Orijinalini görmek için tıklayınız : İşte yaşadığımız ülke :((
alevi_siyah 25.06.2007, 17:42 50 yılda klasik tanklı-tüfekli, muhtıralı, balans ayarlı, post-modern, e-muhtırah olmak üzere siyasete 5 adet asker müdahalesi ve kayda geçmemiş nice müdahaleli bir demokrasinin bulunduğu bir ülke,
Herkesin şikâyet ettiği "darbe sahibinin bile artık savunmadığı" ama kimsenin de ciddi olarak değiştirmeye kalkmadığı bir anayasa ile yönetilen bir ülke,
İrlanda'daki oranı yüzbinde 4 olan bebek ölüm oranının yüzbinde 49 olduğu bir ülke,
Birleşmiş Milletler insani gelişmişlik sıralamasında 177 ülke arasında 92. sırada olan bir ülke,
İş kazalarında Avrupa'da 1., dünyada ise 3. sırada olan bir ülke,
9-15 yaşındaki çocukların sigortasız,güvencesiz günde 14 saat, haftalık 20 ytl karşılığında çalıştırılabildiği bir ülke,
Ekonomisini 17 kez stand-by imzalayıp yani 17 kez IMF'ye teslim etmiş iç ve dış borç içinde yüzen bir ülke,
Topraklarındaki ABD üslerinde kaç tane nükleer başlıklı füze olduğundan haberi olmayan ve bu üslerle ilgili imzaladığı anlaşmaları halkından gizleyen bir ülke,
Kendi sınırları içerisinde kendi halkıyla çözeceği Kürt sorununda, 24 defa deneyip başarısız olduğu sınır ötesi operasyonu 25. kez çözüm olarak algılayan bir ülke,
İstanbul'un göbeğinde 60-70 kişilik sınıflarda eğitim yapılmaya çalışılan bir ülke,
1 milyon yediyüzbin gencinin hayatını 3 saate kilitleyen bir ÖSS sistemine çözüm üretemeyen bir ülke,
Aydınlarını aylar önceden gelen ihbarlara rağmen sokak ortasında öldürten bir ülke,
Çöplük patlamasında ölen insanlar kavramını kaza literatürüne geçirten bir ülke,
Tren vagonuna yazı yazan Manisa'lı lise çağındaki çocukların hayatının işkencelerle, hapislerle karartıldığı bir ülke,
43 kişi kapasiteli yolcu otobüsüne 63 yolcunun alınıp bir kazada 33 çocuğunu ölüme gönderen bir ülke,
Milletvekillerinin asgari ücretle çalışanın tam 20 katı bir maaş aldığı bir ülke,
Gazetelerin, TV kanallarının bir gecede içerisindeki insanlarla birlikte el değiştirdiği bir ülke,
Medyanın gücünün iş takibinde, kişileri ve kurumları vezir veya rezil etmede çekinmeden kullanıldığı bir ülke,
2007 yılında dahi darbe iddialarıyla ilgili haber yaptığı için dergilerin ablukaya alınıp en sonunda kapısına kilit vurulduğu bir ülke,
BİRGÜN gazetesinden alınmıştır
Serhatlı 25.06.2007, 18:02 hırsızın arsızın namussuzun el üstünde tutulduğu ülke
çoğu sözde vatansever in kendini polis,askerve adliye yerine koyduğu ülke
adliye nin olduğu ama adalet in olmadığı ülke
zengin in %20 fakirin %80 olduğu ülke
30 yıl boyunca aynı yüzlerle aynı politikacılarla yönetilmiş ülke
80 yıl boyunca yok saydığı ezdiği katleddiği insanları 40 bin insanın ölümünden sonra kabul eden ülke ve hala kanı durduraman ülke
eldorado 25.06.2007, 18:10 biz diyoruz farklıyız bütün dünya milletlerinden...işte farkımızda burda....bu halimize bile övünen insanlar var...ne demiş atalarımız bir türk dünyaya bedel....kendi ülkesinde sözü geçemeyen bir türk ve halkı nasıl dünyaya bedel olacak? o eskidenmiş...şimdi içimden seçim vaadleri geliyor da, biz bunlarla yetinmeyip daha fazla rekorlara imza atmak istiyoruz dercesine bir yarışma içerisindeler...
nanis_75 25.06.2007, 18:12 katliamlarla; halkini diri diri yakan yada polis kursunlariyla öldüren yada fasist saldirilarla öldürten ülke.....
%70 sagci %30 solcu olan ülke......
en önemli üretim mali polis-mafya-siyaseti ücgeni olan ülke...
Banka hortumculugun oldugu tek ülke......
halitseyfi 25.06.2007, 18:16 TAm bir demokratik ülke.!!!!!! NEde olsa demokrasiyle yöntiliyoruz.!!!!!!!
Serhatlı 25.06.2007, 18:17 TAm bir demokratik ülke.!!!!!! NEde olsa demokrasiyle yöntiliyoruz.!!!!!!!
herşeyin sözde kaldığı ülke anlamlarının yaşatılmadığı ülke
eldorado 25.06.2007, 18:22 katliamlarla; halkini diri diri yakan yada polis kursunlariyla öldüren yada fasist saldirilarla öldürten ülke.....
%70 sagci %30 solcu olan ülke......
en önemli üretim mali polis-mafya-siyaseti ücgeni olan ülke...
Banka hortumculugun oldugu tek ülke......
bu konuda katılmıyorum % 70 sağcı %30 solcu...
çünki sol görüşlü çok insan var türkiyede,ama sol görüşü sindirebilecek legal ve illegal kuruluşlar sağ görüşlü zihniyetin elinde...yani devletin emniyet birimleri olsun tüm silahlı kuvvetleri ve özel birimler sol görüşün karşısında bir duvar olmuştur herzaman... sol görüş özgürlüğü alınmış bir ülkedeyiz,sesimiz ne zaman çıksa dikkat edin ya terörist yada bölücü kominist damgasını vuruyorlar ki bazen linç girişimlerine kadar gidebiliyor bu boyut...sivas olaylarına bakın birde ,o kadar asker ve polis eli kolu bağlı bekledi...yani sol görüşlü insan çok ama düşüncelerini açıklayacak platform yok....
Serhatlı 25.06.2007, 18:29 bu konuda katılmıyorum % 70 sağcı %30 solcu...
çünki sol görüşlü çok insan var türkiyede,ama sol görüşü sindirebilecek legal ve illegal kuruluşlar sağ görüşlü zihniyetin elinde...yani devletin emniyet birimleri olsun tüm silahlı kuvvetleri ve özel birimler sol görüşün karşısında bir duvar olmuştur herzaman... sol görüş özgürlüğü alınmış bir ülkedeyiz,sesimiz ne zaman çıksa dikkat edin ya terörist yada bölücü kominist damgasını vuruyorlar ki bazen linç girişimlerine kadar gidebiliyor bu boyut...sivas olaylarına bakın birde ,o kadar asker ve polis eli kolu bağlı bekledi...yani sol görüşlü insan çok ama düşüncelerini açıklayacak platform yok....
İMZA
alevi_siyah 25.06.2007, 19:32 herşeyin sözde kaldığı ülke anlamlarının yaşatılmadığı ülke
Sözde bile değil artık :(
anadolu75 25.06.2007, 20:26 kardesin kardesi oldurdugu ulke bu turk bu kurt bu alevi bu sunni bu sagci bu solcu diye insanlarin kayrildigi ulke milliyetciligin ve gericiligin arttigi ulke bir tv dizisine(kurtlar vadisi)ozenipte mafyaciligin oynandigi ulke demokrasinin yok oldugu ulke insanlarinin inanclari dolayisiyla yakildigi ulke.iste ulkemiz bu durumda ne hale getirdiler guzel ulkemizi.
KızılBant 25.06.2007, 20:30 Pek çok katliamın bizzat derin devlet tarafından tertiplendiği, Aleviyi, Kürdü, Ermeniyi yok sayanların, Hortmucunun, hırsızın el üstünde tutulduğu, Tek dil Tek din adı altında insanların baskı altında tutulduğu ve ekonomik olarakda belirli sınıfın yönettiği bir ülke
Faşizm.
nanis_75 25.06.2007, 21:05 bu konuda katılmıyorum % 70 sağcı %30 solcu...
çünki sol görüşlü çok insan var türkiyede,ama sol görüşü sindirebilecek legal ve illegal kuruluşlar sağ görüşlü zihniyetin elinde...yani devletin emniyet birimleri olsun tüm silahlı kuvvetleri ve özel birimler sol görüşün karşısında bir duvar olmuştur herzaman... sol görüş özgürlüğü alınmış bir ülkedeyiz,sesimiz ne zaman çıksa dikkat edin ya terörist yada bölücü kominist damgasını vuruyorlar ki bazen linç girişimlerine kadar gidebiliyor bu boyut...sivas olaylarına bakın birde ,o kadar asker ve polis eli kolu bağlı bekledi...yani sol görüşlü insan çok ama düşüncelerini açıklayacak platform yok....
Ben resmi oy dagilimina göre sonuc belirtim eldorado dost! diger yazdigin hususlara bende imza atarim... :thumbup1:
Burası Türkiye, fark burada. :)
renatsev 26.06.2007, 00:23 VatandaŞini SeÇİm Zamani DÜŞÜnen Her SeÇİm Zamani Ayni Hİkayelerİ Anlatan VatandaŞina Al Anani Gİt Dİyen ÇİfÇİsİne GÖzÜnÜzÜ Toprak Doyursun Dİyen TÜrban Bİzİm Namusumuzdur Dİyen Kendİ OĞlu Abd De YaŞayip ÇÜrÜk Raporu Alip Askerlİkten KaÇan Polİkacilarin Ülkesİ
alevi_siyah 26.06.2007, 00:51 Burası Türkiye, fark burada. :)
türkiye değil ne olursa olsun böyle olmamalı. İşte türklükleriyle övünenler görsünler
Bebeklerin açlıktan öldüğü ülke,körpecik vücutların fuhuşa itildiği ülke,bebeklere cinsel saldırıların olduğu ülke,yoksulluk içindeki insanların şükür çektiği ülke,122 insanın ölümüne çoğunluğun sessiz kaldığı ülke ,mafya liderlerinin lüx cezaevlerinde kaldığı ülke,hırsızların ,dolandırıcıların dokunulmazlık zıhrına büründüğü ülke,bağımsız türkiye diyenlerin vatan haini ilan edildiği ülke ,kürtçe ezgi söylicem diyenlerin sürgün edildiği ülke,ormanlık alanların rantçılara sermayeye peşkeş çekildiği ülke,ne kapitalist nede feodal olabilen sömürge olmayı bile hakkıyla veremiyen ülke,sandığa seçime dahi demokratik bir zeminde gidilemiyen ülke,ama genede umutlu ve yarına inanan ve mücedeleden vaz geçmiyen bir geleneğe sahip, onurlu insanlara sahip benim ülkem .tşk
nanis_75 26.06.2007, 02:42 Bebeklerin açlıktan öldüğü ülke,körpecik vücutların fuhuşa itildiği ülke,bebeklere cinsel saldırıların olduğu ülke,yoksulluk içindeki insanların şükür çektiği ülke,122 insanın ölümüne çoğunluğun sessiz kaldığı ülke ,mafya liderlerinin lüx cezaevlerinde kaldığı ülke,hırsızların ,dolandırıcıların dokunulmazlık zıhrına büründüğü ülke,bağımsız türkiye diyenlerin vatan haini ilan edildiği ülke ,kürtçe ezgi söylicem diyenlerin sürgün edildiği ülke,ormanlık alanların rantçılara sermayeye peşkeş çekildiği ülke,ne kapitalist nede feodal olabilen sömürge olmayı bile hakkıyla veremiyen ülke,sandığa seçime dahi demokratik bir zeminde gidilemiyen ülke,ama genede umutlu ve yarına inanan ve mücedeleden vaz geçmiyen bir geleneğe sahip, onurlu insanlara sahip benim ülkem .tşk
imza
Garaoglan 26.06.2007, 02:45 yok canim baya abartmissiniz yazilanlar gercegi yansitmiyor !! :-)
burasi hangi ülke ??
cikartamadimda ama biyerden tanidik geldide onun icin sordum :-)
.....
Ne anlayamadim !
ne Almanyami ?
haaaaaaaaaa burasi FRANSA'ymis
hey Allahim bende sanki "Türkiye" anlar gibi oldumda Allah'tan
bahsedilen ülke Türkiye degilmis
Ben degistim diyen yalanci basbakanin oglunun dugun davetiyesine Arapca tarih koydugu (29 Zilkade 1421) bir ulke. Lanet olsun bu gericilerin tumune..
Bir başbakanın Askerine Kelle,Çifçisine Ananıda Al Git Lan diyebilen bir ülke...
Hüzün Kovan 26.06.2007, 12:56 Cumhuriyet rejimi adı altında yönetilmesine rağmen insanların cumhuriyete hasret kaldığı,cumadan çıkıp adam yakan insan kılıklı yaratıkların kol gezdiği,tek servetinin oğlunun düğün parası olduğunu söyleyen amerikan kuklası bir başbakana sahip dört mevsim bir ülkeyiz daha ne olsun...
sıradan bir ensitünün bile ülke nin kaderini değiştirebilecegi varsayılan bir sarsıntıda muz cumhuriyetine dönebilecek ülke..
Başbakanının, bir tarafta oğluna iş isteyen bir vatandaşını ''otur yerine, senin oğlun işşisz kalsın'' diye azarladığı, diğer taraftan kendi oğluna gemi aldığı, sarıklıların, çember sakallıların meclis bahçesinde cirit attığı bir ülke.
Serhatlı 26.06.2007, 13:23 maşallah maşallah yaratıcılığımızı mı kullanıyoz diyecem ama bizzat gerçeklerimiz miş yazık
eldorado 26.06.2007, 13:24 vay be nasıl bir ülkeymiş bu....dur bakalım daha neler yazılacak...
birde benden olsun....hala ab ye gireceğiz diye seçim sloganı yapan partilerimiz var...uyanın heyyy biz çoktaaan girdikde çıkmak için uğraşıyoruz şunların emparyaliziminden..resmileştirmek için neden çaba sarfediyorsunuz hala...
birkaç bilginin kendi tarafımdan yazıldığı bir kaçının ise bazı yerlerden araklama sayesinde benim de sizlerle paylaşma istediğim memleketimsi bir yere ait bilgiler şöyledir:
*türkiye'de türkiye’de sicil bilgi bankasına giren vatandaş sayısı 12 milyon 921 bin 830’a, sabıkalı sayısı ise 7 milyon 317 bin 434 işte size kanıt tıklayınız (http://www.ntvmsnbc.com/news/243196.asp) efendim.
*hristiyan oldugu için genç br kadınla aynı spor salonunu paylaşamayacak kadar yobaz ve cahil insanların oluşturdugu türkiye
*evli kadınların %85 inin koca dayagına maruz kaldıgı
bunların % 98 inin tekme, yumruk ve tokatla dövüldüğü
%45 inin vücudunuda bu dayaklar nedeniyle kırıklar oluştugu
%20 sinin de dayak nedeniyle komaya girdiği türkiye.
koca dayagı ve aile içi şiddet nedeniyle boşanma davası açan kadınların sadece %15 ine boşanma izni veren mahkemelerin bulundugu türkiye
*çocuklara hırsızlık yaptıgı için 15 yıl ceza verip türban tartışmasında fikir yürütenlere "yargıyta müdahele etmeyin" diyen türkiye.
*114 bin topraksız köylü ailesi, 630 bin çiftçi ailesi, 4 milyon çocuk ve 8 milyon orman köylüsü ile aşağı yukarı 15 milyon insandan oluşan ve yıllık geliri 250 doları bile bulmayan insanlarımızdan oluşan türkiye.
*çocuklarının yüzde onbeşinin hiç okula gitmediği türkiye.
*2 milyon kadının geçinmek için gizli fuhuş yaptığı ve bu nedenle şanslı ise en fazla 52 yaşına kadar yaşayabildiği türkiye.
*sınıfta "öğretmenim bitlilerin yanına oturmak istemiyorum. annem kızıyor" diye şikayete gelen çocukların oyunlarına katmak istemedikleri çocukların dahil olduğu türkiye.
*okul müdüründen her ay 60 milyon lira yardım ve yılda bir kere 1 ton kömür alarak geçinmeye çalışan, kocaları tarafından terk edildiği için ortalama 2-3 çocuğa bakmak zorunda kalan, işsiz güçsüz kadınların oluşturduğu türkiye.
*ortaokulu bitiren kızların ankara yolundaki pavyonlarda kamyoncuların altına yatıp kazandıkları paranın yarısını aids li ibneler veya pezevenklerle paylaşmak sorunda kaldıkları türkiye.
*gece devriye gezen devriye minibüslerinin soğuk havalarda aracın kaloriferlerini kapatmayıp sokak çocuklarını minibüste yatırdıkları, polislerin soğuktan korumak için sabahçı çorbacılarına borç yazdırıp garibanlara yemek vermek zorunda kaldıkları türkiye.
*neyi demek istediğinden çok yazdığı yazıdan bir tek cümleye göre hareket ederek toplumsal lince maruz kalıp birileri tarafından düzenlenen katledilmelere maruz bırakılan insanlarin ülkesi..
*ağrı dağı eteğinde diyince kabul edilen kendi kültürüne ait diliyle duygusunu ifade etmeye calisanlarin kaymakamlar tarafindan yuhalatildigi ve yasaklandigi bir ülke.
*halen sanatından/sanatçısından korkulan bir ülke.
*canlı canlı yakılanların hesabının halen sorulamadığı bir ülke
*''ne mutlu türküm diyene'' cümlesini kullanamayanların mutsuz olduğu bir ülke! (artık mutluluk-mutsuzluk neye göreyse!!)
...
*halen bu ülkenin en çöok satan gazetesinin isminin yanında 'türkiye türk'lerindir' denilen bir ülke. (halbuki kurtulus savasinda sadece türkler yoktu, eğer öyle olsaydı diğer halkların yoğun olduğu şehirlere, kahraman, şanlı, gazi ünvanı verilmezdi ve türklerden öncede başka halkar yaşıyordu)
* bir ülkenin en değerli insanı olan çifçisine başbakanın ''ananı da al git'' diyebildigi bir türkiye
* bu ülkenin silahli kuvvetlerine mensup üst düzey komutanin türkce bilmeyen bir köylüye ''önce türkce ögren ondan sonra benden yardim iste'' diyebildigi ve hic kimsenin bunu tıklamadığı bir ülke!.
* son aldığım habere göre aihm başvurularda türkiye 96 200 küsur dosyayla 3. lüğü kapmış durumda 2.liğe oynamaya gayret ediyor. (biliyorsunuzki iç hukuk yolların kapanması şartıyla aihm'e gidiliyor türkiyede bir hukuk çıkmazı var demek oluyor bu!). bir devlet ki anayasasın da temel ilke olarak demokratik, hukuk, laik devleti ibaresini eklemiş ve tüm bunları yaşıyor ne zıt birşey!?
tam numunelik olarak bir ülkede daha neyi yazayim? biliyorum farkındayım eksik yazıyorum ama ne yapayim ki hepsini yazabilecek ne ömrüm var ne de bilgim!
politika yapmakla koltuğa yapışmak arasındaki ince çizgiyi bir türlü anlayamayan ve hep ikincisinden yana düşen, demokrasi denince aklına askeri vesayetten başka çagrışım gelmeyen, sözde sosyal demokrat lığın tek temsilcisi olduğunu düşünen bir muhalefet lideri var.
hükümetin kamu reformları yasa tasarısındakı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tutumuyla solculugu yüzüne gözüne bulaştırmış olan, asıl amacının türkiyenin gelişmesini sağlamak değil, gelişmeyi sağlayacak projeleri engellemek olduğunu cümle aleme kanıtlamış dünya devleti nasıl küçültürüm diye ugraşırken, devletin küçülerek etkinligini artıracak olan yeni yasaya sırf belli çevrelerin iteklemesiyle karşı çıkarak yaptığı işi marifet sanan medar-i iftiharımız. ülkemize yaptığı büyük hizmetler (!!!) asla unutulmayacak olan muhalefet liderimiz var.
anadolu75 26.06.2007, 13:56 george bushun ve onun emperyalist gucunun yakin dostu olan,teroristbasi apoya sayin diyen,ciftciye hakaret eden,ulkede islami seriati guclendirmeye calisan bir basbakandan millete hicbir hayri olmamistir olamazda.boyle bir adamdan iyi bir sey beklemek yapabilecegin en buyuk hatadir.
alevi_siyah 26.06.2007, 14:10 maşallah maşallah yaratıcılığımızı mı kullanıyoz diyecem ama bizzat gerçeklerimiz miş yazık
Ewet valla serhat
maşallah maşallah yaratıcılığımızı mı kullanıyoz diyecem ama bizzat gerçeklerimiz miş yazık
Keşke yaratıcılığımızı kullansak da bunar uydurduklarımız esprileer olsa.Ama öyle değil.İşte acı gerçekler.
renatsev 09.07.2007, 01:22 hangi ülkenin başbakanı vatandaşına terörle yaşamaya alışacağız diyebilir.
bu vatandaşımız herşeye alışır yeterki bu başbakana alıştırmasın Allah.
sen başbakansan böyle konuşamazsın konuşana kadar önlemini al nerenin başbakanısın sen.
bizim ülkenin başbakanına bak.
bizim ülkemi sizce neresi?
erkan2434 09.07.2007, 02:01 [B] 50 yılda klasik tanklı-tüfekli, muhtıralı, balans ayarlı, post-modern, e-muhtırah olmak üzere siyasete 5 adet asker müdahalesi ve kayda geçmemiş nice müdahaleli bir demokrasinin bulunduğu bir ülke,
bu ülke bizim geçmişe dönemeyiz ama gelecek bizimdir
Herkesin şikâyet ettiği "darbe sahibinin bile artık savunmadığı" ama kimsenin de ciddi olarak değiştirmeye kalkmadığı bir anayasa ile yönetilen bir ülke,
İrlanda'daki oranı yüzbinde 4 olan yüzbinde 49 olduğu bir ülke,
http://hdr.undp.org/statistics
İnsani Gelişme Raporu-2003 Türkiye Göstergeleri
2003 İnsani Gelişme Raporu Türkiye Genel Profili
Türkiye, insani kalkınmada ki performansı ile 2001 verilerine göre:
· 175 ülke içinde 96ncı sırada,
· Orta düzeyde kalkınma performansı gösteren 85 ülke arasında ise 41nci sırada yer alıyor.
· En yüksek İnsani kalkınma performansı gösteren Norveç için HDI değeri 0.944
· Türkiye için HDI (İnsani Gelişme İndeksi) değeri 0.734 dir.
· Türkiye’nin 1975-2001 yılları arasında İnsani kalkınma performansı 0.145 değerinde artis gostermis.
· Orta gelişmişlik performansı gösteren 82 ülkenin başını çeken ülkelerden bir tanesi olam Malezya için bu değer 0.175 olarak görülüyor.
· Düşük insani gelişme gösteren ülkeler grubunda, listenin en sonunda yer alan Sierre Leone da insani gelişme endeks değeri – en yüksek değer 1.0 olarak düşünüldüğünde- 0.252 olarak kalmaktadır.
100 kalkınmakta olan ülkeler sıralamasında, Türkiye gelir ve insani kalkınma acisindan 22 sırada yer aliyor.
· 40 yaşına kadar yaşama olasılığı: % 8.0 (2000-05)
· Okur- yazar olmayan yetiskin nüfus : % 14.5 (2001)
· Sağlıklı içme suyuna ulaşamayan nüfus: % 18 (2000)
· Yaşa göre yetersiz kilodaki 5 yas altı çocuk: % 8 (1995-2001)
· Günde 1 Dolarla geçinen nüfus: < % 2 (‘90-2001)(Mutlak yoksulluk)
· Günde 2 Dolarla geçinen nüfus: %10.3 (1990-2001)(Yoksulluk sınırı)
Demografik Eğilimler
· Toplam Nüfus: (2001): 69.3 milyon
· Yıllık nüfus artış oranı: % 1.2 (2001-2015)
· Kent nüfusu (toplam %): 66.2 (2001)
· 15 yaş altı nüfus: 31.2 (2001)
· 65 yaş ve üstü nüfus: 5.6 (2001)
· Toplam doğurganlık oranı (her kadın için ) 2.4 çocuk (2000-05)
TÜRKİYE’NİN SAĞLIK, EĞİTİM VE GELİR GÖSTERGELERİ
· Beklenen ortalama yaşam süresi: 70.1 yıl
(K: 72.8 , E: 67.6)
· Yetişkin okur- yazarlik (2001): % 85.5 (15 yaş üstü)
· 15-24 yaş genc nufus (2001): % 96.7
· Okullaşma oranı (2000-2001): % 82 (ilk -orta –teknik)
· Kişi başına gelir (2001) 5890 Dolar (PPP: Harcama gücü paritesi)
KAMU HARCAMALARINDA ÖNCELİKLER (Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki oranlar) 1998-2001
· Eğitim harcamaları: % 3.5
· Sağlık harcamaları: % 3.6
· Askeri harcamalar: % 4.9
· Borç ödemeleri: % 15.2
GÖSTERGELERDE DÖNEMSEL DEĞİŞİMLER : İYİLEŞME VE GERİ DÖNÜŞLER
Ömür Beklentisi: 57.9 (1970-75) 70.5 (2000-05)
Bebek Ölüm hızı (1000 canlı doğumda): 150 (1970) 36 (2001)
5 yaş altı çocuk ölüm oranı (1000’de) : 201 (1970) 43 (2001)
Doğumda 65 yaşa erişme beklentisi: kadın: % 81.0 erkek: % 71.0
Anne ölüm oranı (her 100.000 doğumda): 130 (1985-2001)
TEKNOLOJİ KULLANIMI
GSYİH’dan eğitime ayrılan harcama payı : % 3.5
Toplam hükümet harcamalarından eğitime ayrılan pay: % 14.7
GSYİH (%) AR-GE harcamaları (1996-2000): % 0.6 (Norveç 1.7)
Bilim- mühendislik araştırması: 303 (1 milyon kişide)
1000 kişi başına telefon sayısı: 285 (Norveç 732)
1000 kişi başına cep telefonu: 295 (Norveç 815)
1000 kişide internet aboneliği 60.4 (Norveç 464)
AR-GE alanında bilim insanı (1 milyonda) (‘96-2000) 306 (Norveç 4112)
EKONOMİK PERFORMANS : GELİR VE PAYLAŞIMDA EŞİTSİZLİKLER
GSYH (2000 yılı): 147.7 milyar USD
GSYH yıllık büyüme (1990-2001) % 1.7
Kişi başına gelir (PPP) 5.890 USD (% 15 düşüş)
Kişi başına gelir (2002 Raporu) 6.974 USD
En zengin % 10 nüfusun payı: (2000) % 30.7 (%2 düşüş)
En zengin % 20 nüfusun payı : (2000) % 46.7 (%1 düşüş)
En yoksul % 20 nüfusun payı (2000) %6.1 (geçen yıl 5.8)
En yoksul % 10 nüfusun payı (2000) %2.3 (aynı)
OECD üyesi 30 ülke arasında, çalışmayan (çalışabilir) nüfus açısından Türkiye 6. sırada yer alıyor.
% 8.5 işsizlik oranı, % 19.9 çalışmayan genç nüfus (% 88’i kadın) ve 12 aydan fazla işsiz kalan nüfus kadın için % 33.3, erkek için % 20 olarak görülen bir Türkiye profili çıkıyor önümüze.
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ GÖSTERGELERİ
· Kadının toplumsal konumu ve gelişmişliği endeksine göre, 144 ölçülen ülke arasında Türkiye 81. sırada yer alıyor.
· Kadının topluma katilimi (GEM) endeksi için ölçülen 70 ülke içinde, Türkiye 66. sırada yer alıyor.
· Türk kadını için beklenen yaşam süresi 72.8 yıl (erkek için 67.6)
· Okullaşma oranı: % 54 (E: % 65)
· Yetişkin okur-yazarlık oranı %77.2 (E: %93.7)
· Kişi başı gelir (PPP): $ 3717 (E: $ 8.028)
· Mecliste kadınların temsil oranı: % 4.4
· Üst düzey yöneticiler, hukuk ve yönetimde kadın: % 8
· Profesyonel ve teknik çalışanlarda kadın oranı : %31
KADIN ve İNSANİ KALKINMA FIRSATLARINA ERİŞİMİ:
Kadın, Türkiye’deki eğitim ve ekonomik olanaklardan, erkeklerle eşit oranda yararlanamıyor.
· 15 yaş ve üstü kadınların % 22.8 i okuma yazma bilmiyor
· Her 100 okur-yazar erkek için 82 kadın okur-yazar
· 15-24 yaş genç kadın okur yazar: % 94.4
· Her 100 (15-24 yaş) erkek) için 95 genç kadın okur-yazar
· Çalışabilir (15 yaş üstü) kadın nüfusun % 50.3 ü ekonomik faaliyette bulunuyor.
· Her 100 çalışan (15 yaş üstü) erkek için, 62 kadın ekonomik faal
· Tarım çalışanlarında kadın oranı : %72 (ücretsizler dahil)
· Sanayi çalışanlarında kadın oranı: %10
· Hizmet sektöründe kadın oranı : %18
· Ekonomik gelir katkısında bulunan aile fertleri açısından toplam içinde % 35 kadın, % 65 erkek
· Irk Ayrımcılığın Onlenmesi Uluslararası Anlaşma (1965): Onandı
· Sivil ve Siyasi Haklar Uluslararası Sartnamesi (1966) : İmzalandı
· Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sartnamesi (1966): İmzalandı
· Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Onlenmesi Sozlesmesi (1979): Onaylandı
· İşkence ve kötü muamele ile Ceza uygulamalarının önlenmesi Sözleşmesi (1984): Onaylandı
· Çocuk Hakları Sözleşmesi (1989) : Onaylandı
· Çalışma Hakları ile ilgili ILO-4 Sözleşmesi: Onaylandı
2003 İnsani Gelişme Raporunun Esas Konusu olan ve 2015 Yılına kadar Ulaşılması Öngörülen “Binyıl Kalkınma Hedefleri” açısından Türkiye’nin Konumu (1990-2001)
Hedef- 1:
Mutlak yoksulluk ve açlık çeken insan sayısının yarı yarıya azaltılmasi:
Göstergeler:
· 1 dolardan az gelirle yaşayan nüfus: < % 2 (0.5’lik bir hamle ile bu durum düzeltilebilir)
· Yetersiz beslenen 5 yaş altı çocuk nüfus : % 8
Hedef- 2:
Herkes için (kız ve erkek) temel eğitim
Göstergeler:
· İlköğretim okullarına kayıt: % 95 (DIE açıklamasına göre Türkiye hedefe ulaştı)
· 5. sınıfa erişen çocuklar:
· Genç nüfusta (15-24 yaş) okur yazarlık: % 99.8
Binyıl Kalkınma Hedefi 3 :
Toplusal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Toplumsal Durumunun Güçlendirilmesi
Göstergeler:
Kız çocuklarının temel ve orta öğretimden eşit oranda yararlanmasının tercihen 2005, en geç 2015 ylına kadar gerçekleşmesi hedefleniyor.
· İlköğretim: % 89
· Orta öğretim: % 69
· Diğer: % 69
· Okur-yazar kadın (her 100 okur-yazar erkek için): % 95
· Tarım dışı ücretli istihdamda kadının payı: % 43
· Mecliste kadınlarin temsil oranı: % 4.4
Hedef- 4 :
5 yaş altı çocuk ölümerinin 2/3 oranında azaltılması
Ulaşılmış / ulaşılabilir
Gösterge:
5 yaş altındaki çocuk ölüm hızı (her 1000 canlı doğumda): 43
Bebek ölüm oranı (her 1000 canlı doğumda): 36
Hedef- 5 :
Gebelik ve doğum sırasındaki anne ölüm oranının ¾ oranında azaltılması
Gösterge:
Anne ölüm oranı (her 100,000 doğumda): 55
Nitelikli sağlık personeli nezaretinde doğumlar: % 81
Hedef- 6:
HIV/AIDS, sıtma ve diğer salgın hastalıkların yaygınlaşmasının durdurulması
Göstergeler:
HIV/AIDS : -
Sıtma (her 100.000 kişide): 17
Tüberkülozdan ölüm (100.000 kişide): 6
Hedef- 7 :
Doğal ve çevresel kaynakların kaybının önlenmesi
Çevrenin sürdürebilirliğini, ülke strateji ve politikalarına yerleştirmek
Göstergeler:
Ozon tabakasının hasarına yol açan kloroflorakarbon kullanımını: 731 ton (Norvec: 48)
- Karbondioksit emisyonu : %3.1
- Temiz içme suyuna erisim: kırsal: % 86, kentler: % 81
Hedef- 8:
Kalkınma İçin Küresel ortaklıklar geliştirmek
Hedefler:
· Açık ve şeffaf ticaret ve finansman sistemlerinin oluşturulması,
· küçük ada ülkelerine özel yardım
· dış borç yükü altındaki gelişmekte olan ülkelere, ulusal ve uluslararası önlemlerle kalıcı çözümler getirmek
· İş ve çalışma olanaklarını geliştirmek
· Temel ilaç ve yeni teknolojiye ulaşımda kolaylıklar
Göstergeler:
· Toplam ihracatın % 24.6 ı borç ödenmesine ayrılıyor
· 15-24 yaş genç nüfus için işsizlik oranı %20 (k: %18, e:%21)
· Temel ilaclara a ulaşım: %95-100 arasında
Yeni teknoloji ve kullanım göstergeleri
· Her 100 kişiden 58 i telefon kullanıcısı
· Her 100 kişiden 6 tanesi internet kullanıcısı
· Her 100 kişiden 4.1’inin kişinin bilgisayarı var
Temel mesajlar:
· UNDP 2003 İnsani Gelişme Raporu’nun temel mesajı, insani gelişme açısından dünya ülkeleri arasında büyük farklılıklar ve eşitsizlikler olduğudur.
· Rapor, tüm dünyada eşitlikçi ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için, tüm insanların eşit yararlanacağı ‘küresel kalkınma kavramı’ oluşturulmasını ve tüm ülkelerin bu sözleşmeye desteğini taahhüt etmelerini istemektedir.
· Binyıl Hedeflerine Ulaşma açısından Türkiye önemli ilerlemeler gerçekleştirmiştir. Bu yöndeki çalışmalar, UNDP ve BM Sistemi programları işbirliğinde, resmi ve sivil toplum kuruluşlari ile birlikte çalışılarak sürdürülmektedir.
· Türkiye için ilk Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu (MDGR), UNDP, Dışişleri Bakanlığı ve DPT işbirliğinde Boğaziçi Üniversitesinde kurulan İnsani Gelişme Merkezi ile isbirliği içinde hazırlanmaktadır. Turkiye Raporu 8 tane hedeften oluşan Binyıl Kalkınma Hedeflerinin analizi ve Türkiyenin bu hedeflere ulaşımında hangi yerde olduğunu göstereceği için önemlidir.
· Merkez bu çalışmalarını Devlet Istatistik Enstitüsü ve diğer ilgili kuruluşlarin ortak desteği ile surdumektedir. BM kuruluşlarının tamamı tarafından desteklenen bu raporun ilk taslağı 2003 sonunda kamuoyuna sunulacak; kamudan ve diğer uzmanların görüşlerinden faydalanarak hazırlanacak nihai rapor ise 2004’ün ilk yarısında kamuoyuna açıklanarak politika yapıcılar, siyasi kurumlar ve kalkınma sektöründeki tüm çalışanların kullanımına sunulacaktır.
· UNDP ayrıca, “Türkiye’de Insani Gelişme ve Teknoloji” konulu 2003 Türkiye İnsani Gelisme Raporunu da Aralik ayında kamuoyuna sunacaktır. Bu rapor da İnsani Gelişme Merkezi ile işbirliğinde Türk uzmanlarca hazırlanmaktadır.
erkan2434 09.07.2007, 02:11 Birleşmiş Milletler insani gelişmişlik sıralamasında 177 ülke arasında 92. sırada olan bir ülke,
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, 1992'den beri her yıl yayımladığı Küresel İnsani Gelişmişlik Raporu'nun 2006 versiyonunu geçtiğimiz hafta biraz gecikmeyle de olsa dünya kamuoyuna duyurdu (http:// www.undp.org). 177 ülkenin insani gelişmişlik kriterlerine göre sıralandığı raporda, Türkiye geçen yıla göre 2 basamak ilerleyerek 92. sırada yerini aldı. Bu ilerleme ilk bakışta, sevindirici bir gelişme gibi gözükse de, aslında tablonun bütünü içerisinde Türkiye'nin durumuna bakıldığında, bu ilerleyişin oldukça minimal bir ilerleme olduğu ve olması gereken Türkiye'nin çok gerisinde bir Türkiye'yi yansıttığı ortaya çıkıyor.
İnsani gelişmişlik sıralaması, insani gelişmişlik endeksi olarak tanımlanan, temelde o ülkenin vatandaşlarının sağlık, eğitim ve yaşam standardı alanlarındaki durumlarını gösteren, ve bunu Birleşmiş Milletler'e üye ülkeler arasında karşılaştırılabilir hale getiren bir endeksten elde edilen verilere göre yapılıyor. Bu yıl sıralamanın en tepesinde, bu endekste en yüksek değere sahip olan Norveç yer alırken, sıralamanın en sonunda Nijerya geliyor. Bir ülkenin, bu sıralama içerisindeki konumunu tek başına incelemek yerine karşılaştırmalı bir yaklaşım, daha etkin ve hedef gösterici bir yöntem olabilir. Bu düşünceden hareketle, üyesi olmaya çalıştığımız AB'nin içerisindeki ülkelerden, bazı kriterler esas alınarak seçilen beş ülke (İrlanda, İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan) ile birlikte bu karşılaştırmanın yapılması, hem Türkiye'nin bulunduğu durumu daha açık bir şekilde ortaya koyabilir; hem de ulaşılmak istenen hedefler açısından yol gösterici olabilir.
İstikrarsız ülke
1992'den bu yana yayımlanan raporlar eşliğinde ülkelerin sıralamasındaki seyre baktığımızda, Türkiye oldukça istikrarsız ve çoğu zaman sıralamada gerileyen bir patikayı izlerken, karşılaştırmaya konu olan diğer ülkelerin hemen hepsinin belirgin ilerlemeler kaydettiği görülüyor.
Karşılaştırmaya konu olan ülkelerden özellikle İrlanda ve Portekiz'in, belki de Türkiye'ye örnek olabilecek bir şekilde, sıralamada belirgin bir ilerleme kaydettikleri dikkat çekiyor.
19. yüzyılın sonunda kıtlıkların yaşandığı ve nüfusunun kaydadeğer bir bölümünün ülkeden göç etmek zorunda kaldığı İrlanda, 1992'de 22. sıradayken, bugün sırlamada 4. sırada yer alan bir ülke konumunda.
Benzer şekilde, Portekiz de, yakın tarihindeki siyasi çalkantıları ve darbeleri göz önüne aldığımızda, bu kadar çarpıcı olmasa da, AB'ye katılış süreci ile birlikte endekste hızlı bir ilerleme kaydederek 39. sıradan bugün 28. sıraya yükselmiş durumda (ne zaman 39 idi, ne kadarlık bir süreçte 28'e yükseldi). Endeksin hesaplanmasında önemli bir ağırlığı olan sağlık konusunda yaptığımız karşılaştırma, bize çarpıcı bir manzara sunuyor. Öncelikle, 2004 yılında doğan bir bebeğin yaşam beklentisi Türkiye'de 69 yılken, bu değer komşumuz Yunanistan'da bizden 10 yıl daha fazla. Yani, Türkiye'de doğan bir bebek Yunansitan'da doğan bir bebekten 10 yıl daha erken veda ediyor hayata. Bir başka göstergeye göre, Yunanistan, Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde bebek ölüm oranı her bin canlı doğumda 4-5 iken Türkiye'de bu sayı 28 olarak karşımıza çıkıyor. Yine, sağlığa verilen önemin toplu bir göstergesi olan kişi başına sağlık harcamasına baktığımızda, bahsi geçen ülkelerle Türkiye arasında en az üç kat fark olduğu görülüyor. Eğitim alanındaki göstergeleri karşılaştırdığımızda yine pek de iç açıcı olmayan bir durumla karşılaşıyoruz. Kamu bütçesinden eğitime ayrılan payda son yıllarda artış olmasına rağmen, hem milli gelire oranı, hem de belki de daha da önemlisi, okul çağındaki nüfusun diğer ülkelere nazaran cok daha fazla olduğu hesaba katıldığında, bu harcamaların yetersiz olduğu görülüyor.
Okullaşma
Okullaşma oranına baktığımızda ise, son yıllardaki yaygın çabaya rağmen, temel eğitimde net okullaşma oranında karşılaştırmaya konu olan ülkelerin en az 10 puan (yüzde olarak) gerisinde kaldığımız gözüküyor. Bu da, temel eğitim çağındaki her 100 çocuğun 11'inin bu haktan mahrum kaldığına işaret ediyor.
Eğitimin bir parçası sayılan, bilgi üretimi ve bilgiye ulaşma konusunda dikkate alınabilecek iki göstergede ise, yine bahsi geçen ülkelerin bir hayli gerisinde kaldığımız ortaya çıkıyor. Örneğin araştırma geliştirme haracamalarının milli gelire oranına baktığımızda yüzde 0,7 gibi, hem oransal olarak hem de ülkemizin milli geliri dikkate alındığında mutlak olarak, bilgi üretme alanında geride olduğumuz anlaşılıyor. Bilgiye ulaşmanın, çağdaş bir göstergesi olan internet kullanıcılarının sayısına baktığımızda ise (her 1000 kişide 142 kişi) diğer ülkelerin en az iki kat önümüzde olduğunu görüyoruz.
Yaşam standardı göstergelerine baktığımızda Türkiye, ekonomisinin büyüklüğü açısından karşılaştırmaya konu edilen ülkeler içinde büyük bir ekonomi olarak yer alıyor. Ancak, kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi üretime (satınalma gücü paritesi ile) bakıldığında, söz konusu ülkelerin en fazla üçte biri kadar üretebildiğimiz anlaşılıyor.
Düşük büyüme hızı
Neden bu kadar geride kaldığımızı ise, ortalama büyüme rakamlarına bakınca daha iyi anlıyoruz. 1975-2004 arasında ortalama yüzde 1,8 büyüyen kişi başına gelir diğer ülkelerin gerisinde kalırken, aynı göstergeye 1990-2004 arasında baktığımızda daha da istikrarsız rakamlar ve ortalama olarak daha da düşük bir değer ile karşılaşıyoruz (yüzde 1,6; diğer ülke ortalamaları 2,8 ile 4,4 arasında değişiyor). Yaşam standardının bir diğer göstergesi olarak enflasyon oranlarına baktığımızda, söz konusu tüm ülkelerde 90'lar boyunca neredeye hep yüzde 5'in altında kalan Tüketici Fiyatları Endeksi artışı, aynı dönem için Türkiye'de yüzde 70'lerin üzerinde seyretmiş. Bu durumun yaşam standardına yansıması çok çeşitli mekanizmalarla da olsa, nihai olarak istikrarsız bir düzen yarattığı savunulabilir.
Özetle, yukarıdaki karşılaştırmalardan anlaşılan şey, Türkiye Cumhuriyeti'nin 83. yaşında, insani gelişmişlik açısından, muasır medeniyeti henüz yakalayamadığı ve hatta bu hedefin oldukça gerisinde kaldığıdır. Fakat daha da üzücü olan, bu hedefe ulaşmayı amaçlayan bir vizyonun yokluğudur. Zira, Cumhuriyet'in 100. yılında nasıl bir Türkiye istendiğine dair söylemlerde ulusal bütünlük, üniter devlet, laiklik gibi kavramlar ile sınırlanan ve sadece mevcutu koruyan bir bakış açısının ne akılcı ne de ulusalcı(ulusunu seven) bir vizyon olduğu savunulabilir.
Statüko ve atılım
Statükoyu korumak ve reaktif tepkiler vermek yerine, atılımcı, somut ve aynı zamanda gerçekleştirilebilir bir hedef koyma adına, bizler bahsettiğimiz bu insani gelişmişlik sıralamasında Türkiye'nin kendisine 40'lı sıralarda bir yer bulmasının daha akılcı ve daha ulusalcı (ulusunu seven) bir vizyon olduğu kanısındayız.
Bu hedefe ulaşmanın kolay olmadığını kabul etmekle birlikte, gerçekleştirilebilir bir hedef olduğuna inanıyoruz. Daha somut bir ifadeyle, yaptığımız hesaplar gösteriyor ki, eğitim ve sağlığa yeterli pay ayrılarak, yıllık ortalama yüzde 3,5-4 gibi, Türkiye için makul sayılabilcek, sürdürülebilir bir büyüme hızı ile bu hedef kuvvetle ihtimal tutturulabilir.
http://www.undp.org
erkan2434 09.07.2007, 02:21 Ekonomisini 17 kez stand-by imzalayıp yani 17 kez IMF'ye teslim etmiş iç ve dış borç içinde yüzen bir ülke,
Türkiye, ekonomide, eğitimde, sağlıkta, bilimde, hukukta hangi düzeyde olacak? Ekonomik büyüme ve kalkınma hızımız, nüfus artış oranımızı taşıyabilecek mi? Beyin gücümüzü, ülkemizde tutma başarısını ne oranda başarabileceğiz? Hala ekonomik krizlerin, toplumsal ayrışmanın endişesi içinde ve umutsuzca yaşamaya devam mı edeceğiz?
Türkiye, artık bu tür soruların cevaplarını sorunsuz biçimde verilebileceği bir ülke olmalıdır. Bu ülke bizlerden, yıllarının ötesinin kurgulaması ve planlamasını bekliyor. 21'inci yüzyıla uygun yapılanmayı ortaya koyamadıktan sonra, sadece Avrupa Birliğine tam üye olma merkezli yoğunlaşmamız, yaşadığımız hayal kırıklıklarının son olmamasına yol açacaktır. Oysa, yoğunlaşmamızın merkezinde dünya ve tüm insanlık olmalı; ancak bunun için de öncelikle ülkemiz ve insanımızın yarınlarına yönelik endişeleri gidermeli ve çaba harcamalıyız.
Türkiye güçlü bir ülkedir. Bu gücünü, coğrafi konumundan, sınırlarını aşan ortak kültür havzasının büyüklüğünden, tarihi birikiminden, genç ve dinamik nüfusundan, zoru başaran girişimcisinden, evrensel nitelikte kabul görmüş insani değerlerinden, demokratikleşme sürecinde kazandığı birikimden ve Cumhuriyetimizin kazanımlarından almaktadır. Sahip olduğu bu güç parametreleriyle uygun bölgesel açılımlar yapan bir Türkiye, bazılarının dillendirdiği “medeniyetler çatışmasını” da engelleyebilecek önemli bir ülkedir. İnsanlık, refah toplumunda ve barışın hüküm sürdüğü bir dünyada yaşamak istemektedir.
Türkiye’nin ciddi sorunlarının var olduğu ve artık bunların çözümlenmesi gerektiğidir
erkan2434 09.07.2007, 02:31 İş kazalarında Avrupa'da 1., dünyada ise 3. sırada olan bir ülke
Daha dikkatli ve bilgili olmak zorundayiz.Yasama ayiracagimiz uzun ve saglikli bir yasam olmasi dilegimle.
Is Sagligi ve Guvenligi Dunyada en onemli konular arasinda yer almakta, kayip kontrol analizleri yapilmaktadir. Bu analizler sonucunda elde edilen bilgiler isiginda olusan kayiplari azaltma yolunda buyuk adimlar da atmaktadirlar..Bu ulkelerde Is Guvenligi Muhendisligi kavrami cok seneler once baslamis ve bunun sayesinde cok onemli olumlu sonuclar alinmistir.
Ulkemizde her 6 dakikada bir is kazasi olmakta, her 6 saatte de bir iscimiz hayatini kaybetmektedir. Bu evlerinden cikan ve cocuklarinin gecimlerini saglamak icin calismaya giden 4 iscimizin aksamlari evlerine donememeleri anlamina gelmektedir. Istatistikler her 2,5 saatte 1 iscinin is goremez hale geldigini aciklamaktadir..Bu cok aci bir durumdur. Is Kazalari istatistiklerinde Avrupa'da ilk sirayi , dunyada ise 3. sirayi almaktayiz.. Hayatlarimiz bu kadar ucuz olmamali..
Boyle bir ortam icerisinde isverenlerin, iscilerin ve devletin uzerlerine buyuk gorevler dusmektedir. Kimsenin Allah'in vermis oldugu mukaddes cani alma yetkisi bulunmamaktadir. Ancak Tehlikeli Durumlar - Tehlikeli Davranislar ile birlestiginde kazalar meydana gelmekte ve canlar gitmekte... Insanlara verilen deger ya da insanlarin kendilerine vermis olduklari degerler toplumlarin gelismislik seviyeleri ile de alakalidir.
Yapilan Arastirmalarda is kazalarinin % 50 sinin kolaylikla onlenebilecek kazalar oldugu, % 48 inin sistemli bir calisma ile onlenebilecegi, % 2 sinin ise onlenemeyecegini ortaya cikmistir. Bu da bizlere is kazalarinin % 98 onlenebilecegi gercegini ortaya koymaktadir.
Onlemek odemekten ucuzdur mantigi ile hareket ederek isyerlerinde tehlike kaynaklarini ortaya cikartip bunlardan olusabilecek riskleri kontrol altina alabilirsek olabilecek kazalari azaltmis ve tehlikeli ortamlari ortadan kaldirmis oluruz. Tabii bu calisma bir ekip calismasi olmali ve tum ekip uyumlu bir sekilde calismalidir. Iste bu uygulamalar isyerlerinde Risk Degerlendirme Calismalari olarak adlandirilmaktadir.
Elektrik bir tehlikedir. Her zaman karsimiza cikar ve her yanlis bir davranis bizlere kotu sonuclar verebilir. Elektrik tehlike ise elektrikten kaynaklanan her turlu olumsuz etken riskleri olusturmaktadircalisanlarimiza ve cevremize bu tehlikeyi gosterip yine de kisileri riskli davranislardan uzak tutmayi saglamak icin kisileri egitmek de gerekmektedir.
Is Guvenligi ile ilgili calisanlara verilecek egitimler Egitim Yonetmeliginde belirtilmistir. Bu yonetmelige gore uzman egiticiler tarafindan belgelendirilerek egitimler gerceklestirilecektir. Isyerinde bir egitim planlamasi yapilarak tum iscilerin belirtilen egitimleri almalari saglanacaktir. Bu yasal bir mecburiyettir
erkan2434 09.07.2007, 02:39 9-15 yaşındaki çocukların sigortasız,güvencesiz günde 14 saat, haftalık 20 ytl karşılığında çalıştırılabildiği bir ülke,
Çocuk işçiler ve çıraklar yoğun bir baskı ve sömürü koşullarında çalışıyorlar. Çocuk işçileri erken yaşta fabrikalara iten nedenlerin başında ekonomik sıkıntılar gelmektedir. Bu zorluğu kendi çıkarları için kullanan asalak patronlar çocuk işçileri vahşi sömürü koşullarında çalıştırmaktadır. Düşük ücret, sigortasız, güvencesiz çalıştırma, angarya, baskı, dayak, hakaret gibi insanlık dışı yöntemler çocuk işçilerin karşılaştığı uygulamalardır.çocuk işçilerin herhangi bir iş güvencesi olmadığı için rahatlıkla işten atabiliyorlar. Bizim de çocuklarımızın şeker yiyebileceği günler
Ahiret islerine daha fazla onem ve kaynak veren bir ulke ayni zamanda..
Icisleri Bakanliginin bütçesi ne kadar?
783 trilyon...
Ulastirma Bakanliginin?
678 trilyon...
Bayirdirlik ve Iskan Bakanliginin?
677 trilyon...
Kultur ve Turizm Bakanliginin?
632 trilyon...
Sanayi ve Ticaret Bakanliginin?
280 trilyon...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanliginin?
249 trilyon...
Çevre ve Orman Bakanliginin?
404 trilyon...
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet Bakanliginin bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon...
8 bakanligin bütçesi kadar...
22 üniversitenin toplam bütçesine denk...
Diyanet Bakanliginin bütçesinin yildan yila büyümesi:
1997'de 66 trilyon.
1998'de 119...
1999'da 180...
2000'de 270...
2001'de 302...
2002'de 553...
2003'te 771...
2004'te 1 katrilyon...
2005'te 1 katrilyon...
2006'da 1,3 katrilyon...
2007'de 2.7 katrilyon...
Bu da ulkenin icinde bulundugu ozellestirme potikalarina yazar Yilmaz Ozdil'in bakisi. Ibret verici..
Bir tablo hayal edin...
Sanat eseri.
Miras... Size ait.
Tuvali, Türkiye coğrafyası.
Boyası, şehit kanı, alın teri.
Her sabah uyanıyorsunuz. ..
Gururla seyrediyorsunuz. ..
Ama birileri, her sabah sizden önce uyanıp, o tablonun başına geçiyor ve orasına burasına, minik minik fırça darbeleri atıyor.
Her sabah, bir minik fırça darbesi.
Usta işi.
Küçük küçük değişiyor tablo.
Aniden değil.
Milim milim.
Alıştıra alıştıra.
Yedire yedire.
Aradan yıllar geçiyor...
Tablo, o tablo olmaktan çıkmış!
Komple değişmiş.
Ama dedim ya... Kanıksamışsınız.
Bakıyorsunuz bakıyorsunuz, o tablo, hâlâ aynı tablo zannediyorsunuz.
Peki, fark, nasıl farkedilebilir?
"Orijinal"in aslında ne kadar değiştiği, ne hale getirildiği, ilk bakışta "şak diye" nasıl anlaşılabilir?
Tek çare var: Kıyas.
Tablonun ilk haliyle...
Son halini yan yana koymalı.
E hadi, koyalım yan yana...
Türk Telekom, Arap'ın.
Telsim İngiliz'in. Kuşadası Limanı İsrailli'nin. İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. . Araç muayene işi Alman'ın. Başak Sigorta Fransız'ın. Adabank Kuveytli'nin. İETT Garajı Dubaili'nin. Avea Lübnanlı'nın.
Petkim?
Ermeni'nin.
(Kazak'a sattık, dediler.
Kazağı bi çıkardık... Ermeni...)
N'olacak bu memleketin hali?
Rakı, Amerikalı'nın.
Finansbank Yunanlı'nın... Oyakbank Hollandalı'nın. Denizbank Belçikalı'nın. Türkiye Finans Kuveytli'nin. TEB Fransız'ın. Cbank İsrailli'nin. MNG Bank Lübnanlı'nın. Alternatif Bank Yunanlı'nın. Dışbank Hollandalı'nın. Şekerbank Kazak'ın. Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın. Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un. Beymen'in yarısı Amerikalı'nın. Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nı n. Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın. Eczacıbaşı İlaç, Çek'in. İzocam, Fransız'ın. TGRT Amerikalı'nın. Demirdöküm Alman'ın. Döktaş Fransız'ın. Süper FM Kanadalı'nın.
Hepsi Türk'tü.
Sadece 4.5 yıl önce.
Ya, sattılar.
Ya, satışa teşvik ettiler.
Ya da, kasıtlı IMF politikalarıyla söke söke satışa mecbur ettiler.
Taş üstüne taş koyanı, iyi kötü görmüştük de... Taş üstünde taş bırakmayanı, ben ilk defa görüyorum.
Merhaba,
Yazı gerçekten çok güzel.
Paylaşım için teşekkür ediyorum.
Yazılanların hepsi ne kadar güzel anlatmış ülkemin ağlanacak durumunu.
Ve bunlara rağmen hiçbir şey olmamış gibi hala oy peşinde koşan siyasiler.
Bu ülkede halk iktidarı olmadıkça değişen hiçbir şey olmayacaktır.
ilker_che 11.07.2007, 20:48 en acı olanını yazıyım mı dostlar:
17 aylık bi bebeğe tecavüz edilen bi ülke...
|
|