Alevimen
07.06.2007, 11:32
Email zincirin'den aldığım mesajı aynen buraya kopyalıyorum, okumakda ve oy vermekde faydalı olabileceğini düşünüyorum:
Her seçim döneminde olduğu gibi, bu sefer de Alevilerin çoğunluğu şeriat korkusuyla statüko bekçiliğine koşulmak isteniyor. Bu kez de sistemin bekçileri korkutma senaryosunu iyi sahneye koyarak, henüz emekleme aşamasındaki Alevi örgütlerini bölmeyi başardı. Bu nedenle Aleviler bu seçimde de bütünlüklü bir yapı sergileyemeyecek görüntüsü veriyor.
Alevilerin siyasete ilişkin tutumlarıyla ilgili Ankara’da iki ayrı konferans düzenleyen Alevi örgütlerinden Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Alevi-Bektaşi Federasyonu’ndan (ABF) CHP’nin desteklenmesi kararı çıktı. Pir Sultan Abdal birleşenlerinin önderliğinde düzenlenen diğer konferanstaysa, ilk başta CHP’yi işaret eden açıklamalar yayınladıysa da sonra bir kararsızlık hali belirdi.
Cem Vakfı ve Ehlibeyt Vakfı gibi irili ufaklı Alevi örgütlerininse zaten ibreleri ya sağ partilerden yana veya CHP’yi gösteriyor. Kısaca hala Alevi olmakta ısrar eden ve kimliğini kendine dert edinen Aleviler bu seçimlere de hazırlıksız yakalandı. Sadece sıradan Alevi halk değil, Alevi adıyla örgütlenen dernek ve vakıf yönetimleriyle önderliklerinin de hiçbir hazırlığının olmadığı meydana çıktı. Bundan bir yıl öncesinden beri dillendirilen “Aleviler siyasete müdahale edecek” girişiminin içerikten yoksun olduğunun açığa çıkması bir yana, aynı söylemi öne sürenlerin büyük bir bölümünün siyasete müdahaleden yine her zaman olduğu gibi, CHP’den birkaç ahbap çavuşu milletvekili seçtirmekten öte bir şey anlamadıkları anlaşıldı. Öyle görünüyor ki, kışla destekli Cumhuriyet mitinglerine Alevilerin katılımını da teşvik eden Alevi örgütlerinin büyük bir bölümü, seçimlerde tabanlarına CHP’ye oy verilmesi işaretini verecekler. Keza bazı örgüt, dergi ve televizyon yöneticileri de CHP’den aday oldular.
Ancak sızan bilgilere göre, eski MHP’li Yaşar Okuyan’ın partiye katılımı için bile tören düzenleyen CHP’nin, Alevi örgütlerine gerekli ilgiyi göstermediği, adaylık başvurularının bireysel bazda yapılmasını tembihlediği ve Alevileri örgüt olarak muhatap almayacağını düşününce insanı hafakanlar basıyor. Hani CHP Alevilerin talepleriyle ilgili deklarasyon yayınlatacaklardı? Niye CHP, “Aleviler partimize büyük destek verecekler” deyip o aday olan Alevi örgütü temsilcileri için bir töreni bile çok gördü?
Alevi örgütlülüğünün geleceği yer bu mu olmalıydı? Bu mu bir yıldır dillendirilen siyasete müdahale? Bu kadar basiretsizlik olamaz!
Malûm sıradan Alevi kitle ortalığı kaplayan “şeriat geliyor!” yaygarasının etkisi altına girerek, aslında düzenleyenlerin amacı farklı, katılanların farklı olan Cumhuriyet mitinglerine akın ettiler. Mitinglerde Alevi katılımı kuşkusuz büyük bir sayı teşkil ediyordu. Sıradan Alevi halk, bu türden davranış ve tavır alışlarında öncelikle güvenliği esas alıyor. Düşünüyor ki, “AKP şeriatı getirecek. En azından benim şu anki durumum iyi sayılmasa da tüm iktidar odaklarını ele geçirirse bu parti, mevcut durumumda bile bir gerileme olacak. Türkiye tam laik bir ülke değil ama bunlar her yere hâkim olursa, elimizde olanı da kaybedeceğiz.”
Ayrıca, “Ben Alevi olarak hem AKP’yi hem askeri karşıma alamam. İki cephede savaşacak gücüm yok. O nedenle en iyisi, ehven-ı şer’i (kötünün iyisi) tercih edeyim. Ordu ne de olsa şeriatçı bir yönetimden evlâdır” diye taktik hesaplar yapıyor. Düz mantıkla bakıldığında sıradan Alevi bu düşüncesinde haklıdır. Ama işin detayına girildiğinde, Aleviler için aslında her iki gücün iktidarı da pek “hayır” getirmemiştir ve getirmeyecektir.
Lakin burada tuhaf olan Cumhuriyet mitinglerine yukarda kabaca açıklamaya çalıştığımız mantıkla destek veren Alevi kitlenin peşine Alevi örgüt liderlerinin de sorgusuz sualsiz takılması olmuştur. Hâlbuki Alevi örgütleri böyle zamanlarda lazımdır. İleri görüşlülüklerini ve önderliklerini böylesine kritik zaman dilimlerinde ortaya koyarlar. Ama heyhat ki, onlar da kitleyi uyaracaklarına, “Aslında biz sizden de çok korkuyoruz!” deyip akıntıya kapıldılar. İşin her zamanki gibi kolayını seçtiler. Başta AABK ve ABF genel başkanları olmak üzere, örgüt yöneticileri hem bu zincirleme mitinglere Alevilerin yoğun şekilde katılımını teşvik ettiler hem de seçimlerde CHP’yi destekleme kararı aldılar.
Peki, CHP’nin siyasi ve sosyal duruşu nerede? Bu Parti, siyasi yelpazenin neresinde, sağda mı solda mı?
AABK ve ABF genel başkanları daha önce CHP hakkında demediklerini bırakmamışlardı. Ne oldu da, şimdi CHP sütten çıkmış ak kaşığa döndü ve Alevilerin destekleyebileceği bir konuma geldi? Nedir bu körlük?
CHP’nin nasyonal sosyalist (Hitler’in partisi de öyleydi) bir parti olduğu hala anlaşılamadı. CHP bir devlet partisidir veya devleti kuran bir partidir. Tamam, 1950’lerden bu yana istisna sayılabilecek Ecevit dönemi hariç halkoyuyla iktidara gelememiştir ama Türkiye’de asıl iktidar hep CHP zihniyeti olagelmiştir. CHP ikinci derecede iktidar gücüne sahip hükümeti ele geçiremese de olur. Nasıl olsa, ordu, yüksek yargı, yüksek öğretim ve dış politika gibi asıl iktidar alanlarına hükmetmektedirler. Bundan olsa gerek, siz hiç Deniz Baykal’ın başbakan olmaya çalıştığını gördünüz mü? Böyle bir gayret okuyabiliyor musunuz attığı adımlarda? Biz okuyamıyoruz.
Biliniyor, CHP tek parti hükümeti olarak 1950’ye kadar ülkeyi tek başına yönetti. Sonra bazı önemsiz iktidar alanlarından vazgeçti ve İsmet İnönü çok partili siyasi hayata geçildiğini ilan etmek zorunda kaldı. Sonrasında ikincil iktidar olan siyasi partiler halk desteğiyle tüm engellemelere rağmen hükümet kurunca, zaman zaman asıl iktidarı da alacağız düşüncesine kapıldılar. Ama bu düşüncelerin bedelini 1960’dan başlayarak darbeler ve muhtıralarla çok ağır ödediler.
Burada CHP’nin rolü çok iyi kavranmalı. CHP hem asıl iktidardır hem de asıl iktidarın temsilcisi olarak ikincil iktidar (siyasal hayat) alanının içinde bulunur. Şimdilerde bu ikili rolü daha bir net ortaya çıkıyor.
Bu açıklamalardan sonra Alevilerin neden CHP’yi bir kurtarıcı olarak görmemesi gerektiği hemen anlaşılabilir. CHP uzun yıllardır hükümete gelememiştir ama gizlenmesine rağmen rahatlıkla görüleceği gibi 84 yıldır asıl iktidardır.
Buna karşılık CHP Alevilerin çoğunluğunun oyunu almasına rağmen bugüne kadar gerek siyasi iktidara hükmettiği dönemlerde gerekse de “süresiz saltanatı” sırasında Alevilere karşı “sıfır hak” politikası gütmüştür. Yani hep Alevi oylarını almış ama onlara en küçüğünden de olsa inanç ve ibadetlerini rahatça ifa edebilecekleri bir ortam, resmi bir tanıma türünden haklar vermenin yakınına bile uğramamıştır. O nedenle CHP, Alevilere karşı AKP’den, hatta MHP’den bile tehlikelidir. Onlar hiç olmazsa kıyısından köşesinden sınırlı iktidar olmuşlardır ve Alevilere kısa dönemli zararları dokunmuştur. Ya CHP? O maşallah sürekli saltanat sürdü ve sürüyor…
Cumhuriyet tarihi boyunca sırtlarında boza pişirilen Aleviler işte bu yapıyı iyi kavramalı ve CHP’yi defterlerinden bir daha yazmamak üzere silmelidirler. Bazılarına çok ağır bir yargıymış gibi gözükse de aslında AKP, MHP, SP, BBP Alevilerin açık ve mert düşmanlarıdır ama CHP gizli ve ezeli düşmanıdır.
Şurası iyi bilinmelidir: Türkiye’de Alevilere verilecek haklar sistemi ilgilendirir. Açıkçası Alevilerin birinci sınıf vatandaş olabilmeleri için bir sistem değişikliği gerekir. Alevilerin her yönden rahat edebilmeleri için ülkemizdeki “Tek millet, tek din, tek dil ve tek mezhep” anlayışının yıkılması şarttır. Kemalist sivil-asker oligarşinin hâkim olduğu bu devlet, “Müslüman-Sünni ve Türk” formülüne uygun vatandaşı “özde” sayıp gerisini “sözde” saydığı müddetçe bu ülkede kimseye huzur yoktur. Böylesine hayati bir değişim ve dönüşümeyse siyasal iktidarlar karar veremez. Daha doğrusu değişmez asıl iktidar bloğu buna izin vermez.
Buradan ne anlaşılıyor? CHP asıl iktidarın iki yönlü ortağı. Bu ülkenin yukarıdaki makbul vatandaş formülüne uymayan kesimlerine karşı en büyük suçlu olduğu ayna gibi ortaya çıkıyor.
O zaman çözüm nerede? Aleviler ve diğer makbul vatandaş tanımı dışındaki kesimler ne yapmalı ve nasıl hareket etmeli ki, bir çıkış yolu bulabilsin.
Bizim önerimiz, bu seçimlerde Alevilerin bağımsız olarak seçimde aday olan demokrat, sol ve sosyalist adaylara destek vermeleri yönündedir.
Aleviler, CHP’ye kanmasınlar artık. CHP bu ülkede “şeriat gelecek” gibi hayali korkular yaratıyor. Ülkeyi ilerici-gerici, laik-anti laik gibisinden toplumda anlamlı bir tabanı olmayan kutuplaşmalara sokuyor. Böyle yaparak müttefikleriyle birlikte asıl iktidar olduklarını gizlemek istiyor. CHP’nin derdi asıl iktidar olmanın getirdiği imtiyazları, bunların garantisi olan sistemi ve güçler dengesini korumaktır.
Şüphesiz Aleviler istediği partiye, sağcısına da solcusuna da oy verebilir. Tek tek Aleviler dinci veya milliyetçi bir partiye de oy vererek veya milletvekili seçilerek, bundan kârlı da çıkabilirler. Kimse kimsenin oyuna feodal bir anlayışla ipotek koyamaz. Ama Alevilerin derdi kollektif ve resmen tanınan haklarsa, ezilen bir kesim olarak bu kötü konumdan kurtulmak istiyorlarsa, bir “kitle” olarak kurtuluşları ancak ve ancak gerçek demokrasi, CHP gibi sahtesi değil hakiki sol ve sosyalizmdedir. Bir halk olarak Alevilerin yeri sol ve sosyalist güçlerle, kendileri gibi hakları yenen diğer toplum kesimlerinin yanıdır.
İşte bu nedenle bu seçimde sol, sosyalist ve demokrat bağımsız adaylar büyük bir şevkle desteklenmelidir. İmkânı olanlar seçim kampanyalarında çalışmalıdır. Bu türden bağımsız aday bulunmayan illerde bile kesinlikle CHP gibi sistem partilerine oy verilmemelidir. Böyle illerde Aleviler isterlerse ÖDP, EMEP, SDP gibi sosyalist partileri, Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde de DTP’nin gösterdiği bağımsız adayları tercih edebilirler. “Bu partiler de bana uymuyor” diyenler çıkarsa da, aman sakın ola kimse yanılıp yenilip de CHP’ye oy vermesin! Boş oy kullanılması veya sandığa gidilmemesi de bir çözümdür.
Bağımsız demokrat, sol ve sosyalist adayların desteklenmesinin önemli bir nedeni de, yüzde 10 barajıdır. Bu da protesto edilmesi gereken bir uygulamadır. Sistem ezilenlerin temsilini önlemek için bu kadar yüksek bir baraj getirmiştir. Bağımsızlara oy vererek, sizi insan yerine koymayan bu sistemle dalga geçiniz. Ona nanik yapınız!
“Bağımsızlara oy verince ne değişecek?”, “Bir iki milletvekili meclise girse n’olur?” veya “Böyle gelmiş böyle gider” demeyin kesinlikle! Sistemde bir gedik açmak da yeterlidir. Unutmayın top gülleleri önemsiz ve etkisizmiş gibi hedefe giderler ama sürekli bir mekanizma kurarsan vura vura hiç yıkılmazmış sanılan kaleleri, surları yerle bir ederler!
İşte Aleviler için bu seçimler bir başlangıçtır. Bağımsızlar az sayıda da olsa meclise girebilirlerse, buradan kazanılacak cesaret ve güvenle daha sonraki seçimlerde daha geniş ittifaklar ve birleşmelerin önü açılır. Yeter ki sabırlı ve kararlı olunsun. Ehven-i şer çözümler artık bir daha dönülmemek üzere terk edilsin.
Malum karanlık yavaş yavaş olur, aydınlıkta öyle birden gerçekleşmez. O nedenle sisteme, karanlığa küfür edip durmanın âlemi yok! Herkes bölgesindeki bağımsız adaya oy vererek bir mum yaksın ki, tek tek mumlar bir olup zifiri karanlığı bir güneş gibi ışıtsın!
Haydi, hep beraber sandığa koşalım ve umudumuz bağımsız adayları seçelim!
Her seçim döneminde olduğu gibi, bu sefer de Alevilerin çoğunluğu şeriat korkusuyla statüko bekçiliğine koşulmak isteniyor. Bu kez de sistemin bekçileri korkutma senaryosunu iyi sahneye koyarak, henüz emekleme aşamasındaki Alevi örgütlerini bölmeyi başardı. Bu nedenle Aleviler bu seçimde de bütünlüklü bir yapı sergileyemeyecek görüntüsü veriyor.
Alevilerin siyasete ilişkin tutumlarıyla ilgili Ankara’da iki ayrı konferans düzenleyen Alevi örgütlerinden Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Alevi-Bektaşi Federasyonu’ndan (ABF) CHP’nin desteklenmesi kararı çıktı. Pir Sultan Abdal birleşenlerinin önderliğinde düzenlenen diğer konferanstaysa, ilk başta CHP’yi işaret eden açıklamalar yayınladıysa da sonra bir kararsızlık hali belirdi.
Cem Vakfı ve Ehlibeyt Vakfı gibi irili ufaklı Alevi örgütlerininse zaten ibreleri ya sağ partilerden yana veya CHP’yi gösteriyor. Kısaca hala Alevi olmakta ısrar eden ve kimliğini kendine dert edinen Aleviler bu seçimlere de hazırlıksız yakalandı. Sadece sıradan Alevi halk değil, Alevi adıyla örgütlenen dernek ve vakıf yönetimleriyle önderliklerinin de hiçbir hazırlığının olmadığı meydana çıktı. Bundan bir yıl öncesinden beri dillendirilen “Aleviler siyasete müdahale edecek” girişiminin içerikten yoksun olduğunun açığa çıkması bir yana, aynı söylemi öne sürenlerin büyük bir bölümünün siyasete müdahaleden yine her zaman olduğu gibi, CHP’den birkaç ahbap çavuşu milletvekili seçtirmekten öte bir şey anlamadıkları anlaşıldı. Öyle görünüyor ki, kışla destekli Cumhuriyet mitinglerine Alevilerin katılımını da teşvik eden Alevi örgütlerinin büyük bir bölümü, seçimlerde tabanlarına CHP’ye oy verilmesi işaretini verecekler. Keza bazı örgüt, dergi ve televizyon yöneticileri de CHP’den aday oldular.
Ancak sızan bilgilere göre, eski MHP’li Yaşar Okuyan’ın partiye katılımı için bile tören düzenleyen CHP’nin, Alevi örgütlerine gerekli ilgiyi göstermediği, adaylık başvurularının bireysel bazda yapılmasını tembihlediği ve Alevileri örgüt olarak muhatap almayacağını düşününce insanı hafakanlar basıyor. Hani CHP Alevilerin talepleriyle ilgili deklarasyon yayınlatacaklardı? Niye CHP, “Aleviler partimize büyük destek verecekler” deyip o aday olan Alevi örgütü temsilcileri için bir töreni bile çok gördü?
Alevi örgütlülüğünün geleceği yer bu mu olmalıydı? Bu mu bir yıldır dillendirilen siyasete müdahale? Bu kadar basiretsizlik olamaz!
Malûm sıradan Alevi kitle ortalığı kaplayan “şeriat geliyor!” yaygarasının etkisi altına girerek, aslında düzenleyenlerin amacı farklı, katılanların farklı olan Cumhuriyet mitinglerine akın ettiler. Mitinglerde Alevi katılımı kuşkusuz büyük bir sayı teşkil ediyordu. Sıradan Alevi halk, bu türden davranış ve tavır alışlarında öncelikle güvenliği esas alıyor. Düşünüyor ki, “AKP şeriatı getirecek. En azından benim şu anki durumum iyi sayılmasa da tüm iktidar odaklarını ele geçirirse bu parti, mevcut durumumda bile bir gerileme olacak. Türkiye tam laik bir ülke değil ama bunlar her yere hâkim olursa, elimizde olanı da kaybedeceğiz.”
Ayrıca, “Ben Alevi olarak hem AKP’yi hem askeri karşıma alamam. İki cephede savaşacak gücüm yok. O nedenle en iyisi, ehven-ı şer’i (kötünün iyisi) tercih edeyim. Ordu ne de olsa şeriatçı bir yönetimden evlâdır” diye taktik hesaplar yapıyor. Düz mantıkla bakıldığında sıradan Alevi bu düşüncesinde haklıdır. Ama işin detayına girildiğinde, Aleviler için aslında her iki gücün iktidarı da pek “hayır” getirmemiştir ve getirmeyecektir.
Lakin burada tuhaf olan Cumhuriyet mitinglerine yukarda kabaca açıklamaya çalıştığımız mantıkla destek veren Alevi kitlenin peşine Alevi örgüt liderlerinin de sorgusuz sualsiz takılması olmuştur. Hâlbuki Alevi örgütleri böyle zamanlarda lazımdır. İleri görüşlülüklerini ve önderliklerini böylesine kritik zaman dilimlerinde ortaya koyarlar. Ama heyhat ki, onlar da kitleyi uyaracaklarına, “Aslında biz sizden de çok korkuyoruz!” deyip akıntıya kapıldılar. İşin her zamanki gibi kolayını seçtiler. Başta AABK ve ABF genel başkanları olmak üzere, örgüt yöneticileri hem bu zincirleme mitinglere Alevilerin yoğun şekilde katılımını teşvik ettiler hem de seçimlerde CHP’yi destekleme kararı aldılar.
Peki, CHP’nin siyasi ve sosyal duruşu nerede? Bu Parti, siyasi yelpazenin neresinde, sağda mı solda mı?
AABK ve ABF genel başkanları daha önce CHP hakkında demediklerini bırakmamışlardı. Ne oldu da, şimdi CHP sütten çıkmış ak kaşığa döndü ve Alevilerin destekleyebileceği bir konuma geldi? Nedir bu körlük?
CHP’nin nasyonal sosyalist (Hitler’in partisi de öyleydi) bir parti olduğu hala anlaşılamadı. CHP bir devlet partisidir veya devleti kuran bir partidir. Tamam, 1950’lerden bu yana istisna sayılabilecek Ecevit dönemi hariç halkoyuyla iktidara gelememiştir ama Türkiye’de asıl iktidar hep CHP zihniyeti olagelmiştir. CHP ikinci derecede iktidar gücüne sahip hükümeti ele geçiremese de olur. Nasıl olsa, ordu, yüksek yargı, yüksek öğretim ve dış politika gibi asıl iktidar alanlarına hükmetmektedirler. Bundan olsa gerek, siz hiç Deniz Baykal’ın başbakan olmaya çalıştığını gördünüz mü? Böyle bir gayret okuyabiliyor musunuz attığı adımlarda? Biz okuyamıyoruz.
Biliniyor, CHP tek parti hükümeti olarak 1950’ye kadar ülkeyi tek başına yönetti. Sonra bazı önemsiz iktidar alanlarından vazgeçti ve İsmet İnönü çok partili siyasi hayata geçildiğini ilan etmek zorunda kaldı. Sonrasında ikincil iktidar olan siyasi partiler halk desteğiyle tüm engellemelere rağmen hükümet kurunca, zaman zaman asıl iktidarı da alacağız düşüncesine kapıldılar. Ama bu düşüncelerin bedelini 1960’dan başlayarak darbeler ve muhtıralarla çok ağır ödediler.
Burada CHP’nin rolü çok iyi kavranmalı. CHP hem asıl iktidardır hem de asıl iktidarın temsilcisi olarak ikincil iktidar (siyasal hayat) alanının içinde bulunur. Şimdilerde bu ikili rolü daha bir net ortaya çıkıyor.
Bu açıklamalardan sonra Alevilerin neden CHP’yi bir kurtarıcı olarak görmemesi gerektiği hemen anlaşılabilir. CHP uzun yıllardır hükümete gelememiştir ama gizlenmesine rağmen rahatlıkla görüleceği gibi 84 yıldır asıl iktidardır.
Buna karşılık CHP Alevilerin çoğunluğunun oyunu almasına rağmen bugüne kadar gerek siyasi iktidara hükmettiği dönemlerde gerekse de “süresiz saltanatı” sırasında Alevilere karşı “sıfır hak” politikası gütmüştür. Yani hep Alevi oylarını almış ama onlara en küçüğünden de olsa inanç ve ibadetlerini rahatça ifa edebilecekleri bir ortam, resmi bir tanıma türünden haklar vermenin yakınına bile uğramamıştır. O nedenle CHP, Alevilere karşı AKP’den, hatta MHP’den bile tehlikelidir. Onlar hiç olmazsa kıyısından köşesinden sınırlı iktidar olmuşlardır ve Alevilere kısa dönemli zararları dokunmuştur. Ya CHP? O maşallah sürekli saltanat sürdü ve sürüyor…
Cumhuriyet tarihi boyunca sırtlarında boza pişirilen Aleviler işte bu yapıyı iyi kavramalı ve CHP’yi defterlerinden bir daha yazmamak üzere silmelidirler. Bazılarına çok ağır bir yargıymış gibi gözükse de aslında AKP, MHP, SP, BBP Alevilerin açık ve mert düşmanlarıdır ama CHP gizli ve ezeli düşmanıdır.
Şurası iyi bilinmelidir: Türkiye’de Alevilere verilecek haklar sistemi ilgilendirir. Açıkçası Alevilerin birinci sınıf vatandaş olabilmeleri için bir sistem değişikliği gerekir. Alevilerin her yönden rahat edebilmeleri için ülkemizdeki “Tek millet, tek din, tek dil ve tek mezhep” anlayışının yıkılması şarttır. Kemalist sivil-asker oligarşinin hâkim olduğu bu devlet, “Müslüman-Sünni ve Türk” formülüne uygun vatandaşı “özde” sayıp gerisini “sözde” saydığı müddetçe bu ülkede kimseye huzur yoktur. Böylesine hayati bir değişim ve dönüşümeyse siyasal iktidarlar karar veremez. Daha doğrusu değişmez asıl iktidar bloğu buna izin vermez.
Buradan ne anlaşılıyor? CHP asıl iktidarın iki yönlü ortağı. Bu ülkenin yukarıdaki makbul vatandaş formülüne uymayan kesimlerine karşı en büyük suçlu olduğu ayna gibi ortaya çıkıyor.
O zaman çözüm nerede? Aleviler ve diğer makbul vatandaş tanımı dışındaki kesimler ne yapmalı ve nasıl hareket etmeli ki, bir çıkış yolu bulabilsin.
Bizim önerimiz, bu seçimlerde Alevilerin bağımsız olarak seçimde aday olan demokrat, sol ve sosyalist adaylara destek vermeleri yönündedir.
Aleviler, CHP’ye kanmasınlar artık. CHP bu ülkede “şeriat gelecek” gibi hayali korkular yaratıyor. Ülkeyi ilerici-gerici, laik-anti laik gibisinden toplumda anlamlı bir tabanı olmayan kutuplaşmalara sokuyor. Böyle yaparak müttefikleriyle birlikte asıl iktidar olduklarını gizlemek istiyor. CHP’nin derdi asıl iktidar olmanın getirdiği imtiyazları, bunların garantisi olan sistemi ve güçler dengesini korumaktır.
Şüphesiz Aleviler istediği partiye, sağcısına da solcusuna da oy verebilir. Tek tek Aleviler dinci veya milliyetçi bir partiye de oy vererek veya milletvekili seçilerek, bundan kârlı da çıkabilirler. Kimse kimsenin oyuna feodal bir anlayışla ipotek koyamaz. Ama Alevilerin derdi kollektif ve resmen tanınan haklarsa, ezilen bir kesim olarak bu kötü konumdan kurtulmak istiyorlarsa, bir “kitle” olarak kurtuluşları ancak ve ancak gerçek demokrasi, CHP gibi sahtesi değil hakiki sol ve sosyalizmdedir. Bir halk olarak Alevilerin yeri sol ve sosyalist güçlerle, kendileri gibi hakları yenen diğer toplum kesimlerinin yanıdır.
İşte bu nedenle bu seçimde sol, sosyalist ve demokrat bağımsız adaylar büyük bir şevkle desteklenmelidir. İmkânı olanlar seçim kampanyalarında çalışmalıdır. Bu türden bağımsız aday bulunmayan illerde bile kesinlikle CHP gibi sistem partilerine oy verilmemelidir. Böyle illerde Aleviler isterlerse ÖDP, EMEP, SDP gibi sosyalist partileri, Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde de DTP’nin gösterdiği bağımsız adayları tercih edebilirler. “Bu partiler de bana uymuyor” diyenler çıkarsa da, aman sakın ola kimse yanılıp yenilip de CHP’ye oy vermesin! Boş oy kullanılması veya sandığa gidilmemesi de bir çözümdür.
Bağımsız demokrat, sol ve sosyalist adayların desteklenmesinin önemli bir nedeni de, yüzde 10 barajıdır. Bu da protesto edilmesi gereken bir uygulamadır. Sistem ezilenlerin temsilini önlemek için bu kadar yüksek bir baraj getirmiştir. Bağımsızlara oy vererek, sizi insan yerine koymayan bu sistemle dalga geçiniz. Ona nanik yapınız!
“Bağımsızlara oy verince ne değişecek?”, “Bir iki milletvekili meclise girse n’olur?” veya “Böyle gelmiş böyle gider” demeyin kesinlikle! Sistemde bir gedik açmak da yeterlidir. Unutmayın top gülleleri önemsiz ve etkisizmiş gibi hedefe giderler ama sürekli bir mekanizma kurarsan vura vura hiç yıkılmazmış sanılan kaleleri, surları yerle bir ederler!
İşte Aleviler için bu seçimler bir başlangıçtır. Bağımsızlar az sayıda da olsa meclise girebilirlerse, buradan kazanılacak cesaret ve güvenle daha sonraki seçimlerde daha geniş ittifaklar ve birleşmelerin önü açılır. Yeter ki sabırlı ve kararlı olunsun. Ehven-i şer çözümler artık bir daha dönülmemek üzere terk edilsin.
Malum karanlık yavaş yavaş olur, aydınlıkta öyle birden gerçekleşmez. O nedenle sisteme, karanlığa küfür edip durmanın âlemi yok! Herkes bölgesindeki bağımsız adaya oy vererek bir mum yaksın ki, tek tek mumlar bir olup zifiri karanlığı bir güneş gibi ışıtsın!
Haydi, hep beraber sandığa koşalım ve umudumuz bağımsız adayları seçelim!