sendiren
13.06.2007, 13:51
DÜNYAYI İSTİYORUZ KIRINTI DEĞİL
Türkiye Devrimci Hareketi(TDH) uzun yıllar önce giriştiği savaştan galip çıkmışa benzemiyor.Hala bir kör dövüşü gibi reformist revizyonizmle ciddi bir savaşım vermek zorunda olması gerçekten içler acısıdır.Zira bu savaşım kendi başına bir çok ciddi olumsuz gelişmenin de kendisi anlamına gelmektedir.Onlarca devrimci ve emekçi bu savaşın yanlış biçiminden kaynaklı olarak kaybedilmiştir.Amma velakin kimse de bunun hesabını hak ettiği biçimde vermemiş ve özeleştiri yapmamıştır.En azından bu savaşımın ciddiyeti ve anlamı üzerine birkaç satırı geçmeyen yazılar ve de propagandif birkaç makale dışında bu konu üzerine yazılıp çizilen hiçbir şey yoktur.Halbuki,sınıf savaşı ve mücadelesinin bir parçasıdır reformist revizyonizmle mücadele.
Reformist revizyonizm,işçi sınıfı içinde burjuva ideolojisinin bir yansımasıdır.Burjuva liberal demokrat çizginin bir ifadesidir.sınıf mücadelesinin tahrifatı,düzen içinde eritilmesi,düzeni hedefleyip ortadan kaldırmayan sınırlar içinde tutulması-boğulmasını amaç edinen bir Truva at ideolojisidir.Sendikal-düzen içi mücadelenin her şey;düzen dışı –devrim-özgürlük-sosyalizm mücadelesinin ise hiçbir şey haline getirilmesini amaçlayan bir burjuva ideolojisidir.Reformizm sınıf mücadeleleri tarihinin bir gerçeğidir ve de olmaya devam edecektir.Bu sınıfsal sağ sapma hareketi,sınıflar varlığını sürdürdüğü sürece varlığını sürdürmeye devam edecektir.Bu hareketin başarı ya da başarısızlığı ; Türkiye Komünist Hareketinin(TKH) gücüyle orantılıdır,tersten bir ilişki vardır.
Sınıf hareketi içinde ve daha doğrusu bugün TDH içinde ciddi bir etkiye ve etkinliğe sahip bu karşı-devrimci ideolojiye karşı savaşım vermek günümüzün en acil ve önde gelen görevleri arasındadır.Hızla karşı-devrim saflarına doğru kaymakta olan bir çok grup ve ya grupçuk vardır.(Neden TDH içinde dedik bu soruna ilişkin olarak?Bunun nedeni sınıf ile sınıf mücadelesini verdiğini iddia edenlerin bizlerde dahil hala sınıfla ciddi organik bağlar kuramamış olmasındandır.Hala bir sınıf hareketi olmak iddianın ötesine geçebilmiş değildir bir çok akım-hareket açısından.Bu açıklamayı yapmak zorunludur.)Zira kendi iç tutarlılığı olmayan hareket ve akımlar toplumsal rollere soyunduklarında asla ve asla amaç ve hedeflerine uygun bir rol oynayamazlar.Bunun yolu kalın sınırılar çizmektir her türden karşı-devrimci ideolojiye karşı.Ama mevcut koşullarda bunu başaran ya da hedefleyen bir ciddi harekete rastlamak olanaklı değildir.Bu anlamda olmak üzere bu savaşımın altını kalın çizgilerle çizmek gereklidir.
TDH ve TKH reformist revizyonizme karşı ciddi bir savaşım vererek bugünlere erişmiştir.Özellikle bugün TDH nin temel önderleri arasında sayılan Kaypakkayalar,Mahirler ve Denizler bu akıma karşı devrimci savaşım sloganı uğruna mücadele etmiş ve şehit düşmüşlerdir.Onlar,reformizme karşı devrim mücadelesinin bayraktarlarıdırlar.bugün ister devrimci demokrat(küçük burjuva devrimcisi) ve de isterse komünist devrimci akımlarca anılarının taze tutulmaya çalışılmasının nedeni de budur.Süreç devrim ile karşı devrim arasında ciddi bir açık mücadeleye sahne olacakken ,bu anlamda reformist revizyonizmin sınıf içindeki burjuva ideolojisinin uzantısı ve burjuvazinin ajan ideolojisi olduğunu anlamak ve algılamak ve buna karşı ciddi bir savaşım vermek özel bir role sahiptir.
70 li yıllarda atılmış köprüler şimdi yeniden farklı kimliklerle atılmak ve bağlar kurulmak isteniyor.80 süreci darmadağın olmuş TDH ve TKH ye yönelmekte olan hareketler açısından kesintiye uğramış bir sürece karşılık gelmektedir.Tamda taşlar yerli yerine oturmakta ve TKH gerçekten olması gereken yerlere oturacakken süreç kesintiye uğratılmıştır.Ama 80 faşist darbesinden sonra süreç bir kısım küçük grupçuğun kendi asli görevlerine yönelmesi ve ciddi özeleştirel süreçten kendince sonuçlar çıkarıp ileri taşınması işlevini görebilecekken gerek ideolojik gerek teorik ve de gerekse pratik anlamda yarım kalmış bir anılar bütünü olmuştur.Zira sınıfın kendiliğinden hareket ve de Kürt Ulusal Kurtuluş mücadelesinin farklı ilerleyişinden kaynaklı komplekslere girmiş bulunan hareket,yeni arayışlara girmiştir.Türlü uyarılara rağmen yapıştırmayı birlikten sayan bir yeni süreç başlamıştır.Süreci dönüştürenin komünist devrimci irade değil de, kafa ve kelle olduğundan hareketle alel acele kendince bir sürece girilmiştir.Bu öykünmeler süreci elbette tek yanlı olmamıştır.Her hareket ve akım birbirinin yerini doldurmak için alel acele bir kıran kırana savaşa girmiştir.
Dünün burjuva liberal demokratları olan CHP_SHP vs hızla merkeze ve sağa –emeğe uzak bir biçime ve de şu gün faşist diktatörlüğün siyasal partisi haline dönüşmesiyle birlikte,ondan boşalan yere dünün küçük burjuva demokratları olan geçmişin DY-bugünün ise ÖDP oturmaya başlamıştır.ÖDP den boşalan yerin taliplisi zaten dünden hazırdır.Oda geçmişin TDKP si bugünün EMEP idir.Geçmişin TDKP sinin yerini hızla MLKP almaya başlamıştır.Siyasal sürece bir dikkatle bakınız.Aynen bu gelişmelerle karşılaşmaktasınız.MLKP ve öncellerinden boşalan yer ise aynen MLKP öncellerinden ayrılmış ya da MLKP nin birlik kapsamında gördüğü hareketler almıştır.
Tüm bu süreç aslında ibretle izlenmesi gereken bir süreçtir. Tamamıyla burjuvazinin belirlediği gelişmelere boyun eğiş ve kabullenme vardır özgünde. Süreci belirleyen emperyalist kapitalizm ve sürecin peşinden giden bu saydığımız akım ve hareketler. Doğal olarak sürecin gerisinden gittikleri içinde ister istemez yığınları kazanmak ve sürece müdahil kılmak için kitle kuyrukçuluğu temel çalışma esası oluyor.Yani yığınları bulunmuş oldukları konumdan alıp ileriye ve komünizm hedefine kilitli hale getirmek yerine ,yığınların kendiliğinden bilincine teslim olmuş hareketler çıkıyor piyasaya.Yığınları eğitip mücadeleye sevk ederek onların komünist devrimci bilinçlerini geliştirmek yerine onların geri-olumsuz özelliklerini esas alan mücadele biçimleri esas mücadele biçimleri halini alıyor.Sınıfla ciddi organik bir bağa sahip olmayışta en sonuçta ,bu hareketleri semt organizasyonları ve gençlik üzerine kurulu bir mücadele anlayışına itmiş oluyor ki,bu gelişme lümpen proletarya ve de öte yandan reformist revizyonizmin ve dolayısıyla karşı devrimci emperyalist kapitalizmin değirmenine su taşıyor.
Komünist devrimciler yılların ölü toprağını üzerlerinden atıp,bu at izinin it izine karıştığı süreçte kendilerini net ve ileri bir biçimde yeniden yapılandırmak zorundadırlar.Asıl hedef olan komünizme giden yolda ortadan kaldırılması gereken emperyalist kapitalizmin sınıf içindeki ajanları olan reformist revizyonizmin etkisini sıfırlamak temel amaçlardan biri olmalıdır.Düzen içi iyileştirmeler ve düzen içi istem ve taleplerin gerçekleşmesi sınıfın gerçek ve nihai hedefleri değildir ve de olamaz.Komünist devrimciler düzenin kemiklerini değil,kırıntılarını değil;dünyanın kendisini istemektedirler.Bu uğurda yıllarca kan-can pahasına mücadele vermektedirler ve de bundan sonra da vereceklerdir.Yollarına çıkacak olan emperyalist kapitalizmin uşaklarına ve onların politikalarına bakış açıları da bu bilinç ve eylem hattıyla bire bir karşılıklıdır…
MahmutHalilCan(Sendiren)
www.ateshirsizi.tr.cx
Türkiye Devrimci Hareketi(TDH) uzun yıllar önce giriştiği savaştan galip çıkmışa benzemiyor.Hala bir kör dövüşü gibi reformist revizyonizmle ciddi bir savaşım vermek zorunda olması gerçekten içler acısıdır.Zira bu savaşım kendi başına bir çok ciddi olumsuz gelişmenin de kendisi anlamına gelmektedir.Onlarca devrimci ve emekçi bu savaşın yanlış biçiminden kaynaklı olarak kaybedilmiştir.Amma velakin kimse de bunun hesabını hak ettiği biçimde vermemiş ve özeleştiri yapmamıştır.En azından bu savaşımın ciddiyeti ve anlamı üzerine birkaç satırı geçmeyen yazılar ve de propagandif birkaç makale dışında bu konu üzerine yazılıp çizilen hiçbir şey yoktur.Halbuki,sınıf savaşı ve mücadelesinin bir parçasıdır reformist revizyonizmle mücadele.
Reformist revizyonizm,işçi sınıfı içinde burjuva ideolojisinin bir yansımasıdır.Burjuva liberal demokrat çizginin bir ifadesidir.sınıf mücadelesinin tahrifatı,düzen içinde eritilmesi,düzeni hedefleyip ortadan kaldırmayan sınırlar içinde tutulması-boğulmasını amaç edinen bir Truva at ideolojisidir.Sendikal-düzen içi mücadelenin her şey;düzen dışı –devrim-özgürlük-sosyalizm mücadelesinin ise hiçbir şey haline getirilmesini amaçlayan bir burjuva ideolojisidir.Reformizm sınıf mücadeleleri tarihinin bir gerçeğidir ve de olmaya devam edecektir.Bu sınıfsal sağ sapma hareketi,sınıflar varlığını sürdürdüğü sürece varlığını sürdürmeye devam edecektir.Bu hareketin başarı ya da başarısızlığı ; Türkiye Komünist Hareketinin(TKH) gücüyle orantılıdır,tersten bir ilişki vardır.
Sınıf hareketi içinde ve daha doğrusu bugün TDH içinde ciddi bir etkiye ve etkinliğe sahip bu karşı-devrimci ideolojiye karşı savaşım vermek günümüzün en acil ve önde gelen görevleri arasındadır.Hızla karşı-devrim saflarına doğru kaymakta olan bir çok grup ve ya grupçuk vardır.(Neden TDH içinde dedik bu soruna ilişkin olarak?Bunun nedeni sınıf ile sınıf mücadelesini verdiğini iddia edenlerin bizlerde dahil hala sınıfla ciddi organik bağlar kuramamış olmasındandır.Hala bir sınıf hareketi olmak iddianın ötesine geçebilmiş değildir bir çok akım-hareket açısından.Bu açıklamayı yapmak zorunludur.)Zira kendi iç tutarlılığı olmayan hareket ve akımlar toplumsal rollere soyunduklarında asla ve asla amaç ve hedeflerine uygun bir rol oynayamazlar.Bunun yolu kalın sınırılar çizmektir her türden karşı-devrimci ideolojiye karşı.Ama mevcut koşullarda bunu başaran ya da hedefleyen bir ciddi harekete rastlamak olanaklı değildir.Bu anlamda olmak üzere bu savaşımın altını kalın çizgilerle çizmek gereklidir.
TDH ve TKH reformist revizyonizme karşı ciddi bir savaşım vererek bugünlere erişmiştir.Özellikle bugün TDH nin temel önderleri arasında sayılan Kaypakkayalar,Mahirler ve Denizler bu akıma karşı devrimci savaşım sloganı uğruna mücadele etmiş ve şehit düşmüşlerdir.Onlar,reformizme karşı devrim mücadelesinin bayraktarlarıdırlar.bugün ister devrimci demokrat(küçük burjuva devrimcisi) ve de isterse komünist devrimci akımlarca anılarının taze tutulmaya çalışılmasının nedeni de budur.Süreç devrim ile karşı devrim arasında ciddi bir açık mücadeleye sahne olacakken ,bu anlamda reformist revizyonizmin sınıf içindeki burjuva ideolojisinin uzantısı ve burjuvazinin ajan ideolojisi olduğunu anlamak ve algılamak ve buna karşı ciddi bir savaşım vermek özel bir role sahiptir.
70 li yıllarda atılmış köprüler şimdi yeniden farklı kimliklerle atılmak ve bağlar kurulmak isteniyor.80 süreci darmadağın olmuş TDH ve TKH ye yönelmekte olan hareketler açısından kesintiye uğramış bir sürece karşılık gelmektedir.Tamda taşlar yerli yerine oturmakta ve TKH gerçekten olması gereken yerlere oturacakken süreç kesintiye uğratılmıştır.Ama 80 faşist darbesinden sonra süreç bir kısım küçük grupçuğun kendi asli görevlerine yönelmesi ve ciddi özeleştirel süreçten kendince sonuçlar çıkarıp ileri taşınması işlevini görebilecekken gerek ideolojik gerek teorik ve de gerekse pratik anlamda yarım kalmış bir anılar bütünü olmuştur.Zira sınıfın kendiliğinden hareket ve de Kürt Ulusal Kurtuluş mücadelesinin farklı ilerleyişinden kaynaklı komplekslere girmiş bulunan hareket,yeni arayışlara girmiştir.Türlü uyarılara rağmen yapıştırmayı birlikten sayan bir yeni süreç başlamıştır.Süreci dönüştürenin komünist devrimci irade değil de, kafa ve kelle olduğundan hareketle alel acele kendince bir sürece girilmiştir.Bu öykünmeler süreci elbette tek yanlı olmamıştır.Her hareket ve akım birbirinin yerini doldurmak için alel acele bir kıran kırana savaşa girmiştir.
Dünün burjuva liberal demokratları olan CHP_SHP vs hızla merkeze ve sağa –emeğe uzak bir biçime ve de şu gün faşist diktatörlüğün siyasal partisi haline dönüşmesiyle birlikte,ondan boşalan yere dünün küçük burjuva demokratları olan geçmişin DY-bugünün ise ÖDP oturmaya başlamıştır.ÖDP den boşalan yerin taliplisi zaten dünden hazırdır.Oda geçmişin TDKP si bugünün EMEP idir.Geçmişin TDKP sinin yerini hızla MLKP almaya başlamıştır.Siyasal sürece bir dikkatle bakınız.Aynen bu gelişmelerle karşılaşmaktasınız.MLKP ve öncellerinden boşalan yer ise aynen MLKP öncellerinden ayrılmış ya da MLKP nin birlik kapsamında gördüğü hareketler almıştır.
Tüm bu süreç aslında ibretle izlenmesi gereken bir süreçtir. Tamamıyla burjuvazinin belirlediği gelişmelere boyun eğiş ve kabullenme vardır özgünde. Süreci belirleyen emperyalist kapitalizm ve sürecin peşinden giden bu saydığımız akım ve hareketler. Doğal olarak sürecin gerisinden gittikleri içinde ister istemez yığınları kazanmak ve sürece müdahil kılmak için kitle kuyrukçuluğu temel çalışma esası oluyor.Yani yığınları bulunmuş oldukları konumdan alıp ileriye ve komünizm hedefine kilitli hale getirmek yerine ,yığınların kendiliğinden bilincine teslim olmuş hareketler çıkıyor piyasaya.Yığınları eğitip mücadeleye sevk ederek onların komünist devrimci bilinçlerini geliştirmek yerine onların geri-olumsuz özelliklerini esas alan mücadele biçimleri esas mücadele biçimleri halini alıyor.Sınıfla ciddi organik bir bağa sahip olmayışta en sonuçta ,bu hareketleri semt organizasyonları ve gençlik üzerine kurulu bir mücadele anlayışına itmiş oluyor ki,bu gelişme lümpen proletarya ve de öte yandan reformist revizyonizmin ve dolayısıyla karşı devrimci emperyalist kapitalizmin değirmenine su taşıyor.
Komünist devrimciler yılların ölü toprağını üzerlerinden atıp,bu at izinin it izine karıştığı süreçte kendilerini net ve ileri bir biçimde yeniden yapılandırmak zorundadırlar.Asıl hedef olan komünizme giden yolda ortadan kaldırılması gereken emperyalist kapitalizmin sınıf içindeki ajanları olan reformist revizyonizmin etkisini sıfırlamak temel amaçlardan biri olmalıdır.Düzen içi iyileştirmeler ve düzen içi istem ve taleplerin gerçekleşmesi sınıfın gerçek ve nihai hedefleri değildir ve de olamaz.Komünist devrimciler düzenin kemiklerini değil,kırıntılarını değil;dünyanın kendisini istemektedirler.Bu uğurda yıllarca kan-can pahasına mücadele vermektedirler ve de bundan sonra da vereceklerdir.Yollarına çıkacak olan emperyalist kapitalizmin uşaklarına ve onların politikalarına bakış açıları da bu bilinç ve eylem hattıyla bire bir karşılıklıdır…
MahmutHalilCan(Sendiren)
www.ateshirsizi.tr.cx