajanları olan reformist revizyonizmin etkisini sıfırlamak temel amaçlardan biri olmalıdır.Düzen içi iyileştirmeler ve düzen içi istem ve taleplerin gerçekleşmesi sınıfın gerçek ve nihai hedefleri değildir ve de olamaz.Komünist devrimciler düzenin kemiklerini değil,kırıntılarını değil;dünyanın kendisini istemektedirler.Bu uğurda yıllarca kan-can pahasına mücadele vermektedirler ve de bundan sonra da vereceklerdir.Yollarına çıkacak olan emperyalist kapitalizmin uşaklarına ve onların politikalarına bakış açıları da bu bilinç ve eylem hattıyla bire bir karşılıklıdır…
MahmutHalilCan(Sendiren)
www.ateshirsizi.tr.cx
|
|