Orijinalini görmek için tıklayınız : Doğu Perinçek: Türkler Kıbrıs işgalcidir.


bolşevik_partizan
13.06.2007, 19:01
Canlar aksiyon dergisinde Ufuk Hiçyılmaz'ın yazısını enteresan bulduğum için bunu sizlerle paylaşıyorum. Perinçek'in dönekliğini ibretle göreceksiniz.

Siyasi tarihinde en çok “söylem” değiştiren siyasi hareket lideri kimdir, dendiğinde ilk akla gelen isimdir İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek. Siyasi hayatı boyunca dün ak dediğine bugün kara deme, dün lanet yağdırdıklarına bugün methiyeler düzme, dün dost olduklarıyla bugün düşman olabilme becerisine sahiptir kendisi... 1960’ların son döneminde başlayan siyasi kariyeri hep hüsranlarla dolu olmasına karşın hâlâ koltuğunu muhafaza etmeyi başarmasını biraz da bu becerisine bağlamak gerekiyor.


Doğu Perinçek’in devrimci solla başlayan siyasi macerasının ilk istasyonu Çin sosyalizmi yani Maoculuk oldu. Bu dönemde Türkiye’de güç kazanan Sovyet yanlısı sola yönelik sert eleştirileriyle dikkat çekti. Sol çevrelerde çıkışlarıyla adından söz ettiren Perinçek’in geniş kitleler nezdinde tepki toplayan ilk eylemi, Türkiye’nin Kıbrıs’taki Türkleri korumak için düzenlediği Barış Harekâtına yönelik açıklamaları oldu. 1990’larda yine bölücü örgütü savunan “İllegalleşen devlet en büyük terörist haline gelmiştir. Kürt illeri can pazarına dönmüştür.” açıklaması ve 2000’e Doğru dergisindeki yayınları ile halkın tepkisini toplayan Perinçek’in bu ilk çıkışının öyküsü oldukça ilginç detaylar içeriyor.

Türkler kıbrısta işgalcidir

1974’teki Kıbrıs hareketini “işgal” olarak nitelendiren Doğu Perinçek önderliğindeki Aydınlık hareketi, birçok il ve ilçede barış harekâtını kınayan salon toplantıları, korsan gösteriler, çeşitli bildiri ve afiş asma eylemleri gerçekleştirdi. “İşgale nihayet, Kıbrıs’a hürriyet”, “Kahrolsun gerici savaş” sloganları atan Perinçek hareketi, Kıbrıs Türklerinin direnişini yöneten Türk Mukavemet Teşkilatı’nı hedef alan açıklamalar yaptı. Bunun üzerine Aydınlık’ın çeşitli illerdeki büroları güvenlik güçlerince basıldı, 50 kadar kişi de tutuklandı. Ankara ve İstanbul’da bu gruba ait yayınların dağıtımı yasaklandı. Barış Harekâtı’nı Aydınlık ve Halkın Sesi dergilerinde yerden yere vuran Perinçek, daha sonra bu yazılarını kitaplaştırdı. 1976 yılında yayımlanan “Kıbrıs Meselesi” isimli kitapta Perinçek’in TSK ve Rauf Denktaş için kullandığı ifadelerle bugünkü söylemleri arasındaki zıtlık çelişki insanı şaşırtıyor. O dönemde Kıbrıs’taki Türk askerî varlığını Kıbrıslı Rumlar gibi “işgalci” olarak değerlendiren Perinçek, şunları söylüyordu: “Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgalinden sonra halkların birbirine kırdırılması, görülmedik bir noktaya ulaşmıştır. Türk işgalinin devam etmesi Yunan askerlerinin adada kalmasına neden olmakta, yeni katliam ve cinayetler için gerekli ortam yaratılmaktadır. Katliamların esas sorumlusu, Kıbrıs’ta yangınlar çıkaran iki süper devletle birlikte adadaki yabancı askeri kuvvetlerdir.” (sayfa 32)

TSK yağmacı ve işgalcidir

Perinçek’in “Bağımsızlık diye diye çiğnenen bağımsızlık” başlıklı makalesindeki üslup ise ileriki yıllarda MİT ve Emniyetin maruz kalacağı karalama yöntemlerinin ilk prototiplerini içeriyordu. Türk Silahlı Kuvvetlerini “işgalci, yağmacılığa silahlı bekçilik yapan, ABD jandarması, emperyalist” gibi ifadelerle suçlayan Perinçek ağır hakaretlerde bulunuyordu: “Bugün Kıbrıs’ta durum nedir? Yabancı ülkelerin askeri müdahale ve işgalleri sonucunda Kıbrıs’ın bağımsızlığı yok edilmiştir. Kıbrıs topraklarının neredeyse yarıya yakını Türkiye’nin işgali altındadır. Bu bölgelerde egemen olan Türkiye devletinin otoritesidir. Kıbrıs bugün Türkiye’nin altmış sekizinci vilayeti durumundadır. İki gün önce ‘bağımsız Kıbrıs’ sloganının şampiyonluğunu yapan Türkiye hükümeti Kıbrıs’ı işgal ettikten sonra ülkenin bağımsızlığa kavuşmasının önündeki esas engel haline gelmiştir.” (sayfa 33-34)

İP lideri yazılarında Kıbrıs Türk toplumunu Enosis’i gerçekleştirmek için imha etmeyi planlayan Rumlara karşı düzenlenen askeri harekâtın “emperyalist ve gerici bir karakter” taşıdığını savunuyordu. Yunanistan’ın Kıbrıs’a yönelik askeri işgal politikalarına ‘yeşil ışık yakan’ Perinçek Yunan tarafının yayılmacı tavrının “Türk Ordusunun işgalini meşrulaştırmadığını” iddia edecek kadar ileri gidiyor. Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığını İsrail’in Filistin’deki işgaliyle eş değer gören Perinçek burada oldukça enteresan bir örnek veriyor: “Türkiye hakim sınıfları, Kıbrıs’taki Türk toplumu üzerindeki baskıları ileri sürerek müdahalede bulundu. Yarın sözgelişi Türkiye’deki Kürt milliyetinin ezildiği ileri sürülerek yabancı bir devlet Türkiye’ye silahlı müdahalede bulunsa, bu müdahale haklı mı olacaktır?” (sayfa 46)

Kitapta TSK’ya yönelik eleştiriler mevcut. NATO jandarmalığı yapan Türk Ordusu’nun Kıbrıs’ı ABD emperyalistlerinin Doğu Akdeniz’de batmayan bir uçak gemisi haline getirdiği iddia edilerek, bu sayede Arap halklarına karşı siyonizmi destekleyen bir Amerikan üssünün kurulduğu ileri sürülüyor: “Kıbrıs’ın işgalinden önce Türkiye ile diğer Üçüncü Dünya ülkeleri arasında gelişen dostluk ilişkileri ağır bir darbe yemiştir. Türkiye’nin ABD emperyalistlerinin işbirlikçisi olarak Ortadoğu’da ikinci bir İsrail rolü oynaması, bölge halklarıyla dostluğu baltalamıştır.” (sayfa 51)

Faşist Denktaş bugün kahraman oldu

19 Temmuz 2004 tarihli Anadolu Ajansı bültenine göre Barış Harekatı’nın 30. Yıldönümü kutlamaları için KKTC’ye giden Doğu Perinçek burada yaptığı açıklamada bir Türk olarak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile gurur duyduklarını anlatıyordu. Doğu Perinçek, “Kendisini bütün gücümüzle, Türkiyemiz ve KKTC için destekliyoruz. KKTC devleti ve halkına desteklerimizi sunmak için bu güzel günde adamızı ziyaret ediyoruz.” diyor. Aynı konuşmasında 30 yıl önce “işgalci” dediği Türk Ordusuna bugün şükranlarını sunan Perinçek, bakın bir zamanlar Denktaş hakkında neler söylüyordu: “Kıbrıs’taki faşist Denktaş yönetimi, bu talan ve yağmayı kendi tekeline almak için kanun çıkarmak gereğini dahi duymaktadır. Cumhuriyet gazetesinin yazdığına göre, Türk birliklerinin işgali altındaki bölgede (KKTC’yi kastediyor) bir ‘Nereden buldun kanunu?’ çıkartılacaktır. Bu kanun kişisel olarak yapılan yağmayı yasaklayarak, Rumların terk ettiği mallara, Faşist Denktaş yönetimi tarafından el konulmasını sağlayacaktır. Bütün bunlar Türk Ordusu’nun silahlı bekçiliği altında yapılmaktadır.” (sayfa 65) “Nasıl Türkiye’deki sömürü, emperyalistlerin ve onların bir avuç işbirlikçisinin kasasını dolduruyorsa, Kıbrıs’taki durum da farklı değildir. Rauf Denktaş gibi emperyalist işbirlikçisi faşistlerin baskısı altındaki Kıbrıs’ın emekçileri üzerindeki baskısı devam etmektedir.” (sayfa 66)

Bugün Birleşmiş Milletler tarafından önerilen Annan Planı gibi iki toplumlu ve çoğulcu bir çözüm önerisini ülkeye ihanet olarak gören İP lideri Perinçek, 1970’lerde bugün karşı çıktıklarını savunuyordu. “Bugün özellikle Türkiye, Kıbrıs toplumlarının birlikte yaşayamayacağını ispat etmek için düşmanlığı körüklemekte ve süper devletlerin aleti olmaktadır. Çünkü Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili tezleri ve çözüm teklifleri tamamen düşmanlığı devam ettirmek temeli üzerine kurulmuştur.” (sayfa 31)

7 Ağustos 1978 tarihli Aydınlık gazetesinde başlayan “Kontrgerilla Şeflerini Açıklıyoruz” yazı dizisinde bu ilişkilerin netleştiğini anlatan Eymür’ün açıklamaları şöyle: “Perinçek ‘Kıbrıs’taki Bayraktarlık Türkiye’deki tertip ve kışkırtmaların ocağıdır’ diyor, ‘Bayraktarlığın Özel Harp Dairesi’nin Kıbrıs’taki Özel Şubesi olduğunu’ söylüyordu. Demek ki Kıbrıs’taki Türk faaliyeti birilerini rahatsız etmiş, Özel Harp Dairesi’nin milli menfaatler doğrultusunda kullanılması bu birilerini kızdırmıştı.”

Aydınlık Dergi sorumlusununun İngiliz bağlantısı

Yazı dizisinin ardından Sabahattin Savaşman’ın anılarını “Üçüncü Adam Anlatıyor” adıyla kitaplaştıran Perinçek ekibinin yollarının İngilizlerle kesişmesi sadece bununla sınırlı değil. Aydınlık gazetesinin “Haber ve Makalelerden Sorumlu Müdürü” Aydoğan Büyüközden Robert Kolej’de görevli bir İngiliz’e ait lojmanda telsizlerle ve başında perukla yakalanmıştı. Ancak Büyüközden ile İngiliz görevli arasında nasıl bir ilişki olduğu o dönemde sorgulanmadı.

Buraya kadar anlatınlar İP liderinin zikzaklar, tutarsızlıklar ve önemli kişi olma çabasıyla ülkeye verdiği zararları gözler önüne seriyor. Kendisini biraz tanıyanların aşina olduğu bu tabloda rahatsız edici tek husus devletin ilgili birimleri ve makamlarında uzun yıllar görev yapmış isimlerin böyle bir kişiliğe itibar edebilmeleri oluyor.

gencsosyalist
13.06.2007, 19:24
şaşırmamak lazım, faşizmi yaymaya çalışanların ilişkileri tek tek oraya çıkıyor.geçenlerde de alparslan türkeş in amerikayla olan ilişkisi çıkmıştı...

anadolu75
13.06.2007, 19:50
daha kac yil once apoyla birlikte pkk kampinda dolasan adam simdi ne yapiyor.
dogu perincekte tehlikelidir uzak durmak lazim.

CeZaM
13.06.2007, 20:56
dogu perincek medyadik dönegin teki! adamin ne oldugu belli degil acaba önümüzdeki günlerde hangi forma girmeye calisacak merak ediyorum dogrusu :)))

Comrat86
14.06.2007, 00:03
Geçmişte Ordu’ya ağır eleştirileriniz oldu, oysa bugün Ordu’yla birlikte görünüyorsunuz.Sizce çelişki yok mu?

Kemalist Devrim rotasındaki Orduyla her zaman beraberiz
Ordu konusundaki tavrımız açık ve tutarlıdır:
Biz, 1908 Genç Türk Devrimi’ni gerçekleştirenlerin, 31 Mart gericiliğini bastıran Harekât Ordusu’nun, Çanakkale‘de emperyalizme direnen ordunun yanındayız.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, “Genelkurmay karargâhını Alman generallerine teslim edenlerin karşısındayız. Mustafa Kemal Paşa da onları çok sert eleştiriyordu. 1916 yılı Eylül ayında Irak-Suriye cephesinden Talat ve Enver paşalara yolladığı raporu herkes okumalıdır.
Vahdettin’in Kuvvayı inzibatiyesi’nin ve Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya geçmeyi reddeden paşaların da karşısındayız. Milli Mücadeleyi bir yönüyle onlara karşı verdik.
Gazi Mustafa Kemal’in kumandasındaki Kurtuluş Savaşıyla Ezilen Dünya’ya örnek olan ordu, bizim ordumuzdur. Onunla gurur duyuyoruz.
1920 ve 30’larda Kemalist Devrim’in silahlı gücünü oluşturan Ordu’ya devrimciler olarak yürekten duygular besliyoruz.
1950’den sonra Türkiye’nin “Küçük Amerika” sürecine sokulmasıyla uygulanan NATO Konsepti’nin karşısındayız. Zaten bu sürecin Cumhuriyet Devrimi’ni yıkıma uğratan sonuçlarını görüyoruz.
27 Mayıs 1960’ta Türkiye’yi yeniden Kemalist Devrim rotasına oturtmak isteyen devrimci harekâtı gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanındayız.

Kemalist Devrime ihanet eden 12 Mart ve 12 Eylül cuntalarının karşısındayız

12 Mart ve 12 Eylül’ü gerçekleştirerek CIA’dan “bizim çocuklar” ünvanını alan, 1986 yılında Türk-islam sentezini ulusal ideoloji olarak resmen kabul eden, Kemalist Devrim’in son kalelerini tahrip eden, ayetli hadisli cihad bildirileri dağıtan, ülkeyi imam hatip ve Kur’an kursları ağıyla ören askerî cuntaların cepheden karşısında olduk. Yine Kemalist Devrim’in yıkılması şerefine kadeh kaldıran ve irticayı besleyen Çiller’in emirlerini “tak” diye yapmakla övünen Doğan Güreş’lerle karşı cephelerdeyiz.
ABD’nin kukla Kürdistan senaryolarına karşı bölge güçleriyle ittifak planları geliştirdiği için şehit edilen Org. Eşref Bitlis’leri saygıyla anıyor, 1996 sonbaharında Çekiç Güç’ü bölgeden söküp çıkaran ve CIA peşmergelerini Guam’a postalayanları selamlıyoruz.
Türkiye’nin yeniden Cumhuriyet Devrimi rotasına girmesini sağlayan 28 şubat sürecinin yanındayız.
Görüldüğü gibi, bizim Ordu konusundaki tutumumuz, açıktır, tutarlıdır ve dürüsttür. Bizim bir tek ölçütümüz var: 19. yüzyılda başlayan Milli Demokratik Devrimi’mizin güçleri içinde yer almak ya da devrimi bastırmak.
Mustafa Kemal, Büyük Nutuk’un başında Kurtuluş Savaşı’nın anahtarını şu cümleyle vermiştir: “Padişah hükümetine, Müsliminin halifesine milleti ve orduyu isyan ettirmek lazım geliyordu.” işte bizim Ordu konusundaki tutumumuzun özeti, bu cümlededir.
Biz, Küçük Amerika sistemini, tarikat-mafya rejimini kabul etmeyen, Kemalist Devrimi tamamlamada milletin hizmetine giren Ordu’yla beraberiz.

Resmi internet sitelerinden aldım.Ayrıca bu haber Fethullah destekli Aksiyon'dan alınma haber.Hic yakışmaz sonucta Fetto yerine Perincek daha iyidir kanımca.

Nesimi
14.06.2007, 01:05
MHP den daha tehlikeli bir parti. Şahsen İP ve MHP olsa ve mecbur birinden birini seçmemiz istense MHP yi seçerdim nede olsa özü sözü bir adamlar yılalrdır aynı. İP ise sürekli değişiyor. Ayrıca sonradan ideoloji değiştirenler daha tehlikelidir :)



Umarım kardeşce bir arada yaşarlar kıbrısı tümüyle türklerin saymakda, rumların saymakda bu aşamada yanlış olur. Barış olması daha faydalı hem Türkler hem Rumlar için bundan başka çözüm yok.

sausen
14.06.2007, 01:15
Merhaba Canlar,

Bu yazının altına gönül ferahlığıyla imzamı atarım.
Zaten bu şahsın ne olduğunu biliyordum.
Bu yazılarla birlikte tam kişiliği ortaya çıkıyor.
Umarım bu şahsın yandaşları da gerçeklerin farkına varır.

ÖzgürEfe
14.06.2007, 04:26
Doğu Perinçek için söylenebilecek ne var bilemiyorum. Çünkü yıllardır bir şeyler için çabalıyor ama ne için onu söylemek zor. Anlam vermeye çalışıyorum hiç bi şey çıkartamıyorum. Ne yapmaya çalışıyor...

okyanus
22.06.2007, 10:27
döneklerin kralı:cursing:

anadolu75
22.06.2007, 20:34
bu adam bahceli ve tayyipdende tehlikeli olmaya basladi.yaptiklariyla iscilerimizi satiyor resmen.bunlar mhpyle koalisyonda kurarlar yakinda kimbilir.

devrimciyol
22.06.2007, 22:13
Perinçek dönek değil. Ona dönek demek iltifat olur. O döne döne pervane oldu.

garcia
13.08.2007, 16:28
şimdi forumdaki hızlı ipliler ne diyecekler merak ediyorum.bence doğu perinçek'i değilde,oturup kendilerini yargılasınlar,nasıl bir adamın peşinden gittiklerine dair.adam resmen papaz gapon'nun rusya'da oynadığı rolü oynuyor.gerçi ipliler diğer topiklerde, sunduğumuz bütün delillere rağmen,sessiz kaldılar.hani kahramanca atılıp,yel değirmenlerine saldıran ipliler varya(kimse kusura bakmasın böyle hitap edilebilir olnlara mhp'lilerden daha tehlikeli olarak görüyorum onları)sesleri,solukları kesildi arkadaşlar.günlerdir,kendilerini savunacak demagojik bir mesaj yazamadılar...

dede
02.09.2007, 00:38
Dogu perinceki tartısmak onun önemli biri oldugunu hissettirir gerek yok ne oldugu belli