Orijinalini görmek için tıklayınız : Batmanda bir intihar daha...


iusjure
24.06.2007, 10:53
Nuran Uca, yıllardır kadın intiharlarının gündemden düşmediği Batman'da bir öğretmendi. 14 Haziran 2007 günü ailesiyle birlikte oturduğu evinin banyosunda anten kablosuyla asılmış bir halde bulundu. Son altı ayda dokuz kadının intihar ettiği kentte, kadınların töre, namus gibi nedenlerle baskı gördüğü hatta intihara sürüklendiği yaygın bir iddiaydı. Genç öğretmenin ölümünden sonra ismini açıklamayan bir yakınının bazı internet sitelerine gönderdiği mektupta, 25 yaşındaki Uca'nın da bir töre cinayetine kurban gittiği öne sürüldü. Emniyet soruşturduğu iddialarda bir sonuca ulaşamadı. İddiaları yalanlayan Uca ailesiyse acılarının ikiye katlandığını belirtiyor.
Nuran Uca, 25 çocuklu, kalabalık bir ailede büyümüştü. Babasının annesi dışında bir karısı daha vardı. O doğduğunda yaşlı olan babası, kısa süre sonra öldü. Yakınının yazdığı mektuba göre; babasının ölümünden sonra annesi ve kardeşlerinden sürekli şiddet görmeye başladı. Mektupta şunlar yazıyordu: "Babası hayattayken, Nuran yaşam doluydu. Fakat babası öldükten sonra, Nuran için kâbus yılları başlamıştı. Annesinin ve kardeşlerinin dayakları, hakaretleri Nuran'ın yaşamının doğal bir parçası haline geldi."

Bursla okudu
Nuran, içinde bulunduğu zor koşullara karşın Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü'nü kazandı. Ailesi okumasına da karşı çıktı. Yine de üniversiteye kaydını yaptırdı. Ailesinden para almıyor, burslarla okuyordu. Tatillerde Batman'a döndüğünde yine ailesinden şiddet gördü. Okulunu üçüncülükle bitirdikten sonra Batman'a geri döndü. Ek ders karşılığı 19 Mayıs İlköğretim Okulu'nda resim öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Mektubu yazan kişi Nuran'ın okulda çalışmaya başlamasından sonra psikolojik olarak rahatladığını söylüyordu.


Annesi geç kalınca kızıyordu
Mektupta yazılanları birlikte çalıştığı öğretmen arkadaşları da doğruluyordu. Okulun idarecileri Nuran'ın öğrencileri tarafından çok sevildiğini, işini çok sevdiğini anlattı. Ancak okulun son ziliyle birlikte koşar adım eve gitmesi arkadaşlarının dikkatini çekmişti. Onlara annesinin geç geldiğinde kızdığını söylemişti. Kazandığı az miktardaki paranın hepsini annesine verdiğini de anlatmıştı. Mektubu yazan arkadaşının anlatımlarına göre evdeki dayak sürüyordu: Bir gün yanıma geldi. "Bu yaşıma geldim, öğretmen oldum, ekmeğimi kazanmaya başladım ama hâlâ ailemden dayak yiyiyorum'' diyor ve ağlıyordu.
Bu baskılara, sürekli üzerine yüklenen ev işlerine karşın Kamu Personeli Seçme Sınavı'na hazırlanıyordu. Bu yüzden okuldan istifa etmek istedi ancak ailesi buna da izin vermedi.


Mutluluğu sevgilisinde buldu
Nuran, bu sırada başka bir okulda çalışan bir öğretmenle tanıştı. Birbirlerini seviyorlar, evlenme planları yapıyorlardı. Arkadaşları, Nuran'ın mutsuz, karamsar halinin yavaşça silinmesini izledi. Bir arkadaşına ailesinden görmediği sevgiyi, erkek arkadaşından gördüğünü söylemişti. İlişkilerini gizli yaşıyorlar, genellikle sadece telefonla görüşüyorlardı. Annesi bir gün telefonla konuşurken onu duydu. Ağabeylerine ve kardeşlerine haber verdi. Mektupta anlatılanlara göre; o gün, feci şekilde dövüldü, 'bekâret kontrolü'ne götürülmek istendi. Bir odaya kapatıldı. Çıkmasına izin verilmiyor, yemeklerini bile bu odada yiyordu. Cep telefonunu da elinden aldılar. Bir süre Siirt'te yaşayan ablasının yanında kaldı ama tekrar geri gönderildi.
Mektubu yazan arkadaşı ölümünden iki-üç hafta önce son kez kendisini telefonla aradığını anlatıyordu: "Nuran, bir bahaneyle evden kaçarcasına çıkmış ve erkek arkadaşını aramış.
O gün, beni de ankesörlü telefondan aramıştı. Nuran'ın sesini o gün son kez duyacağım, aklımın ucundan geçmezdi... Bana o gün, 'annem, erkek arkadaşımı duyduktan sonra daha bir canavarlaştı. Bana, türlü işkenceler yapıyor. Bu gece annem aşiretini toplayıp, hakkımda karar vereceklermiş' dedi."


Aileler de kabul etti
Nuran, 14 Haziran'da annesiyle birlikte kaldığı evin banyosunda televizyon anten kablosuyla asılmış halde bulundu. Polis incelemesinde ulaşılan bilgiler, mektupta öne sürülenlerle örtüşüyordu. Telefon kayıtlarını inceleyen polis, erkek arkadaşıyla görüşmelerini tespit etmişti. Erkek arkadaşı verdiği ifadede, iki ailenin de evlenmelerine izin vermediğini, birbirlerini çok sevdiklerini anlatıyordu. Aileler de ilişkiye karşı çıktıklarını ifadelerinde söylemişti. Nuran'ın, ailesinin şiddetine maruz kaldığı yönündeki iddialar da polise ulaşmıştı. Polis, daha önce bu konuyla ilgili bir şikâyeti ve hastane raporu olup olmadığını araştırdı, yoktu. Otopside vücutta darp izlerine rastlanmadı. Ancak erkek arkadaşının olduğunun öğrenilmesinin ardından baskıya maruz kaldığı aşikârdı. Bir emniyet yetkilisi, "Baskıya maruz kalmış, intihara yönlendirilmiş olabilir. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda bu yönde bir bulguya ulaşılamadı. Bu konuda aileden bir kişinin itirafı yok. Cinayet olduğunu düşündürecek bir bulgu da yok" diye konuştu.


'Ay parçamı kaybettim'
Nuran'ın ölümüyle ilgili konuşmak istediğimiz ancak ulaşamadığımız Uca ailesi yaşadıklarını dün Batman Çağdaş gazetesine anlattı. Anne 67 yaşındaki Şefika Uca iddialarla acısının ikiye katlandığını söyledi: "Ben ay parçamı kaybettim. Onları yazan Allahından bulsun, bir haftadır Nuran'ın mezarına her gün çiçek bırakıyoruz. Okula gidip gelmesinde saat tutuyormuşum... Burslardan gelen paralarına el koyuyormuşum... Bu kadar yalan atanların hiç mi vicdanı sızlamıyor. Benim kızımın erkek arkadaşı da olabilir. Ancak ona bu tür muamele yapmamız mümkün mü, hele işkence? Biz aydın bir aileyiz. Eşim Sadık, TPAO emeklisiydi. Atatürk'ü seviyordu. Bir oğluma Erdal İnönü'nün adını verdi. Bir başka oğluma da Mustafa Kemal vermişti. Küçük kızımız Nuran'ın okuması için her türlü fedakârlığı gösterdik."
Nuran'ın üniversitede okuyan kardeşleri de üzgün: "Bizden uzaklaştığı için kendimizi biraz suçlu görüyoruz. Keşke bize açılabilseydi. Erkek arkadaşının olmasını doğal karşılıyoruz. Biz feodaliteden uzak bir aileyiz. Garzan dağı çevresinde topraklarımız var. Kardeşimizin burs parasına hiç bakar mıyız? Nuran'ı aramızda ayıran tek neden KPSS sendromuydu."
Uca ailesinin iddialarının yer aldığı Batman Çağdaş Gazetesi'nin internet sitesindeki bir yorumdaysa aile yalanlanıyordu "Olaydan bir hafta on gün önce böyle bir şey olacağını sezmiştik. Kız arkadaşım Nuran'ın şiddet gördüğünü gözleriyle görmüş."


İstatistiklere bir ek daha
Dünyada intihar edenlerin içinde kadınların oranı yüzde 25 iken Batman'da bu yüzde 75. İntihar oranının yüksekliğinin nedeni uzun süre araştırılmış, sosyal olgularla belirli yanıtlar bulunmuştu. Batman'daki kadın örgütleri, töreye göre ölüm kararı alınan kadınların, intihara zorlandığını ya da öldürülerek intihar süsü verildiğini öne sürmüştü. Nuran öğretmen de sorularla dolu bir ölüm olarak Batman'daki intihar istatistiğinde bir rakam oldu.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224987 den alıntıdır

Canan1
24.06.2007, 11:04
Günaydin,
bu haberi okuduktan sonra tühlerim ürperdi....Haberlerde izliyorum ve kendime soruyorum, neden halen bu zamanda kadin olmak cok zor, helede Doguda.
Bence aile sorumlu, zaten kizin bu tür hastaliga gelmesinin nedenide olmali.....


Saygilar
Canan

ankh
24.06.2007, 11:58
Yazıkkk nutkum tutuluyor hemde bir öğretmen herşeye rağmen okumuş her zorluğun üstesinden gelmiş ama işkence pisikolojik baskı bile yeter bir insanın hayatından vazgeçmesine ki oda muğlak bir soru şeklinde. Doğuda yaşayan kadın ve erkeklere yazık çok yazık hala namuslarını bacak aralarına sıkıştırıp insanlıklarını unutmuşlar. Değişirmi acaba diye bir umut geçse bile içimden inanın zor geliyor hep eski toplumlardan gelen kol kırılır yen içinde kalır mantığı devlet el atsa bile bunun değişmesine o insanlar buna inanmadıkları için çok zor o umudu beslemek bile yalan gibi geliyor beğenmediğimiz töre dizileri bile küçücük bir kesiti oradaki yaşanılanlara kızıyorum ama seyredince inanın gerçek payı çok fazla her intihar her katliam aklıma getiriyor o dizileri. Hepsi bir dizi senaryosu gibi allah o törelerin doğruluğunu içinde barındıran herkesin yüreğine insanlık tohumları serpsin.

esme
24.06.2007, 13:17
işte eğitim sorunumuz mesele nuranın haberini baz alarak şunu söylemek istiyorum belki intihar belki cinayet asıl tartışılması gereken benim fikrimce eğitim hani canım ülkemde fırsat eşitliği neden güneyde yada batıda okullar varken
(cami kadar olmasada yetersizde olsa)uc noktalarda hadi ondan vazgeçtim tam doğuya hizmet gitmiyo güney doğunun hali acınılası değil mi?kadına şiddete ve töreye karşı en büyük silah eğitimken neden hala ısrarla kadın sığınma ewleri yada iş öğretme kursları açılıyor onlarda lazım ama neden ortadan kalkmadıkça ne kadın sığınma ewleri yetecek nede kadın dernekleri töre cinayetleri yasalarda dahi hafifletici neden olarak görülüyorken yada namus tanımı hala kadına yükleniyorken okullarımızda dahi ahlaki değerleri insan onurunu çocuklarımıza empoze etmek yerine.ezberci düz mantığı yada arebeks kültürü empoze ediyorsak aslında batıdada okulumuz olduğu halde vahim durumdayız bakınız aşk cinayetleri yada intiharları altında yatan neden kadın namus önce benimse sonra benim yoksa toprağın yada okullarda empoze edilen arebeks kültür kadına bakış açısı biraz şovanistlik olarak algılayanlarınız olacaktır belki ama lütfen yanlışsa söyleyin dedelerimize nenelerimize bakın gene kadına eğitim hakkını söz hakkını veren ve zayıf olarak görüpte fiziki siddete maruz bırakmayan bir kültürümüz var alevi kültürü gerçektende insana insan değeri veren bir kültür diye düşünüyorum .ben konuyu farklı boyutuyla ele aldım yoksa vah vah ah ah demenin bize hiç faydası olmadı bence bu noktaya gelen olayların nedenlerini irdelemek daha yapıcıdır.saolun.

sausen
24.06.2007, 13:45
Merhaba Canlar,

Haber oldukça vahim bir gerçeği birkez daha gözler önüne seriyor.
Bu kaçıncı bilmiyorum ama bir gerçek.
Töre cinayetlerinden çekinen aileler zorla intihara sürüklüyor.
Kaç kitaba, kaç filme ve kaç makaleye konu olan bu durum yaşanıyor.
Artık bir şeyler yapılmalıdır.
Gencecik kızlar kurtarılmalıdır.

iusjure
24.06.2007, 17:29
Bence kendi yetişmiş insanlarını elinde tutamayan, yok eden bir toplum gelişemez.Bu "muhafazakarlık" olarak da tanınlanamaz.
Bu doğrudan toplumun kendi kendisini yok etmesidir.
Yetişmiş insanlarını özellikle de öğretmenlerini yaşatamayan bir bölge bugün Güneydoğu ne yazık ki.
Umarım değişir diyeceğim ama pek bir inancım kalmadı artık.

EREN izm
24.06.2007, 18:23
Merhaba Canlar,

Haber oldukça vahim bir gerçeği birkez daha gözler önüne seriyor.
Bu kaçıncı bilmiyorum ama bir gerçek.
Töre cinayetlerinden çekinen aileler zorla intihara sürüklüyor.
Kaç kitaba, kaç filme ve kaç makaleye konu olan bu durum yaşanıyor.
Artık bir şeyler yapılmalıdır.
Gencecik kızlar kurtarılmalıdır.

evet abim katılıyorum sana. :001_unsur