Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammedin Hitap Ettiği Ayetler


FAAciAA
06.06.2007, 00:44
Kuran, İslam inancına göre Allahın sözü kabul edilir. İslam inancına göre Allah, Cebrail adlı bir melek vasıtasıyla kendi sözlerini Muhammed'e iletir. Muhammed ise vahiy katipleri adı verilen kişilere "tanrı" vahiylerini yazdırtır.

Kuran'ın geneli incelendiğinde hitap dilinin "ben" veya "biz" zamiri olduğu göze çarpar. Oysa Kuran eğer tanrı sözü ise sürekli "ben" zamiri kullanılmalıydı. Örneğin ....yaptık şeklinde cümleler değil de ....yaptım şeklinde cümleler kurulmalıydı. "Biz" zamirinin kullanılması tanrının tekliği ve güçlülüğü, her şeye yeterliği, konusunda şüpheler uyandırmaktadır. Çünkü her ne kadar "biz" denilerek tanrının kendisiyle birlikte melekleri de kastettiği iddia edilse de "Melekler olmasa tanrı bunları yapamaz mıydı? Neden meleklere ihtiyaç duydu?" gibi sorular yanıtsız kalmakta, pek çok konuda olduğu gibi bu sorunun yanıtı da "tanrının takdiri" ne bırakılmaktadır.

Aslında bu makaledeki esas konumuz yukarıda ele alınandan çok daha düşündürücü: Muhammedin ağzından çıkan ayetler!

11. Hud Suresi, 2. ayet:

"Bu Kitap Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için indirildi. Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim."

Açık şekilde görülmektedir ki bu ayette konuşan Muhammeddir. Bir gaf yaparak ayeti kendi dilinden yazdırtmıştır. Bu gafı farkeden ama örtmeye çalışan kimi mealciler (Kuran'ı Türkçeye çeviren yazarlar), ayetin orijinalinde bulunmayan "de ki" sözcüğünü meale parantez içinde monte etmektedirler. Sitemizde de bulunan bir Kuran mealinde (İslami bir siteden alınmıştır) meal şu şekilde geçmektedir:

(De ki: Bu Kitap) "Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi). Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

Kuran meali kitaplarında parantez içinde yazılan kelimeler, "Bu sözcükler Kuranın orijinalinde yok ama biz siz daha iyi anlayasınız diye bunu yazdık" anlamına gelmektedir. Yukarıdaki mealde de ayetteki çarpıklık örtülmek istenerek orijinalde bulunmayan "de ki" sözcüğü parantez içinde eklenmiştir.

Toplam yedi ayetten ibaret olan Fatiha Suresi' de aynı mahiyettedir:

1. Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
3. O, rahmândır ve rahîmdir.
4. Ceza gününün mâlikidir.
5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6. Bize doğru yolu göster.
7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!

Gene pek açık görülmektedir ki ayetler Allahın dilinden yazılmamıştır. Allah, siz bana böyle dua edin de dememiştir. Fatiha Suresi'nde konuşan kişi belli ki bir insandır. O halde hitapda gaf yapılarak açık verilmiştir.

Benzeri durum Zariyat Suresi' nin 50. ve 51. ayetlerinde de söz konusudur:

50-"O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
51-Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.

Pek açıktır ki bu Kuran ayetlerinde konuşan Allah değil Muhammedin kendisidir.

Peki o dönemlerde bunları farkedenler yok muydu? Neden Muhammed'e inandılar?

Birincisi o dönemde okuma-yazma oranı o kadar düşüktü ki bu ayetleri inceleyeyebilecek insan sayısı çok azdı.

İkincisi, bu ve benzeri çarpıklıkları farkedip dile getirilenler kafirlikle, münafıklıkla, zındıklıkla suçlanıp aşağılanıyordu. Hatta Muhammedi sadece eleştirmekle kalan şair Ka'b Bin Eşref gibiler bile bunu canları ile ödemiştir. Dolayısıyla gerçeği söylemek çok tehlikeliydi.

Alıntıdır...

Zahir
06.06.2007, 09:36
Araştırmalarımız neticesinde öğrendiğimiz bilgileri aktaralım. Eğer gerçekten profilene yazdığın Devrimci kimliğe sahipsen sana yakışan araştırmacı olmak, objektif olmak, bir fikri bir inancı dogmatik olarak kabül etmemektir.


Kuranda Yüce Rabbimiz bir çok ayette kendisi ile ilgili olarak " inna nahnü" BİZ (Birinci Şahıs Çoğul) kullandığını görürüz. Bu ifadeyi Sıfatlarının tecellisine yönelik vasıtalı tasarruflarında kullanır.
Örneğin Kevser Suresi 1. Ayet " Biz Sana Kevseri Verdik" Biz Sana Bolluk, Nimet, Mal vs verdik. Burda Allah, Meleklerle veya başka şeylerle Elçisine bolluk bereket vermiyo. Burdaki kevser yani nimetin tecellisine yönelik bir tasarruftan bahsediyor.

Yani bütün BİZ dediği ifade ile Kuranda Sıfatlarını anlamalısın. Sıfat nedir??? Bunu hepimiz taaa ilk okuldan beri biliyoz. Anlatmamıza gerekyok.

Allah Kuranda Zatına ve Ulululiyetine ait ifadelerde ise "enne inni" BEN (Birinci Tekil Şahıs) ifadesini kulanır.

İkinci Şahıs üçüncü Şahıs ifadelerinde ise "o , ona, onu veya sen ifadesini kullanır"

Diğer taraftan Vahiyi Cebrail vasıtası ile indirmiş diyosun. Arkadaşım Allah elçisine Vahiyi cebrail aracılığı ile değil Bizzat Kendisi iletmiştir. Bunun için Bu bölümde açtığım " İşte Cebrail Safsatası" Konusuna Bakabilirsin

cemalettin
06.06.2007, 10:07
devrim bize yakışırdı.
(biz devrimi hak etse idik...)


konu hakkında yeterli görüşü zahir vermiş sanırım.
herşey "O"ndan ve "O"nun izni ile...
diye kabul edildikte,
söyleten "O"dur.
ses halinde çıktığı ağızdan ziyade fikri söze dönüştürten de.istese bir kayadan da duyulabilir hale getirilir bu sözler.
algılayabilmektir mesele...

belki bilinmiyor lakin hemen bütün kral,imparator,sultan gibi kişilerin dahi kendilerinden "biz" diye bahsettiği gerçektir.
"O" niye bahsedemesin ?
her şey zaten "O"

Zahir
06.06.2007, 10:29
belki bilinmiyor lakin hemen bütün kral,imparator,sultan gibi kişilerin dahi kendilerinden "biz" diye bahsettiği gerçektir.
"O" niye bahsedemesin ?
her şey zaten "O"[/I]


Evet abi haklısın.

Oysaki Kuranda çoğullu ifade eden yüzlerce ayet vardır. Allahın kendisi için kullandığı biz ifadesi tıpkı bir sultan bir kral bir imparator gibi azametini büyüklüğünü ululuğunu vurgulamak içindir.

Devrimci arkadaşımız Biz zamirine ilişkin düşüncesi kim olduğunu bilmediğimiz birinden aktarıyo da oysa Kuranı araştırmış olsa Siz ve Onlar şeklinde bir zamirin olmadığını görecektir. Eğer arkadaşımızın düşündüğü gibi ise BİZ zamiri o zaman SİZ ve ONLAR zamiride olmalı. Bence neden olmadığını düşünmeli???

Oysa ikinci üçüncü şahıslar için o, onu, ona... veya sen ifadesini kullanır.

Fatiha suresini örnek vermiş arkadaşımız. Arkadaşımız gibi düşünürsek bu durumda Fatiha Suresi şöle olmalı

" Yanlız Size İbadet ederiz ve Yanlız Sizden Yardım isteriz..."

Allah Biz diyerek çoğul ifadesi kullanıyorsa Fatiha suresinde olduğu gibi Kullarından da Size ibadet ederiz Sizden Yardım isteriz şeklinde demliydi demi????

cemalettin
06.06.2007, 13:11
[QUOTE=Zahir;

" Yanlız Size İbadet ederiz ve Yanlız Sizden Yardım isteriz..."

konuyu açan arkadaşımızı tenzih ederim,zahir batın'da gördün sanırım ki,doğru belirtmişsin,sağolasın.
bu ibare bazıları için geçerlidir ve uygulamak gayreti içerisindedirler sadece "siz"ile ifade edilenler arada bir değişmekte.
"dolar+usa" ,"kişiler+menfaat","boş hayaller +ego",ila...

konu dışına çıktı denmesin,her şey birbiri ile bağlantılıdır.

...illa Hu