Orijinalini görmek için tıklayınız : sahabeler.
mekzunsincari 01.06.2007, 20:22 Ehli sünnet’in sahabelere toz kondurmadıklarını biliyoruz sırf bu yüzden zamanında sahabelerle ilgili yalan hadisler bile ortaya çıkartıldı bu hadisler günümüzde çok zikredilen hadislerdir. bu bölümde yine "islamın gerçek halifesi hz. Ali (as)'dır" da olduğu gibi olabildiğince sünni kaynakları kullanacağım. amaç sahabeleri kötülemek değil sadece gerçekleri gözler önüne sermek ve bilinçlenmektir.
sünni kesimin sahabelere bu bağlılklarının nedeni bazı hadislerdir. ama topluma okunan hadisler acaba doğru hadislemidir?
tarihte muaviye döneminde ve ondan sonra ki dönemde bir sürü yalan hadis ortaya çıkartıldı. Bunlardan bir tanesini kısaca zikredeceğim. Hz. Muhammed (s) şöyle buyurdu: “ben aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. Biri öbüründen daha büyüktür Allah’ın kitabı gökten yere uzanmış bir iptir ve yakınlarım Ehl-i Beytim bunların ikisi kıyamet gününde bana Kevser havuzuna erişinceye kadar bir birinden asla ayrılmaz.”(*) hadisin orijinal hali bu ama ehli sünnetin daha çok itibar ettiği hadiste iki ağır emanetten biri olarak Ehlibeytim yerine sünnetim olarak değiştirilmiş hadis kabul edilmektedir.
Ehlibeyt yerine sünnetim olarak nakledilen diğer hadisi araştırdığımız zaman bu hadisi yalnız Malik bin Enes’in “muvette” adlı kitabında senetsiz olarak (sünnetim) şeklinde nakletmiştir. Haşim ve benzerleride Malik bin Enes’ten senetsiz olarak bu hadisi nakletiğini görüyoruz. Ama yine de ehli sünnet kardeşlerimiz arasında meşhurdur mescitlerde ve camilerde devamlı zikredilen bir hadistir. Çünkü orada sahabeler zikrediliyor ehli beyt değil. İki ağır emanetin biri Kuran diğeri de ehli beytim şeklinde naklettiğim hadisin, ehli sünnetin en çok itibar gören kitaplarından yaklaşık olarak atmışsın üzerinde kaynak bulunması hadisin doğru olduğunun kanıtıdır. İyi bir araştırma yapıldığı zaman Malik bin Enes’ten nakledilen hadisin çok zayıf ve isnatsız olduğu ve sırf sahabeleri hak etmedikleri bir dereceye yükseltmek için uydurulduğu ortaya çıkar. Bu hadise benzer yalan hadisler ehli sünnet camiasında bol bulunmaktadır.
Ehli sünnete göre sahabe:İbn-i Hacer, "El-İsâbe" adlı eserinin 1. faslının girişinde "sahâbî"yi şöyle tarif eder:
"Sahâbî, iman etmiş olarak Hz. Peygamber'i (s.a.a) gören ve Müslüman olarak da ölen kimseye denir. İster Hz. Resulullah'la (s.a.a) uzun süre görüşüp konuşmuş olsun, ister kısa bir süre; Resulullah'tan bir söz duyup o sözü rivâyet etse de, etmese de; Hz. Peygamber'in (s.a.a) safında müşriklere karşı savaşmış olsa da, olmasa da; hatta Allah'ın Resulü'nü sadece bir kez görüp onun meclisinden hiç faydalanmamış veya körlük vb. sebeplerden dolayı onu gözüyle bile göremeyip sadece huzuruna varmış olsa bile "sahâbî" sayılır."1
İbn-i Hacer, bir başka yerde, "Pek çoklarının sahâbî olarak tanınmasının ölçü ve kıstasları" başlığı altında şöyle yazmaktadır:
"...İlk başlarda belli bir gelenek vardı, bu gelenek gereği, savaşlarda ordu komutanları sadece sahâbî olanlar arasından seçilirdi... Hicretin onuncu yılına varıldığında ise Mekke ve Taifliler arasında Müslüman olmayan ve Hz. Resulullah'la (s.a.a) vedâ haccına katılmamış bulunan bir tek kişiye rastlamak mümkün değildi. Hz. Resulullah'ın (s.a.a) ömrünün son zamanlarında Medine'de ve Evs'le Hazrec kabileleri arasında Müslüman olmayan hiç kimse kalmamıştı. Hz. Peygamber (s.a.a) hayatta olduğu sürece bu insanlardan hiçbiri alenen İslâm'dan çıkmamış ve açıkça küfrünü göstermemişti2 .
Ehlibeyt (s.a) Mektebine Göre Sahâbî Kimdir?:
Ehl-i Beyt (s.a) mektebine göre "sahâbi"ye getirilen tanım ve tarif, eski Arapça lügatlarında bu terimler için verilen tarif ve tanımlarla aynıdır. Bunlardan bazısı şöyle:
"...Çoğulu sahb, sıhâb, ashâb ve sahâbe olan "sâhib" kelimesi Arapça'da dost, arkadaş, sırdaş, kafa dengi ve kendisiyle sıkça görüşüp konuşulan yakın arkadaş anlamlarına gelir ve uzun ve köklü dostlukları ifade etmek için kullanılır; nitekim musâhabet uzun bir süre muâşeret ve hem sohbet olma manasını içerir."3
İki kişi veya kişiler arasında yakın sohbet arkadaşlığı kurulduğunda "sâhib" kelimesi ikinci zamire eklenerek tamamlama yaratmakta ve meselâ Kur'ân-ı Kerim'de de geçtiği bir örnekte olduğu gibi "Ya sâhibey-is sicn" (ey benim hapis arkadaşlarım) veya "Ashâb-u Musa" (Musa'nın arkadaşları) tamlamalarında sâhib ve ashâb kelimeleri "sicn" ve "Musa" kelimelerine eklenerek belirtili tamlama oluşturmaktadır.
Aynı şekilde, Hz. Resulullah (s.a.a) döneminde de o hazretin sohbet arkadaşlarına "Sâhibü'r - Resul" ve "Ashâbü'r - Resul" denilerek tamlama yapılırdı.
Ayrıca yine o dönemlerde kullanılan "Ashâb-u bi'at-iş şecere" (bir ağacın altında yapılan Rıdvan biatı Ashâbı) ve "Ashâb-u Suffe" (sofa ehli) isimlerinde de "ashâb" kelimesi tamlamanın ek unsuru durumundadır.
Binaenaleyh Hz. Resulullah (s.a.a) döneminde sırf "sahib" veya "ashâb" terimleri söylendiğinde o hazretin dostları ve arkadaşları anlaşılmıyordu; bilakis, daha sonraları, hilâfet mektebinin izleyicileri tarafından Hz. Resulullah'ın (s.a.a) arkadaşları için sadece "sahâbî", "sahâbe" ve "Ashâb" kelimeleri kullanılmaya başlanmıştır. Yani sırf Peygamber'in arkadaşlarının "sahâbî" olarak adlandırılması ne Kur'ân'dan kaynaklanan bir şeydir ne de İslâm'dan; bu sadece daha sonra bazı Müslümanlar tarafından belirlenmiş bir ıstılahtır.
sahabenin tanımı bu
devam edecek...
----
*) - Ahmet bin hambel “müsnedi” 5/181ve182,5/189, 3/26. sahih muslim 2/237 ve 238. sahih tirmizi 2/220 .el münemmik 9. tabakat elkübra 1/194 . matalib el aliye 1873 no:lu hadis . ihye el meyyit bi fadail ehl-il beyt 11 ve 12 ,6. ve 7.hadisler. kitebel inefe fi rutbetil halefe 10.bedur elsefir an umurul ahira 16. tefsiyr derrul mensur 2/60 , 6/7 . hasais elkübra 2/266 . cemiul sağir min ehedis beşir ennezir (menevinin şerhi) 2/174. nevedirul usul 68ve 69. mucem elsağir 1/131 ve 135 . mucem el kebir 5/170 ve 171, 5/185 ,186,187,190 ve 191.sunen deremi 2/431 . tizkere havassul ümme 322. sahih tirmizi2/219 . müstedrek ales sahiheyn 3/109 ve 110. niseinin “hasais”kitabı 93 . müsnedıbın ce’de 2/972 . kenzul umal 15/91 . faraid el samtayn2/268 ve 272 ve 274. lisen ul arab 4/538 (itreh) maddesi 11/88 (sekel) maddesi . tec el urus min cevehir el kamus 7/345 (sekel) maddesi.mecme’el buhar (sekel) maddesi. Müntehe el ereb 1/143 (sekel)maddesi . el mutelif ve muhtelif 2/1045 ve 4/2060 . ebu ishak el salebi’nin tefsirinde, el imran suresi 103. ayetin tefsir edrken hadisi zikretmiştir. Ebu naim’ hilletul evliya kitabında 1/355. menekib lil havrezmi 93 . masabih elsunne -bi şerh elkari -5/593 . el şefe biterif hukuk elmustafa –bi şerh elkari- 485 . tarih ibin asakir cilt 2 ali (as)’ın tercümesinden . terih ıbın kesir 5/208 . tefsir ıbın kesir 5/457, 6/199ve 200 .libeb elte’viyl 1/328 . mealim el tenzil 67101 . el fıhrur razi “allah’ın ipine sımsıkı sarılın “ayeti tefsirinde . ğaraibul kuran 1/349 .ibni esir’in cemiul usul kitabında 1/187 .ibni esir’in nihaye kitabında sekel maddesinde. Used elğabe3/147ve 2/12 meşerık ul envar ıbın melik’in şerhinde 3/157 . matalib el suul 8. kenci el Şafii ‘nin kefeyet el talib kitabının birinci babında. Tehzib esme velluğat 1/347 .zuhairul ukba 16 . meşket elmasabih 3/255,258.nizam durar el samtayn 231. elmunteka fi siyret el Mustafa . fayd elkadiyr fi şerh cemiul sağir3/15 . Mecmeul zeveid ve menbeul feveid 9/163. ibin sabbağ elmeliki ‘nin fusul elmühimme fi marifet el eimme kitabında 23 . riseletul aliye fi ahedis nebeviye 29,30 . mevehib liddunniyye zerkanini şerhi 7/4-8 . savaikul muhrika 25,86,87,89,90,136 .insenul uyun fi siyret emin elmemun 3/336. nuzullul ebrar bime sah min menekib ehlil beytil athar 12. izeletil hafa an siret el Mustafa 2/54 . is-afil rağibin 110. yenebiul mevedde kitabının 1. cildinde gadir ve sekeleyn hadislerine bir fasıl ayırmış . tetemmet elravdan nadiyr 5/344 . mişkel el eser2/307 . zürriyyetul tahira 168.
1 - el-İsâbe, c. 1, s. 10. Halifeler mezhebi mensuplarının bu görüşünü Şehid-i Sâni de aynı dille aktarmakta ve Diraye adlı eserinde sahâbeyi şöyle tanımlamaktadır: Mu'min ve Müslüman olarak Hz. Resulullah'ı (s.a.a) görmüş olan herkes sahâbîdir!"
2 - el-İsâbe, c. 1, s. 10 - 13.
3- Bkz: Müfredat-ı Râğıb ve Lisân-ül Arab "Sehb" kelimesi.
Hz. Muhammed (s) şöyle buyurdu: “ben aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. Biri öbüründen daha büyüktür Allah’ın kitabı gökten yere uzanmış bir iptir ve yakınlarım Ehl-i Beytim bunların ikisi kıyamet gününde bana Kevser havuzuna erişinceye kadar bir birinden asla ayrılmaz.”(*)
Muhammedin Böyle bir şey sölemesine asla olanak yoktur. Muhammed bugün Din için Hadis adı altında ifade ettiğiniz hiç bir söz sölememiştir. Bu sözleri bilimsel ve dini açıdan sölemediği açıkça ortadadır. Muhammedin bütün sözleri (Allahtan aldığı Vahi) sadece Kurandır. Muhammedin davranışları da Kurandır. Kuranı kendine örnek alan her birey aynı zamanda Muhammedin davranışlarını Vahiyi örnek almış demektir.
Bir kere Kevser havuz felan değildir. Cennette Kevser diye Havuz yoktur. Kevser suresinde kullanılan anlamıda kesinlikle havuz değildir. Kevserin ne demek olduğunu "Kevser nedir" başlıklı konu ile anlattım.
Bir diğeri Muhammedin gayb bilgisi dahi Kuranla sınırlıdır. Cennet nimetlerini sıralayan Rabbimiz bunların neler olduğunu Kuranda anlatmıştır. Muhammed bu bilgi dışında kıyamet günü, cennet, cehennem....le ilgili başka şeyi bilemez. Çünkü ayette şöle der elçi " Sizede banada ne olacağını bilemem ben ancak bana vahyedelene uyarım." Bizlerinde Muhammedinde vahi dışında gaybla ilgili bilgisi olamaz.
Şimdi bir diğer husus Muhammedin Yakınları, akrabaları kim??? Elçinin akrabalarını sadece damadı ve kızları olarak sınırlıyor iseniz bu olanaksız. Çünkü Muhammedin amcasının oğulları da var. Bu amca oğulları içerisinde hepimiz biliyoruz ki Muhammedin baş düşmanları putperestler var. Elçi akrabalarımı sevin dediği zaman Damadını ve kızlarını kast etmişse böle bir sözün elçinin ağzından çıkmadığı gayet iyi anlaşılır. Demişse Putperest akrabalarını niye sevmemizi istesin.
Tevbe suresinda Arapların iman etmediğini söler Rabbimiz. Yani Kalben inanmadılar sadece sözle tasdik ettiler. Diğer taraftan yine Tevbe suresinde Muhammedin etrafındaki (yani sahabe denenler) münafık olarak nitelenir. Çünkü savaşmaktan, öldürmekten korkan kalbi ile iman etmeyen kişilerdir.
Sözlemediği bir sözü Muhammede isnat edip akraba kelimesini damadı ve kızları ile sınırlamak eğer bu sınırlamayı geniş düşünür iseniz 1. derecede akrabası olan putperest amca oğullarını sevmek pekte akıllıca değildir.
mekzunsincari 02.06.2007, 11:31 pröf. yine yine konuştu....
Muhammedin Böyle bir şey sölemesine asla olanak yoktur. Muhammed bugün Din için Hadis adı altında ifade ettiğiniz hiç bir söz sölememiştir. Bu sözleri bilimsel ve dini açıdan sölemediği açıkça ortadadır. Muhammedin bütün sözleri (Allahtan aldığı Vahi) sadece Kurandır. Muhammedin davranışları da Kurandır. Kuranı kendine örnek alan her birey aynı zamanda Muhammedin davranışlarını Vahiyi örnek almış demektir.
söylmediğini nerden biliyorsun???
sen peygamberin yanından hiç ayrılamadınmı???
belki sen yanında olmadığın bir dakkada söylemiştir olamazmı??
Bu sözleri bilimsel ve dini açıdan sölemediği açıkça ortadadır. diyorsun kanıtla niye sadece iddia ediyorsun???
peygamberin tüm sözleri vahiydir çok doğru hadisleride vahiydir. ama gerçekten söylediği hadisler.
Bir kere Kevser havuz felan değildir. Cennette Kevser diye Havuz yoktur. Kevser suresinde kullanılan anlamıda kesinlikle havuz değildir. Kevserin ne demek olduğunu "Kevser nedir" başlıklı konu ile anlattım.
peygamberin yanından ayrılmadığın gibi cennete de gidip gelmişsin.
kevser havuzunun olmadığına eminmisin???
bak sakın cennette dolaşmayı unuttuğun bir yer olmasın?????
yoksa sakın cennet diye sen cehennemi dolaşmış olmayasın???
bak orada kevser havuzu yok bunu bende biliyorum...
yazılarını okumadığım için "Kevser nedir" başlıklı konu ile anlattım. orada ne saçmaladığını bilmiyorum...
Bir diğeri Muhammedin gayb bilgisi dahi Kuranla sınırlıdır. Cennet nimetlerini sıralayan Rabbimiz bunların neler olduğunu Kuranda anlatmıştır. Muhammed bu bilgi dışında kıyamet günü, cennet, cehennem....le ilgili başka şeyi bilemez. Çünkü ayette şöle der elçi " Sizede banada ne olacağını bilemem ben ancak bana vahyedelene uyarım." Bizlerinde Muhammedinde vahi dışında gaybla ilgili bilgisi olamaz.
senin peygamberin farklı benim peygamberim farklı
senin inancın farklı benim inancım farklı
senin din anlayışın farklı benim din anlayışım farklı
senin kur'an inancın farklı benim kur'an inancım farklı
daha saymamı istermisin????... bay anti alevi.....
Şimdi bir diğer husus Muhammedin Yakınları, akrabaları kim??? Elçinin akrabalarını sadece damadı ve kızları olarak sınırlıyor iseniz bu olanaksız. Çünkü Muhammedin amcasının oğulları da var. Bu amca oğulları içerisinde hepimiz biliyoruz ki Muhammedin baş düşmanları putperestler var. Elçi akrabalarımı sevin dediği zaman Damadını ve kızlarını kast etmişse böle bir sözün elçinin ağzından çıkmadığı gayet iyi anlaşılır. Demişse Putperest akrabalarını niye sevmemizi istesin
hz. muhammed'in (s) akrabaları değil ehli beyti. arapça bildiğini iddia ediyordun bay pröf. yoksa ehli beyt kelimesinin anlamını bilmiyormusun????
yoksa herzamanki gibi milletin kafasını karıştırma çabası içindemisin????
ehli beyt demek peygamberin ev halkı demek. sayın kara cahil.
ehli beyti sevmeyen yobaz sünniler bile ehlibeytin ne anlama geldiğini biliyor.
ehli beyt demek hz. muhammed (s)'in ev halkı ailesi demektir. bir çok sünni kitapta bile geçer okuman varsa oku cahil kalma.
peygamberin ehli beyti hz. ali hz. fatıma hz. hasan ve hz. hüseyin ve hz. hüseyinin soyundan gelen dokuz imamdır.
.
Tevbe suresinda Arapların iman etmediğini söler Rabbimiz. Yani Kalben inanmadılar sadece sözle tasdik ettiler. Diğer taraftan yine Tevbe suresinde Muhammedin etrafındaki (yani sahabe denenler) münafık olarak nitelenir. Çünkü savaşmaktan, öldürmekten korkan kalbi ile iman etmeyen kişilerdir.
Sözlemediği bir sözü Muhammede isnat edip akraba kelimesini damadı ve kızları ile sınırlamak eğer bu sınırlamayı geniş düşünür iseniz 1. derecede akrabası olan putperest amca oğullarını sevmek pekte akıllıca değildir.
akraba
kur'anı okursan orada peygamberin akrabaları için bak ne diyor:
"ve enzir 'aşiretekel akrabin" "en yakın akrabanı uyar."şuara 214.
ehli beyt için ise bak ne diyor: "inneme yuridullahu liyüzhibe 'enkümür-ricse ehlel-beyt ve yutahhiruküm tathira" "ey ehli beyt Allah sadece sizden günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor." ahzab 33.
birde kur'anı tefsir konusunda sana pröf. diyoruz rezil etttin bizi.
aldığın ünvanı hakkemen gerikir.
bak ben boş sözlerin le uğraşamam.
sünni hadisçi ve tarihçilerden altmışın üzerinde kaynak yazıyorum ve çıkıpta diyorsun ki peygamber bölebir şey demedi.
vaybe
ama tabi sen o devirde yaşamıştın hatta sen sanırım taş devrinden gelmiştin dimi???
bize islam tarini anlatacağına taş devrini anlat o zaman hakkında fazla bilgimiz yok bizi biraz aydınlatırsan sevinirim
saygı hak edene gösterilir.......
Hz.Muhammed'in sahabeleri hakkında söyledikleri:
-------------------------
Sahiheyn'de yine Huzeyfe radıyallahu anh'tan gelen bir rivayet şöyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"(Kıyamet günü, havz-ı kevserime birkısım gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklaştırılacaklar. Ben: "Onlar benim ashabımdır!" diyeceğim. Fakat,
"Sen, onların arkandan neler işlediklerini bilmiyorsun!" denilecek."
Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).
---------------------------------------------
Bir diğer rivayette İbnu Mes'ûd şöyle demiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm va'z etmek üzere aramızda doğruldu ve dedi ki:
"Ey insanlar! Sizler (Kıyamet günü) Allah'ın yanında yalınayak, çıplak ve kabuklu olarak toplanacaksınız. (Sonra şu ayeti okudu:) "İlk yaratışa nasıl başladı isek, üzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edeceğiz..." (Enbiya 104). Haberiniz olsun, o gün ümmetimden bazı kimseler getirilir ve sol tarafa alınırlar. Bunun üzerine ben:
"Ey Rabbim! Bunlar ashabımdır!" derim. Bana:
"Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptılar" denilir. ben sâlih kul (İsâ)'nın dediği gibi diyeceğim:
"Ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcü idim. Fakat vakta ki sen benni (içlerinden) aldın, üstlerinde nigehbân yalnız sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her şeye hakkıyla şâhidsin. Eğer kendilerine azab edersen şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen mutlak gâlib ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen" (Mâide 117-118).
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm devamla dedi ki:
"Bunun üzerine bana: "Onlar, sen aralarından ayrıldığın günden beri, dinden yüz çevirmeye hiç ara vermediler!" denilecek."
Bir rivayette şu ziyade var: "Ben: "Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar!" derim."
Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); Tirmizi, Kıyamet 4, (3329); Nesai, Cenaiz 118, (4, 114).
-----------------------------------------
Müslim'in diğer bir rivayetinde Ebu Hureyre'den şöyle rivayet edilmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ümmetim Havz'ın başında yanıma gelecek. Ben, tıpkı devesinden başkasının devesini kovan bir kimse gibi, havzımdan (bazı) insanları kovarım!" Yanımdakiler:
"Ey Allah'ın Resûlü! Bizi tanıyacak mısınız?" dediler.
"Evet buyurdu. Sizin, başkasından olmayan bir alâmetiniz olacak. Sizler yanıma alın ve abdest uzuvlarında, abdestin eseri olan bir nurla geleceksiniz. Ancak sizden bir grup benden engellenecek, onlar bana ulaşamayacaklar. Ben: "Ey Rabbim onlar benim Ashabım, onlar benim Ashabım!" diyeceğim. Ama bir melek bana cevap verip:
"Senden sonra onlar ne bid'alar ortaya çıkardılar biliyor musun?" diyecek."
Müslim, Taharet 37, (247).
-----------------------------------------
Sevgili can mükemmel bir konuya daha değinmişsin emeğine sağlık.Sahabelere toz kondurmayanlara,onlardan bazılarını hatta imamlarımızdan dahi üstün tutmakta ısrar edenlerin dikkatine duyurulur.
mekzunsincari 02.06.2007, 19:01 Hz.Muhammed'in sahabeleri hakkında söyledikleri:
-------------------------
Sahiheyn'de yine Huzeyfe radıyallahu anh'tan gelen bir rivayet şöyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"(Kıyamet günü, havz-ı kevserime birkısım gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklaştırılacaklar. Ben: "Onlar benim ashabımdır!" diyeceğim. Fakat,
"Sen, onların arkandan neler işlediklerini bilmiyorsun!" denilecek."
Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).
---------------------------------------------
Bir diğer rivayette İbnu Mes'ûd şöyle demiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm va'z etmek üzere aramızda doğruldu ve dedi ki:
"Ey insanlar! Sizler (Kıyamet günü) Allah'ın yanında yalınayak, çıplak ve kabuklu olarak toplanacaksınız. (Sonra şu ayeti okudu:) "İlk yaratışa nasıl başladı isek, üzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edeceğiz..." (Enbiya 104). Haberiniz olsun, o gün ümmetimden bazı kimseler getirilir ve sol tarafa alınırlar. Bunun üzerine ben:
"Ey Rabbim! Bunlar ashabımdır!" derim. Bana:
"Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptılar" denilir. ben sâlih kul (İsâ)'nın dediği gibi diyeceğim:
"Ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcü idim. Fakat vakta ki sen benni (içlerinden) aldın, üstlerinde nigehbân yalnız sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her şeye hakkıyla şâhidsin. Eğer kendilerine azab edersen şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen mutlak gâlib ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen" (Mâide 117-118).
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm devamla dedi ki:
"Bunun üzerine bana: "Onlar, sen aralarından ayrıldığın günden beri, dinden yüz çevirmeye hiç ara vermediler!" denilecek."
Bir rivayette şu ziyade var: "Ben: "Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar!" derim."
Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); Tirmizi, Kıyamet 4, (3329); Nesai, Cenaiz 118, (4, 114).
-----------------------------------------
Müslim'in diğer bir rivayetinde Ebu Hureyre'den şöyle rivayet edilmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ümmetim Havz'ın başında yanıma gelecek. Ben, tıpkı devesinden başkasının devesini kovan bir kimse gibi, havzımdan (bazı) insanları kovarım!" Yanımdakiler:
"Ey Allah'ın Resûlü! Bizi tanıyacak mısınız?" dediler.
"Evet buyurdu. Sizin, başkasından olmayan bir alâmetiniz olacak. Sizler yanıma alın ve abdest uzuvlarında, abdestin eseri olan bir nurla geleceksiniz. Ancak sizden bir grup benden engellenecek, onlar bana ulaşamayacaklar. Ben: "Ey Rabbim onlar benim Ashabım, onlar benim Ashabım!" diyeceğim. Ama bir melek bana cevap verip:
"Senden sonra onlar ne bid'alar ortaya çıkardılar biliyor musun?" diyecek."
Müslim, Taharet 37, (247).
-----------------------------------------
paylaşımın için sağol cevatus kardeş
mekzunsincari 02.06.2007, 19:07 Sevgili can mükemmel bir konuya daha değinmişsin emeğine sağlık.Sahabelere toz kondurmayanlara,onlardan bazılarını hatta imamlarımızdan dahi üstün tutmakta ısrar edenlerin dikkatine duyurulur.
emre can amaç sahabeler hakkındaki gerçeklerin ortaya çıkması.
ne yazıkki okuduğum bir çok sünni kitapta sahabeler ehli beytin üstündeymiş gibi muazzam sıfatlar veriliyor. gerçek dışı hadisler rivayet ediliyor bu sahabeler hakkında.
ehli sünnete tabi olanlar ise ne yazık ki gerçekleri görememektedirler.kendi imamlarından duydukalrı tüm hadislerin doğru olduklarına inanıyorlar.
isteyen araştırsın ve gerçekleri görsün
saygılar...
mekzunsincari 02.06.2007, 19:57 Resulullah'tan (s.a.a) sonra "sahâbî" terimi özel bir isim halini aldı. Bu kelime başka bir kelimeye ekleme yapılmadan kullanılır ve Resul-i Ekrem'in (s.a.a) Ashâbı kastedilirdi. Kur-anı kerimdeki sahabelere övgülerde resulullah’ın gerçekte dostları olan sahabeleredir.
Ehli sünnetin ashab kavramı söylediğimiz gibi çok daha geniştir. Gerçek sahabeler şüpesiz hz. Peygambere tam iman etmişlerdir ama ehli sünnet kardeşlerimizin sahabe saydığı bir sürü kişi ne yazıkki sahabelikle alakaları yoktur. Buna rağmen Ehli sünnet kesiminde genel kanı bu sahabelerin masum ve tertemiz olduğudur. Hatta bu konuda yalan hadisler bile uydurulmuştur.
"Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz hidayeti bulursunuz."
. ( Ibnu Abdi'l-Berr, Câmi'u'l-Ilm'de kaydetmistir (2, 91).
Şimdi Sünni ulemasına şunu sormak gerekir muaviye vahi kâtibi olarak kabul ediyorlar. Peygamberi gören herkes sahabeyse muaviyede sahabeden ve ona uyarsak hidayete kavuşuruz bu anlamamı geliyor bu hadis??
Muaviye ile hz. Ali ye karşı savaşsak bile bir günahımız yoktur doğrumu???
İşte yalan akıl mantık dışı bir Sünni hadisi.
bu tür hadislerin muaviye ve sonrasındaki dönemde yazılmasındaki amaç muaviye ve benzeri kişileri temize çekmektir.
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Beni GÖREN veya BENI GÖRENI GÖREN bir müslümana ates degmeyecektir."
Tirmizi, Menakib (3857).
Peygamberi gören herkesi sahabe kabul eden bir inançtan ne beklenir bu hadise göre yezit babasını gördü diye cennete gitmeyi hak etmiş ne de olsa muaviye peygamberi görmüş biriydi. bu tür yalan hadisler sünni kitaplarında çoktur ve ehli sünnetin en çok itibar ettikleri hadislerdir.
Kur-an’ı kerim gerçek sahabeleri iyi bir şekilde zikretmektedir. Alevilerin gerçek sahabelere saygısı sonsuzdur. Ama sahabe teriminin ehli sünnet tarafından peygamberi gören herkese verilmesini aleviler kabul etmemektedir. Çünkü Müslümanların arasında hatta hz. Muhammed (a)’in çok yakının da bulunan sözde sahabelerin gerçekte iman etmediklerini bilmektedirler.
kur’an kerimde bu sözde sahabelerden pek iyi bir şekilde bahsetmemektedir.
devam edecek...
emre can amaç sahabeler hakkındaki gerçeklerin ortaya çıkması.
ne yazıkki okuduğum bir çok sünni kitapta sahabeler ehli beytin üstündeymiş gibi muazzam sıfatlar veriliyor. gerçek dışı hadisler rivayet ediliyor bu sahabeler hakkında.
ehli sünnete tabi olanlar ise ne yazık ki gerçekleri görememektedirler.kendi imamlarından duydukalrı tüm hadislerin doğru olduklarına inanıyorlar.
isteyen araştırsın ve gerçekleri görsün
saygılar...
Onlara göre Ebubekir her nasıl oluyorsa,İmam Ali den ve Hasan ve Hüseyin efendilerimizden dahi çok daha faziletliler.
mekzunsincari 03.06.2007, 13:22 Onlara göre Ebubekir her nasıl oluyorsa,İmam Ali den ve Hasan ve Hüseyin efendilerimizden dahi çok daha faziletliler.
buhari tırmizi vb. hadis kitaplarında özellikle ebu hureyradan rivayet edilen hadislerde ilk üç halife göklere çıkarılma amcındadır. bu muaviyenin uygulamış olduğu bir taktikti çünkü ehli beyte ve peygambere karşı muazzam bir kini vardı. o zamanda halkın içinden peygamber ve ehli beyt sevgisini yok etmenin çok zor olduğunu görünce ilk üç halifeyi yücelten hadisler, ehli beyti ve peygamberi küçük düşüren hadilsler rivayet edilmesi için paralı hadisçiler tuttu. ebu hureyra vb.
hz. ali yi minberlerde seb ettirmeye başladı bu binbir ay boyunca devam etti öyle bir hale geldiki sünniler namazlarında hz. ali yi seb etmezlerse namazlarının makbul olmayacağına inanmaya başladılar.
işte bu dönemde ortaya çıkan sahbelerle ilgili yalan hadislerde ilk üç halife ehli beytin üstündeymiş gibi insanlara yansıtıldı. zamanla insanların arasında bu hadisler kalıplaştı. camilerde özellikle bu hadisler halka okunmaya başlandı.
arabistana giden arkadaşlarım anlatır orada mescitlerde hutbeler okunurken mutlaka ebu hureyrenin hadislerinden rivayet edilecektir.
ebu hureyrenin ise yalancı ve melun olduğuna ehli sünnet bile şahittir.
ne yazık ki ehli sünnet inancında olan halk bu hadislerden hangisinin doğru hangisinin yalan olduğunu bilememektedir.
ulema kesimi bu hadislerin farkında ya korkudan susuyorlar yada çıkarları için.
sonuç itibarı ile her koyun kendi bacağından asılır önemli olan gerçeklerin ortaya çıkması ve inkar edilmemesi......
saygılar...
mekzunsincari 03.06.2007, 13:56 Kur-anı kerim ehli sünnetin sahabe saydığı insanlardan pek iyi bahsetmediğini söylemiştik. Bakara suresi 8-10, bu ayetlerde iman ettiklerini söyleyen ama gerçekte iman etmemiş sahabelerden bahsetmektedir: “insanlardan Allah’a ve ahirete inandık diyenler vardır, ama inanmamışlardır. Sanki Allah’ı ve inanları kandırırlar. Ama onların kendilerini kandırdıklarından haberleri yoktur. Kalplerinde hastalık vardır ve Allah hastalıklarını arttırmıştır. Yalanladıkları şey yüzünden onlara acı bir azap vardır.” Bu ayette bahsedilen inanmayanlar Resulullah (s)’ın etrafında bulunan insanlardır yani sahabelerdir.
Nisa suresi 142. ayet. Bu ayette sözde iman etmiş bazı sahabelerden bahsediyor: “münafıklar Allah’ı kandırdıklarını zannederler. Halbuki Allah onları kandırmaktadır. Namaz için kalktıklarında gevşektirler, halka riya (gösteriş) yaparlar ve Allah’ı çok az zikrederler!!!” açık bir şekilde iki yüzlü olan bu insanlar peygamber efendimizle beraber namaz kılan ve onun etrafında yaşayan sahabelerdir.
Ahzap süresi 18-19. ayetleri peygamber efendimizi savaşta yüz üstü bırakıp kaçan sahabelerden bahsetmektedir: “gerçektende Allah sizden geri kalanlarla, kardeşlerine bizimle gelin diyenleri bilir. Bunların pek azı savaşa gelirler. Gelseler de can (feda etme) bakımından pek cimri olarak gelirler. Hele bir korkulu çağ gelip çattı mı görürsün ki gözleri dönmüş, sana bakıyorlar. Sanki ölüm yüzünden bayılıp kendilerinden geçmişler. Sonra korku geçti mi keskin dilleriyle sizi incitmeye başlarlar ve hayrı sever gibi tavır alırlar. Onlar (aranızda münafık olanlar) iman getirmemişlerdir. Sonra Allah onların amellerini (yaptıklarını) boşa çıkarmıştır. Ve bu, Allah’a çok kolaydır.!!!” Uhud ve huneyn savaşlarında birkaç kişi hariç geri kalan ashap peygamber efendimizi düşmanın elinde yüz üstü bırakmışlardır. Ayette de açık bir şekilde beyan ediliyor, bu sahabeler gerçekte iman etmemişlerdir. Savaştan kaçan sahabeleri daha önceki yazılarımda zikretmiştim.
Muhammed suresi 16. ayeti: “yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah onların kin ve hasetlerini meydana çıkarmayacak mı sanırlar? Eğer istersek onları (münafıkları) sana gösterirdik de onları çehreleriyle tanırdın. Sen onları elbetteki sözleriyle tanırsın. Ve Allah onların yaptıklarını bilir.” Bu ayetten anlaşıldığı gibi bazı iman etmeyen sahabeyi resulullah sözlerinden tanıyor. Ehli sünet kardeşlerimiz sahabelerin masum olduklarını ve bu ayetlerin sadece birkaç Sahabe için indiğine inanmak tadılar. Ne yazık ki bu sahabelerin sayısı hiçte söyledikleri gibi birkaç kişiden ibaret değildir. 150 ayetli münafikun suresi birkaç sahabe için inmiş olması mantıklı değildir.
Münafık olan sahabelerle ilgili ayetlerin hepsini yazmaya kalksak bir kitap yazılır. Diğer ayetlerin isimlerini yazacağız isteyen kur-an’ın Türkçe açıklamasına bakıp oradan okuyabilirler.
munafikun suresi. nisa 60-63. 142.. ahzap 9-12 ve 18-19. Muhammed 16 ve 30. tevbe 38-39,74, 77 ve101. maide 54. enfal 5-6 ve 24-25 ve 28. saff 3. hadid 16. hucurat 17. bu ayetlerin hepsi sahabeler hakkında inmiştir.bu ayetlerin yorumlarını sizlere bırakıyorum.
devam edecek....
Selamlar Mekzun.
Güzel bir konu,teşekkürler."SAHABENİN EN KÖTÜSÜ EVLİYANIN EN İYİSİNDEN DAHA MÜBAREKTİR." Bu uydurma hadislere inanan ve cemaatine öğreten sünnilerin sahabelerinden vazgeçmelerini bekleyemeyiz sanırım.Onca yazılı delil sahabenin masumiyetinin aksine kesin sonuca varmışken bunu görmezden gelenlerden daha fazlasını bekleyemiyorum.Yaptıkları iş bizlerin tüm sahabeyi reddettiğimizi idda etmek olmuştur.
Bu uydurma hadisçilik İslamın ilk dönemlerinden itibaren gayri müslimlerce gayet akıllıca yürülen münafık ruhun eseridir ebu bekir ,ömer ve osmanı hoş göstermeye çalışan sahte faziletlerle donatmaya çalışan ruhtur.bu ruh emeviler döneminde altın çağını yaşayıp semiren,halka muaviye mervan ve yezidi hoş gösterme gayreti içinde olan ruhtur.ülkemizdede zaman zaman hortlayan geçlerinin ehli beytten haberi dahi olmasını istemeyen hz. Ali adı geçince rahatsız olan,dinini ilmihal ve hadisi şerif kitaplarıyla toparlamaya çalışan,kur an ın anlaşılır dilde değil arapça okunmasının önemli olduğunu savunan,hadis kitaplarına kur an dan daha fazla itimad eden "elbette anlamadığı için ve atalarını bu yol üzerine bulduğu için"ve bu sebepten dini muhammed dini değil, ebu hüreyre dini olmuş kur anda NAMAZI KILIP NAMAZINDAN GAFİL OLANLAR şeklinde haber verilen ruhtur. Kendi ilmihal kitaplarında dahi ebu hüreyrenin kabul edilmemesi halinde dinin yarısının kabul edilmemesi gerkeceği yazılıdır.ebu hüreyre ki geçmişi sadece kendi tarafından anlatılan ve hz. peygamberin makamında uzun yıllar bulunmamıştır.ve öncelikli amacı islamın içine yahudi gelenek ve itikadını gizlice yerleştirmekti.
Sahaelerin aklanması çalışmalarını perçinlemek için birde cennetle müjdelenen sahabeler uydurması yapılmıştır.bu müjdelenenler arasında hz.peygamberin kızına eziyet eden hz. Ali yle savaşanlar önceliklidir.oysa sünni cemaatide kabul ederki "bir mü minin gönlünde hem allah velisinin sevgisi hemde onun düşmanlarının sevgisi bir arada barınamaz." HZ.Muhammedin hadisidir.ve onlarda Ali yi sevmemek mümkün değildir diye şahitlik edrler dilleriyle. bencede Aliyi sevmemek mümkün değildir.ona düşmanlık edenleri sevmekse asla mümkün değildir.hakkı devamlı inkara direnenle uzlaşmaksa herşeyden daha zordur.
mekzunsincari 03.06.2007, 22:03 Selamlar Mekzun.
Güzel bir konu,teşekkürler."SAHABENİN EN KÖTÜSÜ EVLİYANIN EN İYİSİNDEN DAHA MÜBAREKTİR." Bu uydurma hadislere inanan ve cemaatine öğreten sünnilerin sahabelerinden vazgeçmelerini bekleyemeyiz sanırım.Onca yazılı delil sahabenin masumiyetinin aksine kesin sonuca varmışken bunu görmezden gelenlerden daha fazlasını bekleyemiyorum.Yaptıkları iş bizlerin tüm sahabeyi reddettiğimizi idda etmek olmuştur.
habil can yavuz döneminde alevilerin katli fetvalarının verilme nedeni olarak sünnilere şeyhul islamlar diyorlardı: "aleviler sahabelere sövmektedirler" bu yüzden onları katletmek helaldir.
halbuki alevilerin sahabelere bağlılıkları peygamberden ve imamlardan sonra gelir.ama hangi sahabeler?. en başta okuduğun gibi sünniler peygamberi gören herkese sahabe sıfatını vermektedirler oysa alevilerin kabul ettiği sahabe anlayışı peygamberin yakın dostları olanlar ki bu sahabeler peygamberden sonra ğadir biatine sadık kalıp hz. Ali (as)'ın velayetinde kalmışlardır.
işte gerçek sahabeler bunlardır. kur'an ve tarih sünnilerin sahbelerinden hiç iyi bahsetmemekte. zaten bu konu uzun sürecek bende de materyal bol. sünnilerin sahabelerinin gerçek yüzlerini sünni kitaplardan bir bir anlatacağım...
Bu uydurma hadisçilik İslamın ilk dönemlerinden itibaren gayri müslimlerce gayet akıllıca yürülen münafık ruhun eseridir ebu bekir ,ömer ve osmanı hoş göstermeye çalışan sahte faziletlerle donatmaya çalışan ruhtur.bu ruh emeviler döneminde altın çağını yaşayıp semiren,halka muaviye mervan ve yezidi hoş gösterme gayreti içinde olan ruhtur.ülkemizdede zaman zaman hortlayan geçlerinin ehli beytten haberi dahi olmasını istemeyen hz. Ali adı geçince rahatsız olan,dinini ilmihal ve hadisi şerif kitaplarıyla toparlamaya çalışan,kur an ın anlaşılır dilde değil arapça okunmasının önemli olduğunu savunan,hadis kitaplarına kur an dan daha fazla itimad eden "elbette anlamadığı için ve atalarını bu yol üzerine bulduğu için"ve bu sebepten dini muhammed dini değil, ebu hüreyre dini olmuş kur anda NAMAZI KILIP NAMAZINDAN GAFİL OLANLAR şeklinde haber verilen ruhtur. Kendi ilmihal kitaplarında dahi ebu hüreyrenin kabul edilmemesi halinde dinin yarısının kabul edilmemesi gerkeceği yazılıdır.ebu hüreyre ki geçmişi sadece kendi tarafından anlatılan ve hz. peygamberin makamında uzun yıllar bulunmamıştır.ve öncelikli amacı islamın içine yahudi gelenek ve itikadını gizlice yerleştirmekti.
ebu hureyra ile ilgili forumda bir yazım var okursan daha iyi olur
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=27482
sünni inanca tutunmuş olan insanlara sadece hayret ediyorum. kendi inançlarını araştırsınlar, okusunlar, sorgulasınlar, gerçeklere ulaşmak için çaba sarfetsinler, herşeyi körü körüne kabul etmesinler.
yazacak çok şey var ve ben insanların inancını rencide etmek istemediğim için olabildiğimce az yorum yapıp ağır hadisleri yazmamaya uğraşıyorum.
Sahaelerin aklanması çalışmalarını perçinlemek için birde cennetle müjdelenen sahabeler uydurması yapılmıştır.bu müjdelenenler arasında hz.peygamberin kızına eziyet eden hz. Ali yle savaşanlar önceliklidir.oysa sünni cemaatide kabul ederki "bir mü minin gönlünde hem allah velisinin sevgisi hemde onun düşmanlarının sevgisi bir arada barınamaz." HZ.Muhammedin hadisidir.ve onlarda Ali yi sevmemek mümkün değildir diye şahitlik edrler dilleriyle. bencede Aliyi sevmemek mümkün değildir.ona düşmanlık edenleri sevmekse asla mümkün değildir.hakkı devamlı inkara direnenle uzlaşmaksa herşeyden daha zordur.
evet bu tür hadisler ne yazıkki sırf bazı sahabeleri temize çekmek için uyduruldu. ve camilerde hep bu hadisler vaaz olarak cemaatlerine anlatılır.
ali sevgisine gelince seviyorum demekle asla sevgi olmaz hz. Ali (as)'ı seviyorum diyecek kişi imamın velayeti altında olmak zorunda ebu bekirin velayetinde değil.
son zamanlarda zaten herkes söylemeye başladı "hz. ali yi sevmekle alevi olunuyorsa bende aleviyim" yok o kadar basit değil. seveceksin ve onun velayeti altında olacaksın. başka türlü ali sevgisi olmaz....
saygılar...
sunni inancına sahip kişiler içinde çok az sayıda alim olduğu gibi büyük oranda cahiller vardır. Hatta bazısunniler ebu hureyre diye birinin olmadığını , uydurma bir kişilik olduğunu , amaçları hadis uydurmak olanların böyle bir isim peydah ederek yazdıkları uydurma hadislere meşruieyet kazandırmak olduğunu söylüyorlar.
Sahabeler içinde münafıklar olduğu çok doğru hatta münafık grupları olduğu kesin uhud savaşında 300 kişi birden savaştan kaçmıştı. Yani 1000 kişi içinden 300 tanesi münafık olabilir. Ama bunu kesinlikle nasıl ayırıcaz tam bilemeyiz ki ? yani münafık olduğu kesin olmayan birine münafık denemez. Ayrıca kuran'a inanıyorsanız münafıkların alametlerin sayıldığını görebilirsiniz. Bu alemetler açıkça yoksa kesin münafık demek ne derece doğru olur.
Neyse mehsususncari arkadaşım ilim bilen birisin ilmini paylaşmaya devam et biz de bir şeyler öğrenelim.
Kuran'da dediğine göre siz en hayırlı ümmetsiniz birbirinize iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız. En hayırlı ümmetin gereğini yapmaya devam et kardeşim. Mezhebimiz ayrı olsa da meşrebimiz birdir.
mekzunsincari 04.06.2007, 12:11 sunni inancına sahip kişiler içinde çok az sayıda alim olduğu gibi büyük oranda cahiller vardır. Hatta bazısunniler ebu hureyre diye birinin olmadığını , uydurma bir kişilik olduğunu , amaçları hadis uydurmak olanların böyle bir isim peydah ederek yazdıkları uydurma hadislere meşruieyet kazandırmak olduğunu söylüyorlar.
aslına bakarsan sünni inancında alimler var ama nasıl alimler.
gerçeklere görmek istemeyen alimler kendileri sorgulamadıkları gibi kimseninde sorgulamasına izin vermemektedirler.
ebu hureyra sünni mezheplerinden bazılar tarafından kabul görmez. hata hadislerine itibar bile edilmez. ama bir gerçektirki sünni kesimin ekseriyeti ebu hureyrenin hadislerine kur'an ayetleri kadar itibar ederler.
Sahabeler içinde münafıklar olduğu çok doğru hatta münafık grupları olduğu kesin uhud savaşında 300 kişi birden savaştan kaçmıştı. Yani 1000 kişi içinden 300 tanesi münafık olabilir. Ama bunu kesinlikle nasıl ayırıcaz tam bilemeyiz ki ? yani münafık olduğu kesin olmayan birine münafık denemez. Ayrıca kuran'a inanıyorsanız münafıkların alametlerin sayıldığını görebilirsiniz. Bu alemetler açıkça yoksa kesin münafık demek ne derece doğru olur.
ben ilk mesajda sahabenin kimler olduğunu anlatmaya çalıştım
sünni inancındaki sahabelerden bahsediyorsak (ki sünniler peygamberi gören herkese bu sıfatı veriyorlar.) evet bu sahbelerin çoğu müşrikti.
ama aleviliğin kabul ettiği sahabe teriminden bahsediyorsak (ki aleviler peygamberin yakın arkadaşlarına sahabe sıfatını vermektedirler.) bu sahabelerin bazıları müşrikti.
peki bu müşrik sahabeler kimlerdi ben budur yada o dur demiyeceğim. ama sünni kaynaklarından bulabildiğim sahabelerin tüm hatalarını bu bölümde herkesle peylaşacağım.
ehli sünnet yüzyıllardır sahabelere dokunulmazlık vemiş kimse onları eleştiremez onlar hakkında kötü konuşamaz. bu nedenle ehli sünnet sahabelere hep peygamberden sonra en büyük kişilikler olarak baktı. onlara haketmedikleri sıfatlar verdiler. bunun yanında onlar hakkında yalan hadisler yazarak onları peygamber derecesine kadar olmasada ona yakın bir dereceye yükselmek istediler. bu sözlerimi destekleyecek sünni hadislerde mevcuttur.
toplum buna alıştı şimdi birisi çıkıpta sahabeleri eleştirse bazı sünniler hemen ayaklanıyorlar (ki bu forumda benim sünni kaynaklarından yazdığım bir yazıma birkaç sünni terpki gösterdiler)
sonuç itibarı sünni kitaplarında bu sahabelerle ilgili elimdeki hadisleri ben sunacağım kimin müşrik kimin müslim olduğuna okuyuıcu karar versin
Neyse mehsususncari arkadaşım ilim bilen birisin ilmini paylaşmaya devam et biz de bir şeyler öğrenelim.
Kuran'da dediğine göre siz en hayırlı ümmetsiniz birbirinize iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız. En hayırlı ümmetin gereğini yapmaya devam et kardeşim. Mezhebimiz ayrı olsa da meşrebimiz birdir.
en hayırlı ümmet.......
en hayırlı ümmet" derken Allah (cc) tüm islam ümmetini kastettiğini sanmıyorum.
en hayırlı ümmet peygambere canı gönülden bağlı olanlardır.
en hayırlı ümmetin gereğini yapmaya devam et derken kafamda????????????braktın ben açık olmayı severim. karşımdakinide öyle olmasını isterim.
saygılar....
mekzunsincari açtığın konular ve yazdığın mesajlar çok güzel ve yerinde .. Emeğine sağlık .. +rep .. :):) ..
en hayırlı ümmet.......
en hayırlı ümmet" derken Allah (cc) tüm islam ümmetini kastettiğini sanmıyorum.
en hayırlı ümmet peygambere canı gönülden bağlı olanlardır.
en hayırlı ümmetin gereğini yapmaya devam et derken kafamda????????????braktın ben açık olmayı severim. karşımdakinide öyle olmasını isterim.
saygılar....
en hayırlı ümmet derken elbette tüm islam ümmetini kastediyorum nasıl bir ayırım yapabilirim ki , her firkanın hatası var hatasız olan hiç yok. Ama hepsinin yolu bir.
Aslında bir arkadaşın dediği gibi islam toplumundaki en hayırlı kişiler dersek belki daha doğru olur.
En hayırlı ümmetin gereği yazdığım gibi insanlara iyiliği emredip kötülükten sakındırmak bu konuda bilgilerini saçıp paylaşmayı kastettim.
en hayırlı ümmet derken elbette tüm islam ümmetini kastediyorum nasıl bir ayırım yapabilirim ki , her firkanın hatası var hatasız olan hiç yok. Ama hepsinin yolu bir.
Aslında bir arkadaşın dediği gibi islam toplumundaki en hayırlı kişiler dersek belki daha doğru olur.
En hayırlı ümmetin gereği yazdığım gibi insanlara iyiliği emredip kötülükten sakındırmak bu konuda bilgilerini saçıp paylaşmayı kastettim.
Hz.muhammed(s.a.a)bu konuda sizin gibi düşünmüyor.buyuruyorki;"yahudiler
71 hıristiyanlar 72 fırkaya bölündüler.benim ümmetim 73 fırkaya bölünecek
biri cennete diğerleri cehenneme gidecek.
mekzunsincari 07.06.2007, 10:57 en hayırlı ümmet derken elbette tüm islam ümmetini kastediyorum nasıl bir ayırım yapabilirim ki , her firkanın hatası var hatasız olan hiç yok. Ama hepsinin yolu bir.
Aslında bir arkadaşın dediği gibi islam toplumundaki en hayırlı kişiler dersek belki daha doğru olur.
En hayırlı ümmetin gereği yazdığım gibi insanlara iyiliği emredip kötülükten sakındırmak bu konuda bilgilerini saçıp paylaşmayı kastettim.
selef can peygamber en hayırlı ümmet derken kendisine canı gönülden bağlı olan ümmetinden bahsetti. tüm ümmeti kastetmiş olamaz çünkü ümmet kelimesinin kelime anlamına bakarsan ne demek istediğimi anlarsın:İbni Manzur; Lisanü’l-Arab maddesi: “Ümmet, insan nesli demektir. Her peygamberin ümmeti, kâfir veya mümin ayrımı olmaksızın, tebliğ için gönderildiği tüm insanlardır. Muhammed ümmeti denince Hz. Peygamber’e inanan ve inanmayan tüm insanlar kast edilir.”
en hayırlı ümmet sizin dediğiniz gibi olsaydı muaviye vb. de bu en hayırlı ümmetin içine dahil olmuş olur. ayrıca cevatus kardeşimin bize yazdığı hadiste sizin görüşünüzü çürütmektedir. Hz.muhammed(s.a.a)bu konuda sizin gibi düşünmüyor.buyuruyorki;"yahudiler
71 hıristiyanlar 72 fırkaya bölündüler.benim ümmetim 73 fırkaya bölünecek
biri cennete diğerleri cehenneme gidecek.
başka bir hadiste peygamber buyurduki:“Benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak biri hariç hepsi cehenneme gidecek.” 1) Deleil el Sıdk ikinci kısım 3/50,2/341no:2452. Akidul ferid 1/350. Keşşaf 2/82- 83. Sunnen Ebi Devud 4/hadis no:4597. Sünen tirmizi 5/hadis no:2641. durrel mensur 2/61.-62. sünen ıbın mece 2/492 17.bab hadis no:3991,3992,3993,3994..
işte en hayırlı ümmet bu kurtuluşa erecek fırkadır. bu hangisidir diye sorarsanız bunu insanın kendisinin araştırıp bulması gerekir.
mekzunsincari 07.06.2007, 12:17 Ehli sünnet alimlerinden bazıları sahabeyi eleştirmeyi veya onların yaptığı kötülükleri dile getirmeyi küfür sayıyor. tarihtede Alevilerin sahabeyi eleştirdikleri için zulumlere ve katliamlara maruz kaldıkları bir gerçektir.
İbrahim-i teymi der ki: “ben sözlerimi amellerime sunduğumda devamlı yalancı olmaktan korkuyordum.” İbn-i ebi müleyke der ki: “resülullah’ın (s) ashabından otuz kişinin, münafık olduklarından korktuklarını gördüm. Onlardan hiç biri Cebrail ve mikail’in imanı üzere olduklarını iddia edemiyordu…” Sahih-i buhari, c.1 s.19, iman kitabı. Buharinin bu hadisinde anladığımız gibi sahabelersden otuz kişi münafık olduklarından korkuyorlar. Oysaki mümine korku yokyur bu korkunun sebebi o sahabelerin tam olarak iman etmemiş olduklarıdır. Peki neden ehli sünnet kardeşlerimiz bu sahabelere dokunulmazlık veriyorlar? Ehli sünnetin o uydurma hadislerine baktığımız zaman sahaberi yeri geliyor peygamberler seviyesine çıkarıyorlar.
Hz. Muhammed ashabı ile ilgili bir hadiste şöyle buyurmuştur: -buluşma yerimizde ben ayakta olduğum halde bir gurubu görüp tanıyacağım. Sonra benimle onların arasında birisi çıkarak onlara: “haydi gelin!” diyecek. Ben “onları nereye götürüyorsunuz?” diye sorduğumda “vallahi onları cehenneme götürüyoruz” diyecekler. Ben “rabbim onlar benim ashabındır” diyeceğim. Bana diyecekler ki: “senden sonra onların (ashabın) ne kadar doğruyu değiştirdiklerini bilmiyorsun. Sen onları terk ettiğin andan dinden dönüp cahiliyye devrine geri döndüler!!!” Bunun üzerine ben diyeceğim ki: “ Allah’ın rahmeti benden sonra dini değiştirenlerden uzak olsun. Onlardan (ashaptan) ancak deve sürüsünden ayrılan birkaç deve gibi çok azı kurtulacaktır!!!” (1) bu hadis açık bir şekilde sahabelerden çok azının kurtulacağını ifede etmektedir . hal böyle iken nasıl oluyorda ehli sünnet kardeşlerimiz sahabelere dokunulmazlık verip onlar hakkında yalan hadislere inanıyorlar. Bu sahabeler bile cehenneme gidecekse, onlara uyanlar cennetemi gidecek yada bu sahabeleri görenler mi cennete gidecek? Ne yazıkki ehli sünnet kardeşlerimiz ne kadar uğraşsalarda sahabelerin üzerindeki lekeleri silemezler.
Sahiheyn'de yine Huzeyfe radiyallahu anh'tan gelen bir rivayet söyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"(Kiyamet günü, havz-i kevserime birkisim gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklastirilacaklar. Ben: "Onlar benim ashabimdir!" diyecegim. Fakat,
"Sen, onlarin arkandan neler islediklerini bilmiyorsun!" denilecek."
Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).
Bu iki Hadisten anladığımız kadarıyla ashabın çoğunluğu hz. Muhammed’in vefatından sonra doğru yoldan çıkmış. Bunlardan çok azını kurtuluşa ereceği anlaşılmaktadır.
---
1) buhari “sahih” kitabında bu hadisin müşterek yanlarının zikredildiği yerler: haşır babı; Kevser havuzu babı ve fitneler babı
başka bir hadiste peygamber buyurduki:“Benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak biri hariç hepsi cehenneme gidecek.” 1) Deleil el Sıdk ikinci kısım 3/50,2/341no:2452. Akidul ferid 1/350. Keşşaf 2/82- 83. Sunnen Ebi Devud 4/hadis no:4597. Sünen tirmizi 5/hadis no:2641. durrel mensur 2/61.-62. sünen ıbın mece 2/492 17.bab hadis no:3991,3992,3993,3994..
Ne yazıkki bu hadisi de tahrif etmişler. muaviye(l.a)'den naklen;
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) aramızda doğrulup buyurdular ki:
"Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmişiki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmişikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da (Ehl-i Sünnet ve'l) cemaattir."
Ebu Davud, Sünnet 1, (4597).
Sünniler tek mezhep değil ki içinde dört farklı mezhep var.Birinin haram kıldığını diğeri helal kılıyor.Hepsi birbiriyle çelişiyor.Bu durumda nasıl olurda böyle bir şey
söylerler.
hz.Muhammed(s.a.a) buyuruyor ki:
"Ümmetim arasında Ehl-i Beyt'imin misali, Nuh'un gemisi misalidir. Ona binen kurtulur, ondan yüz çeviren ise helak olur."
Murat AKAN 09.06.2007, 11:54 Kuran'da;
Gösterilen birinci hedef münafıklardır. En çok tehdit onlar içindir.
Yahudiler'den putperestlerden ziyade, İslam için en büyük tehdit görüldüğünden/olduğundan dolayı münafıklar eleştirilmiştir.
Münafık;
diliyle iman edip kalben iman etmeyen ve/veya müslüman görünüp dine zarar veren.
Kuran'ın tüm zamanlar, tüm mekanlar için indirilmiş olduğu söylenir ve/veya benimsenir. Fakat taşıdığı mesajın anlaşılabilmesi için, ilk geldiği toplumun anlayabileceği şekilde ve onların yaşadığı konularla anlatımı zenginleştirilmiştir. Kuran'ın indirildiği dönemde münafıkların çokluğundan dolayı en çok tehdit onlar içindir (cehennem azabı ve görüldükleri yerde katledilmeleri gibi)
Sahabe;
Peygamberi görmüş, onun meclisinde bulunmuş müslüman kişidir.
Ve bu sahabelerin içinde bol miktarda münafık bulunur, özellikle de Mekke'nin müslümanlarca fethedileceğinin anlaşılmasından sonra ve fetihten sonra -Kılıcı gördükten sonra- müslüman olanlar'ın çoğunluğu (özellikle de Ebu Süfyan, ailesi ve yakın çevresi) münafıktır.
Hal böyleyken; en kötü sahabenin, sonradan yaşamış en iyi müslümandan/insandan üstün tutulacağı akıl dışıdır, kuran'a ve dine küfürdür.
Saygılarımla.
mekzunsincari 11.06.2007, 15:13 Ne yazıkki bu hadisi de tahrif etmişler. muaviye(l.a)'den naklen;
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) aramızda doğrulup buyurdular ki:
"Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmişiki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmişikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da (Ehl-i Sünnet ve'l) cemaattir."
Ebu Davud, Sünnet 1, (4597).
Sünniler tek mezhep değil ki içinde dört farklı mezhep var.Birinin haram kıldığını diğeri helal kılıyor.Hepsi birbiriyle çelişiyor.Bu durumda nasıl olurda böyle bir şey
söylerler.
hz.Muhammed(s.a.a) buyuruyor ki:
"Ümmetim arasında Ehl-i Beyt'imin misali, Nuh'un gemisi misalidir. Ona binen kurtulur, ondan yüz çeviren ise helak olur."
cevatus kardeşim
ebu bekir döneminde hadislerin yakılma olayı yaşandı.
ömer döneminde hadis nakledilmesi yasaklandı ve bu yüzden sahabelere artık "kale resulullah" demeye korktular.
osman döneminde osman dediki: " ilk iki halife zamanında nakledilmeyen hadis benim zamanımdada nakledilmesi yasaktır.
peki kimse peygamberden hadis nakledemiyorsa peygamberin sünneti günümüze nasıl geldi?????????
ben sordum ve ben cevaplıyorum:günümüze kadar gelen sözde peygamberin sünnetidir gerçekte muaviyenin sünnetidir.
muaviye islamı yıkma amacı vardı. ama yıkamıyacağını anlayınca en azından istediği gibi bir islam yartma çalışması yürüttü ve buna sünnilik dendi..
yalan hadislerin çıkış zamanı muaviyedir. kendisinin ebu hureyre gibi paralı özel hadisçileri vardı.
işte bu yalan hadislerle sünnilik şekillendi ve ardından kur'ana zıt olan mezhepler icat edildi. dört mezhep fıkhı kitabını okursan bu mezheplerin kur'ana ne kadar zıt olduklarını görürüsün.
mekzunsincari 20.06.2007, 18:49 sahabeler hz. Muhammed’e karşı geliyor. hz. Muhammed Zeyd’in oğlu usameyi ordu komutanı olarak atıyor ama bazı sahabeler yaşı küçük diye onun komutası altına girmiyorlar ve hz. Muhammed’in emirlerine karşı geliyorlar.bu itaatsizliğe karşı hz. Muhammed şöyle buyurur: “bugün usame’nin komutanlığını kabul etmiyorsanız, daha öncede babası zeyd’in komutanlığını kabul etmemiştiniz. Vallahi zeyd komutanlığa layıktı ve halkın içinde en çok sevdiğim kimselerden biriydi. Ondan sonra da oğlu (usame) en çok sevdiğim kimselerdendir.” (1)
Başka bir olay daha sahabelerin hz. Muhammed’e karşı ne kadar çok büyük saygısızlılar yaptıklarını gösteriyor. Peygamber efendimiz toplu halde Cuma namazını kıldırırken Şam’dan mal getiren bir kervan Medine’ye ulaşır. Peygamber efendimizin arkasında namaz kılan ashabın çoğunluğu kervanın geldiğini duyduklarında namazlarını bırakıp ticaretin yapıldığı yere giderler!!! Peygamber efendimizin yanında ancak oniki kişi kalır, bazı rivayetlerde daha az kişinin kaldığı zikredilmiş.
Bu olay üzerine Allah (cc) ayeti kerimede şöyle buyurur: “bir yerde ticaret veya boş bir iş gördüklerinde oraya doğru koşup seni (namazında) yalnız bırakırlar!!!” (Cuma süresi /11)(2)
Sahabelere başka bir Örnekte savaşlardaki kahramanlıkları : Hudeybiye olayı İbn-i Ebi’l-Hadid Nehc’ul- Belağa Şerhi’nde ve diğer ehli sünnet tarihçileri de kendi eserlerinde şöyle yazıyorlar: “Hudeybiye barış antlaşmasından sonra başta Ömer bin Hattab olmak üzere birçok sahabe Hz. Peygamber’e karşı kaba konuşarak şöyle dediler: “Biz barış istemiyorduk, savaşmak taraftarıydık, neden barış yaptın?” Peygamber-i Ekrem (s.a.a) de onlara; “Savaşmak istiyorsanız özgürsünüz, savaşın.” diye buyurdu. Onlar da bunun üzerine saldırıya geçtiler. Ama bilindiği gibi tetikte bekleyen Kureyş hemen savunmaya geçti. Kureyş’ten öyle ağır bir darbe yediler ki kısa bir süre sonra bozguna uğrayıp kaçmaya başladılar. Hatta Peygamber (s.a.a)’in yanında bile duramayıp çölün dört bir yanına dağıldılar.
Hz. Peygamber (s.a.a) onların durumunu böyle görünce, Hz. Ali’ye Kureyş’in önünü almasını emretti. Kureyş Hz. Ali’yi kendi karşılarında görünce geri dönmek zorunda kaldılar. Bunun üzerine kaçanlar tek tek geri dönerek yaptıklarından utanç içinde özür dilemeye başladılar.
Resulullah (s.a.a) onlara şöyle buyurdu:
“Ben sizi tanımıyor muyum? Büyük Bedir’de düşman karşısında titreyen, bunun üzerine Allah-u Teala da meleklerini yardımınıza gönderen sizler değil miydiniz? Uhud günü beni yalnız bırakarak firar edip dağlara çıkan sizler değil miydiniz? Ne kadar çağırdıysam da gelmediniz!”
Velhasıl Peygamber-i Ekrem (s.a.a) onları şiddetli bir şekilde kınadı ve hatalarını tek tek sıraladı. Onlar da hatalarını itiraf ederek habire özür diliyorlardı.
İbn-i Ebi’l- Hadid burada şöyle diyor: “Ömer Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in vaatlerini tekzip edince, Peygamber (s.a.a) Ömer’i kınadı. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.a)’in Ömer’i bu şekilde kınamasından, Uhud’da kaçanlardan birinin de Ömer olduğu anlaşılmaktadır.”
Ayrıca ömerin Hudeybiye de söylediği sözleri ehli sünnet kardeşlerimizi çok şaşırtacak.
“Ömer bin Hattap dedi ki: “Hudeybiye’de Muhammed’in peygamberliğinde şüphe ettiğim kadar hiçbir zaman şüphe etmedim.” (Suyuti “ed-Derr’ül Mensur” Tefsiri c.6, s.76 / Taberî kendi tarihinde, c.2, s. 124, İbn-i Kesir "El-Bidâyet-u Ven-Nihâye" isimli tarihinde, c. 4, s.170-178 ve İbn-i Esir "El-Kâmil isimli meşhur tarihinde, c. 2, s.205
----------
1-Buhari “sahih” kitabında, meğazi bölümü; taberi “tarih”; ibın sa’d “tabakat” kitabında;nureddin ali bin İbrahim ibin ahmed el- halebi “siret en-nebeviy”
Buhari, Fezailu'l-Ashab 17, Meğazi 42, 87, Eyman 2, Ahkam 33; Müslim, Fezailu's-Sahabe 63, (2426); Tirmizi, Menakıb, (3819).
2-Zamahşeri “keşaf” tefsir kitabında ; fahreddin er-razi “tefsir’ul-kebir” ; suyuti “durrel-mensur” tefsir kitabında; ahmed bin hambel “müsned” hadis kitabında; ibn ebi şeybe “müsned” tefsir kitabında;
Birileri kasitli olarak bu foruma surekli Islami konulari pompaliyor. Sanirim bu da Aleviligi sulandirmak ve asimile etmek icin misyoner bir eylem olarak yapiliyor.
mekzunsincari 22.08.2007, 18:40 Birileri kasitli olarak bu foruma surekli Islami konulari pompaliyor. Sanirim bu da Aleviligi sulandirmak ve asimile etmek icin misyoner bir eylem olarak yapiliyor.
canım kardeşim biz burada aleviliğin gerçek islam olduğunu kanıtlamaya çalışarak aleviliğe hizmet ediyoruz ama ne yazık ki bazı kardeşlerimiz cahil kalıp sunnilerle tartışırken ezilmek istiyor. sen ezilmek istyorsan ezil ama ben ve benim gibi düşünenler ilmi muhadesede inancımızı delilleriyle kanıtlamak niyetindeyiz. sen buna misyonerlik diyorsun ben buna alevi inancına hizmet diyorum......
ilker_che 23.08.2007, 01:32 Birileri kasitli olarak bu foruma surekli Islami konulari pompaliyor. Sanirim bu da Aleviligi sulandirmak ve asimile etmek icin misyoner bir eylem olarak yapiliyor.
sen konuyu yanlış anladın galiba can.tekrar oku istersen.lakin arkadas aksini ispatlamaya calışıyordu...
mekzunsincari 12.10.2007, 10:40 ben bazı alevi kardeşleri hiç anlıyamıyorum neden kendi inançlarını korumak ve kanıtlamak için islamı ve tarihi yeteri kadar araştırmıyorlar?
CANDAVUT 12.07.2008, 17:41 Ne yazıkki bu hadisi de tahrif etmişler. muaviye(l.a)'den naklen;
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) aramızda doğrulup buyurdular ki:
"Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmişiki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmişikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da (Ehl-i Sünnet ve'l) cemaattir."
Ebu Davud, Sünnet 1, (4597).
Sünniler tek mezhep değil ki içinde dört farklı mezhep var.Birinin haram kıldığını diğeri helal kılıyor.Hepsi birbiriyle çelişiyor.Bu durumda nasıl olurda böyle bir şey
söylerler.
hz.Muhammed(s.a.a) buyuruyor ki:
"Ümmetim arasında Ehl-i Beyt'imin misali, Nuh'un gemisi misalidir. Ona binen kurtulur, ondan yüz çeviren ise helak olur."
birinin helal kıldığını diğeri haram kılıyor diyorsunuz? peki bir tane dahi olsun bir örnek vererek bu tezinizi ispat eder misiniz? helal ve haram kavramlarının ne olduğunu tekrar hatırlatayım, kısaca şudur, kuranda direkt olarak helal ve haram birbirinden harılmıştır ve hiç bir sunni mezhep arasında bu konuda ihtilaf yoktur!
saygılarımla..
sizden iddianıza ispat bekliyorum, çünkü kişi iddiasını ispatla yükümlüdür
|
|