Orijinalini görmek için tıklayınız : İstanbul 2.bölge bağımsız milletvekili adayı Baskın Oran
NEDEN Baskın Oran?
Türkiye'deki demokratlar, politik anlamda tam bir sıkışıklık yaşıyor. Bir yanda askeri müdahalelere çanak tutan sol görüntülü partiler, diğer yanda AB'yi savunan ama günlük hayatta sürekli dini gerginlik yaratan AKP. Seçimde oy verecek parti arayan demokratlar, bu sıkışıklığın üstesinden nasıl geleceklerini, kime oy vereceklerini bir türlü bulamıyorlardı. Ama ülkenin entelektüel kadroları, 'bağımsız aday' formülüyle yeni bir çözüm yarattılar. Siyaset bilimci Prof. Baskın Oran İstanbul'dan bağımsız aday gösterildi. Prof. Oran, "1 Mart tezkeresi reddedilsin sloganıyla 2003'te ortaya çıkan bir fiili grup bu. Dernek bile değiller. Demokrasi ve barış için zaman zaman imza kampanyaları düzenlediler. İsmin üzerinde tam mutabakat var diye beni aradıklarında, onlara hayır diyemezdim. Hiçbir partiyle ilişkili olmadan adaylığımı koydum. ÖDP ve DTP de, İstanbul'da ikinci bölgede beni destekleyeceklerini ilan ettiler" diyor.
'Solda Ortak Bağımsız Aday' girişimi çerçevesinde siz bağımsız aday oldunuz. Adaylığınız, politikaya girdiğinizi mi yoksa bugünkü politik yapıyı protesto ettiğinizi mi gösteriyor?
Kesinlikle ikincisi. Bu bir protestodur. Kendisini dışlanmış, itilmiş, kısıtlanmış, susturulmuş, ezilmiş, özgüven duygusu yıpratılmış, Sevr paranoyasıyla korkutulmuş hissedenlerin sözcüsü olarak görüyorum ben kendimi. Aleviler, Kürtler, azınlıklar, Çingeneler, kadınlar, gençler, üniversiteye başörtüsüyle giremeyen kızlar, işçiler, sendikasızlar, işsizler, eşcinseller, travestiler, yoksullar, sakatlar, çevreciler... Bu insanlar e-mail gruplarında ve meydanlarda seslerini duyurmak için uğraşıyorlar. Bunların seslerinin Meclis'te duyurulması çok önemli.
Hiçbir partiden aday olmadığınıza göre, hiçbir partiyi kendinize yakın bulmuyorsunuz. Nasıl bir partiyi kendi fikirlerinize yakın bulurdunuz?
Bu insanların sözcülüğünü yapan bir partiyi kendime yakın bulurdum ama ben gerçekten bağımsız aday olmayı daha çok önemsiyorum. Bu seçimde AK Parti öyle arkadaşları listesinden aday gösteriyor ki, aynı fikirleri paylaşmanın ötesinde bunlar bazı konularda benden daha radikaller. Yeni Meclis'te öyle bir ortam oluşabilir ki, her partinin içindeki bu tür demokrat fikirli insanlar partilerinden ayrılmadan fiili bir grup oluşturabilir. İşte bu, Büyük Millet Meclisi'nde muazzam bir devrim olur.
Türkiye için ne istiyorsunuz?
Ben Türkiye'de devletin, insanların her şeyine karışmamasını istiyorum. Hakaret, nefret söylemi, bebek pornosu gibi durumlar olmadığı sürece ifade özgürlüğünün sınırlanmamasını istiyorum. İnsanların fikirlerinden, cinsiyetlerinden ötürü dışlanmamasını istiyorum. Kısacası ben, Türkiye'de AB hukuku istiyorum. Bu kadar basit. AB hukuku Türkiye'ye bir miktar geldi.
Geldi ama uygulanıyor mu?
İfade özgürlüğü 2001-2004'te yapılan reformlarla geldi ama uygulanmıyor. Aksine dezavantajlı grupları korumak için getirilen maddeler, düşüncesini açıklayanlara uygulanıyor. Biz İnsan Hakları Raporu'nu yazdıktan sonra bir milletvekili, 'Bu raporu yazanlar, babalarının kim olduğunu öğrenmek istiyorlarsa, analarına sorsunlar' dedi. Bu laf Türkiye'de kavgada söylenmez. Adamı vururlar. Bunu söyledi ve Yargıtay bu adamı beraat ettirdi. İşte bu durum insanları dağa çıkmaya zorlar. Ben dağa çıkamam ama Meclis'e çıkabilirim. Öyle de yapıyorum. Meclis'e çıkamayacak olanlar dağa çıkıyor. Çünkü siyasette iki olasılık vardır. Ya temel muhalefeti sistemin içine alır ve reformları yaparsınız. Ya da temel muhalefeti sistem dışına itersiniz. O zaman da dağa çıkarlar. Sonra siz de dağa çıkarsınız. Her operasyondan önce de bu sonuncusu dersiniz.
Ordu AKP'ye bir muhtıra verdi. Diğer partiler, parlamentoda temsil edilen sivil bir yapıyı savunmadı. Sizin tavrınız ne bu konuda?
'Türkiye'de laiklik ordu tarafından korunabilir ve korunmalıdır' diyenlere, benim 'Allah Selamet versin' demekten başka bir çarem yok. Bu ülkede öyle çok üniformasız paşa var ki...
Türkiye, dünyanın parçası olmadan ve AB üyeliği için gerekli adımları atmadan, sadece Türkiye'nin iç dinamikleriyle orduyu siyaset dışında tutabilir mi?
Tutamaz. Zaten ordunun kışlaya dönmesi ve tek işlevi olan Türkiye'yi dış tehlikelere karşı koruma görevine geri dönmesi 2001-2004'teki AB uyum paketleri ve Anayasa değişiklikleriyle sağlandı. Mesela MGK'daki sivil sayısı artırıldı. MGK kararları sanki emredici bir kararmış gibi algılanmaktan çıkarıldı. Genelkurmay'ın YÖK'teki temsilciliği kaldırıldı vb...
Peki ne değişti? Ordu sivil hükümete yine muhtıra verdi.
Ama bütün bu değişiklikler sonucunda son muhtıranın başına e harfi konuldu. Muhtıranın Genelkurmay'ın internet sitesinde yayımlanması, teknolojinin gelişmesiyle değil, ordunun gerçek görevine geri dönmeye başlamasıyla ilgilidir. Unutmayın, bu muhtıra mizah dergilerinin konusu oldu. Ve ilk kez bir hükümet, muhtıra karşısında durdu. Gerçi hükümetin yapması gereken, Genelkurmay Başkanı'nı görevden almak için Cumhurbaşkanı'na bir yazı yollamaktı. İmzalamadığı takdirde de istifa etmekti ve derhal bir seçim kararı almaktı ama hükümet bunu yapamadı. Ama şu oldu. Muhtıra Genelkurmay sitesinden kaldırıldı.
Sonra gene konulmadı mı?
Kaldırıldığı gazetelerde haber yapılınca, Genelkurmay arşivine konuldu. Bütün bunlar, AB reformlarının boşuna yapılmadığı, pozitif hukukun değiştiği ve yavaş yavaş uygulanmaya başlanacağı anlamına geliyor. Biz 650 yıllık devletiz. Bir milletin hayatındaki 5-10 yıl nedir ki? Değişiklikler biraz zaman alacak. İşte yeni Meclis'e sayıları sınırlı da olsa gerçekten bağımsız düşünen adamların girmesi, Türkiye'nin insanına insan muamelesi yapılmasını sağlayan yasal değişikliklerin mahkemelerce uygulanmasını da hızlandıracak. Bakın... Az gelişmiş ülkelerde iç dinamik çok tembeldir Dolayısıyla daima dışarıdan tetiklenir. 1920'lerdeki Kemalist devrim A'dan Z'ye dışarıdan bir tetiklemedir.
Nasıl?
Mustafa Kemal'in Batı'ya en açık kurum olan Harbiye mezunu olması ve o zamanki Batı Avrupa'yı olduğu gibi kopya edip Türkiye'ye getirmesi, dışarıdan bir tetiklemedir. M. Kemal, Belçika, İtalya, Almanya, Fransa'dan kanunları, özellikle de İsviçre'den Medeni Kanun'u aynen tercüme ettirip aldı. Adapte falan etmedi, kopya etti. Çok da iyi etti. Hukuku değiştirerek memleketi değiştirme ve ilerletme anlamına gelen 'yukarıdan devrim'in birincisini M. Kemal 1920'lerde yaptı. Şimdi AB üyeliği süreciyle yine dışarıdan bir tetikleme var. Yani ikinci bir yukarıdan devrim var. Zaten demokrasi ihraç edilemez. Demokrasi ancak ithal edilebilir. Bunun için de o ülkede sağlam bir ithalatçının olması lazımdır. Bu ithalatçı, Batı eğitimi almış 'aydın'dır. Demokrasiyi yaratma gücü olmayan ülkelerde devrim böyle yapılır.
Ama bugün aydınlar arasında AB karşıtlığı giderek yayılıyor. Son mitinglerin sloganı 'Ne AB; ne ABD'ydi. Aydınlardaki AB karşıtlığını nasıl açıklıyorsunuz?
Bunların bir numaralı niteliği Kemalist olmaları değil mi? Kemalist reformların birer kanun tercümesi olduğunu hatırlatırım ben onlara. Bugün o 'aydınlarımızın' söylediklerini, 1920'lerde 'mürteci ' dediğimiz kesimler söyledi. Mürteciler o gün Kemalizm'e karşı çıkıyordu, bugün de AB'ye karşı çıkıyorlar işte. Oysa AB reformları Kemalizm'in bir devamıdır, 2000'lerdeki versiyonudur. Üstelik bu 'aydınlar', antiemperyalizm kavramını da saptırdılar. Uluslararası ilişkilerden hiç anlamadıkları için 'AB ve ABD emperyalizmine karşıyız' diyorlar.
Hiç farkında değiller, bizi ABD'nin korkunç tekeline mahkûm ediyorlar.
Ama bazı askerlerin Rusya'yla ittifakı önerdikleri de söyleniyor. Türkiye 'Ne AB ne ABD' deyip, Rusya'yla ittifak yaparsa bunun sonucu ne olur?
Aynı zihniyet, aynı kafa biz bunları 1960'larda, 70'lerde söylerken, 'Türkiye'yi dünyada yalnız bırakıyorsunuz' diyerek bizi hapse atıyorlardı. Şimdi kalkmışlar IMF'ye teslim olmuş, Amerika'ya sadece sözde karşı çıkabilen bir Rusya'yı ve de Dünya Ticaret Örgütü'ne girerek kendini kurtarmak isteyen Çin'i Türkiye'nin müttefiki olarak düşünüyorlar. Hayal güçlerine hayranım. Lütfen, Batıcı değillerse, 'Biz Kemalistiz' demesinler. Eğer Rusya ve Çin'in gücü ileride belli bir blok oluşturursa, Türkiye tabii ki o zaman otomatik olarak ABD ve AB'ye karşı Doğu'yu denge olarak kullanmaya başlar. Fakat bugün dünyada denge olarak kullanılabilecek hiçbir Doğu gücü yoktur. Biz AB'yi dışladığımız anda karşımızda sadece ABD tekeli kalır.
Rusya'yla ittifak bugün dünyanın gerçeklerine uymuyorsa, Rusya'yı önerenler niye öneriyorlar?
Efendim, bunlar Batıcı değil. Bunlar Kemalist değil. Bunlar statükocu.
Bir yanda, 'laiklik elden gidiyor' korkusu yaratarak kitleleri, diğer yanda da 'milliyetçilik ve ulusalcılık'la seçkinleri tahakküm altında tutmaya çalışıyor bunlar. Laikliği bir din gibi algılıyorlar. M. Kemal'in sözleriyle Muhammed'in hadisleri, Anıtkabir'le Kâbe, Nutuk'la Kuran arasındaki paralelliği görmüyor musunuz? Muhammed'in hadisleri hadis-i sahih, hadis-i gayri sahih diye ikiye ayrılır. M. Kemal'in de sözleri ikiye ayrılıyor. Mesela, 'Beni Türk hekimlerine emanet edin, komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir' sözlerinin sonradan uydurulduğu anlaşıldı. Böyle memleket idare edilir mi? M. Kemal gelse bu Kemalistleri sopayla kovalar.
Peki son mitingleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mitingi düzenleyenlerle mitinge katılanları ayırmak lazım. Mitinge katılanlar 'korkanlar', düzenleyenler de onları 'korkutmak isteyenler'di.
İnsanlar, bir korkuyu dile getirmek ve bu korkudan kurtulmak için meydanlara çıktılar. Oysa mitingleri düzenleyenler, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, eski Jandarma Genel Komutanı başta olmak üzere, bu korkuyu devam ettirmek, devlet baskısını sürdürmek için onları meydanlara çağırdılar. Yani korkutmak için insanları çağırdılar. Bu mitingleri ileride muhtıralara, darbelere toplumsal gerekçe olarak kullanacaklar. Oysa mitinge katılanlar, cemaat tahakkümünden korkanlardı. Biliyorsunuz cemaat, ideolojisi din olan topluluğun adıdır. Cemaat, feodal dönemin artığıdır. İnsanlar bu cemaat korkusundan kurtulmak istiyor. Hatta bazıları, cemaat baskısından ancak devlet baskısı sayesinde kurtulabileceğini düşünüyor.
Meydanlarını dolduran milyonlar AKP karşıtı olabilirler ama darbeyi destekliyorlar mı?
Büyük çoğunluğu desteklemiyor. Ama şunu da bilmek lazım. Türkiye'de milliyetçilik diye bir şey yoktur. Türkiye'de devletçilik vardır. Çünkü Batı Avrupa'da önce millet kuruldu, sonra o millet kendi devletini kurdu. Türkiye'de ise önce devlet kuruldu. Sonra o devlet kendi milletini inşa etmeye çalıştı. Türkiye'de biri 'ben milliyetçiyim' dediğinde devletçidir aslında. Onun sadakati millete değil, devletedir. Gerçi Türkiye'de devlet milleti büyük ölçüde inşa etti ama bu tamamlanamadı. Eğer 'Ne mutlu Türküm diyene' sloganını 2000'lerin dünyasında 'Ne mutlu Türkiyeliyim diyene' haline getirebilseydi, milletin inşası tamamlanabilirdi.
Asker, son muhtırasında 'Ne mutlu Türküm demeyen Türkiye'nin düşmanıdır' dedi...
Bu, bölücülüktür. Bu muhtıra, iki yıldan ağırlaştırılmış müebbete kadar gidebilecek cezalar gerektiren en az altı-yedi suç işliyor. Bir Ermeni ben Türküm demek zorunda mı? Bir Kürt ben Türküm der mi? Bu muhtıra gayrimüslimleri, Kürtleri dışlıyor. Bu, bölücülüktür. 15 milyon Kürt var bu ülkede. Türkiye'nin beşte biri Kürt. Bu ülkenin 700'de biri de gayrimüslim. Böyle olduğu için devlet laikliği uygulayamıyor ya... Sürekli kaba kuvvet uyguluyor. Çünkü bir ülkede dinsel çeşitlilik olmadığı zaman, din, devletin karşısında yekpare bir güç olur. Batı ülkelerinde laikliğin kolay yerleşmiş olmasının sebebi Protestan-Katolik dengesidir. Yani devletin karşısında tek bir din gücünün bulunmamasıdır. Ama bizde gayrimüslimleri yok ettiler. Alevileri de sistemin dışına attılar. Sonuç olarak da Sünni İslam, devletin karşısında heyula gibi duruyor işte. Devlet de devamlı zor uyguluyor.
Sizce şeriat tehlikesi var mı?
Hayır, şeriat tehlikesi yok. Çünkü bu adamlar artık şeriatçı değiller. Bu adamlar artık küçük burjuva. Şu anki kavganın dinle ilgisi yok. Bu kavga, küçük burjuvaların kavgası. Bu kavga, bir zamanlar 'Anadolu sermayesi' denilen kasaba eşrafının artık küçük burjuvalaşarak, 1930'lardan beri ülkeyi yöneten yerleşik ve eski seçkinlerin karşısına 'yeni bir elit' olarak çıkması sonucunda meydana geldi. Bakın...
Küçük burjuvazi bir sınıf değildir, bir tabakadır. Ve, ikiye ayrılır. Okumuş kanadına 'aydın', okumamış kanadına 'esnaf' denir. Gerçi esnaf daha sonra üniversite mezunu olabilir ama ticaret yaptığı için o esnaftır. Bugüne kadar aydın kanat iktidara hâkimdi. Şimdi esnaf gelip iktidara ortak olmak isteyince korkuluyor. Çünkü esnaf, kasabanın ortamını, 'İslam'ı ve muhafazakârlığı' sırtında taşıyor. Halbuki o İslam artık ehlileşti. Çünkü burjuvaziye katıldığında esnafın artık tek kuralı kârını maksimize etmektir.
Peki şeriat tehlikesi yok, ılımlı İslam tehlikesi de mi yok? Hayatın son derece muhafazakârlaştırılması, bu muhafazakâr baskının güçlenmesi tehlikesi yok mu?
Bu, potansiyel bir tehlike değil. Bu, şu anki mevcut durum. Kasabalarda ve büyük kentlerin kenarında cemaat baskısı tabii ki yaşanıyor. Fakat bu, gün geçtikçe artmayacak. Bu insanlar sınıf olarak yükseldikçe, cemaat baskısı azalacak. Ne varki, onların sınıf olarak yükselmesi, kitlelerin korkusunu artırıyor. Oysa bu muhafazakârlık tırmandığı kadar tırmandı artık. Bu insanlar aynı zamanda sınıf merdivenlerinde de tırmanıyorlar. Bunların çocukları artık İslam'ı referans almayacak. Ayrıca yönetime dahil olmak da bu kesimleri ehlileştiriyor. Korkmamak lazım. İnsanlar, 'Laiklik elden gidiyor' derken, cemaatin bireyi mahvetmesine karşı çıktıklarını gösteriyorlar ama, devletin bireyi mahvetmesine de karşı çıkmalılar. 'Laikliği gerekirse ordu korur' diyerek, devletin bireyi mahvetmesinin önünü açtıklarını görmeliler. Hem cemaat hem de devlet baskısına karşı mücadele etmeliler.
Peki Türkiye Batı'dan ayrılıp yeni bir kampa katılır mı?
Yok öyle bir şey. Türkiye'nin yeri ezelden ebede Batı'dır. Türkiye muasır medeniyetten vazgeçemez. Rusya'da demokrasi olmadığı için Rusya'yla ittifakı gündeme getiriyorlar. Rusya'da demokrasi olsaydı, Rusya'yla ittifaktan şu anda bahsedilmezdi. Biz niye anti-Batıyız? Antidemokrat olduğumuz için. Peki niye pro Rusya'yız? Rusya'da demokrasi yok, onun için.
Darbe tehlikesi var mı sizce?
Hayır yok. Ama siyasete müdahale tehlikesi, siviller arasında üniformasız paşalar olduğu sürece hep var. Yahu bunların İslam'dan korktuğu yok. Asker-sivil bürokrat, aşağıdan yeni bir sınıfın gelip iktidarına ortak olmasından, iktidarını yitirmekten korkuyor. Büyük burjuvazi ise bir şeyden korkuyor. Yerleşik elitlerle yeni elitler halat çekme yarışında ipi koparırlar diye korkuyor. TÜSİAD Başkanı'nın demeçlerinden bunu okumak mümkün. 'Siz didişin, bilek güreşi yapın ama sakın istikrarı bozmayın. Seçimler olsun. Piyasalar altüst olmasın' diye uyarıyor.
Seçimler yapılacak mı sizce?
Yapılacak. Seçimleri yaptırmamak için çok bomba patlatmak gerekir.
O kadar çok bomba patlatılabileceğini sanmıyorum... Ankara'daki bombayı patlattığı söylenen çocuğun geçmişi çok karanlık. Ne yaptığı, nerede olduğu bilinmeyen bir dönemi var.
Bu çocuğun kullanıldığı çok açık.
Kimin kullandığını bulmak önemli...
Peki... Size kimlerin oy vermesini bekliyorsunuz?
Eziliyorum, dışlanıyorum, susturuluyorum diyen herkes... Bu ülkede hukuk, demokrasi isteyen herkes... Özgür birey olmak isteyen herkes...
(Radikal)
Neşe Düzel'in röportajı
http://image.haber7.com/haber/64594.jpg
İstanbul 2.bölgeden Baskın Oran, İstanbul 1.bölgeden ise Ufuk Uras bağımsız aday olacak. Tavırları, bilinci ve siyasi duruşuyla diğer vitrin siyasetçilerinden farklı olan ve Ezilenin, farklı olanın ve doğrunun yanında olan bu isimler ve devamında pek çok bağımsız adaylar siyasete yeni bir soluk katacaklar. Röportaj oldukça açıklayıcı ve güzel bir kez okumanızı tavsiye ediyorum.
dedeoglu 04.06.2007, 11:37 Peki son mitingleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mitingi düzenleyenlerle mitinge katılanları ayırmak lazım. Mitinge katılanlar 'korkanlar', düzenleyenler de onları 'korkutmak isteyenler'di.
Ne kadar doğru bir tespit yapmış Sayın Oran. Katılmamak elde değil.
Umarım Baskın Oran da, Ufuk Uras da meclise girerler. Parti başkanları tarafından değil halk tarafından seçilenlerin kimseye bağımlılığı olmayacaktır. Böylece ülke sorunlarına doğru bir yaklaşım sergileyeceklerine inanıyorum.
Murat AKAN 04.06.2007, 12:54 kendi içinde çelişkiler taşıyan ve süreç analizlerini yanlış yapan biri.:no:
İşi zor ama allah kolaylık versin. İstanbul gibi yerde okadar oyu alıp da seçilmek zor zanaat. Gerçi, milletvekillerinin orantısal olarak seçilmesi işini daha kolay hale getiriyor.
Memlekette yanlış yürüyen bürokrasi ile ilgili güzel bir konu olmuş Nesimi can ellerine kollarına yüreğine sağlık.
seyhunbey 04.06.2007, 13:29 Bilinçli insanlar Bu analizlerin farkinda saten Baskın Oran bu açiklamalarini inşallah seçimlerden sonrada yapar işte o zaman alkişlarim..
Saygilar...
Ben tam bir Baskın Oran hayranıyım. Gerek konuşmaları gerekse sabit duruşu ile benim için hep bir örnek olmuştur. İlk okul 3 de ne olacaksın diye sorduklarında Baskın Oran diye cevap verdiğimi hatırlıyorum. Her konuda destekçisiyim. İstanbuldaki demokrat insanlarında onu destekleyeceğine inanıyorum.
KızılBant 05.06.2007, 14:46 umarım başarılı olurlar. CHP nin listelerini inceledim oldukça berbat. Bağımsız adayları desteklemek lazım 1.bölgeden Ufuk uras 2.bölgeden baskın oran.
aykudgöksun 05.06.2007, 15:30 İhtiyacımız tam da budur. Sistemin ihtiyacı tam da budur. Gangren edilmiş temsil sorununun üstünde ferahfeza oturan Meclis'in ihtiyacı tam da budur:
Ezberin bozulması.
Baskın Oran, Meclis'te bir numaralı amacının ezber bozmak olduğunu söylüyor. Bunu yapabileceğini biliyoruz. Çünkü Baskın Oran, bir bilim adamı olarak varoluş serüvenini ezber bozmak üstüne kurmuş bir aydın.
Her ne kadar "Bu işlerden hiç anlamadığını, tek bildiği şeyin 'hocalık' olduğunu söylese de Oran, kanımca şu an Türkiye siyasetinin en çok ihtiyaç duyduğu şeyi, ezber bozmayı iyi biliyor. Onun rahle-i tedrisinden geçmiş öğrencilerin de 'hoca'larında gördüğü ışıltı, ondan aldıkları ezberlerini bozan, ömür boyu yollarını ufka; en geniş ufuk resmine açık tutma öğretisi.
Baskın Oran, Bianet'e örnek vermiş: "Kürsüde toplam 5 dakika konuşma hakkınız var. Bunun da iki dakikası kürsüye gidip gelirken geçiyor zaten. Burada bir numaralı amaç ezber bozmak.
Örneğin Meclis'teki bütün parti liderleri Kuzey Irak'a operasyon konusunda hem de seçim ortamında hemfikirken, orada 'ABD'liler, Kuzey Iraklı Kürtler 'gelin' dediğinde 30 kez operasyona gittiniz, ama temizleyemediniz. Şimdi mi temizleyeceksiniz? Türkiye sınırından Kandil Dağı'na 250 kilometre yol var. Kandil'e vardınız, dağı sarmak için 50 bin askere ihtiyaç var. Kayseri ve Diyarbakır havaalanlarının uzaklığı da 456 kilometre. Üstelik operasyonu neredeyse Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'yla ilan ettiniz. Orada kimse kalmaz' derseniz, bu ezberi bozmak demektir."
Baskın Oran, İstanbul 2. Bölge'den bağımsız milletvekili adaylığını ilan etti.
Bir kez daha parlak bir öğretmen, dediğini en net biçimde aktarabilen bir hatipti.
Öncelikle "Sol'da bağımsız ortak aday teriminin tahliliyle başladı. Slayt eşliğinde sunduğu konuşmasında Niçin 'Sol'? sorusunun karşılığına şöyle yazmıştı: "Çünkü kendine 'sol' diye etiket yapıştırıp halkı aldatanlar var." Niçin 'Bağımsız'?'ın cevabı, "Çünkü 'FARKLI' olanlar yüzde 10 baraj kullanılarak dışlanıyor. Niçin 'Ortak'? "Çünkü 12 Eylül herkesi parçaladı."
Temsil edeceği kesimleri 'Türkiye'de temel ezilmişlik ve dışlanmışlık kategorileri' başlığı altında anlatıyordu. Etnik/kültürel kimliklere Kürtleri, Çingeneleri ve Çerkesleri örnek olarak sunuyordu. Bu topraklarda sürekli ezilen ve dışlanan, temsil hakkına ulaşmasına izin verilmeyenler.
Dinsel/inançsal/ideolojik kimlikler başlığı altında dile getirdikleri, bitmez tükenmez bir baskı ve gözaltında tutulan Aleviler; yok sayılan, her fırsatta hırpalanan gayrimüslimler; türbanlı olduğu için okuma hakkı elinden alınan Müslüman kızlar; hiç hesaba katılmayan Ateistler; adları küfür olmuş Sosyalistler ve açıkça işkence çektirilen vicdani retçiler. Ezilen ve dışlanan cinsel kimlikler de Oran'ın temsilcisi olmaya söz verdiği sessiz yığın. Eşcinselleri de kadınları da travestileri de bu kategoride değerlendiriyor. Sosyo-ekonomik kimlikler başlığı altında yanında durdukları, işsizler, işçiler-emekçiler, sendikasızlaştırılanlar, sosyal güvencesi olmayanlar, yoksullar (yüzde 26), çalışma hayatına katılamayan kadınlar (yüzde 75), çalıştırılan çocuklar, yaşlılar ve ülkemizde asla bir görünürlük edinemeyen sakatlar.
Baskın Oran, milletvekilliğine adaylık manifestosunda bu kategorilerin temel taleplerini de iki başlık altında şöyle sıralıyor: "Ne istemiyorlar: Savaş, milliyetçilik ve ırkçılık. Darbe ve darbe tehditleri. Neo-liberal ekonomi politikalarının yıkıcılığı. Çevresel yıkım. Kitlelere 'laiklik' yoluyla, seçkinlere 'ulusalcılık' yoluyla baskı.
Bireyin cemaat baskısından kurtulmasının yolunun devlet baskısının devamıyla açıklanması. Erkek hâkimiyeti ve LA-HA-SÜ-MÜ-T egemenliği."
Basın Oran'ın '2007: Korku ve Umut' makalesinde La-ha-sü-mü-t'ün egemenlik korkusunu ve 2007 cehennemini şöyle anlatıyordu: "Paniğin asıl nedeni bir menfaat bozulmasında, Millet-i Hâkime'nin dokunulmaz tahtına artık dokunuluyor olmasında yatıyor. 1454'te kurulan
Millet Sistemi'nin egemen unsuru 'Millet-i Hâkime', bütün Müslümanlardı. Sistem 1839 Tanzimat'la resmen son buldu. Ama zihnimizin 'işletim sistemi' olmayı sürdürüyor. Şu farkla ki, Cumhuriyet'le birlikte 'Müslüman'ın yerini 'Müslüman-Türk' aldı. Daha doğrusu, LAHASÜMÜT. Yani, laik olmak şartıyla Hanefi, Sünni, Müslüman, Türk. Yeni Millet-i Hâkime olmak için bu beş niteliğin tümüne sahip olmak şart.
Bu 'kokteyl', 12 Eylülcülerin elinde 'Türk-İslam Sentezi' biçimine bürünecektir. Zaten, Malatya'daki gibi bir vahşet (testis kesme, anüs bıçaklama, vb.) ne sadece dinle olabilirdi ne de sadece milliyetçilikle. İkisinin birleşmesiyle oldu. Diğer bir deyişle, halk arasındaki gayrimüslim nefretiyle seçkinler tarafından 'antiemperyalizm' markasıyla pompalanan 'yabancı/Batı nefreti'nin füzyonuyla."
Ezilmiş ve dışlanmışların istediklerini ise şöyle sıralışor Baskın Oran: "12 Eylül zihniyetinin ve kalıntılarının temizlenmesi. Adalet. İnsanca yaşatacak kadar gelir. Toplumsal barış: Kürt sorununa adil ve barışçıl çözüm. Ezilmiş ve dışlanmış tüm kimliklere saygı, yani demokrasi."
Baskın Oran, amacını şöyle özetliyor: "Yüzde 10 seçim barajıyla ve diğer numaralar kullanılarak 'farklı'nın sesi bastırılıyor. Önemli olan 'farklı'nın sesi olmak. Zurnanın zırt dediği delik bu."
Tanımayanlar için Baskın Oran:
# 1945 İzmir doğumlu. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1968'de bitirdi.
# 1969'da aynı fakültede asistan oldu.
# 12 Mart 1971 darbesi sırasında okuldan uzaklaştırıldı ve Danıştay kararıyla 1972'de geri döndü.
# 1974'te doktorasını bitirdi.
# 12 Eylül 1980 darbesi sırasında Kasım 1982'de yardımçı doçentken YÖK kararıyla görevine son verildi.
# Temmuz 1983'te İdare Mahkemesi tarafından görevine iade edildi.
# Göreve döndüğü gün 1402'yle sıkıyönetim tarafından görevinden tekrar alındı.
# Ankara'da sıkıyönetim sona erdikten sonra önce İdare Mahkemesi'nin, sonra Danıştay'ın kararıyla Ekim 1990'da SBF'deki görevine iade edildi.
# 1991'de doçent, 1997'de Uluslararası İlişkiler profesörü oldu.
# Ağustos 2006'da emekli oldu.
# Milliyetçilik, Azınlıklar, Türk Dış Politikası, Din-Devlet İlişkileri üzerine çalışıyor.
# Agos ve Radikal İki'de haftalık yazılar yazıyor.
# 70 kadar bilimsel makalesi yanı sıra 13 kitabı var. Bunların arasında sayabileceğimiz birkaçı, 'Azgelişmiş Ülke Milliyetçiliği-Kara Afrika Modeli', 'Türk-Yunan İlişkilerinde Batı Trakya Sorunu', 'Atatürk Milliyetçiliği-Resmi İdeoloji Dışı Bir İnceleme', 'Devlet Devlete Karşı', 'Küreselleşme ve Azınlıklar', 'Türk Dış Politikası'.
Baskın Oran'ı desteklemek amacıyla imzaya açılan metni aktararak bitirelim:
"Toplumdaki farklı görüş ve kesimlerin parlamentoda temsilini engelleyen antidemokratik seçim sistemini aşmak için; sol etiket altında şoven milliyetçi, çatışmacı ve otoriter bir siyasal anlayışı dayatan çevrelere karşı özgürlükçü, barışçı, demokratik solun sesini duyurmak için; siyasal ekonomik, kültürel sistemden dışlanmışların, kısıtlanmışların, sol kamu vicdanının seslerinin parlamentoya yansıyabilmesi için İstanbul'dan bağımsız adaylığını koyan Prof. Dr. Baskın Oran'ı destekliyorum."
Baskın Oran'ın milletvekilimiz olabilmesi için bölgesinde geçerli oyların yüzde 3.5 kadarını alması yeterli olacak. Onu ve büyük heyecanla beklediğimiz diğer bağımsız adayları Meclis'te gördüğümüz gün, bu memleket için çok önemli bir gün olacaktır. Birbirine benzeyen kalantor beyler ve hanımların arasında aslolanı işaret eden, kaçak gündemlere set çeken, sesi çalınmışlara ses olan birkaç kişi bile hayatımızın kalitesini artıracak.
Bağımsızları demokrasinin güvencesi olarak Meclis'e sokalım.
Sesimize sahip çıkalım.
radikal..yıldırım türker köşe yazısı..
yıldırım türker baskın oran hakkında güzel bir bilgi ve neden destekleyeceğimiz hakkında güzel bir yazı yazmış..baskın oran ve onu destekleyecek olan bizlerin tek amacı ezberlerin bozulması..baskın hocayı destekliyoruz..
umarım başarılı olurlar. CHP nin listelerini inceledim oldukça berbat. Bağımsız adayları desteklemek lazım 1.bölgeden Ufuk uras 2.bölgeden baskın oran.
koltuk sevdasını bir kenera bırakıp bunu diyebilirmisiniz.CHP alevi düşmanı deyildir. içlerinde bir kaç kişiden ibaret dir olsa olsa CHP ne solu ne sagı bütün kesimi kucaklıyor.
KızılBant 05.06.2007, 17:09 CHP nin Alevilerle ilgili somut önerileri veya somut olarak yaptığı birşeyler yok. Alevi konfederasyonlarının adayları Necdet saraç vs hatta en son Mersinde Alevileri listeden seçilmeyecek bölgelere koydular yada hiç yer vermediler. Tüm kesimi kucaklamak Alevileri dışlamak değildir bizde tüm kesimin bir parçasıyız. Umarım bunu anlarlar ancak artık çok geç gibi.
DTP, Baskın Oran'a olan desteğini çekmiş.
Ayrıca, Baskın Oran'ın seçim çalışmaları şu adresten takip edilebilir:
http://baskinoran.blogcu.com/
promethe 05.06.2007, 18:24 NEDEN Baskın Oran?
Mustafa Kemal'in Batı'ya en açık kurum olan Harbiye mezunu olması ve o zamanki Batı Avrupa'yı olduğu gibi kopya edip Türkiye'ye getirmesi, dışarıdan bir tetiklemedir. M. Kemal, Belçika, İtalya, Almanya, Fransa'dan kanunları, özellikle de İsviçre'den Medeni Kanun'u aynen tercüme ettirip aldı. Adapte falan etmedi, kopya etti. Çok da iyi etti. Hukuku değiştirerek memleketi değiştirme ve ilerletme anlamına gelen 'yukarıdan devrim'in birincisini M. Kemal 1920'lerde yaptı. Şimdi AB üyeliği süreciyle yine dışarıdan bir tetikleme var. Yani ikinci bir yukarıdan devrim var. Zaten demokrasi ihraç edilemez. Demokrasi ancak ithal edilebilir. Bunun için de o ülkede sağlam bir ithalatçının olması lazımdır. Bu ithalatçı, Batı eğitimi almış 'aydın'dır. Demokrasiyi yaratma gücü olmayan ülkelerde devrim böyle yapılır.
Bu adam müthiş ve çok da samimi.
Baskın ORAN'I SBF'de ders verirken 99'da dinlemiştim.Bir kaç kitabını da okudum.O zamanlar fikirlerinde bu kadar da net değildi.
Artık nerede saf tutacağını açıkça ortaya koymuş:Emperyalizmin yanında....
Artık açık açık "emperyalizmin bu ülkeyi tepeden bir devrimle demokratikleştireceğini" anlatıyor.Bravo,tebrikler!
Müthiş,acayip bir buluş!Artık nasıl demokratikleşeceğimizi de Baskın ORAN "sol"culuğundan öğrenmiş olduk.
Adam iddiasını ,antiemperyalist bir savaşla devrim yapan Mustafa KEMAL'e dayandırmaya çalışıyor; ama acayip sırıtıyor!
Tüm arkadaşlara çağrımdır:Mandacı aydın görmek isteyen varsa buraya buyursun.Kurtuluş savaşımızda ALİ KEMAL gibiler vardı;bugün de BASKIN ORAN'lar var.Buyurun ve tarihe tanıklık edin.Ali KEMAL zamanını göremedik diye üzülmeyin!
Hay sizi AB,ABD süreçleri götürsün!
Baskın Oran'ın kendisine atfedildiği kadar tutarlı bir aday olduğunu düşünmüyorum.Son zamanlarda AKP yi ve AB yi bile savunacak kadar liberalleşti.
En son İstanbul ikinci bölgede Haluk Gerger ismi geçiyordu.Bana göre daha tutarlı bir Marksist olan Haluk Gerger desteklenmeli......
Hay sizi AB,ABD süreçleri götürsün!
Hay seni Adolf Hitler götürsün.
Hay seni Musolini bitirsin.
Hay seni Türkeş süpürsün.
Hay seni Gaz odalarında yaksınlar.
Hay senin külünü Perinçeğe satsınlar.!
Mustafa Kemal gelse kimi süpüreceğini çok iyi biliyor....
Bunu zaten yaşamı ve sözlerine baktıgınız vakit bulabilirsiniz...
Hele onu tanımayan birilerinin onun adını kullanarak başka şeyler ima etmeside komik ötesi bir durum..:)
Sanırım sopa yemek için böyle söylüyor...
Çünkü; gerçek kemalistliği bilmeyen,öğrenemeyen ve alğılayamayan bir sürü insan var.Beyfendide bu hünerini göstermiş sağolsun.Mustafa Kemal gelse gene "kemalistlerin" tarafında olacaktır...Sözde devrimcilerin değil..
Bunu tersini savunana sadece gülünür...:)
Güzel deyimlerde söylemek isterim ama;değmez..
Hani derlerya..
Nato mermer nato kafa....Aynı hamam Aynı tas....
İşte ondan...Baskın Oranda...
Yani kale almaya bile değmez..:)
Ayrıca: konu "sabit" hale getirilmiş.Seçimler için çokmu önemli bir konuki bu "sabit" hale getirilmiş.
Mustafa Kemal gelse kimi süpüreceğini çok iyi biliyor....
Bunu zaten yaşamı ve sözlerine baktıgınız vakit bulabilirsiniz...
Hele onu tanımayan birilerinin onun adını kullanarak başka şeyler ima etmeside komik ötesi bir durum..:)
Sanırım sopa yemek için böyle söylüyor...
Çünkü; gerçek kemalistliği bilmeyen,öğrenemeyen ve alğılayamayan bir sürü insan var.Beyfendide bu hünerini göstermiş sağolsun.Mustafa Kemal gelse gene "kemalistlerin" tarafında olacaktır...Sözde devrimcilerin değil..
Bunu tersini savunana sadece gülünür...:)
Güzel deyimlerde söylemek isterim ama;değmez..
Hani derlerya..
Nato mermer nato kafa....Aynı hamam Aynı tas....
İşte ondan...Baskın Oranda...
Yani kale almaya bile değmez..:)
Vallahi sah mat bundan daha güzel bir anlatim olamazdi.:lol:
Bencede kale alinmaya hic degmez.:thumbup1:
sana katiliyorum
Bunu diyenlere vereceğime oyumu CHP'ye veririm daha iyi. :D :D
Comrat86 07.06.2007, 23:51 Mustafa Kemal gelse Cumhuriyet Mitinglerine katılmayanları üstüne bir de oradaki insanlara faşist diyenleri kovalardı Baskın Efendi.
promethe 08.06.2007, 10:09 Hay seni Adolf Hitler götürsün.
Hay seni Musolini bitirsin.
Hay seni Türkeş süpürsün.
Hay seni Gaz odalarında yaksınlar.
Hay senin külünü Perinçeğe satsınlar.!
Adı güzel mi güzel Agop arkadaş...
Modaya uymayı iyi becerip, bağımsızlıkçılara yukarıdaki yollu küfür etme becerisini de Baskın ORAN gibi mandacı aydınlardan şablonladınız.
Kurtuluş savaşı yıllarında da bunlar gibi aydınlar ve onların işbirlikçi tavırlarını alkışlayan sizin gibiler vardı.Onların devamı Türkeşler,ağa babaları da Mussoliniler, Hitlerler"dir.Soyunuzun geldiği ideolojik ve tarihsel zemin burasıdır.
Soyunuzu , yerinizi bileceksiniz;ağa babalarızı unutmayacaksınız.
"Satsınlar" diyorsun ya;o satma işini Baskın ORAN gibiler, vatanımız ve adına konuşma iddiasında olduğu emekçi halk üzerinde söylemi ve eylemiyle yapmaktadır.
Bağımsızlıkçılara sizlerin küfürleri "vız gelir,tırıs gider".O bağımsızlıkçılar vuruldular,kırıldılar,parçalandılar.İki tane manda şakşakçısı ancak "vız" sesi çıkarır.
'AKP, CHP'den yüz kat daha solcu'
İstanbul bağımsız milletvekili adayı Prof. Baskın Oran; DTP'nin desteğini neden geri çektiğini, Türkiye'nin siyaset takvimini, 'sol'un eksikliğini, darbe ihtimalini analiz etti..
17 Haziran 2007 23:08
Yazı boyutunu büyütmek için
-Şimdi siz oy verecek parti bulamayan, sözde değil özde demokratların ilacı mısınız?
- Kendi ifadeleri üç aşağı beş yukarı bu. Bana gelen e-mailler ve yüzüme karşı söylenen şeylerin özeti şu; 'Allah senden razı olsun, çünkü istemeye istemeye şu partiye veya bu partiye oy vermek zorunda kalacaktık, bizi kararsızlıktan kurtardın.'
- "Tek bildiğim hocalık, siyasetçilik yapmadım bugüne kadar," diyorsunuz ama yine de aday oldunuz. Neden politikaya evet dediniz?
- Şunu kastettim; mesela 'Perpa esnafının sorunları konusunda ne düşünüyorsunuz' deseler, hiçbir şey' derim. Perpa esnafının damı akıyorsa, kiraları fazlaysa benim alanıma girmez. Ama bir politikacı ne derdi? "Sorunlarınızı inceledim, arkadaşlarım bunu bir andıç haline sokuyor, hiç bu konuda endişeniz olmasın.." İşte benim bilmediğim ve bilmek istemediğim politikacılık budur! Ama Perpa esnafının sorunları insan haklarına, ifade özgürlüğüne, ezilmişliğe, dışlanmışlığa ilişkinse Meclis'e yansıtırım.
- Sizinki biraz entelektüel cesaret mi?
- Buna vatan vazifesi diyebilirsiniz. Çünkü hayatımız kaydı! Ben kitap yazan, ders veren bir adamdım. Gece 03:00'e kadar çalışırım, 03:00'ten 03:30'a kadar televizyon seyreder, sohbet ederim, ikimiz de baykuşuz; 04:00'te yatarız, 11:00'de kalkarız. Saat şu anda 10:00, ben sizi karşılamak için 08:00'de kalktım, 08.30'da kahvaltı etmek zorunda kaldım.
- Kendimi kötü hissettim şimdi!
- Hayır hissetmeyin; size hayatımın nasıl değiştiğini anlatmak istiyorum. Dün gece saat 23.30'da TV programı vardı, Yenibosna'dan geldim sabah 03:00'te. Bir de seçildiğin zaman verdiğin sözleri tutmak, o sözlerin arkasını getirmek zorundasın. Rezil ederler adamı! Etsinler de tabii ki! Ben geçen ağustos emekli oldum ve ilk defa Ege adalarına seyahat etmeye karar vermiştik. Şimdi seyahati Yenibosna-Teşvikiye arasında yapıyorum! Ama benim bu kadar desteklediğim bir hareket, 'senin isminden başkası öne çıkmıyor, senin adın üzerinde anlaştık, lütfen kabul et' dediği zaman kaçma imkânım yoktu. Bu, tipik bir vatani görevdir.
- Bir parça gaza gelme durumu var mı?
- Bir parça değil, çok fazla gaza gelmiş durumdayım! Ama bu vatani vazife meselesi gaza gelme meselesidir zaten; düşünün kimse askerliğe de koşa koşa gitmiyor...
- Peki siz kimlerin temsilcisi olacaksınız?
- Ezilmiş ve dışlanmışların! 'Ben bu memlekette ezildim, benim dinsel inancıma müdahale edildi, benim etnik kimliğim tanınmadı, ben başka bir etnik kimliğin adıyla anılmak zorunda bırakıldım, dışlandım, sesim duyulmadı, sokaklarda duyurdum cop yedim' diyenlerin, şimdiye kadar sesi Meclis'e ulaşmamış olanların sesi olmak iddiasındayım.
- Diyelim Meclis'e girdiniz, bağımsız bir milletvekili olarak sesinizi duyurabilecek misiniz? Konuşturacaklar mı sizi?
- Maalesef Türkiye'nin Meclisi'nde 20 kişiyi bir grup oluşturamazsanız sesinizi duyurmanız derece zor. Sadece günde bir iki kişiye gündem söz verilir, beşer dakika. Onun da sırasını almak millet sabahın erken saatinde kalkar, araya adam sokar, bilmem ne. O zaman ben ne yaparım biliyor musunuz? Geçerim yan odaya, orada zaten haber bekleyen muhabirler var, basın toplantısı yaparım, derim ki, milletin kürsüsünden konuşturmadılar, ben şu kadar oy alarak geldim, millete sizin aracılığınızla hitap ediyorum, yazın bunları... Bu basın toplantısında da lafı ağzımda dolaştırmam, dan dan söylerim. Çünkü benim ne parti liderim, ne karışanım var, ne görüşenim var. Ben tek tabancayım! 62 yıl da böyle yaşadım...
- İzmirlisiniz, Ankara'da yaşıyorsunuz, İstanbul'dan adaysınız. İyi bir karışım mı bu?
- 17 yaşına kadar İzmir'de yaşadım. Annem Kulalı, babam Emirganlı. 18 yaşından sonra Ankara'ya geldim, Mülkiye'yi bitirdim. Bana bu teklif geldiğinde Ankara olarak algıladım. Fakat 'İstanbul olmalı çünkü buradaki örgütlenmemiz sağlam' dediler. Zaten sesini duyuracağımı söylediğim ezilmiş ve dışlanmış kitlelerin eksiksiz tablosu bir tek İstanbul'da var. Mesela Yozgat'ta eşcinsellerin sesini duyurmak gibi bir şey söz konusu değil, travestilerin hiç değil. Sosyalistlerin de değil. Bu tablo bir laboratuvar ortamı gibi sadece İstanbul'da var.
-DTP önce sizi destekleyeceğini söyledi, sonra karşınıza bir aday çıkarıldı. Neyin nesiydi bu?
- Çıkardılar mı, çıktı mı? Bu konuya fazla girmek istemiyorum. Çünkü bu DTP'nin iç meselesidir ve DTP kamuoyuna açıklama borçludur. Sonuçta DTP beni destekleyecek diye aday olmadım! Bizim birtakım prensiplerimiz, temsil etmek iddiasında olduğumuz gruplar var, bunların sesini Meclis'e ulaştıracağız diye çıktık yola. Kendileri de desteklerini genel merkez olarak açıkladılar. Anlaşılan kendi içlerinde birtakım sorunlar çıktı...
- Partide 'Niçin Kürt aday çıkarılmıyor' itirazları da yükselmiş sanırım...
- Kürt veya Kürtçü! Partiye böyle baskı yapıldığını herkes gibi biz de duyduk. Ben şöyle düşünüyorum; bu öyle kötü bir düzen ki, ezilmiş ve dışlanmış insanları umutsuzluğa sevk ediyor. Ezilenin sadece kendini düşünerek ezilmişlikten kurtulmak istemesi, daha da kötüsü başka bir ezilmişin sırtına basarak nefes almaya çalışması çok oluyor. Mesela ben beyaz bir Türk'üm, makbul Türk'üm. Yani laik olmak şartıyla Hanefi, Sünni, Müslüman, Türk...
- Yani LAHASÜMÜT!
- Evet. Sünni Alevi'ye karşıdır, Müslüman gayrimüslimlere karşı, Türk de Kürt ve diğerlerine karşıdır, onları dışlar. Ben makbul bir Türk olarak, makbul Türk addedilmeyenlerin sesi olmaya gidiyorum Meclis'e. Bunlara insanlar alışık değil; Aleviler, Kürtler bile kendilerinden başka olanların onları müdafaa etmesini şimdiye kadar görmedi. Bu bir kere 1965'te TİP'le görüldü, ondan sonra düzen partileri bu yolu kapattı. 42 yıl sonra bu tekrar gonca verdi; olay budur.
- Seçildikten sonra DTP'ye katılacağınıza dair bir taahhüt ya da imza istendiği doğru mu?
- Hangi çılgın bana taahhütname imzalatacakmış şaşarım!
- Zaten siz bunu kabul etmediğiniz için karşınıza aday çıkarılmış. Ufuk Uras ise kabul etmiş. Böyle bir iddia var...
- Ne Baskın Oran kabul eder, ne de DTP bunu teklif eder! Babam Emirganlı bir Osmanlı beyefendisiydi, çok fena sinirlendiği ve küfredeceği zamanlar 'Allah selamet versin' derdi. Ben de bu adamlara 'Allah selamet versin' diyorum.
- Siz gerçekten 'bağımsız' siyaset yapacağınızı söylediğiniz için mi desteğini çekti DTP? Neler oldu?
- Bu konuda konuşmak istemiyorum. Bugün çok sayıda Kürt bireyinden bana özür email ve telefonları geliyor ve ben oturup günde iki saat 'Kardeşim bu ne özürü, niçin özür dileyesiniz siz' diye cevaplar veriyorum.
-Politika yıpratıcı ve yorucu. Bu yola girdikten sonra pişman olduğunuz bir an oldu mu, üzülüp kırılmaktan korktuğunuz?
- Hayır! Bir tek şey için üzülüyorum, karımın hayatını mahvettim!
- Neden böyle söylediniz?
- Çocuklarla Ege adaları turu yapmayı hayal ediyorduk, altı ay Bodrum'da, altı ay Ankara'da yaşayıp rahat rahat kitap yazmayı düşünüyordum. Şimdi bunları dört yıl erteledik.
- Dört yıldan sonra 'tamamdır' mı diyeceksiniz?
- Türkiye gibi ülkelerde, bırakın Türkiye'yi, siyaset biliminde de önünüzdeki beş yıl için tahminde, projeksiyonda bulunabilirsiniz.
- Gönül istemez ama seçilemezseniz...
- Huzurlu hayatıma kavuşacağım karımla...
- Eşinizin fikri nedir adaylığınız konusunda?
- Alışmaya çalışıyor henüz ama tam desteğini de esirgemiyor. İçinde ne mücadeleler yapıyordur kimbilir, o ayrı mesele (gülüyor).
-Seçime girmeseydiniz, kime oy verirdiniz?
- Benim söylediklerimi söyleyen kişiye...
- Şu anda oy vereceğiniz hiçbir parti yok mu?
- İnsanlar AKP-CHP sandviç ekmeğinin iki tarafına mahkûm olmuş gibi. Yok böyle bir şey; artık bağımsız sol seçmen var.
- AKP'ye övgüler düzmüş; Onların iktidarı nimettir, at gözlüğüyle bakmayan tek partidir' demiştiniz. Değişti mi fikirleriniz?
- Hemen söyleyeyim; ben bunları o yaptırılmayan Ermeni konferansından sonra söyledim ve dedim ki; Şu anda bir seçim olsa ben AKP'ye oy veririm, çünkü mevcut siyasi partiler içinde bu Ermeni konferansının yapılmasına en fazla destek veren AKP oldu." AKP; CHP'den yüz kere daha solcu. Ama tırnak içinde solcu! Fakat bu milliyetçilik roketinden korkup bir sürü yanlış şeyler söyledi, o ayrı.
- Sizce AKP'nin en iyi ve en kötü yanı nedir?
- En iyi yanı, şimdiye kadar iktidara gelmiş partiler içinde milliyetçiliğin at gözlüğünü takmamış tek parti olmasıdır. Kötü yanı, tutarsız olmasıdır. O kızların türbanla üniversiteye girmesini savunurken, aynı zamanda üniversite profesörünün de türban takmasını, benim de rakı içmememi savunmasıdır, kızlara lisede ilahi söyletmesidir. Yani doğru şeyler yanında yanlış şeyler de yapıyor AKP çünkü sağlam bir zemini, teorik temeli yok.
- AKP ile ilgili en büyük korku ne? İnsanlar sokaklara döküldü, mitinglere katıldı. AKP yaşam tarzımızı değiştirip bizi muhafazakâr bir toplum haline getirebilir mi? Böyle bir tehdit var mı?
- Cevap büyük harflerle HAYIR! Bunu söyleyenler insanları korkutmak istiyor. İnsan hakları ve demokrasi devleti unutulsun diye yapıyorlar bunu. Bu mitingleri tahlil edişimiz muazzam ipucu verir. Çünkü mitingleri düzenleyenlerle bu mitinglere katılanların çıkarları çatışıyor.
- Nasıl çatışıyor?
- Mitingleri düzenleyenler korkuyu ebedileştirmek istedi, katılanlar korkudan kurtulmak... O kadınlar, daha dün çocuklarına, 'ne işin varmış senin mitingde yürüyüşte, karakollardan toplamayalım seni' diyordu. Çocuklarının suç ortağı oldular şimdi...
-'Yapacağımız iş sol adına ortaya çıkan partilerin solcu iğfaline karşı olacak' demişsiniz. Sol parti kaldı mı Türkiye'de?
- Hayır efendim böyle bir şey yok. Hele CHP kastediliyorsa, sümme haşa! Solculuğu kim kaybetti ki CHP bulacak! Sol; siyasi ve ekonomik haklar açısından demokrasi isteyenlerin ideolojisidir. Şu anda demokrasi dediğimiz anda akla temsili olarak bir tane maket geliyor; TCK 301. Demek ki 301'in kaldırılmasını savunmak demokrasidir, soldur; '301'e dokunmayın' diyen sağ ve diktatördür. '301'e dokunulmasın' diyen kim var aklınıza gelen? Deniz Baykal, yani CHP! Bunu bir kasaba avukatı yapsa anlarım, Baykal yaptığı zaman yuhalarım.
- Sol parti açığını bağımsızlar mı üstlenecek bu durumda?
- Başkası üstlenemez. Çünkü bütün partiler oy alma endişesiyle hareket etmek zorunda. Ama ben oy almak endişesiyle hareket etmek zorunda değilim.
- Kürtler'in Meclis'e girememesi siyasete nasıl yansır?
- Türkiye için felaket olur. Bu memlekette 15 milyon Kürt varsa, siz bunların kendilerini ifade etmeleri için Meclis yolunu açmak zorundasınız. Meclis olmazsa dağ oluyor işte!
-Bir yazınızda şeytanın avukatlığını yapmışsınız: "Genelkurmay 1 buçuk ay önce operasyon istedi, meclisi göreve çağırdı, hükümet oralı olmadı. Ulus'ta bomba patladı; hükümet 'askerden talep gelsin karar alalım' dedi, bu kez askerden ses çıkmadı..." İnsanın aklına kötü şeyler mi gelmeli?
- Ne gibi?
- Size soruyorum...
- Sizin aklınızda kötü şeyler var ki soruyorsunuz...
- 'Savaşta seçim olmaz' dedirtmek mi istiyorlar?
- Bu harekâtın fiilen mümkün olmadığını herkes biliyor. Bunlara itiraz eden Deniz Baykal da dahil! O benim Deniz Ağabeyim Mülkiye'den; ona kızmam da bu yüzden zaten! Bir siyaset sosyolojisi doçenti olduğu halde, bu feci yanlışları bile bile söylüyor; roket gibi yükselen Türk milliyetçiliğinin rüzgârıyla, yelkenlerimi doldurabilir miyim diye yapıyor. Bazen demokratik ülkelerde kilitlenme olur, bunu açma yolu da erken seçimdir. Bunu engellemek sistemi mahveder.
- Engellemekteki amaç nedir peki?
- Çok basit, çünkü seçim yapılırsa gündemin fena halde değişeceğini görüyorlar. Çünkü ciddi miktarda DTP'li ve bağımsız girecek Meclis'e, bunlar hemen parti kuracaklar. Bütün bu bağımsızları engellemek için seçim kanununu değiştirdiler. Bunu da, hiçbir zaman bir araya gelip bir kanun çıkaramayan siyasi partiler 450'ye yakın oyla yaptılar. Bu ayak oyunları halkta fena tepki yaratıyor, halk bunları görüyor.
- Türkiye'de yeni bir darbe olur mu?
- Darbe için fazla gelişmiş bir ülkede yaşıyoruz.
- Türk milletinin kitlesel karşı koyma refleksini göstermesi için çağrı yapılıyor Genelkurmay eliyle. Sivil halk militarize mi ediliyor giderek?
- Türkiye'de üniformasız subaylar oldukça, ki bunların birçoğunun unvanı profesör, askeri müdahaleler bir biçimde oluyor işte başına 'e' koyarak falan...
- İnsanlar neden galeyana getiriliyor peki?
- Paniğe kapıldılar. Çünkü Kürt milletvekilleri ve onların yanısıra bağımsız sol milletvekilleri Meclis'e girecek ve Meclis'in gündemini değiştirecek, bundan korkuyorlar.
Baskın Oran kimdir?
1945 İzmir doğumlu, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. İlk olarak 12 Mart 1971 darbesinde okuldan uzaklaştırıldı; sonra 1982'de YÖK kararıyla, 1983'te 1402 uygulamasıyla görevine son verildi; hepsinde de mahkeme kararlarıyla görevine geri döndü. 1997'de uluslararası ilişkiler profesörü oldu. Ağustos 2006'da emekli oldu. Milliyetçilik, azınlıklar, Türk dış politikası, din-devlet ilişkileri üzerine çalışıyor. 13 kitabı var.
Sabah
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=249063
Özgeçmiş
Fotoğraf Can Dündar
Prof.Dr. Baskın Oran 1945 İzmir doğumlu. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni (Mülkiye) 1968’de bitirdi. 1969’da aynı fakültede asistan oldu.
12 Mart 1971 darbesi sırasında okuldan uzaklaştırıldı ve Danıştay kararıyla 1972’de geri döndü. 1974’te doktorasını bitirdi. 12 Eylül 1980 darbesi sırasında Kasım 1982’de yardımcı doçentken YÖK kararıyla görevine son verildi. Temmuz 1983’te İdare Mahkemesi tarafından görevine iade edildi. Göreve döndüğü gün 1402’le Sıkıyönetim tarafından görevinden tekrar atıldı. Ankara’da sıkıyönetim sona erdikten sonra önce İdare Mahkemesinin, sonra Danıştay’ın kararıyla Ekim 1990’da SBF’deki görevine iade edildi. 1991’de doçent, 1997’de Uluslararası İlişkiler profesörü oldu.
Ağustos 2006’da emekli oldu. Milliyetçilik, Azınlıklar, Türk Dış Politikası, Din-Devlet İlişkileri üzerine çalışıyor. Agos ve Radikal İki’de haftalık yazılar yazıyor. 70 kadar bilimsel makalesi ve şu kitapları yayınlandı:
o Azgelişmiş Ülke Milliyetçiliği - Kara Afrika Modeli
o Türk-Yunan İlişkilerinde Batı Trakya Sorunu
o Atatürk Milliyetçiliği - Resmî İdeoloji Dışı Bir İnceleme
o Kenan Evren’in Yazılmamış Anıları (iki cilt)
o Nerde O Eski Mapushaneler
o Devlet Devlete Karşı
o Kalkık Horoz - Çekiç Güç ve Kürt Devleti
o Yunanistan’ın Lozan İhlalleri
o Küreselleşme ve Azınlıklar
o Türk Dış Politikası (editör, iki cilt)
o Dalavera Memet’in Bodrum Tarihi
o Enişte Gözüyle Bodrum
o Türkiye’de Azınlıklar
http://www.baskinoran.net/UserFiles/Image/1.jpg
Seçim Çevresi
BAYRAMPAŞA
BEŞİKTAŞ
BEYOĞLU
EMİNÖNÜ
EYÜP
FATİH
GAZİOSMANPAŞA
KAĞITHANE
SARIYER
ŞİŞLİ
SESİMİZ BASKIN OLSUN!!!
RENGÂRENK TÜRKİYE ZENGİN TÜRKİYE’DİR
Devlet, vatandaşların farklı kimlikleri olduğu kabul etmelidir. Barış ve kardeşlik bu yolla sağlanır.
Gerçek demokrasilerde vatandaşlar etnik kimliklerini gizlemek zorunda kalmadan eşit olarak yaşar. Ne yazık ki Türkiye’de bugün milyonlarca vatandaşımız anadillerini ve kültürlerini geliştirme hakkından mahrumdur.
Gerçek laik düzende din ve mezhep farkları vatandaşların eşitliğini hiçbir şekilde etkilemez. Ne yazık ki Türkiye’de gayrimüslim vatandaşlarımız yabancı veya misafir muamelesi görmektedir. Alevi kimliği dışlanmaktadır. Türkiye gerçek anlamda laik değildir.
Çağdaş demokrasilerde kadınlar, karar organlarına eşit oranda katılırlar; erkek eline bakmazlar.
Eşcinsellere ayrımcılık yapılmaz; travestiler kamu yaşamından dışlanmaz
HEPİMİZ HEPİMİZ İÇİN
Türkiye’de farklı diller konuşan, farklı dinlere, farklı mezheplere, farklı kültürlere mensup insanlar yaşar. Gerçek demokrasiler onların bir arada yaşamasına imkân sağlar.
Ne kendi vatandaşımızla çatışmak ne de başka ülkelerle savaşmak istiyoruz!
Vatandaşları birbirine düşman eden zihniyeti reddediyoruz.
Dışlanmış ve ezilmiş toplumsal kesimleri bu durumdan kurtarmak için daha fazla hak ve imkân sağlanmalıdır.
Türk Kürt’ü, Kürt Ermeni’yi, Ermeni Roman’ı, Roman Çerkez’i, Çerkez Alevi’yi, Alevi işsizi, işsiz eşcinseli savunacak. Hedef budur!
www.baskinoran.net
DTP'nin istanbul 2. bölgede önce destek verip sonradan desteğini çekip kendi adaylarını belirlemesinden sonra bence Baskın ORAN'ın seçilme ihtimali bitti. Hiç bir şekilde 75 000 civarı yeterli oyu alabileceğini sanmıyorum. Ayrıca fikrende çok tutarlı birisi değil bence, bir röportajında 'ben oy istemek için kimsenin ayağına gitmem' diyen bir anlayışın halktan ne kadar oy alabileceğide tartışılır. Baskın Oran yerine istanbul 2. bölgede alevi güç birliğini temsilen aday olan Muhterem Aktaş'ı desteklemeyi tercih ederdim.
Tamam diyelim bagimsizlardan üc dört kisi secildi meclise girdi diyelim.Bu kadar vaat veriyorlar bu üc dört kisinin ben bu kanunu istiyorum veya bu yanlis düzeltilsin hemen oylama yapildi bu kisilerin oylari yetecekmi.Chp,nin 150,nin üstünde meclisde sandelyesi vardi hangi istegi kabul oldu,ne dedilerse ne istedilerse hep geri cevirmedilermi.
Hangisi hayirliysa o gelsin basa,benim merak ettigim bagimsiz milletvekilleri meclise girdimi hersey hal olacakmi yada en cok sandelye sayisi olaninmi sözü gececek az olaninmi nasil olcak.
Tamam diyelim bagimsizlardan üc dört kisi secildi meclise girdi diyelim.Bu kadar vaat veriyorlar bu üc dört kisinin ben bu kanunu istiyorum veya bu yanlis düzeltilsin hemen oylama yapildi bu kisilerin oylari yetecekmi.Chp,nin 150,nin üstünde meclisde sandelyesi vardi hangi istegi kabul oldu,ne dedilerse ne istedilerse hep geri cevirmedilermi.
Hangisi hayirliysa o gelsin basa,benim merak ettigim bagimsiz milletvekilleri meclise girdimi hersey hal olacakmi yada en cok sandelye sayisi olaninmi sözü gececek az olaninmi nasil olcak.
Bunlari ben yazacaktimki,sen yazmisin. Bende katiliyorum sana, tabiki CHP nin cok yanlislari var, Baykalin daha da cok yanlislari var ve Istanbul adayini halen anlamis degilim, kime guvenerek bu adayi gosterdi anlamiyorum, zaten CHP ye oy verenler beliydi, bu kisiyi aday gostererek oy kayip edecegi kesin, ve ulkuculer olsun, diger sagci lar olsun, kendi partileri dururken, CHP ye oy vermezler (cogunluk vermez). Ve bundan dolayi CHP oy vermek istemiyenleride anliyorum, ama Saheser dedigi gibi diyelimki secildiler, neler yapabilecekler, neler deyisebilecek? Ben Baskin Orani tanimiyorum, ama Ufuk Urasín kisiligi hosuma gidiyor. Ama diyelim bunlar secildi, ne yapabilecekler? Hic birsey... onun icin mantiksal dusunerek AK partinin karsisina guclu bir sol parti getirmek..yoksa oylari boyle bolersek... AK parti gene alir, istedigi gibi yonetir... ve bizlerde anca boyle konusuruz..
DTP'nin istanbul 2. bölgede önce destek verip sonradan desteğini çekip kendi adaylarını belirlemesinden sonra bence Baskın ORAN'ın seçilme ihtimali bitti. Hiç bir şekilde 75 000 civarı yeterli oyu alabileceğini sanmıyorum. Ayrıca fikrende çok tutarlı birisi değil bence, bir röportajında 'ben oy istemek için kimsenin ayağına gitmem' diyen bir anlayışın halktan ne kadar oy alabileceğide tartışılır. Baskın Oran yerine istanbul 2. bölgede alevi güç birliğini temsilen aday olan Muhterem Aktaş'ı desteklemeyi tercih ederdim.
Muhterem Aktaş hakkında bilgiler varsa onun hakkında bir konu açabilirsiniz.
gencsosyalist 18.06.2007, 08:52 Bunlari ben yazacaktimki,sen yazmisin. Bende katiliyorum sana, tabiki CHP nin cok yanlislari var, Baykalin daha da cok yanlislari var ve Istanbul adayini halen anlamis degilim, kime guvenerek bu adayi gosterdi anlamiyorum, zaten CHP ye oy verenler beliydi, bu kisiyi aday gostererek oy kayip edecegi kesin, ve ulkuculer olsun, diger sagci lar olsun, kendi partileri dururken, CHP ye oy vermezler (cogunluk vermez). Ve bundan dolayi CHP oy vermek istemiyenleride anliyorum, ama Saheser dedigi gibi diyelimki secildiler, neler yapabilecekler, neler deyisebilecek? Ben Baskin Orani tanimiyorum, ama Ufuk Urasín kisiligi hosuma gidiyor. Ama diyelim bunlar secildi, ne yapabilecekler? Hic birsey... onun icin mantiksal dusunerek AK partinin karsisina guclu bir sol parti getirmek..yoksa oylari boyle bolersek... AK parti gene alir, istedigi gibi yonetir... ve bizlerde anca boyle konusuruz..
neden sayıya bakıyorsunuz. bu ülkede 15 kişilik TİP örneği var...175 millet
vekilli CHP ne yapabidi.Sadece 351 tane milletvekili olan AKP ye cumhurbaşkanlığını seçtirmedi...Hanginiz ezberden 15 tane CHP milletvekili sayabiliyorsunuz...Sayı değil,işlev önemli
neden sayıya bakıyorsunuz. bu ülkede 15 kişilik TİP örneği var...175 millet
vekilli CHP ne yapabidi.Sadece 351 tane milletvekili olan AKP ye cumhurbaşkanlığını seçtirmedi...Hanginiz ezberden 15 tane CHP milletvekili sayabiliyorsunuz...Sayı değil,işlev önemli
Bu 15 kisilik TIP ornegini biraz acarmisin? Bilmiyorumda..
Ne yani senin demene göre islev yolun acik, Türkiyede istiyen herkes istedigini yapabiliyor? Basin bile susmus sen hangi islevden bahsediyorsun? AKP baksana hertarafi almis goturuyor, simdi islev yapan hic mi birisi yok? Eger Turkiyede yasiyorsan, sen benden daha iyi bilmen lazim ki, Turkiyede islevden cok adamin, gucun, paran vs. gecerli....islev gucune sahip olan tek bir kisim var su an, o da AKP partililer, onlarin kitleleri (ve onlarin yolarini acan, birlik olamiyan solculardir.Ve yetmemis gibi bizimkiler birde sagcilari birakip birbirilerine anca laf atiyorki, boylelikle AKP oylari kapiyor)... Ya adamlar goz gore gore yolsuzluk yapiyor ve atlaniyorlar meclisteki cogunluk onlarin eline olunca....o atlamasa bizim "tarafsiz" hukukcular atliyor... ya ben baska haberlerimi seyrediyorum arkadaslar..
KızılBant 19.06.2007, 13:17 Bu CHP seçim dönemi mi aklına geldi ülkede gericilik olduğunu?
12 eylülden beri devlet eliyle din yaygınlaştırıldı şimdi kalkıp laiklik elden gidiyor diyorlar. Evet gidiyor hatta 12 eylülden beri gidiyor bunu ciddi olarak ele almıyorlarda seçim kozu olarak kulanıyorlar.
gencsosyalist 19.06.2007, 14:26 Bu 15 kisilik TIP ornegini biraz acarmisin? Bilmiyorumda..
Ne yani senin demene göre islev yolun acik, Türkiyede istiyen herkes istedigini yapabiliyor? Basin bile susmus sen hangi islevden bahsediyorsun? AKP baksana hertarafi almis goturuyor, simdi islev yapan hic mi birisi yok? Eger Turkiyede yasiyorsan, sen benden daha iyi bilmen lazim ki, Turkiyede islevden cok adamin, gucun, paran vs. gecerli....islev gucune sahip olan tek bir kisim var su an, o da AKP partililer, onlarin kitleleri (ve onlarin yolarini acan, birlik olamiyan solculardir.Ve yetmemis gibi bizimkiler birde sagcilari birakip birbirilerine anca laf atiyorki, boylelikle AKP oylari kapiyor)... Ya adamlar goz gore gore yolsuzluk yapiyor ve atlaniyorlar meclisteki cogunluk onlarin eline olunca....o atlamasa bizim "tarafsiz" hukukcular atliyor... ya ben baska haberlerimi seyrediyorum arkadaslar..
burda tip'i anlatmak uzun sürer. bir ara boş zamanın olunca okursun.bu tip.fkf yi doğurmuş,dev-genç'i doğurmuş...ve sonraki süreç...neyse. bak sen de sol dan bahsediyorsun. kimse bölünmüyor. al eline parilerin tüzüğünü oku.chp ile dsp nin ya da shp nin tüzüğü aralarında ne fark var...kopyala yapıştır...%10 barajını savunan,12 eylül rejiminden nemalanan,301 i savunan,imf yi gerçek çözüm olrak gören.bir partiden nasıl söz edilir anlamak münkün değil,ya da kendini sol olarak gören diğer partiler.milliyetçilik yarışına giriyorlar...bu ülkede milliyetçiliği bayrak edinmeyen partidir ödp....bizler bu ülkenin don kişotlarıyız...sol birleşsin,ama sol birleşsin sağ değil...
burda tip'i anlatmak uzun sürer. bir ara boş zamanın olunca okursun.bu tip.fkf yi doğurmuş,dev-genç'i doğurmuş...ve sonraki süreç...
Sen bunumu demek istiyordun? Ben bunlari bilmiyordum, ben mecliste oldularda, benmi bilmiyorum diye dusunmustum, ondan sordum sana. Evet dogru bunlari yapmislardir, ama kanun olarak, devlet olarak, veya bir milletvekili olarak demek istemistim.
.neyse. bak sen de sol dan bahsediyorsun. kimse bölünmüyor. al eline parilerin tüzüğünü oku.chp ile dsp nin ya da shp nin tüzüğü aralarında ne fark var...kopyala yapıştır...%10 barajını savunan,12 eylül rejiminden nemalanan,301 i savunan,imf yi gerçek çözüm olrak gören.bir partiden nasıl söz edilir anlamak münkün değil,ya da kendini sol olarak gören diğer partiler.milliyetçilik yarışına giriyorlar...bu ülkede milliyetçiliği bayrak edinmeyen partidir ödp....bizler bu ülkenin don kişotlarıyız...sol birleşsin,ama sol birleşsin sağ değil...
Bak sen bile bölüyorsun. Ödp senin icin mukembel, digeri icin TKP, Chp, DSP vs..Ben gönlüm isterki, sol hepsi birlesin, bir yumruk olsunlar. Sen bende iyi bilmem lazim, Turkiyede cogunluk sagci veya dinci, o kadar sol parti var, sol olan secmen hangi birine versin? Niye bu halki bu kadar zor duruma sokuyorlar, egerki gercekten sol'cularsa ve halki dusunuyorlarsa,sol secmenleri bu zor duruma sokmazlar, birlesirler..ama onu yapmiyorlar, yapmadiklari gibi birbirine laf yetistiriyorlar, sagcilara ve dincilere yetistireceklerine...
Bu CHP seçim dönemi mi aklına geldi ülkede gericilik olduğunu?
12 eylülden beri devlet eliyle din yaygınlaştırıldı şimdi kalkıp laiklik elden gidiyor diyorlar. Evet gidiyor hatta 12 eylülden beri gidiyor bunu ciddi olarak ele almıyorlarda seçim kozu olarak kulanıyorlar.
Dogru soyluyorsunda, hangi birimiz aliyoruzki ? O kader Cumhuriyet icin mitingler oldu, herbirimiz birseyler soyleyip gitmedik.... yani herkes kendi gorevini bir yapsa, gene neyse..
halitseyfi 19.06.2007, 23:00 Desteklenmeli ve meclise girmeleri sağlanmalı.
Özelliklede Ufuk URAS ve Baskın ORAN
KızıLSakaL 20.06.2007, 02:57 Dogru soyluyorsunda, hangi birimiz aliyoruzki ? O kader Cumhuriyet icin mitingler oldu, herbirimiz birseyler soyleyip gitmedik.... yani herkes kendi gorevini bir yapsa, gene neyse..
cumhuriyet mitingine katılmak sence solculukmuydu ? yada bizim görevimizmi??
http://www.baskinoran.net ten baskın oranın ecim calısmalarını takip edebilirsiniz.
Baskın Oran'ın bir kaç yıl önceki bir demecinde seçim olsa akp'e oy vereceğini ve sözde özgürlükler açısından kendisi gibi düşünen insanlarında akp'e yönelmesi imasında bulunduğunu, bir röportajı esnasında gazetecinin yönelttiği bir soru ile öğrendim ve şok oldum. o zaman yaşanan bazı gelişmelerden dolayı öyle düşünüyordum, ama şimdi böyle düşünüyorum gibilerinden bişeyler söylerek cevap verdi. açıkcası gözümde hiç bir değeri kalmadı. mecliste sol kesimi temsil etme iddiasında bulunan bir kişinin akp gibi bir zihniyetle yine kafasına uyduğunda rüzgarına kapılacaksa, ben kendi adıma vicdanen kesinlikle öyle bir insanı temsilcim olarak belirleyemezdim.
Baskın Oran'ın bir kaç yıl önceki bir demecinde seçim olsa akp'e oy vereceğini ve sözde özgürlükler açısından kendisi gibi düşünen insanlarında akp'e yönelmesi imasında bulunduğunu, bir röportajı esnasında gazetecinin yönelttiği bir soru ile öğrendim ve şok oldum. o zaman yaşanan bazı gelişmelerden dolayı öyle düşünüyordum, ama şimdi böyle düşünüyorum gibilerinden bişeyler söylerek cevap verdi. açıkcası gözümde hiç bir değeri kalmadı. mecliste sol kesimi temsil etme iddiasında bulunan bir kişinin akp gibi bir zihniyetle yine kafasına uyduğunda rüzgarına kapılacaksa, ben kendi adıma vicdanen kesinlikle öyle bir insanı temsilcim olarak belirleyemezdim.
DTP baskın orandan desteğini çekti ve Doğan Erbaşı destekleme kararı aldı bu kararda belki de yukarda yazdıkların etkili olmuştur.
İstanbul 2.bölgeden Baskın Oran, İstanbul 1.bölgeden ise Ufuk Uras bağımsız aday olacak. Tavırları, bilinci ve siyasi duruşuyla diğer vitrin siyasetçilerinden farklı olan ve Ezilenin, farklı olanın ve doğrunun yanında olan bu isimler ve devamında pek çok bağımsız adaylar siyasete yeni bir soluk katacaklar. Röportaj oldukça açıklayıcı ve güzel bir kez okumanızı tavsiye ediyorum.
Sakin kafayla okudum. Teşekkür ederim. Chp konusundaki kaygılarıma da açıklık getirdi.
İyi geceler.
Comrat86 03.07.2007, 19:20 "baskın oran daha açık konuşmalı!
mine şenocaklı’nın “bağımsız” aday baskın oran’la yaptığı röportaj ilginçti ve fakat “bağımsız” aday yeterince açık konuşmamıştı. oysa bağımsızlığın da verdiği özgürlükle insan söylediği cümleleri biraz daha açabilir, anlaşılmasını sağlayabilir. biraz daha zordur bunu yapmak, zira kavramların, yuvarlak cümlelerin arkasına gizlendiğinizde başkalarının halledemediği konuları siz halledebilirmiş havasını daha kolay verebilirsiniz.
diğerinde ise “bilinmeyenleri”, çözümünüzü açıkça ortaya koymak zorundasınızdır.
örneğin baskın oran “4 zombiyle savaşmak için” aday olduğunu söylüyor. kürt meselesi, dincilik meselesi, kıbrıs meselesi, ermeni meselesi.... ve hemen arkasından ermeni meselesi dediği konuda ermeni tezini savunanların bugüne kadar dillerinden düşürmedikleri cümleleri aynen tekrarlıyor;
“biz bunları halının altına süpürdük. fransızca tabiriyle ‘cesetleri dolaba tıktık’. koku yapıyorlar şimdi. bu meseleleri çözebilmek için alabildiğine özgür bir tartışma ortamı yaratmak lâzım.”
sadece bu cümleleri duyduğunuzda “adam haklı” diyebilirsiniz, çünkü gerçekler gizlenmiştir. çıkıp “evet kokan bir şey var ama o sizin ısıtıp ısıtıp önümüze sürdüğünüz bayat yemeğin, temcit pilavının kokusu” diyecek babayiğit sayısı azdır.
oysa bunu söyleyen baskın oran neyi kastettiğini tam olarak açıklasa; dese ki meselâ “ermeni soykırım iddiası doğrudur. biz soykırım yaptık ve bunu gizledik, hâlâ da gizliyoruz”, o zaman buna herkesin vereceği cevaplar vardır. türk halkı diyebilir ki “bizim arşivlerimiz yıllardır açık. ayrıca bütün dünyanın gözü önünde ermeni ve diğer ülke tarihçilerini tartışmaya davet ettik. buna karşılık ermenistan, rusya gibi ülkeler arşivlerini açmadılar, tarihçileri ise konuşmaya bile yanaşmadılar, kaçtılar... türkiye’de her tezi tv’lerde, konferanslarda tartışabiliyorsunuz, gidin bunu ermenistan’da veya amerika’da deneyin bakalım size yaptırıyorlar mı”...
sonra türk halkı baskın oran’a “ermeni konferansı’nı toplatmadılar” sözünü de sorabilir. “alabildiğine özgür tartışma ortamı”ndan söz edenlerin neden türkiye’nin soykırım yapmadığını savunan bilimadamlarıyla aynı masaya oturmaktan kaçındığını, bu konferansa bırakın konuşmacıyı “karşı görüşte dinleyici” bile alınmadığını öğrenmek isteyebilir değil mi?
bu nasıl alabildiğine özgür ortamdır, sözcüklerin arkasına sığınarak nasıl bir aldatmacadır insanların öğrenme hakkı yok mu?
baskın oran’ın “özgür tartışma ortamı” dediği şey yalnızca tek görüşün konuşma hakkıysa ve meclis’te bunu yaratmak için milletvekili olmak istiyorsa aman kalsın, böyle özgür ortam hiç olmasın...
“kürt meselesi” dediği konunun ne olduğu ise bugüne kadar dtp tarafından bile açıkça telaffuz edilmedi. belediye başkanlarının, parti yöneticilerinin oran’ın yaptığı gibi üstü kapalı konuşmalarından anlaşılabiliyor. onun için “kürt meselesi” ile tam olarak neyi kastettiğini ve nasıl bir çözüm önerdiğini de açıklamak zorundadır. herhalde tek sorun onun dediği gibi türklüğü ve kürtlüğü eşit birer alt kimlik haline getirmek olamaz.
gerçi bu isteklerden biridir ve sonra bir adım daha ilerleyip “türkiye türk ve kürt halklarından oluşmuştur” noktasına gelinecektir ama bunu isteyenler örneğin avrupa ülkelerinde vatandaşların tümüne ingiltereli, almanyalı yerine ingiliz, alman, italyan denmesine neden kimsenin itiraz etmediğini de sormak gerekir.
“türk kelimesi bölücülüktür” lâfını bugüne kadar duymadık, “milliyetçilik bölücülüktür” lâfını da...
radikal dincilerle, siyasi islamcılarla dindar insanları nasıl ayırmanız gerekirse radikal milliyetçilikle “ülkesini sevmek ve korumak” anlamındaki bir atatürk milliyetçiliğini de aynı kefeye koyamazsınız. kavramları karıştırıp çorba yapana, fransızlardan deyim araklayana kadar fransızların milliyetçiliğine bir bakalım. orada da var mı acaba???"
ruhat mengi, 26.06.2007, vatan
http://www4.gazetevatan.com/...categoryid=4&wid=4
İki şey merak ediyorum,birincisi Baskın Oran ya da destekledigi bi vakıf Soros'tan yardım aldı mı?İkincisi ise Baskın Oran AB'ye karşı mı?
Elenorin 05.07.2007, 13:55 Aslında bağımsız sol hareketini ilk duyduğumda büyük bir heeyecana kapılmıştım. Üstelik bu hareketi destekleyenler Yaşar Kemaller, Adalet Ağaoğular, ve bir çok bilgili, kültürlü ve Dünya çapında sanatcılar olunca heyecanım daha da artmıştı.
Belki de o heyecan meclis içinde TİP'ten sonra ilk kez bir sol hareket olacağı içindi. Ya da meclise solun girmesiyle beraber "Emek, özgürlük, adalet, insan hakları" gibi konuların tartışılabileceği bu yönde öneriler verilebileceği içindi. Tabi bir de bu düzenin bozukluğunu, Dünya kapitalizmine entegre olma sürecinin küçük de olsa durdurabilineceğini ve burjuva siyasetinde emekçi kesimin yer alabileceğini düşünmekti.
Ancak ne yazık ki Baskın Oran'ın Boğaziçi Üniversitesinde verdiği demeçler beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. "Düzenle bir sorunum yok" demesi ve "Ancak düzenleyici olabilirim." gibi açıklamalarda bulunması statükocu anlayışla eş değerdedir. Ve statükoyu savunup devrim tabanını oluşturmayan hiç bir düşünce sol değildir.
Dahası düzenle sorunu olanları "Ayakları yere basmayanlar" olarak tarif etmesi de hiç hoşuma gitmiş değil. Ancak şöyle bir durum var ki mecliste ki ezberin bozulması için bağımsız adaylar desteklenmeli. Daha bu hareket bebeklik çağında, cok yeni. Ses getirmeye başladığı zaman işte düzenle sorunumuz olduğunu söyleyebilecektir.
Kurulacak düzen emekçi, özgür bir Türkiye olmalıdır.
İnssanlık için...
İnsanca yaşam için...
Comrat86 05.07.2007, 19:15 Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenlerin korku saldığını, katılımcıların ise korkuyu yenmeye gittiklerini öne sürüyor. Aslında ortada hiçbir tehlike, tehdit yokmuş. Tabi yok, bugün de petkim'i sattılar. Sahiller sırayla kırmızı noktalanıyor, içki yasağı geliyor, sürekli liselerin tuvaletinde, soyunma odasında namaz kılan, 23 nisan'da kuran okuyan çocuklar çıkıyor karşımıza. Sonra da çıkmış karşımıza darbeci zihniyet damgası yapıştırıyor önüne gelene. Her gün bir kanalda "efendim ben öyle tığ teber şahmerdan siyaset yapmaya gelmiyorum. halkın sesi olacağım , başörtüsü sorunu hizmet alan hizmet veren mantığıyla şıp diye çözülür." diye konuşuyor bağımsız "sol" adayı.
Sen sol adına bu ülkede şu ana kadar ne yaptın, neren sol senin bir ondan bahset bize Baskın Bey.
Murat AKAN 06.07.2007, 01:03 kendi içinde çelişkiler taşıyan ve süreç analizlerini yanlış yapan biri.:no:
ilk sayfada Baskın Oran hakkında yazdığım görüş buydu, ama "forumda sağ görüş istemiyoruz" şeklinde bir değerlendirme almışım.
Bu değerlendirmeyi yapan arkadaşıma sormak ve seslenmek istiyorum.
Bir insanın kendi içinde çelişkili olduğunu ve süreç analizlerini yanlış yaptığını söylemem beni nasıl oluyor da sağ görüşlü yapıyor?
1. sayfada,
Promethe'in
2. sayfada,
Mikail, Comrat86, CanCa, Gülom'un
3. sayfada,
CanCa, Elenorin, Comrat86'nın
Yorumlarını lütfen bir kez daha oku ve anlamaya çalış.
Baskın Oran'ı eleştirmek sağcılık öyle mi? Hiç kimseye karşı "fanatikliğini yaptığın kişiyi eleştiriyor diye, senin gibi düşünmüyor diye" faşist bir tutum içine girme.
Ben sağcı olmadığım gibi sen de solcu değilsin, artık her kim isen ve ne isen
Comrat86 06.07.2007, 18:36 Seçim çalışmaları kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’ne gelen bağımsız milletvekili adayı Baskın Oran, kendini anlattı. Oran söyleşide kendisinin düzenle bir sorunu olmadığını, düzeni değiştirmek gibi bir derdi olmadığını olsa olsa bir düzenleyici olabileceğini söyledi.
İstanbul 2. Bölge'den bağımsız milletvekili adayı olan Baskın Oran Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyenlerle yaptığı görüşmenin ardından öğrencilerle bir söyleşi gerçekleştirdi. Dün gerçekleşen toplantıda Baskın Oran’ın yaptığı kısa bir sunuşun ardından sorulara geçildi.
Kendisine Avrupa Birliği’ne dair net tutumunun sorulduğu ilk soruya Avrupa Birliği’ni bir demokrasi alanı olarak gördüğünü belirten Oran, Avrupa Birliği ve ABD emperyalizmi ile ilişkilerde “güç dengeleri”nin gözetilerek bir “denge tutturulması” gerektiğini belirterek, aksini yapanların gerçekçi olmadıklarını savundu. Türkiye'nin bağımsızlığı konusundaki düşüncelerini soran bir başka öğrenciyi “gençlik hülyalarına kapılmakla” eleştiren Oran, kapitalizmin ülkeleri ticaret bölgelerine mahkum kıldığını ve bunun günümüzde “ayakları yere basan” herkesin görmesi gereken bir zorunluluk halini aldığını ekledi. Dünya tarihindeki hiçbir dönemde sosyalizmin gerçekleşmediğini savunan Baskın Oran, insanların ezberlerini bozmaları gerektiğini belirtti.
‘Küçük burjuva aydını ve sözcüsüyüm’
DTP ile bağımsız adaylar konusunda yaşanan gerilim, AKP’yi tasvip edici yönde yaptığı açıklamalar, türban, YÖK ve darbe tartışmaları, Cumhuriyet mitingleri ve demokrasi ile ilgili pek çok soruyu yanıtlayan Baskın Oran, geçmişin aksine bugün yapılması gerekenin tüm kimliklerin savunulması olduğunu, Türkiye'nin hasıraltı ettiği sorunların ancak o zaman çözülebileceğini ekledi.
Öğrencilerin yönelttiği sınıfsallığın ve işçi sınıfı kimliğinin bu denli göz ardı edilmesine yönelik eleştirilere cevaben Oran, işçi sınıfını örgütlemek gibi bir derdi olmadığını hatta işçilerle nasıl konuşacağını dahi bilmediğini, kendisinin bir küçük burjuva aydını ve sözcüsü olduğunu söyledi. Söyleşinin sonlarında kendisinin düzenle bir sorunu olmadığını, düzeni değiştirmek gibi bir derdi olmadığını olsa olsa bir düzenleyici olabileceğini söyleyen Baskın Oran, kendisine sahip olmadığı bu özellikleri nedeniyle oy vermek isteyenleri açıkça uyararak oy vermemelerini istedi.
http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=12147
baris1976 06.07.2007, 18:50 size secim de basarılar diliyorum ama bu secımde bagımsızları desteklemek gercekten buyuk bır yanlıslık olur evet chp ıstedıgımız chp degıl ama bu durumda kesınlıkle bır tarafta kenetlenip bu akp nin onunu kesemesekte en azından karsısına guclu bır engel koymalıyızkı bu sekıldekı gıbı rahat olmasınlar ve bu sekıldekı gıbı guclu gelırlerse ıste o zaman halimiz harap cunku bu donemde isteyipte yapamadıkları butun herseyı bu sefer mıllet benı ıstedı deyıp teker teker yaparlar...
o yuzden kesınlıkle suanda gorunen en guclu 2ç partı olan chp yı desteklemekten baska sansımız yok en kötü chp en iyi akp den iii dir bunuda unutmamak lazım arkadaslar oy kullanırken lütfen bunu da düsünün
Desteklenmeli ve meclise girmeleri sağlanmalı.
Özelliklede Ufuk URAS ve Baskın ORAN
Dostlar,
Çaresizlikten CHP diyordum. Kerhen yani.
Ancak, devrime giden yol gittikçe uzadığından; dünyada sol (Güney Amerka hariç) gerileme sürecine girdiğinden ve bu sürecin daha uzun yıllar sonra tekamül edeceğinden mecliste sol ses olması elzem oldu. Sol bireyler çoğaldıkça, mecliste yeni bir TİP dalgası meydana getireceklerine inanıyorum. Dolayısıyla, hele bir de Alevi ve Solcu olarak, meslice Baskın gerek, yeni bir Ufuk gerek.
Biz 3 kişilik aile olarak 3'te 3'üz. Baskın basanındır.
Saygımla.
Ben Baskin Oran'i iyi tanimam. Birkac kez televizyonda acik oturumda izledim. Ancak bir sure once forumda gene tartisilmisti. Bazi arkadaslar da Baskin Oran'in bir secim propagandasini yayinladilar. O yazidan yola cikarak asagidaki elestiriyi kaleme almistim. Simdi goruyorum ki tespitlerimde hic yanilmamisim:
Bu ülkede nasıl bir laiklik baskısı var anlamadım? Sanırım burada bir yanlışlık var. Diger sıfatlar etnisite veya dinsel kimliğe atıfta bulunuyor ancak Baskın Oran laikligi tam olarak nasıl yorumluyor bilmiyorum. Musluman kadınlar nasıl eziliyor bu toplumda acaba? Hocanın bu acıklamaları bır çelişkiler yumagı..Kendisi neyi temsil ediyor acaba? Sanırım Tayyip Erdogan'dan teklif alamadıgı icin bagımsız aday oluyor. Diger türlü, soylemleri AKP söylemleri ile son derece örtüşüyor ve her biri bir daldan. Son derece eklektik yaklaşımlar. Bir kere Hanefi tanımını yaptıgında Müslüman ve Sünni tanımlarını yapmaya gerek var mı? Kesinlikle yok. Yani kısaca Laik Hanefi Türk diyor. Türkiyedeki her Türk ve Hanefi Laiktir anlamı çıkıyor buradan. Bu kesinlikle yanlış ve neredeyse tam tersi bir durum söz konusu. Bu ülkede laikliğe karşı olanların büyük bir kısmı Hanefi/Türklerdir. Yani bir Profesör bu kadar mantık yanlışını nasıl bu kadar kısa bir yazıda yapabiliyor anlamak mümkün değil. Kendisi bir de siyaset veya toplum bilimci sanırım.
Westside 08.07.2007, 23:21 AB'ci ABD'ci burjuva aydını sözde sol aday.
rockçı turna 09.07.2007, 20:54 AB'ci ABD'ci burjuva aydını sözde sol aday.
AB ciliğini anladıkta ABD ciliği ne oluyor? biraz işkembe-i kübradan atmasak?:yaw2
ben de bağımsız sol adaylara vericem kesinlikle,ancak tek merak ettiğim şu başörtüsü meselesinde oran diyor ki üniversitelerde okuyan kapalı kızlar hizmet aldıkları için kıyafet özgürlüğüne karışmamalıyız eyvallah.Ancak mezun olana kadar serbestlik tanındığında,kamuda çalışınca bunu devam ettirmek,zorlamak istemeyecekler midir?
rockçı turna 09.07.2007, 21:06 ben de bağımsız sol adaylara vericem kesinlikle,ancak tek merak ettiğim şu başörtüsü meselesinde oran diyor ki üniversitelerde okuyan kapalı kızlar hizmet aldıkları için kıyafet özgürlüğüne karışmamalıyız eyvallah.Ancak mezun olana kadar serbestlik tanındığında,kamuda çalışınca bunu devam ettirmek,zorlamak istemeyecekler midir?
herkes herşeyi istyebilir bu konuda kimse birsey yapamaz. baskın oran ın bu konudaki fikri ise acık ve net; öğrenciyken bas örtüsüne serbestlik isteyebilir fakat devlet memuru oldugu anda böyle bir sey isteyemez;) mantıkta bunu gerektirir zaten...
AB'ci ABD'ci burjuva aydını sözde sol aday.
AB olmasa Türkiyede bu kadar demokrasi gelişirmiydi sanıyorsun? Sol demek yeniliği, demokrasiyi savunmak demektir. Demokrasi AB de ise orayı savunmak lazım. AB dayatmaları olmadan önce hergün karakollardan işkence haberleri, ölümler geliyordu. Tabi İP li vatansever(!) milliyetçilerin umrunda değil asalım keselim kuzey ırağı işgal edelim dersiniz ancak. Merak etmeyin Sizin işgalci Osmanlı zihniyetininiz kalmayacak AB gelsede sizin gibi tutucu ırkçılar köşelerine çekilse ve bizde Aleviler olarak daha demokratik-laik bir ülkede yaşayalım :)
Westside 10.07.2007, 17:54 AB olmasa Türkiyede bu kadar demokrasi gelişirmiydi sanıyorsun? Sol demek yeniliği, demokrasiyi savunmak demektir. Demokrasi AB de ise orayı savunmak lazım. AB dayatmaları olmadan önce hergün karakollardan işkence haberleri, ölümler geliyordu. Tabi İP li vatansever(!) milliyetçilerin umrunda değil asalım keselim kuzey ırağı işgal edelim dersiniz ancak. Merak etmeyin Sizin işgalci Osmanlı zihniyetininiz kalmayacak AB gelsede sizin gibi tutucu ırkçılar köşelerine çekilse ve bizde Aleviler olarak daha demokratik-laik bir ülkede yaşayalım :)
:biggrin: İngiltere'nin Irak'a getirdigi demokrasiyi de gördük hep beraber.Su AB ne yardımsever bir birlik ki her ülkeye demokrasi getirmeye calısıyor.Ülkemizdeki aydın gecinenler de onların sesi olup Nobel alıyorlar.Tebrikler , devam.
rockçı turna 10.07.2007, 18:30 :biggrin: İngiltere'nin Irak'a getirdigi demokrasiyi de gördük hep beraber.Su AB ne yardımsever bir birlik ki her ülkeye demokrasi getirmeye calısıyor.Ülkemizdeki aydın gecinenler de onların sesi olup Nobel alıyorlar.Tebrikler , devam.
arkadaşım ingiltere ab adınamı ırak'ta abd ye destek veriyor?:biggrin: ülkemizdeki aydın geçinenler kimin sesi oluyor, ab nin dolayısıyla da abd nin sesi mi oluyor?:biggrin: neden bu kadar ezbere ve tek taraflı bakıyorsun ab'ye...tamam eleştirilecek yanları vardır tabiikide temelsiz iddialarla slogan muhalifliği nereye kadar?
Westside 10.07.2007, 18:36 arkadaşım ingiltere ab adınamı ırak'ta abd ye destek veriyor?:biggrin: ülkemizdeki aydın geçinenler kimin sesi oluyor, ab nin dolayısıyla da abd nin sesi mi oluyor?:biggrin: neden bu kadar ezbere ve tek taraflı bakıyorsun ab'ye...tamam eleştirilecek yanları vardır tabiikide temelsiz iddialarla slogan muhalifliği nereye kadar?
Bu adamlar bizim dostumuz degiller anlayın artık.Tarihe bakın dostlar.Ne zaman bizim iyiligimiz istediler ki ve bu gelcekte deböyle olacaktır.Ülkemizdeki masaları aracılıgıyla sürekli bize saldırıyorlar.Bu adamlar Tayyip de olabiliyor Baskın ORan da Orhan Pamuk da...
:biggrin: İngiltere'nin Irak'a getirdigi demokrasiyi de gördük hep beraber.Su AB ne yardımsever bir birlik ki her ülkeye demokrasi getirmeye calısıyor.Ülkemizdeki aydın gecinenler de onların sesi olup Nobel alıyorlar.Tebrikler , devam.
Şunu unutmayalımki Emperyalizm ayrı bir konudur ve tarihi oldukça eskiye dayanır. Avrupanın gelişmesindeki en önemli etken sömürge ülkelerinden getirdikleri malları işleyip tekrar onlara satmaları kısaca sömürü. Ancak şunu görmek lazım Dünya üzerinde demokrasinin, adaletin, özgürlüğün en yoğun yaşandığı topraklar AB topraklarıdır.
AB de çalışan yabancı işçilere emekli oldukdan sonra ülkelerinde ölünceye kadar maaş veriyorlar. Kısacası insana değer veriyorlar. AB'de işkence, ölüm, siyasi cinayet, işsizlik, terör var mı? Hrant Dink örneği vermek istiyorum ancak eminim ona hakaret edeceksin o yüzden o güzel insanı karalamana izin vermemek için bahsetmiycem. MHP zihniyetinden fark yok.
Baskın Oran gibi aydın bir insan tüm ırkçı, gerici çevrelerce saldırıya uğruyor herkes bir şekilde onu karalamak istiyor. Ancak Baskın Oran Alevinin, Kürdün, Ermeninin, Ezilen Türk işçilerin ve esnafın, eşcinselin, kısacası kendi değimi ile "itilip-kakılanın" yanında ve meclisde görmezden gelinenlerin sesi olmak istiyor.
Bir kez daha Alevilerle
Seyrantepe ve Gazi Mahallesi’nde Alevi temsilcilerle buluşan Baskın Oran’ın gündeminde laiklik tartışmaları vardı. Baskın Oran özellikle CHP’nin ülkeyi laik-dinci şeklinde iki kampa bölmeye çalıştığını söyledi.
Baskın Oran, 7 Temmuz Cumartesi günü Seyrantepe ve Gazi Mahallesi’nde Alevi cemaatinin temsilcileri ve üyeleriyle sohbet toplantıları yaptı. Seyrantepe’deki Aşağı Mescit Köyü Derneği’nde gerçekleştirilen toplantıda söz alan Osman Kavala bağımsız sol projesi hakkında şunları söyledi:
“Ben en son 1977 yılında seçim kampanyasına katıldım. Bugüne kadar, otuz yıldır, bir daha hiçbir seçim kampanyasına katılmadım. Otuz yıldır solda bir tıkanıklık yaşandığı kanaatindeyiz. 12 Eylül de bunu pekiştirdi. Hem sol partiler yeterince güç toplayamıyor hem de CHP artık sol demeye bin şahit ister bir söylem içinde ve kaymış durumda.”
http://www.baskinoran.net/UserFiles/alevi1.jpg
Baskın Oran da CHP’nin sol bir parti olmadığını şöyle anlattı:
“Deniz Baykal’ın MHP kökenli sağ politikacıları birinci sıradan aday göstermesi, ortanın sağındayız demesi, 301. maddeyi savunması ve milliyetçiliğin bizim çimentomuz olduğunu söylemesi, İnönü’nün bir zamanlar taktiksel sebeplerle söylediği 'ortanın solu' söylemini sildi götürdü.”
Baskın Oran laiklik tartışmaları konusundaysa, “Baykal, Türkiye’yi laik-dinci kamplarına bölmeye çalışıyor. Ülkede şeriat tehlikesi olduğunu söylüyor. Türkiye’de şeriat tehlikesi yoktur. İslamcılar artık burjuvalaşmaya başlamıştır. Bundan sonra tek referansları kârlarını artırmak olacaktır,” dedi.
http://baskinoran.net/UserFiles/alevi4.jpg
Alevi cemaatiyle gorüşmelerin ikinci durağı Gaziosmanpaşa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Gazi Cem Vakfı’ydı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği MYK üyesi Erdal Yıldırım, adayları desteklemek için çizdikleri çerçeveyi şöyle tarif etti: "Solcu ve sosyalist olması, Diyanet İşleri’nin lağvedilmesini savunması ve cem evlerinin yasal statüye kavuşması için mücadele vermesi. Baskın Oran, bu çizdiğimiz profil içinde en başa koyduğumuz adaylardan biri.”
Gazi Cem Vakfı Başkanı Hıdır Elmas ise geçmişte partilerin oyların yüzde onuyla iktidar olabildiklerini hatırlatarak, “Diğer insanlar temsil edilemedi. Bu yüzden bağımsızlar için de bir yol olmalı. Halkın özgür iradesine fırsat verilmeli,” dedi
Balkan Talu
www.baskinoran.net
Artık Alevileri CHP'den sıyrılması lazım..
Hala bizim Toplumumuzdan '' Oylar CHP'ye, yoksa AKP İktidar olacak '' naraları yükseliyor.. Hayır.. Biz böyle küçülecek ve zor durumlara düşecek bir Toplum değiliz.. Hrant Dinki neden öldürdüler ? CHP, Hrant düşmanları ile aynı saftadır benim gözümde.
CHP, MHP'nin farklı bir versiyonudur artık..
Alevilerin geçmişi unutmayıp, CHP'nin faydasızlıklarına rağmen CHP diye tutturmaları, toplumumuz içindeki yılmışlığın ürünüdür.. Bu boşa bir yılmışlıktır..
Baskın Orandan umutluyum..
http://www.baskinoran.net/img/img_ust.jpg
http://www.youtube.com/watch?v=CHVS46G-A6g
Blue_Love 11.07.2007, 12:29 İstanbul gibi bir yerden seçilmesi zor...Akp nin yuvasıdır istanbul...Akp kömür dağıtarak kadrolaşarak oy topladığı bir yer...
Baskın Oran'ın seçim pusulasındaki yeri
http://www.baskinoran.net/images/cust_images/070714102402.jpg
Baskın Oran Seçim şarkısı:
http://www.baskinoran.net/images/kampanya.wma
Westside 18.07.2007, 18:10 DTP destekliyor herhalde yeniden.
AB olmasa Türkiyede bu kadar demokrasi gelişirmiydi sanıyorsun? Sol demek yeniliği, demokrasiyi savunmak demektir. Demokrasi AB de ise orayı savunmak lazım. AB dayatmaları olmadan önce hergün karakollardan işkence haberleri, ölümler geliyordu. Tabi İP li vatansever(!) milliyetçilerin umrunda değil asalım keselim kuzey ırağı işgal edelim dersiniz ancak. Merak etmeyin Sizin işgalci Osmanlı zihniyetininiz kalmayacak AB gelsede sizin gibi tutucu ırkçılar köşelerine çekilse ve bizde Aleviler olarak daha demokratik-laik bir ülkede yaşayalım :)
solculuk demek emperyalizmin hiçbir kurumu ile işbirliği yapmamak demektir
avrupa birliği zaten sosyalizme karşı avrupanın büyük devletlerinin kurduğu ekonomik siyasi bir örgütlenmedir
amacı emperyalist devletleri uluslar arası rekabette kollamaktır
emekçileri işçileri daha kolay bir şekilde sömürmekte onların hakkını gasp etmektedir
emek sermaye çekişmesinde sermayenin yanında olan bir örgüttür avrupa birliği işçi sınıfı için hiç bir getirisi olmayacaktır
o yüzden böyle sorosçu radikal gazetesi solcuları yerine
gerçekten sosyalist ve sol partileri desteklemekten yanayım
|
|