Orijinalini görmek için tıklayınız : Mustafa Sarıgül ve Yeni Sol Parti


ismailcvg
27.09.2007, 17:33
Bence Deniz Baykal ve Ekibinin kısa sürede istifa edeceğini zannetmiyorum.Deniz Baykal ve Ekibi Geçen CHP Kongresinde yani Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu ve Partinin diğer partinin yetkili organlarında bütün Mustafa Sarıgülcü Muhaliflerin hepsini tasfiye etti.Ayrıca 22 Temmuz Seçimlerinde Deniz Baykal hiçbir CHP 'li Muhalife Milletvekili Listelerinde yer vermedi.Yukarıdaki anlattığım nedenlerden dolayı Yeni Bir Kongrede Mustafa Sarıgülün,Deniz Baykalı devireceğini tahmin etmiyorum.

Bence Solun diğer unsurlarını kapsayacak Yeni bir Sol Parti kurulabilir.Mustafa Sarıgül Başkanlığı altında Zülfü Livaneli,Altan Öymen,Hikmet Çetin,Adnan Keskin,Celal Doğan,Haluk Koç,Onur Kumbaracıbaşı,Burhan Şenatalar,Mehmet Moğultay,Hasan Fehmi Güneş,Doğan Taşdelen,Hasan Aydın,Hurşit Güneş,Hüsamettin Özkan,Rıdvan Budak,Süleyman Çelebi, Mehmet Tomambay,İsmail Değerli ile Laiklik Temelinde Yeni bir Sol Partini kurulmasını uygun Buluyorum.

http://www.baykalistifaet.net/haber_detay.php?id=3800

27 / 07 / 2007

Baykal istifayı düşünmüyor

CHP lideri Deniz Baykal, genel başkanlık görevinden istifa etmeyecegini ve kendisinin Türkiye'nin en güvenilir siyasetçilerinden biri olduğunu söyledi.

CHP lideri Baykal: İstifa etmeyeceğim

Genel seçimde oyların yüzde 20,8'ini alarak meclise 112 milletvekili gönderen CHP'nin zirvesinde bugüne kadar suskunluk hakimdi.

CHP lideri Deniz Baykal'dan beklenen açıklama bugün geldi.

Baykal, görevinden ayrılıp ayrılmayacağı konusunda, ''Bu konuda dikkate alınmayı gerekli kılacak bir durum sözkonusu değildir. Medyamızın heyecan yaratma arayışına elbette malzeme bulması mümkündür, ama bizi siyasi bakımdan ilgilendiren, etkileyen bir durum kesinlikle söz konusu değildir'' dedi.

Görevinden istifa etmeyi düşünmediğini söyleyen Baykal, CHP için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Deniz Baykal, kendisinin güvenilir bir siyasetçi, partisinin de güvenilir bir parti olduğunu söyledi.

Basın toplantısında siyasetlerin gözden geçirilip geçirilmeyeceği, seçmenin cumhuriyetin tehlike ile karşı karşıya olduğu görüşlerinin seçmen tarafından çürütülüp çürütülmediği gibi sorularla karşılaşan Baykal, "Partimizin hedefleri ve politikaları konusunda hiçbir kuşkumuz yok. Bunların doğru olduğunu, Türkiye'nin bunlara ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyoruz." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı, "bunu günün değer yargıları ve bekleyişleri ışığında daha geniş bir destek sağlayacak şekilde ortaya koymanın gerekleri nelerdir, bu konuda neler yapılmalıdır, bunu araştıracağız. Bunu daha net bir şekilde görmeye çalışacağız ve buradan sonuçlar çıkaracağız, dersler çıkaracağız.'' dedi.

Baykal bu doğrultuda konuyu araştıracak komisyonlar kurulacağından, yeniden yapılanmaya gidileceğinden söz etti.

'CHP bölgesel parti oldu'

Ancak bu tavır CHP içindeki muhalif kesimi tatmin etmekten uzak görünüyor.

Bu sabah eski CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin, eski TBMM Başkanı Hikmet Çetin, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Gaziantep eski Belediye Başkanı Celal Doğan, eski milletvekilleri Hasan Aydın, Muharrem Toprak, Mehmet Tomanbay, İsmail Değerli, Mehmet Moğultay ve Onur Kumbaracıbaşı, Sarıgül'ün ofisinde toplandı.

Toplantı sonrasında ve Baykal'ın basın toplantısının hemen ardından bir açıklama yapan Hikmet Çetin, yönetimi istifaya devat etti.

Çetin, batıda hiç bir sosyal demokrat partinin liderinin üst üste iki yenilgiyi kabul edemeyeceğini savundu.

Çetin, seçmenlerin parti liderine "rağmen" CHP'ye oy verdiğinden söz ettiğini, bunun partiye yaşatılmaması gerektiğini kaydetti; "Türkiye'yi kuran bir parti bölgesel bir parti haline gelmiştir. Türkiye'nin tüm coğrafyasını kucaklamayan bir parti zaten iktidar olamaz." dedi.

Toplantı öncesi gazetecilere bir açıklama yapan eski CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin de, 22 Temmuzda yapılan milletvekili genel seçimlerinin en temel sonucunun; ''CHP açısından hüsranla bitmiş olması olduğunu'' belirtmişti.

Serhatlı
27.09.2007, 17:35
:biggrin: :lol: :biggrin: :lol:

Körlerle Sağırlar Birbirini Ağırlar bu lafa çok gülerim ben ya

mahzuni
27.09.2007, 17:42
yeni parti kurulması düşüncesine şiddetle karşı çıkıyorum. parçalan parçalan parçalan nereye kadar? mecliste tek bir vekilimiz kalmayana kadar mı? şuan ki durumumuz zaten pek iç açıcı değil kabul etmek gerek. kurulacak olan sol parti zaten az olan sol oylarına ortak olacaktır.

nusayri
27.09.2007, 17:56
Solun bölünmüşlüyü yetmiyor da yeni bir sol parti daha yapılsın,yeni bir parti yine çözüm deyildir ,sol yalpazesi üzerinde kurulacak bir parti türkiyede solun % kaç oy potensyeli vardır?.

adı geçen kişilerin kaçı"ki sol yalpazesi içindedir?:

çözümü CHP dışında aramayın sosyal demokratların toparlanacağı bir yapı içinde tabanın baskısıyla parti içi demokrasi harakete geçirilerek sonuç alınmaya gayret edilmesi durumunda toparlanma ve iyleşme sağlanır.








saygılarımla.

makaay2077
27.09.2007, 17:57
yeni parti değil yeni hareket lazım.gerçek sosyal demokrat ve sosyalistleri bir arada toplayıp akp nin saadet partisine karşı ki başarısını bir örneğini chp karşısında yapmalıyız.gerçek bir sol seçenek yaratmalıyız.propagandaların özellikle varoşlarda köylerde fabrikalarda yapıldığı bir sol seçenek.kendini türkiyedeki tüm halkları,inançları,kültürlerin kardeşliğine adayan bir sol seçenek.kapitalizme,emperyalizme karşı direnen bir sol seçenek istiyoruz

yoldaş24
27.09.2007, 21:15
Yeni bir oluşum şart fakat bu yeni bir parti ile değil mevcut olanlar üzerinde yapılacak reformlarla gerçekleştirilmeli.Kimse baykala oy vermiyor zaten partiye veriyoruz.Her kesime hitap edebilecek bir lidere ihtiyacımız var.İsmi geçen adaylarıda samimi ve yetrli görmüyorum.

carpe
07.10.2007, 09:53
mustafa sarıgül ve sol solun önünde egiliyorum mustafa sarıgüle bel baglamak gercekten komık

Canan1
07.10.2007, 19:34
selam

Yeni sol partimi? CHP´nin zaten sol olmadigi coktan belli...ama Mustafa Sarigülde bence yeni bir parti kurmasin...herkez gibi oda sadece koltuk pesinde olan bir insan.....ve solcu olamaz....nerdeeeeeee?



Saygilarimla

sausen
07.10.2007, 20:24
Merhaba,

Yukarı tükersen bıyık aşağıya tükürsen sakal!!!

Saygılarımla...

devrimciche
07.10.2007, 20:53
sol parti evrensel ve emekten yana olmak zorunda sarigül sadece sov yönü agir basan bir yapisi var birazda atatürk taklitciligi yapma yonü agir basiyor
aslinda chp kendi sürecini tamamladi
bir sekilde tarihten silinecek
burda önemli olan alevilerin kendi dinamiklerini yeni hazirlama cabasindan gecer
ufuk uras ve arkadaslari yeni bir sol yelpaze yaratmanin calismalari icindeler burdan birseyler cikarsa türkiye yeniden tertemiz bir solla mucadeleye baslar diye düsünüyorum

tercan82
07.10.2007, 21:31
mustafa sarıgül mü ya çok komik arkadaşlar adamın konuşma yapısına tarzına baksanıza mahalle kabadayısı tam tayyip in kopyası aynı ağızda konuşuyolar her lafında inşallah maşallah yok b.köy belediye başkanına yumruk atmalar falan o kuracaksa sağ parti kursun

stugrul
13.10.2007, 16:42
Deniz baykal istifa etmemelidir.Bundan önce yerine gerçekten bu işi yapabilecek birini bulmak şarttır.Sarıgül çok iyi bir hizmet adamıdır lâkin hizmet adamı ile devlet adamının farklılığı tartışılamaz.Deniz Baykal ise,yanlışlıkları ne yazık ki mevcut ama onun yerine bu işi üstlenecek blgiye ve donanıma sahip kimse yok. sarıgülünde soros bağlantısı heyhat gündmeme girmiştir.Bununla ilgili değerli bir arkadaşımın metnini sizlerle paylaşıyorum.


BAYKAL İSTİFÂ ETMEMELİDİR!
Türkiye, 22 Temmuz seçimlerinin oluşturduğu büyük şaşkınlığı ertesinde, kabahatli bulma yarışı başladı.Kabahatli bulma yarışında, ana hedef ,ana muhalefet başkanı olması dolayısıyla Deniz Baykal olmuştur.Deniz Baykal’ın iktidara karşı bir zafer kazanmadığı açıktır.Kendi fırkasını beklenen yüzdenin üzerine çekememesi başarısızlık sayılmaz çünkü tarihinde görmediği bir karşı propogandaya maruz kalmış olmasına rağmen, CHP geçen seçimlere oranla daha yüksek oy almıştır.

Şu açıktır ki Deniz Baykal,Atatürk’ün ölümünden sonra CHP’nin gerçek Atatürkçü çizgisinden koparılması ve yörüngesinin değiştirilmesine ilk kez sed çekilmiştir.Hadepli vekilleri Meclis’e sokan SHP gitmiş,uniter devletin yılmaz savunucusu CHP, kendi kimliğine yeniden bürünmüştür.Bu sebepledir ki, milliyetçi cumhuriyetçi kesimin özlemini duyduğu bir CHP oluşmuştur.

Bu tür bir CHP’nin yeniden oluşması yurtiçindeki işbirlikçiler kadar küresel sermayeyi de rahatsız etmiştir.CHP’nin Meclis’te ve siyasi alanda, Akp’nin yürüttüğü teslimiyetçi siyasete karşı sergilediği duruşun tasfiyesine yönelik ilk büyük adım,fırka içi siyasetle Muftafa Sarıgül'ün desteklenmesiyle verilmiştir.Şişli Belediye başkanı Sarıgül’ün, Sorosçularla görüşmelerinin basına yansıması ve onlardan maddi yardım aldığı iddaaları,fırka içi bu harekete şüpheyle bakmamıza başlıca sebeptir.Sarıgül yandaşlarının,seçimde CHP için çalışmayarak dolaylı yoldan ihanet ettiği iddaları da doğruysa, bu; Deniz Baykal’ın 2007 seçimleri ile ortadan kaldırılmak istenmesi çalışmalarının sadece ülke içinde ve yurt dışında yürütülmediğine aynı zamanda fırka içinde de böyle bir uğraşın olduğuna en bariz delildir.

Ülke içinde ise,CHP’nin izlemiş olduğu siyaseti halka yanlış tanıtan, taraflı ve işbirlikçi basının varlığını hepimiz yakın zamanda yaşarak gördük.Hükümet,arkasına aldığı iktisadi güç ve basın desteğiyle, olayları çarpıtmış (demogoji),kitleleri bazen orduya bazen Cumhurbaşkan’ına karşı kışkırtmıştır.CHP,Cumhurbaşkanlığı makamı,ordu tarafından hakları ellerinden alınmış mazlumlar rolünü iyi oynayan Akp,kendi denetimindeki cemaatler,belediyeler ve basın gücü aracılığı ile bu propogandayı yayabilmiş böylece Akp, cahil halkı kandırmasını bilmiştir.Bu tür propoganda,halkın devletine karşı saygı ve güveninin sarsacak cinsten olduğu için aynı zamanda ateşle oynamadır ve çok tehlikelidir.Çünkü bireyler gidici kurumlar kalıcıdır ve bu kurumların itibarının düşmesi,halkın devletine olan bağlılığı sarsar.Bir bakıma bağışıklık sistemi çökmüş hasta durumunu andırır.Dağıtılan kömür,altın vs doğruysa halkın vicdanını aynı zamanda satın almıştır.TOKİ ev dağıtım törenleri seçim propogandasına dönüşmüştür.Hükümet olmanın her türlü artısını kendi leyhine kullanan Akp’ye karşı,daha kısıtlı imkana sahip CHP’nin eşit koşullarda dövüşmediği açıktır.

CHP,artık din sömürüsüne karşı kendi söylemlerini belirlemesini bilmelidir,kuru ve halkın anlamadığı laiklik söylemlerini açmalıdır.Örneğin,Akp’nin başörtüsü üzerinden yaptığı siyasete verilecek en büyük cevap,Tayyip Erdoğan’ın baş danışmanı Cüneyt Zapsu’nun karısının,başı açık olarak,kadın erkek karışık saf tutup Cuma namazı kılması olabilirdi.Bu kadar hassas ve önemli bir konuya değinilmemiş olması siyasi bir hatadır.Sanırız din üzerinden siyaset yapmamak için bu konuyu es geçmişlerdir.Halbuki tüm İslam Dünyası’nı ilgilendiren, toplumsal bir konu hakkında suskun kalmamalıydı.Toplumsal konularla ilgilenmek sosyal demokrasinin gereğidir.Benzer bir hareket CHP'li bir bayan tarafından yapılsaydı,o fırkaya oy veren herkes kafir ilan edilmez miydi?

CHP’ye karşı dış Dünya’da, özellikle de Avrupa,Irak Kürtçüleri ve Amerika’da muhalefet oluşması,CHP’nin doğru bir iç ve dış siyaset güttüğüne en basit kanıt olabilir.Batı emperyalizmi,büyük ve güçlü bir Türkiye görmek istememektedir.Bu sebepledir ki eyaletlere ve Türkiye’nin bölünmesine yeşil ışık yakan fırka ve sivil toplum kuruluşlarına destek verirken,üniter yapıyı savunan ve anti emperyalist siyaset güden MHP ve CHP’ye karşı her türlü düşmanca tavrı sergilemektedir.

Seçim öncesinde,CHP’nin Sosyalist Enternasyonel’den ihraç edilmesinin gündeme gelmesi,sadece sosyal demokrat fırkaların üye olduğu bu oluşuma,Cumhurbaşkanı düzeyinde ilk katılımı sağlayarak Talabani’nin çağrılması ve CHP aleyhinde konuşturulması.Etnik ırkçı Barzani’nin ve fırkasının aynı toplantıya davet edilmesi, bu oluşumun gerçekten ne kadar sosyal demokrat olduğunu ispatlamaktadır.Bu toplantıda Barzani’nin, devletimizi kuran fırkaya karşı konuşturulması,aslında çok şey ifade etmektedir.Bu yapılan,Batı emperyalizmin Türkiye’ye vermiş olduğu açık bir gözdağı ve Atatürkçü düşünce yapısına karşı gösterdiği açık bir tavır değildir de nedir?Acaba bu sebeple midir ki Sayın Tayyip Erdoğan seçimden sonraki zafer konuşmasında Avrupa'ya çok sıcak göndermeler yapmıştır.

CHP’nin Güneydoğu’da oylarının düşmesi ise bir tesadüf değildir.Halk evlerinin kapatılmasının asıl amacı Atatürkçü zihniyette gençliğin yetişmesini engellemekti.Bu siyaset,Amerika’daki dış ilişkiler kurulu olan , CFR tarafından 2.Dünya savaşının sonrasında belirlenmiştir.Halk evlerinin komünizm yuvası olduğu iddaası ortaya atılmış ve DP zamanında kapatılmıştır.Halbuki halk evleri ne komünizm yuvası idi ne de o fikriyatta insan yetiştiriyordu.Yanlışlıklar yapıldıysa bunları ıslah etmek varken, alel acele kapatmak herhangi çözümü getirecekti.Ortadan kaldırılan halk evlerinin yerine zamanında rahmetli Türkeş’in önerdiği köy ensititüleri kurulmuş olsaydı,doğan boşluktan dış güçler faydalanamayacaktı.

Emperyalizm, etnik kökene dayalı siyaseti Osmanlı coğrafyasına özellikle de Ortadoğu'ya yerleştirmek için son 200 yıldır çabalamıştır.Sevr dayatmasının reddi ve Cumhuriyet'in kurulması ile yokedilen Kürtçülük fikri 1960’larda yeniden ekilmeye başlanmıştır.Bölgede oluşan otorite boşluğunda,barış gönüllüleri ve etki ajanları ile gençler arasında fikirsel temeli atılan Kürtçülük daha sonra silahlı eylemlerle bölgede halkı yıldırma siyaseti izlemiştir.Gelinen durumda artık Kürt-İslamcı ya da sadece Kürtçü oluşumlar bölgede rağbet görmektedir.Son siyasi seçim, bu savı doğrular biçimde sonuçlar çıkarmıştır.Bu uzun vadeli emperyalist planın son dönemindeki resme bakıp,CHP'nin Güneydoğu başarısızlığından Baykal’ı sorumlu tutamayız.

Ulus-devleti savunan Baykal’ın yükselen Kürtçülük karşısında Güneydoğu’da da oy kaybetmesi ülke aleyhinedir. Bu aleyhte olma aynı zamanda ciddi bir tehlike işaret etmektedir.Ne yapmak gerekir diye soranlara bazı cemaatler İslam’ı harç olarak göstermektedir.Fakat ne vardır ki Akp ne İslam’ı temsil etmektedir ne de sadece İslam Kürtçülüğün önünü kesebilir.Ancak Şeyh Said gibi Kürt İslamcı ayaklanmaları bilmeyenler ya da içeriğini anlamayanlar,bu siyasete inanabilir.Yapılacak en çağdaş devlet şekli olan ulus-devlete, ’Tek bayrak,Tek millet, Tek dil’ e sahip çıkmaktır.Sayın Baykal, bunu başarıyla yapmıştır.Fakat sadece sahip çıkmak yetmez, milli eğitimde yapılacak yeniliklerle yeniden,cumhuriyetçi vatansever gençlerin yetişmesini sağlamak atılacak ilk adımdır.