Orijinalini görmek için tıklayınız : Xelikanlıların Yaşamı ve Zerdüşt Dini
http://www.xelkedondurma.com/rojev/ro_img/es_se_055.gif
Xelikanlılar ve Zerdüşt Dini..
İyi ile kötü zıtlığı üzerine şekillenmiş Zerdüşt Dini’nin özelliklerini Xelikanlıların yaşamının her alanında görmek mümkündür.
"İnanç, bir kimsenin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen başkalarından öğrenme yoluyla kazanılan düşünce varlığıdır. Onun edinilmesinde kişinin deneme yoluna sapması, geçerliliğini kendi yaşamasında geçen bir olayla tanımlaması gerekli değildir.
İnanç denenmeden, us kurallarına, mantık ilkelerine uygulanmadan benimsenen, genel geçerliliğini yalnızca başkalarından aktarılan olaylara, söylentilere borçlu olan bir düşünce ürünüdür."
(Eyuboğlu 1987)
Xelikanlıların inançlarında iki gizli güçün önemli olduğunu görürüz. İyi ile kötü. İyi ile kötü zıtlığı üzerine şekillenmiş Zerdüşt Dini’nin özelliklerini Xelikanlıların yaşamının her alanında görmek mümkündür.
İnançlar:
Xelikan’da bazı evlerin her türlü tehlike ve kötülüğe (ölüm, hırsızlık, yangın,vb.) karşı diğerlerinden daha korunaklıdır. Bu evlere “Arew” adı verilen koruyucunun sahiplik ettiğine ve bu koruyucunun her türlü tehlikeyi önlediğine inanılır.
-Doğacak çocuğun erkek ya da kız olup olmadığını anlamak için, kaynamış ve soyulmuş bir yumurta uzun bir saç teliyle özenle tam ortasından ikiye ayırılır. Yumurta sarısının orta kısmı yaş ise doğacak çocuğun kız, kuru ise erkek olacağına inanılır.
-Perşembe günü köylüler birbirlerine çeşitli yiyecekler dağıtırlar; Bu gününün uğurlu olduğuna inanılır.
-Kurbağa (begbeg) elle tutulmaz; tutanın ellerinde siyil (bolik) denilen yaranın çıktığına inanılır.
-Kurbağânın elle tutulması sonucu oluşan Siyil (bolik) denilen yaranın iyileştirilmesi için, yaranın üzerine sazlıklardan getirilen yedi adet süpürge (şıjıng) dolunaylı bir günde (Perşembe günü tercih edilir) yedi kere ehli bir kadın tarafından sürülür. Bu işlemden sonra kullanılan süpürgeler kuruyuncaya kadar saklanır; Kuruyan süpürgelerle birlikte, boliklerin de iyileştiğine inanılır.id
-Gece tırnak kesilmez; ölülerin etini parçalamak olduğuna inanılır.
-Gece sakız çiğnenmez; ölülerin etini çiğnemek olduğuna inanılır.
-Ateşe su dökülmez, işenmez ve tükürülmez; ateşin kutsallığına inanılır.
-Tavada kalan yemek yenmez; düğününün ilk gününde fırtına çıkacağına inanılır.
-Geceleri çeşmeye gidilmez ve küllük yerlerde gezilmez; oraların Cin ve Perilerin yeri olduğuna inanılır.
-Gökkuşağı belirdiğinde (gördüğünüzde) elbiseler çırpılır; kötülüklerden arındırıldığına inanılır.
-Sarılık, ishal (Zerık, zıkhiş, amele) gibi hastalıklara tutulan çocukların alınlarına, ellerine ve ayaklarına ekmek saçının altında biriken siyah toz (kurum) (rijiyê sîlê) ile haç işareti çizilir; böylece hastalıkların iyileşeceğine inanılır.
-Cin ve Perilerden (Peşilerden) korunmanın bir yolu olarak kişi, kendi etrafında toprağa bir daire çizer; Böylece Cin ve Perilerin çizilen dairenin içine giremediğine inanılır.
-Baykuş’un (Dot) bir evin çatısına konması iyi değildir; Evin fertlerinin gelecek bir zamanda çeşitli felaketlerle karşı karşıya geleceğine inanılır.
-Baykuşu görenlerin ağızını kapatması gerekir; Baykuşun diş görmesinin-saymasının uğursuzluk olduğuna inanılır.
-Kesilen tırnaklar ve saçlar bir bezin yada bir kağıt parçasının içine sarılarak görülmeyecek bir yere atılır.
-Koyun ve dişi köpeğin (delik), insanları Cin ve Perilerden (peşilerden) koruduğuna inanılır.
-Yedi köstebek (Mışkikür) yuvası görmenin insanlara uğur getirdiğine inanılır.
Bugün Xelikan Aşiretinin Yaşadığı Bölgeler
Xelikan Aşireti'nin nereden ve nasıl geldikleri konusunda kesin bir bilgiye rastlanmıyor. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda, Xelikan Aşireti'ni Horasandan Revanduza, Eriwandan Adıyamana bağlayan görüşler çoğunlukta. Bir çok araştırmacının katıldığı görüş; Xelikan Aşireti, Rışvan (Reşiyan) Aşiretinin bir kolu olduğunda hemfikirler.
Reşiyanlar, bugün Mezopotamyanın Adıyaman, Malatya ve Hasan Keyf bölgelerinde yaşadıkları biliniyor. Bu bölgelerden sadece Malatyada Merkeze bağlı HALIKAN adında bir beldenin ve burada yaşayan Xelikanlıların bir kısmının Alevi ve bir kısmının da Sünni oldukları biliniyor.
İlginç olan başka bir nokta ise Xelikan adını yada Aşiretini, Mezopotamyanın Serhad bölgesinde yaşadıklarıdır. Bu bölgede Xelikanların, çoğu hala göçebe bir hayat sürdürmekteler. Mezopotamyanın Sıpan (Süphan) ve Ararat ( Ağrı) dağlarını kendilerine mesken tutan Xelikanlılar, kendilerini ya Celali ya da Şikak aşiretine mensup sayarlar. Xelikanlıların Şikak Aşiretine mensup olanları Sünni, Celali Aşiretine mensup olanları da Yezidi'dir. Başka bir bilgi ise, Celali Aşiretinin çoğunluğu bugün Erivan ve Azerbeycan sınırları içinde yaşadıkları ve çoğunun Ermeni oldukları biliniyor.
Selam,
size Nietzsche`dan Zerdüst böyle buyurdu kitabine tavsiye ederim................
Saygilar
Canan
MısriKız 10.07.2007, 13:59 Geceleri çeşmeye gidilmez ve küllük yerlerde gezilmez; oraların Cin ve Perilerin yeri olduğuna inanılır.
Baykuş’un (Dot) bir evin çatısına konması iyi değildir; Evin fertlerinin gelecek bir zamanda çeşitli felaketlerle karşı karşıya geleceğine inanılır.
bunlar bizdede var:001_unsur
bunlar bizdede var:001_unsur
Selam MısrıKiz. İkimizinde Aşireti aynı ve bizimde eski Dinimiz Zerdüşt Dinidir..
O yüzden bu geleneklerin birçoğu bizde de var..
dedeoglu 10.07.2007, 14:36 bunlar bizdede var:001_unsur
Bizde de..
Zerdüştlük kalıntıları bugün kendini pek çok şekilde adetlerimizde, söylencelerimizde göstermektedir.
Küçükken evimizin duvarında Melek Tavus işlenmiş kilimler vardı.
Gece Ay'a bakmanın günah olduğu söylerdi annem.. Gece sakız çiğnemek, tırnak kesmek de öyle..
Ateşe su dökülmezdi.
Newroz ateşi de Zerdüştlük'ten gelen bir gelenek.
Bizde de..
Zerdüştlük kalıntıları bugün kendini pek çok şekilde adetlerimizde, söylencelerimizde göstermektedir.
Küçükken evimizin duvarında Melek Tavus işlenmiş kilimler vardı.
Gece Ay'a bakmanın günah olduğu söylerdi annem.. Gece sakız çiğnemek, tırnak kesmek de öyle..
Ateşe su dökülmezdi.
Newroz ateşi de Zerdüştlük'ten gelen bir gelenek.
Bizde de '' Ya Meleke Tavus '' diye Dualar ederlermiş.. Ya Meleke Erd u Asmeniye... Ya Meleke Seri Sibey...:thumbup1:
bluehero88 10.07.2007, 15:10 Çok ilginç bizde küçükken duyardık böyle şeyleri...sakız çiğnemek ölü eti çğnemek,tırnak kesmek iyi değildir gibi....demek bunların kökeni zerdüştlükmüş...paylasımın için saol ellerine sağlık...
Bana çok komik gelmişti yaptıklarında ama tesadüf mü artık bilemem.Ben kızıma hamileyken annem kelle pişirmişti.Ki kızımın cinsiyeti belli değildi o zaman. Kellede alt veya üst çeneden birini seç dedi ve yarada sığınıp çeneyi ikiye ayırdı.Seçtiğim bölümde dişlerin olduğu kısımda olduğu gibi saçak saçak et sarkıyor annem hemen yorum yaptı kız olacak bak bunlarda saçları diye.Oğluma hamileyken de aynı şeyi tekrarladık ve et seçtiğim diğer tarafta kaldı annem anam bu kel bak oğlan olacak demişti ve oğlum oldu.
Bizde de perşembeleri yemek dağıtılır hayır için ve yemek pişerken tuzu 3 parçada azar azar dökerler ve her atılan tuz için hak verilir.
Perşembeleri kazan kaynatılmaz,süpürge sürülmez yere,çamaşır yıkanmaz,aynaya bakılmaz.
Ay dolunaysa Ana Fatma adıyla dua edilir lokma pişirilir.
Bu arada internette dolaşırken resimlerini görmüştüm kadınların giyim tarzlarını ve başlarına bağladıklarını hemen aklıma annanem gelmişti.Kadınların kafasında fes var.Festen gümüşler sarkıyor ve siyah zemin üzerine sarı kırmızı yeşil renklerde puşi sarılı.Ve üstüne çuha benzeri ama gri tonlarında örtü örtüyorlar.
Ve kadınlarımızın iki kaşın ortasına yaptıkları dövmeler 3 nokta zerdüşlerinkileriyle benzer.
Şimdi fark ediyorum ki zerdüşlerde de 3 rakamı önemli bizde olduğu gibi.Acaba onlar için ne anlamı var 3 rakamının ?
Bizde Bebek doğduktan sonra Kömbe yapılır.. Nenem Kömbeyi bana verirdi bende ufak kuzen doğduktan sonra Kömbe elimde evin içinde koşardım.. Buda bir gelenektir.. Bebekler için, ayaklarının sağlığı için sanırım..
Bana çok komik gelmişti yaptıklarında ama tesadüf mü artık bilemem.Ben kızıma hamileyken annem kelle pişirmişti.Ki kızımın cinsiyeti belli değildi o zaman. Kellede alt veya üst çeneden birini seç dedi ve yarada sığınıp çeneyi ikiye ayırdı.Seçtiğim bölümde dişlerin olduğu kısımda olduğu gibi saçak saçak et sarkıyor annem hemen yorum yaptı kız olacak bak bunlarda saçları diye.Oğluma hamileyken de aynı şeyi tekrarladık ve et seçtiğim diğer tarafta kaldı annem anam bu kel bak oğlan olacak demişti ve oğlum oldu.
Bizde de perşembeleri yemek dağıtılır hayır için ve yemek pişerken tuzu 3 parçada azar azar dökerler ve her atılan tuz için hak verilir.
Perşembeleri kazan kaynatılmaz,süpürge sürülmez yere,çamaşır yıkanmaz,aynaya bakılmaz.
Ay dolunaysa Ana Fatma adıyla dua edilir lokma pişirilir.
Bu arada internette dolaşırken resimlerini görmüştüm kadınların giyim tarzlarını ve başlarına bağladıklarını hemen aklıma annanem gelmişti.Kadınların kafasında fes var.Festen gümüşler sarkıyor ve siyah zemin üzerine sarı kırmızı yeşil renklerde puşi sarılı.Ve üstüne çuha benzeri ama gri tonlarında örtü örtüyorlar.
Ve kadınlarımızın iki kaşın ortasına yaptıkları dövmeler 3 nokta zerdüşlerinkileriyle benzer.
Şimdi fark ediyorum ki zerdüşlerde de 3 rakamı önemli bizde olduğu gibi.Acaba onlar için ne anlamı var 3 rakamının ?
3 Rakamının anlamı nedir bilmiyorum ama eski Kürt İnançların Zerdüşt Ezidi İnancında 3 renk kutsaldır.. Sarı Kırmızı ve Yeşil..
Ablam bizde de Kadınlar Fes Takarlar.. Fesin üzerine ise Siyah Puşi takarlar..Bizde Siyah, Tunceli Taraflarında ise daha renklidir..
Böyle ;
http://img479.imageshack.us/img479/5040/28ck9.jpg
dedeoglu 10.07.2007, 15:37 Bana çok komik gelmişti yaptıklarında ama tesadüf mü artık bilemem.Ben kızıma hamileyken annem kelle pişirmişti.Ki kızımın cinsiyeti belli değildi o zaman. Kellede alt veya üst çeneden birini seç dedi ve yarada sığınıp çeneyi ikiye ayırdı.Seçtiğim bölümde dişlerin olduğu kısımda olduğu gibi saçak saçak et sarkıyor annem hemen yorum yaptı kız olacak bak bunlarda saçları diye.Oğluma hamileyken de aynı şeyi tekrarladık ve et seçtiğim diğer tarafta kaldı annem anam bu kel bak oğlan olacak demişti ve oğlum oldu.
Bizde de perşembeleri yemek dağıtılır hayır için ve yemek pişerken tuzu 3 parçada azar azar dökerler ve her atılan tuz için hak verilir.
Perşembeleri kazan kaynatılmaz,süpürge sürülmez yere,çamaşır yıkanmaz,aynaya bakılmaz.
Ay dolunaysa Ana Fatma adıyla dua edilir lokma pişirilir.
Bu arada internette dolaşırken resimlerini görmüştüm kadınların giyim tarzlarını ve başlarına bağladıklarını hemen aklıma annanem gelmişti.Kadınların kafasında fes var.Festen gümüşler sarkıyor ve siyah zemin üzerine sarı kırmızı yeşil renklerde puşi sarılı.Ve üstüne çuha benzeri ama gri tonlarında örtü örtüyorlar.
Ve kadınlarımızın iki kaşın ortasına yaptıkları dövmeler 3 nokta zerdüşlerinkileriyle benzer.
Şimdi fark ediyorum ki zerdüşlerde de 3 rakamı önemli bizde olduğu gibi.Acaba onlar için ne anlamı var 3 rakamının ?
Zerdüştlükte 3 rakamı önemliymiş, çünkü yaratan, koruyan ve dağıtan üçlemesini sembolize edermiş.
Güneşe Doğru Dua ediyorlar Köylerde.. Bazen Niyaz ediyorlar, bazen ise ellerini Kalbe koyarak Güneşe Dua ediyorlar.. Bu sanırım sadece Alevi kesimde kalmış eski geleneklerden biri olarak..
Zerdüştlükte 3 rakamı önemliymiş, çünkü yaratan, koruyan ve dağıtan üçlemesini sembolize edermiş.
Kürtlerde Türkler gibi zorla İslam'a maruz kalmış bir Toplum.. Bunun gerçekliliği günümüzde bazı Kürt kesimlerce görülmektedir.. Alevi Kürtlerin eski geleneklerinden ve uygulamalarından vazgeçememesi bunun güzel bir Kanıtıdır..
Ewan nepeximiye ra xwe bastan..
AleviKürt 10.07.2007, 21:25 Ellerine saglik Sores.
Bu yazdiklarinin cogu bizim cevre insanlarinin kültüründe var.
Aslında bizlerin yaşatması lazım.. Ama Ailelerimiz bizlere öğretmediler.. Hep korktular.. Sünni baskısı ile, aslında İslama zıt olan bazı geleneklerimiz Sindirildi..
Dersim yöresinde bizzat şahit olduğum olayı anlatayım. Perşembe geceleri mum yakılıp dualar edilir. Bunu sağolsun nenem büyükşehirdeki evinde de yaşatıyor. Perşembe geceleri Dersimdeki ziyaretlerde bulunan özel çerağ(mom, Mum) u yakarak eve nur gelmesini sağlıyor. Eğerki evde bu geleneği sürdürmek isterseniz;
Duanın aşamaları şu şekilde
Öncelikle bu çerağları (veya bunlar yoksa normal mum da olabilir) hazırlayıp yakıyorsunuz tabiki önemli olan bu ibadeti yaparken yanlız ve mümkün olduğunca konsantre olabilmek.
Ateşi yakıp fitile veya çerağın ucundan yakdıkdan sonra( çerağlar daha gür ateş çıkartıyorlar) elinizle işaret parmağınızı üç kez ateş çevresinde hissedecek derecede yakın tutarak Kürtçe dua etmelisiniz.
Dua'da Ya khal Ferat, Ya bava Duzgin, Ya Gureys veya atalara ve içinizden geçen güzellikleri ifade ederek yapmalısınız. daha sonra ateşi orada bitene kadar oraya veya bir köşeye koyabilirsiniz. Önemli olan bir noktada ateşi kendiniz söndürmemelisiniz.
Umarım bu ibadeti açıklayıcı bir biçimde anlatmışımdır. Kültürümüze itikatımıza sahip çıkalım. Ali yardımcımız olsun.
Az önce neneme sordum.. Her Perşembe Günleri evde Mum Yakarlarmış.. Xızır Günlerinde de yakarlarmış ve Düzgün Baba, Xızır diye Dualar okurlarmış..
Bugün Xelikan Aşiretinin Yaşadığı Bölgeler
Xelikan Aşireti'nin nereden ve nasıl geldikleri konusunda kesin bir bilgiye rastlanmıyor. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda, Xelikan Aşireti'ni Horasandan Revanduza, Eriwandan Adıyamana bağlayan görüşler çoğunlukta. Bir çok araştırmacının katıldığı görüş; Xelikan Aşireti, Rışvan (Reşiyan) Aşiretinin bir kolu olduğunda hemfikirler.
Reşiyanlar, bugün Mezopotamyanın Adıyaman, Malatya ve Hasan Keyf bölgelerinde yaşadıkları biliniyor. Bu bölgelerden sadece Malatyada Merkeze bağlı HALIKAN adında bir beldenin ve burada yaşayan Xelikanlıların bir kısmının Alevi ve bir kısmının da Sünni oldukları biliniyor.
İlginç olan başka bir nokta ise Xelikan adını yada Aşiretini, Mezopotamyanın Serhad bölgesinde yaşadıklarıdır. Bu bölgede Xelikanların, çoğu hala göçebe bir hayat sürdürmekteler. Mezopotamyanın Sıpan (Süphan) ve Ararat ( Ağrı) dağlarını kendilerine mesken tutan Xelikanlılar, kendilerini ya Celali ya da Şikak aşiretine mensup sayarlar. Xelikanlıların Şikak Aşiretine mensup olanları Sünni, Celali Aşiretine mensup olanları da Yezidi'dir. Başka bir bilgi ise, Celali Aşiretinin çoğunluğu bugün Erivan ve Azerbeycan sınırları içinde yaşadıkları ve çoğunun Ermeni oldukları biliniyor.
paylaşımın çok teşekkürler.güzel bir yazı.izin verirsen bende birşey eklemek istiyorum
konya cihanbeyli ilçesine bağlı türkçe adıyla gölyazı kürtçe adıyla xalikan olan yaşayanlarda var.Xelikan değil de xalikan olmasına gelince o da bizim kürtçemizdeki bazı harf değişiklikleridir.Rışvan aşireti değilde reşvan aşireti olarak var.Bunu yazmamdaki amaç ya gene biz cihanbeyliyi unuttular da ki düşünce galiba.yoksa yazında eksik yanlar bulduğumdan değil.bir kusur olduysa af ola.
Bugün Xelikan Aşiretinin Yaşadığı Bölgeler
Xelikan Aşireti'nin nereden ve nasıl geldikleri konusunda kesin bir bilgiye rastlanmıyor. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda, Xelikan Aşireti'ni Horasandan Revanduza, Eriwandan Adıyamana bağlayan görüşler çoğunlukta. Bir çok araştırmacının katıldığı görüş; Xelikan Aşireti, Rışvan (Reşiyan) Aşiretinin bir kolu olduğunda hemfikirler.
Reşiyanlar, bugün Mezopotamyanın Adıyaman, Malatya ve Hasan Keyf bölgelerinde yaşadıkları biliniyor. Bu bölgelerden sadece Malatyada Merkeze bağlı HALIKAN adında bir beldenin ve burada yaşayan Xelikanlıların bir kısmının Alevi ve bir kısmının da Sünni oldukları biliniyor.
İlginç olan başka bir nokta ise Xelikan adını yada Aşiretini, Mezopotamyanın Serhad bölgesinde yaşadıklarıdır. Bu bölgede Xelikanların, çoğu hala göçebe bir hayat sürdürmekteler. Mezopotamyanın Sıpan (Süphan) ve Ararat ( Ağrı) dağlarını kendilerine mesken tutan Xelikanlılar, kendilerini ya Celali ya da Şikak aşiretine mensup sayarlar. Xelikanlıların Şikak Aşiretine mensup olanları Sünni, Celali Aşiretine mensup olanları da Yezidi'dir. Başka bir bilgi ise, Celali Aşiretinin çoğunluğu bugün Erivan ve Azerbeycan sınırları içinde yaşadıkları ve çoğunun Ermeni oldukları biliniyor.
Bunlar bilgilenilmesi adına çok yararlı bilgiler, aşiretin çok büyük bir kısmının sünni(şafi) olduğunu biliyordum fakat bu aşıretin bir kısmınında ermeni olduğunu bilmiyordum.
Yukarıdaki arkadaşın belirttiği gibi köken olarak reşvan aşireti olarak biliniyor.
Reşvan aşireti adeta aşiretler konfederasyonu olarak anılır, kendisinden doğmuş altında onlarca aşiret vardır. Dedemlerin aşireti Doğanlı aşıretide bu aşıretin bir koludur, dediğiniz gibi büyük bir kısmı sünni, bir kısmıda alevidir.
Reşvan aşıretinin bir alt kolu olan doğanlı aşiretine ait maraş pazarcıktaki köyler şunlar, bunların bir kısmının resmi adları sonradan değişmiştir;
Kirni, Haraba, Nefsidoğanlı, Doğanlıkarahasan, Davutlar, Yenioba, Kuruçay, Çatalhöyük.
cem_sultan 24.11.2007, 15:08 böyle buyurdu zerduşt( Nietzsche)
|
|