Orijinalini görmek için tıklayınız : İşçi Partisi Parti Amblemini Değiştirdi
Westside 01.06.2007, 14:10 http://img99.imageshack.us/img99/2822/ipid2.jpg
İşçi Partisi, sosyalistler tarafından simgeleşmiş olan kızıl zemin üzerinde sarı yıldız bulunan amblemini değiştirdi.
Yeni amblemini Türk bayrağı rengi ve biçimi şeklinde tasarlayan İP, değişikliğin halktan gelen talep üzerine gerçekleştirildiğini belirtti.
http://img242.imageshack.us/img242/8388/670wh2.jpg
20 Mayıs 2007 günü Ankara'da toplanan İşçi Partisi Olağanüstü Kurultayı, parti flamasında yer alan sarı yıldızın renginin beyaz olmasını kararlaştırdı. Karara göre "kırmızı zemin üzerine sarı yıldız" olan parti flaması "kırmızı zemin üzerine beyaz yıldız" olarak değiştirildi.
Olağanüstü Kurultay kararı ile Tüzüğün 1. maddesinin son fıkrasi şöyle düzenlendi:
"Parti’nin simgesi, Çoban Yıldızı’dır. Parti’nin flaması, kırmızı zemin üzerine beyaz yıldızdır. Parti simgesi, oy pusulalarında beyaz zemin üzerinde yıldız olarak gösterilir."
Genel Başkan Doğu Perinçek, gazetecilerin sorusu üzerine değişikliğin milletimizin isteğinin yerine getirilmesi, parti flamasının milli renklerimizle düzenlenmesi olduğunu ifade ettiler.
Yorum
Artık çobanyıldızımız kırmızı-beyaz.
Evet gerçek kimliğini buldu.
Bütün öyküyü anlatıyor;
Kızıl bayrak üzerinde sarı yıldızdan, kırmızı bayrak üzerine beyaz yıldız!
Merhaba Canlar,
Şöyle ne olduğu iyice belli olsun bu Perinçek'in...
Gerçi ne olduğu belliydi ama bu renk tam onu ifade ediyor artık.
İyi yapmış amblemi değiştirmekle...
Westside 01.06.2007, 14:19 Allah allah siz fethullahtan para mı alyorsunuz dostlar?Anlamadım gitti.
Allah allah siz fethullahtan para mı alyorsunuz dostlar?Anlamadım gitti.
Yo biz kimseden para almıyoruz...
Yoksa siz MİT'ten mi para alıyorsunuz.
Pardon ama para değil siz bilgi alıyordunuz dimi...
Sizin aranızdaki bilgi alışverişi...
Westside 01.06.2007, 14:29 Fethullah Gülen , Aydın Doğan medyası var gücüyle bize saldırıyor siz de onlara bir anlamda destek oluyorsunuz.abd emperyalizmi ulus devleti tehdit ediyor sınırlarımızı degistiriyor siz ulus devlete de karsısınız.Peki siz kimin yanındasınız söyleyin de ögrenelim.
Fethullah Gülen , Aydın Doğan medyası var gücüyle bize saldırıyor siz de onlara bir anlamda destek oluyorsunuz.abd emperyalizmi ulus devleti tehdit ediyor sınırlarımızı degistiriyor siz ulus devlete de karsısınız.Peki siz kimin yanındasınız söyleyin de ögrenelim.
Bizim kimin yanında olduğumuz belli.
Ama bu belirsizlik sizin için tamda yerinde kullanılmış bir kelime...
Çünkü ikili oynuyorsunuz.
Gerçi bir taraftan umduğunuzu bulmuşsunuz ambleminizi değiştirdiğinize göre.
Ama diğer taraf size hiç acımayacak bundan emin olabilirsiniz...
Fethullah Gülen , Aydın Doğan medyası var gücüyle bize saldırıyor siz de onlara bir anlamda destek oluyorsunuz.abd emperyalizmi ulus devleti tehdit ediyor sınırlarımızı degistiriyor siz ulus devlete de karsısınız.Peki siz kimin yanındasınız söyleyin de ögrenelim.
Biz mazlum halkın yanındayız, işçi sınıfının yanında.
Ulus devlet de mazlum halkı eziyor, emperyalistler de...
Her ikisine de karşıyız.
Fettoyla, Doğan medyasının iç yüzü ortada.
Emperyalistler ulus devlete değil, halkların kardeşliğine saldırıyor.
Biz anti-emperyalizmi çarptıranlara da karşıyız.
Amerika'yla kucak kucağa olanlara da karşıyız.
Yaşasın halkların kardeşliği
Yaşasın işçi sınıfı mücadelesi
Çok yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. Sosyalizmin adını daha fazla kirletmiş olmazlar en azından.
Fethullah Gülen , Aydın Doğan medyası var gücüyle bize saldırıyor siz de onlara bir anlamda destek oluyorsunuz.abd emperyalizmi ulus devleti tehdit ediyor sınırlarımızı degistiriyor siz ulus devlete de karsısınız.Peki siz kimin yanındasınız söyleyin de ögrenelim.
Biz emperyalizme karşı mücadeleden yanayız. Kardeşlikten, eşitlikten yanayız. Asıl şaibe sizin ni tarafta olduğunuzda. Şöyle İP in tarihine bir bakarsak çok tuhaf bir tablo çıkıyor. Önce ABD yanlısı bir tavır alan İP daha sonra kendisine Polpot u model alan bir sosyalizme dail etti. Daha sonra PKK yandaşlığını savunup kandil dağına çıktı. Şimdide kendini Kuva-i Milliyenin önderi sanıyor.
Söyla kardeşim söyle sen bu değişimleri nasıl yorumluyorsun. Birde İP çi olarak sana soralım.
Westside 01.06.2007, 14:59 Sosyalizm size kaldıysa yandık demektir.Siz hangi kurum kapatılırken gidip miting yaptınız?SEKA kapatıldı TÜPRAŞ satıldı TELEKOM satıldı bizler oradaydık işçilerin yanında!
Biz borc harcla bir kanal kurduk gece gündüz iscilerin hakkını savunduk sonuc olarak sosyalizmi kirleten biziz.Eger sosyalizm 1 Mayıs'ta işçi hakkını savunacagım diye gidip polisten bile bile dayak yemekse (gerekirse ben de gelirim) ben sosyalist degilim.
karakartal 01.06.2007, 15:18 Biz mazlum halkın yanındayız, işçi sınıfının yanında.
Ulus devlet de mazlum halkı eziyor, emperyalistler de...
Her ikisine de karşıyız.
Fettoyla, Doğan medyasının iç yüzü ortada.
Emperyalistler ulus devlete değil, halkların kardeşliğine saldırıyor.
Biz anti-emperyalizmi çarptıranlara da karşıyız.
Amerika'yla kucak kucağa olanlara da karşıyız.
Yaşasın halkların kardeşliği
Yaşasın işçi sınıfı mücadelesi
Mansuri sizin diyeceğim çünkü bu görüşte forumda epey bir arkadaş var. Görüşlerinize saygı duyuyorum. Yanlız bu kelimelerden hiç bir anlam çıkaramıyorum. Ulusalcı tanımlamaların bittiği bir noktada biraz fantazyaya çıkıyor. Tolkien in dünyasında yaşasak sınırların bittiği bu dünyada gerçekleşebilir şeyler de bu dünyada gerçekleşmeyecek düşünceler.
Ayrıca bence ulusalcılık komunizm in içinde yaşanan bir kavram.
Yine herzamanki gibi İP çi propagandalarınızı attın ve hiç bir soruya cevap vermedin. Daha doğrusu veremedin. Çünkü bu sorulara cevap vermeye cesaretnin yok. Şimdiye kadar hiç bir ipçiyle doğru düzgün muhabbet edemedim. Çok denedim ama olmuyor. Ben bi şey soruyorum adam alakasız bir şey anlatıyor. Çok sıkışıncada VATAN HAİNİ deyip kestiriyor. Umarım bir gün soruları cevaplamaya cesaretiniz olur ve mantıklı birer cevap verirsiniz. O zaman emin olunki bende İP çi olurum. Ama o gün böyle giderse hiç bir zaman gelmeyecek.
Yine herzamanki gibi İP çi propagandalarınızı attın ve hiç bir soruya cevap vermedin. Daha doğrusu veremedin. Çünkü bu sorulara cevap vermeye cesaretnin yok. Şimdiye kadar hiç bir ipçiyle doğru düzgün muhabbet edemedim. Çok denedim ama olmuyor. Ben bi şey soruyorum adam alakasız bir şey anlatıyor. Çok sıkışıncada VATAN HAİNİ deyip kestiriyor. Umarım bir gün soruları cevaplamaya cesaretiniz olur ve mantıklı birer cevap verirsiniz. O zaman emin olunki bende İP çi olurum. Ama o gün böyle giderse hiç bir zaman gelmeyecek.
Sözlerime tercüman olmuşsunuz teşekkür ediyorum...
eldorado 01.06.2007, 15:24 zaten kabuk değiştiren bir ip ti son yıllarda,sanırım bazı fikirlerinden feragat edip halkın karşısına alışagelmiş bir sistem partisi olarak çıkmayı düşünüyor...amblemde yakışmamış değil hani....ama ben şunu anlayamıyorum hangi kesimden oy almayı düşünüyorlar şimdi? sırt çevirmiş bir soldanmı? yoksa milliyetcilik eksenindeki sağdanmı? hem kuva_i milliyeci adı altında o kadar çok parti kurulduki,kim kuva_i,kim milliyetci yada kuva_i milliye herkesim tarafından farklımı anlaşılıyor...çözebilmiş değilim......
Westside 01.06.2007, 15:24 Biz emperyalizme karşı mücadeleden yanayız. Kardeşlikten, eşitlikten yanayız. Asıl şaibe sizin ni tarafta olduğunuzda. Şöyle İP in tarihine bir bakarsak çok tuhaf bir tablo çıkıyor. Önce ABD yanlısı bir tavır alan İP daha sonra kendisine Polpot u model alan bir sosyalizme dail etti. Daha sonra PKK yandaşlığını savunup kandil dağına çıktı. Şimdide kendini Kuva-i Milliyenin önderi sanıyor.
Söyla kardeşim söyle sen bu değişimleri nasıl yorumluyorsun. Birde İP çi olarak sana soralım.
Biz ne zaman abd yanlısı tavır almısız merak ediyorum.Hicbir zaman pkk yandaslıgını da savunmadık .Kandil dağı'na abd'nin kucagına oturanları indirmeye gittik.
Bunlardan da ortak bir sonuc cıkar ki biz yurtsever insanlarız herseyden önemlisi.Ama siz bakıyorsunuz bu adam kandil dagına gitmis yahu kesin pkk yandası yani adamın ne yaptıgı ne konustugu önemli degil.
zaten kabuk değiştiren bir ip ti son yıllarda,sanırım bazı fikirlerinden feragat edip halkın karşısına alışagelmiş bir sistem partisi olarak çıkmayı düşünüyor...amblemde yakışmamış değil hani....ama ben şunu anlayamıyorum hangi kesimden oy almayı düşünüyorlar şimdi? sırt çevirmiş bir soldanmı? yoksa milliyetcilik eksenindeki sağdanmı? hem kuva_i milliyeci adı altında o kadar çok parti kurulduki,kim kuva_i,kim milliyetci yada kuva_i milliye herkesim tarafından farklımı anlaşılıyor...çözebilmiş değilim......
Ne abd ne ab diye haykıran yurtseverlerden.
bence parti isminide değiştirsinler.
aykudgöksun 01.06.2007, 17:11 yavaş yavaş değiştiriyorlar işte..yakında yıldızın yerine ay..sonra ay ikiler..sonra üçler..kırmızı tabanı da yeşil fln yaparsınız artık..güzel olur haa.
tuncerbio 01.06.2007, 17:13 ben mussolininin reminimi koydular diye bakayım dedim malesef koymamışlar.....
zaten sarı yıldız yakışmıyordu omlara böyle tam kendilerini bulmuşlar...
ben mussolininin reminimi koydular diye bakayım dedim malesef koymamışlar.....
zaten sarı yıldız yakışmıyordu omlara böyle tam kendilerini bulmuşlar...
Gamalı haç dahada yakışırdı. Ama yok yok onu yapmazlar. Nede olsa Haç var. Pirimçek efendi bir gün oturup gamalı Hilal çizer. Bayraklarınada üç tane koyarlar. Tamam olur o zaman tam anlamı ile oturmuş olur parti içeriği.
jacques lion 01.06.2007, 18:46 zihniyeti değişmedikten sonra, faşist her zaman faşisttir.
bu adamlara dikkat etmek gerekiyor....soldan ya da saüdan gelmesine bakılmaksızın, ırkçılıkla mücadele etmek gerekiyor. insan onuru ve haysiyeti, evrensel insanlık değerleri ve herşeyin ötesindeki vicdan, bunu zorunlu kılıyor.
Evet gerçek kimliğini buldu.
Bütün öyküyü anlatıyor;
Kızıl bayrak üzerinde sarı yıldızdan, kırmızı bayrak üzerine beyaz yıldız!
Ya, ne de güzel özetlemişsin; anlayana...
türküdostu 01.06.2007, 21:53 Çok yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. Sosyalizmin adını daha fazla kirletmiş olmazlar en azından.
bütün herşeyi özetlemiş arkadaş... katılmamak elde değil.
Merhaba Canlar,
Yorumlar çok güzel sabahta burda olsaydınız ya...
Tek kaldık biz ya...
İP li arkadaşla (westside) baya konuştuk...
taylan mahir 01.06.2007, 22:20 çok Sevİndİm Ben Bu Duruma Belkİ Mhp'nİn Oylarini Bu Durumda Bİr İkİ Alabİlİr
ewet ip bir işe yarıyorsa oda milliyetçi kesimden oyları alarak oluyodur. tabi ne acıki oylarının çoğunluğu kazanılabilir kesimden. acı olan kısmı kazanan yok. ayrıca arkadaşa katılıyorum soyalizm temizlenmiş oldu biraz daha.
volkan gedik 01.06.2007, 23:58 bence parti isminide değiştirsinler.
haklısın gerçektende güya işçi partisi ama kanlı 1 mayısın 30. yılında bile adamlar taksıme cıkmadılar yada cıkamadılar... evet hem işçi partisinin adı da değiştirilmeli...
isterlerse benim önerim şakşakçı parti olabilir
promethe 02.06.2007, 00:20 Biz emperyalizme karşı mücadeleden yanayız. Kardeşlikten, eşitlikten yanayız. Asıl şaibe sizin ni tarafta olduğunuzda. Şöyle İP in tarihine bir bakarsak çok tuhaf bir tablo çıkıyor. Önce ABD yanlısı bir tavır alan İP daha sonra kendisine Polpot u model alan bir sosyalizme dail etti. Daha sonra PKK yandaşlığını savunup kandil dağına çıktı. Şimdide kendini Kuva-i Milliyenin önderi sanıyor.
Söyla kardeşim söyle sen bu değişimleri nasıl yorumluyorsun. Birde İP çi olarak sana soralım.
PKK ve ABD yandaşlığı konusunu DTP ve AKP kuyruğundaki "sol"culara sormak yerinde olur.Zira İşçi Partisi konusunda çamur atmak dışında söyleyebilecekleri tek şey küfür."Faşist de faşist..."
İP tarihine baktığımızda anti-emperyalizmin sarsılmaz savunusunu görürüz.Cephesini emperyalizme ve onun acentalarına döndü. Bunun sonucunda hep karalama kampanyalarıyla karşılaştı.Arama motorlarından "perinçek" adını girdiğinizde karşınıza ifitira ve saldırılarla dolu yüzbinlerce sayfa çıkacaktır.Hepsinde sizin burada sayıkladığınız aynı nakaratlar.
Saldıranların kimliğine bakalım:Eski MİT mensupları(mehmet eymür,mahir kaynak....),Fetullahçı tayfası,holding medyasının tamamı,bu holding medyasında yer tutan "sol"cu dönek aydınlar,etnik milliyetçiler,ılımlı islamcılar..........
Kendine "sol" diyen bir kısım gruplar.
Aydınlıkçılar,MİT'çileri kulağından tutup 70'lerde deşifre ettiğinde yine aynı merkezler "bunlar ihbarcı,şucu,bucu" propagandasına başlamışlardı.Şimdi de bu bir kısım sol da aynı argümanları öne sürer.Bu "sol"culara sorsak "hangi devrimci aydınlıkçılar tarafından zarar görmüştür,ihbar edilmiştir" diye,hiçbir somut cevap verilemeyecektir.Verecek varsa er meydanına!Çünkü propaganda ve malzeme yukarıda saydığımız merkezlerin ürünüdür;o merkezlerin hepsinin kumandası da ABD'nin elindedir.
Emperyalizme karşı duruşu, mücadelelerinin merkezine koymayanlar başka yerlere savruldular.Kendilerini Denizler'in, Mahirler'in mirasçısı sayanlar onların savunduklarından ilgisiz bir "sol" haline geldiler.Emperyalizm Türkiye ve dünyadaki ezilen uluslara saldırırken,bunlar da "kapitalizme karşı mücadele"
safsatasıyla emperyalizmin hedefe koyduğu ulus devletlere saldırdılar.Bugün ,ezilen ulusların emperyalizme karşı birinci direnme mevzisi ulus devlettir.Bakın İran'a,Suriye'ye,Latin Amerika'ya...
Sosyalizmi kurma iddiasıyla yola çıkanlar,bugün sosyalizmin,eşitliğin kurulacağı biricik zemine ulus devlete emperyalizmin kumandası altında hücum ediyorlar.Çünkü küreselleşme programını en hayati hedefi ulus devletleri parçalayarak,etnik milliyetçiliği ön planda tutan etnik devletler.Alın Yugoslavya;şimdi sırada Irak,Türkiye.......
Emperyalizm Irak'a saldırıyor;onlar da azılı Saddam düşmanı kesiliyor.Bugün Irak halkının yanında olduklarını da iddia ediyorlar!Bugün Irak hükümeti içinde bulunan Irak Komünist Partisi kadar sosyalistler...Ülkeyi emperyalizme teslim et,sonra da emperyalizmi kov;tam bir kara mizah!:excl:
Saygılar...
Vietnam bayrağından kurtulmakla doğru olanı yapmış yalnız söylemleri ile bence daha çok oy toplamak istiyorsa bozkurt resmi koymalıydı parti bayrağına o şekilde %2-3 oy alırdı tahminimce. Şu an yaptığı o kadar milliyetçilik ile en fazla %1 oy alacağını sanıyorum. Tabi buda onun için başarıdır. Bayrağı tez zamanda BOZKURT yapsın en büyük temennim budur.
Vietnam bayrağından kurtulmakla doğru olanı yapmış yalnız söylemleri ile bence daha çok oy toplamak istiyorsa bozkurt resmi koymalıydı parti bayrağına o şekilde %2-3 oy alırdı tahminimce. Şu an yaptığı o kadar milliyetçilik ile en fazla %1 oy alacağını sanıyorum. Tabi buda onun için başarıdır. Bayrağı tez zamanda BOZKURT yapsın en büyük temennim budur.
Benim önerim üzerine Pirinçek efendi gamalı hilal çalışmalarına başlamış. Yakında bayraklarına 3 adet gamalı hilal yerleştirecek. İşte partinin asıl bayrağı o zaman oluşmuş olacak.
Benim önerim üzerine Pirinçek efendi gamalı hilal çalışmalarına başlamış. Yakında bayraklarına 3 adet gamalı hilal yerleştirecek. İşte partinin asıl bayrağı o zaman oluşmuş olacak.
Ben nedense Genç Parti ile İP yi birbirine yakın görüyorum zaten Doğu Perincekde diyorki GP yi ABD kurdurdu maksat İP nin oylarını engellemek :) her nesye konu İP bayrağı bozkurt eklese eminim pek çok vatandaş daha çok oy verir şu haliyle yıldızın rengi beyaz veya sarı farketmiyor pusulada ikiside siyah çıkıyor :)
serçeşme 02.06.2007, 09:14 Fethullah Gülen , Aydın Doğan medyası var gücüyle bize saldırıyor siz de onlara bir anlamda destek oluyorsunuz.abd emperyalizmi ulus devleti tehdit ediyor sınırlarımızı degistiriyor siz ulus devlete de karsısınız.Peki siz kimin yanındasınız söyleyin de ögrenelim.
ben ezilenin yanındayım,ben açın yanındayım.ben kardeşliğin yanındayım,ben 3 kuruş uğruna Yoldaşlarını satmayanların yanındayım,ben bu ülke için kendilerini feda etmiş canların yanındayım.Ama ben İP'nin yanında değilim.Onların da MHP 'den farkı yok.MHP ile el ele miting yapan bir partiden ,onlara artık kanka gibi olduk diyen bir partiden yana değilim.Sanırım cevabıö çok açık
hiç şaşırmadım doğrusu..yakışmış onlara..değiştirmişken partinin isminide değiştirselermiş daha hoş olurdu doğrusu..genç milliyetçi partisi falan uyardı onlara...
kemalist_teist 02.06.2007, 12:14 İşçi Partisi tüzüğündeki ve parti bayrağındaki değişikle tarafını,yani milli kuvvetler safında olduğunu belli etmiştir.Kendilerine yürekten tebrikler.Önce vatan demiştir.Vatan olmadan ekmek namus olamayacağını olamayacağını ifade etmiştir.Keşke ben solcuyum deme cesaretini ağzına alabilme cüretini gösterebilen sosyalistler biraz İşçi Partisinin ulusal duruşundan örnek alabilseler.
Atalarımız boşuna söylememiş:
''Dervişin fikri neyse zikri de odur''
Ya arkadaşlar ben tam olarak tavırlarınızı anlayamadım. Birincisi ben işçi partili değilim.Benim amacım burada size soru sormak olacak.Banada yüklenirseniz artık tam bilgilerinizle bana bilgi savaşı açarsınız onu söyleyeyim.Birinci kırmızı beyaz renklerden rahatsız olan kim var onu anlayamadım.Bu kırmızı beyaz sizi neden bu kadar rencide etti.Etmediyse yorumlarınızı neden sadece perinçek üzerinden yapmıyorsunuz.Az çok ben o adamın açıklarını sadece onun adından burada açıklarım.Yani bu ülkeninin adı ve renkleri üzerinden lütfen konuşmayın arkadaşlar.İp başladığı noktadan son geldiği noktaya baktığımızda sarhoş gibi gezdiğini bizde görüyoruz.Deniz Gezmişin savunduğu İp nerede şuanki perinçeğin İp nerede?son yaptığına ben kızmıyorum.Çünkü benim şanlı bayrağımın renkleri.Unutmayın biz türkeş milliyetçisi değiliz.Bizler Atatürk milliyetçisiyiz.Bu bayrakta Atamın kurduğu ülkenin bayrağıdır.
Bugün bakarsanız arkadaşlar birde bizim sol gençliğin geldiği noktayı açıklayacam size.60 lı ve 80 li dönemlerdeki sol gençlik onca zorluklara rağmen bile bu ülkenin topraklarını savunmuştu.En büyük örneklerden Deniz Gezmişlerin boynunda ip olduğu halde ne demişlerdi bir hatırlayın! Peki şimdiki sol gençlik nereye gidiyor farkındamısınız ? Bizler bu vatanın bekçiliğinden vazmıgeçtik yoksa....Ben genel olarak kullanıyorum
aykudgöksun 02.06.2007, 13:47 Bugün bakarsanız arkadaşlar birde bizim sol gençliğin geldiği noktayı açıklayacam size.60 lı ve 80 li dönemlerdeki sol gençlik onca zorluklara rağmen bile bu ülkenin topraklarını savunmuştu.En büyük örneklerden Deniz Gezmişlerin boynunda ip olduğu halde ne demişlerdi bir hatırlayın! Peki şimdiki sol gençlik nereye gidiyor farkındamısınız ? Bizler bu vatanın bekçiliğinden vazmıgeçtik yoksa....Ben genel olarak kullanıyorum
onlar sadece bu varanın bekçileri değil anadoludaki bütün halkların da bekçileriydi..hepsinde bu bilinç mevcuttu..ancak İP bu halklara saygısını yitirmiştir..ve dediğiniz atatürk millyetçiliği de lafzını korumakla birlikte ruhunu kaybetmeye yüz tutmuştur..İP'nin yaptığı açık..ırkçılığa doğru giden bir milliyetçilik..deniz gezmişler ibolar mahirler ulaşlar sadece türk halkını değil diğer halkları da kucaklamış ve onlar için de mücadele etmiştir..eğer siz İP'ye sol diyorsanız evet solun çehresi değişmiştir..faşizan bir tutum almaktadır..(ancak bizim düşündüğümüz sol bu değildir.)
Westside 02.06.2007, 13:54 Benim önerim üzerine Pirinçek efendi gamalı hilal çalışmalarına başlamış. Yakında bayraklarına 3 adet gamalı hilal yerleştirecek. İşte partinin asıl bayrağı o zaman oluşmuş olacak.
Sizin seviyeniz de bu kadar işte.Senin o dalga gectigin adamın yazdıgı kitaplar, destekledigin partilerin başkanlarını üst üste koysan boylarını gecer.
Sizin seviyeniz de bu kadar işte.Senin o dalga gectigin adamın yazdıgı kitaplar, destekledigin partilerin başkanlarını üst üste koysan boylarını gecer.
Çok kitap yazmak hiç bir zaman önemli değildir. Önemli olan nitelikli ve objektif kitap yazmaktır. Hitler'de , Türkeş'de kitap yazdı ama sadece adı kitap içeriği boş. Bende istesem şimdiye kadar 20 tane tarih kitabı yazardım (bu ülkede yazmazı en kolay kitap türü). Otururdum masamın başına biraz milliyetçilik, biraz vatan millet sakarya katardım olurdu sana tarih kitabı. Ama yıllarca size yutturulan (dikat edin size diyorum çünkü biz yutmaya niyetli değiliz) tarihin kitabı olur. Benim halkımın gerçeklerini içermez, benim halkımın sorunlarını dile getirmez, benim halkımdan bahsetmez bile. Böyle kitapları yazmak inanki çok kolay. İster 1 tane yaz ister 1000 tane hepsinin değeri benim gözümde bir hiçtir
Westside 02.06.2007, 14:55 İstersen oku ondan sonra kararını ver.
Tamam kardeşim senle daha fazla muhatap olmayacağım. Zaten baştan beri yazı yazmakla hata yaptım. Faşiste lafla bi şey anlatacağına git duvara anlat, duvar laftan anlar yol verir ama Faşist 100 yıl anlatsan yine anlamaz
İstersen oku ondan sonra kararını ver.
westside kardeş doğu perinçek'in ''kemalist devrim din ve allah'' adlı kitabını okudun mu? ilginç bir kitap.
Westside 02.06.2007, 16:42 Hayır onu okumadım nesi ilginc geldi sana?
Hayır onu okumadım nesi ilginc geldi sana?
mustafa kemal'in el yazıları vardı islam dini hakkında.yazdığına göre mustafa kemal pek sevmiyor islam dinini.dinsiz bir yapı hakimmiş cumhuriyet yıllarında
İstersen oku ondan sonra kararını ver.
Ben Perinçeğ'in Toplum ve Devlet kitabını okudum (Stalin'den Gorboço'a kitabı da elimde, onu da okuyacağım) ve bugün o gün yazıklarına ihanet ettiğini görüyorum.
Teori olmadan pratiğin olmayacağı gibi teori de pratikle anlamlanır.
Puhahahaha harbi mal bunlar yaw :laugh:
onlar sadece bu varanın bekçileri değil anadoludaki bütün halkların da bekçileriydi..hepsinde bu bilinç mevcuttu..ancak İP bu halklara saygısını yitirmiştir..ve dediğiniz atatürk millyetçiliği de lafzını korumakla birlikte ruhunu kaybetmeye yüz tutmuştur..İP'nin yaptığı açık..ırkçılığa doğru giden bir milliyetçilik..deniz gezmişler ibolar mahirler ulaşlar sadece türk halkını değil diğer halkları da kucaklamış ve onlar için de mücadele etmiştir..eğer siz İP'ye sol diyorsanız evet solun çehresi değişmiştir..faşizan bir tutum almaktadır..(ancak bizim düşündüğümüz sol bu değildir.)
Dikkatini çekersem ben sol parti demedim.İkincisi evet Deniz Gezmişler her insanımıza sahiplenmişlerdir.Ama ülkemizde ki Türkiye cumhuryetinin insanlarının kürt olsun alevi olsun ne olursa olsun ezilenlerin yanında olmuşlardı.Peki soruyorum Deniz Gezmişlerin savunduğu kürt halkı dağa çıkanlarmıydı yani pkk yoksa şuan köylerinde olanlarmıydı?2007 most impressive screensavers
myscreensavers.info
anti-fasist 02.06.2007, 19:53 ARkadaslar beni rahatsız edecek kadar cok türkiye düşmanlıgı var bu forumda sizin kırmızı beyazla ne alıp veremediginiz var dostlar gercek aleviler devlet düşmanı degildir..
Deniz gezmis samsundan ankaraya ATATÜRK yürüyüşü yapmıs bir insandır emperyalizm karsıtı bir insandır..
Ancak sizde artık refleks olmus kırmızı beyazdan ne gördunuz ne düyorsunuz_??
Bizim düşmanımız sistemdir.DEvlet degildir canlar yani ben böyle düşünüyorum en azından kırmızı beyaz bir parti hemen faşist oluyor sizlerde ama siz cok farkılasmıssınız kusura bakmayın artık sizler türk düşmanı faşistsiniz..
saygılarımla..
burada kendine sosyalist süsü vermiş bir çok arkadaşın aslında iyi bir ab ve abd uşağı olduğunu görmek beni şaşırtıyor.
başka milletlerin bağımsızlık savaşlarına ağızları açık hayran hayran bakan bu tipler sözkonusu kendi vatanları kendi ülkeleri olduğu zaman gerçek antiemperyalistleri faşistlikle suçluyor.
ama ne yazıkki bu forumda bu tayfanın sesi çok çıkıyor.
emperyalistlerle işbirliği yapmakta çekinmeyen parti ve örgütleri baştacı ediyor,kendini Atatürkçü ve ulusalcı olarak ifade edenlere tüm güçleriyle saldırıyorlar.
alevi toplumu bulunması ve yanında olması gerektiği insanları iyi tanıyor.
22 temmuz seçimlerinde adres bellidir.
tek doğru tek yol chp dir.
meymana hızıre 02.06.2007, 22:05 ARkadaslar beni rahatsız edecek kadar cok türkiye düşmanlıgı var bu forumda sizin kırmızı beyazla ne alıp veremediginiz var dostlar gercek aleviler devlet düşmanı degildir..
Deniz gezmis samsundan ankaraya ATATÜRK yürüyüşü yapmıs bir insandır emperyalizm karsıtı bir insandır..
Ancak sizde artık refleks olmus kırmızı beyazdan ne gördunuz ne düyorsunuz_??
Bizim düşmanımız sistemdir.DEvlet degildir canlar yani ben böyle düşünüyorum en azından kırmızı beyaz bir parti hemen faşist oluyor sizlerde ama siz cok farkılasmıssınız kusura bakmayın artık sizler türk düşmanı faşistsiniz..
saygılarımla..
Kendine gel sözlerine dikkat et bari nickini değiştir anti_faşist yerine faşist yaz ... bakın bilmediğiniz çözümleyemediğiniz şeyler ile ilgili yorum yapmayın...
ARkadaslar beni rahatsız edecek kadar cok türkiye düşmanlıgı var bu forumda sizin kırmızı beyazla ne alıp veremediginiz var dostlar gercek aleviler devlet düşmanı degildir..
Deniz gezmis samsundan ankaraya ATATÜRK yürüyüşü yapmıs bir insandır emperyalizm karsıtı bir insandır..
Ancak sizde artık refleks olmus kırmızı beyazdan ne gördunuz ne düyorsunuz_??
Bizim düşmanımız sistemdir.DEvlet degildir canlar yani ben böyle düşünüyorum en azından kırmızı beyaz bir parti hemen faşist oluyor sizlerde ama siz cok farkılasmıssınız kusura bakmayın artık sizler türk düşmanı faşistsiniz..
saygılarımla..
Bu Turancı, Türkçü, Milliyetçi kimliğine son dönemlerde sıkı sıkıya sarılmış işçi partisinin deniz gezmişle ne alakası var?
Ayrıca size çeşitli kitaplar önermek istiyorum
sosyalizmin ABC'si adlı kitabdan başlayın. Burada kimse Türk düşmanı değil ama belliki sen milliyetçisin bu sana son uyarımdır efendi gibi düzeyli yazacaksan yaz yoksa gerekeni yaparım. Daha İP ile Deniz Gezmişin bağı olduğunu bilip bilmeden atıp tutuyorsun. Bayrağı için değil söylemleri için bu parti milliyetçidir. Bayrağı değişmeden öncede insanlar eleştiriyordu kimse kalkıp ilk kez eleştiri yapmadı eğri oturup doğru konuşmak lazım insanlara çamur atmayı bırakmalısın.
forumda pkk lılar cirit atıyor.
eğer bu forum aleviforumsa ona göre takılalım değilse herkes açıkça yazsın.
forumda pkk lılar cirit atıyor.
eğer bu forum aleviforumsa ona göre takılalım değilse herkes açıkça yazsın.
Anlamsız iftiranız için adaptasyona alıyorum. Herkes beğenmediği fikirlere veya kişilere kolaylıkla PKK suçlaması getirebiliyor. Bakın bu söylediğiniz çocuk oyuncağı değil kim ne yapmış belgesiyle sunun aksi halde iftiralar atıp ortalığı karıştırmayın şimdi başkası gelip size deseki bu adam Hizbullah üyesi bu hoş değil.
İşçi Partisini desteklemeyen PKK sempatizanıdır demek değil. Çok sevgili başkanınız vakti zamanında Kandil dağında APoyu ziyaret edip çiçekler sunmuştu :) Fotoğrafları ve belgesi var her neyse eleştirirken belgeli sağlam şekilde eleştirin
Yok şu Bölücüdür
Şu kızılbaşdır
Şu terörist
Şu komünist
Birazda doğru şeyler yazın...
ip ABLEMiNi DEGiSTiRECEGiNE KAFASINI DEGiSTiRSiN YA DA O ABLEMiN üSTÜNE ULUYAN BiR KURT KOYSUN...
promethe 03.06.2007, 01:22 ...
İşçi Partisini desteklemeyen PKK sempatizanıdır demek değil. Çok sevgili başkanınız vakti zamanında Kandil dağında APoyu ziyaret edip çiçekler sunmuştu :) Fotoğrafları ve belgesi var her neyse eleştirirken belgeli sağlam şekilde eleştirin
...
Nesimi arkadaş bu konuda görüş belirtmiş madem,ben de aşağıdaki bilgileri İşçi Partisi sitesinden buraya aktarıyorum.aydınlatıcı olacaktır.
Ayrıca http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=sss adresinden de bir çok soruya yanıtlar bulabilirsiniz.
Perinçek Abdullah Öcalan ile niçin görüştü?
DOĞU PERİNÇEK’İN
APO İLE GÖRÜŞMESİ
1. GÖRÜŞMENİN ZAMANI VE NEDENİ
Görüşme ne zaman oldu
Perinçek, 1989 Ekim ayında ve 1991 Nisan ayında Abdullah Öcalan ile iki kez görüştü. Perinçek, o zaman İP Genel Başkanı değil, 2000’e Doğru dergisinin Genel Yayın Yönetmeni idi. Türkiye’nin hemen hemen bütün önde gelen gazetecileri, Güneri Cıvaoğlu, Fatih Altaylı, Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve diğerleri de, Apo ile görüşmeler yaptılar. En son MİT Müsteşarı Emre Taner’in Apo ile görüşmesi basına yansıdı (Hürriyet, ….2005).
Sistemin istihbarat servislerinin ve gazetecilerinin Apo ile görüşmesine ses çıkaran yok. Ama Batı işbirlikçisi sistemin denetimi dışında, Türkiye için, Türkiye halkı için, görüşme yapılınca, yıllardır sistemin bütün güçleri seferber edilerek kapsamlı bir propaganda kampanyası yürütülüyor. Görülüyor ki, bir tek Doğu Perinçek’in görüşmesi, ABD merkezli sistemi rahatsız etmiş. SüperNATO merkezli psikolojik savaşın boyutları, Doğu Perinçek’in mücadelesinin etkisini ve büyüklüğünü gösterir.
Perinçek, Apo ile niçin görüştü?
Perinçek’in amacı, Batı devletlerinin, özellikle ABD’nin Körfez Savaşı öncesi ve başlangıcında, Kürt sorununa müdahale zeminlerini daraltmaktı. Nitekim görüşme bu eksen üzerinde cereyan etmiştir. Görüşmeden sonra yayınlanan çeşitli yazılarda “Apo Perinçekçi olmuş” yorumları yapıldı. Apo’nun bu görüşmelerdeki vurguları şöyleydi: Bende Kürtlük aşkı yok. Türkiye’nin Aydınlanma hareketinin bir parçasıyız. Başlangıçta TC düşmanlığı yok. Bulgaristan’ın Türklere baskısı. Eski Genelkurmay Başkanı Üruğ’a suikast. Mustafa Kemal’in Kürtlere müracaatı. Avrupa bana tapulansa da... Amerika gitsin okyanusun ötesine. Tıpış tıpış Sevr’e yürüyorlar. Amerika varsa özgürlük olamaz. Sevr’in hortlatılmasında AT, Özal ve diğerler var. Evet Keloğlan’la birleşeceğiz, Özgürlüğe sarılan Türkiye özlem. Birliği devrimle gerçekleştirmek vb.
Özetle Perinçek, ABD’nin Yeni Dünya Düzeni projesiyle bölgemizde milliyetleri ve mezhepleri birbirine düşürmek istedikleri koşullarda, Türkiye’nin ve halkın birliğine hizmet eden bir çaba gösterdi. Abdullah Öcalan, yakalandıktan sonra verdiği ifadede görüşmeyi şöyle özetledi: Perinçek, bize ABD’nin ve Avrupa’nın peşinden gitmeyin. Bu yoldan bir yere varamazsınız. PKK’yi dağıtın, Türkiye’nin bütünlüğü içinde yer alın telkinlerinde bulundu (Apo’nun ifadeleri ve Hürriyet, 18 Mart 1999).
Perinçek, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki siyasetini uyguladı
Büyük Devrimci Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı başlarında İngiliz emperyalizminin Kürt sorununu kullanmasına karşı hangi siyaseti izlediyse, Perinçek de o siyaseti izledi. Perinçek de Atatürk gibi, Kürtlerin “Kürdistan Teali Cemiyeti” gibi Batı güdümlü ayrılıkçı örgütlerde değil, Müdafaai Hukuk Cemiyeti gibi milli ve devrimci örgütlerde Türklerle birlikte örgütlenmesini savundu. Mustafa Kemal’in çeşitli Kürt liderleriyle ilişkilerinde ve yazdığı yazılardaki tavrı ne ise, Perinçek’in tavrı da, o’dur. Bu tutum, Amasya Tutanağı’nda, Erzurum ve Sivas Kongresi Nizamname ve Beyannameleri’nin birinci maddelerinde ifade edilen saptama ve politikalara dayanır. Türk ve Kürdü birleştirmek; Türkiye’ye yönelik tehditleri göğüsleme ve Cumhuriyet Devrimi’ni tamamlama görevinin gereğidir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı aynı zamanda Kürtleri kazandığı için başarmıştır.
Ucuz değil doğru ve cesur politika
Bugün de izlenmesi gereken politika budur. Perinçek, halk kitlelerini avlamaya yönelik ucuz politikaların adamı değildir. Arkadaşlarıyla birlikte gereğinde tehlikeleri üstlenir ve çözüme yönelik doğru ve cesur politikaları üretir ve izler.
Erdal İnönü-Deniz Baykal’ın yönetimindeki SHP, PKK ile seçim ittifakı yaptı. Çeşitli partilerin başkanları, Apo’nun dört-beş kademe altındaki yöneticilerle görüşmeler yapar. Mehmet Ağar, “Abdullah Öcalan’a çok iş düşüyor” diyerek, Apo’yu federasyonlaşmada muhatap haline getirir. Devlet Bahçeli, İran’daki Azerileri kışkırtıp, ABD’nin Türkiye’yi İran ile karşı karşıya getirme ve Kürdistan’ı büyütme politikasında rol üstlenir. ANAP, DYP, CHP, DSP, MHP ve AKP, iktidar dönemlerinde Çekiç Güc’e oy verir,Habur kapısını açık tutar ve ABD ile birlikte Kukla Devlet’i kurarlar; Apo ile birlikte AB üyeliğini savunurlar. Bunlar sistem içindeki uygulamalardır ve hücuma uğramaz. Ama sistemin dışındaki girişimler, sistemin psikolojik savaş kampanyasının hedefidir.
Halkımızın her kesimi üzerindeki baskılara ve eşitsizliklere karşı mücadele etmek görevimizdir
Perinçek’in önderlik ettiği Parti’nin Güneydoğu bölgesi halkımıza yapılan baskılara karşı çeşitli düzlemlerde yürüttüğü mücadeleler de eleştiri konusu olmaktadır.
Partimiz, Körfez Savaşı öncesinde veya sonrasında, Kürt halk kitleleri üzerindeki baskı ve eşitsizliklere karşı kararlı olarak mücadele etti. Türkiye’nin birliğinin ve bağımsızlığının eşitlik ve özgürlük sağlanarak, sağlam bir temele oturtulacağını savunduk. Türkiye, Kürt kitlelerinin taleplerini karşılamalı ve kendi Kürdünü kazanmalıydı. Bu tavrımız doğrudur. Doğu Perinçek’in önderlik ettiği İşçi Partisi, her zaman halk kitleleri üzerindeki baskı ve eşitsizliklere karşı mücadele etti. Bu mücadeleyi, ABD emperyalizmine karşı bütün milletimizin birliği açısından yürüttü.
Eğer Türkiye Perinçek’in tutumunu benimseseydi
Eğer Türkiye Körfez Savaşı öncesinde Perinçek’in politikasını benimseseydi, Türkiye halkı birleştirilebilir, bölücülük etkisiz hale getirilebilir ve bugünkü bölünme ve parçalanma tehdidi çok daha zayıf olurdu. 1990 öncesinde Kürtlerin hak ve hukukunu tanımayan hükümetler, daha sonra ABD ve AB’nin dayatmalarıyla İkiz İhanet Yasalarını bile çıkardılar. Türkiye’nin vereceği demokratik hakları Batı devletleri sağlamış oldu. Kürt halk kitleleri böylece Türkiye’ye değil, Batı’ya bağlandı.
.............
anadolu75 03.06.2007, 01:22 mustafa kemal'in el yazıları vardı islam dini hakkında.yazdığına göre mustafa kemal pek sevmiyor islam dinini.dinsiz bir yapı hakimmiş cumhuriyet yıllarında
ben de duymustum m.kemalin islam dini hakkinda olumsuz seylerini.din insani uyusturan bir afyondur demis,din modern hayatin onunde engel bir zehirdir demis.pasa bu konuda onyargili davranmis.
promethe 03.06.2007, 01:23 2. ÜÇ AYRI AKLAMA KARARI
Apo görüşmesinin 2000'e Doğru’da yayınlanması üzerine açılan ceza davalarında, iki ayrı aklama kararı ve bir takipsizlik kararı verilmiştir. (İstanbul 2 Nolu DGM’nin, 27. 6. 1990 tarih, E 1989/277, K 1990/148 ve 4.12.1991 tarih, E 1991/216, K 1991/454 tarihli kararları ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hazırlık 1997/1777, K 1997/237 sayılı takipsizlik kararı)
3. PERİNÇEK APO’NUN SHP LİSTESİNDEN
DÖRT MİLLETVEKİLLİĞİ ÖNERİSİNİ REDDETTİ
SHP’nin PKK ile seçim ittifakı
1991 genel seçimlerinde Erdal İnönü-Deniz Baykal’ın yönetimindeki SHP, PKK ile seçim ittifakı yaptı. Ama hiç kimse bu konuda bir kampanya yürütmedi; yürütmez. Çünkü o ittifak, ABD merkezli sistemin içindeydi. Bu ittifakın içine 1991 seçiminde Doğu Perinçek’in genel başkanı olduğu Sosyalist Parti’yi de katmak istediler. Ancak Doğu Perinçek bunu reddetti.
Öneri nasıl yapıldı
PKK’nin Avrupa temsilcisi, 1991 genel seçimi öncesinde Perinçek’i Ankara’daki evinden telefonla arayarak, Apo’nun Perinçek’in Partisine, SHP’nin bir protokolla HEP’e verdiği 21 milletvekilliğinden dördünü önerdiğini belirtti. Hatta bu öneride, Diyarbakır, Şırnak ve Mardin gibi illerin birinci sıra adaylığı da belirtildi. Perinçek, öneriyi parti organlarında tartışmaya bile gerek görmeden anında reddetti.
Perinçek açısından bu öneriyi kabul etmenin herhangi bir tehlikesi de yoktu. Perinçek ve arkadaşları, SHP listelerinden milletvekili olacaklardı. Ama Perinçek’ler için mesele, milletvekili veya bakan olmak değil, Türkiye’nin bağımsızlığına, bütünlüğüne ve emekçilere bağlı bir çizgide ısrar etmekti.
Öcalan’ın Milliyet, Sabah’a ve Gündem gazetelerine açıklaması
Bizzat Apo, 1991 yılı sonunda, Milliyet ve Sabah gazetelerine yaptığı açıklamalarda, Perinçek’e dört milletvekili önerdiğini ve parlamentoya girerek, SHP listesinden seçilecek 21 milletvekilinin başına geçmesini rica ettiğini açıklamıştır (Milliyet ve Sabah, 7 Aralık 1991).
Apo: “Perinçek tenezzül etmedi”
Apo, Perinçek’e dört milletvekili önerisini, 3 Mayıs 1993 tarihli Gündem gazetesinde de anlatmış ve bu öneriyi reddettiğimi birkaç kez vurgulayarak dile getirmiştir:
“Sayın Doğu Perinçek de buraya geldi. İlk pratik politika önerim şu oldu. Dedim ki, bir devrim merkezi var, onun parlamenter sözcüsü ol. Bu güzel bir şey. Eğer bir parlamenter sözcüsü olsaydı, Kürt-Türk birlikteliği de çok iyi gelişebilirdi. Kim kardeşlik istemiyor. Bize ikide bir milliyetçi diyorsunuz. Seni kendi ülkesinde ve devrimin bir merkezinde milletvekili adayı önerecek kadar Enternasyonalizme yatkınlık gösteren bir hareket mi milliyetçidir, yoksa buna tenezzül etmeyen, kendini çok üstte gören bir anlayışın sahibi mi milliyetçidir? Ve ben fazla anlamlı bulamadım...Tenezzül etmediler.” (Gündem, 3 Mayıs 1993)
Öcalan, Hasan Cemal ile söyleşisinde de gerçeği söyledi
Yine Öcalan, Hasan Cemal’e 14 Nisan 1993 günü yapılan söyleşide, Doğu Perinçek’in SHP listesinden milletvekilliği önerisini reddettiğini belirtmektedir (Hasan Cemal, Kürtler, s.39)
Perinçek, SHP-PKK seçim ittifakına niçin katılmadıklarını Anayasa Mahkemesi’nde anlattı
Apo’nun SHP listesinden dört milletvekilliği önerisini niçin reddettiğimizi ve PKK ile SHP arasındaki seçim ittifakına niçin katılmadığımızı, 12 Mayıs 1992 günü Anayasa Mahkemesi’nde yaptığım savunmada anlattım. Anayasa Mahkemesi tutanağından aynen aktarıyorum:
“Bugün koalisyonu paylaşan Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin listeleri içinde milletvekillikleri bize teklif edilmiştir. Bakın şimdi çok önemli bir şeyi açıklayacağım. PKK Genel Sekreteri Abdullah Öcalan, Milliyet ve Sabah gazetelerine açıkladığı için ve gazetelerde yazıldığı için bunu söylüyorum. Orada diyor ki, ‘Sosyalist Parti’ye, bize SHP’den verilen milletvekilliklerinden 4 tanesini vermek istedik. Reddettiler bizi.’ Demek ki, SHP seçimlere girerken PKK’ya 21 tane milletvekilliği vermiştir. PKK da bunun 4 tanesini Sosyalist Parti’ye önermektedir. ‘Gelin 4 tane de size verelim, ayrı parti olarak girmeyin, hepimiz SHP olarak girelim’ demiştir. Sosyalist Parti bunu reddetmiştir. Demiştir ki, ‘ben ayrı, bağımsız bir partiyim, fikirlerim var, hiç kimsenin sırtından da Meclis’e girmem, ayrı kimliğimle ve kişiliğimle toplumun karşısına çıkarım’. Ben bunu niçin söyledim?... Bunu şunun için söyledim: En yasadışı olan PKK bile Türkiye’de yasal politik hayatın içine girmiştir. O kadar içine girmiştir ki, Parlamentoda sandalye pazarlığı yapabilmektedir. İktidar partileriyle anlaşmalar yapabilmektedir. İktidar partisi olacaklardan milletvekillikleri alabilmektedir ve o aldığı milletvekilliklerini sağa sola dağıtabilmektedir. Teklif de edebilmektedir.”
4. REKOR KIRAN FOTOĞRAFLAR
Perinçek’in Abdullah Öcalan ile görüşme fotoğrafları
Bu fotoğrafların gizli saklı bir tarafı yoktur. Perinçek, 2000’e Doğru Genel Yayın Yönetmeni olarak Apo ile görüşme yaptı ve görüşme dergide yayımlanacağı için fotoğraflarla da görüntülendi. Görüşme sırasında hem 2000’e Doğru muhabiri hem de PKK görevlileri fotoğraf çektiler. 2000’e Doğru, kendi çektiği fotoğrafları yayımladı. Basında kampanya halinde çıkan fotoğraflar ise, ilginçtir PKK’nin çektiği fotoğraflar.
Perinçek, ne zaman Türkiye’yi savunan bir meseleyi kamuoyu önüne getirse, ne zaman ABD emperyalizminin planlarını bozsa, Apo ile görüşme fotoğrafları, basında boy gösterir. Bu görüntüler, son on yılda en çok yayımlanan fotoğraf ünvanını kazanmış bulunuyor.
MİT fotoğraflar karşılığında PKK’ya ne verdi?
Daha önemlisi, fotoğrafların MİT’e PKK tarafından teslim edilmiş olmasıdır. Perinçek’in Apo ile görüşmesinin fotoğrafları 2000'e Doğru dergisinde çıkmıştı. Hatta Apo’nun Perinçek’e karanfil uzatan bir fotoğrafını derginin kapağında yayınlanmıştı. Bu fotoğraflardan utanılsa, herhalde yayınlanmazdı. Nitekim bütün gazeteciler, Güneri Cıvaoğlu, Fatih Altaylı, Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve diğerleri kendilerinin Apo ile görüşme fotoğraflarını yayımladılar. Ancak Şeriatçı-Ülkücü gazetelerde yayınlanan fotoğraflar, 2000’e Doğru’nun çektikleri değil. Bunlar, PKK’nin MİT'e gönderdiği fotoğraflar. Bu fotoğraflar karşılığında MİT’in PKK’ye ne verdiği araştırılmalıdır.
Fotoğraf bombardımanının arkasında MİT içindeki CIA ekibinin bulunması, yapılan işin karakteri gereğidir. Türkiye düşmanı güçler, Sevr tehdidine karşı en kararlı tavrı alan İşçi Partisi’ni yıpratabilmek için ne yapacaklarını şaşırmışlardır.
Yüzlerce kez yayınlanan bu fotoğraflar, İşçi Partisi’nin ve Doğu Perinçek’in hiçbir açığının, hiçbir lekesinin bulunmadığının en güzel kanıtıdır. Bütün MİT dosyaları karıştırılmış, CIA’dan yardım istenmiş, İşçi Partisi’nin bir açığını bulmak için özel araştırma birimleri kurulmuş, telefonlar yıllarca dinlenmiş, ancak bir şey bulunamamış ve bir dergi röportajında çekilip, benzerleri yayımlanmış fotoğraflara muhtaç kalmışlardır.
İP ne pratikte ne de toride sosyalisttir,
olamamıştır,olmayacaktır,
kendini sosyalist olarak tanıplayıp da İP li olanlar en azından sosyalist değerlerden utanmalıdır,
anadolu75 03.06.2007, 01:26 İşçi Partisi tüzüğündeki ve parti bayrağındaki değişikle tarafını,yani milli kuvvetler safında olduğunu belli etmiştir.Kendilerine yürekten tebrikler.Önce vatan demiştir.Vatan olmadan ekmek namus olamayacağını olamayacağını ifade etmiştir.Keşke ben solcuyum deme cesaretini ağzına alabilme cüretini gösterebilen sosyalistler biraz İşçi Partisinin ulusal duruşundan örnek alabilseler.
isci partisinin neresini ornek alsin sosyalist kesim zaten alsalar kendilerine zarar vermis olur yani isci partisi su an buram buram fasizm,irkcilik,mhp zihniyeti kokuyor.bu partiyi sadece sosyalist kesim degil ataturkcu kesim de ornek almamalidir.sosyalistte,kemalistte uzak durmali su partiden.
Devrim_Neferi 03.06.2007, 01:28 arkadaşlar bir parti bayrağının rengini değiştirdi diye kimseninin kimseye hakaret etmesi hiç hoş değil özelliklede biz alevi canlara hiç yakışmıyor
DAHA YAKIN ZAMANDA DOGU PERiNCEK iN OGLUYLA iSTANBUL ÜLKÜ OCAKLARININ BASKANI YANYANA GELiP BASIN ACIKLAMASI YAPTILAR..
VE BAZI MiLLiYETCI PRETOSTOLARDA ip lilerle ülkücüler; YANYANA TABLO CiZDiLER...
BUNU ACIKLAMASI NEDiR PROMETHE?
UMARIM MHP Yi DE AKLAYACAK BELGELERiNDE VARDIR..
promethe 03.06.2007, 01:55 DAHA YAKIN ZAMANDA DOGU PERiNCEK iN OGLUYLA iSTANBUL ÜLKÜ OCAKLARININ BASKANI YANYANA GELiP BASIN ACIKLAMASI YAPTILAR..
VE BAZI MiLLiYETCI PRETOSTOLARDA ip lilerle ülkücüler YANYANA TABLO CiZDiLER...
BUNU ACIKLAMASI NEDiR PROMETHE?
UMARIM MHP Yi AKLAYACAK BELGELERiNDE VARDIR..
Sevgili melkanlı...
İçerik umurunda olmadığında biçim şaşırtır elbette .
Mitingin sloganı:"Mehmetçik Coni'ye kalkan olamaz."
Katılanlar:İşçi Partisi Öncü Gençlik,Ülkü Ocakları İstanbul Başkanı Levent Temiz...
İşçi Partisinin hiçbir eyleminde MHP örgüt olarak yer almamıştır.İşçi Partisi MHP ile örgüt olarak yanyana gelmedi;anlayış olarak gelme ihtimali de yok.Siz ne kadar iddia etseniz de! Etkisinde kaldığınız propaganda,Türk gençliğinin antiemperyalist bir eylemde biraraya gelmesinden rahatsız olanların (ilginçtir;fetullah tayfası,dönek köşe yazarları ve holding basını,yani göbeğinden Amerikan Emperyalizmi'ne bağlı olanlarla beraber bizim "sol(?)" da aynı tepkiyi verdi.) yürüttüğü psikolojik savaşın argümanları.
ABD emperyalizminin politiklarına karşı bir eylemde toplanılıyor.Ülkü Ocakları'ndan bir grup genç "Mehmetçik Coni'ye kalkan olamaz" diyor.
ABD'nin taşeronluğunu yapan MHP örgütlenmesinin tabanındaki gençlik,ABD emperyalizmine karşı bir eylemde!Tabi bu MHP yönetimini oldukça rahatsız etti ve 50'ye yakın genç Ülkü Ocakları'ndan kovuldu.Açıklaması budur.
Tekrar etmekte fayda var.İşçi Partisi, MHP ve DTP gibiemperyalizm güdümünde etnik milliyetçi değil ,Mustafa Kemal'in çizgisinde ulusçudur.Sizlerin "faşizme kayma" safsatanız ,ancak gözlerinize kapattığınız ve gerçekleri görmenizi engelleyen bir yalan duvarıdır.
Umarım bir gün mücadelenizin merkezine emperyalizmi alırsınız.
PROMETHE
DTP YiDE MHP GiBi FASiZAN BiR PARTiYLE ESDEGERDE TUTMANIZDA,SiZiN EVRENSEL ÖLCÜLERE AT GÖZLÜKLERiYLE BAKTIGINIZIN VE BASKICI,YADIRGAYICI,HORGÖRÜCÜ ESASLARA BAGLI OLDUGUNUZUN BiR KANITIDIR
anti-fasist 03.06.2007, 02:34 Bu Turancı, Türkçü, Milliyetçi kimliğine son dönemlerde sıkı sıkıya sarılmış işçi partisinin deniz gezmişle ne alakası var?
Ayrıca size çeşitli kitaplar önermek istiyorum
sosyalizmin ABC'si adlı kitabdan başlayın. Burada kimse Türk düşmanı değil ama belliki sen milliyetçisin bu sana son uyarımdır efendi gibi düzeyli yazacaksan yaz yoksa gerekeni yaparım. Daha İP ile Deniz Gezmişin bağı olduğunu bilip bilmeden atıp tutuyorsun. Bayrağı için değil söylemleri için bu parti milliyetçidir. Bayrağı değişmeden öncede insanlar eleştiriyordu kimse kalkıp ilk kez eleştiri yapmadı eğri oturup doğru konuşmak lazım insanlara çamur atmayı bırakmalısın.
ben deniz gezmisle dogu perincegi aynı kefeye koymadım sadece deniz gezmistede vatandaslık bilinci ve misak-ı milli ruhu oldugunu gözler önune serdim senin gibiler simdi ona da fasist der bu durumda üstelik benim yazdıklarım kendi göruslerımdır biz DTP ye milliyetci diyince herkes tepemize cöküyor ama degil mi?biz simdi bunları söyleyerek dogru yerlere deginince gücünüze mi gitti....
Deniz gezmis anti-emperyalisttir ve asla devlet düşmanı olmamıstır..sadece sistem ve abd karsıtı bir kisisdir.ama türkiye cumhuriyetine karsı degildir aynı zamanda kemalist söylemleri olan bir kisidir.
Hem de sen ne kadar demokratik birisisin gözlerim yasardı iste yani bu asıl senin kisiligini gözler önune seriyor neymis söylemlerime dikkat ediyim yoksa gerekeni yaparsın düsünceye saygı bu mu burada???bunun cevabını istiyorum tehdit yani????Ama eger ben burada düsündüklerimi söyledigim icin tehdit ediliyorsam bırakın banlanayım siz konusun forumun manasıda bu zaten tek taraflı siyaset karsıt görusu yok edin....
yukarlara bir bak zahmet olmazsa bana kim ne kadar hakaret etmis...sonra sıra bana gelsin oraya nesimi yazmıssın sende nesimi senin gibi olsaydı ohoooo....
neyse baya sinirliyim o yuzden diger canlara karsı bir hatam olduysa cok cok özür dilerim bu forum esitlik ve kardeslikler forumudur..Herkes rahatca göruslerini dile getirebilir saygılarımla bunun yüzünden beni tehdit eden arkadas belki banlayacak kendinize cok iyi bakın canlar..
saygılarımla..
Eşitlik Kardeşlik ama kalkıp sağa sola "hepiniz türk düşmanısınız" gibi şovenist laflarla ithamlarda bulunursan buna göz yumamam. Senin düşündüklerin tam bi şovenistlik ve iftiracı yaklaşımdan ibaret. Burada kimse Türk düşmanlığı yapmıyor. İP nin vietnam bayrağından normal beyaz bir yıldıza geçişini savunup savunmamak da kimseyi ne daha çok Türk yapar ne de Türklere düşman eder. Sanki Doğu perinçeği veya İp yi savunmak Türklük ölçütüdür. Bu kadarı da olmaz.
Seni adaptasyona alıyorum nickinide Antik Faşist olarak değiştiriyorum. Gerçek kimliğinde daha rahat edersin. Ayrıca yaptığın iftiralar "Türk düşmanısınız" vs gibi söylemler içinde tüm üyelerden özür dilemelisin.
promethe 03.06.2007, 03:00 Bu Turancı, Türkçü, Milliyetçi kimliğine son dönemlerde sıkı sıkıya sarılmış işçi partisinin deniz gezmişle ne alakası var?
Nesimi arkadaş,içine düştüğünüz kavram kargaşası oldukça büyük!Yalnız sizin değil,forumdaki bir kesim arkadaşların da aynı problemi var.Kendi anlayışınıza uygun bulmadığınız herkes ve her şey anında ve pervasızca faşist damgasını yiyor. Faşistçe bir tutum değil mi bu?
Turancılık gibi akımlar emperyalizmin ürettiği kafatasçı ve etnikçi akımlardır.Tıpkı bugün emperyalizmin kullandığı DTP ve PKK'nin etnikçi
liği gibi...
İşçi Partisi Mustafa Kemal'in ulus anlayışını benimsemiştir.Ama sizlerin kavramları kullanma biçiminiz herşeyi tepetaklak bir hale getirdi artık.O sebeple aka kara diyor birileri;ya da tam tersi...
Emperyalizmin küreselleşme stratejisinin ürünü olan küçük etnik devletçikler siyasetinin karşısında,Türkiye'de yaşayan tüm halkları Türk Milleti kimliğinde birarya getirme siyaseti vardır.Kimse kimsenin dilini konuşmasına,kültürünü yaşamasına karşı değildir.Yalnızca emperyalizme yem olmamak için bu birliktelik şarttır.
Asıl faşizm, bu birlikteliği emperyalizm lehine bozma taşeronluğudur.
Promethe faşist olmak için çok şey yapmak gerekmiyor. Geçmişi silip yeni müttefikler arama telaşı bunu kolaylaştırıyor. İP nin 1990lardaki hali ile şuandaki hali bir değil. Git gide milliyetçiliğe daha sıkı sarılan bir İP var artık. Zira "Avrasya" terimi ile Perinçek Türk bulunan her bölgeye ulaşmak istiyor. Ancak bunuda bilmesi lazım Ortaasyadaki bir Kazak, Uygur vs TC vatandaşı bir TÜRK değildir. TÜRK kelimesi TC de yaşayan tüm insanları birleştiren bir kelimedir. Bunu farklı anlamlandırıp MHP gibi hem ümmetçi hemde kafatasçı bir bakış açısı ile omuz omuza olursa onu kimse desteklemez. Konuyu köşeye sıkışınca PKKye getirmek herkesin en kolay çıkış yoludur her neyse o konuya girmeyeceğim.
Deniz Gezmiş Marksist-Leninist di aynı zamanda her sosyalist gibi vatanının bağımsızlığını istiyor emperyalizme karşı çıkıyordu. Asla Kürt halkını inkar etmedi Türk ve Kürtlerin kardeşliğinden bahsetti. Perincekde böyle gözükmeye çalışsada Deniz Gezmişin mirası ona ağır gelir o geleneğin savunucusu Perincek değildir. Sosyalizmi çöpe atan ve tümüyle milliyetçiliğe endekslenen bir siyasetin lideri heleki hiç bir zaman Deniz Gezmişle kıyaslanamaz.
Konuya dönersek yeni bayrakları hayırlı olsun ama bozkurt yapmasını temenni ederdim böylelikle mhp nin oylarını böler hem kendisi bolca oy kazanmış olur hemde daha fikirleriyle uygun bir logo seçmiş olurdu. Tabi tercih iplilerindir saygı duyarız.
promethe 03.06.2007, 03:27 İşçi Partisi "avrasyacılık" ile bölgedeki tüm milletlerin emperyalizme karşı birlikte hareket etmesini savunuyor.Bu açıdan stratejiyi yanlış kavradığınız yada size yanlış sunulduğu anlaşılıyor.
Hala "MHP" diyorsunuz,ümmetçilik ile kafatasçılıkla aynı yerde durulduğunu iddia ediyorsunuz.Aynı yerde duranları yukarıda belirttim.
Sosyalizmi çöpe atan bir tutum yoktur.Türkiye gerçeklerine bakarsanız, gün sosyalizmi kurma değil,emperyalizme karşı vatan savunması günüdür.Sosyalizmi kuracağınız bir vatanınız yoksa Irak Komünist Partisi durumuna düşersiniz.
O sebeple İşçi Partisi vatan savunması konusunda,emperyalizme karşı doğru konumlanmış tüm kuvvetlerle işbirliği yapacaktır.Bu tutum,kurulalı beri -1969-İşçi Partisi'nin pratiğinin belirleyici ilkesi olmuştur,olacaktır.
MHP ve türevleri bu konuda hep ABD taşeronu oldular ve buna devam edecekler.İşçi Partisi'nin bu ve bunun gibilerle yanyana gelmesi söz konusu olmayacaktır.
kolay gelsin umarım 0,5i aşarsınız ip hakkında daha fazla yorum yapmak istemiyorum zaten ne olduklarını, fikirlerini vs sürekli göstermeye çalışıyorlar.
ForZaSLaN 03.06.2007, 09:59 3 hilali 3 kırmızı beyaz yıldızla tamamlarlar yakında.
Puhahahaha harbi mal bunlar yaw :laugh:
Ben bu mesajı Doğu Perinçek ve İşçi partisi için yazmıştım ama bazı sivri zekalı arkadaşlar üzerine alınmış.
ARkadaslar beni rahatsız edecek kadar cok türkiye düşmanlıgı var bu forumda sizin kırmızı beyazla ne alıp veremediginiz var dostlar gercek aleviler devlet düşmanı degildir..
Deniz gezmis samsundan ankaraya ATATÜRK yürüyüşü yapmıs bir insandır emperyalizm karsıtı bir insandır..
Ancak sizde artık refleks olmus kırmızı beyazdan ne gördunuz ne düyorsunuz_??
Bizim düşmanımız sistemdir.DEvlet degildir canlar yani ben böyle düşünüyorum en azından kırmızı beyaz bir parti hemen faşist oluyor sizlerde ama siz cok farkılasmıssınız kusura bakmayın artık sizler türk düşmanı faşistsiniz..
saygılarımla..
Katılıyorum sana
ben deniz gezmisle dogu perincegi aynı kefeye koymadım sadece deniz gezmistede vatandaslık bilinci ve misak-ı milli ruhu oldugunu gözler önune serdim senin gibiler simdi ona da fasist der bu durumda üstelik benim yazdıklarım kendi göruslerımdır biz DTP ye milliyetci diyince herkes tepemize cöküyor ama degil mi?biz simdi bunları söyleyerek dogru yerlere deginince gücünüze mi gitti....
Deniz gezmis anti-emperyalisttir ve asla devlet düşmanı olmamıstır..sadece sistem ve abd karsıtı bir kisisdir.ama türkiye cumhuriyetine karsı degildir aynı zamanda kemalist söylemleri olan bir kisidir.
Hem de sen ne kadar demokratik birisisin gözlerim yasardı iste yani bu asıl senin kisiligini gözler önune seriyor neymis söylemlerime dikkat ediyim yoksa gerekeni yaparsın düsünceye saygı bu mu burada???bunun cevabını istiyorum tehdit yani????Ama eger ben burada düsündüklerimi söyledigim icin tehdit ediliyorsam bırakın banlanayım siz konusun forumun manasıda bu zaten tek taraflı siyaset karsıt görusu yok edin....
yukarlara bir bak zahmet olmazsa bana kim ne kadar hakaret etmis...sonra sıra bana gelsin oraya nesimi yazmıssın sende nesimi senin gibi olsaydı ohoooo....
neyse baya sinirliyim o yuzden diger canlara karsı bir hatam olduysa cok cok özür dilerim bu forum esitlik ve kardeslikler forumudur..Herkes rahatca göruslerini dile getirebilir saygılarımla bunun yüzünden beni tehdit eden arkadas belki banlayacak kendinize cok iyi bakın canlar..
saygılarımla..
Sistemin bekçiliğini yapan devlete şakşakçılık yapmak bir çelişki değil midir?
PKK'yi lanetliyoruz, kanlı eylemler yaptığı için!
İnsan öldürmekle mücadele verilmez diyoruz, bu insanlığa sığmaz!
Doğru!
Peki bu sorunu yaratan zihniyete de saygı mı duyacağız?
Polis ve TSK mazlum halkı katlederken o kurumlara alkış mı tutacağız?
Biz faşizme karşı tarafsak, o taraf mazlum halkın tarafıdır! İşçi sınıfının tarafıdır!
gencsosyalist 05.06.2007, 09:42 Sosyalizm size kaldıysa yandık demektir.Siz hangi kurum kapatılırken gidip miting yaptınız?SEKA kapatıldı TÜPRAŞ satıldı TELEKOM satıldı bizler oradaydık işçilerin yanında!
Biz borc harcla bir kanal kurduk gece gündüz iscilerin hakkını savunduk sonuc olarak sosyalizmi kirleten biziz.Eger sosyalizm 1 Mayıs'ta işçi hakkını savunacagım diye gidip polisten bile bile dayak yemekse (gerekirse ben de gelirim) ben sosyalist degilim.
ne güzel sosyalist olmadığını kabul etmişssin. peki sosyalist olmak. devlet sendikalarıyla kadıköye çıkıp istiklal marşının eşliğinde 1 mayısı kutlayanlara mı diyeceğiz sosyalist...yakında işci partisi kapanır ve hepsi birlikte orduya asker olmaya giderler(ama cephede silah sıkmaya değil, mutfakta patates soymaya).tüpraş,telekom,seka kapatılırken biz evimizde yatıyorduk herhalde dimi? siz değilmiydiniz bir fabrika özelleştirlmesini türkler alınca bayram eden...ya gidin arkadaşlar gidin ordu da patates doğrayın...
gencsosyalist 05.06.2007, 09:43 Sistemin bekçiliğini yapan devlete şakşakçılık yapmak bir çelişki değil midir?
PKK'yi lanetliyoruz, kanlı eylemler yaptığı için!
İnsan öldürmekle mücadele verilmez diyoruz, bu insanlığa sığmaz!
Doğru!
Peki bu sorunu yaratan zihniyete de saygı mı duyacağız?
Polis ve TSK mazlum halkı katlederken o kurumlara alkış mı tutacağız?
Biz faşizme karşı tarafsak, o taraf mazlum halkın tarafıdır! İşçi sınıfının tarafıdır!
FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA
yakında bunuda göreceğiz herhaldehttp://www.aleviforum.com/attachment.php?attachmentid=12120&stc=1&d=1181027741
80 darbesi olduğunda solcuların çarşaf çarşaf listelerini yayınlayan birinin peşinden ben solcuyum diyerek gitmek ne kadar mantıklı bilmiyorum.Umarım kendilerinin artık Türkiye solu hareketi içerisinde yer almadıklarını farkederler ve ona buna süper nato solcusu demekten vazgeçip, ulusalcı zihniyetin kölesi olurlar.
Westside 05.06.2007, 22:40 Sizin tek becerebildiginiz camur.İspatla deyince başlarsınız kıvırmaya.
aykudgöksun 05.06.2007, 23:34 Sizin tek becerebildiginiz camur.İspatla deyince başlarsınız kıvırmaya.
arkadaşlar kaç kere ispat etmeye çalıştı ama..sizin de tek yapabildiğniiz İNKAR..
anti-fasist 06.06.2007, 02:37 Ben kendi adıma halkların kardeşliginden yanayım gercekten sinirle hareket ettim isci patisini ben asla ve asla desteklemiyorum aynız zamanda dogu perincegi sevmem.o istanbul ülkü ocakları baskanıyla dogu perincegin oglunun yumruk yumruga yaptıgı eylem hic gözumden gitmiyır..
ancak sunuda söylemeden gecemeyecegim ben develt degil sistem karıstıyım bu ülkedeki polis sistemin bir parcasıdır devletin degil...
sosyalizt bir insan vatansızdır..Bunu hepmiz biliyor olmalıydık degil mi??
anadolu75 06.06.2007, 13:40 Ben kendi adıma halkların kardeşliginden yanayım gercekten sinirle hareket ettim isci patisini ben asla ve asla desteklemiyorum aynız zamanda dogu perincegi sevmem.o istanbul ülkü ocakları baskanıyla dogu perincegin oglunun yumruk yumruga yaptıgı eylem hic gözumden gitmiyır..
ancak sunuda söylemeden gecemeyecegim ben develt degil sistem karıstıyım bu ülkedeki polis sistemin bir parcasıdır devletin degil...
sosyalizt bir insan vatansızdır..Bunu hepmiz biliyor olmalıydık degil mi??
sosyalist niye vatansiz olsun.sosyalistinde vatani var ve vatanini milliyetcilerden daha cok seviyor.herseyi anlamadan onyargili olmamak lazim.
aykudgöksun 06.06.2007, 14:18 Ben kendi adıma halkların kardeşliginden yanayım gercekten sinirle hareket ettim isci patisini ben asla ve asla desteklemiyorum aynız zamanda dogu perincegi sevmem.o istanbul ülkü ocakları baskanıyla dogu perincegin oglunun yumruk yumruga yaptıgı eylem hic gözumden gitmiyır..
ancak sunuda söylemeden gecemeyecegim ben develt degil sistem karıstıyım bu ülkedeki polis sistemin bir parcasıdır devletin degil...
sosyalizt bir insan vatansızdır..Bunu hepmiz biliyor olmalıydık degil mi??
sosyalistlerin neden vatanı olmasın..ancak vatanını diğer vatanlardan üstün görmez tek fark bu..yoksa sosyalistlerin hepsi bu toprakları bu vatanı sever ve onun için mücadele eder..
ayrıca devlet karşıtı değilim sistem karşıtıyım diyorsun da devlet zaten sistemin koruyucusudur..hem senin sistemden bahsettiğin ne??ben sistem deyince kapitalist sistemi anlıyorum.ama sen sosyalizmi de beğenmiyorsun..sen bu sistemin neyine karşısın ve sistemin bir numaralı koruyucusu(en büyük güç olduğu için) devletken onu nası savunuyorsun..
anti-fasist 06.06.2007, 15:20 Şimdi sosyalistler vatansız olur derken beni yanlıs anladınız tabiki vatanları olur ama diğerlerinden üstün görmezler üstelik de yani sosyalistler icin vatan topragı kutsal falan da değildir ben burada bunu söylemek istedim.Sosyalist kisiler olarak bu kadar söyledigimde anlayacagınızı dşündüm.
Şimdi devlete karsı olmak olayına gelince biz bu devlet icin bazı mücadeleler veriyoruz.Sistem ise aynen senin anladıgın seydir sevgili can..Yani kapitalist sistem benim amacım yani devrimci amacım sistem degisikligidir.Herhangi bir sekilde devlet degisikligi yada devlette herhangi bir degisiklik degildir.Devlet aynı kalacak ve devrimle sistem degisecek seklinde..
Yani bence hepimiz böyle yapmak zorundayız bu bir siyaset meselesidir.Bunun icindir ki sert tavrı olanlar halkın maneviyatına önem vermeyenler halk tarafından asla sevilmez....
Bu yüzdende amaclarında basarılı olamazlar...
saygılarımla..
aykudgöksun 06.06.2007, 15:59 Şimdi sosyalistler vatansız olur derken beni yanlıs anladınız tabiki vatanları olur ama diğerlerinden üstün görmezler üstelik de yani sosyalistler icin vatan topragı kutsal falan da değildir ben burada bunu söylemek istedim.Sosyalist kisiler olarak bu kadar söyledigimde anlayacagınızı dşündüm.
Şimdi devlete karsı olmak olayına gelince biz bu devlet icin bazı mücadeleler veriyoruz.Sistem ise aynen senin anladıgın seydir sevgili can..Yani kapitalist sistem benim amacım yani devrimci amacım sistem degisikligidir.Herhangi bir sekilde devlet degisikligi yada devlette herhangi bir degisiklik degildir.Devlet aynı kalacak ve devrimle sistem degisecek seklinde..
Yani bence hepimiz böyle yapmak zorundayız bu bir siyaset meselesidir.Bunun icindir ki sert tavrı olanlar halkın maneviyatına önem vermeyenler halk tarafından asla sevilmez....
Bu yüzdende amaclarında basarılı olamazlar...
saygılarımla..
kutsal sayma derken neden bahsettiğiniz anlayamadım ama neyse..şimdi kapitalist sistemin de en büyük koruyucusu devlettir.ha sen devlet değişikliği derken üniter devlet,devlet birlikleri,devlet toplulukları anlamında söylüyorsan buna birşey demem..
anti-fasist 07.06.2007, 02:21 kutsal sayma derken neden bahsettiğiniz anlayamadım ama neyse..şimdi kapitalist sistemin de en büyük koruyucusu devlettir.ha sen devlet değişikliği derken üniter devlet,devlet birlikleri,devlet toplulukları anlamında söylüyorsan buna birşey demem..
Ya tabiki öyle can..:))
Yani ah bir sistemi degistirsek gerisi kolay:yamukgul:
Ozaman hersey bize kalacak:)
Kutsal saymak derken hani bazılar varya:p Devleti vatanı kutsal sayan o manyaklardanbahsediyorum:devil:
sahrut75yagmur 07.06.2007, 04:30 Tevellüt Eskİ İken Bu ArkadaŞ İçİn Mİt Ajani Dİyorlardi.partİsİ Solumu Temsİl Edİyor SaĞimi Hİç Anlayamadim. Bİr Mayislar Da Kavga çikarirla SaĞcilar Derkİ İŞte Sol Bu .saĞcilardan MİlİyetçİlİĞİ Aldilar.duruŞu Olmayan Bİr Partİnİnde Amblemİ DeĞİŞİr ,çİzgİsİ Gİbİ.yarin Ampülde Olabİlİr.
aykudgöksun 07.06.2007, 10:44 Tevellüt Eskİ İken Bu ArkadaŞ İçİn Mİt Ajani Dİyorlardi.partİsİ Solumu Temsİl Edİyor SaĞimi Hİç Anlayamadim. Bİr Mayislar Da Kavga çikarirla SaĞcilar Derkİ İŞte Sol Bu .saĞcilardan MİlİyetçİlİĞİ Aldilar.duruŞu Olmayan Bİr Partİnİnde Amblemİ DeĞİŞİr ,çİzgİsİ Gİbİ.yarin Ampülde Olabİlİr.
bir türkçü sitede okumuştum..adamlar da İP'yi sevmiyor..diyor ki türk milliyetçiliğini kullanarak bir yerlere gelmek istiyorlar..ancak samimi değiller diyolar..onlar bile anladı:D:D
Comrat86 08.06.2007, 01:14 Yani canlar ben görünce cok şaşırdım şimdi bir parti bayragını degistirmis kırmızı-beyaz yapmıs bunda ne var ki nasıl faşizme bagladınız anlayamadım.
Alevimen 09.06.2007, 21:46 bu akşam samanyolu tv'de sanırım haber bülteniydi D. Perinçek'e kapak niteliğinde haber yaptı oldukça matrak:
Eskilerden Apo ve yandaşları ile çekilmiş samimi fotoğraflar.. ve başka şeyler. Yeni olarak'da Diyarbakır'daki mitingin konuşmasını gösterdiler: 'Hekres mehmetçik olmalı' gibi cümleydi.
Alla alla..
Westside 09.06.2007, 22:30 Samanyolu tv Fethullah efendinin degil mi?Ne bekliyorsunuz ki?
İPìn cevaplaması gereken ( ve de sosyalistleri ikna etmesi gereken) okadar soru var ki...
Örneğin:
1) Kızılelma Koalisyonu`nu solculukla nasıl bağdaştırıyorlar?
anti-emperyalizmi Türk milliyetçiliğine indirgeyerek ve bu ülkede milliyetçiliğin temsilcileriyle aynı masaya otururken sosyalist ve yurtsever insanları çeşitli ithamlarla ( ne söyledikleri konusuna girmeyecem çünkü oldukça gayriciddi ithamlar) nasıl suçlayabiliyorlar?
2) Bilindiği gibi son kongrelerinde sosyalizmin kurucusu ve önderleri,anti-emperyalizmin yılmaz savaşçıları olan Marks,Engels,Lenin ve Mao`nun ibarelerini kaldırmalarının nedeni nedir acaba? (ve bence parti ambleminin değişmesi de bu sürecin devamı niteliğinde)
Bu durumda kendilerini hala nasıl anti-emperyalist ve sosyalist görüyorlar?
Ayrıca anti-emperyalizm mücadelesini sosyalist mücadeleden farklı kılmayı n asıl açıklayabiliyorlar?
3)Bugün kürt sorununun inkarcılığını yapan militarizme sığınan (ve militarizmin temsilcisi olan orduya sığınan) sosyalizmin inkarcılığını anti-emperyalizmde arayan ve bu ülkede herkesin kendi dil ve kültürlerini özgürce ifade etmesi gerektiğini söyleyen bu ülkede aniti-emperyalizm mücadelesinin tüm ezilenlerin iktidarından geçtiğini savunan sosyalistleri ve gerçek yurtseverleri nasıl vatan hainliğiyle suçlayabiliyorlar?...
Tabi bu sorular çoğaltılabilir ama bence gerek te yok İPìn ikna edici cevaplar vermesini düşünmek çok hayalci olur sanırım... Ama yine de bi hatırlatmakta yarar var heralde...
Kandil Dağında Abdullah Öcalanı ziyaret eden Doğu perinçek bu resmini yazdığı bir kitaba kapak yapmıştı. İmralıdaki kardeşini neden ziyaret etmiyor?
Türkiyede ilk kürt sorununu Doğu Perinçek in başkanı olduğu TİİKP gündeme getirip mahkemeye sunulan parti idanamesinde ayrıntılarıyla mevcuttur.
İşçi partisi asla o ambleme layık değildi ve taşıyamazdı. değiştirmesine sevindim. yeni amlemini üç hilal olarak öneriyorum.
İşçi partisi adınıda değiştirmeli. Hangi işçi için ne yaptı. hangi işsizlik için ne yaptı.
İşçiler Taksimde kıyasıya dayak yerken onlar karşı yakada izleyip göbek atıyorlardı.
İşçi partisi işçileri döven, gözaltına alanları kınayabildimi?
Lütfen adınızıda değiştirin.
promethe 10.06.2007, 00:12 İPìn cevaplaması gereken ( ve de sosyalistleri ikna etmesi gereken) okadar soru var ki...
Örneğin:
1) Kızılelma Koalisyonu`nu solculukla nasıl bağdaştırıyorlar?
anti-emperyalizmi Türk milliyetçiliğine indirgeyerek ve bu ülkede milliyetçiliğin temsilcileriyle aynı masaya otururken sosyalist ve yurtsever insanları çeşitli ithamlarla ( ne söyledikleri konusuna girmeyecem çünkü oldukça gayriciddi ithamlar) nasıl suçlayabiliyorlar?
.........
Sorularınıza yanıt verecek olan link: http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=sss
Aşağıdaki alıntı İşçi Partisi web adresinden...
"KIZIL ELMA SOSYALİZMLE BAĞDAŞIYOR MU?
İşçi Partisi, Emperyalizme Karşı Tam Bağımsızlığı savunmaktadır. Geldiğimiz günde, Amerikan Emperyalizminin ulusal devletimizi yıkma, vatanımızı parçalama ve ulusumuzu dağıtma saldırısı karşısında, “vatanımızın bütünlüğü, ulusumuzun birliği ve bu bağlamda ulusal devletimizi, egemenliğimizi, bağımsızlığımızı savunmak kaçınılmaz ve zorunlu bir görevdir. Bu görev ancak ve ancak tüm ulusu birleştirerek başarılabilir. Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi… Bir halkın emperyalizmi altedip, bağımsız, egemen ve özgür olabilmesi için tüm güçlerin birleştirilmesi, ulusal bir cephe, vatan savunması cephesi kurulması kaçınılmazdır. Bugün Türkiye’de İşçi Partisi’nin öncülüğünde ve İP’nin merkezinde bulunduğu milli güçler karargahı oluşmakta ve giderek kuvvetlenmektedir.
Bu bağlamda İşçi Partisi Öncü Gençlik 30 Ağustos 2003 de “Gençlik Vatan Savunmasına” kampanyası başlattı. Bu kampanya kapsamında İstanbul da miting, Samsun’dan Ankara, Ankara’dan İskenderun’a, Ankara’dan İstanbul’a Bağımsızlık ve Mustafa Kemal Yürüyüşleri düzenledi. Tüm eylemlere olduğu gibi İstanbul mitingine de Vatan Savunması Bayrağı altına herkesi çağırdı. Bu çağrıya ADD Gençlik Kolları, CHP İstanbul Gençlik Kolları ve Ülkü Ocakları İstanbul Şubesi olumlu yanıt vererek, 30 Ağustos mitingine katıldılar.
Bunun ardından mandacı basın bu mitingi ülkücülerin de katılmasını gerekçe kılarak “kızıl elma” mitingi olarak adlandırdı. “Kızıl elma” bizim koyduğumuz isim değildi ancak “kızıl elma”, tam bağımsızlık için emperyalizme karşı vatan savunmasını anlatmak içinse bir itirazımız olamaz. Ancak buradan “kızıl elma”yı ırkçılık, gericilik olarak algılamak veya algılatmak isteyenlerin de fazla heveslenmemelerini tavsiye etmekteyiz.
İşçi Partisi, bilimsel sosyalizmi savunmaktadır. Bu gün sosyalizmi savunmanın yolu, emperyalizme karşı bağımsızlığı, ulusal devleti, vatanın bütünlüğü ve milletin birliğini savunmaktan geçmektedir. Bu değerleri savunmadan, bunlar için mücadele etmeden bırakın sosyalist olmayı, solcu olmak da mümkün değildir."
bence çokkkkkk isabetli bi karar almış perinçek o kızıl yıldızı taşıyacak bi parti değildi zaten öncesinde parti tüzüğünüde değiştirmişti devamınıda getirdi zaten zihniyetleride ortada bence çok yerinde olmuş en azından a politik gençlikten kızıl yıldıza sempati toplaması kesilir kardeş partisinden katılımları hız kazanır diye düşünüyorum ben
ben de duymustum m.kemalin islam dini hakkinda olumsuz seylerini.din insani uyusturan bir afyondur demis,din modern hayatin onunde engel bir zehirdir demis.pasa bu konuda onyargili davranmis.
paşa pekte ön yargılı davranmamış günümüzde şeriatın nasıl bi ivme kazandığını ve ülkemizi tehdit eden asıl sorunun din olduğunu gördüysek paşa haklıymış din gerçektende bencede bi afyondur
aykudgöksun 10.06.2007, 15:08 bence çokkkkkk isabetli bi karar almış perinçek o kızıl yıldızı taşıyacak bi parti değildi zaten öncesinde parti tüzüğünüde değiştirmişti devamınıda getirdi zaten zihniyetleride ortada bence çok yerinde olmuş en azından a politik gençlikten kızıl yıldıza sempati toplaması kesilir kardeş partisinden katılımları hız kazanır diye düşünüyorum ben
kızıl değildi sarıydı eskiden..ama dediklerinde haklısın..
Comrat86 10.06.2007, 15:58 Ben solcu bir aileden gelen insanım.7 sülalem CHP lidir. Ama bugün CHP nin geldigi nokta bana göre vatanseverlikle bagdasmaz.Ayrıca diger sol partiler de bana göre tam solcu degildir.Yine de aralarından en iyisi İP gözüküyor.
barikatci 12.06.2007, 20:46 ULUSALCILIK DERIN DEVLETIN RESMI IDEOLOJISIDIR..
Doğu perinçek Apo dostluğu bekaa vadisinden öncede mevcuttu…
Doğu Perinçek, Türkiye Marksist-Leninistlerinin mirası üstüne kurduğu Aydınlık hareketiyle hâlâ devrine göre siyaset güdüyor.
Dev-Genç’ten ihtilal liderliğine, Maocu çizgiden 28 Şubat’taki tahrik edici üsluba; son olarak ulusalcı çizgiye uzanan Perinçek hareketi tam bir başarısızlık örneği aslında.
O devrimci, Maocu, Apocu, Darbeci, Ulusalcı…
Şimdi sırada ne var dersiniz?
‘Marksist-Leninist bir teorik organ gerekliydi. Temmuz 1968’de bu dergiyi çıkarmaya, adını Aydınlık koymaya karar verdik. Çünkü Aydınlık, sosyalist hareket tarihinde şanlı bir adı ifade ediyordu. 1919-25 yılları arasında muhtelif aralıklarla Türkiye’de Marksist-Leninistler tarafından bu isimle bir dergi çıkarılmıştı. Biz Aydınlık adını seçmekle geçmişin mirasını benimsemiş oluyorduk. Aydınlık’ın başlangıçtaki kurucuları şunlardır: Şahin Alpay, Cengiz Çandar, Gün Zileli, Erdoğan Güçbilmez, Vahap Erdoğdu, Atıl Ant, Münir Ramazan Aktolga ve ben. Aydınlık kısa zamanda ideolojik bir karargâh haline geldi.’ Bu sözler Doğu Perinçek’e ait. Günümüze kadar 37 yıldır süren “Perinçek ve Aydınlık olayı” işte böyle başladı.
Başından bugüne Perinçek ve Aydınlık hareketinin şaşırtıcı düzeyde birbirine ters iki yüzü var. Madalyonun bir yüzünde Perinçek’in Dev-Genç’in başından, asistanı olduğu Ankara Hukuk Fakültesi’nden ve üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi’nden atılmasından tutun; çıkardığı gazete ve dergilerin yalnızca birkaç bin satmasına, kurduğu partilerin hiçbir zaman bindelik oy oranlarını geçemeyişine kadar adeta bir başarısızlık şaheseri var. Perinçek, kurduğu yeraltı ihtilal örgütü en kısa sürede ortaya çıkarılıp dağıtılan ve birlikte yola çıktığı bütün arkadaşları tarafından terk edilen bir kişi olarak da bir başka rekorun sahibi. Her biri bugün toplumun çeşitli kesimlerinde önemli roller oynayan şu isimlerin hepsi onu terk etti: Şahin Alpay, Cengiz Çandar, Oral Çalışlar, Nuri Çolakoğlu, Ferai Tınç, Gülay Göktürk, Osman Ulagay, Kerem Çalışkan, Doğan Yurdakul, Hadi Uluengin, Gün Zileli, Şefik Kahramankaptan, Ömer Madra, Soner Yalçın, Atıl Ant, Adil Özkol, Cüneyt Akalın, Halil Berktay, Ragıp Duran, Çiğdem Kömürcüoğlu, Alev Er, Musa Ağacık, Bülent Tanör. Bu kadar kişi tarafından terk edilmiş olmak bile aslında tek başına Perinçek hareketinin bir “başarısızlık örneği” olarak siyasi tarihe geçmesini sağlayabilir.
Perinçek ve Aydınlık olayının öteki yüzü
Ama, Perinçek ve Aydınlık olayının öteki yüzünde bambaşka bir boyut var. 1968’deki gençlik olaylarının göbeğinde yer almasıyla, 1970’lerden itibaren içinde bulunduğu bütün sol hareketleri bölmesiyle, ilki 1980 öncesinde olmak üzere kritik dönemeçlerde çıkardığı dergi ve gazetelerle devletin güvenlik kurumlarıyla çatışmalara girmesiyle adeta ikinci bir Perinçek’le karşı karşıyayız. Bu açıdan, “Hüseyin Gazi yoldaş” kod adıyla yaptığı gizli ihtilal örgütü liderliği, parti başkanlığı veya “Aydınlık” ve “2000’e Doğru” dergilerinin başyazarı olmasının dışında bambaşka bir Perinçek hep sahnedeki yerini aldı. Bu yazının konusu işte bu “gizli” Perinçek ve 37 yıldır başrolünde olduğu olaylar. Onun Aydınlık’la 1980 öncesinde üstlendiği görevler, 1990’larda 2000’e Doğru dergisiyle yaptıkları, 28 Şubat sürecinden itibaren yine Aydınlık’la oynadığı roller, yakın siyasi tarihimizin çok enteresan olaylar zinciri.
“Gizli” Perinçek, onun bindelik oylardan oluşan siyasi kapasitesini ve etrafındaki etkili beyinler tarafından her zaman terk edilmiş “Aydınlık karargahının” boyutlarını fersah fersah aşan bir olaylar bütünü. 37 yıl boyunca devletin askeriyle, güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla çatışmak, ama hemen her dönemde devletin içinden önemli bağlantılara sahip olabilmek acaba nasıl bir maharetti? Bizzat Perinçek’in anlatımlarında ortaya çıkan ilişkiler ağı ve en yakın arkadaşı Gün Zileli’nin itiraflarında yer alan bağlantılar, bize işte bu maharetin perde arkası hakkında önemli ipuçları sağlıyor.
Dayısı Tümgeneral Turhan Olcayto
Bu ilişkiler ağı Perinçek’in 28 Şubat sürecinde üstlendiği role, Susurluk ve benzeri toplumsal tartışmaları rayından çıkarmak için uyguladığı senaryolara, daha önce MİT ve Ordu’yu hedef alan çatışmacı çizgisine paralel olarak bu sefer Emniyet Teşkilatı’nı hedef tahtasına yerleştirmesindeki sebeplere, özellikle de Aydınlık’ın toplumda saygınlığı olan isimlere yönelik son yıllarda yaptığı sınır tanımayan yayınlara ışık tutuyor.
Perinçek’in hakim olan ve bir dönem Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Yardımcılığı yapan babası Sadık Perinçek, dört dönem Erzincan milletvekili seçildiği Adalet Partisi’nde Genel Yönetim Kurulu üyesiydi. Perinçek’in dayısı Turhan Olcayto, tümgeneraldi ve Ankara’da Zırhlı Tümen Komutanı’ydı. Ünlü ihtilalcilerden Tümgeneral Cemal Madanoğlu, ilk eşi Sırma Perinçek’in halasının eşiydi. Teyzesinin oğlu Gürbüz Tüfekçi, Ankara’da askeri kesimde etkili bir şahsiyetti. Perinçek’in arkadaşlarına söylediğine göre Tüfekçi, aynı zamanda Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisiydi.
Perinçek’in etrafında toplanan beyinler
Perinçek’in 1960’larda gençlik lideri olarak ortayı çıkmasını ve Dev-Genç’in başına geçmesini sağlayan şartlardan biri, böyle bir aile çevresine sahip olmasıydı. Bir diğeri, o dönemin etkin siyasi karargâhlarından olan Ankara Hukuk Fakültesi’nde okumasıydı. 1964’te mezun olduğu hukuktaki dönem arkadaşlarından ikisi sonraki yıllarda MİT Müsteşar Yardımcısı olan Mikdat Alpay ve Uğur Mumcu’ydu. Hukuk Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) ile yanyana olduğundan, Perinçek’in etkinlik alanı bu okula da sıçradı. SBF de tıpkı hukuk gibi, siyasi çalkantıların tam odağındaki okullardan biriydi. Şahin Alpay, Cengiz Çandar, Nuri Çolakoğlu, Ömer Madra, Cüneyt Akalın, Halil Berktay gibi o dönemin parlak SBF ve ODTÜ asistanları, Perinçek’in etrafında toplandı. Perinçek de, 1968’de devrimci gençliğin en üst kuruluşu olan Fikir Kulüpleri Federasyonu (Dev-Genç) başkanlığına seçildiğinde Ankara Hukuk’ta asistandı.
İşte bu noktada, Fikir Kulüpleri Federasyonu’na (FKF) Dev-Genç adını veren kişi, yani 27 Mayıs 1960’ın ihtilalci subaylarından Kadri Kaplan üzerinde durmak lazım. 1968 şiddet olaylarının gerisindeki FKF’ye “Dev-Genç, dev gibi genç” diyen Kadri Kaplan kimdi ve Perinçek’le ilişkisi neydi? Albay Kadri Kaplan, 12 Mart 1971 muhtırası öncesinde kitlesel öğrenci hareketlerini örgütleyen ve organize eden kişiydi. Hedef, Türkiye’deki istikrarsızlığı derinleştirmek ve Baas tipi bir sol cuntanın ihtilalle işbaşına gelmesini çabuklaştırmaktı. Organize ettiği büyük eylemlerden biri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 30 Ekim 1968’de Samsun’da başlayıp 10 Kasım 1968’de Ankara’da noktaladıkları Mustafa Kemal yürüyüşüydü. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu eski mensuplarından Uğur Cankoçak, 13 Mart 1996 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, Kaplan’ın istihbarat bağlantılarına sahip bir kişi olduğunu belirterek, “Albay Kadri Kaplan’ın başkanı olduğu 27 Mayıs Milli Devrim Derneği kanalıyla Fikir Kulüpleri Federasyonu’na kanca atılmış ve Ankara’da Dev-Güç (Devrimci Güç Birliği) diye bir hareket başlatılmıştır. İşte bu hareket içerisinde Kadri Kaplan bir konuşmasında FKF’lilere, ‘Dev genç, dev gibi genç’ diyerek Dev-Genç’in adını koymuştur.” diyor.
Kadri Kaplan’la ilişkisini ve Dev-Güç olayını Perinçek şöyle anlatıyor. “FKF Genel Başkanı seçilmemden kısa bir süre sonra 27 Mayıs Milli Devrim Derneği Genel Başkanı Albay Mucip Ataklı’dan bir mektup aldım. Mektupta irticanın şahlanışından, cuma sabahı toplu namazlarından, gerici saldırılardan söz ederek, bunlara karşı devrimci kuruluşları ortak mücadeleye çağırıyordu. Bu ortak mücadelenin zeminini ve hedeflerini tespit amacıyla yapılacak toplantıya FKF de davet ediliyordu. Bu toplantı 1968 nisan başında Milli Devrim Derneği (MDD) genel merkezinde yapıldı. FKF’yi temsilen ben katıldım. 1968 yaz döneminde ilk defa geniş ölçüde gençlik hareketleri, fakülte boykot ve işgalleri oldu. FKF olarak demokratik üniversite talebiyle harekete geçirilen gençliğin bu mücadelesini destekledik. Boykot ve işgallerde yalnız üniversite sorunları ile ilgili değil, bütün halkların talepleriyle ilgili sloganlar atmalarını savunduk.”
1960 darbesine davetiye çıkaran miting
Perinçek’in sözünü ettiği bu toplantıda, Devrimci Güç Birliği kararı alındı, yani Dev-Güç doğdu. Sol çizgideki gençliğin en üst örgütlenmesi olan FKF’yi, Dev-Güç’e dahil eden kişi Perinçek’ti. Bu toplantıya MDD’den Mucip Ataklı ile birlikte Albay Kadri Kaplan’ın da katıldığını belirten Perinçek, Kaplan’ın aynı yıl 28 Nisan günü Ankara’da yapılan mitingin icra komitesi başkanlığına seçildiğini belirtiyor. Bu mitingin, 28 Nisan 1960’ta Adnan Menderes iktidarına karşı yapılan gençlik hareketinin yıldönümünde yapılması, yeni bir ihtilal davetiyesi olduğunu açıkça göstermekteydi. Peki Perinçek’in Kadri Kaplan’la ilişkisi nasıl gelişmişti? Perinçek, “Kadri Kaplan, Mucip Ataklı’ya göre daha solda bir tutum gösterdi. Sosyalistlere karşı daima dostça davrandı. Birkaç kere FKF’ye gelerek genç sosyalist arkadaşlarla tartışmalarda bulundu.” diyor. Kuşkusuz, Kadri Kaplan FKF’ye sadece genç sosyalistlerle tartışmaya gitmiyordu. Ama Perinçek, onunla yaptığı görüşmelerin ayrıntılarını vermiyor. O günlerin Türkiyesi’nde henüz kayda değer bir dini hareket yokken Ankara’da Dev-Güç tarafından yapılan “laiklik ve irtica” açık oturumunun üç konuşmacısından biri yine Kadri Kaplan’dı. Diğer ikisi, 27 Mayısçı subaylardan ve ölümüne kadar Perinçek’in yanından ayrılmayan Suphi Karaman ve Prof. Bahri Savcı’ydı.
FKF eski genel başkanlarından Hüseyin Ergün, bu süreçte gençliğin nasıl manipüle edildiğini şöyle anlatıyor: “FKF’yi tam olarak ele geçirip adını Dev-Genç olarak değiştirdiler. Bu süreçte görünmez bir el, gençleri her gün biraz daha şiddete yöneltti. Kaçaklar, kahramanlar yarattı. Bunlar basında öne çıkarıldı. Kantinde oturup, yurtlarda kalıp sağa sola ateş eden kaçaklar, gençlik liderleri olarak takdim edildi. Onlar da bu oyundan hoşlandı. Kendilerini Fidel’e, Che’ye benzetmeye başladı. Bunlara, fitili ateşlerlerse halkın arkalarından geleceği söylendi. Amerikalıları, İsraillileri kaçırmaları empoze edildi. Dağa çıkmaları için yönlendirildiler. Hapishaneden kaçırıldılar. Elbette onlar, bunu kendi öz iradeleriyle yaptıklarını düşünüyorlardı. İş biraz alevlenip de bazı istihbarat örgütleri bunlarla açık açık temasa başlayınca, bunu da güçlendiklerine yordular. İyi niyetleri ve oyunu sezememeleri yüzünden, Türkiye o dönemde en civelek gençlerini hapislerde, pusularda, işkencelerde, idam sehpalarında kaybetti. Bu da yetmedi. Bu gençler aşırılık yarışına sokuldu. Bin parçaya bölündüler. Her bir fraksiyon kendisini gerçek devrimci olarak lanse ediyordu. Bu ortamda birbirlerini de kırdılar.”
Maocu Bozkurtlar
Perinçek’in macerasında, Hüseyin Ergün’ün üzerinde durduğu, “Türk solunun bin parçaya ayrılmasının” özel bir yeri var. 1969’da meydana gelen “Kanlı Pazar” olayında, Taksim meydanına “Ne ABD ne Rusya, bağımsız demokratik Türkiye” pankartı ile giren topluluk ilk etapta, acaba yeni bir milliyetçi hareket mi doğuyor sorusunu sordurmuştu. Ne var ki, bu grup Aydınlıkçılardı. Yöneldikleri merkez Pekin, ilham aldıkları kişi Çin’in Komünist lideri Mao Zedung olan bu yeni Maocu hareketin lideri Perinçek’ti. Perinçek ve arkadaşları o günden itibaren artık “Maocular” olarak anıldı. Maocular, sahneye çıktıkları günden itibaren Türk solunda adeta bir çıbanbaşı oldu. 1970’lerin gençlik liderlerinden Mahir Çayan’ın Perinçek için söylediği, “Kişiliklerinde devrim yapamayanlar, devrimci olamazlar.” cümlesi, Türk solunun Perinçek’e bakışını en iyi yansıtan değerlendirme. Çayan, bu sözü 1969’daki Dev-Genç kongresinde Perinçek’in yüzüne karşı söyledi.
Sadece Çayan ve arkadaşları değil, Deniz Gezmiş de dahil dönemin neredeyse tüm devrimci grupları, ele geçirdiği Dev-Genç’i cuntacıların oluşturduğu Dev-Güç’ün emrine veren Perinçek’i “işbirlikçi” ve “sahte devrimci” olmakla suçladı. Mihri Belli, Perinçek grubu için “Bunlar kampüs Maocusu” derken; Hikmet Kıvılcımlı Aydınlıkçıların faaliyetlerini “Mao kalpazanlığı, CIA sosyalizmi” olarak nitelendiriyordu. Perinçek ve arkadaşları için o yıllarda en ilginç yakıştırmayı Moskovacılar yaptı ve onlara “Maocu Bozkurtlar” adını taktı. Nitekim Perinçek kısa sürede Dev-Genç’in başından uzaklaştırıldı.
Böyle başlayan ve 1990’lara kadar süren Aydınlıkçılarla Devrimci Sol gibi öteki sol gruplar arasındaki çatışmalarda, çeşitli ölüm olayları da meydana geldi. Yine böyle bir çatışmanın ardından Halkın Kurtuluşu grubu Perinçek için “Halka ve devrime ihanet eden revizyonist şef”, Aydınlıkçılar için “Aydınlık çetesi” nitelemesini yaptı. Perinçek’in sol ve devrimci hareketlerdeki parçalanmalarda nasıl kilit bir rol aldığını, 1990’a kadar 30 yıl boyunca Aydınlık hareketi içinde yer alan Gün Zileli’nin şu sözlerinde görmek mümkün: “Bölünme kaçınılmaz değildi; eğer hiziplerin başındaki liderler, en başta Doğu Perinçek bölünmeyi istemeseydi. Perinçek, o zamanki liderlerin içinde kendisinin bir misyon için dünyaya geldiğine en fazla inanan kişiydi. Doğu, bölünmeyle ortaya çıkan bir hareketin tek ve değişmez lideri olmayı çok öncelerden kafasına koymamış ve buna uygun bir strateji izlememiş, iradesini samimiyetle devrimcilerin bölünmemesi yönünde kullanmış olsaydı bölünme önlenebilirdi.”
Perinçek’in Türk solunu bölme ve provoke etme misyonunu yansıtan en ilginç olaylardan biri, 1969’da Ankara’da yapılan 19 Mayıs mitingi sırasında zamanın Ankara Emniyet Müdürü Nazmi İyibil’in, kesin uyarılarına rağmen Kızılay meydanına girmeye teşebbüs ederek polisle çatışmasıydı. Gün Zileli, bu olayı “Doğu, bu kör parmağım gözüne eylemini neden örgütlemişti? Bugün baktığım zaman bunun bir sebebi, asker, sivil aydın zümrenin hareketlenmesinin yarattığı cunta beklentilerinin bu tür eylemler ve çatışmalar yoluyla daha da yoğunlaştırılması isteği olabilir.” sözleriyle yorumluyor.
Aydınlıkçılarla sol grupların çatışması
1977’de yine Ankara’da düzenlenen “ekonomik ve demokratik haklar” mitinginde Aydınlıkçılarla diğer gruplar arasında çatışmalar çıkınca, o tarihte “İlerici Yurtsever Gençlik” dergisinde çıkan şu değerlendirme de aynı paraleldeydi: “İlerici demokratik hareketten dışlanmaları Maocu Bozkurtları daha da çılgınlaştırıyor. Maoculuk, emperyalist gericiliğin ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin hizmetindedir. Maoculuğu hâlâ iyi niyetle değerlendiren, devrimci hareketin bir kolu olarak gören çeşitli demokratik çevreler ve Maoculuğun yalanlarına kapılmış namuslu dürüst insanlar, artık Maoculuğun devrimci hareketin bir kolu olarak değil, emperyalist güçlerin hizmetinde karşı devrimci bir akım olduğunu anlamalıdırlar.”
.
barikatci 12.06.2007, 20:48 1978’de Dev-Genç dergisinde Perinçekçiler için “Aydınlık bol miktarda Mao Zedung edebiyatı yapmasına rağmen halk savaşı teorisini reddediyor, özde Kemalizm ve sol bir cunta yoluyla iktidar olma, entellektüel aydın pozlarında popülist ve cunta heveslisi bir hareketti. 1971 darbesiyle Aydınlık’ın kaypak ve burjuva yardakçısı yüzü, istediği ‘ilerici’ cunta hayalinin gerçekleşmemiş olmasının şaşkınlığıyla ortaya çıktı. Burjuvaziye sadakatini ispatlamak için, oligarşinin saflarında devrimci harekete, silahlı mücadeleye saldırdı, silahsız direnmesiz teslimiyeti savundu. Bu gerçekler ortadayken, başta Perinçek olmak üzere Aydınlıkçı dönekler, keskin proleter devrimci geçinip, havalar atabiliyorlardı. Ama kimsenin gözünden kaçmayan şey, Aydınlıkçıların proleter devrimciliği, burjuvazinin icazetiyle kendilerine verilen görev gereği olmasıydı. Aydınlık, Ordu konusundaki şovenizmini, geçmişteki Kemalizm kuyrukçusu geleneğinden miras almıştır. Aydınlık, faşizme karşı mücadele veren anti faşist, gerici, devrimci saflarda değil sınıf savaşını örtbas eden, kötüleyen, burjuva sınıfının saflarına gönüllü yazılmıştır.” deniliyordu.
Perinçek’in başrolünde olduğu soldaki çatışmalar hakkında ilginç bir bilgiyi de Yarbay Talat Turhan’ın liderliğindeki Genç Kemalistler Ordusu davası sanıklarından Havacı Üsteğmen Göngör Türkeli veriyor. Türkeli, “Harbiye’den Babıali’ye” adını taşıyan anılarında, bir grup arkadaşıyla 12 Mart 1971 muhtırası öncesinde Toros dağlarında yaptıkları bir kampın, muhtıradan sonra Perinçek tarafından ihbar edileceği haberini aldıklarını belirterek, “Toroslardan döndükten sonra arkadaşlar Perinçek’in bu Toros çalışmamızı ihbar edeceğini duymuşlar. Oktay Etiman ile son yaptığım telefon görüşmesinde, ‘Hemen Doğu Perinçek’e haber gönderdim. Böyle Toros moros lafı etmesinler. Kendileri için iyi olmaz.’ dedi. Bir daha da Perinçek’in ağzından Toros lafını duyan olmamış.” Türk solundaki çeşitli grupları, “Solun 49 fraksiyonu” başlığıyla yazı dizisi yapan da Aydınlık’tı.
Perinçek’in, Türkiye’nin yakın tarihinde oynadığı karanlık rolleri daha iyi görmek için onun siyasi kişiliğine de mercek tutmak gerekiyor. Perinçek’in kişiliğini yansıtan en önemli değerlendirmelerden biri, FKF eski genel başkanlarından Yusuf Küpeli’ye ait. Küpeli, Perinçek için “Burjuva politikacılığının ustası” demişti. Gerçekten de, “Dün dündür, bugün bugündür” felsefesi doğrultusunda onun kadar çeşitli dönemlerde birbirine taban tabana zıt davranışlar sergileyen, yıllarca savunduğu bir ideolojiyi bir çırpıda kenara atan ikinci bir siyasi figür ve “ihtilalci” görmek hayli zor. Aynı anda hem devrimci hem de cuntacı olunamayacağına göre, Perinçek’in yıllardır kendisini kamufle edebilmiş olması, ancak Yusuf Küpeli’nin sözleri ile açıklanabilir.
Her zaman dayanacak bir güç buldu
1997’de 28 Şubat sürecinin bir askeri darbeyle sonuçlanması için elinden gelen tüm çabayı harcayan, “Tanklar hipodromda resmi geçit yapılsın diye mi satın alınıyor zannediyorsunuz?” diyen Perinçek; böyle bir darbeyi, proleteryanın beklediği devrim olarak gösterecek kadar, kendisini kaybetti. Oysa aynı Perinçek, 12 Mart döneminde askeri bir cuntayla iktidarı ele geçirmek isteyen Doğan Avcıoğlu grubunu eleştirirken şöyle diyordu: “Bunlar sivil ve asker aydınların kuvvetine dayanarak iktidarı ele geçirmeyi tasarlıyorlardı. Bunlar emperyalizmle uzlaşmaya hazırlardı. Bu grubun önde gelen isimleri olan Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk ve Devrim dergisi yazar kadrosunu sayabilirim.”
Semih Hiçyılmaz, 28 Mart 1998’de Evrensel gazetesinde Perinçek’in bu siyasi zikzaklarına şu çarpıcı yorumu getirmekteydi: “Perinçek’in farklı zamanlarda savundukları birbirinin tamamen zıttı olarak görünse bile, aslında bir bütünlüğe ve tutarlılığa sahip. O her zaman egemen güçler içerisinde dayanacak bir güç daha buldu ve bunun üzerinden politika yaptı. Bu çizginin gereği olarak da bazen İran Şahı Rıza Pehlevi’yi ve Marcos’u devrimci güçler içerisinde ilân etti, bazen de devletin bütünlüğü için sıkıyönetim komutanlarına ‘yardımcı’ oldu. Dün Milli Selamet Partisi ile Milli Birlik Hükümeti kurmak için ittifak görüşmeleri yaptı, bugün şeriata karşı tankların yanında yeralıyor.”
Perinçek’in bu tutarsız davranışlarının en çarpıcı örneklerinden biri, 1974’teki Kıbrıs Barış harekatını “işgal” olarak nitelendirdikten sonra, 2004’te bu kez “Kıbrıs elden gidiyor” mitingleri düzenlemesi ve Kızıl elma koalisyonunun içinde yer alması. 1974 affıyla serbest kalan Perinçek ekibinin, yeniden sahneye çıkışı, Türk ordusunun Kıbrıs’a çıkışını işgal olarak nitelendiren eylemlerle olmuştu. Birçok il ve ilçede barış harekatını kınayan salon toplantıları, korsan gösteriler, çeşitli bildiri ve afiş asma işleri yaptılar. Perinçek grubu, Kıbrıs Türklerinin direnişini yöneten Türk Mukavemet Teşkilatı’nı da hedef almıştı. Perinçek’e göre Özel Harp Dairesinin Kıbrıs’taki özel şubesi olan bu teşkilat, Türkiye’deki tertip ve kışkırtmaların ocağıydı. Bu faaliyetler üzerine Aydınlık’ın çeşitli illerdeki büroları güvenlik güçlerince basılıp 50 kadar Aydınlıkçı tutuklanırken, Aydınlık’ın Ankara ve İstanbul’da dağıtımı yasaklandı. 2004’e geldiğimizde Perinçek ve arkadaşları bu sefer, “Kıbrıs Türk’tür Tük kalacaktır, Türkiye’nin savunması Kıbrıs’tan başlar” sloganlarıyla ortaya çıktı.
Göz boyamacı politikada zaman içinde epeyce ustalaşan Perinçek, 1991’de TRT’deki liderler açıkoturumunda “İllegalleşen devlet en büyük terörist haline gelmiştir. Kürt illeri can pazarına dönmüştür” şeklindeki konuşmasından dolayı aldığı kesinleşmiş 14 aylık hapis cezası sebebiyle 28 Eylül 1998 günü Haymana cezaevine konulmasını “Süper NATO örgütünün” bir tertibi olarak nitelendirirken, cambazlığın en ileri noktasına ulaştı. Perinçek, El Kaide’nin 11 Eylül saldırılarından sonra, süper terör örgütleri dönemine girildiğini belirten Mahir Kaynak’ın kızı Prof. Ülke Arıboğan’dan ilham alarak NATO’nun başına süper kelimesini getirip yeni bir örgüt ihdas etti, ama bu teorisi onun kesinleşmiş hapis cezası sebebiyle cezaevinde olması gerekirken neden dışarıda olduğunu ve yıllarca ülkeyi karıştırmaya yönelik faaliyetlerini sürdürdüğünü izaha yetmiyordu. Yani bu mızrak, hayali ‘Süper NATO örgütü’nün çuvalına dahi sığmıyordu. Süper NATO senaryosu, yine onun bir göz boyamasıydı. Asıl cevap vermesi gereken konu, bunca yıldır neden içeride değildi. Örneğin, 5 Eylül 1993 günü Sabah’ta Nuriye Akman’la yaptığı röportajda, “Ben ne zaman istersem o zaman hapse girerim.” deme güç ve cesaretini nereden alıyordu?
TSK hakkındaki “U” dönüşleri
Perinçek’in belki de en çarpıcı “U” dönüşleri Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) hakkında oldu. 1970’lerde TSK için Aydınlık sayfalarında “faşist ordu” nitelemesi yapılıyordu. 1990’larda, PKK ile terör mücadelesinin en kritik ortamında, TSK’yı zaafa düşürecek her türlü yayını Perinçek’in 2000’e Doğru dergisinin sayfalarında görmek mümkündü. Perinçek, TSK’nın Kürt illerinde soykırım yaptığını öne sürmekteydi. Tıpkı 1980 öncesinde olduğu gibi, yine kontrgerilla dizileri ve infaz haberleri yayınlayarak, terör mücadelesindeki askerlerin motivasyonunu kırma çabasındaydı. Bunlarla yetinmedi, Bekaa Vadisi’ne iki defa gidip Öcalan’la görüşmeler yaptı ve bunları dergisinde yayımladı. Nasıl ki 1980 öncesindeki yayınlarıyla Ordu’yu ve MİT’i hedef alıp, her iki kurumda oluşturduğu zaafiyetlerle Türkiye’nin 12 Eylül 1980’e gelmesine katkı sağladıysa, 1990’da da aynı taktiği uygulamaktaydı. Hedefi yine Türkiye’nin bir iç çatışma ve darbe ortamına sürüklenmesiydi.
Bu emellerine ulaşamayan Perinçek, 28 Şubat sürecinde ani “U” dönüşleri yapmaya başladı. Perinçek için TSK artık “Devrimci Ordu” idi ve Cumhuriyet devriminin mevzilerine girmişti. “Ordumuz tankları resmi geçit için almadı” diyen Perinçek’e göre artık Ordu Cumhuriyet rotasına ve başkanı olduğu İşçi Partisi’nin mevzisine girmişti. Üstelik Türkiye’de Ordu eliyle, İşçi Partisi’nin programı uygulanacaktı. Şubat 1997’de, “Devrim kanunları uygulansın” afişleriyle arkadaşlarını sokağa çıkardı. Peki Perinçek geçmişte TSK için neler söylemişti? Perinçek’in, 1970’lerde “emperyalizmin silah depoları” ve “hakim sınıfların emrindeki bir kurum” olarak gördüğü Ordu’dan silah temin edebilmesi için Ordu’ya sızması gerekiyordu. Sızmanın bir diğer gerekçesini Gün Zileli şöyle belirtiyor: “İşçi köylü devrimi peşindeki bir hareket, Ordu’yu bölmek amacıyla Ordu içinde, özellikle genç subaylar arasında örgütlenebilir.” Perinçek’in bu sızma faaliyetlerini nasıl yaptığı ve hangi subaylarla ilişki kurduğu, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra ortaya çıktı. Perinçek’in ihtilalci örgütü ile ilişkisi tespit edilen subaylar, “Kara Kuvvetleri Devrimci Subaylar Örgütü” ve “Şafak Subaylar grubu” davalarından yargılandı.
Perinçek’le ilişkilerinden dolayı yargılanan subayların bazıları 1997’lere kadar aktif görevlerini sürdürdü. Bunlardan biri, halen Hacıbektaş Belediye Başkanı olan emekli Tuğgeneral Ali Rıza Selmanpakoğlu, bir diğeri 28 Şubat döneminde Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı olarak görev yapan Kurmay Albay Hüsnü Dağ’dı. Perinçek, aradan geçen bunca zaman diliminde, Ordu’ya kanca atmayı hep sürdürdü. Nitekim, 24 Eylül 1998 tarihinde Ankara’da İşçi Partisi Genel Merkezine yapılan baskında içeriden Genelkurmay’a ait çok sayıda gizli dokümanın çıkması bunun kanıtıydı. Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın’ın odasından, Özel Harp Daire Başkanlığı’nca tercümesi yapılan Propaganda ve Psikolojik Harp isimli kitap, Genelkurmay Başkanlığı Özel Harekat İcra Komutanlığı’nın yayını olan İç Güvenlik Harekat Konsepti isimli kitabın fotokopisi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca hizmete özel kaşesi ile yayınlanan Türkiye’de Yıkıcı ve Bölücü Akımlar kitabının fotokopisi çıktı. Perinçek, bu dokümanları nasıl temin ettiklerini anlatırken, “Herhangi bir konuda aydınlanmak istediğimiz zaman, yetkililer tarafından bize buradan okuyun diye bu dokümanlar verilir.” diyor.
“Karanlık” dosyada Öcalan’la ilişkiler
Perinçek, “Bu dokümanları bize yetkililer verir” derken doğru söylemiyordu. Çünkü Ocak 1997’de Genelkurmay Başkanlığı Perinçek hakkında üç ayrı suç duyurusunda bulunmuştu. Bu suç duyurularından biri onun PKK ile ilişkileri sebebiyleydi. Genelkurmay’ın, “PKK destekçisi” olarak gördüğü bir kişiyi muhatap alıp bu dokümanları vermesi mümkün değildi. O halde Perinçek bunları yine kendi yöntemleriyle elde etmişti. Hemen her dönemde devletin etkili kurumlarına kanca atan Perinçek’in ve Aydınlık’ın “yaşaması” için bu ilişkiler zorunluydu. Bunun çarpıcı bir örneğini Gün Zileli anlatıyor. 12 Mart 1971 muhtırası öncesinde Ankara’da bir pastanede Perinçek ve arkadaşları toplantı yaparken, içeriye girip masalarına gelen bir er, “Beni komutanım yolladı, sizi uyarmam için. Haberiniz olsun takip ediliyorsunuz.” diyor. Bu sırada Perinçek ve arkadaşlarının kendilerine biçtiği görev, muhtemel bir sağ darbeye karşı direnmek, beklenen sol darbeyi de olumlu yönde geliştirmekti.
Perinçek, menfaatleri neyi gerektiriyorsa TSK ve komutanlar hakkında hep o şekilde konuştu. Söz konusu kişi Perinçek olunca “U” dönüşlerinin yeri ve zamanı yoktu. Nitekim 28 Şubat sürecinin kudretli ismi Orgeneral Çevik Bir emekli olunca Perinçek’in hedeflerinden biri oldu. Perinçek’e göre Çevik Bir, ancak bir “Clinton Atatürkçüsü” olabilirdi.
Doğu Perinçek’in karanlık dosyasındaki en enteresan bölümlerden biri de onun PKK lideri Abdullah Öcalan’la ilişkileri. Perinçek’le Öcalan’ın yolları, ilk defa 31 Mart 1972 günü Ankara Üniversitesi SBF’de kesişti. Öcalan SBF’de birinci sınıf öğrencisi, Doğu Perinçek ise komşu fakülte hukukta asistandı. 31 Mart 1972’de Mahir Çayan ve arkadaşları Kızıldere’de öldürülünce SBF’de başlayan dersleri boykot eylemine katılanlardan biri de Öcalan’dı. SBF’de “Şafak” başlıklı bir bildiri dağıtılarak, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamının engellenmesi için ayaklanma çağrısı yapılmıştı. İşte bu bildiriyi kaleme alan kişi Perinçek’ti. Boykotçu öğrenci grubunun elebaşılarından olan Öcalan, sağ elinde Perinçek’in bildirisi ile sol elini kaldırarak “Bağımsız Türkiye” diye bağırmaktaydı.
1979’a gelindiğinde, Öcalan Apocular örgütünün, Perinçek ise Aydınlık hareketinin lideriydi. Artık yolları ayrılmıştı. Apocular, Aydınlık mensuplarına saldırıp öldürüyor ve Aydınlık’ın doğuda satılmasını engelliyordu. Aydınlık, 27 Ağustos 1979 günü, “Apocu cinayet şebekesinin şefi, işte Apo” manşetiyle çıktı ve Öcalan’ın o güne kadar hiç yayınlanmamış bir fotoğrafını birinci sayfadan büyükçe girdi. Fotoğrafın altında, “eşkıya çetesinin şefi” yazısı yer almaktaydı. Doğu Perinçek, 6 Ağustos 1979 tarihli Aydınlık’ta “Apocular” başlığını kullandığı yazısında, “Apocular denilen cinayet çetesi, yalnız başına bir it güruhu, bir başı bozuk takımı değildir. Bu çetenin yaptıkları işlerde devlet içindeki suç odaklarının, en gerici güçlerin damgasını bulabilirsiniz.” demekteydi. Aydınlık’ın bir başka başyazısında ise şöyle deniliyordu: “Apocu katiller çetesi, doğu bölgesinde önüne gelene saldırdı. Çok sayıda insanı öldürdü. Bu grup kendisinden olmayan herkesi düşman görüyor. Elemanları ise profesyonel katillerden oluşuyor. Fakat sert kayaya çarptılar. Devrimci hareket, Apocu sürüye gelene kadar çok zorbayla karşılaştı. Biz onların ağababası Kontrgerilla’yı da biliriz. Apocu katillerin sonu da yakındır. Çünkü bunlar halkın başına bela kesilmiş bir zorba çetesidir. Apocuların cinayetlerine bir son verilmesi için, üzerine gitmenin zamanı gelip geçmektedir. Bu katiller çetesinin hesabının görülmesi ülkemizin en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir.” Perinçek-Öcalan kavgasında; Aydınlıkçılar PKK için “MİT’in kurdurduğu ajan provokatör çete” nitelemesini yaparken, Apocular ise Aydınlıkçılar için “Karşı devrimci, işbirlikçi Kemalistler” diyordu.
Öcalan’ın gücünü alarak meclise girmek
Ancak tam on yıl sonra Perinçek ve Öcalan Bekaa Vadisi’nde el ele kol kolaydı, üstelik birbirlerine gül veriyorlardı. 1989 Ekim ve 1991 Nisan’ında Bekaa’daki PKK kampını ziyaret edip Öcalan’la röportajlar yapan, bun |