Orijinalini görmek için tıklayınız : siyaset meydani-


Naz
29.12.2005, 02:28
arkadaslar bugun siyaset meydanina baktim atv, recep tayyib erdogan konuktu ve cocuklarda studyo izliycisiydi. bir cok sorular soruldu ve konusmalar yapildi, turkiyedeki egitim ile ilgili yaralar tartisildi, bunlar ne kadar dikkate alinir ne kadar bu sorunlarin, yada kanayan yaralar demeli, ne kadari cozulur tartisilir. ama beni gercekten gururlandiran ve boyle olmali,sesimizi duyara bilmeli kendimizi boylesine ifade edebilmeliyiz dedigim bir olay oldu, iki alevi cocugumuz sazlariyla orada idi. ve Ali Kircan'nin 'ikinizde Alevi kokenli ailelerden geliyorsunuz yanilmiyorsam' demesine buyuk bir gururla sesle bile titremeden evet demeleri cok guzel birseydi. ayrica yasadiklari sorunlarada cok guzel ifadelerle deyindiler, saz calip 'otme bulbul' turkusunu soylediler. o an tuylerim urperdi gercekten o iki canimizla gurur duydum. ama daha onemlisi genc kizimizin basbakana yonelttigi sorular ve yasadiklari zorluklari ifadesi oldu.

1- okullarda alevi sunni ayrimciligi...

'okullarimizda hala Alevi sunni ayrimciligi yapilmakta. Aleviler Hz Muhammede argo kelimler/kotu sozler kullaniyor (ki Muhammed bizimde Pegamberimizdir)Alevilerin bulundugu ortamlarda bulunulmamali, yemek yenilmeli, kisacasi onlarla hic birsey paylasilmamali diye dusunen arkadaslarimiz. ve buda bizi rahatsiz etmekte ayni zamanda uzmekte.'

2- alevilik ilkokul egitiminden baslamali anlatilmaya...

'Alevilik ilkogretimden baslamali anlatilmaya, bu Alevi cocuklarindan ziyade sunni kokenli arkadaslarimiza ogretilmeli, din derslerinde bir nebzede olsa Alevilik kapsanmali, bizim kulturumuz unutulmamali ve yanlis degerlendiren arkadaslarimiza gercekleri gosterilmeli, ki bu bize karsi yapilan ayrimci ve siddet iceren tavirlari degistirebilsin, ve bizler yargisiz infazlardan kurtulalim. cocuklar kulaktan dolma bilgilerle bizlere bu yaklasimlari sunuyor eger egitim temeli altinda bunlara isik tutulursa bizde bu tur davranislara maruz kalmayiz.'

3- egitimdeki yetersizlikler...

'ozellikle guneydogu anadolu olmak uzere, dogu kapsamindaki illerdeki yetersizlikler bizlere imkan yerine korelmis imkansizliklar sunmaktan baska birsey vermiyor. bu illere (yine alti cizilerek belirtildi) ozellikle Hakkari, Bingol ve Sirnak.. ki turkiyenin en ucra koseleri olarak goruluyor, yeterli egitim donanimi saglanilmiyor, ogretmen kadrolarinin yetersizligi ve zayifligi, bir cok atanan ogretmenin stajyer olmalari, okul yetersizlikleri, yuksek okullarin olmamasi halkin bazi unsurlarda aydinlantilmamasi bizlerin egitimlerini yada egitim alma cabalarini kostekliyor...'

bu tartisma gercekten benim ilgimi cekti... ve ozetle aldigim notlardan bir kacini burda yazdim... basbakanin verdigi cevaplar tabiki tahmin edilir tarzdan yapariz, yapmaya gayret gosteriyoruz vs vs... yani her soruya bir cevap .... tekrar belirtiyorum benim icin en onemli bolum Alevilik ile alakali oldu acikcasi, ve gercekten bizim cocuklarimizin bu kadar yureklilikle cikip orda konusabilmeleri cok gururlandirdi beni. ayrica Ali Kirca'yida tebrik etmeden gecemiycem cunku bu konuyu baya usteledi, ve bizim sesimiz oldu biran, sorulari gecistirmek yerine irdeledi ve cevap arayisini aleni sekilde belli etti... tabi soyledigim gibi ne kadar dikkate alinir bunlar bilmiyorum... ama bildigim birsey varki bugun bir ses, yarin iki sonra digerleri.... hak arandikca bulunur... bizler kendi sesimizi cikarmazsak kimsede bizi duymaz....

ni_u
29.12.2005, 03:11
naz arkadaşım bu olaylar 1 , 2 ay önce medyatik bir olay oldu..

insanlar alevilik hakkındaki bir çok şey değişmiş olabilirde olmayabilirde tabiki

insanlarda bitiyor..

gerçekten günümüz türkiyesinde hiç bir olay uzun vadeli olmadı..

daha 1 , 2 aya kadar alevilik konuşulurken..

ve olayı çözümünede kavuşturamadı..

yine kapanmıştı bugun ali kırca yine bu konuyu açıklığa kavuşturdu..

bu yine unutulacak insanlarda bu olay net bir gözle yine bakılmıcak..

ama yinede bu konu açılması güzel bir şey..

Naz
29.12.2005, 03:20
ni u bence ne kadar cok dilegetirilse o kadar kalici olur, kaldiki bu konular kapanmiyor aslinda, gozardi edilmeye calisiliyor ve ortbas politikasi yapiliyor, ama birsey varki bizler ha yine unutucaklar diyerek birakmamaliyiz, unutsunlar biz her firsatta dilegetirip bunu yine karsilarina cikarmaliyiz. kaldiki yineliyorum bunlar unutulan konular degil aslinda, pekala iyi hatirlarinda ama surekli konulari unutmuyor unutturmaya calisiyorlar, gozardi ederek konulari baska boyutlara goturmek istiyorlar... bizler buna firsat vermemeliyiz iste...

bu programla ilgi zaten en hosuma giden yon daha yaslarinin kucuk olmasina ragmen bizden olan cocuklar boyle cesurca bazi seyleri dilegetirebilmis olmalari...

ni_u
29.12.2005, 03:29
niceler gitti bu yolda ve hala arkalarından dile getirmeye devam ediliyor....

ama burda biz insanlar görevimiz olan herşey yapılması gerekiyor...

ne kadar çok ses o kadar görültü oluşur ve rahatsız olurlar ..

bir çok insanda bunu yapmadığınada inanıyorum..

Ezo
29.12.2005, 16:50
Sevgili Naz,
ben izleyemedim neyazikki çalistim ama bugun ablamla bizde bu konustuk oda sizin gibi çok gururlandigini o 2 canin sesinin bile titremeden evet biz aleviyiz deyislerine ve sorunlarimizi çocukta olsalar dile getirmelerine....Suan bir sol yok bence bizlerin dili olacak sayilacak insanvar neyazziki bende pek sesimizin çiktigini düsunmuyorum, biz alevi toplumu tek agiz olamiyoruz en büyük sorun burdan basliyor....

mercan
29.12.2005, 16:59
Naz gerçektende çok doğru diyosun ben izlemedim ama biyerden kopyasını bulup izlicem en kısa sürede (siyaset meydanını kaçırmıyan ve her bölümünü çeken bi arkadaşım varda:3D_NG: )
Keşke herkes o iki genç gibi yürekli olsa saklanıcak bişey olmadığını anlasalar bu 2 genç umarım örnek olur :))

Adam
29.12.2005, 17:39
Ben de siyaset meydanını kaçırmam çok büyük zevkle izlerim. Ali Kırca zaten son derece karakterli ve değerleri uğruna her şeyi göze alan bir insan (siyasal söylemlerinden ötürü askeriyeden atılmıştır)
Mercan ya bir kopya da bana alabilir misin? İktisat sınavına kastım bütün gece izleyemedim :(

Naz
29.12.2005, 23:07
Buyrun bunlarda Sabah Gazetesinin notlari...


"Özgürlüğün gereği olmalı"

Erdoğan, ATV'de yayınlanan ''Siyaset Meydanı'' programında, ülkenin çeşitli yerlerinden gelen gençlerin sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Ceza Kanunu'nun ''Türklüğe hakaret'' suçunu düzenleyen, yazar Orhan Pamuk'un yargılandığı 301. maddesiyle alınacak kararların geleceğe yönelik içtihatları oluşturacağını söyledi.

Erdoğan, ''Çok acele etmemek lazım. Daha yeni çıkarılmış olan bir yasa bu. Bir yürüyüşü görelim, bakalım ne gibi kararlar çıkacak. Bunun aksamaları ciddi manada varsa, o zaman tabii ki yasama oturacaktır, bununla ilgili yeni bir değerlendirme yapıp yeni bir kararı da alacaktır'' dedi.



Programa Şemdinli'den katılan bir gencin, yaşadığı yerdeki öğretmen ve okul açığını dile getirmesi üzerine Erdoğan, bölgede okul sayısının artırılması için çaba gösterdiklerini söyledi.

Buradaki sınıf öğretmeni açığının kapatılmasının ardından, branş öğretmeni açığının kapatılması için çalışacaklarını bildiren Erdoğan, bunun için sözleşmeli öğretmen uygulamasına geçileceğini söyledi.

Erdoğan, bölgeye Toplu Konut İdaresi'nce öğretmen, polis, yargı ve sağlık mensupları için lojman inşa edileceğini de bildirdi. Selimcan isimli bir gencin yolsuzlukla mücadeleye ilişkin bir sorusunu da yanıtlayan Erdoğan, 3 yıl önce iktidara gelmelerinin ardından bu konuda başlattıkları çalışmaları anlattı. Muhalefet partilerinin yolsuzlukla ilgili birtakım iddialar dile getirdiklerini kaydeden Erdoğan, iddianın ispatı gerektirdiğini, ancak bu iddiaların ispatının olmadığını söyledi.

Yaptıkları ihaleleri kazanan yabancı sermayenin Türkiye'ye girmesinin bir avantaj olduğunu belirten Erdoğan, bundan korkulmaması gerektiğini bildirdi. Erdoğan, şu anda Meclis'te AK Parti Grubu'nda yolsuzluklara bulaşmış, hakkında hukuki dava süreci olan kimse bulunmadığını da söyledi.

Parti programına dokunulmazlıklarla ilgili anlayışlarını koyduklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: ''Ama burada sadece siyasetçinin dokunulmazlığının kaldırılması değil. Bu Türkiye'de siyasetin yıpratılmasına yönelik bir adım olur. Eğer dokunulmazlıkların kaldırılması isteniyorsa, bu ülkede ne kadar dokunulmaz varsa hepsinin dokunulmazlığı kaldırılsın. Bu bizim programımızın içerisinde var. Önce bunun bir defa halli gerekir. Hep
birlikte bu olursa eyvallah. Ama aksi takdirde bu siyaset kurumunun yıpratılmasını getirir ki, çok ciddi bir yanlıştır. Biz o zaman siyasiler olarak birilerinin elinde çelik çomak haline geliriz. O bakımdan söylediğimiz, sadece siyaset müessesi veya siyasetçiyle değil bütün dokunulmazlıkları olanlarla ilgilidir. Bu hep birlikte olursa bunun yanında varız.''

TÜRKİYE'NİN AB'YE ÜYELİK SÜRECİ

Bir başka soru üzerine, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde bugüne kadar yaşanan gelişmeleri de anlatan Erdoğan, iktidarları döneminde Kopenhag siyasi kriterlerinin halledildiğini, müzakere süreciyle ilgili tarih alındığını ve halen tarama sürecinin devam ettiğini söyledi.

Erdoğan, 2006 yılının Mart ayından itibaren de müzakerelere başlanacağını söyledi. Bunun uzun bir yolculuk olduğunu ve sıkıntıları bulunduğunu kaydeden Erdoğan, İngiltere'nin müzakere sürecinin 11 yıl devam ettiğini anımsattı.

Serbest dolaşımın yeni bir olay olmadığını ifade eden Erdoğan, bu süreç içinde birçok şeyin değişeceğini söyledi. Erdoğan, ''Önce bu tarama ve müzakere süreci içerisinde muhataplarımızla, gerek Avrupa Birliği Komisyonu üyeleriyle gerekse konsey üyeleri ki bunlar devlet başkanlarıdır, başbakanlardır, bunlarla münasebetlerimizi gayet iyi
götürmemiz lazım'' dedi.

Uyum yasalarının çıkarıldığını ama bunların hayata geçirilmesinin esas olduğunu belirten Erdoğan, bu süreçte en önemli adımın Maastricht kriterleri olduğunu söyledi. Erdoğan, ''Bunları da süratle halletmemiz gerekecektir. Bunları da gerek tarama, gerek müzakerede halledip uygulamaya koyduğumuz andan itibaren biz görevimizi yapmış oluruz.
Bundan sonraki görev konsey üyelerine aittir, bunu da bekleme hakkımız doğacaktır'' diye konuştu.

ORHAN PAMUK HAKKINDAKİ DAVA

Erdoğan, yazar Orhan Pamuk hakkındaki dava ve Türk Ceza Kanunu'nun301. maddesinin değiştirilmesi için hazırlık olup olmadığı sorusu üzerine de şunları söyledi:

''301. madde Avrupa Birliği'nde, komisyonda bunlar da görüşüldü ve 305 ile ilgili mesela olumsuz yaklaşım sergilendi, onların arzu ettiği şekilde düzenlemelere gittik. 301 ile ilgili böyle bir muhalefet gelmedi. Şu anda ise daha işin başındayız. 1 Haziran'da başladı bu süreç 6 ay oldu. Alınacak kararlar geleceğe yönelik içtihatları oluşturacak. Bunda tabii çok acele etmemek lazım. Daha yeni çıkarılmış olan bir yasa bu. Sayın Gül'ün dediğini ben de paylaşıyorum ama, burada bir yürüyüşü görelim, bakalım ne gibi kararlar çıkacak. Bir yerde hakikaten bunun aksamaları ciddi manada varsa, o zaman tabii ki yasama oturacaktır bununla ilgili yeni bir değerlendirme yapıp, yeni bir kararı da alacaktır. Ben şu anda biraz izlemeliyiz diyorum. Eğer biz 5-6 ayda kanun yapıp kanun bozarsak doğru olmaz. Biraz bu süreci izlemekte fayda var diye düşünüyorum. Ama buna rağmen arkadaşlarımızla oturur değerlendirmelerimizi yaparız, eğer gerekiyorsa bu adımı gene atarız. Burada bir sıkıntımız yok. Özellikle insan eksenli düşünme bizim için ideal olduğundan, özgürlükler bizim açımızdan çok çok önemli olduğu için özgürlüklerin sınırı burada kısıtlanıyorsa böyle
bir şey varsa o zaman bu adım evrensel değerlere denk düşmelidir, adım atılır.''

Yargıtay'ın, daha önceki Türk Ceza Kanunu'nda yer alan 159. madde ile bir karar verdiği, yeni TCK'da bunun yerini 301. maddenin aldığı anımsatılarak, ''Sanki top Adalet Bakanı'na geçmiş gibi gözüküyor. Bu içtihat kabul edilerek 301'de acaba Adalet Bakanı devreye girebilir mi?'' sorusu üzerine de Erdoğan, Pazartesi günü toplanacak Bakanlar Kurulu'nda bu konunun da değerlendirileceğini bildirdi.

Erdoğan, ''Bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra olması gereken adımı hep birlikte atarız. Bu konuda şöyle olur dersek bu yanlış olur.Çünkü burada geleceğe yönelik bir karar verilecek. Bunların hepsi birer aynı zamanda içtihat oluşturacak. Dolayısıyla bunun değerlendirmesini yapacağız, bu konudaki danışmanlarımızın kanaatlerini alacağız. Bakanımız çalışmalarını yapıyor ondan sonra kararımızı vereceğiz'' diye konuştu.

Erdoğan, bu konudaki kanaatinin sorulması üzerine de, ''Özgürlüklerin gereği neyse bu olmalıdır diye düşünüyorum, inanıyorum ve ben bu işin bedelini, faturasını ödeyerek gelmiş birisiyim. Bundan dolayı da yapılması gereken neyse yürütme olarak bizim yapabileceğimiz bir şey varsa bu yapılır'' dedi.

Naz
29.12.2005, 23:08
devam...

Programa katılan gençlerden birinin ''Öğrenciler ÖSS'den sonra belli başlı üniversiteleri tercih ediyorlar. Yeni sistemle birlikte diğer üniversiteler de ön planda tutulacak mı?'' sorusuna Başbakan
Erdoğan, ''Ben üniversiteyle ilgili konuşmayım'' yanıtını verdi.

Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden bir öğrencinin ''Okullarımızda müfredata aykırı hiçbir şey yok, öğretmenlerimizi devlet atıyor, maaşlarını devlet veriyor. Aynı devletin bizim önümüzü kapatması çelişkili bir durum oluyor. Bu sıkıntı bizi rahatsız ediyor. Bize imam olacak gözüyle bakılıyor'' şeklindeki sözleri üzerine Erdoğan, ''Biz ilkokulu bitirdikten sonra girdik. Biz girdiğimizde nasıl ki şu anda toplumda böyle bir hava oluşmaya başladıysa, bize de o zamanlarda imam mı olacaksınız, cenaze mi yıkayacaksınız? diye yaklaşıyorlardı'' dedi.

İmam Hatip Lisesi'ni bitirdikten sonra yatay geçişle düz lisede fark dersleri vererek, üniversiteye gittiğini belirten Başbakan Erdoğan, ''Şu anda maalesef bu yavrularımızın bu kapıları da kapatıldı. İmam hatip liselerinden direk üniversiteye gidiş varken, bu
kaldırıldı. Bizim hükümet, yatay geçişe hiç olmazsa kapı açılsın diyor. Buna da birileri engel olmaya çalışıyor. Bu çocuklar, bu ülkenin çocukları değil mi?'' diye konuştu.

''HANGİ AKLA HİZMET EDİYORLAR DA ÖNLERİNİ KESİYORLAR''

Erdoğan, 4 çocuğunun da imam hatip lisesi mezunu olduğunu, Türkiye'de ÖSS sınavındaki katsayı nedeniyle Amerika'da okuduklarını ifade ederek, ''Hangi akla hizmet ediyorlar da önlerini kesiyorlar'' dedi.

Programın sunucusu Ali Kırca'nın, soruyu yönelten çocuğun bu okulun kendi tercihi olup olmadığını sorması üzerine Erdoğan, şunları söyledi: ''Bu sadece imam hatibe giden çocuklar için geçerli değil, bütün çocuklar için. Anne, baba en güzel ortamda çocuğunu yetiştirmek isteyecektir. Bu tercihler isabetli olur, olmaz ayrı mesele, bu zaman zaman imkanlarla doğru orantılı olur olmaz ayrı mesele. Ama biz buna zaten müdahale edemeyiz. Kalkmıştır, tercihini bu istikamette kullanmıştır.

Beni babam gönderirken, benim oğlum gitsin, hem dinini iyi öğrensin hem pozitif ilimleri orada okusun diye düşündü. Ben şimdi ülkemde başbakanlık yapıyorum. Ben bu göreve gelirken halkım beni bu yönümle, bu özelliklerimle bilerek bu göreve getirdi. İstanbul'a belediye başkanı yaparken, bu özelliklerimi bilerek getirdi. Yani burada bu mezun olduğum okulları gizleyerek, halkımın karşısına çıkmadım ki bunlarla geldik.''

Erdoğan, ''şu anda Türkiye'de bir gerilim ortamının tesis edildiğini'' ifade ederek şöyle devam etti: ''Eğitim özgürlüğü diyorsak, bir defa bunun önünün açılması lazım.Eğitim özgürlüğüne ket vurulmaması lazım. Bırakalım çocuklarımız yarışsınlar. Bakın bir gariplik var. Şimdi imam hatiplilerin narına meslek lisesi mezunları da yanıyor. Bunların oranı ne kadar biliyor musunuz? Bu yavrularımızın oranı yüzde 3, öbürleri yüzde 27 civarında.Şu anda üniversitelere giremiyorlar. Burada bir terslik daha var. Meslek lisesi mezunu yatay geçişle düz liseye giremiyor. Ama çok enteresan düz lise mezunu yatay geçişle meslek lisesine geçebiliyor. Böyle saçmalık olur mu? Bunun düzeltilmesi lazım. Şimdi bizim Talim Terbiye Kurulumuz, bununla ilgili bu yanlışı daha kısa bir süre önce yapılmış olan bu yanlışı düzeltiyor. Bunun üzerine, bakın YÖK hemen üzerine gidiyor, bir siyasi parti, özgürlüklerden yana güya, bunun üzerine gidiyor. Bu nedir? İnsan başka şeyler düşünüyor.''

''BENİ ÜNİVERSİTE İÇİN KONUŞTURMAYIN''

Erdoğan, Kırca'nın ''Beni üniversite için konuşturmayın dediniz'' sözünü hatırlatarak, ''YÖK'e karşı bütün bu nedenlerden dolayı düşmanlık duygunuz var mı?'' sorusu üzerine ''Asla, nasıl olur, ben üniversiteye nasıl düşman olurum'' yanıtını verdi.

Erdoğan, YÖK'ün şu andaki yapısı, mevzuatıyla alakalı sıkıntıların sadece kendisinin değil, Türkiye'de herkesin dillendirdiği konu olduğunu söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Ama biz iktidar olduğumuz için şu anda farklı yaklaşımlar söz konusu. Ben onun için bu işin içinde duracak değilim. YÖK ile ilgili çalışmalarımızı biz buzdolabına koyduk. Şu anda bu yavrularımıza yapılanı yanlış buluyoruz. Yani biraz vicdan sahibi olan bu yavrularımıza bu yapılanı asla tasvip edemez. Avrupa'ya git, Amerika'ya git, Uzakdoğu'ya git, böyle bir şey yok. Bu sadece Türkiye'de, bize münhasır bir şey. Eğitim özgürlüğü noktasında özgürlüğün kısıtlanması.''

''YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın ile ilgili bir temasınız oldu mu? Medeni anlamda ilişkileriniz devam ediyor mu, kesintiye mi uğradı?'' sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''Yani ben kendisini aramış değilim. Ama herhangi bir münasebet gerektiğinde, bunu engellemek diye bir şey olamaz. Fakat kendisiyle uğraşmak gibi bir derdim, bir sıkıntım yok. Alanı farklı, alanım farklı. Ama ben diyorum ki 'o kendi görevini yapsın, biz de kendi görevimizi yapalım'.

MESLEK LİSELERİ

Mesela üniversiteler geliyorlar, ortaöğretim müfredatını hafif buluyorlar. Yani bunu neye dayanarak, söylüyorsunuz. Efendim, 'Biz yeniden matematik öğretiyoruz.' Böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Bir defa bununla ilgili olarak yeni müfredat dünyadaki akranları arasında ne eksik ne fazla bilgiyle karşılaşmamamızı hedefliyor. Biz de yapılan iş bu.''

Bir gencin, sağlık meslek lisesinde okuduğunu belirterek, meslek liselerinin önünün açılmasını istemesi üzerine Başbakan Erdoğan, ''Bu yavrularımızın derdi ortada. Yani bunu nasıl görmezlikten gelirsiniz. Türkiye'de düz lise yüzde 70'dir. Batıda tam aksidir. Batıda düz lise yüzde 25-30, meslek liseleri 70 civarındadır. Batıda daha ortaöğrenimde yönlendirme başlıyor zaten'' dedi.

Naz
29.12.2005, 23:09
"Suriye Irak gibi olmasın"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Irak'taki bir gelişmenin Suriye'de de olmasını temenni etmediklerini belirterek, ''Tabii ki böyle bir sınır komşumuzun bu tür bir sıkıntı içerisine girmesini istemeyiz. Bunun için de arabulucu olup bu işi çözmenin gayreti içerisindeyiz'' dedi.

ATV'de ''Siyaset Meydanı'' programında gençlerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Alevilik konusunun ortaöğretimde din kültürü ve ahlak bilgisi dersine konulması ile ilgili çalışma yapıldığını belirterek, çalışmanın ilköğretim okulları için de sürdüğünü bildirdi.

Erdoğan,
bir katılımcının bu konuda ayrımcılık yapıldığı görüşünü dile getirmesi üzerine, Aleviliğin doğru kaynaklardan öğrenilmesinin ve ayrılıkların ortadan kalkmasının gereğine işaret etti.

Bir başka soru üzerine, her ülkenin resmi dili olduğunu ifade eden Erdoğan, farklı etnik unsurların da kendi ana dilleri olabileceğini söyledi. Ana dille resmi dilin birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, etnik unsurları fazla olan bir ülkede resmi yazışmaların bu dillerle yapılmasının mümkün olamayacağına işaret etti.

Türkiye'de bir resmi dil bulunduğunu, bunun da Türkçe olduğunu kaydeden Erdoğan, ana dillerde kurslar açılabileceğini söyledi. Erdoğan, Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulup okutulamayacağı sorusu üzerine de, ''O bir altyapı işidir. İleride olur mu, olmaz mı süreç içerisinde belki konuşulur, tartışılır. Ama şu anda böyle bir şey söz konusu değil'' dedi.

Bir katılımcının Bingöl'e stajyer öğretmenlerin gönderildiğini söylemesi üzerine Erdoğan, bu ifadenin yanlış olduğunu, buraya gönderilenlerin içerisinde stajyer öğretmenlerin de bulunabileceğini, bundan sonraki süreçte bölgedeki öğretmen açığının giderileceğini bildirdi.

Rize'de üniversite açılmasıyla ilgili bir soruya karşılık da Erdoğan, 15 yeni üniversite kurulmasının bugün TBMM'de ele alınacağını söyledi. Üniversiteler kurulurken altyapının göz önüne alınması gerektiğini ifade eden Erdoğan, kendisinin Siirt milletvekili olduğunu, ancak altyapı oluşmadığı için bu şehre üniversite açılması talebinde bulunmadığını söyledi.

Naz
29.12.2005, 23:10
İstanbul'un göç sorunu

Başbakan Erdoğan, İstanbul'un göç ve sınıflardaki öğrenci yoğunluğu sorunlarının dile getirilmesi üzerine, İstanbul'un göç alan bir il olduğunu, aynı zamanda nüfusunun da arttığını söyledi.

Bu şehirde çok sayıda okul yapılmasına rağmen nüfusunun artış hızına yetişilemediğini kaydeden Erdoğan, ''Benim 1994'de Belediye Başkanı olduğum dönemde bir açıklamam vardı. Bunu nedense o zaman ciddiye almadılar. Şu anda da aynı şeyi söylüyorum, bu göçün durdurulması noktasında adım atılması gerekir'' diye konuştu.

Türkiye-İsviçre maçında
çıkan olaylara ilişkin görme engelli bir gencin sorusunu da yanıtlayan Erdoğan, bunların tasvip edilemeyeceğini söyledi. Erdoğan, ''Futbol bir yerde hırs işi. O hırs sizi bir noktaya getirebiliyor. Bir de 4 gol siz atmışsınız, 4 gol de onlar atmış ve maalesef averaj mantığıyla Almanya'ya gitmeyi kaybetmişsiniz. Bu tabii biraz da orada hakikaten böyle biri sıkıntıyı meydana getiriyor. O maçın bir psikolojisi, ciddi bir psikolojisi var. Bu psikoloji sebebiyle de böyle bir netice meydana gelmiş olabilir. Ama tasvip edilir yanı yok'' diye konuştu.

Erdoğan, başka bir soruyu yanıtlarken de, engelli ve normal öğrencilerin birarada eğitilerek, birlikte yaşama özendirme çalışmasını devam ettirdiklerini söyledi. Türkçe'nin kullanımıyla ilgili bir öğrencinin görüşlerini aktarması üzerine Başbakan Erdoğan, ana dilin iyi öğrenilmesi halinde yabancı dilin daha kolay öğrenilebileceğini söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Duvarlara, dükkanların isimlerine bakıyorsunuz, ne komplekstir bu. Böyle şey mi olur? Ülkemizde kelimeler mi bitti? Türkçe'de, sözlüğümüzde kullanılacak kelime mi yok? Türk vatandaşı, Türk milleti bu kompleksi atmalı. Böyle bir kompleks taşımamalı. Onurla, gururla dükkanına Türk ismini koymalı. Bunu yapacağız ki, nesiller özgüvenle yetişsin. Bunu yapamazsak bu özgüveni kaybederiz.''

Nihat Sami Banarlı isimli yazarın ''Türkçe'nin Sırları'' isimli kitabından örnek veren Erdoğan, Türkçe'nin daha da güçlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Milletleri birleştiren en önemli unsurların başında dil ve din geldiğini belirten Erdoğan, din ve dil birliğinin sağlanması gereğine işaret etti. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bunlar çok önemli şeyler. Onun için de işte o alt kültür dediğinizde orada dinler var. Bunları bir tarafa atamayız. Bunların güvence altında olması lazım. Dilin güvence altında olması lazım. Bunları bir tarafa atamayız, dışlayamayız. Bunları başarılı bir şekilde de götürmek lazım. Bu sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, birbirini daha iyi anlamayı getirir. Bunları kaybettiğiniz zaman birbirimizi anlayamayız.'' Okullarda tam gün eğitime geçilmesiyle ilgili bir soru üzerine de Erdoğan, hedeflerinin bu olduğunu söyledi.

MİLLETVEKİLİ YAŞININ DÜŞÜRÜLMESİ

Başbakan Erdoğan, milletvekili yaşının düşürülmesiyle ilgili bir başka soru üzerine, ''Bu tezi aynen devam ettiriyoruz. Bu bir Anayasa değişikliği gerektiriyor. Çünkü Seçim Yasası ile alakalı bir konu. Burada maalesef mutabakatın sağlanması şart. Bu mutabakatın sağlanması
halinde ben 25'i savunuyorum. Seçilme yaşının 25 olmasını savunanlardanım. Belediye meclislerinde bu olduğuna göre gelin bunu milletvekilliğinde de yapalım'' diye konuştu.

Erdoğan, bunun çok ciddi bir rekabet getireceğini, siyasetin gençleşmesiyle Parlamento'nun da gençleşeceğini söyledi.

SURİYE VE İRAN'A MÜDAHALE TARTIŞMALARI

Erdoğan, ''Türkiye ile ABD'nin, Suriye ve İran'a ortak bir müdahalesi konusunda bir politika geliştirilmesi yolunda hazırlıkların alttan alta ısıtıldığı'' iddialarının anımsatılması üzerine de, uluslararası münasebetlerde bu tür kararların anlık olduğunu, ''Davul zurna çala çala gelmediğini'' söyledi.

Yargısız infazın doğru olmadığını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Biz şunu söylüyoruz. Suriye bizim sınır komşumuz. 8 kilometre sınırımız var. Yıllardır birbirimize dargın olmuşuz, hatta düşman hale gelmişiz. Ama bunlar atlatılmış, karşılıklı olarak birbirimize gidip gelmeye başlamışız. Onlar bütün mayınlarını sökmüşler, asker bırakmamışlar sınırlarında. Biz mayınları artık sökmeye başladık ve karşılıklı anlaşmalar yaptık. Bu anlaşmaların yanında ortak yatırımlar planlanıyor. Tabii ki böyle bir sınır komşumuzun bu tür bir sıkıntı içerisine girmesini istemeyiz. Bunun için de arabulucu olup bu işi çözmenin gayreti içerisindeyiz.''

Türkiye'nin İtalya ve Yemen ile birlikte ''Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'' içinde eşbaşkan olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunun gereği olarak da Ortadoğu'daki bu gelişmeler içerisinde inisiyatif alma gayreti içinde olduklarını bildirdi.

Erdoğan, ''Temennimiz odur ki Irak'taki bir gelişme Suriye'de de olmasın. Kaldı ki PKK terör örgütüyle ilgili de bizim artık Suriye ile görüşmelerimiz teröristlerin teslimi noktasındaki çalışmalar da olumlu istikamette gelişmeye başladı'' diye konuştu.

İran ile de bu noktada olumlu gelişmeler yaşandığını bildiren Erdoğan, bu ülkeye ilişkin nükleer kitle imha silahlarıyla ilgili endişe taşındığını kaydetti. Erdoğan, ''Temennimiz odur ki orada da böyle bir şey patlak vermesin'' dedi.

Naz
29.12.2005, 23:12
evet program daha oncede belirttigim icin cok ilginc geldi bana, belkide cocuklarin birebir katilmasindan olsa gerek. dun aksam programi kaciran arkadaslar icin yukarida daha genis kapsamli bi ozeti var programin.

kaynak Sabah Online gazetesi,29.12.05

mercan
31.12.2005, 01:31
Ali Kırca zaten son derece karakterli ve değerleri uğruna her şeyi göze alan bir insan (siyasal söylemlerinden ötürü askeriyeden atılmıştır)


Şimdi bişeyi merak ettim acaba Ali Kırca'nın alevi olma olasılığı % kaç ???
geçen sene yada bi önceki sene bi seyirci telefonla bağlanmış ve sayın ali kırca ben sizin alevi olduğunuzu biliyorum demiş :3D_NG (9) heheh bu olayı duydum bi arkadaştan... bileniniz varmı

Adam
31.12.2005, 01:52
Yok alevi değil fakat önemli de değil son derece değerli bir insan.

mercan
31.12.2005, 02:10
Yok alevi değil fakat önemli de değil son derece değerli bir insan.

bencede önemli değil sadece merak ettim :))

izmirksk
31.12.2005, 02:22
ali kırca eh işte..
bence tabi

rockçı turna
31.12.2005, 12:07
ali kırca eh işte..
bence tabi

ali kırca ie ilgili benim aklımda kalanlar;

refahyol hükümeti dönemimnde siyaset meydanında refah partisi kadın kolları bşk.na verdiği cok oturaklı bir cevap, 1999 seçimlerinde tarafsız olması gereken ana haber bülteninden anap ve dsp için yaptıgı taraflı haberler ve yorumlar, harbiye acık havadaki mahsuni şerif i anma konserine gellmiş olması ve son olarak ta bugün akp hükümeti ve islamcı cevreler lehine gecmişte anap ve dsp için yaptıklarını yapıyor izlenimini, en azından bana vermesi.

fakat yinede zaman zaman demokrat tavır gösterdiğini de unutmamak gerek...

yani benim için de;


ali kırca??? eh işte...

Yakapınarlı
31.12.2005, 12:29
ali kırca bana görede kötünün içinde iyi aynen sizle aynı fikirdeyim eh işte.

mercan
31.12.2005, 14:18
Bana göre Ali Kırca eh işteden daha iyi :))ama son zamanlarda atv ana haber bültenini sunuşunu hiç beyenmiyorum:(( resmen reha muhtar haberlerine döndü ... magazinsel haberler çoğaldı.... hatta atv habere bide mail yolladım; görüşlerimi belirttim ama sözüm geçmemiş anlaşılan:3D_NG (9)

SivanA SimyacI
18.01.2006, 16:25
AlevİlİĞİn Bedelİ VarmiŞ İŞte O Canlari Bende İzledİm Ve Gurur Duyuyorum Hepsİyle Duy Ta-yeap Duy

SivanA SimyacI
18.01.2006, 16:26
Unuttum Alİ Kircaya Laf Yok O Harİka Bİr İnsan YÜzÜ İnsana Huzur Verİyor Haber Yoksa Adam Napsin KardeŞİm O Bİr Aydin Onu Üzmeyelİm O Bİze Lazim Senİ Sevİyoruz Alİ Abİ......Özellİkle Beyaz Shoeda MÜthİŞdİn