hazal91
09.09.2007, 21:34
SOL NE DEMEK?
Küçük çocuk annesine sordu: ’’Sol ne demek?’’ Anne bir süre
düsündükten sonra yanitladi: ’’Sol; sokakta seksek oynamak demek,
korkudan öleyazsan da lunaparkta zincirli sandalyeye binmek demek,
gece yatagindan gökyüzünü izleyip gözüne kestirdigin bir yildizla
sir paylasmak demek, küçük foklari gaddarca öldüren fok katillerini
hiç unutmamak ve kürk giymis bir bayanin üstüne, ’Yasasin foklar’
diyerek kalici boya atmak demek, yunuslarin bazen bir insan oldugunu
düsünmek ve onlarin o muhtesem özgürlüklerini kiskanmak demek,
Afrika’da bir ay sonra 700 bin yasitin çocugun susuzluktan ölecegini
ögrenip kumbaradaki parayi kosarak acil yardim kurumlarina götürmek
ve bundan böyle dis firçalarken muslugu kapali tutmak demek,
yemegini bitirip geri kalanini üsenmeden bir torbaya koyup en yakin
hayvan barinagina götürmek demek, köpegini gezdirirken bir posete
onun biraktiklarini almak ve çöp kutusuna atmak demek. Kesilen her
agaç, yanan her orman için ne yapip edip mutlaka ve mutlaka agaç
dikmek demek, kimselerin bu orada ne yapiyor demesine aldirmadan
insanlarin kumsalda biraktigi çöpleri toplamak demek, çok merakli
olmak demek, su yasadigimiz dünyada kaç dil konusuluyor, farkli kaç
renk insan var, neden Çinliler sütle yapilmis yiyecekleri
yiyemezler, Güney ve Kuzey Kutbu’na kaç kisi gitmistir, onlarin bu
yolculuklarda basina neler gelmistir, su bizim oturdugumuz kentin
kaç kapisi var, su bizim oturdugumuz kentte kaç müze var, yaziyi ilk
bulan kavim Sümerlerin kaç tanrisi varmis, Hititlerin kaç tanrisi,
Hint mitolojisiyle Yunan mitolojisindeki tanrilar birbirine ne kadar
benzer, güçlülerin tanrisi Apollon’un da, Hint tanrilarindan en
sevilen insan basli fil tanri Gades’in de yardimcilari neden
faredir, bir karinca bir kilometreyi ne kadar zamanda kat eder,
sesten hizli giden uçaklarin hizi saatte kaç kilometredir, neden
erik agaçlari erken cicek açar, dünyada kaç çesit kurbaga vardir,
insanin en yakin akrabasi gerçekten su sinegi midir, Freud neden
herkesin bildigi bir bilim adamidir, karpuz neden soguk suya
birakilir, dünyada parfüm yapilan kaç çesit çiçek vardir, çöllerde
kum firtinalari neden hâlâ insanlarin korktugu bir doga olayidir,
kirlik alanlarda neden ay ve yildizlar daha parlaktir, ask nedir, bu
neden basimiza gelir, kalbimiz *** *** neden kirilir, vicdan nedir,
neden yalan söylerken yüzümüz kizarir...’’
Küçük çocuk ’’Anne dur biraz’’ dedi, ’’kafam karisti.’’ ’’Elbette
karisacak’’ dedi annesi, ’’Dünyanin en zor sorusunu sordun, devami
var. Sol demek; her yaptigin isin neye yarayacagini bilmek demek,
okudugun her kitabi, denizlerin tuzunu, göklerin mavisini iyi bilmek
demek, bir ormanda pusula olmadan Kuzey Yildizi’na bakip yolunu
bulmak demek, herkes birinin karsisinda mum gibi dururken kendin
gibi durmak demek, geceden ölesiye korkmak ama geceyi sevmek demek,
gün batimlarini sevmek demek, ormandaki tüm sesleri sevmek demektir;
kendin için dans etmek demek, agiz dolusu gülmek demek, her
yenilgiden sonra söyle bir silkinip kendi küllerinden yeniden dogmak
demek.’’
Küçük çocuk birden bagirdi, ’’Simdi anladim’’ dedi, ’’Sol demek hiç
durmadan düs kurmak demek!’’
SAG NE DEMEK
Küçük çocuk annesine sordu, ’’Anne sag ne demek?’’ Anne bir süre
düsündü ve yanit verdi: ’’Sag’’, dedi, ’’öncelikle hiçbir seyi merak
etmeden sana verilen bilgiyle yetinmektir. Sana sus denildiginde
susmak, konus denildiginde konusmaktir. Sürekli kendini yetersiz
hissetmektir. Kendini sürekli baskalarinin pesinden giden biri
kilmaktir. Geceleri sirlarini paylasacak bir yildizin varligindan
habersiz olmaktir. Toplama kamplarinin bacasi sürekli
tüterken ’Bizim o kamplarda yasananlardan haberimiz yoktu’, demek
ikiyüzlülügünü göstermektir. Sokakta kocaman bir adam küçücük bir
çocugu döverken hiç ses çikarmadan oradan kosarak uzaklasmak
demektir. Büyük alisveris merkezlerinde özürlüler için ayrilmis
otopark alanina büyük bir piskinlikle park etmek, ’Neden oraya park
ediyorsun, orasi özürlüler için’ diye soran birine de ’Ben de
kafadan sakatim’ diye gülerek yanit vermektir. Kahve sohbetlerinde,
memleket durumlari konusulurken ’Kardesim bu memlekette üç bes
kisiyi asacaksin, bak o zaman her sey nasil saaak diye biter’ ,
yollu fikir yürütmektir. 18 yasindan küçük çocuklarin, yaslarinin
büyültülüp idam edilmesine neden olan askeri darbe baskaninin
yaptigi resimleri hâlâ yalakalik olsun diye almak demektir. Grev
yapan isçiler için, ’Canim bunlar da çok oluyor artik, dünyanin
parasini alir gene de doymazlar’ cinsinden düsünce üretmektir.
Mangal keyfi için orman içinde ates yakmak ve yangin çikarmaktir.
Evinin içini tertemiz yapip, kapinin önünün b.k götürmesini
önemsememek, hastanelerde ameliyattan yeni çikmis bir hastanin
yaninda fosur fosur sigara içmektir. "Kadinlarin saçi uzun akli
kisadir," sözünü pek bir sevmektir."
Küçük çocuk yeniden sordu: ’’Anne insanlarin büyük çogunlugu bu
dediklerini yapiyor?’’ Çocugun bu sorusu karsisinda anne gülümsedi
ve yanit verdi: ’’Bekle daha bitmedi, devam ediyorum. Sag demek, süt
yerine mesrubat içmenin daha dogru oldugunu söylemek ve bunun
yayginlasmasi için dünya kadar reklam parasi vermektir. Tüketimi
destekleyen yüzlerce reklam slogani yazip ardindan ’Bu dünya düzeni
söyle degisir’ diye ahkâm kesmektir. En pespaye dizilerde
oynayip ’Ben en devrimciyim’ demektir. Oy vermek yerine o gün
piknige gitmektir. Körlerin, spastik özürlülerin, sakatlarin
sokaklarda görünüp de moral bozmamalari için yollari, parklari,
tuvaletleri sadece ve sadece normallere (!) göre yapmak demektir.
Zehirli atiklarini topraga gömen ya da denize birakan büyük
isyerlerine komik miktarlarda para cezasi verilmesini uygun
görmektir. Tarihi ören yerlerindeki mermerleri yasaga ragmen kesip
kesip insaatta kullanmaktir. Denizleri, irmaklari, topragi kirletmek
ve bundan adeta büyük bir keyif almaktir. Açik havada öpüsen,
koklasan çiftleri kosa kosa gidip polise ispiyon etmektir. Islenen
suçlar için iki rekat namaz kilip Allah’i kandirdigini sanmaktir.
Arkadasin bir haksizliga ugradiginda onu savunmamaktir. Büyük
derbilerden sonra aska gelip gelisigüzel ates etmek ve seken bir
kursunla evlerinin balkonunda oyun oynayan dört yasindaki çocugu
öldürmektir. Sinemaya giden kiz kardesini sokak ortasinda biçaklayip
zafer isareti yapmak demektir. Bilgiyle, sabirla, vicdan duygusuyla,
ahlakla, etik degerlerle dalga geçmek ve bu daglari ben yarattim
dercesine kurum kurum kurumlanmaktir.’’ Küçük çocugun bu kez
gerçekten kafasi karismisti. ’’Anne’’ dedi, ’’Bu sag ne kadar çok
yerdeymis, ben korkmaya basladim.’’ ’’Hayir, korkma’’ dedi
annesi. ’’Daha pek azini duydun. Kim dedi sana bunlari merak et,
artik öyle ’korkuyorum, vazgeçtim demek yok.’ Geç kaldin.’’ Anne
yeniden basladi, ’’Sag demek...’’
Anne sözünün sonunu getiremedi, çocuk kosarak karyolanin altina
saklandi
CUMHURİYET / IŞIL ÖZGENTÜRK
Ben daha 16 yaşımdayım..Daha önümde uzun bi ömür var ve ben yaşamımı bi karyolanın altında saklanarak geçirmek istemiyorum..düş kurmak istiyorum ben her ne kadar bunu engellemeye çalışsalar da...keşke herkeste düş kurabilecek cesaret olsa ama.....
Küçük çocuk annesine sordu: ’’Sol ne demek?’’ Anne bir süre
düsündükten sonra yanitladi: ’’Sol; sokakta seksek oynamak demek,
korkudan öleyazsan da lunaparkta zincirli sandalyeye binmek demek,
gece yatagindan gökyüzünü izleyip gözüne kestirdigin bir yildizla
sir paylasmak demek, küçük foklari gaddarca öldüren fok katillerini
hiç unutmamak ve kürk giymis bir bayanin üstüne, ’Yasasin foklar’
diyerek kalici boya atmak demek, yunuslarin bazen bir insan oldugunu
düsünmek ve onlarin o muhtesem özgürlüklerini kiskanmak demek,
Afrika’da bir ay sonra 700 bin yasitin çocugun susuzluktan ölecegini
ögrenip kumbaradaki parayi kosarak acil yardim kurumlarina götürmek
ve bundan böyle dis firçalarken muslugu kapali tutmak demek,
yemegini bitirip geri kalanini üsenmeden bir torbaya koyup en yakin
hayvan barinagina götürmek demek, köpegini gezdirirken bir posete
onun biraktiklarini almak ve çöp kutusuna atmak demek. Kesilen her
agaç, yanan her orman için ne yapip edip mutlaka ve mutlaka agaç
dikmek demek, kimselerin bu orada ne yapiyor demesine aldirmadan
insanlarin kumsalda biraktigi çöpleri toplamak demek, çok merakli
olmak demek, su yasadigimiz dünyada kaç dil konusuluyor, farkli kaç
renk insan var, neden Çinliler sütle yapilmis yiyecekleri
yiyemezler, Güney ve Kuzey Kutbu’na kaç kisi gitmistir, onlarin bu
yolculuklarda basina neler gelmistir, su bizim oturdugumuz kentin
kaç kapisi var, su bizim oturdugumuz kentte kaç müze var, yaziyi ilk
bulan kavim Sümerlerin kaç tanrisi varmis, Hititlerin kaç tanrisi,
Hint mitolojisiyle Yunan mitolojisindeki tanrilar birbirine ne kadar
benzer, güçlülerin tanrisi Apollon’un da, Hint tanrilarindan en
sevilen insan basli fil tanri Gades’in de yardimcilari neden
faredir, bir karinca bir kilometreyi ne kadar zamanda kat eder,
sesten hizli giden uçaklarin hizi saatte kaç kilometredir, neden
erik agaçlari erken cicek açar, dünyada kaç çesit kurbaga vardir,
insanin en yakin akrabasi gerçekten su sinegi midir, Freud neden
herkesin bildigi bir bilim adamidir, karpuz neden soguk suya
birakilir, dünyada parfüm yapilan kaç çesit çiçek vardir, çöllerde
kum firtinalari neden hâlâ insanlarin korktugu bir doga olayidir,
kirlik alanlarda neden ay ve yildizlar daha parlaktir, ask nedir, bu
neden basimiza gelir, kalbimiz *** *** neden kirilir, vicdan nedir,
neden yalan söylerken yüzümüz kizarir...’’
Küçük çocuk ’’Anne dur biraz’’ dedi, ’’kafam karisti.’’ ’’Elbette
karisacak’’ dedi annesi, ’’Dünyanin en zor sorusunu sordun, devami
var. Sol demek; her yaptigin isin neye yarayacagini bilmek demek,
okudugun her kitabi, denizlerin tuzunu, göklerin mavisini iyi bilmek
demek, bir ormanda pusula olmadan Kuzey Yildizi’na bakip yolunu
bulmak demek, herkes birinin karsisinda mum gibi dururken kendin
gibi durmak demek, geceden ölesiye korkmak ama geceyi sevmek demek,
gün batimlarini sevmek demek, ormandaki tüm sesleri sevmek demektir;
kendin için dans etmek demek, agiz dolusu gülmek demek, her
yenilgiden sonra söyle bir silkinip kendi küllerinden yeniden dogmak
demek.’’
Küçük çocuk birden bagirdi, ’’Simdi anladim’’ dedi, ’’Sol demek hiç
durmadan düs kurmak demek!’’
SAG NE DEMEK
Küçük çocuk annesine sordu, ’’Anne sag ne demek?’’ Anne bir süre
düsündü ve yanit verdi: ’’Sag’’, dedi, ’’öncelikle hiçbir seyi merak
etmeden sana verilen bilgiyle yetinmektir. Sana sus denildiginde
susmak, konus denildiginde konusmaktir. Sürekli kendini yetersiz
hissetmektir. Kendini sürekli baskalarinin pesinden giden biri
kilmaktir. Geceleri sirlarini paylasacak bir yildizin varligindan
habersiz olmaktir. Toplama kamplarinin bacasi sürekli
tüterken ’Bizim o kamplarda yasananlardan haberimiz yoktu’, demek
ikiyüzlülügünü göstermektir. Sokakta kocaman bir adam küçücük bir
çocugu döverken hiç ses çikarmadan oradan kosarak uzaklasmak
demektir. Büyük alisveris merkezlerinde özürlüler için ayrilmis
otopark alanina büyük bir piskinlikle park etmek, ’Neden oraya park
ediyorsun, orasi özürlüler için’ diye soran birine de ’Ben de
kafadan sakatim’ diye gülerek yanit vermektir. Kahve sohbetlerinde,
memleket durumlari konusulurken ’Kardesim bu memlekette üç bes
kisiyi asacaksin, bak o zaman her sey nasil saaak diye biter’ ,
yollu fikir yürütmektir. 18 yasindan küçük çocuklarin, yaslarinin
büyültülüp idam edilmesine neden olan askeri darbe baskaninin
yaptigi resimleri hâlâ yalakalik olsun diye almak demektir. Grev
yapan isçiler için, ’Canim bunlar da çok oluyor artik, dünyanin
parasini alir gene de doymazlar’ cinsinden düsünce üretmektir.
Mangal keyfi için orman içinde ates yakmak ve yangin çikarmaktir.
Evinin içini tertemiz yapip, kapinin önünün b.k götürmesini
önemsememek, hastanelerde ameliyattan yeni çikmis bir hastanin
yaninda fosur fosur sigara içmektir. "Kadinlarin saçi uzun akli
kisadir," sözünü pek bir sevmektir."
Küçük çocuk yeniden sordu: ’’Anne insanlarin büyük çogunlugu bu
dediklerini yapiyor?’’ Çocugun bu sorusu karsisinda anne gülümsedi
ve yanit verdi: ’’Bekle daha bitmedi, devam ediyorum. Sag demek, süt
yerine mesrubat içmenin daha dogru oldugunu söylemek ve bunun
yayginlasmasi için dünya kadar reklam parasi vermektir. Tüketimi
destekleyen yüzlerce reklam slogani yazip ardindan ’Bu dünya düzeni
söyle degisir’ diye ahkâm kesmektir. En pespaye dizilerde
oynayip ’Ben en devrimciyim’ demektir. Oy vermek yerine o gün
piknige gitmektir. Körlerin, spastik özürlülerin, sakatlarin
sokaklarda görünüp de moral bozmamalari için yollari, parklari,
tuvaletleri sadece ve sadece normallere (!) göre yapmak demektir.
Zehirli atiklarini topraga gömen ya da denize birakan büyük
isyerlerine komik miktarlarda para cezasi verilmesini uygun
görmektir. Tarihi ören yerlerindeki mermerleri yasaga ragmen kesip
kesip insaatta kullanmaktir. Denizleri, irmaklari, topragi kirletmek
ve bundan adeta büyük bir keyif almaktir. Açik havada öpüsen,
koklasan çiftleri kosa kosa gidip polise ispiyon etmektir. Islenen
suçlar için iki rekat namaz kilip Allah’i kandirdigini sanmaktir.
Arkadasin bir haksizliga ugradiginda onu savunmamaktir. Büyük
derbilerden sonra aska gelip gelisigüzel ates etmek ve seken bir
kursunla evlerinin balkonunda oyun oynayan dört yasindaki çocugu
öldürmektir. Sinemaya giden kiz kardesini sokak ortasinda biçaklayip
zafer isareti yapmak demektir. Bilgiyle, sabirla, vicdan duygusuyla,
ahlakla, etik degerlerle dalga geçmek ve bu daglari ben yarattim
dercesine kurum kurum kurumlanmaktir.’’ Küçük çocugun bu kez
gerçekten kafasi karismisti. ’’Anne’’ dedi, ’’Bu sag ne kadar çok
yerdeymis, ben korkmaya basladim.’’ ’’Hayir, korkma’’ dedi
annesi. ’’Daha pek azini duydun. Kim dedi sana bunlari merak et,
artik öyle ’korkuyorum, vazgeçtim demek yok.’ Geç kaldin.’’ Anne
yeniden basladi, ’’Sag demek...’’
Anne sözünün sonunu getiremedi, çocuk kosarak karyolanin altina
saklandi
CUMHURİYET / IŞIL ÖZGENTÜRK
Ben daha 16 yaşımdayım..Daha önümde uzun bi ömür var ve ben yaşamımı bi karyolanın altında saklanarak geçirmek istemiyorum..düş kurmak istiyorum ben her ne kadar bunu engellemeye çalışsalar da...keşke herkeste düş kurabilecek cesaret olsa ama.....