Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkİye Malezyaya Mi DönüŞüyor? Ilimli İslam Devletİ Olma Yolunda Hizla İlerlİyoruz


suat
25.09.2007, 23:30
Amerika türkiyeyi ılımlı islam devleti olarak adlandırmaya başladı. malezyanın geçmişinde türkiyede şu anda yaşananlar gerçekleşti. anayasa değişikliğiyle dinsel konular gündeme getirildi ve şu anda ilkokullarda bile türban takmak zorunlu. türkiyenin geleceğini görmek istiyorsanız malezyada görebilirsiniz

Serhatlı
25.09.2007, 23:36
hadi hayırlısı o zaman gazaları mübarek olsun amerika nın oyunu tuttu bakalım neler yaşayacaz


:osama: :osama: imzamızı değişelim ne olur ne olmaz:crying:

sausen
25.09.2007, 23:48
Merhaba,

Bu hafta gündemin büyük bölümünü arkadaşımızın verdiği haber aldı.
Ve almaya devam edecek sanırsam.
Malezya'nın büyük bir değişimin içinde olduğu doğru.
Dün bunu yakından izledim.
Ama bana göre Türkiye de böyle bir şeyin olması mümkün değil.
Ama şunlar olabilir;

Bu gidişle Emperyalist güçler daha rahat at koşturacak.
Bu gidişle elimizde yerli diye bir kavram olmayacak.
Bu gidişle topraklarımıza yabancı olacağız.
Bu gidişle yozlaşma bütün insanları saracak ve tepki olmayacak.
Bu gidişle bazılarının dedikleri olacak sadece.

Bunların bilincindeysek eğer mücadeleyi bırakmayalım...
Sadece direnen halklar kazanır.
Diğerleri kaybetmeye mahkumdur.

Her şeye rağmen;

alenya
25.09.2007, 23:51
paylaşım için teşekkürler.ılımlı islam sadece şeriatın daha yumuşatılmış adı.koskoca laik devlet ılımlı islam oldu ya.o iki kişiden biri şimdi çok mutlu olmalılar.abd yalakası hükümet.eee boşuna dememişler kıyakcılığın sonu ayakcılık.işte böyle adam seni ılıman islam devletisin der otutturur aşağı.koskoca cumhuriyet elden gidiyor.biz sadece ah vah demekten öteye birşey yapamıyoruz.kahretsinnnn yazıklar olsun

izmir_35
25.09.2007, 23:53
son zamalarda forumdaki yazıları okuyorumda sanki bizler daha meraklıymısız gibi bu tür olayların türkiyede olmasına türkiyenin bir yere gittiği yok türkiyenin değişdiğide yok en azından ben aynı hayatımı yaşıyorum sizin haytınızda birşeyler değişdimi yapmayın arkadaşlar ülkemize böyle yakışdırmalar bile yapmak hoş değil

Ömrüm..
25.09.2007, 23:57
Eğer içinizde inancınız yoksa istediğin yere bakabilirsin..Hepsi aynı olmalı.
Emperyalizmin at koşturması,
Yozlaşma, tepkisizlik..Sadece bazılarının dediklerinin olması
En önemlisi de kendi topraklarımıza yabancı olmak..
Çok ağır tanımlar bunlar direnmekte olan biri için..

Ben bunların olacağına inanmıyorum..
Her şey bizim elimizde..
Belki çok iyimser bir inancım var ülkem hakkında ama;
Hiç bir şeye benzemez derim, bir şeye inanmanın tadı...
Ben inanıyorum..Gün ola..Devran döne..

suat
25.09.2007, 23:59
dede kızı bu görüşüne kesinlikle katılmıyorum. bu bir süreçtir şu anda başımızda olanların geçmişinde laiklik ve cumhiriyet karşıtı olduğunu hepimiz biliyoruz ve bu planlarınıda yavaş yavaş uygulamaya başladılar şu anda senin hayatında değişme olmayabilir ama şimdiden hayatımızda değişme yok diyip sessiz kalırsak gelecekte sesimizi çıkarmak için çok geç olabilir

izmir_35
26.09.2007, 00:01
peki ne yapalım

suat
26.09.2007, 00:09
hepimiz koyun olduk arkadaşlar akp şunu yapıyo akp bunu yapıyo izliyoruz. akp nin yaptıklarının yüzde doksan dokuzunuda onaylamıyoruz. ama hiç sesimizide çıkartmıyoruz. eskiye bakıyorum denizlerin videolarını izliyorum kendimden utanıyorum. sizce karşı olduğumuz değişiklere karşı veya haklarımızı istemek için veya bu ülkede ATATÜRK vardı o laiklik dedi siz kim oluyorsunuzda bunu yok etmeye çalışıyorsunuz demek için meydanlara çıksak sizce bu kadar rahat olurlarmı.

alenya
26.09.2007, 00:13
son zamalarda forumdaki yazıları okuyorumda sanki bizler daha meraklıymısız gibi bu tür olayların türkiyede olmasına türkiyenin bir yere gittiği yok türkiyenin değişdiğide yok en azından ben aynı hayatımı yaşıyorum sizin haytınızda birşeyler değişdimi yapmayın arkadaşlar ülkemize böyle yakışdırmalar bile yapmak hoş değil

sayın dedekızı yakıştırmayı biz yapmıyoruz.sizin hayatınızda birşeyler değişmemiş olabilir.olayı kişisel bazda düşünmemek lazım.okuldan çok caminin,yurttan cok kuran kursunun olduğu bi ülke olduk.ülkede radikal faişt eğilim ve radikal dini eğilim had safhada.ekonomik sorunlar diz boyu,eğitim sağlık sistemi çökmüş durumda,fuhuş gasp gibi toplumsal suçlar artmış vaziyette.ülkede görünmiyen bi kaos var.bunlar görünen gerceklerdir

izmir_35
26.09.2007, 00:16
bunlar hep akpnin dönemindemi oldu zaten bu sorunlar hep vardı var olmayada devam edecek çünkü ülkemiz aç kuran kursları eskidende vardı şimdide olacak bunların sonu yok kim gelirse gelsin bunların hepsi olacak

alenya
26.09.2007, 00:19
Eğer içinizde inancınız yoksa istediğin yere bakabilirsin..Hepsi aynı olmalı.
Emperyalizmin at koşturması,
Yozlaşma, tepkisizlik..Sadece bazılarının dediklerinin olması
En önemlisi de kendi topraklarımıza yabancı olmak..
Çok ağır tanımlar bunlar direnmekte olan biri için..

Ben bunların olacağına inanmıyorum..
Her şey bizim elimizde..
Belki çok iyimser bir inancım var ülkem hakkında ama;
Hiç bir şeye benzemez derim, bir şeye inanmanın tadı...
Ben inanıyorum..Gün ola..Devran döne..

sayın ömrüm.emperyalizm zaten at koşturmaya başladı.kendi topraklarımızda yabancı olmaya başladık bile bu ülkede dış devletlere toprak satışı var.iletişimimiz bile yabancılarda.bütün kuruluşlarımız satılmaya başlanıyor.içten içe cok sistemli şekilde bölünüyoruz.bi gün bakıcaz herşey için çok geç kalınmış olacak.

suat
26.09.2007, 00:20
dede kızı senden bu lafları duyduktan sonra seninle konuşmaya gerek duymuyorum konuyla ilgilendiğin için çok teşekkür ederim.

ulasirmola
26.09.2007, 00:25
türkiye üzerinde bi oyun oynamak istiyosanız insanların en zayıf olduğu yerlerden vurmalısınız.halkımız milliyetçilik ile din duyguları konusunda sömürüye hazır bi halktır.gerçekte müslümanlığın yanından bile geçmeyenler halka müslüman olarak gösterilirken bu karmaşa arasında da emellerine ulaşabilmişlerdir.tarih bunun örnekleriyle doludur.ama okumayan bi halk olduğumuzdan ve hafızamısın da zayıf olmasından geçmişteki oyunlara tekrar tekrar düşüyoruz.eğer kısa zamanda gerçekleri göremezsek ne yazıkki amerikanın ülkemiz üzerinde ki emellerinin gerçekleşme olasılığı çok fazla.paylaşım için teşekkürler.

ulasirmola
26.09.2007, 00:28
son zamalarda forumdaki yazıları okuyorumda sanki bizler daha meraklıymısız gibi bu tür olayların türkiyede olmasına türkiyenin bir yere gittiği yok türkiyenin değişdiğide yok en azından ben aynı hayatımı yaşıyorum sizin haytınızda birşeyler değişdimi yapmayın arkadaşlar ülkemize böyle yakışdırmalar bile yapmak hoş değil

bi gün uyanacaksın ki dışarı çıktığında bi muhafız seni kolundan tutup götürecek nereye diyeceksin.oda başınız açık olduğunuz çin tutukluyorum diyecek.siz rüyada olduğunuzu sanacaksınız.ama ne yazıkki iş işten geçmiş bi halde başınızı duvarlara vuracaksınız.eğer herşeyin eskisi gibi olduğunu düşünüyosan size tavsiyem biraz çevrene daha duyarlı bi gözle bakmandır.

turk3458
26.09.2007, 00:30
son zamalarda forumdaki yazıları okuyorumda sanki bizler daha meraklıymısız gibi bu tür olayların türkiyede olmasına türkiyenin bir yere gittiği yok türkiyenin değişdiğide yok en azından ben aynı hayatımı yaşıyorum sizin haytınızda birşeyler değişdimi yapmayın arkadaşlar ülkemize böyle yakışdırmalar bile yapmak hoş değil

arkadaş hakısında. hayatını biraz kenara bırak çevrene bak. çevrende olanlar yakında senin hayatını değiştirmeye/değiştirmene zorlayacak. bizim endişemizde bu zaten. yoksa şimdilik bizimde hayatımızda değişiklik olmadı. yakın gelecekte ucu gelişecek toplum biçiminden korkuyoruz.
Tabi cumhuriyet kazanımlarının yok olmasından.
alenya nın bir mesajında da dediği gibi kına yaksın o iki kişiden biri.

vidal
26.09.2007, 00:31
arkadaşlar türkiyenin sorunları bitmez ülkenin nereye gittiğini değilde bu gidişe bizim ne yapabileceğimizi tartışalım.sonuçda bu ülkeyi yönetenler gökden zembille inmediler bizimde yapacak bi şeylerimiz olmalı.belki elimizden hiç bi şey gelmeyecek ama hz ibrahime ateşe atıldığıda su taşıyan minik serçe misali ya hedefimize ulaşırız yada bu uğurda ölürüz

renat
26.09.2007, 00:38
bunlar hep akpnin dönemindemi oldu zaten bu sorunlar hep vardı var olmayada devam edecek çünkü ülkemiz aç kuran kursları eskidende vardı şimdide olacak bunların sonu yok kim gelirse gelsin bunların hepsi olacak

hepsi olacak öylemi? olmadan bişeyler yapsak olmazmı yarın çok geç olmadan en azından bişeyler engellenmeli öyle değilmi.

daha dün istanbulun ortasında adam oruç tutmuyor diye özel halk otobüsünden indirirmeye çalıştılar . bumu olsun istiyorsunuz . eğer ülkemiz malezyaya donerse bu ülkede bizler yaşayamayız yaşatmazlar

alenya
26.09.2007, 00:39
bunlar hep akpnin dönemindemi oldu zaten bu sorunlar hep vardı var olmayada devam edecek çünkü ülkemiz aç kuran kursları eskidende vardı şimdide olacak bunların sonu yok kim gelirse gelsin bunların hepsi olacak

akp sempatizanı olabilirsiniz ama objektif olmalısınız ve gercekleri görmelisiniz.kuran kursları eskidende vardı ama devlet denetiminde ve az sayıdaydı.diğer sorunlar dahada büyüdü.bu iktidar eğitim sorununu çöziceğine türbanla prim yaptı.kim gelirse gelsin zihniyeti ,bizi bu noktaya getirdi.

meymane
26.09.2007, 01:48
hepimiz koyun olduk arkadaşlar akp şunu yapıyo akp bunu yapıyo izliyoruz. akp nin yaptıklarının yüzde doksan dokuzunuda onaylamıyoruz. ama hiç sesimizide çıkartmıyoruz. eskiye bakıyorum denizlerin videolarını izliyorum kendimden utanıyorum. sizce karşı olduğumuz değişiklere karşı veya haklarımızı istemek için veya bu ülkede ATATÜRK vardı o laiklik dedi siz kim oluyorsunuzda bunu yok etmeye çalışıyorsunuz demek için meydanlara çıksak sizce bu kadar rahat olurlarmı.

aslina bakilirsa amerika istedi akpnin basa gelmesini, yani modern musluman ulkesi. diyer musluman ulkelerine ornek olsun diye. Evet yarin hersey belli olur. su anda euronun deyeri 3.5 milyarin ustunde ama 1.7 diye gozukuyor:wink: yarin ne olacak belli deyil kesin olan amarikaya daha cok kolelik edecegiz:sad:

safak
26.09.2007, 02:42
mahallede köyde varosta istediğini yaptırırsınız ama metropolllerde yapamazsınız bunun için en önemli kısım akp nin desteğini aldığı varoslardır eğer birisi varoslara ılımlı islamı emperyalizmi öğretemzse çok yakında ufak bir kitle büyük kitleleri etkileyecek veılımlı islam adı altında şer'i hukukla yasamayı öğrenicez

enisakyuz
26.09.2007, 03:20
Canlar;
Bence öncelikle, unutmamayı öğrenmemiz gerekir. Daha dün, K.Irak'a girmemize ramak kalmamış mıydı? Ne de çabuk unutuldu? Daha dün, Manşetlerimizi süsleyen sadece küresel ısınma değil miydi? Ha çölleştik ha çölleşecektik.. Daha dün, Kürt sorunu bir içsavaşa yol açıyordu... Nereye gitti bu problemler?

Hepsi olduğu yerde durmuyor mu? Hâlâ K.Irak' girmek tehlikesi var. Hâlâ çölleşiyoruz. Ve hâlâ Kürt halkını mutlu edemedik.

Yoksa oyun, bize sorunlarımızı, bizi bıktıracak kadar gündeme sokup da unutturmak olmasın? Şimdi küresel ısınma lafına karşı bir tiksinti oluştu ülkede. "Öff aman tamam anladık ısınma var" tarzı bir dudak bükmeyle karşılaşıyoruz her konuşmamızda. Peki ya yarın, "artık türban takmamanın cesaret istediğini" söyleyeceğimiz bir durumla karşılaşırsak, "öf aman tamam anladık, mahalle baskısı" bakışlarıyla karşılaşmayacağımız ne mümkün?

Kısa vadeli amaçlanan ama uzun vadeli yankısı olan hiçbir hareket, amacına ulaşamaz. Biz, uzun vadeli bir plan olan, Türkiye'nin müslüman bir toplum (ülke demiyorum) hâline dönüştürülmesi planına karşı, sadece kısa vadeli çözüm üretmeye kalkarsak (türbanlı çankayaya girmesin, türbanlı üniversiteye girmesin, anayasayı bu milli görüşçüler yazmasın gibi) sonuçta başarısız oluruz. Gül, cumhurbaşkanı olamaz ama, seçimde zaferle oturur sonradan o koltuğa..

Çok hoşuma giden bir Çin atasözüne göre; nerede küçük adamların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir..

Güneşimiz batıyor evet. Ama doğacağı günleri de göreceğiz. Ve eğer ki, FHKO marşında dediği gibi güneşi ellerimizle doğuramazsak, o gün şaşkın şaşkın gözümüzü ovuştururuz...

Yapmamız gereken, 2 önceliği uzun vadeye yaymak.

Birincisi, tabii ki örgütlenme. Ama bir ay içinde toplanıp da eylem yapmak için değil. Gerçekten de insanların birbirine birşeyler katabileceği, ve birbirine güvenebileceği, "günü geldiğinde" neler yapacağını bileceği bir örgütlenme.

İkincisi ise, "eğitim"... Bu adamlar bu günlere, eğitim sistemiyle geldiler. Kendi okullarını açıp, kendi adamlarını yetiştirdikleri gibi, milli eğitime de bulaştılar, ve bugün ele geçirdiler. Bu kale düşmemeliydi. Ve bugün, herkes elinden ne kadar geliyorsa, belki de sadece kendi köylerinde, eğitim faaliyetine girişmeli.

Bunları tartışmalıyız bence... Yoksa falcı misali gelecek şöyle-hayır böyle tartışması, gereklidir ama sonuçsuz kalır..

Naçizane, uzun tuttuğum için özür..
Saygılarımla.

iusjure
26.09.2007, 12:33
Bence keşke Türkiye Malezya olabilse.
Hayatında Malezyaya gitmemiş hakkında bir bilgisi olmayan insanların medyada yaptıkları maksatlı yorumlara kanmayın bence.
Malezya hiç yoksa Türkiye'den ekonomik olarak 30 yıl ileride. Sosyal olarak ise belki daha da fazla fark var. Ayrıca Türkiye'den farklı olarak siyasi olarak "bağımsız".

Malezya, Asya Krizinin en etkili olduğu dönemde IMF'nin reçetesini reddedip kendi yaptığı ekonomik çözümlen krizden çıkmış, şu an kişi başına geliri 15 000 dolar seviyesinde olan (satın alma paritesine göre değil reel anlamda), nüfusunun %5 i fakirlik sınırının altında olan, Malayların, Hintlilerin ve Çinlilerin olabildiğince uyum içinde yaşadığı, son 10 yılda ekonomisi Türkiye ekonomisine göre çok daha hızlı büyüyen (üstelik nüfus artış hızı daha fazla olduğu halde), 30 milyar dolar cari fazlası olan, işsizliğin %5 civarında olduğu bir ülke.

Birde Türkiye'ye bakalım. Ekonomik kriz sonrasında bırakın IMF reçetesini reddetmeyi en ufak bir müdahalede bile bulunamayan, satın alma gücüne göre bile kişi başına geliri 10 000 doları bulmayan, nüfusunun %20 si fakirlik sınırının altında yaşayan, ülkede neredeyse ilan edilmemiş bir "iç savaş" olan, işsizliğin en iyi ihtimalle %20 lerde dolaşan, 40 milyar dolar cari açığı olan, ekonomisini sağa sola asker gönderip böylece IMF'den alabileceği bir kaç milyar dolarla idare etmeyi düşünecek çağta yöneticilere sahip, siyasi anlamda bağımsız olmayan bir ülke.

Ben şahsen Malezya gibi olmayı tercih ederim. Umarım Türkiye Malezyanın yarısı kadar olabilir. Ama zor :(

Westside
26.09.2007, 13:31
hızla ilerliyoruz allah sonumuz hayır etsin

alenya
26.09.2007, 15:16
Bence keşke Türkiye Malezya olabilse.
Hayatında Malezyaya gitmemiş hakkında bir bilgisi olmayan insanların medyada yaptıkları maksatlı yorumlara kanmayın bence.
Malezya hiç yoksa Türkiye'den ekonomik olarak 30 yıl ileride. Sosyal olarak ise belki daha da fazla fark var. Ayrıca Türkiye'den farklı olarak siyasi olarak "bağımsız".

Malezya, Asya Krizinin en etkili olduğu dönemde IMF'nin reçetesini reddedip kendi yaptığı ekonomik çözümlen krizden çıkmış, şu an kişi başına geliri 15 000 dolar seviyesinde olan (satın alma paritesine göre değil reel anlamda), nüfusunun %5 i fakirlik sınırının altında olan, Malayların, Hintlilerin ve Çinlilerin olabildiğince uyum içinde yaşadığı, son 10 yılda ekonomisi Türkiye ekonomisine göre çok daha hızlı büyüyen (üstelik nüfus artış hızı daha fazla olduğu halde), 30 milyar dolar cari fazlası olan, işsizliğin %5 civarında olduğu bir ülke.

Birde Türkiye'ye bakalım. Ekonomik kriz sonrasında bırakın IMF reçetesini reddetmeyi en ufak bir müdahalede bile bulunamayan, satın alma gücüne göre bile kişi başına geliri 10 000 doları bulmayan, nüfusunun %20 si fakirlik sınırının altında yaşayan, ülkede neredeyse ilan edilmemiş bir "iç savaş" olan, işsizliğin en iyi ihtimalle %20 lerde dolaşan, 40 milyar dolar cari açığı olan, ekonomisini sağa sola asker gönderip böylece IMF'den alabileceği bir kaç milyar dolarla idare etmeyi düşünecek çağta yöneticilere sahip, siyasi anlamda bağımsız olmayan bir ülke.

Ben şahsen Malezya gibi olmayı tercih ederim. Umarım Türkiye Malezyanın yarısı kadar olabilir. Ama zor :(

türkiye malezya gibi olabilse, bende bu düşünceyi onaylamıyorum.malezyada ekonomik rahatlık olabilir ama ruh yok.malezler dünyanın sessiz ve boyun eğen ırklarından biridir.savaşcı ve devrimci ruhları yoktur.onun islama için geçiş kolay olmuştur.herşey ekonomik rahatlık değildir.oruç polisinin görev yaptığı bi ülkeye keşke onlar gibi olabilsek demek bence laikliğimize ve bizi biz yapan değerlere hakarettir.iftar öncesi yiyecek satan ve iftar öncesi yiyecek alan kişilere hapis cezası verilen bi ülke. ben malezler gibi olmak istemiyorum ve ülkeminde maleyza gibi olmasını istemiyorum.onlar bizim gibi olsun özenmiyelim özenilen bi ülke haline gelebilmek için bişeler yapalım.

enisakyuz
26.09.2007, 21:21
Bence keşke Türkiye Malezya olabilse.
(...)
Malayların, Hintlilerin ve Çinlilerin olabildiğince uyum içinde yaşadığı, son 10 yılda ekonomisi Türkiye ekonomisine göre çok daha hızlı büyüyen (üstelik nüfus artış hızı daha fazla olduğu halde), 30 milyar dolar cari fazlası olan, işsizliğin %5 civarında olduğu bir ülke.
(...)
Ben şahsen Malezya gibi olmayı tercih ederim. Umarım Türkiye Malezyanın yarısı kadar olabilir. Ama zor :(

Tabii ki, uyum içinde yaşıyorlar. Müslümanlara ayrıcalık yaptıklarında aman ne uyum ne uyum. Bir Yeni Şafak yazarının dediği gibi, başı kapatmak mecburi değil di mi? Zaten o 5-6 yaşındaki kızcağızlar da kendileri seçiyorlar başlarını kapatmayı. Alenya'nın dedği gibi örnekler çoğaltılabilir...

Ama ben sizin düşüncenizi tanıyorum. Çok da yakından hem de... Osmanlı'nın hoşgörü abidesi bir imparatorluk olduğunu iddia edenlerin ağzından çıkar bu tip laflar.. O hoşgörüyü bizlere sormak gelmez kimsenin aklına ya, aynı hesap... İşine geldiği gibi analiz, işine geldiği gibi yorum...

Oysa ki, ben yerinizde olsam erkekçe söylerdim. (bayanlar hakaret algılamasın, düzgün kelime bulamadım) Ben bugün bu ülkede, hâyâlim olan sosyalist devrimi yapma ihtimâlim olsa adamakıllı (yine bayanlardan özür) "sosyalizmi kuracağım" derdim. Ama nerde sizde o yürek. Zaten sizin sayenizde "din" kelimesi, "insan kandırmaca" gibi görülüyor artık....

anadolu75
26.09.2007, 22:12
Bence keşke Türkiye Malezya olabilse.
Hayatında Malezyaya gitmemiş hakkında bir bilgisi olmayan insanların medyada yaptıkları maksatlı yorumlara kanmayın bence.
Malezya hiç yoksa Türkiye'den ekonomik olarak 30 yıl ileride. Sosyal olarak ise belki daha da fazla fark var. Ayrıca Türkiye'den farklı olarak siyasi olarak "bağımsız".

Malezya, Asya Krizinin en etkili olduğu dönemde IMF'nin reçetesini reddedip kendi yaptığı ekonomik çözümlen krizden çıkmış, şu an kişi başına geliri 15 000 dolar seviyesinde olan (satın alma paritesine göre değil reel anlamda), nüfusunun %5 i fakirlik sınırının altında olan, Malayların, Hintlilerin ve Çinlilerin olabildiğince uyum içinde yaşadığı, son 10 yılda ekonomisi Türkiye ekonomisine göre çok daha hızlı büyüyen (üstelik nüfus artış hızı daha fazla olduğu halde), 30 milyar dolar cari fazlası olan, işsizliğin %5 civarında olduğu bir ülke.

Birde Türkiye'ye bakalım. Ekonomik kriz sonrasında bırakın IMF reçetesini reddetmeyi en ufak bir müdahalede bile bulunamayan, satın alma gücüne göre bile kişi başına geliri 10 000 doları bulmayan, nüfusunun %20 si fakirlik sınırının altında yaşayan, ülkede neredeyse ilan edilmemiş bir "iç savaş" olan, işsizliğin en iyi ihtimalle %20 lerde dolaşan, 40 milyar dolar cari açığı olan, ekonomisini sağa sola asker gönderip böylece IMF'den alabileceği bir kaç milyar dolarla idare etmeyi düşünecek çağta yöneticilere sahip, siyasi anlamda bağımsız olmayan bir ülke.

Ben şahsen Malezya gibi olmayı tercih ederim. Umarım Türkiye Malezyanın yarısı kadar olabilir. Ama zor :(

sadece ekonomide malezyalasalim islami durumda malezyalasmamiz cok kotu olur.

readme
26.09.2007, 22:22
önceleri türkiye iranamı dönüşüyor teraneleri vardı. islamcılık geliştikçe, güç ve odak kazanınca daha ılıman bir tez koymaya başlanıldı ve türkiye malezyaya dönüşüyor denilmeye başlandı. kim bilir bir kaç yıllar sonra türkiye polonyaya mı dönüyor teraneleri gündemi ısıtıcak.

türkiye melazya olabilse keşke. çok zengin ve sosyal kanalların olabildiğine açık olduğu bir ülke. nufusun sair ekseriyetini kadınlar oluşturuyor ve çoğu platformda kadınlar etkin. yasalarında devletin dini islam dır yada değildir ibaresi yok. çünkü orda budist ve hristiyanlar da yaşamakta. hatta budist ve hristiyanların dini bayramları resmi tatil olarak gözükmekte. bir sokağa hem budistlerin hemde müslümanların anlayacagı dilde isimler veriliyor. monarşi artı liberal demokrasi ile yönetiliyor. ötesi malezya çok zengin bir ülke. oranın ekonomik seviyesine ulaşmak için belkide bizim bir almanya gibi olmamız gerekiyor.

hem orası uzakdoğu ülkesi türkiye ortadoğu, avrasya, asya ve avrupa ülkesi. türkiyenin kendi dinamikleri var. melazyanın kendi ve bu ülkelerin dinamikleri birbirinden farklı. ortak olan tek nokta halkların müslüman olması.

türk halkı bundan 80 yıl öncede şeriatı yaşıyordu. içki ve sigara serbestti. edebiyat ve sanatta batı normları hakimdi. nedimin, nefi nin, ahmet rasimin v.s kitaplarında hiç islami şeyler yazılı değildi. padişah saraylarında mini klislerde vardı.
günümüzde içki tüketimi artmakta, eğlence mekanları sıradan vatandaştan tutun aristokratik dediğimiz kesimlere kadar alabildiğine çoğalmakta. zina serbest olmuş. tgelen turist sayısı şöyle artmış v.s
bu haldemi şeriat gelecek?.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Malezya

CaNCa
26.09.2007, 22:48
son zamalarda forumdaki yazıları okuyorumda sanki bizler daha meraklıymısız gibi bu tür olayların türkiyede olmasına türkiyenin bir yere gittiği yok türkiyenin değişdiğide yok en azından ben aynı hayatımı yaşıyorum sizin haytınızda birşeyler değişdimi yapmayın arkadaşlar ülkemize böyle yakışdırmalar bile yapmak hoş değil

Sevgili DEDE kızı, son zamanlarda forumda bu tip yazıları okumanız oldukça normal.

Neden mi?

Son zamanlarda irticai söylemlerden hüküm giymiş ve zihniyetleri her daim malum kişiler, ülkenin her kademesinde kadrolaştı?

Neden mi?

Son zamanlarda tüm devlet dairelerinde imam hatipli, imamlar müdür oldu. ihale almak için eşini başında türban olması nerdeyse şart koşuldu, ardından akp'li milletvekilleri türbanın bir çeki düzeni ifade ettiğini, bunda yanlış bir ölçüt olmadığını belirtecek kadar pişkinleşebildiler.


Yaşadığım bölgeden aklıma ilk gelen örneklerden bahsedim birazcık. Son zamanlarda sırf mersinde 50'nin üzerinde alevi veya sol görüşlü öğretmenler abuk sabuk gerekçelerle tayinleri çıktı.

Neden mi?

Bunların 7 tanesi 2 yıl önce radikal gazetesine manşet olmuştu; evrim teorisinde bahseden hoca, sözlü esnasında ezan okunurken pencereyi kapatan hoca. vs.. benzeri ilginç nedenlerle bu 7 hoca üstü kapalı cezalandırıldı. eğitimsen günler süren eylemler yaptı.

Sevgili DEDE kızı son zamanlarda o kadar çok şey yerinden oynadıki bu ülkede, efsunlandı bazı aydın bildiklerimiz ve adeta sanki bir kısım toplu paronoya yaşarmış gibi onların endişelerine karşın 'aaa ne oldu ki?' diyecek kadar, reflekssizleştirildiler.

Ve neden dikkatinizi çektiği üzere bu konular forumda çokça dile getirildi?

Memleketin aydınlığının, çağdaşlığının, cumhuriyetin sigortası olarak gösterilip onore edilip sonra'da inanç yerine bile konulmayan aleviler, birilerin pofpoflanmasına bile gerek kalmadığının bilincinden en fazla sorumluluk hissedenler oldular. Sanırım bu iki sorunun nedenlerini irdelemek için son zamanlarının ve alevilik kavramlarının çağdaş sorumluluklarının farkındalığında olmak yeterli olsa gerek.

mucizee
27.09.2007, 00:03
Yorumlarınızın tamamına yakınına katılıyorum.Ne kadar güzel bir olayki düşüncelerimizi birbirimize iletebileceğimiz fikirlerimizi tartışabileceğimiz bir sitemiz var.Zaten günümüzdede bundan daha ötesini yapamıyacak hale getirildik.
Kapsamlı bir şekilde düşünürsek bence tabi,bi bakalım
BASIN- Türkiyenin yüzde 80 ine yakını üç kanal seyrediyor.KANAL D,ATV,SHOW. pATRONU AYDIN DOĞAN.Karşılıklı menfaaatler gereği akp nin 4 yıl öncesinde iktidar olmasını sağlamak için parasal yardımda bulunan ve kendine ait yayın organlarını kullanmalarını sağlayan kişi.
Yeniden iktidara geldiklerinde akp hükümetine yalakalık yapmayan yazarları köşe yazarlarını,susmayıp bu milette ne olursa olsun doğruları iletecek olanları hedef aldılar.Örnek, emin çölaşan,fatih altaylı gb.(daha niceleri var ama tanınanları yazdım uzun olmasın diye)onların işlerine son verdirilmelerinin amacı ne olabilir sizce şöle bi düşünelim.BUGÜNE KADAR YAPTIKLARINDAN ÇOK DAHA CESUR VE KALICI HAREKETLERDEN MİLLETİN HABERDAR OLMASINI ENGELLEMEK.Aynı zamanda basınada ,bakın ha bize hizmet etmezseniz işsiz kalırsınız göz dağını vermek.Bence bu felaket habercisidir.Allaha yardımcımız olsun.
ÜLKE- Ülkemiz üzerine oyunlar oynanıyor evet.Bence dünyayı üç bölge olarak görüyor devletler.AMERİKA-AVRUPA-İSLAM ÜLKELERİ
ATATÜRK'ÜMÜZ Kurtuluş savaşımızdan sonra ilk iş olarak neyle uğraşmıştır.Aşırı dincilerle ve inkilaplarla.Ülkemizin yüzünü baatıya döndürmüştür.giyimle,alfabeyle medreselerin kapatılmasıyla ve duyduğu her aşırı dinci hareketlerini bizzat kendisi bastırmaya gidip dini sömürü yapanları asmıştır(Atamızın astıkları insanlar şu anda ülkeyi yönetenlerin dedeleridir bu yüzden geçmişte gizli kasetlerle ortaya çıkartılan konuşmalarında hep ataürküğ hedef almışlardır en baştada başbakan erdoğan).Yüzümüzü batıya döndürmüş islam ülkelerinden ayrılmamızı sağlamıştır.
Ne kadar haklı olduğunu buyrun görün.arap ülkeleri amerikanın ve batının sömürgesi halinde.Canları istedikleri zaman bi bahane yaratıp gidip giriyorlar ülkeye katliam yapıyorlar.Karşı gelecek bi güç yok çünkü yada ya amerika,ingiltere hani nükler füzeyi bahane etmiştiniz nerde onlar diyebilen yok.
Avrupanın ve amerikanın üzerimizde oynadığı oyun bu. senelerdir onların gözünü kamaştıran gerek hammadesiyle gerek konumuyla kaynaklarıyla Tarihi ve kültürel zengilikleriyle TÜRKİYE biz batılı olmak istiyoruz biz araplardan değiliz dediği için sizdede nükler füze var deyip giremiyorlar ülkeye.Bi haçlı seferinide türkiyeye yapamıyorlar.İşte menfaaatleri burada türkiyeyi ılımlı islam gel seni destekliyelim seçimide kazandırırız sana deyip piyon olarak kulanıyorlar akp yi.Milletide geçici ekonomik düzelmelerle kör ediyorlar.
ANLIYACAĞINIZ VERİYORLAR GAZI AKP HÜKÜMETİNE YÜRÜ KOÇUM KİM TUTAR SENİ ARKANDAYIZ. KAZ GELECEK YERDEN TAVUK ESİRGEMİYORLAR.İçlerindede sen bi arap yarımadasına dön o zaman soracağım sana diye geçiriyorlar!!!!Yabancı sermayeyi borsaya sokuyorlar ve yalancı bir ekonomi düzelmesi yaşatıyorlar tabi bi işaretle çıkabilecekleri şekilde pozisyonlarını koruyorlar.
Baksanıza daha yeni örnek avrupa göbeğini kaşıyıp o zamanların gelmesini iple çekmeye başladı bile.AB ye üye olmamız görüşmeleri sürerken ve biz ab uyumu için istediklerini yaptırmaya zorlanırken para birimleri olan uero nun arkasındaki ab haritasından türkiyeyi çıkarmaları ve bunun işareti değilmi.
ülkemiz üzerine oynanan oyunlar amerika ve avrupanın ortak oyunudur.Sadece amerikanın değil.Yani dünyanın üçe bölünmüş olarak sağlanmasını sağlamak ve amerikada avrupada canları istediğinde bi bahane yaratıp savaş açıp ülkelere girip ekonomik olarak güçlenmelerini engelemek sömürge haline getirmek.Etnik temizlik yapıp dünya nüfusunda artmamalarını sağlamak.

shahrud
27.09.2007, 00:21
Bence keşke Türkiye Malezya olabilse.
Hayatında Malezyaya gitmemiş hakkında bir bilgisi olmayan insanların medyada yaptıkları maksatlı yorumlara kanmayın bence.
Malezya hiç yoksa Türkiye'den ekonomik olarak 30 yıl ileride. Sosyal olarak ise belki daha da fazla fark var. Ayrıca Türkiye'den farklı olarak siyasi olarak "bağımsız".

Malezya, Asya Krizinin en etkili olduğu dönemde IMF'nin reçetesini reddedip kendi yaptığı ekonomik çözümlen krizden çıkmış, şu an kişi başına geliri 15 000 dolar seviyesinde olan (satın alma paritesine göre değil reel anlamda), nüfusunun %5 i fakirlik sınırının altında olan, Malayların, Hintlilerin ve Çinlilerin olabildiğince uyum içinde yaşadığı, son 10 yılda ekonomisi Türkiye ekonomisine göre çok daha hızlı büyüyen (üstelik nüfus artış hızı daha fazla olduğu halde), 30 milyar dolar cari fazlası olan, işsizliğin %5 civarında olduğu bir ülke.

Birde Türkiye'ye bakalım. Ekonomik kriz sonrasında bırakın IMF reçetesini reddetmeyi en ufak bir müdahalede bile bulunamayan, satın alma gücüne göre bile kişi başına geliri 10 000 doları bulmayan, nüfusunun %20 si fakirlik sınırının altında yaşayan, ülkede neredeyse ilan edilmemiş bir "iç savaş" olan, işsizliğin en iyi ihtimalle %20 lerde dolaşan, 40 milyar dolar cari açığı olan, ekonomisini sağa sola asker gönderip böylece IMF'den alabileceği bir kaç milyar dolarla idare etmeyi düşünecek çağta yöneticilere sahip, siyasi anlamda bağımsız olmayan bir ülke.

Ben şahsen Malezya gibi olmayı tercih ederim. Umarım Türkiye Malezyanın yarısı kadar olabilir. Ama zor :(

Ona kalırsa Arabistan'ın ve benzeri ülkelerin ekonomik durumları daha iyi. Kendimize Arabistanımı örnek almamız gerekiyor? Yani sadece ekonomik verilerden yola cıkarak bu konuyu degerlendirmek yanıltıcı olabilir. Gercek olan bır sey varsa o da Malezya'nın Seriata kaydıgı.

sahrut75yagmur
27.09.2007, 16:52
Ilımlı İslam ve ABD (1)

Malezya tartışmasının nasıl başladığını hatırlamakta yarar var.
Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, seneye Dışişleri Bakanı olması beklenen Richard Holbrook geçen ağustosta PBS TV'de bir söyleşide dedi ki:
"11 Eylül'den beri ABD, dünyanın her yerinde ılımlı İslami demokrasiler istiyor. İşte, sadece iki tane var: Türkiye ve Malezya... Türkler çok dramatik bir seçim yaptı. Ilımlı Müslüman bir parti, meşruiyetlerini Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk'ten alan ünlü milliyetçi partileri mağlup etti. Bu ılımlı Müslüman parti, İsrail ile de iyi ilişkiler içinde ve AB'ye üyelik istiyor. Ben de bunu kuvvetle destekliyorum."
"Ilımlı İslam" tanımının yarattığı antipatiye Malezya'dan gelen haberler de eklenince tüyler ürperdi. Çünkü Malezya da Türkiye gibi anayasa değişikliğine hazırlanıyordu ve "Malezya laik bir devlettir" maddesinin değiştirilmesi düşünülüyordu.
Malezya yüksek mahkemesi başyargıcı, şeriat hükümlerinin hukuk sistemine eklenmesini önermişti.
ABD'nin niyeti konusundaki kuşkular hepten arttı.
Bu niyeti daha iyi anlamak ve yaşanan gelişmeleri netleştirebilmek için, Amerikan stratejisinin zeminini oluşturan bazı raporları hatırlamakta büyük yarar var.

"Diplomatlarını eğitmeliyiz"
Bahsedeceğim raporlar "Rand Coorparation" imzasını taşıyor.
Amerikan dış politikasına yön veren bu etkili "fikir fabrikası", Donald Rumsfeld, Condoleezza Rice, Francis Fukuyama gibi uzmanlarıyla tanınıyor.
Rand Coorparation'ın ılımlı İslamcılarla yakınlaşma tavsiyesi, CIA'den Graham Fuller'ın Savunma Bakanlığı için hazırladığı 1990 "Türkiye'de İslam Köktenciliğinin Geleceği" başlıklı bir raporda yer aldı.
Muammer Aksoy'un, Çetin Emeç'in, Turan Dursun'un, Bahriye Üçok'un peş peşe öldürüldüğü yıldı o...
Merkez sağ krizdeydi. Erbakan'ın başbakan olmasına 5 yıl vardı.
Rand Coorparation, Amerikan yönetimi için bir rapor hazırlayıp 2 şey tavsiye etti:
"1) Türkiye'deki İslami hareketi daha yakından tanımalı, onların ideolojileri hakkında daha yakından bilgilenmeli ve diplomatlarını eğitmeliyiz.
2) ABD'nin İslamcı akımın ılımlı üyeleriyle resmi olmayan ilişkiler kurması yararlı olacaktır."
1999'da ABD Dışişleri Bakanlığı'nca hazırlanan "Din Hürriyeti Raporu"nda Fethullah Gülen'den "ılımlı İslami lider" olarak bahsedilecekti.

Radikal adımlar
Sonra Cheryl Barnard'ın raporu geldi.
Barnard, ABD'nin eski Irak büyükelçisi Zalmay Halilzad'ın Yahudi asıllı eşiydi. O da 2003'te "Sivil Demokratik İslam Raporu" hazırladı. Şöyle yazdı:
"İslam dünyası şu an gelişme yoksunluğu ve globalleşme ile uyumsuzluk sorunlarıyla boğuşuyor. Bugüne dek İslam dünyasında çare için bulunan milliyetçilik, Pan-Arabizm, İslam devrimi vb. kavramların da çözümde yetersiz kaldıkları görülüyor. İslam dünyası kendini tanımlama kavgasını yaşıyor. Peki ABD'nin bu kavgadaki öncelikleri neler? Önce İslamiyetten kaynaklanan şiddetin önlenmesi, sonra ABD'nin İslamiyete karşı olduğu imajından kaçınılması, daha sonra da İslam dünyasının demokratikleştirilmesine yönelik atılacak radikal adımların planlanması..."

İslam dünyası 4 parça
Barnard, raporunda İslam dünyasını 4 kategoriye ayırıyordu:
"1) Köktendinciler: Demokratik değerleri reddederler. İslami değerlerle yönetilen otoriter bir devlet biçiminden yanadırlar.
2) Tutucular: Tutucu bir toplum isterler. Modernleşme ve değişim konularına kuşkulu yaklaşırlar.
3) Modernistler: İslam dünyasının, globalleşmenin bir parçası olmasından yanadırlar. İslamda reform ve modernleşme isterler.
4) Laikler: Din ve devlet işlerinin ayrışmasından, Batı türü demokrasiden yanadırlar. Dini, bireysel düzeye indirgemeye çalışırlar."

Laikler soldan uzaklaşmalı
Peki ABD hangisini destekleyecek?
Raporda köktendincilerin terör eylemlerinin, baskılarının, yolsuzluklarının sürekli basına yansıtılarak aralarındaki bölünmelerin hızlandırılması tavsiye ediliyor.
"Tutucular"ın "köktendinciler"le ittifakının önlenip "modernistler"e yakınlaşmasının sağlanması, "tutucu"lar arasında özellikle Sufizm'in taban bulması için uğraşılması öneriliyor.
Ya laikler?
Raporda "Kemalistler"in ABD'ye yakın durmadıkları belirtiliyor ve şöyle deniliyor:
"Laiklerin köktendinci tehlike karşısında ABD ile aynı görüşte olmaları için uğraşılacak. Bu, laiklerin milliyetçilik ve sol akımlara yanaşması önlenerek gerçekleştirilecek."

Okullar açmaları sağlanmalı
Rapora göre, ABD'ye en iyi müttefik "ılımlı İslamcılar"...
Nasıl desteklenecekleri konusunda şunları öneriyor:
"Çalışmalarının, görüşlerinin yayımlanması ve dağıtılmasına maddi katkı yapılacak.
Daha geniş kitlelere özellikle gençlere ulaşmaları teşvik edilecek.
Sivil toplum kuruluşları kurmalarına, eğitim için yer bulmalarına ve politik süreç içinde gelişmelerine destek olunacak.
Görüşlerini yaymak için web sitesi, okul, enstitüler kurmalarının önü açılacak.
Ilımlı İslamın kitlelerin alternatifi olması sağlanacak."

Fethullah Gülen örneği
"Yönetim talebinden vazgeçirilmiş, sivil, demokratik bir İslam" modeli hedefleyen raporun sonundaki "Derin strateji" bölümünde daha somut öneriler var. Şöyle denmiş:
"Ilımlı İslamcıların cesur sivil liderler olmasına çalışılmalı. Demokrasi, insan hakları, kadın hakları konusunda etkili politikalar geliştirmeleri sağlanmalı. Sivil toplum örgütleri oluşturarak Ilımlı İslamcı liderlere yardım edilmesine çalışılmalı..."
Fethullah Gülen'in örnek olarak verildiği ılımlı İslamcıların ekonomik güç eksikliği dile getirilip maddi destek yapılması önerilmiş.
Bunlar, 3 yıl önceki önerilerdi. Etkileri ortada...
Bu yıl kuruluş, yeni bir rapor yayımladı ve çok daha ilginç öneriler yaptı.

Can Dündar

Saygılarımla.

sahrut75yagmur
27.09.2007, 16:54
Ilımlı İslam ve ABD (2)

Şu Malezya, daha doğrusu "ılımlı İslam" tartışmasının kökenini araştırıyorduk.
Pazartesi bu köşede Amerikan dış politikasına yön veren etkili düşünce kuruluşu Rand Coorporation'ın eski raporlarına yer verdim. Orada da görüldüğü gibi Rand, 1990'ların başından beri Washington'a, köktendincilere karşı, "anti-Amerikan" çizgideki laikler yerine ılımlı İslami örgütlenmeleri desteklemesini tavsiye ediyor.
Onların görüşlerini yayabilmeleri için okullar, enstitüler, web siteleri açmalarına maddi destek sağlanmasını istiyor.
Aynı kuruluş bu yıl da bir rapor yayımladı ve bu konuda yapılacakları somutlaştıran bir yol haritası çizdi.
26 Mart 2007 tarihli, 217 sayfalık bu son rapor "Ilımlı İslami Müslüman Ağı Oluşturmak" başlığını taşıyor.
Okuyunca insan Malezya tartışmasının nereden çıktığını daha iyi anlıyor.

* * *

Angel Rabasa, Cheryl Benard, Lowell H. Schwartz, Peter Sickle'ın imzalarını taşıyan rapor, önce Soğuk Savaş dönemini anımsatıyor.
O dönemki tehlike, nükleer silaha sahip Sovyetler Birliği'nin liderliğindeki komünizmdi.
Amerika, komünizmle mücadele için anti-komünist sendikalara, öğrenci derneklerine, yayın organlarına, siyasi partilere maddi destek yağdırdı. 1950'li ve 60'lı yıllarda ABD'nin parasal ve ideolojik desteğiyle palazlanan bu örgütler, sosyalizmin altını oymakta başarılı oldu.
Rand'a göre bugünkü tehdit "terörist eylemlerle Batı'ya saldıran Cihat hareketi..."
Rapor burada İslam ile Batı arasında bir "medeniyetler çatışması" değil, "geleneksel Vahabi İslamcılar"la "ılımlı Müslümanlar" arasında bir iç çatışma yaşandığı teşhisini yapıyor. Batı'nın bu çatışmada "yabancı taraf" olarak müdahalesinin sonuç vermeyeceğini, ama ılımlı Müslümanlara destek olabileceğini belirtiyor.
Soğuk Savaş'ta Sovyet yayılmacılığına karşı yapıldığı gibi, ılımlı Müslüman ağının genişlemesi için Amerika'nın "Marshall yardımı" türü bir destek programını yürürlüğe koymasını öneriyor.

* * *

Raporda Sufilerle ortaklık ihtimalinden söz edilirken Türkiye ile Malezya'nın adı birlikte zikrediliyor.
Peki kimler desteklenmeli?
İşte Rand'ın listesi:
1) Liberal ve laik Müslüman bilim adamları ve aydınları,
2) Genç ılımlı Müslüman akademisyenler,
3) Toplumsal önderler,
4) Kadın hareketi öncüleri,
5) Ilımlı gazeteciler ve yazarlar.
Bu faaliyetlerin İslam ülkelerinde değil, Batı'daki Müslümanlar arasında başlatılması, oradan diğer ülkelere yayılması tavsiye ediliyor.

* * *

Raporda bahsedilen ılımlı liderlerden biri Fethullah Gülen...
Gülen'in "ılımlı, modern, Sufi İslam"ı temsil ettiği belirtilerek şöyle deniliyor:
"Gülen, Hıristiyan ve Yahudilerle diyalog çalışması başlatmış, iki kez Patrik Bartholomeos ile görüşmüş, 1998'de Roma'da Papa'yı ziyaret etmiş ve İsrail'in Haham başının ziyaretini kabul etmiştir."
Rapora göre Gülen, "Devletin İslami yasalar dayatmasına karşı çıkıyor. İslami kuralların çoğunun, yönetimden ziyade insanların özel yaşamını ilgilendirdiğini vurguluyor. Bir inancın gereklerinin tüm topluma empoze edilemeyeceğini savunuyor."
"Demokrasinin İslamla, cumhuriyet fikrinin İslamın 'şûra' kavramıyla uyumlu olduğuna inanıyor. Düşüncelere katı denetim uygulayan her tür otoriter rejime karşı çıkıyor. İran, Suudi Arabistan rejimlerini eleştiriyor. Onun hoşgörüye dayalı, fanatizme kapalı 'Anadolu İslamı' yorumu, Araplarınkinden farklı..."
Bu son özellik, raporda aynı zamanda bir dezavantaj olarak vurgulanıyor:
"Gülen 'Türk İslamı'nı savunduğu için Türk kültürel sınırları dışında propaganda yapması zor olabilir."

* * *

70'lerde kimlerin maaşını ruble ya da dolarla aldığı merak edilirdi.
Günümüzde insan en çok Amerika'nın "ılımlı İslam Müslüman ağı" oluşturmak için maddi olarak desteklediği aydınları, akademisyenleri, toplumsal önderleri, gazeteci ve yazarları merak ediyor.

Can Dündar

Saygılarımla.

readme
27.09.2007, 22:30
NTV'de yayınlanan 'Neden' isimli programda 'Türkiye Malezya olur mu?' sorusunun cevabı arandı. Programa katılan Fransız siyasi İslam Uzmanı Olivier Roy, modern bir ülke olan Türkiye'de Malezya olma tehlikesinin bulunmadığını söyledi.

Fransız siyasi İslam uzmanı Olivier Roy, Türkiye'de Malezya olma gibi bir tehlikenin bulunmadığını söyledi. NTV'de yayınlanan, Can Dündar'ın sunduğu 'Neden' isimli programda 'Türkiye Malezya olur mu?' ve 'Mahalle baskısı laikliği geriletiyor mu?' sorularının cevabı arandı.

Fransız siyasi İslam uzmanı Olivier Roy, Türkiye'nin modern bir ülke olduğunu ve Malezya olma gibi bir tehlikenin bulunmadığını söyledi. Türkiye'de İslami bir devlet olma sürecinin yaşanmadığına değinen Roy, dinde bir yükselişin yaşandığını, ancak bunun demokratik talepler çerçevesinde olduğunu kaydetti. Üniversiteye başörtülü öğrencilerin gidebilmesi taleplerinin İslam'ı dayatmak amaçlı olmadığına değinen Roy, isteğin demokrasi ve özgürlük adına yapıldığını belirtti.


İŞTE PROGRAMDAKİ OLİVİER ROY İLE YAPILAN SÖYLEŞİNİN TAM METNİ

sesimi çok rahat duyabiliyor musunuz?


Can Dündar: Bir daha sorayım arzu ederseniz. Amerikan Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke’un bir açıklaması oldu geçenlerde. Türkiye ile Malezya’yı ılımlı İslam ülkeleri olarak tanımladı ve Amerika’nın bu ülkelere desteğini açıkladı ve Türkiye’de bir tartışmayı başlattı. Sizden öğrenmek istediğim bu iki ülke arasında bir benzerlik görüp görmediğiniz. Türkiye'nin Malezyalaşması gibi bir tehlikeden söz ediliyor. Sizce böyle bir tehilke var mı?

Olivier Roy: Aslına bakarsanız ben böyle bir tehlike olduğunu düşünmüyorum. Türkiye'nin Malezya gibi bir ülke olacağını düşünmüyorum. Dolayısıyla farklı sebepleri var. Birincisi, etnik olarak Malezyalı olarak bir Müslüman olmak anlamına geliyor. Dolayısıyla doğuştan başka bir şansınız yoktur. Yani etnik orjininizi tespit edemezsiniz ve aynı zamanda din özgürlüğü konusu yoktur ve aynı zamanda bunu değiştirme gibi bir şey söz konusu değil, dininizi değiştiremiyorsunuz. Dolayısıyla backround çok daha farklı. Türkiye’ye baktığımızdaysa bir Türk genellikle Müslüman geçinir ama hukuken Türkiye’ye baktığınızda ve Türk siyasi kültürüne baktığımızda, Türkiye’deki siyasi kültüre baktığımızda Türk vatandaşı olmak demek Müslüman olmak demek değildir. Dolayısıyla siz şeriat söz konusu olduğundaysa, şeriat kanunları söz konusu olduğunda Malezya’ya baktığımızda mesela eğer siz bir Müslümansanız öncelikle şeriat mahkemesine gitmeniz gerekiyor evlenmek veya boşanmak için şeriat mahkemelerine gitmeniz gerekiyor. Dolayısıyla İslam kanununun yasal bir statüsü var Malezya’da ama Türkiye’ya bakacak olursak böyle bir şey söz konusu değil. Yasal bir statüsü yok şeriatın. Dolayısıyla ben Türkiye’de gördüğüm şey şu; bir tür beklide Müslüman İslami geçmişe de mirasına bir vurgu var ve geleneksel değerlere yönelik bir vurgu var ama ben hiçbir şekilde İslami bir devlete doğru bir gidiş, böyle bir dönüşüm görmüyorum veya İslami bir hukukun yerleştirilmesi gibi bir süreç görmüyorum. Yasal sistemde böyle bir dönüşüm bence yok.

Can Dündar: Peki Holbrooke’un bu açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu Amerika’nın büyük Ortadoğu projesi ya da eski yeşil kuşak stratejisiyle mi ilgili sizce? Amerika İslama yeniden şekil vermeye mi çalışıyor? Neden ılımlı İslamcıları destekleme gibi bir politika izliyor ve ne sonuç verir bu?

Olivier Roy: Bana kalırsa Türkiye’de İslam meselesi iki farklı düzeyde ele alınabilir. Birincisi Osmanlı mirasına gider ki bu tam da bir İslami miras değil. Osmanlı mirası da tabii ki Türk ulusal kimliğinin de bir parçasıdır aynı zamanda ve İslamı bir din olarak görmek meselesine baktığımızda da bunu sadece bir din olarak görmek söz konusu. Dolayısıyla bence Türkiye’de bir bu anlamda bizim belki de Ortadoğulaşma gibi bir süreçten bahsedemeyiz. Türkiye bana kalırsa ortadoğuyla böyle bir bütünleşme içerisinde değil, tabii ki İslamın önemli bir rolü var, Türk toplumunda önemli bir rolü var İslamın ama aynı zamanda ekonomik bir boyutu var bu dinin. Şöyle ki; İslami ürünler satmak olsun ya da İslami vergiyi bazı ürünlere koymak mesela bunlara bu tabii ki buna mukabil batıda da gördüğümüz bir şey olarak insanlar dine giderek daha fazla önem adlediyorlar ama daha önce de söylediğim gibi Türkiye’de böyle bir geçmişe dönüşe baktığımız zaman bunu İslamileşme olarak adlandırmak çok doğru görünmüyor, Türk toplumunda böyle bir şey söz konusu değil bana kalırsa.

Can Dündar: Peki AKP’yi sormak istiyorum. Diğer İslam ülkelerindeki partilerle kıyaslandığınızda AKP’yi nereye yerleştiriyorsunuz? Sizce bu klasik bir İslamcı parti mi, yoksa merkeze yerleşmeye çalışan ılımlı bir parti olarak mı görüyorsunuz?

Olivier Roy: Bence AKP zaten siyasi merkeze yerleşmiş durumda. Tabii ki partinin böyle bir tarihi var, ya da belki de üyeleri, partiye üye olan insanlar eski özellikle de yaşlı üyelerine baktığınızda ağır bir geçmişi var bu anlamda. Çünkü hatırlıyoruz ki Refah partisi’nin üyelerinin böyle bir geçmişi vardı ama Refah partisi İslamcı bir partiydi. Kesinlikle buna hiçbir şüphe yok ama AKP artık İslamcı bir parti değil hristiyan demokratlardan daha fazla dinle alakası olan bir parti değil. Yani onlar ne kadar Hıristiyansa AKP de o kadar Müslüman. Dolayısıyla şimdiki AKP muhafazakar bir parti daha ziyade, buna hiçbir şüphe yok. Kültür açısından ya da değerler açısından ve aynı zamanda topluma baktığımızda muhafazakar bir parti ama dinci bir parti değil ki pek çok üyesi, tabii ki AKP’nin pek çok üyesi hissel olarak, bireysel olarak belki dinci zihniyetli insanlar olabilirler ama parti böyle bir parti değil ve AKP bu anlamda bence bir şekilde din ve devleti ayırmayı başardı. Yani şu anlama geliyor; tabii ki bu şu anlama gelmiyor; insanlar dini önemsemiyor anlamına gelmiyor. Bu şu anlama geliyor; böyle bir ayrıma gittiler. Din ve devlet arasında, siyaseti ve dini birbirinden ayırmayı başardılar.

Can Dündar: Peki şunu soracağım; sizin bu görüşlerinize rağmen Türkiye’de bir çok insan ülkenin adım adım bir İslamileşmeye gittiği gibi bir izlenime sahip. Bazılarıysa tersine İslamın modernleşmekte olduğunu, laik sisteme entegre olduğunu söylüyor. Özellikle AKP’nin bu konuda bir rol oynadığını söylüyor. Sizce bu görüşlerin hangisi doğru?

Olivier Roy:Siz de biliyorsunuz ki Türkiye zaten laik bir ülke. Dolayısıyla laikleşme işe yaradı, bu laiklik işe yaradı Türkiye’de ve şimdi gördüğümüz ise dinin bir dönüşü var ama bu bir İslamileşme değil. Toplumun İslamileşmesinden bahsetmiyoruz. Tabii ki bunu açıklamak çok kolay değil ama dinin tekrar geri dönüşü mümkün oldu. Çünkü Türkiye ve Avrupa’da ve Amerika, bütün bu coğrafyalar laik coğrafyalar oldu ve laikleşme de başarılı olduğu için şimdi ortada gördüğümüz şey dinin geri dönüşü var ve din bir din olarak görülür. Yani siyasi veya kültürel bir sistem olarak değil. Din olarak biliniyor. Dolayısıyla bir kopuş var, yani din ve gelenek arasındaki bir kopmuş dil var. Türkiye’deki gelenekler değişti ve aynı şekilde değiştirildi. Laikleşmeyle birlikte, laiklikle birlikte değişti ve Kemalizm işe yaradı. Kemalizm bir iş yaptı ve başarılı oldu Türkiye’de ve neden başarılı? Çünkü bunun başarılı olmasından dolayı insanlar şimdi zaman zaman dini zihniyetli ve aynı zamanda laik insanlar olmak istiyorlar.

Can Dündar: Peki son zamanlarda bir başka tartışma var. Profesör Şerif Mardin, sanıyorum kendisini tanıyorsunuz. Geçenlerde bir kavram ortaya attı. Bir tür İslami lümpenizmin gündelik hayat üzerinde radikal bir baskı uygulayabileceğini söyledi. Hatta bu baskının yerleşik İslami kurumları bile tehdit edebileceğini iddia etti. Siz böyle bir tehdit görüyor musunuz? Böyle bir süreç mesela İran’da ya da Malezya’da, Afganistan’da yaşandı mı sizce? Ve ne sonuç verdi?

Olivier Roy: Aslına bakarsanız ben baskının işe yarayacağını düşünmüyorum ve böyle bir çoğunluk, seçmen kitlesinde böyle bir çoğunluk olduğunu düşünmüyorum. Yani böyle bir İslamileşmeyi destekleyecek bir çoğunluk bence Türk seçmeninde yok. Dolayısıyla Türkiye’deki sistem demokratik kaldığı sürece demokrasi işlediği sürece ben böyle bir olasılık olduğunu düşünmüyorum. İslamileşeceğini düşünmüyorum Türkiye'nin. Tepeden bir İslamileşme olacağını düşünmüyorum. Malezya’ya baktığımızda farklı bir ülke var. Malezya’da gerçekten bir demokrasi olduğunu söylemek çok kolay değil. Malezya’ya baktığımızda şöyle bir sorun var; bir etnisite sorunu var, yani şu anlama geliyor; İslam bir araç olarak kullanıldı, etnik malaylar İslamı kullanıp bir şekilde Çin’in azınlığının etkisini dengelemeye çalıştı ama Türkiye’de böyle bir rekabet yok. Yani Türkiye’de etnik dini azınlıklar arasında ve çoğunluk arasında bir rekabetten bahsetmek mümkün değil. Dolayısıyla etnik azınlık sorununa baktığımızda Türkiye’de böyle bir sorunun dinle alakası yok. Dolayısıyla böyle bir farklılık var Türkiye’de. Din ve etnisite arasında farklı bir kopuş var, dolayısıyla böyle bir şey, böyle bir farklılık, ayrışma Malezya’da yok. Dolayısıyla ben böyle bir İslamın tepeden empoze edilmesi gibi bir süreç olacağını düşünmüyorum Türkiye’de. İlginç şey şu ki; mevcut hükümete baktığımızda ve aynı şekilde Cumhurbaşkanı Gül’e baktığımızda bunlar üniversiteleri mesela başörtüsüne açmayı istiyorlar ve bunu özgürlük adına yapmaya çalışıyorlar ve hiçbir şekilde bir otorite, bir baskı aracı olarak yapmıyorlar. Dolayısıyla büyük bir farklılık olduğunu görüyoruz bütün genel olarak Müslüman ülkelerine baktığımızda ve Türkiye’de çok büyük bir farklılık var. Dolayısıyla Türkiye’de yapacağınız şey ancak şöyle olabilir; özgürlük adına bir şey yaptığınız zaman ancak bunları ve seçim üzerinden yapabilirsiniz. Dolayısıyla yeni bir etki yaratabilirsiniz, yeni bir vurgu yapmak İslama yönelik, böyle bir vurgu ancak demokrasi ve özgürlük üzerine olabilir. Dolayısıyla buna karşı Malezya’ya gittiğiniz zaman örneğin İslamı empoze etme yolu kesinlikle doğrudan doğruya demokrasiye karşı çıkarak oluyor ve seçimlere karşı çıkarak oluyor.

Can Dündar: Ama bu sözünü ettiğiniz türban meselesinde özellikle olayın demokrasi boyutunda savunulması bir çok liberal kesimde aslında savunuldu bu. Liberaller, kimi zaman solcular demokrasi adına destek verdiler ama bugünlerde görüyoruz ki bir çok kesim acaba kullanılıyor muyuz endişesine kapıldı. İran örneği çok sık dile getirilmeye başlandı. İran’da olduğu gibi acaba bu özgürlük adına verilen destek yarın bir İslamileşmeye desteğe dönüşür mü diye kaygılar belirdi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? İran örneği bu konuda öğretici midir Türkiye’ye?

Olivier Roy: Başörtüsü meselesi özgürlük üzerinden uygulanıyor ama İran’a baktığımızda ise başörtüsü meselesi devletin bir kanunu, bir yasası. Dolayısıyla siz başörtüsünden, özgürlüklerden bahsettiğiniz zaman siz halen demokrasi çerçevesi içerisinde hareket ediyorsunuzdur ve aynı şekilde laiklik içerisinde hareket ediyorsunuzdur ama ve burada önemli bir sorun ortaya çıkıyor, o da şu; bu sorun Fransa’da da var, İngiltere’de de var, Almanya’da da var tabii ki. Bu sorun da şu anlama geliyor; acaba bu dengeyi nasıl sağlamak gerekiyor? Kişisel özgürlük ve tarafsızlık meselesini nasıl dengeleyeceğiz? Yani dolayısıyla kendi dini duygularını başkalarına nasıl empoze etmeyeceksiniz? Bunun dengesi nasıl kurulacak? Bütün bu sorular Fransa’da falan da var. Dolayısıyla sadece başörtüsü giyen insanların değil ama aynı zamanda mesele giyinmek istemeyenlerin özgürlüğünü nasıl sağlayacaksınız? Böyle bir gerilim var. Dolayısıyla mesele burada baskıdan kaçmak, baskıyı ortaya koymamak. Dolayısıyla eğer siz başörtüsü takmıyorsanız sizin iyi bir Müslüman olmadığınız izlenimini yaratmamak gerekiyor. Dolayısıyla sadece bir yasa değil, aynı zamanda bir toplumsal baskı da burada devreye giriyor. Dolayısıyla Türkiye’ye baktığımız zaman ben böyle bir toplumsal baskı olduğunu düşünmüyorum. Bana kalırsa Türk üniversitelerinde kadın öğrencilerin başörtüsü giymek istemeyen kız öğrencilere hiçbir şekilde böyle bir baskı göreceğini düşünmüyorum. Dolayısıyla bu aynı zamanda çok kırılgan bir durum. Bunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Tabii ki Fransa’ya baktığımızda şu çok açık; başörtüsünü yasaklama sebeplerinden birisi bunlardan şuydu; toplumsal baskı çok önemli bir rolü var. Yani pek çok Müslüman ailenin genç kızlar üzerinde, başörtüsü takmak istemeyen kızlar üzerinde baskı olabileceği düşünüldü. Dolayısıyla bu baskı Fransa’da önemli bir faktördü ama Türkiye’de böyle bir şey söz konusu değil. Ama dediğim gibi Türkiye’de bana kalırsa böyle bir tehdit, böyle bir tehlike yok.

Can Dündar: Son olarak o zaman şunu söyleyeyim; siz Türkiye’deki demokratikleşmeyi ve laik sistemin aslında başarılı olduğu yönünde bir görüş bildiriyorsunuz ve Türkiye’ye övgü olarak alıyoruz bir çok sözlerinizi. Türkiye hep Malezya olur mu’yu tartışıyoruz biz. O zaman sizin söylediklerinizden şunu sorayım ben size; Malezya Türkiye olur mu? Daha doğrusu Türkiye İslam dünyası için bir model olabilir mi sizin tarif ettiğiniz laiklik çerçevesi içinde?

Olivier Roy: Müslüman ülkelerde pek çok insan Malezya ve Türkiye’ye bir model olarak bakıyor. Bir Müslüman ülke model olarak bakıyor ama onlar acaba bir modelde ne arıyor, soru bu. Ya da onlar neyin peşindeler diğer Müslüman ülkeler? Ve şu çok açık ki pek çok Müslüman, arap dünyasındaki pek çok ya da Güney Asya’daki pek çok Müslüman Türkiye ve Malezya bir model olarak görüyorlar ve bir Müslüman ülkenin modelleşmesi ve özellikle de teknograsi ve ekonomi açısından önemli görüyorlar. Dolayısıyla mesele şu; biz acaba ekonomik ve teknik başarıları siyasi sistemden ayrıştırabilir miyiz? Ve ben böyle olabileceğini düşünmüyorum açıkçası. Uzun vadede bana kalırsa etkin bir ekonomik model olması için aynı zamanda bir şekilde demokratik sistem olması gerekiyor. Dolayısıyla bana kalırsa Türkiye bence çok daha iyi bir örnek Malezya’yla kıyaslandığında. Çünkü Malezya’ya baktığımızda çok fazla kısıtlamalar olduğunu görüyoruz. Kişisel özellikler çok fazla kısıtlanıyor ve özellikle Malezya’da şöyle bir sorun var; Malezya’da Müslümanların hristiyanlığa geçmeleri yasak, böyle bir sorun var. Dolayısıyla bana kalırsa insanın dini değiştirmesi önemli bir özgürlüktür, böyle bir özgürlük olması gerekir. Eğer böyle bir özgürlüğünüz yoksa, din özgürlüğünüz yoksa o zaman bana kalırsa hiçbir şekilde gerçekten modern, demokratik bir ülke olamazsınız. Bu anlamda Malezya bence çok daha farklı Türkiye’den ve Türkiye bence çok daha modern Malezya’ya kıyasla.

not: oliver roy ömrünü siyasal islamcılığa vakfetmiş ünlü bir oryantalisttir. bizzat 10 yılını hümeyninin kişiliğini gözlemlemeye ayırmıştır.

iusjure
28.09.2007, 23:54
türkiye malezya gibi olabilse, bende bu düşünceyi onaylamıyorum.malezyada ekonomik rahatlık olabilir ama ruh yok.malezler dünyanın sessiz ve boyun eğen ırklarından biridir.savaşcı ve devrimci ruhları yoktur.onun islama için geçiş kolay olmuştur.herşey ekonomik rahatlık değildir.oruç polisinin görev yaptığı bi ülkeye keşke onlar gibi olabilsek demek bence laikliğimize ve bizi biz yapan değerlere hakarettir.iftar öncesi yiyecek satan ve iftar öncesi yiyecek alan kişilere hapis cezası verilen bi ülke. ben malezler gibi olmak istemiyorum ve ülkeminde maleyza gibi olmasını istemiyorum.onlar bizim gibi olsun özenmiyelim özenilen bi ülke haline gelebilmek için bişeler yapalım.


selam-

Bir kere Malezya'da yaşayanlar Malezler değil, Malaylardır. Malez diye bir millet benim bildiğim yok. Ayrıca, Malayların hepsi müslümanda değildir. Hristiyan Malayların ülkesi olan Filipin koyu katolik bir ülkedir mesela.

Son olarak, Malezya Türkiye'den çok daha özgür bir ülkedir. Kendi kararlarını kendisi alabilmektedir. Son Asya Krizinden adamlar IMF'nin her türlü dayatmasına rağmen bunarı reddemiş ve kendi bağımsız kararlarını uygulamışlardır. Türkiye'nin ise hali belli. IMF korkusundan, ABD'nin en ufak bir sözünden çıkamıyor. Ayrıca, Malezya, bölgede İsraili en çok eleştiren ve hatta bu konuda oldukça cesur insanların yaşadığı bir ülkedir. Üstelik bu insanlar ülkenin yönetim kadrosundadır. Türkiye'de ise İsrail'i eleştirebilecek bir babayiğit şu ana kadar gelmemiştir. İstediğin her ölçüyü al, Malezya Türkiye'den daha bağımsızdır.

Ayrıca, ben sana şunu söyliyeyim Malezya Türkiye'den bir çok konuda çok daha liberaldir. Bugün, Türkiye'nin en büyük illerinden birisi olan Urfa'da, Konya'da içki satan bir yer var mı? Benim bildiğim yok. Bugün git Malezyanın şehirlerinden birisine, herhangi birisine, istemediğin kadar içki satan ve satılan yer görürsün.

iusjure
28.09.2007, 23:59
Tabii ki, uyum içinde yaşıyorlar. Müslümanlara ayrıcalık yaptıklarında aman ne uyum ne uyum. Bir Yeni Şafak yazarının dediği gibi, başı kapatmak mecburi değil di mi? Zaten o 5-6 yaşındaki kızcağızlar da kendileri seçiyorlar başlarını kapatmayı. Alenya'nın dedği gibi örnekler çoğaltılabilir...

Ama ben sizin düşüncenizi tanıyorum. Çok da yakından hem de... Osmanlı'nın hoşgörü abidesi bir imparatorluk olduğunu iddia edenlerin ağzından çıkar bu tip laflar.. O hoşgörüyü bizlere sormak gelmez kimsenin aklına ya, aynı hesap... İşine geldiği gibi analiz, işine geldiği gibi yorum...

Oysa ki, ben yerinizde olsam erkekçe söylerdim. (bayanlar hakaret algılamasın, düzgün kelime bulamadım) Ben bugün bu ülkede, hâyâlim olan sosyalist devrimi yapma ihtimâlim olsa adamakıllı (yine bayanlardan özür) "sosyalizmi kuracağım" derdim. Ama nerde sizde o yürek. Zaten sizin sayenizde "din" kelimesi, "insan kandırmaca" gibi görülüyor artık....

selam-

Bir kere ben şeriatçı falan değilim. En ufak bir alakam yok. Osmanlıya da herhangi bir öykünmem yok. Tam tersi, antipatiyle baktığım bir süreçtir. Fakat, bu gerçekleri görmeme engel değil. Bugün, Türkiye'de adı konmamış br iç savaş yok mu? Var. Üstelik de bir çok ortak kültürel özelliği olan insanlar arasında. Malezya'da ise, Malay, Çinli ve Hintli gibi çok farklı kültürler, birbirine savaş açmadan yaşayabiliyorsa bence bu takdiri haketmektedir.

saygılar

sahrut75yagmur
29.09.2007, 00:27
Beni Amerika anladı, Türkiye anlamadı
Türkiye-Malezya tartışmasını başlatan Eski ABD Dışişleri Bakanı Holbrooke özür diledi: “Beni yanlış anladınız. Ben, Müslüman bir ülkede laik demokrasinin var olabileceğine en güzel örnek Türkiye’dir demek istemiştim.”

ABD Eski Dışişleri Bakanı Richard Holbrooke, ülke gündemine oturan Türkiye-Malezya benzetmesini geçtiğimiz Ağustos’ta yaptı. Holbrooke “11 Eylül’den beri ABD, dünyanın her yerinde ılımlı İslam demokrasileri istiyor. İşte, sadece iki tane var: Türkiye ve Malezya... Türkler çok dramatik bir seçim yaptı. Ilımlı Müslüman bir parti, meşruiyetlerini Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ten alan ünlü milliyetçi partileri mağlup etti. Bu ılımlı Müslüman parti, İsrail ile de iyi ilişkiler içinde ve AB’ye üyelik istiyor. Ben de bunu kuvvetle destekliyorum” demişti. NTVMSNBC’ye konuşan Holbrooke, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den Ajda Pekkan’a kadar hemen herkese sorulan “Türkiye Malezya olur mu?” sorusuna açıklık getirdi.

TARTIŞMALARI BANA BAŞBAKAN ERDOĞAN İLETTİ
Perşembe günkü Dış İlişkiler Konseyi panelinde Başbakan Erdoğan’a hükümetine, Avrupa Birliği’ne girme çabalarına ve Türkiye’nin ekonomik gelişimine olan hayranlığımı ilettim. Bu benzetmeyi yaptığımdan beri o konuya tekrar geri dönmedim, ta ki Başbakanınızla olan toplantımızda sözü geçene kadar. Mesajımın çok net olduğunu düşünüyordum fakat şu anda açıklama gereği hissediyorum.

BU SÖZLERE GERİ DÖNMEK İSTEMİYORUM!
Bu konu benim için bitmiştir, Türkiye’de herkes benim Türkiye’nin laik demokrasisine ve Türk insanına olan büyük hayranlığımı biliyor. Malezya ve Türkiye ile ilgili yorumuma geri dönmek istemiyorum, çünkü Türkiye’de yanlış anlaşıldım. Türkiye’ye ve onun laik demokrasisine saygım çok yüksek. Şimdiye kadar çok kere tekrarladığım gibi, Türkiye’yi Amerika’nın ve Avrupa’nın en önemli stratejik ortaklarından biri olarak görüyorum. Türkiye’nin laik bir demokrasi olduğunun tamamen farkındayım ve sözlerim Türkiye’de yanlış anlaşıldı. Sadece netleştirmek istiyorum ki, Türkiye’yi anlıyorum, ülkenizin perspektifini anlıyorum. Amerikalılar benim ne dediğimi anladı ama Türkler anlamadı.

11 EYLÜL’DEN SONRA ÖRNEK ÜLKESİNİZ
11 Eylül’den sonra birçok Amerikalı İslam dinini radikalliği teşvik eden bir din olarak gördü. Çünkü 11 Eylül’de uçak kaçıran ve Dünya Ticaret Merkezi ile Pentagon’u vuranlar Müslümandı ve bunu kendi dinleri için yaptıklarını iddia ediyorlardı. Bu konu ABD’de çok şiddetli tartışmalara sebep oldu. Benim Türkiye-Malezya benzetmem Amerikan kamuoyu için tasarlanmış bir benzetmeydi. Aslında, “Nüfusunun çoğu Müslüman olan bir ülkede laik demokrasinin var olabileceğine en güzel örnek Türkiye’dir” demek istemiştim. Ancak bu yorumum Türkiye’de anlaşılmadı. Bu yorumumla tek amacım ABD’nin Türkiye anlayışını güçlendirmekti.

(Ntvmsnbc)

Saygılarımla.

suat
29.09.2007, 00:41
selam-

Bir kere Malezya'da yaşayanlar Malezler değil, Malaylardır. Malez diye bir millet benim bildiğim yok. Ayrıca, Malayların hepsi müslümanda değildir. Hristiyan Malayların ülkesi olan Filipin koyu katolik bir ülkedir mesela.

Son olarak, Malezya Türkiye'den çok daha özgür bir ülkedir. Kendi kararlarını kendisi alabilmektedir. Son Asya Krizinden adamlar IMF'nin her türlü dayatmasına rağmen bunarı reddemiş ve kendi bağımsız kararlarını uygulamışlardır. Türkiye'nin ise hali belli. IMF korkusundan, ABD'nin en ufak bir sözünden çıkamıyor. Ayrıca, Malezya, bölgede İsraili en çok eleştiren ve hatta bu konuda oldukça cesur insanların yaşadığı bir ülkedir. Üstelik bu insanlar ülkenin yönetim kadrosundadır. Türkiye'de ise İsrail'i eleştirebilecek bir babayiğit şu ana kadar gelmemiştir. İstediğin her ölçüyü al, Malezya Türkiye'den daha bağımsızdır.

Ayrıca, ben sana şunu söyliyeyim Malezya Türkiye'den bir çok konuda çok daha liberaldir. Bugün, Türkiye'nin en büyük illerinden birisi olan Urfa'da, Konya'da içki satan bir yer var mı? Benim bildiğim yok. Bugün git Malezyanın şehirlerinden birisine, herhangi birisine, istemediğin kadar içki satan ve satılan yer görürsün.

sevgili arkadaşım biz burada laiklik konusundan bahsediyoruz.malaylar yada malezler konumuz bu değil. bizim konumuz malezyada dinin yönetime karışmasıdır. içki de bi özgürlüktür tabiki haklısın urfa olayıda bi ayıp. ancak biz devlet müesseselerine dinin karışmasından ve toplumun din baskısında söz ediyoruz. sen neden ilkokullarda bile türbanın zorunlu olduğundan bahsetmiyorsun. okulda türban zorunlu dışarda serbest tabi dışardada mahalle baskısı başlıyor böyle bi saçmalık olurmu bizim konumuz bunlar arkadaşlar.

suat
29.09.2007, 00:48
Beni Amerika anladı, Türkiye anlamadı
Türkiye-Malezya tartışmasını başlatan Eski ABD Dışişleri Bakanı Holbrooke özür diledi: “Beni yanlış anladınız. Ben, Müslüman bir ülkede laik demokrasinin var olabileceğine en güzel örnek Türkiye’dir demek istemiştim.”

bu adam çok komik yaa. laik demokrasi diyo bide müslüman ülke diyo. acaba ben laikliği yanlışmı biliyorum. laik devlet herhangi bir dine mensup bi devlet değildir. türkiye cumhiriyetinin bi dini yoktur. dinsel bakımdan tanımlamak gerekirsede türkiye cumhiriyeti çoğunluğu müslüman bir ülkedir diyebiliriz. bu ülke vatandaşları arasında her dinden insan olabilir. din devletin dini değildir din kişiyle yaratan arasındadır. laiklik budur. Yoksa ben yanlış mı biliyorum?

enisakyuz
29.09.2007, 15:07
selam-

Bir kere ben şeriatçı falan değilim. En ufak bir alakam yok. Osmanlıya da herhangi bir öykünmem yok. Tam tersi, antipatiyle baktığım bir süreçtir. Fakat, bu gerçekleri görmeme engel değil. Bugün, Türkiye'de adı konmamış br iç savaş yok mu? Var. Üstelik de bir çok ortak kültürel özelliği olan insanlar arasında. Malezya'da ise, Malay, Çinli ve Hintli gibi çok farklı kültürler, birbirine savaş açmadan yaşayabiliyorsa bence bu takdiri haketmektedir.

saygılar

Selam;
Öncelikle, Osmanlı konusunda, demek istediğim, sizin bakış açınızla Osmanlı hakkında bu tip "hoşgörü" yakıştırmasını yapanların görüşlerinin benzer olduğuydu, sizin antipatiyle bakmanız daha güzel, en azından bakış açınızı nasıl değerlendirdiğimi daha iyi anlarsınız.
Şeriatçılık konusundaysa; son paragraftaki yönlenmem konusunda özür dilerim. Ben orada şeriatçılara/ılımlı islamcılara seslenmiştim ama okuyunca görüyorum ki direkt size yönlenmiş konuşmam. Özürü borç bilirim.

Ama, siz ısrarla Malezya örneğini farklı noktalara sürüklüyorsunuz. Bakın; belki farkında değilsiniz ama, kimse Malezya'ya "tu kaka" demiyor. "Türkiye Malezya olur mu" sorusunun amacı ne ekonomi ne de halkların kardeşliği... Malezya'daki gibi İslami devlete dönüşüm, Türkiye'de de oluşur mu? Sorumuz bu. Lütfen yorumunuzu bu yönde yapın. Yoksa ne ekonomisi ne IMF'yle ilişkisi ne de halkların durmunu tartışmıyoruz. Konu bambaşka noktalara kayacak böyle giderse..

Lütfen, başlığın altına yazanların genelinden ayrı bir görüş yazdığınız için, sorunun özüne cevap verin de o konuyu tartışalım:

Sizce Malezya'daki İslami dönüşüm özgürlükçü müdür, özgürlüğü kısıtlayıcı mı?

Sizce Türkiye de Malezya gibi, birgün gelip de anayasadan "laiklik" kelimesini çıkartmayı tartışabilir mi?

Sizce Türkiye'de Malezya gibi İslami bir dönüşümün yaşanması iyi mi olur kötü mü?

Saygılarımla...

pınar66
29.09.2007, 16:16
Türkiyenin malezya ya dönmesimi kalmış tek fark sadece oruç polisi olmaması okulların kapısına kadar başıörtülü öğrencilerle dolu.Daha neyin araştırmasını yapıyorlar anlamıyorum.anlamak için herhangi bir ilk okulun önüne gelmeleri yeterli.Hatta gelmeye gerek yok başbakan ve cumhurbaşkanının eşlerini sanırım görmeyenler var.görmedim malezya olamayız diyenler onlar heryerdeler KÖR OLMAYIN VE GÖRÜN artık.melezyadaki ufak farklara gelince az kaldı o da yakındır. yakında oruç polisimizde olur okullara başörtüsü zorunluda olur.Ben bu kadar iyi niyetli olamayacağım herşey ortada çünki cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile örülüdür.

ibokar
29.09.2007, 16:18
Avrupa ve Ango Sakson Kültürü, hiç bir zaman Türkiye Cumhuriyetinin laik ve demokratik bir ülke olarak kabul etmez edemez de, ederse elinde ne kalır onların en fazla kabul edebileceği ılımlı islam diye tabir ettikleri kendilerine bir tür uşaklık rejimleridir.

vidal
29.09.2007, 22:47
valla arkadaşlar ben size katılmıyorum çünkü abd telaffuz edildimi bi adım geri duracaksın onlar değilmiydi ırakda nükleer silah yapılıyo diyip ırka giren ve sonra yapılmıyo ama yapılabilir diye kıvıran bu da onları bi oyunu bence kaos yaratmaya çalışıyorlar yanlış anlamayın ılımlı islam konusunda demiyorum sadece onlar bi şey söylüyosa altında bi çapan oğlu olabillir

readme
29.09.2007, 23:06
dünya ulus ve hükümetleri nezdinde ne kadar küçük durumlara düşüyoruz.
geçen gün bu soru malezya başbakanına yöneltiliyor. adam başlıyor kendi ülkesinin ekonomisini övmeye. çünkü hala böyle bir tartışmadan haberi yok. yine üsteleniyor. adam gülüyor başka bir şey diyemiyor. bu görüşü ortaya atam abd li diplomatta gülmekten kriz geçiriyordu inanın kamara karşısında. o gülüş kendisine bir ay yeter diye düşünüyorum. ab ye girceğiz diyoruz hala bazı şeyleri kendimiz çalıyoruz kendimiz oynuyoruz.

KomünistRockçı
30.09.2007, 13:06
kesin bi şey var o da gerçekten koyun olduğumuz bugün nerdyse 1 asırlık olan atatürk değerlerine sahip çıkamadık gençler bizleriz bizim topluma el ayak olmamız lazım çoğu cahil halkın bi şekere bi kömüre oy satıyo farkına varmadan çünkü türk halkı çok duygusal bişey alınca heee bu adam ve bu parti ii şimdi bana da yardım etti o vermezsm olmaz ki deyip atıyo oyu akp ye...bu kadar oy alması ve seçimler öncesi iddaalı konuşmları sanki bana oy pusulalarında akpye dıştan yardım edildiği kanısı uyandırdı neyse ılımlı islam modeli aldı başını gidiyo yok köşkte yemekler yok din dersleri yok başörtüsü...arkadaş bence bu site vasıtasıyla aramızdan bi lider çıkarıp bu olayı örnekleri halka anlatmalıyız gerçi halk koyun olmuş katılım ne kadar olur bilmiyorum...son bi söz:
DOĞRU OLAN TARİHE DİRENEBİLEN ŞEYDİR bakalım akpnin iktidarı ne kadar sürcek

cornflakegirl
30.09.2007, 13:54
işi gücü varmış gibi gözükmeye çalışanların, haritada yerini bile gösteremeyecekleri bir ülke ile türkiye'nin şartlarını kıyaslamadan ortaya attıkları, anlamsız, sonuçsuz, gündem oyalamaktan başka işi olmayan sorudur.misal ; malezya bağımsızlığı başkaları tarafından armağan edilen, sınırları başkaları tarafından çizilen bir ülkeyken türkiye cumhuriyeti bağımsızlığını hem iç hem de dış düşmana karşı savaşarak kazanmış, sınırlarını kendi emeği ve gücüyle çizebilmiş bir ülkedir.aklı başında ve art niyet taşımayan bir insan -isterse bir yüz milyon kişi daha kalabalık olsun isterse senede on milyon otomobil daha üretilsin- malezya'yı nasıl türkiye gibi bir ülkeyle karşılaştırabilir ki?
malezya ahlak polisi kurar, malezya oruç dedektifleri salar sokaklara, malezya çarşafı milli giysi yapar, malezya elli kere yıkılır elli kere kurulur yine malezyadır, ama türkiye'de türbanlı eşi olan birini cumhurbaşkanı yaparsınız da sokaklara oruç dedektiflerini, ahlak polislerini salamazsınız. burası türkiye'dir çünkü, bağımsızlık savaşı hindistan'dan cezayir'e kadar birçok ülkeye örnek olan, laiklik ısrarı tunus'tan ve pakistan'a kadar birçok ülkeye örnek olan türkiye'dir.