Orijinalini görmek için tıklayınız : Unutmadık General


PAÜlü
11.09.2007, 19:14
Unutmadık General
(12 Eylül Darbecilerini Unutmıcaz)


2007 yılından 1980 yılını çıkarırsak, sizinle tanışalı 27 yıl olmuş General. Üniversiteli gençler başta olmak üzere bu toprakların güzel düşünceli insanlarının topyekün imhası için elinizden geleni yapmak üzere, o hüzünlerin en güzel ayı eylülü kırmızıya boyayarak gelişinizin üzerinden tam 27 yıl geçmiş.
Geleceği cezaevlerinde yokettiniz

İşinizi çok iyi yapmış olmalısınız ki, 80’den sonra hüznü bir kenara itip, durmadan kanar oldu eylüller. Adınız gibi K ile başlayan kan, kanlı, kanatılan, kanayan, kandan ve benzeri sözcükler, 1980 Eylül'ünün 12'nci gününden başlayarak sözlük sayfalarından sokaklara saçılıp, oradan okul önlerine, dersliklere, evlerin odalarına, işkencehanelere, cezaevlerine, kimsesizler mezarlığına, idam sehbalarına, urgan kıvrımlarına dağılıp ölümü, acıyı, kederi, yokluğu, hasreti yaratarak, emrinizde olduklarını kanıtladılar.

Nasılsınız General? Kandan ve Can’dan uzak yıllarınızda tablolarınıza sürdüğünüz renkler, en azından çığlıksızlığıyla, sizi tatmin etmiyordur sanırım. Ama siz de takdir edersiniz ki, bu topraklarda ezilecek, vurulacak, kıyılacak, asılacak düşünebilen insan bırakmadınız o dönemden geriye.

Geleceğin potansiyel gazetecilerini, avukatlarını, bilim insanlarını, yazarlarını, çizerlerini, heykeltraşlarını, mühendislerini, mimarlarını topyekün gözaltlarında , cezaevlerinde, sokaklarda yok ettiniz.

Dil, din, cins, yaş ayrımı yapmadan solda gördüğünüz her canlıya saldırdınız. Parça parça ettiniz her gördüğünüz güzelliği. İşlerinizin şimdi kesat gitmesi olsa olsa bu sebeplerdendir.
Yaralarımız iyileşti...

Belki merak edersiniz; biz sağ kalanların beden yaralarımız iyileşti, cezaevlerinde genç ömürlerimizin güzelim yıllarını bırakıp yeniden hayata karıştık, adımızdan utanmadan yaşamaktayız. Ama unutmadık hiçbir şeyi, unutmadık General.
Yıl dediğiniz 365 gün 6 saatten ibaret. Gün dediğiniz 24 saat, saat dediğiniz 60 dakika, dakika dediğiniz 60 saniye, saniye dediğiniz 10koca salise demek. 10 koca saliselerden oluşan zamanı, her saliseyi etimizde, gönlümüzde duyarak yaşadık ve yaşamaktayız.

Çocukken düştüğümüzde dizlerimizde oluşan yaralar zamanla kabuk bağlar, düşen kabuktan geriye can yakmayan izler kalırdı. Ama o eylülden sonra ne zaman kabuk bağlamaya yüz tutsa içimizdeki yaralar, anıların gelip kapımızı her çalışında yeniden kanadı.

Hangi sararmış fotoğrafla göz göze gelsek, yüreğimizi kemiren öfke, isyan olup gönül pınarlarımızdan aktı.
Birbirimize dokunamayacak kadar can kırığı dolu belleğimiz. Biz sayenizde, baştan ayağa kabuk olduk. Doğrusu iyi iş başardınız General, memnun musunuz?

Bu ülkenin insanlarına tarifsiz acılar yaşatılırken, siz ya imam hatip mektebi açıyordunuz, ya da yeni bir peygamber edasıyla eski bir ayeti okuyordunuz çıktığınız kürsülerde. Kim bilir belki de, netekim sözcüğünün yedi harfine bol gelen varlığınızı anlatan fısıltı gazetelerinin dağıtımını yapanların sınırsız gücüyle baş etmenin yollarını arıyor, ya da Vehbi Koç’un mektubunu yeniden okuyup, geçici 15'inci madde ile yargılanmanızın önünü tıkıyordunuz.

Siz hatırlamazsınız belki; annesi babası yanından sökülüp alınırken, eylülün zulmü yüzlerine kazınan çocuklar vardı bu ülkede, general. Siz, geleceğin gençlerinin gülüşlerini de budamayı başardınız. Sermayenin yüzünü güldürüp, yoksulluğun kapılarını ardına dek açarak susan bir toplum yarattınız.
Darbe günlerini arıyor musunuz?

Çorak bir çöle çevirdiniz şiirin toprağını, öykünün toprağına kan bulaştırdınız General, hakkınızı yememeli, iyi iş çıkardınız. 80 Eylül'ünün onikisinde başlayan darbe günlerinizi arıyor musunuz General?

Kan dökmeyi seviyor, kan görmeyi istemiyordunuz sanki o günlerde. Ne işkencehanede bir manyeto çevirerek yırttınız bir insanın içini, ne bir namlu arkasından izlediniz, tetiğe basmanızla yok oluşunu bir bedenin. İdam sehpaları hiçbirinize kalmadı zaten. O güzelim çocuklar, yeşil bir dal gibi uzanan bedenlerini kendileri susturdular.

Beşinizin bol rütbeli omuzlarınızın göründüğü fotoğraf karelerinin altına “beşi bir yerde 50 krş” yazıyorlar artık. Zalimi olan toprakların, mizahçısı da bol oluyor General. Ve mizahçılar asla unutturmuyor zalimlerin icraatlarını.

Sayısını durmadan çoğalttığınız mezarlar ve cezaevlerine karşın, bir hiç olduğunuzu dağ taş, cümle alem biliyor general. Darbeciler bir hiçtir çünkü, vura vura bitiremedikleri insanlarsa, birer kahraman.

O zamanlar yok olmak istemiştim. Şimdi düşünüyorum da, iyi ki sağ kalabilmişiz general. Hiç yaşanmamış gibi toplumsal bellekten sildiğiniz, milyonlarca saliseden örülü o kanlı dönemin tanıkları da olmasa, yaşananlara ve yaşatılanlara nasıl inanırdı insanlar?
Sayın General, sayın durmadan...

Sayın General, bundan sonra durmadan sayın. Eylül'de öldürülen insanları sayın, onların ana babalarını, kardeşlerini sayın, sebebi olduğunuz mezarları sayın, gözaltında işkence yapılanları sayın, hapishanelere doldurduğunuz insanları sayın, kurduğunuz idam sehpalarını sayın, beslemeyip astıklarınızı sayın, bunca yıldır mezarına ulaşılamayan insanları sayın, mazlumun ahını sayın...

Çünkü tarih sizi saymayacak.


Ve unutmayın; İnsanlık siz darbecileri hiçbir zaman bağışlamayacak.
(alıntıdır)(Gönül İlhan)



Ne kadar güzel içini dökmüş, Bu yazıyı okuduğunuzda Generalin(!) insan olmadığını anlamak mümkün....

Peki yaşananlar, ya bu yaşananlara göz yumanlar...
Sizce Erdalları, Denizleri,Yusufları,Hüseyinleri ve onlar gibi asılan, yakılan bir cok insanı bundan sonra saysa nolur saymasa...
Hem o nerden bilecek ki bir devrimcinin asılırken hem peşinden gittiği haklı şeyin mutlulukla gülümsemesine hemde ardında bırakacagı umutsuz bir dünyaya üzülüşüne…

O nerden bilebilir ki bir babanın bir annenin bir kardeşin çektiği acıları, yürek ağrılarını, feryatları…

O nerden bilebilir; yaşama umudunun en alıcı noltasında en sevdiğin insanın yanında onunla ölüme gitmeyi….

O nerden bilebilir bir gencin savunduğu düşünce uğruna ölüme gitmesini ve bunun tarif edilemez duygusunu…

O nerden bilebilir ki bir emekçinin bir ezilenin ter döktüğü işinde- hakkını alamasa da-, bir ekmek parası uğruna çektiği çileleri...

Bilemezsin General Bilemezsin… Çünkü sen yaşamadın bu kanla sıvadığın ülkenin görünmeyen yerinde , sen yaşamadın bu sevgilinin, arkadaşın,yoldaşın, devrimci aşkının harmanlandığı bir bucakta…
Yazık olmus sana General(!), birde General;........yazıklar olsun….



Saygılarımla............

nuran
11.09.2007, 19:20
üzülmeyin..!! bir şekilde...gün gelir devran döner!!!!!!

alevi_che
11.09.2007, 19:30
Bugün 11 Eylül, Salvador Allende'nin kanlı bir darbe ile devrilip, General Pinochet'in iktidara geldiği gündür.

Yarın 12 Eylül, Türkiye'nin Pinochet'i, Kenan Evren'in Diktatörlüğünü ilan ettiği gün.


*12 eylül(müş) bugün
*12 eylül(dü)
*bahar dallarından budadılar ölümü
*daha yirmiüçün de memed'i
*zeynep teyzemin
*evinin direği/gözünün çiçeği
*kalktı;
*ekmek dedi,emek dedi,hak dedi.
*aldılar
*böyle bir akşamüstüydü
*kıydılar
*bir zamanlar memleketimde,
*bütün bahar dallarını
*kırdılar
*sehpa yapmak için
*kiminin üstünde havyar yiyip,şampanya patlattılar
*kiminin de üstünde memedleri astılar
*ki o memedler
*son nefeste bile memlekettiler
*çığlık, çığlığa
*emek derdi, ekmek derdi,hak derdi
*en son ÇIĞLIKKK...! der
*sallanır giderler(di)
*bahar dalında
*bahar dallarından uzak dur

***Gün gelir Devran döner***

PAÜlü
11.09.2007, 21:08
Evet arkadaşlar yarın 12 eylül....

12 Eylül darbecilerinin yaptığı zulmü unutmamak dileğiyle (ki eminim unutmıcagımıza)


Saygılarımla.....

vitamin
11.09.2007, 21:20
Halklar,hükümetlerinden korkmamalıdır.Hükümetler,halklarından korkmamalıdır.
v for vendetta izleyenler bilir.
http://beyazperde.mynet.com/images/haber/6996-v-e.jpg

http://www.perfectduluthday.com/BadCat/VforVendetta.JPG

pazarcıklı
11.09.2007, 21:27
çok haklı bir yazıydı paylaşımın için teşekürler...baskıyla,zulümle birsürü aydın insan haksız yere cezalandırıldı,yaplılan bu darbe bizi çok gerilere götürdü... farkında olan, gerçekleri gören bir gençlik bilinçli olarak bölündü ve önleri kesildi malesef...unutulmamalı yaşananlar, geçmişten ders almak gerek bence...

İliryali
11.09.2007, 22:35
**650.000 kişi göz altına alındı
**1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
**Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
**7 bin kişi için idam cezası istendi.
**517 kişiye idam cezası verildi.
**Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
**İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
**71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
**98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
**388 bin kişiye pasaport verilmedi.
**30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
**14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
**30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
**300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
**171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
**937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
**23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
**3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
**400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
**Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
**31 gazeteci cezaevine girdi.
**300 gazeteci saldırıya uğradı.
**3 gazeteci silahla öldürüldü.
**Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
**13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
**39 ton gazete ve dergi imha edildi.
**Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
**144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
**14 kişi açlık grevinde öldü.
**16 kişi kaçarken vuruldu.
**95 kişi çatışmada öldü.
**73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
**43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
**27 yıl geçmesine rağmen, 25 bin kişi Kamu Hizmetlerinden Yasaklıdır.

Resmi belgelerde yer alan, darbenin sonuçları olarak sunulan bu "İSTATİSTİKİ" bilgileri, 12 EYLÜL 1980 darbesini anlamaya yardımcı olması için buraya aktardım.

Saygılarımla

KIZILEFE
11.09.2007, 23:00
k. amcam ölürken çok yorgan yırtacak bunca şehidin ahı nasıl çıkcak bu hesap (varsada yoksada) öbür yana kalmaz

DEVRİM ŞEHİTLERİ ANISINA ...

aytek
12.09.2007, 13:12
12 Eylül'leri kutlu olsun!

"Entelektüeller ve bilim adamları haksızlığa karşı seslerini yükseltmiyor" dedi Başbakan. Elbette asabı bozuk bir gergin gülümsemeyle nutkum tutulmadı değil. Ama insanı asıl kahreden, iktidarın bu demokratikleşme, sivilleşme, aydın-dostu "temaşasını" bu kadar rahat icra edebilmesi. Oyun, dakika başı hafızası silinen bir kitleye oynandığı için mi bu kadar rahat icra ediliyor? Muktedir, izleyenlerle alay ederken kitlenin isyan etmemesinin nedeni artık bütün anlam dünyamızın şirazeden çıkmış olması mı?

12 Eylül çocuğu

Ya da şöyle söyleyeyim:
Yıldönümünü "idrak ettiğimiz" 12 Eylül darbesinin siyasal İslamın en büyük destekçisi olduğu, "laikliğin bekçisi ordu" klişesinin tersine darbeyle birlikte tarikatların ve onlara bağlı siyasal örgütlenmelerin önünün açıldığını unutmak neden bu kadar kolay oldu?
Darbenin desteklediği, büyüttüğü tek siyasal oluşum olan milliyetçi-İslamcı hareketin peşinden tef çala çala gitmek nasıl "aydın tavrı" haline geldi?
Darbenin ürünü bir iktidara karşı ses yükseltmemek neden şimdi demokrat ve sivil olmanın önkoşulu haline geldi?
Son elli yıldır, kısa bir aralık hariç, aslında Türkiye'de siyasal iktidarın hiç değişmediği, AKP'nin darbelerle güçlendirilmiş bu sağ iktidarın yeni modeli olduğu niye hatırlanmıyor?
12 Eylül işkencehanelerinde, hapishanelerinde, darbenin açtığı toplu mezarlarda bu ülkenin bütün akli muvazenesi telef mi oldu?

Yeni özgürlükleri deneyin!
AKP'yi demokrasinin bekçisi, Tayyip Bey'i de sivil halk devriminin yılmaz önderi olarak görenleredir sözlerim:
Madem AKP ile birlikte bu kadar sivilleştik, madem bu iktidar Türkiye'de gelmiş geçmiş en demokrat, en özgürlük yanlısı iktidar, o zaman siz de özgürlüklerinizi bir test edin.
Mesela, yaşadığınız mahalledeki herhangi bir caminin fazla açık megafon sesini hastanız olduğu gerekçesiyle kıstırmaya çalışın.
Kayseri'de Ramazan ayında oruç tutmayan bir üniversite öğrencisi olmayı deneyin.
Yozgat'ta Ramazan ayında kısa kollu gömlek giyin.
Adıyaman'da 18 yaşında bir kız çocuğu olarak "özgür kararlarınız" olduğunu söyleyin.
Orman arazilerinin ve denizlerin parsellenip satılamayacağını, insanların F tipi cezaevlerinde çürütülemeyeceğini söyleyin.
Ya da sadece şunu hatırlayın:
"Ben çocuğumu helal etmiyorum" diyen asker anne-babalarını ilk kim azarlamıştı? Onlara "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyen sivil, demokrat, insan canlısı Başbakan'ımız değil miydi?

Din, ordudan daha "zor"
Yeni olan şudur:
Türkiye'de artık din veya siyasal İslam ilgili söz söylemek orduyla ilgili söz söylemekten daha zor hale gelmiştir. Bu, yeni darbedir. İçinden geçtiğimiz günler, 12 Eylül darbesinin yeni, geliştirilmiş yüzüdür. İstediği kadar sivil ve demokratik temaşa yeteneklerini geliştirsin, istediği kadar liberal aydın danışmanların ezberlettirdiği cümleleri tekrarlasın, bu iktidar 12 Eylül çocuğudur. Hem de darbenin en sevdiği çocuğudur. Uluslararası sermaye ve Büyük Orta Doğu Projesi tarafından desteklenen; muhafazakârlaştırılmış, alternatifsizleştirilmiş toplumun örgütlü olarak sorgulayamadığı bir darbe iktidarıdır tecrübe ettiğimiz. Yirmi yedi yıl sonra darbe, AKP iktidarı ile birlikte memleketi artık neredeyse geri dönüşsüz bir biçimde dönüştürmüştür.

Sessiz teşekkür
Onun önderliğini yaptığı hareketi doğurmak için başka türlü düşünen bütün aydınlar ve gençler 12 Eylül hapishanelerinde yok edilirken "Entelektüeller ve bilim adamları haksızlığa karşı seslerini yükseltmiyor" diyen Başbakan neredeydi? Başbakan soru sormak yerine sadece teşekkür etmeli. Sesini yükselttiği için ölen, kaybolan, sakat bırakılan, asılan onca aydına ve gence sessizce teşekkür etmeli. Çünkü bugün, onun başında bulunduğu iktidar onların gövdeleri üzerinde duruyor.
Ne diyeyim?
12 Eylül'leri kutlu olsun!

Ece Temelkuran

Güzel bir yazı daha , paylaşmak istedim...

Saygılar

anadolu75
12.09.2007, 16:36
12 eylulun basta kenan evren olmak uzere tum sorumlulari yargilanmalidir.bugun turkiyedeki islamcilik ve milliyetciligin temel sebebi 12 eyluldur.

seçil sivas
12.09.2007, 17:03
12 Eylül 1980 den yaklaşık 5 sene sonra dünyaya gelmişim.. ozamanlara tanık olmadık elbet ama bana ve aileme okadar çok acı miras bıraktıki.. darbeler,ihtilaller neden yapılır??? amaç düzeni korumakmıdır yoksa elde kalanı, konuşanı susturmakmıdır.. insanın insan yapan düşünmesi değilmidir.. peki neden engellenmek istenir düşünceler.. kitaplar ,içinde yazanlar kimin düşüncesine göre yanlıştır...
ülkemde herkarış toprakta zulüm var katliyam var.. kimse yok saymasın bu ülkenin insanında ne hoşgörü nede düşünceye saygı var.... İşte biz böyle kaybettik ya