Orijinalini görmek için tıklayınız : IMF nederse o!!!


çavreşe
30.05.2007, 17:33
IMF Ne Derse O!

Önceki seçimlerde Tayyip Erdoğan meydanlarda bir yandan IMF'nin talimatlarını yerine getirmeye hazır olduklarını "IMF düşmanımız değil" demagojisi ile meşrulaştırırken, öte yandan halk kitlelerinin IMF'ye tepkisini sömürerek, "IMF'yi en kısa zamanda göndereceklerini" söylüyordu.

4.5 yıl geçti ve yeni bir seçim yaklaşırken, IMF Stand-By 6. gözden geçirmeyi tamamlayarak, Türkiye'nin Altıncı Niyet Mektubu'nu 18 Mayıs'ta onayladı.
Türkiye halkının sırtına bindirilecek yeni yüklerin yeraldığı niyet mektubuna geçmeden önce bir gerçeğin altını çizelim.
AKP iktidarı bu 4.5 yıl içinde kendine ait tek bir ekonomi politika uygulamadı. IMF'nin çerçevesini çizdiği, emperyalist tekellerce gönderilen Kemal Derviş tarafından yol haritası çıkarılan ne varsa harfiyen uyguladı. "Özgün" olan tek icraatı "duble yollar"dı, onlar da yapılmalarından birkaç ay geçmeden çöktü.
Şu açık ki, AKP iktidarının IMF ile anlaşmaları sonlandırmaya yönelik hiçbir niyeti, politikası bulunmamaktadır. Bugün dünyada IMF'nin en iyi müşterisi Türkiye'dir. Ekonominin tüm detayları emperyalist tekellerin kuruluşu IMF tarafından belirlenmekte, hatta memura ne maaş verileceği, kamu işçileriyle pazarlıkta üst sınırın ne olacağı, her şey IMF tarafından dikte ettirilmekte, seçim hesabıyla sınırların zorlandığını gördüklerinde çeşitli biçimlerde iktidarın "kulağını" çekmekteler.
Her şeyden önce belirtelim ki; IMF ile ilişkileri kesmek, "borçları bitirip yeni anlaşma yapmamak" ile sınırlı bir olgu değildir. Dünya emperyalist kapitalizmin zincirinin bir halkası olarak kalıyorsa bir ülke, bir biçimde IMF tarafından belirlenen ekonomi politikaların sınırları içinde demektir. Yani, sadece AKP değil, kapitalizmi savunan, başka bir alternatifi bulunmayan hiçbir güç gerçek anlamda IMF ile ipleri koparamaz. Borsalarınız, piyasalarınız emperyalist tekellerin denetimine girmiş, tekeller istekleri yerine gelmediğinde bir günde "kriz" çıkarma gücüne sahip hale gelmişse, IMF ile yeni stand-by yapsanız ne olur yapmasanız ne olur! Bankacılıktan borsalara kadar durum budur!
*
Peki yeni 'Niyet Mektubu'nda ne sözler verdi iktidar?
Örneğin, 2007 sonu itibariyle yıllık en az 5 milyar dolar özelleştirme geliri sağlanacağı taahhüdünde bulundu. Yani? Daha fazla satacağız, ne varsa satacağız demek. Bu satışların karşılığı ise daha fazla bağımlılık ve sömürü demek.
Bir başka örnek halkın sağlığını ilgilendiren konuda.
"Faiz dışı fazla", yani IMF'ye aktarılacak miktarı tutturmayı ekonomi politikalarının temeli haline getiren iktidar, sağlık harcamalarını bu konuda bir yük gördüğünü ve "Sağlık harcamalarındaki gelişmelerin, bu yılın bütçe hedeflerine erişilmesi açısından bir sorun teşkil etmemesi için" önlemler yürürlüğe koyduğunu belirttiği mektupta, harcamaların sıkılaştırıldığını söylüyor. Bununla da kalmıyor, sağlık ocaklarını tasfiye eden ve sağlığın ticarileştirilmesinin bir biçimi olan aile hekimliğinin diğer kentlere de yayılacağı sözü veriliyor.
Niyet mektubunda sağlık ve sosyal alana ilişkin taahhütler sonucunda olacak olan şu: Emeklilerin maaşları daha da düşürülecek. Emeklilik yaşı yükseltilecek. Devlet hastaneleri 'ucuz hastaneler" olmaktan çıkıp kamu harcamaları kısıtlanacak. Sağlık ocakları kapatılarak yoksulların sağlık hakkına ulaşması zorlaşacak. Muayene ve ilaç katkı payları daha da artırılacak...
Denilebilir ki, bu mektubu imzalayan AKP değil de bir başka parti iktidar olursa ne olacak?
Hiç merak etmeyin, tüm düzen partileri bunları uygulayacak!


Özelleştirmede bir aldatmaca: Halka arz!

Sermaya, emekçileri aldatmak, tepkileri nötralize etmek için politikalarını çok çeşitli kılıflar altında uygular. Örneğin aleni gericiliği, varolan hakları yoketmeyi "reform" diye pazarlar, baskıları yoğunlaştıran yasalarına "demokratikleşme paketi" der.
Özelleştirmeler de, sendikaların gerici konumlanışı nedeniyle gerekli karşı duruşu görmese de, emekçiler ve halk cephesinde "peşkeş" ile özdeşleşmiş bir politikadır. "Halka arz" da işte bu talanın öteki adı olarak sunulur. Emperyalist ve işbirlikçi tekellere değil de, kamu kuruluşlarının halka satıldığı/açıldığı yalanı söylenir. İnsanca yaşayacak maaşı olmayanların bu arzla uzaktan yakından ilgisinin olamayacağı bir vak-a olmasına karşın, en genel kitlenin aldanmasında bir karşılık bulduğu da bir gerçektir.
Aşağıda, "halka arz" diye yapılan satışlardan bazı rakamlar, işin altında nasıl bir tezgahın kurulu olduğunu sanırız göstermeye yeterlidir.
Son 4 yıldır yapılan büyük halka arzlarda hisselerin üçte ikisi emperyalist tekellere gitti.
Örneğin, Halkbank'ın halka arzında 12.9 milyar dolara karşılık gelen 8 katlık talebe rağmen, hisselerin dağılımında, "Halka açıldığı" söylenen kısmın yüzde 70'i yabancılar tarafından alındı. Bu oran; Vakıfbank'ta yüzde 73.04, Selçuk Ecza'da yüzde 72.17, BİM'de yüzde 68.91, Coca-Cola'da yüzde 68.26, Denizbank'ta yüzde 62.07 ve Akmerkez GYO'da yüzde 98 oldu.

kaynak: yürüyüş den alıntı

Westside
31.05.2007, 14:35
İnşallah bu secimde hepsini kovarız dostlar.

doruktaisyan
31.05.2007, 18:43
arkadaşlar bu secime bakalım gösterilen iki adrese akp ve chp ikiside imf nederse olur pozisyonunda söz yetki karar iktidar halka

sausen
31.05.2007, 18:59
Merhaba Canlar,

Imf aptal değil ya seni uzun süre bağlayacak borçlar vermiş adam.
Valla hangi hükümet gelirse gelsin paşa paşa dinlerler Imf in sözünü...
Yani değişen bir şey olmayacak...