Orijinalini görmek için tıklayınız : Türklerde sınıflaşma ve Aristokrasi


efodede
03.06.2007, 21:41
Arap gezgini ibn FADlan yazılarında,yoksul olduğu için en en gizli yerlerini örtmek için bile bir parça bez bulamayan bir oğuz kadını gördüğünü şaşkınlıkla belirtir.Gerçekte,bu gezgin böylelikle Türk toplumunun sınıfsal yapısına değinmiş bulunuyor.Nitekim ,eski Türk yazıtlarını incelediğimizde türklerin
BEYLER
VE
HALK OLMAK üzere ikiye bölündüğünü görürüz.Göktürk yazıtlarında halk için kullanılan terim "kara kamıg budun" yani "kara-kemikli millet"dir.Beyler ve kağanlar ise "Ak kemikli" dirler.Ayrıca kara sözcüğü genellikle halk için kullanılırdı.Dede Korkut kitabının başlangıç bölümüde yer alan "kara eşek başına gem vursan,katır olmaz,hizmetçiye elbise giydirsen hanım olmaz"Sözü toplumsal farklılaşmanın ne denli köklü olduğunu gösteriyor.Kutadgu Bilig de sözü geçen "kara budun"u SAdri Maksudi Arsal şöyle açıklıyor.Bunlar muayen bir sanatı olmayan şehir halkı mesleği olmayan amele ,şehir proleteri.Kutadgu Bilig onlara daha fazla yüz vermek ,onlarla çok konuşmak faydasızdır.Bu kara halkın karnı doydumu dili açılır.Eğer han onları inzibat altında tutmazsa şımarık birer kelp olurlar.
Barthold ise Türk toplumundaki sınıfsal ayrılığı ve sınıflar arasındaki karşıtlığı göstermektedir. barthold orkun yazıtlarında Aristokrat ve halk tabakaları arasında sınıfsal bir gerginliğin bulunduğunun anlaşıldığını ,bu göçebe toplumda sınıfsal farklılaşmadaki fazlalığın sürtüşme ve çatışmalara yol açtığını belirtmektedir.
Türk toplumunda soylulara "TARHAN" DENİLMEKTEDİR.Bunlardan vergi alınmazdı ve önemli görevlere gene yanlız bunlar getirilirdi.Bununla birlikte "Halk" ve "Soylular" arasında kültür ve ırk bakımından başkalık değil toplumsal ve siyasal bir üstünlük söz konusudur.Bu üstünlük başlangıçta göçebe toplumun dışa karşı örgütlendirilmesi ile görevlendirilen kişlerin bu görevleri kurumsallaştırmaları ve yönetimi tümüyle le geçirmeleri ,kabilenin öteki bireylerinin emekleri ile geçinir duruma gelmeleri ile elde edilmiştir.Örneğin herkes çadırını toplum içinde sahip olduğu yere göre kurabilirdi.
Öte yanda soyluların çok zengin olduklarını ve malvarlıklarının binlerce hayvanı bulduğu bilinmektedir.Devlet yönetimini ilgilendiren tüm görevler çoğunlukla babadan oğula geçerdi.Baş komutanlık demek olan "subaşılık" görevi irsi idi.Oğuzların yirmi dört boyunun başında bulunan "Beğ"ler ölünce .yerlerini oğulları alırdı.Yani yakublug denilen hükümdarlıkta kesin bir düzene bağlanmıştı.Halktan birinin hükümdar olması düşünülemezdi.Çünkü devleti varlıklı ve soylu aileler kurmuştu.
Türk toplumunun sınıfsal ayrışmaya dayanan yapısı süregelmiş, halkın devlet işlerine karışmaması ilkesi günümüzdede geçerliliğini korumaktadır.Halkın şu yada bu biçimde yardım olarak bile devlet işlerine karışması ,soyluların sert tepkileri ile karşılaşmıştır. Örneğin:Musa Çelebi ile Süleyman Çelebi arasındaki çatışmada Süleyman Çelebi kaçarken köylülerin Musa Çelebi tarafını tutup Süleyman Çelebiyi öldürmeleri ,Bizat Musa Çelebi tarafından,köylülerin bu eylemi hanedana saygısızlık olarak düşünülerek bu köylüller diri diri yaktırılmışlardır.
2.Bayezit kendisine ayaklanmış olduğu halde ,Cem sultana zorluk çıkaranları cezalandırmıştır.Yavuz selime karşı ayaklanan abisi Sultan Korkutun Mısıra kaçmak üzere iken saklandığı yeri ihbar eden türkmenler,Yavuz Selim tarafından idam ettirilmişlerdir.İlginçtir ki,Sultan korkutta öldürülmüştür.
Olaylar ve yaşanılanları konumuz açısında değerlendirdiğimizde şu tespitleri yapmamız yanlış olmayacaktır.
Siyasal iktidarın ortaya çıkması için sınıflaşma sürecinin gerçekleşmesi gerekli olduğuna göre ,Türk toplumundaki siyasal iktidar da doğal olarak bu yolu izlemiştir.
Ancak toplumsal ayrışmanın kesinliği ,siyasal iktidarın sınısal niteliğini daha kesin bir biçimde belirlemiştir.Türklerdeki göçebeliğin siyasal iktidarın oluşumuna etkisi Türk devlet anlayışının despotik bir nitelikte gelişmesine yol açmıştır.Bu despotik gelişmeyi ters çeviren aristoratik hükümranlığa son veren Kemalist düşünce biçimine Alevi toplumunun sahiplenmesinin altında yatan nedenlerden bir tanesidir.Ancak günümüzde de kendisine muhalif güçleri imha etmekten çekinmeyen sistem bu özelliğini yukarda belirtiğimiz geçmişinde almaktadır.Ataürkün halka yönelik kurduğu kurumlar ve siyası yapılan çağın gereklerine göre kendini yenileyerek kapitalist çehrenin sınıfsal hegemonyası tarafında tasfiye edilmiştir.Siyası figuranlık bile bazı kesim ve ailelerin egemenliğine girmiştir.Oluşturulan siyasi partiler oligarşik yapılanmayla halkın iradesi dışında şekillenmektedir.Halka yönelik ekonomik ve siyası baskılar gün be gün artmakta sisteme karşı çıkan tüm sesler anında cezalandırılmaktadır. yokluk ve yoksulluğun fotoğrafıda çöplüklerde çöp toplayan çocuklarımız.İŞte genetik siyası yapılanmanın sonucu bu 10 milyonluk kaymaklı tabaka 60 milyon aç insan yöneten 10 milyon yönetilen 60 milyon egemenlerin sınıf zaferinin açık bir kanıtı.