alevi_che
17.09.2007, 15:00
***Pamuk eller cebe***
İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında yeni eğitim ve öğretim yılı bugün başlıyor. Ülkemizi her geçen yıl daha da bağımlılaştıran politikalar, hayatın her alanının bir meta olarak yeniden tanımlanması, eğitimi de teslim alıyor. Yıllardır, artan öğrenci sayısına, ihtiyaca rağmen, eğitimi toplumsal faydalarından soyutlayıp bireysel faydalara indirgeyip "kullanan öder" mantığını dayatan hükümetler, yeterli kaynakları ayırmayıp, eğitimin gittikçe pahalılaşan maddi yükünü, öğrencinin, velinin sırtına yüklüyorlar.
Cumhuriyet döneminin en teslimiyetçi ve kendilerini memleketi pazarlamakla mükellef gören AKP hükümeti yeni eğitim öğretim yılına "Pamuk eller cebe" parolasıyla başlıyor.
Anayasada ilköğretimin zorunlu ve parasız olduğu belirtilmesine ve genelgelerle kayıt parası alınmayacağına dair "sözde" uyarılar yapılmasına rağmen, Milli Eğitim Bakanlığı her yıl velilerden kayıt parası toplanmasına göz yumuyor.
Kayıt parası sözde yasak
Eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği okulları elektrik, telefon faturalarını bile ödeyemeyecek duruma getirirken, okul yönetimlerine kendi kaynaklarını yaratma dayatılıyor. İlçeden ilçeye, okuldan okula değişmek üzere 50-100 YTL'den başlayan kayıt ücretleri, kimi zaman bin - 2 bin YTL'ye kadar varıyor. MEB kayıt ücretini "yasaklayan" genelgelerine rağmen, okullar kayıt paralarının yatırılacağı hesap numaralarını, okulların kapılarına ya da internet sitelerine asabilecek kadar rahat davranabiliyorlar. Okullara yeni kayıt yaptıran öğrencilerden alınan kayıt paralarının yanında, ara sınıflardaki öğrencilere ise okul aile birlikleri aracılığıyla katkı payı ödemesi dayatılıyor. Öğretmenler bu paraları toplamakla görevlendirilirken, her ne kadar bu "katkı" gönüllü olarak nitelendirilsede, katkı payını ödeyemeyen öğrenciler, okul aile birliği yetkilileri ya da idareciler -kimi zaman da öğretmenler- aracılığıyla sınıfta azarlanıyor, küçük düşürülüyor. Her yıl okulların açılışının ilk haftalarında gazetelere konu olan para ödeyen velilerin çocuklarına özel sınıflar oluşturulmasının ya da okulda yaka kartı gibi uygulamalarla ayrıcalıklı hale getirilmesinin bu sene de eksik olmaması bekleniyor.
40 başlıkta para!
Okullarda toplanan para kayıt parası ve katkı payı ile de sınırlı kalmıyor. Çeşitli araştırmalar, okullarda her yıl, karne parasından fotokopiye, spor parasından telefon parasına yaklaşık 40 farklı başlıkta para toplandığını ortaya koyuyor. Piyasaya tam boy teslimiyetçilik, eğitim hizmetini teslim aldıkça, öğrenciye müşteriliği, öğretmene tahsildarlığı, yoksul veliye ise bu yükün altında ezilmeyi reva görüyor. Müşteri "olamayan" öğrenci sınıfta aşağılanırken, öğretmen tahsildarlaştıkça toplumda değerini kaybediyor. AKP bedava dağıtılan kitapları bir şova ve beraberinde dağıttığı broşürlerle bir ideolojik araca dönüştüredursun, Eğitim Sen'in 2002-2003 Eğitim-Öğretim yılında bir öğrenci velisinin yaptığı eğitim harcaması 720 YTL iken, bugün bu rakamın 2 bin 460 YTL'ye yükselmiş olduğunu gösteren veriler, eğitimin velilerin sırtındaki çarpıcı yükünü ortaya koyuyor.
Yeni eğitim ve öğretim yılı başlarken, sorunlar toplanan paralarla sınırlı kalmıyor. Zenginle yoksul arasındaki uçurumu, eşitsiz yapısıyla sürekli yeniden üreten sistem, merkezden okullara kadar yaşanan kadrolaşmayla, müfredatıyla, yaşanan şiddet olaylarıyla eğitim üzerinde yarattığı gerici-ırkçı kuşatmayla sistemi daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Tayyip in bedava kitap dağıtmasına sevinenler mutlaka vardır.Umarım yukarıdaki ''Pamuk eller cebe'' kampanyasını okuduktan sonra hala sevinebilirler. :)
İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında yeni eğitim ve öğretim yılı bugün başlıyor. Ülkemizi her geçen yıl daha da bağımlılaştıran politikalar, hayatın her alanının bir meta olarak yeniden tanımlanması, eğitimi de teslim alıyor. Yıllardır, artan öğrenci sayısına, ihtiyaca rağmen, eğitimi toplumsal faydalarından soyutlayıp bireysel faydalara indirgeyip "kullanan öder" mantığını dayatan hükümetler, yeterli kaynakları ayırmayıp, eğitimin gittikçe pahalılaşan maddi yükünü, öğrencinin, velinin sırtına yüklüyorlar.
Cumhuriyet döneminin en teslimiyetçi ve kendilerini memleketi pazarlamakla mükellef gören AKP hükümeti yeni eğitim öğretim yılına "Pamuk eller cebe" parolasıyla başlıyor.
Anayasada ilköğretimin zorunlu ve parasız olduğu belirtilmesine ve genelgelerle kayıt parası alınmayacağına dair "sözde" uyarılar yapılmasına rağmen, Milli Eğitim Bakanlığı her yıl velilerden kayıt parası toplanmasına göz yumuyor.
Kayıt parası sözde yasak
Eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği okulları elektrik, telefon faturalarını bile ödeyemeyecek duruma getirirken, okul yönetimlerine kendi kaynaklarını yaratma dayatılıyor. İlçeden ilçeye, okuldan okula değişmek üzere 50-100 YTL'den başlayan kayıt ücretleri, kimi zaman bin - 2 bin YTL'ye kadar varıyor. MEB kayıt ücretini "yasaklayan" genelgelerine rağmen, okullar kayıt paralarının yatırılacağı hesap numaralarını, okulların kapılarına ya da internet sitelerine asabilecek kadar rahat davranabiliyorlar. Okullara yeni kayıt yaptıran öğrencilerden alınan kayıt paralarının yanında, ara sınıflardaki öğrencilere ise okul aile birlikleri aracılığıyla katkı payı ödemesi dayatılıyor. Öğretmenler bu paraları toplamakla görevlendirilirken, her ne kadar bu "katkı" gönüllü olarak nitelendirilsede, katkı payını ödeyemeyen öğrenciler, okul aile birliği yetkilileri ya da idareciler -kimi zaman da öğretmenler- aracılığıyla sınıfta azarlanıyor, küçük düşürülüyor. Her yıl okulların açılışının ilk haftalarında gazetelere konu olan para ödeyen velilerin çocuklarına özel sınıflar oluşturulmasının ya da okulda yaka kartı gibi uygulamalarla ayrıcalıklı hale getirilmesinin bu sene de eksik olmaması bekleniyor.
40 başlıkta para!
Okullarda toplanan para kayıt parası ve katkı payı ile de sınırlı kalmıyor. Çeşitli araştırmalar, okullarda her yıl, karne parasından fotokopiye, spor parasından telefon parasına yaklaşık 40 farklı başlıkta para toplandığını ortaya koyuyor. Piyasaya tam boy teslimiyetçilik, eğitim hizmetini teslim aldıkça, öğrenciye müşteriliği, öğretmene tahsildarlığı, yoksul veliye ise bu yükün altında ezilmeyi reva görüyor. Müşteri "olamayan" öğrenci sınıfta aşağılanırken, öğretmen tahsildarlaştıkça toplumda değerini kaybediyor. AKP bedava dağıtılan kitapları bir şova ve beraberinde dağıttığı broşürlerle bir ideolojik araca dönüştüredursun, Eğitim Sen'in 2002-2003 Eğitim-Öğretim yılında bir öğrenci velisinin yaptığı eğitim harcaması 720 YTL iken, bugün bu rakamın 2 bin 460 YTL'ye yükselmiş olduğunu gösteren veriler, eğitimin velilerin sırtındaki çarpıcı yükünü ortaya koyuyor.
Yeni eğitim ve öğretim yılı başlarken, sorunlar toplanan paralarla sınırlı kalmıyor. Zenginle yoksul arasındaki uçurumu, eşitsiz yapısıyla sürekli yeniden üreten sistem, merkezden okullara kadar yaşanan kadrolaşmayla, müfredatıyla, yaşanan şiddet olaylarıyla eğitim üzerinde yarattığı gerici-ırkçı kuşatmayla sistemi daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Tayyip in bedava kitap dağıtmasına sevinenler mutlaka vardır.Umarım yukarıdaki ''Pamuk eller cebe'' kampanyasını okuduktan sonra hala sevinebilirler. :)