tykhe
23.06.2007, 15:27
Başta Nazım Hikmet, Ahmet Kaya, Yılmaz Güney ve sürgünde ölen ve halen yaşayan diğerlerine ithaf edilmiştir...
"edirne kapısı zordur geçilmez,
uzaktır memleket kolay gidilmez,
dağda açan çiçek şehirde büyümez;
koyma beni buralarda gözünü seveyim,
zincir vurma yüreğime bırak döneyim."
Ahmet Kayanın sesinden bu dizeleri her dinlediğimde içimi garip bir yalnızlık duygusu yıkar geçer.. Oysa ben Edirne kapısının geçilmezliğini hiç bilmem. Peki neden benide yakar bu gurbetlik türküsü?..
http://img102.imageshack.us/img102/3811/akayadh5.jpg (http://imageshack.us)
Belki o gün ödülünü aldıktan sonra teşekkür edip yerine otursaydı yaşadıklarının hiçbiri yaşanmayacaktı. Ama O her zamanki gibi bildiklerini okudu. “Kürtçe kaset yapacağım, Kürtçe klip çekeceğim” dedi. Sonuna da ekledi: “Ve bunları yayınlayacak cesaretli insanların olduğunu da biliyorum”
Ahmet Kaya sırf Kürtçe bir şarkı söyleyip klip çekeceğim dediği için linç edilmekten son anda kurtulup bir sabah çıkıp "Kendi Özyurdumdan Çeker Giderim" dedi ve gitti uzaklara.. ve o yabancı topraklarda..
"MEMLEKET HASRETİ
Giderim buralardan
Giderim bir gece vakti
Umurunda olmaz bilirim
Ya beni sararsa
Memleket hasreti
Bağırsan duyamam ki
İstanbul'da değilim ki
Çağırsan gelemem ki
Varna'da değilim ki
Uzaklardayım
Ben bende değilim ki
Ya beni sararsa
Memleket hasreti"
diyerek bir hasretliğe imzasını attı ve o toprakda 16 Kasım 2000 de o koca kalbinin bile taşıyamadığı bir hasret türküsüyle gözlerini kapadı. Mezarı halen Paris de... Halen bir memleket özlem var...
Tanımadığı bir ülkenin topraklarına gömüldü. Kendi değimiyle artık bacağı kırık mangalını yakamayacak, dostlarıyla rakı içemeyecek, doğduğu toprakları bir daha göremeyecek. Bir daha şarkı söyleyemeyecek. "Ben öldüğümde kimse memleketimi sevmediğimi söylemesin.. Ve ben de bu ülkeyi Edirne’den Ardahan’a kadar çok sevdim (şehrinin birinde 37 yıldızlı bir otel yanmış olsa bile...)" diye vasiyet etti..
Yılmaz Güney, 1972'de, Mart'ın 16'sında hakkında açılan bir dava nedeniyle tutuklandı. Yapılan mahkeme sonucu 10 yıl ağır ceza hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. 1974 Eylülü'nde, bir cinayet olayına adı karıştı ve on dokuz yıl mahkum edildi.Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. 13. sayıdan itibaren ülkede ilan edilen sıkıyonetimin sonrası dergisi kapatıldı ve hakkında yazdıklarından ötürü on ayrı dava acıldı. İstenen ceza toplamı yüzyıl idi. 1981 Ekiminde izinli olarak çıktığı İsparta Cezaevi'ne bir daha dönmeyerek yurt dışına çıktı.
"Eskiden bilmezdim yalnizligi
Bir agaç nasil yalniz degilse ormaninda
Bir çiçek kendi dalinda
Eskiden bilmezdim yalnizligi
Yalnizligin içinde
Simdi yalniz, yalniz miyim
Kopuk muyum dalimdan
Uzaginda mi kaldim ormanin"
http://img115.imageshack.us/img115/1327/ygsw1gu7.gif (http://imageshack.us)"
ARKADAŞ
Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş...
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş...
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce elele...
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş... "
ve o da memleket hasretiyle yana yakıla bir şekilde 9 Eylül 1984 de Kansere yenik düştü.. onunda mezarı halen Parisde ve halen özlüyor memleketini...
Ve Nazım Hikmet, yıllarca hapislik yattı bu ülkede.. "Vatan Haini" dendi kendisine.. oysa onu diyenler Nazım kadar sevmediler bu ülkeyi ve bu ülke halklarını. O da diğerleri gibi sürgünde Moskovada, 3 Haziran 1963 de vücudunu saran kansere yenilerek ve hasret çekerek göçüp gitti..
http://img102.imageshack.us/img102/3169/50716937gt3.gif (http://imageshack.us)
ardında şu vasiyeti bıraktı
VASİYET
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
Ölürsem kurtuluştan önce yani,
Alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
.................................................. .....
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani....
Vasiyet bu ama halen Nazım Moskovada bir anıt mezarda uyuyor. Anadoluda bir çınarın gölgesine hasret bir şekilde...
Bu isimler hepimizin bildiği kişilerdir.. kimbilir daha isimsiz kaç kahraman sürgünde yalnızlıklarıyla parçalanarak öldüler.. Peki nedir sürgünde ölmek? Nasıl bir duygu yakar insanın içini? Vatan özlemi nedir?
Bunları yaşayanlara sormak gerek diye düşündüm.. içimizde kaç kişi yıllardır gelemiyor bu ülkeye ve hasretlik çekiyor?
"edirne kapısı zordur geçilmez,
uzaktır memleket kolay gidilmez,
dağda açan çiçek şehirde büyümez;
koyma beni buralarda gözünü seveyim,
zincir vurma yüreğime bırak döneyim."
Ahmet Kayanın sesinden bu dizeleri her dinlediğimde içimi garip bir yalnızlık duygusu yıkar geçer.. Oysa ben Edirne kapısının geçilmezliğini hiç bilmem. Peki neden benide yakar bu gurbetlik türküsü?..
http://img102.imageshack.us/img102/3811/akayadh5.jpg (http://imageshack.us)
Belki o gün ödülünü aldıktan sonra teşekkür edip yerine otursaydı yaşadıklarının hiçbiri yaşanmayacaktı. Ama O her zamanki gibi bildiklerini okudu. “Kürtçe kaset yapacağım, Kürtçe klip çekeceğim” dedi. Sonuna da ekledi: “Ve bunları yayınlayacak cesaretli insanların olduğunu da biliyorum”
Ahmet Kaya sırf Kürtçe bir şarkı söyleyip klip çekeceğim dediği için linç edilmekten son anda kurtulup bir sabah çıkıp "Kendi Özyurdumdan Çeker Giderim" dedi ve gitti uzaklara.. ve o yabancı topraklarda..
"MEMLEKET HASRETİ
Giderim buralardan
Giderim bir gece vakti
Umurunda olmaz bilirim
Ya beni sararsa
Memleket hasreti
Bağırsan duyamam ki
İstanbul'da değilim ki
Çağırsan gelemem ki
Varna'da değilim ki
Uzaklardayım
Ben bende değilim ki
Ya beni sararsa
Memleket hasreti"
diyerek bir hasretliğe imzasını attı ve o toprakda 16 Kasım 2000 de o koca kalbinin bile taşıyamadığı bir hasret türküsüyle gözlerini kapadı. Mezarı halen Paris de... Halen bir memleket özlem var...
Tanımadığı bir ülkenin topraklarına gömüldü. Kendi değimiyle artık bacağı kırık mangalını yakamayacak, dostlarıyla rakı içemeyecek, doğduğu toprakları bir daha göremeyecek. Bir daha şarkı söyleyemeyecek. "Ben öldüğümde kimse memleketimi sevmediğimi söylemesin.. Ve ben de bu ülkeyi Edirne’den Ardahan’a kadar çok sevdim (şehrinin birinde 37 yıldızlı bir otel yanmış olsa bile...)" diye vasiyet etti..
Yılmaz Güney, 1972'de, Mart'ın 16'sında hakkında açılan bir dava nedeniyle tutuklandı. Yapılan mahkeme sonucu 10 yıl ağır ceza hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. 1974 Eylülü'nde, bir cinayet olayına adı karıştı ve on dokuz yıl mahkum edildi.Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. 13. sayıdan itibaren ülkede ilan edilen sıkıyonetimin sonrası dergisi kapatıldı ve hakkında yazdıklarından ötürü on ayrı dava acıldı. İstenen ceza toplamı yüzyıl idi. 1981 Ekiminde izinli olarak çıktığı İsparta Cezaevi'ne bir daha dönmeyerek yurt dışına çıktı.
"Eskiden bilmezdim yalnizligi
Bir agaç nasil yalniz degilse ormaninda
Bir çiçek kendi dalinda
Eskiden bilmezdim yalnizligi
Yalnizligin içinde
Simdi yalniz, yalniz miyim
Kopuk muyum dalimdan
Uzaginda mi kaldim ormanin"
http://img115.imageshack.us/img115/1327/ygsw1gu7.gif (http://imageshack.us)"
ARKADAŞ
Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş...
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş...
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce elele...
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş... "
ve o da memleket hasretiyle yana yakıla bir şekilde 9 Eylül 1984 de Kansere yenik düştü.. onunda mezarı halen Parisde ve halen özlüyor memleketini...
Ve Nazım Hikmet, yıllarca hapislik yattı bu ülkede.. "Vatan Haini" dendi kendisine.. oysa onu diyenler Nazım kadar sevmediler bu ülkeyi ve bu ülke halklarını. O da diğerleri gibi sürgünde Moskovada, 3 Haziran 1963 de vücudunu saran kansere yenilerek ve hasret çekerek göçüp gitti..
http://img102.imageshack.us/img102/3169/50716937gt3.gif (http://imageshack.us)
ardında şu vasiyeti bıraktı
VASİYET
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
Ölürsem kurtuluştan önce yani,
Alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
.................................................. .....
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani....
Vasiyet bu ama halen Nazım Moskovada bir anıt mezarda uyuyor. Anadoluda bir çınarın gölgesine hasret bir şekilde...
Bu isimler hepimizin bildiği kişilerdir.. kimbilir daha isimsiz kaç kahraman sürgünde yalnızlıklarıyla parçalanarak öldüler.. Peki nedir sürgünde ölmek? Nasıl bir duygu yakar insanın içini? Vatan özlemi nedir?
Bunları yaşayanlara sormak gerek diye düşündüm.. içimizde kaç kişi yıllardır gelemiyor bu ülkeye ve hasretlik çekiyor?