Orijinalini görmek için tıklayınız : Bayrampasa Katliami Davasi 14 Eylülde Basliyor


başkabirdünya
12.09.2007, 10:31
Bayrampasa Katliami Davasi 14 Eylülde Basliyor
düzenin mahkemeleri katilleri yine aklayacak
yine biz şuçlu olacağız,bize terörist diyecekler
biz ise halkımızı savunmaya,'terörist' olmaya devam edeceğiz yarını kurana kadar.....





19 Aralık, Etimizdeki Yanık,
Bilincimizdeki Öfkedir
Ülkemizin üstüne kabus gibi çöken o dört günde, 19-22 Aralık'ta katlettiler 28 tutsağı. Kurşunladılar, diri diri yaktılar, bombalarla parçaladılar...

Zulmü durdurmak için bedenini tutuşturdu kimileri, onları bile kurşunladılar.

Gülen gözleri kan doldu. Gülümseyen yüzleri kömürleşti. Beyinleri ve yürekleri yandı kavruldu. Lakin...

Lakin gülüşleriyle içimizdeler hala. Beyinleri ve yüreklerinde ne varsa, bizdedir hala, mirasımızdır. O gülüşler, o inanç, o coşku, hiçbir yangının yokedemeyeceği kadar içten ve çeliktendir...

Yanık kokusu gitmez kolay kolay. Hele ki yanan insan etiyse... Nazi toplama kamplarını gezenler, aradan 50 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, sanki o kokunun hala orada olduğu izlenimine kapılırlar. Doğrudur kokunun hala orada olduğu. Bayrampaşa'nın, İstanbul'un ve Türkiye'nin ve tüm F Tipi hapishanelerin üstünde Bayrampaşa'da diri diri yakılanların yanık etlerinin kokusunu duyabilirsiniz hala... Onları yakan alevlerin sıcaklığını hissedebilirsiniz. Çünkü yanan bizim etimizdir. Çünkü alevler herkesin tenine değmiştir. Ve adalet yerini bulmadığı sürece de, tenimizde o sıcaklık, burnumuzda o koku varolmaya devam edecek...



Bir kez daha adalet isteyeceğiz, bir kez daha yakasına yapışacağız katillerin. Mahkemeler katilleri aklamak, zaman aşımıyla kurtarmak için uzattıkça uzatabilir, katliamcıların suçlarını örtbas etmek için delilleri karartabilirler. Ama hiçbir şey, elimizi katillerin yakasından sökemez. Katliamcılar, er geç, önünde sonunda, bugün ya da yarın, bu hesabı verecekler. Kesin olan sadece bu.

19 Aralık 2000 gününün sabahında başladı saldırı. Saat 04.30 sıralarında toplam 20 hapishanede birden kar maskeli, ağır silahlarla donatılmış katliamcılar sessiz adımlarla süzüldüler maltalardan içeri. Binlerceydiler. O günleri hatırlamayanlar için, operasyonun çapını gösteren bir kaç rakam ve kıyas verelim. 10 bini aşkın asker, polis, özel tim katılmıştı bu operasyona. Gazeteler, ertesi gün bunun Kıbrıs İşgal Harekatı'ndan sonraki en büyük askeri harekat olduğunu yazacaklardı. Sandıklar dolusu kurşun ve sandıklar dolusu bomba getirmişlerdi yanlarında. Yalnızca Çanakkale Hapishanesi'nde 5 Bin 48 Adet gaz bombası kullanıldı. 20'sini siz hesap edin...

Katliamcılar tutsakları kuşattıklarında kurşunlar ve bombalar eşliğinde tek bir ses duyuldu: "Teslim olun!"

Ya teslim olacaksınız, ya öleceksiniz diyenler, korkuyla yazmak istediler o gün tarihi. İzin vermedi buna devrimci tutsaklar; cüretle yazdılar o gün tarihi. 19 Aralık, ülkemizin üzerinden yıllarca kalkmayacak bir kara bulut misali çökecekti onların hesabına göre. O güne kadar eşi görülmemiş bir cüret ve fedakarlıkla gerçekleştirilen direniş bu hesabı bozdu.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, katliamdan önceki günlerde şöyle diyordu: "Bu işkencedir, insan haklarına aykırıdır diyecekler. Peşin peşin ve açık açık söylüyorum. Bu gösteriye destek verenler teröre destek verir... Bütün medeni ülkelerde cezaevlerinde tek kişilik, iki-üç kişilik odalar vardır... Bu sistemi ne olursa olsun her ne pahasına olursa olsun, kuracağız."

Sami Türk'ün daha sonraki "mutabakat" yalanına inananlar, onun bu sözlerini unutmuşlardı. Oysa bu sözlerde devlet politikası gayet açıkça özetlenmişti. F Tipi saldırısı herhangi bir saldırı değildi oligarşi için. Bu nedenle de çok boyutlu saldıracağı açıktı.

F Tiplerine karşı ölüm orucuna başlayanların listeleri açıklandığında, ölüm orucu direnişçilerinin sayısının fazlalığı karşısında şaşırmıştı insanlar. 1984'ten ve 1996'dan farklı olarak, yüzlerce insanın ölüme yatması işte bundandı.

Ve bundandı 19 Aralık saldırısının feda eylemleriyle karşılanması... Bu cüret ve irade, 19-22 Aralık tarihinin, tarihe yalnız bir katliam değil, aynı zamanda bir direniş destanı olarak geçmesini sağlayan cüret ve iradeydi. Oligarşi, tüm gücüyle saldırmasına rağmen, Kürt milliyetçi hareketinden tutsakların dışında ellerini kaldırıp teslim olan kimse bulamadı karşısında. Özgür tutsakların olduğu her yerde direniş vardı. Direnişin en uzun sürdüğü yer Ümraniye Hapishanesi oldu. 83 saat sürdü direniş.

Sonuçta; 20 Hapishanede toplam 28 tutsak katledildi 19-22 Aralık günlerinde. Yaralıların haddi hesabı yoktu. İşkenceden geçirilenlerin sayısı ise, "katliamdan sağ kurtulan tüm tutsaklar" idi.

Katledilen 28 tutsaktan 12'si Bayrampaşa'da katledildi. Katliamın en ağır bilançosu ve en vahşi bölümü oradaydı. 12 tutsaktan altısı kadındı ve altı kadın, diri diri yakılmışlardı.

Katliam sonrası, tam bir yalan bombardımanındaydı sıra. Başbakan Ecevit, Adalet Bakanı H. Sami Türk, İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, "Operasyon sırasında bazı mahkumların yakılarak ya da vurularak öldürüldüğü tümüyle gerçek dışıdır" demeçleri veriyorlardı. Onların yalan dedikleri daha sonra kanıtlandı. Tarihe yaptığını savunamayan alçak birer yalancı olarak geçtiler.

Katliam, bilinçli, planlıydı. Sami Türk, 21 Aralık'ta CNN ekranlarında "Benim tahminlerimin altında bir zayiattır. Çok daha fazla, bunun birkaç katı olabilir diye öngörüyorduk... Büyük başarı olarak görüyorum..." diyecekti. Hatırlatalım, bugün CHP'li, DSP'li "solun birliği" peşinde koşanlar özellikle dikkat etsin, koalisyon hükümetinin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, DSP'den, yani "Demokratik Sol Parti"dendi.

Katliamcılar, "zafer" havasındaydılar ilk günlerde. Güya ölüm orucundakileri kurtarmak için yapılan ve bu nedenle adına "Hayata Dönüş Operasyonu" adı verilen katliamın amacı, katliamdan dört gün sonra düzenlenen birifingte Kurmay Albay Ali Aydın tarafından "F Tipi uygulamasıyla terör ülke gündeminden çıkarılacaktır" sözleriyle itiraf ediliyordu. Ecevit, "teröristler artık devletle başedilemeyeceğini anlamışlardır" sözleriyle, katliamın tüm muhalif güçleri ve halkı sindirme amacı taşıdığını söylüyordu.

Bunlar, oligarşinin hesap, plan ve beklentileriydi. Fakat, hevesleri kursaklarında kaldı. Ne genel, ne özel hedeflerine ulaşamadılar. Bırakın devrimcileri ülkemiz sınıflar mücadelesi arenasından silmeyi, hapishanelerdeki direnişi kırmayı da başaramadılar. Direniş hala sürüyor. Katledilen 28 tutsağın öfkesi, coşkusu, inancı var bu büyük iradenin içinde. Onların hesabını sorma, mirasını sürdürme tutkusu var.

Katliamcilar 14 Eylül`de ki mahkemede olmasin,er geç, eninde sonunda, bugün ya da yarın, bu hesabı halka,halkin adalatine verecekler.

başkabirdünya
12.09.2007, 10:39
http://www.youtube.com/watch?v=uEw5Pkg_Zco

http://img58.imageshack.us/img58/6626/19aralik2000kc1.png

http://img441.imageshack.us/img441/3451/adszor8.png



http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif


http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=34227