Orijinalini görmek için tıklayınız : Şair Çeketli Çocuk...


sausen
19.06.2007, 14:49
Merhaba Canlar,

25 Haziran yaklaşıyor ve Kazım Koyuncu'yla ilgili her şeyi burda paylaşalım.
Şair çeketli çocuğu unutmayalım...
Karadeniz'in hırçın dalgası her zaman yüreklerdesin...

Kazım Koyuncu Hayatı Yaşamı Biyografisi

Karadeniz müziği, Anadolu Rock, nitelikli müziğe inanlar, önemli bir ismi en verimli olabileceği dönemde yitirdi. Otuz üç yaşındaydı Koyuncu; yıllardır müziğin içinde olmasına karşın 2000'li yıllarda Gülbeyaz, Sultan Makamı gibi televizyon dizilerine yazdığı müziklerle ünlenmişti.


Karadeniz'in hırçın çocuğu diyorlardı ona; demokrasi adına atılan bir çok adımda müziğiyle, fikirleriyle yer alıyor; Fırtına Deresi'ne yapılacak santrali protestodan, insan hakları ihlallerine karşı çıkmaya kadar bir dolu etkinliğe destek veriyordu.


Müzikte de, birkaç halk müziği sanatçısının tekelinde kalmış Karadeniz bölgesinin müziğini, evrensel normlarda yayımlamayı deneyerek, önemli çıkış yapmıştı.


1972 Artvin/Hopa doğumlu Koyuncu, yirmi yaşında Dinmeyen adlı müzik grubu'na katılmış, 1993'de Mehmedali Barış Beşli ile, Lazca müzik yapmak amacıyla Şuku grubunu kurmuştu. İki arkadaş bir yıl sonra aralarına İlhan Karahan ve Metin Kalaç'ı da alarak grubun adını Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) dönüştürmüş ve 1995 başında Va Mişkunan (Bilmiyoruz) albümüyle Lazca rockın ilk örneğini vermişti. Lazcayı yaşatmak amacıyla Lazca rock yapıyorlardı. Plak şirketleri ise bu soundu 'Soft Laz Rock' diye tanımlıyordu.


O günlerde grup elemanları Lazca dilinin yaşatılmasına rock yoluyla katkıda bulunmayı amaçladıklarını, rock müzikteki dinamizmle yöre insanının enerjisinin örtüştüğünü görünce heyecanlandıklarını anlatıyor, Lazca'nın rockın sert söyleyişine de uygun olduğunu belirtiyorlardı.


Dört yıl içinde Zuğaşi Berepe, kamuoyuna pek yansımasa da önemli işler yaptı ve konserlerle hedefini gerçekleştirmeye çalıştı. Bu etkinliklerden Brüksel konseri sırasında canlı kayıt edilen parçaları, kısıtlı sayıda bastırdıkları Bruxel Live (1998) adlı albümde bir araya getirdiler.


Gruptaki eleman sayısı arttıkça müzikal yapı da güçlenmişti. Kazım Koyuncu (vokal, akustik gitar), Cafer İşleyen (bass, vurmalılar, flüt), Gürsoy Tanç (elektrikli gitar), Uğurcan Sezen (klavye), Zülküfil Murat Dilek (davul), Metin Kalaç (kayıt) Lazcayı yaşatmanın yanında aşk şarkılarına katılan sert söylemli yapıtlar ve modern rock anlayışı üzerine oluşturdukları çizgiyle de kabul görmeye başlamışlardı.


Zuğaşi Berepe, Va Mişkunan albümünden dört yıl sonra İgzas (Gidiyor) adlı albümüyle bu çabayı listelere taşıdı. Yedi Lazca, bir Hemşince, bir de Türkçe sözlü parçadan oluşan albümün müzikal zenginliği, rockın çeşitli tonları arasında akıllıca gidip gelen sounduyla 1998'in en iyi yerli yapıtlarından biri oldu. Lazca'nın öne çıktığı kültürel bir misyonun yanında sıkı bir rock albümü özelliği de taşıyordu İgzas (Parçaların Türkçe anlamları kapakta verilmişti). Bu albümde Kazım Koyuncu (vokal, gitar), Cafer İşleyen (bass, vurmalılar, flüt), Gürsoy Tanç (gitar), Uğurcan Sezen (tuşlular), Zülfikil Murat Dilek (davul), Mahmut Turan (tulum), Metin Kalaç (kayıt), Mehmedali Barış Beşli'den (vokal) oluşan grubun, doğayı katledecek Çamlıhemşin'deki Fırtına Deresi'nin üzerine yapılacak santrale karşı kampanyayı desteklemesi de İgzas'ın diğer bir özelliğiydi.


Grup 2000'lerin başında dağılınca, kuruculardan Kazım Koyuncu yoluna tek başına devam etmeyi kararlaştırdı ve solo albümleri Viya (2002) ile Hayde'yi (2004) yayımladı. Anadolu Rock'a kayan soundla ürettiği müziği kısa sürede büyük ilgi görüp, yaptıkları geniş kitlelere tam ulaşmaya başlamıştı ki hastalandı Koyuncu. Akciğer kanserine yakalanmıştı.


Pes etmiyordu; tedaviyi sürdürürken Trabzonspor için marş bile yazmıştı. Ancak günden güne direnci zayıflıyordu; adına düzenlenen konsere çıkamamıştı. Sonunda 25 Haziran tarihinde ajanslardan şöyle bir başlık düştü: 'Karadeniz'in genç sesi sustu'

Alıntı:www.diyadinnet.com

sausen
19.06.2007, 14:55
Her şey gidiyor bu coğrafyadan ama bir anılar kalıyor.
Senden bize kalan dido, tsira ve diğerleri.
Birde gülüşünün hiç solmadığı bu fotoğraflar...

MısriKız
19.06.2007, 16:18
Kazım koyuncu konser-hayde (http://www.youtube.com/watch?v=hvhjhrbm0ys)

Koyverdin gittin beni konser (http://www.youtube.com/watch?v=_B7Hrz82N8c)

Didou nana konser (http://www.youtube.com/watch?v=Xw4hBcXlTBA)


http://img525.imageshack.us/img525/5167/kazimishigzasvorert2007eq8.jpg


Denizin çoçuğu unutmadık seni...

Volcano
19.06.2007, 16:26
Yaşarken pek çoğumuz için yaşanacaksa böyle yaşanmalı dedirtmiştin. Doğduğun topraklar gibi üretken, zengin; karadeniz gibi hırçın, asi, uzlaşmaz...

Öldüğünde de yine ölünecekse böyle ölünmeli dedirttin. Acısına, diline, ezilmişliğine ortak olduğun herkes, türkülerini haykırdığın, denizlerinden dağlarına selam götürdüğün herkes oradaydı. Binlerce kişi hem ağlıyor, hem şarkılarını seninle son kez söylüyor, hem de ölümüne sebep olanlara öfkesini haykırıyordu. Binlerce kişi cansız bedeninin arkasında bir yandan ölümsüzlüğünü; bir yandan da, senin de yaşamın boyunca şarkısını söylediğin halkların kardeşliğini haykırıyordu.

Yaşamın devrimci bir duruştu, dilleri, türküleri yasaklayanlara karşı, yasaklıların yanında...
Yaşamın devrimci bir duruştu, işgalcilere karşı, özgürlük için direnenlerin yanında...
Yaşamın devrimci bir duruştu, sömürenlere, ezenlere karşı, “başka bir dünya mümkün” diyenlerin yanında...
Yaşamın devrimci bir duruştu, ölümün karşısında...

Harbiye’de, seni sahnede son kez görmeye gelen binler Çernobil’e, ardından çay içen ve “bana bir şey olmuyor” diyen bakana, ölümü, öldürmeyi bir devlet politikası haline getirenlere lanetler okuyordu. Bunların hiçbiri yansımadı tabi ekranlara. Binlerce kişinin ardına neden ve nasıl dizildiğini anlatmadılar, nasıl binlerce kişinin sesi olduğunu, lazca türküleri, horonları herkesin hep bir ağızdan nasıl söyleyebildiğini hiç anlatmadılar. Bu ülkede yaşayan Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Lazların, Çerkeslerin, Rumların ve hepsinin seni niye bu kadar sevdiklerini ve sahiplendiklerini anlatmadılar.

Çünkü yaşamın devrimci bir duruştu ölümün karşısında...

Bir gecede toplanan binlerce insan Harbiye’den Taksim’e kadar kimi ellerini açmış dua ederek, kimi sessiz ağlayarak, kimi şarkılarını söyleyerek uğurladılar seni. Tüm Anadolu halkları, kendi dillerinde ağıtlar yaktılar ardından. Türkler, Kürtler, Ermeniler, Lazlar, Çerkesler, Rumlar ve hepsi, sana, yaşamına, umutlarına, unutmamaya, yeşile, maviye, özgürlüğe, kardeşliğe, barışa, devrime sahip çıktılar. “Güzel günler”i seninle birlikte göremeyecek oluşlarına ağladılar.

Sesi dumanlı, yüreği dalgalı, aklı mavi, yaşamı binbir yeşil Kazım;
Koyverdun gittun bizu...

bolşevik
19.06.2007, 16:34
Bir şiiri vardı, 14 yaşımdaydım, diyor, çernobilin ardından yağan yağmurun suyundan içmiş, onu anlatan...Onu yazacaktım; ama hepsini hatırlamıyorum...

Ölümünden bir gün önce, konsere yine o hınzır çocuk halimle çıkacağım deyip yine de umudunu koruyan güzel yürekli insan...
Konser günü de çıkıyor sahneye; ama derin bir uykuya daldığı sandalıyla...
Unutmadık onu, nasıl unuturuz Karadeniz'in hırçın çocuğunu...

İşte gidiyorum, bir şey demeden
arkamı dönmeden, şikayet etmeden
hiçbir şey almadan, bir şey vermeden
yol ayrılmış görmeden
Gidiyorum...
Ve gitti...

Volcano
23.06.2007, 14:22
2002 ve 2003 yıllarında Sarıgazi Festivalinde bulunmuştu.İzlemek isteyenler için:

http://www.youtube.com/watch?v=WMjnAIoVYSU

Bu da 2002 yılındaki

http://www.youtube.com/watch?v=zk7lYkd10SU