Orijinalini görmek için tıklayınız : Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasası Taslağı


sausen
03.10.2007, 13:46
Merhaba,

Elimde halk adına hazırlanmış bir anayasa taslağı bulunmakta ve sizinle paylaşıp fikirlerinizi ve yorumlarınızı almak istedim...

ÖZÜ VE ANLAMI:

Bu anayasa; çeşitli ulus ve azınlıklara mensup ancak bu toprakları yüzyıllardır paylaşan tüm halkların kardeşçe, insanca ve özgürce birarada yaşamasını güvence altına alan;

Halkın katılımını, halkın yönetimini esas alan;

Emeğe ve emekçiye değer veren, halkın çıkarlarını, bağımsızlığını, özgürlüğünü asıl varlık nedeni olarak gören;

Kaynağını halktan, halkın talepleri ve çıkarlarından, tarihsel haklılığından ve halkın Osmanlı'dan bu yana yüzyıllardır sürdürdüğü mücadeleden alan. bir anayasadır.

Bu anayasanın temeli, bağımsızlık, demokrasi ve halk için yönetimdir.

Anayasa yapılacak hiçbir değişiklik, bu anayasaya dayanılarak çıkarılacak hiçbir yasa veya alınacak kararlar, ülkenin bağımsızlığına, halkın özgürce oluşmuş iradesine aykırı olamaz.

Anayasa ve yasalar değişmez değillerdir. Asıl olan yasalar değil, halkın çıkarlarıdır. Gerek anayasada, gerekse yasalarda; halkın değişen ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda, bağımsızlığı, demokrasiyi geliştirme doğrultusunda, yasaların, ülkedeki ekonomik, siyasal, sosyal gelişmenin gerisinde kalmaması doğrultusunda, toplumdaki sınıf farklılıklarını en aza indirip giderek de, daha eşit, daha özgür bir düzene ulaşmak doğrultusunda, gerekli değişiklikleri yapmak, bu anayasanın özünün gereğidir.

Bu anayasada ifadesini bulan bağımsızlığımızı ve demokrasiyi kazanmak için, tüm halk büyük bedeller ödemiş ve ödemektedir. Bu anayasa bu bedellerle mümkün olan bir anayasadır. Bağımsızlığa, demokrasiye ve halkın çıkarlarına, halkın yönetimine karşı her girişim bu anayasının ihlali anlamına gelir.

Halkın iktidarının anayasası, burjuvazinin düzeninde olduğu gibi bir vaatler manzumesi değildir. Halkın iktidarı, uygulayabileceklerini ve ulaşılması mümkün hedefleri yasalaştırır. Bu anlamdadır ki, halkın ve halk iktidarının görevi, bu anayasa da yazılanları, kağıt üzerinde kalmaktan kurtarıp uygulanır hale getirecek yasal ekonomik, siyasal, kültürel koşulları yaratmaktır...

Kaynak ; Halklar ve Özgürlükler Cephesi

Evet sevgili dostlar, şimdilik bir tanım yapmak istedim...
Bölümler halinde size sunmaya devam edeceğim...

Yorumlarınızı bekliyorum... Saygılarımla...

devrim69
03.10.2007, 13:52
Hayal gibi yusuf.Keşke böyle bir anayasamız olsa ben kendi adıma isterim

cornflakegirl
03.10.2007, 13:54
aslen böyle maddeler olmasa bile üzerinden tankla geçtikleri bir anayasayı önce "askıya alabilir" sonra istedikleri değişikliği ekler, çıkartır hatta yeniden yazabildiklerine göre biz de yapabiliriz:) devamını bekliyoruz.güzel olmuş

sausen
03.10.2007, 14:26
DEVLET VE İKTİDAR HALK İÇİNDİR
- Devletin Ve İktidarın Niteliği -

Madde 1- Devlet, çok uluslu bir Demokratik Halk Cumhuriyeti'dir. Demokratik Halk Cumhuriyeti, Bağımsız, özgür, Demokratik ve Halktan Yana Bir Devlettir.

Demokratik Halk Cumhuriyeti, Türk, Kürt ulusları başta olmak üzere Arap, Laz, Gürcü, Çerkes, Boşnak vb. çeşitli azınlık ve milliyetlerin gönüllü birlikteliğinden oluşur.

NEDEN? Çünkü, Ülkemiz, çok çeşitli ulus ve milliyetlerden halkların yaşadığı bir halklar mozayiğidir. Bu halklar, egemen sınıfların yüzyıllardır sürdürdüğü böl-yönet politikalarına, birbirine düşürme çabasına karşın, istisnai olaylar hariç, birbirine düşman olmamış, kardeşçe birarada yaşamıştır.

Ülkemizi onyıllardır yönetenler ise çeşitli ulus ve milliyetlerden oluşan halka karşı, baskı, zor ve asimilasyon politikalarıyla birbirine düşmanlığı körükleyen şovenist bir kimliği dayatmış, halkın kimlik, onur ve özgürlük savaşını kanla boğmaya çalışmış, haksız bir asimilasyona ve her türlü baskıya son verip, halklarımızın tarihsel kardeşliğini ve birlikte yaşamasını, özgürce, gönüllü bir birlikteliğe dönüştürmeyi hedefler. Birlikteliğin gönüllü olmadığı yerde, mutlaka baskı vardır, zulüm vardır. Özgür ve gönüllü birliktelik, çok uluslu Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin gücü ve zenginliğidir.

Madde 2- Demokratik Halk Cumhuriyeti' nde iktidar emperyalizm ve işbirlikçi sömürücü sınıflar dışında kalan tüm halk sınıf ve tabakalarının demokratik iktidarıdır.

Bu halk sınıf ve tabakaları; Türk, Kürt ulusundan ve tüm milliyetlerden, başta işçi sınıf olmak üzere, yoksul ve orta köylülük, tüm çalışanlar, şehir ve kır küçük üreticileri, esnaflar, sanatkarlar, memurlar, öğrenciler, aydınlar, ulusal değerlerini kaybetmemiş, ülkesinin bağımsızlığını ve halkının özgürlüğünü isteyen, sömürü ve zulme, emperyalizme ve tekellere karşı olan herkestir.

NEDEN? Çünkü, emperyalizm ve ülkemizdeki tekelci burjuvaziden, toprak ağalarından, tefeci tüccardan oluşan azınlık yönetimi, bugüne kadar uygulanagelen baskı ve sömürünün kaynağıdır. Emperyalizm ve tekeller, sınıfsal yapısı gereği sömürücüdür. Halk sömürücü bir güce iktidar olanağı veremez. İktidar emperyalizm ve oligarşinin dışında sınıf ve tabakalardan oluşur.

Onyıllar boyunca, seçimlerde halkı nasıl kandırırız hesapları yapıp, seçimleri yalan vaatlerde bulunulan bir karnavala çevirenlere yeniden aynı imkan tanınamaz. Seçimlerin bir kandırmaca ve karnavala, demokrasinin bir oyuna çevrilmesi Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin özüne, kuruluş NEDEN'ine aykırıdır.

sahrut75yagmur
03.10.2007, 14:29
Hayal gibi yusuf.Keşke böyle bir anayasamız olsa ben kendi adıma isterim


Bence de...
İnşallah oğlum görebilir..!
Paylaşım için teşekkürler...


Saygılarımla.

sausen
04.10.2007, 00:07
Merhaba,

Sevgili canlar yorumlarınızı bekliyorum.
Bu anayasa halkın anayasasıdır.

Halk neden sessiz...

Canan1
04.10.2007, 00:11
Iyi aksamlar

Bu yazilara öglen okudum..ve neler düsündügümüzü soruyorsunuz..keske böyle birseyler gercek olsa diyorum.....umut en son ölen duygu olmali...biraz daha bu anayasa taslagindan bahsedermisiniz?


Saygilar

ONU®
04.10.2007, 00:20
Seçimlerde türlü hilelere başvurup halka zorla kendi rejimlerini dayatanlar, emperyalizmin kadim dostları, yobazlar ve faşistler başımızda kol gezdiği sürece eşitlikten ve halktan yana böyle bir anayasa maalesef bir hayal ürünü olarak kalabilir.

Ibiso
04.10.2007, 00:30
bu anayasa kitapcik olarak elime gecmisti hepsini okudum bir kac sene evvel cok ozveriyle hazirlanmis keske herkes okuyabilse. hatta birer adet o zamanki millet vekillerine yollanmis diye duymustum.

sausen
04.10.2007, 01:48
ULUSAL BAĞIZSIZLIK VE DÜNYA HALKLARININ KARDEŞLİĞİ,
CUMHURİYETİN VAZGEÇİLMEZ İLKESİDİR.
- Uluslar, Ülkeler Arası İlişkiler ve Bağımsızlık -

Madde 3- Emperyalizmle her türlü siyasi, ekonomik, kültürel bağımlılık ilişkisine son verilecek, ülkenin bağımsızlığı her şeyin üzerinde tutulacaktır. Ülkemizdeki yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının tek ve gerçek sahibi ülke halklarıdır. Ülke toprakları üzerinde emperyalistlere hiçbir özgürlük tanınmaz.

Madde 4- Demokratik Halk Cumhuriyeti, uluslararası ilişkiler ve dış politikada, halktan ve emekten yana, anti emperyalist yönetimlere sahip ülkelerle, ulusal kurtuluş hareketleriyle ve kapitalist ülkelerin ilerici halk hareketleriyle geniş bir dayanışma içerisinde hareket eder, halkların kardeşliği ilkesinin tavizsiz savunucusu olur.

Madde 5- Uluslararası alandaki ekonomik ilişkiler ülkenin kalkınmasına hizmet eder ve açıklık ilkesini benimser. Uluslararası yapılan antlaşmalar ülkenin bağımsızlığına zarar verici nitelikte olamaz.

Madde 6- IMF, Dünya Bankası, OECD gibi emperyalist kuruluşlara üye ve bağımlı olmaktan çıkılacak; ülkemizi emperyalizme bağımlı hale getirecek türde dış borçlanmalara son verilecektir.

Madde 7- Başta NATO olmak üzere saldırgan amaçlı paktlardan çıkılacak, saldırgan amaçlı her türlü anlaşma iptal edilecek, ülke toprakları üzerindeki emperyalist üsler kaldırılacaktır.

Madde 8- Uluslararası ilişkilerde saldırgan, halkları birbirine düşmün eden, iç ve dışı barışı tehdit eden politikalar terkedilerek, halkların kardeşliği, dostluğu ve dayanışmasını geliştiren bir politika esas alınacak;

Başta komşu ülkeler olmak üzere tüm ülkelerle karşılıklı olarak ulusal çıkarlar, saygı ve dostluğu esas alan, eşit temelde ilişkiler geliştirilecektir.

Madde 9- Türk ve Yunan halkları arasında yaratılmak istenen ve körüklenen düşmanca yaklaşımlar terk edilecek, kardeşlik ve barış içinde yaşama esas alınacaktır.

Madde 10- Rum ve Türk halklarının kardeşçe birarada yaşadığı bağımsız ve demokratik Kıbrıs'ın yaratılmasına destek verilecek, Kıbrıs sorunu ada halklarının kendi kaderini tayin hakkı temelinde bir çözüme kavuşturulacaktır.

Madde 11- Demokratik Halk Cumhuriyeti, dünya halklarının barışını tehdit eden saldırgan amaçlı politikalara tavır alarak, ülke halkının iradesini yok sayan saldırganlıklar karşısında saldırıya uğrayan ülke halkıyla dayanışma içinde olur.

NEDEN? Çünkü, Türkiye'nin dış politikasına 50 yıldır tam bir ulusal onursuzluk ve uşaklık damgasını vurmuştur. Ülkemiz, ekonomisinden askeri ihtiyaçlarına, siyasi kararlarına kadar her noktada emperyalizme bağımlı hale getirilmiştir. Öyle ki, düzen partileri iktidar olmak için Amerikan Başkanı'ından onay alır hale gelmişlerdir. Emperyalizme bağımlılığın bir sonucu olarak yeraltı-yerüstü kaynaklarımız emepryalist tekellerin talanına açılmış; topraklarımız emperyalist askeri üslerle doldurulmuş; genç evlatlarımız Kore'de emperyalizmin çıkarları için kırdırılmış; Birleşmiş Milletler'de Türkiye Cumhuriyeti temsilcileri halkların bağımsızlığı aleyhine oy kullanmıştır. Emperyalizmle girilen eşitsiz ve tek yanlı ilişkiler sömürü ve zulmün ekonomik, sosyal ve siyasal temelidir. Demokrasi, bağımsızlıktan ayrı düşünülemez. ülkenin bağımsızlığı, demokrasinin de temelini oluşturur. Demokrasiyi gerçek temellerine oturtmak, bağımsızlığı sağlamak için, ulusal onurumuzu korumak için, yukarıda belirtilen önlemleri almak ve uygulamaları yapmak zorunludur.

sausen
04.10.2007, 01:51
Merhaba Canlar,

Yazdığım bu yazıları bizzat kendim kitaptan size aktarıyorum.
O yüzden yazılar biraz geçikebilir.
Her hangi bir Kes-Kopyala-Yapıştır yapmıyorum...

Saygılarımla...

ankh
04.10.2007, 04:04
Daha önce görmüştüm bunu can paylaşım için teşekkür ederim.
Tekrar edinebilirsem sana yardım etmek isterim umarım bulurum.

sausen
04.10.2007, 17:36
SÖZ VE KARAR HAKKI HALKINDIR
- Demokrasi ve Halkın Yönetime Katılımı -

Madde 12- Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde yöneten halktır. Halkın yönetime katılımı 4 yılda bir yapılan seçimlere indirgenemez. Halk yönetime katılma hak ve yetkisini sürekli olarak ve yerel-merkezi her düzeyde kallanır. Tüm yasal, idari düzenlemeler bunu esas alır.

Madde 13- Halkın yönetime katılmasının temel biçimi ve kurumu Meclislerdir. Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde halk, Meclisleri aracılığıyla söz ve karar hakkkını doğrudan kullanır. Halk Meclisleri, halkın kendi yönetim birimlerini seçmesi, denetlemesi ve görevden alabilmesi esası üzerinde yükselir. Halk yerel, bölgesel, mesleki her düzeyde Mesclislerde örgütlenerek ülke yönetimi, ekonomisi, politikası hakkında politika üretimine, kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesi süreçlerine katılır.

Madde 14- Halkın yönetime katılımı temel olarak Genel Halk Meclisi, Bölge, İl, İlçe, Kasaba, Köy, Mahalle Meclisleri,

İşçi Meclisi, Köylü Meclisi, Gençlik Meclisi, Esnaf Meclisi, Memur Meclisi, Asker Meclisi, Aydın-Sanatçı Meclisi, Hukukçular, Mimar-Mühendisler vb. çeşitli halk kesimlerinin Meclisleri,

Ve diğer toplumsal, mesleki, sendikal örgütlenmeler ve siyasi partiler aracılığıyla gerçekleşir.

Toplumdaki diğer sınıf ve katmanlar, küçük ve orta işletme sahipleri de benzer mesleki, siyasi örgütlenmeler aracılığıyla söz ve karar haklarını kullanır, aynı kanallardan yönetime katılırlar.

Madde 15- Siyasi partiler önceden izin almadan kurulur ve programlarını resmi kurumlara ve kamuoyuna ilan ederek serbestçe faaliyette bulunurlar. Yurttaşlık haklarına sahip olan herkes demokratik yoldan siyasetin belirlenmesine katılmak üzere, siyasi parti kurma, kurulmuş partilere üye olma ve bunlarda çıkma hakkına sahiptir. Siyasi partilerin tüzük ve porgramları, faaliyetleri demokrasiye, ulasal bağımsızlığa, Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasası ilkelerine aykırı olamaz.

Madde 16- Halkın her düzeydeki örgütlenmelerde seçtiği vekillerini, görevini yeterince yerine getirmemesi, kendisini seçen kesimlerin temsilini layıkıyla yapmaması, halka, halk iktidarına karşı siyasi, ahlaki suçlar işlemesi durumunda, GERİ ÇEKME hakkı vardır.

Geri çekme, seçtiği vekili görevinden alma, demokratik bir yönetimin vazgeçilmez koşuludur. Geri çekme için gerekli ve yeterli koşul, yukarıdaki durumlardan doğması halinde, oranı ve niteliği yasayla belirlenecek seçmen çoğunluğunun geri çekme yönünde irade belirtmesidir.

NEDEN? Çünkü, Seçimlerin burjuva partileri arasında bir vaat yarışına dönüştüğü ve hep onlarır iktidar olduğu onyıllar boyunca, seçim meydanlarındaki vaatlerin yarısı, hatta onda biri bile yerine getirilseydi; haklar ve özgürlükler 5 yılda bir sandığa atılan oylarla kazanılsaydı, bu ülkenin ve halkın çözülmedik tek bir orunu bile kalmazdı. Yoksulluk diye bir şey kalmazdı, oysa çok patili 50 yıl, tam bir aldatmaca ve oyalama olmuş, seçimlerde yapılan vaatlere rağmen, halk kan ve yoksulluktan başka bir şey görmemiştir.

Demokrasinin göstergesi, uygulanma biçimi 4-5 yılda bir sandığa atılan oy olamaz. Demokrasi siyaset biliminde halkın yönetime katılımı olarak tanımlanır. Ama ülkemizde onyıllar boyunca uygulanan, demokrasi değil, bir avuç azınlığın halk üzerindeki diktatörlüğünü gizlemek için başvurulan bir demokrasicilik oyunu olmuştur. Demokratik Halk Cumhuriyeti, bu oyuna son verip, gerçek demokrasinin uygulayıcısı olacaktır. Bunun tek ve temel biçimi de halkın yönetime doğrudan katılmasıdır. Tüm halk kesimleri bu çerçevede her türlü söz ve örgütlenme hakkına sahip kılınmadan demokrasi olamaz, uygulanamaz. Demokratik Halk Cumhuriyeti işte bu söz ve örgütlenme hakkını her türlü yoldan güvence altına alarak, teşvik ederek, halkın karar hakkını kullanmasını mümkün hale getirmektedir.

Halkımız çok iyi bilir ki, seçtiği vekiller, seçilir seçilmez kendisini seçenleri unutmuş, vaatlerini unutmuş, düzen partilerinin liderlerinin sözünden dışarı çıkmaz hale gelmiştir. Halk Cumhuriyeti'nde demokrasinin tamamlayıcı bir parçası olarak, seçmen, Meclislerdeki vekillerini sürekli olarak denetleme ve görevden alma, geri çekme hakkına sahip olacaktır.

Tartışan, her düzeyde karar alan ve her düzeyde örgütlenmiş bir halk, demokrasinin de, bağımsızlığın da en büyük güvencesidir.

Madde 17- Demokratik Halk Cumhuriyeti halkın yönetime katılma hakkını doğrudan kullanabilmesini mümkün kılmak için bürokrasiyi en dar sınırlarda tutmayı hedefler. Varolan tüm bürokratik kurumlar da halk örgütlenmelerinin denetimine açıktır.

NEDEN? Çünkü, Bürokrasi halkla yönetim arasındaki kopmanın, yabancılaşmanın doğurduğu bir gövdeden başka bir şey değildir. Bu hantal ve baskıcı gövdenin ağırlığı halkın üzerindedir. Ondan kurtulmanın yolu, her görevlinin ister hakim, ister belediyeci, isterse de devlet mekanizmasının herhangi bir yerinde olsun halk tarafından seçilmesi, denetlenmesi ve görevden alınabilmesidir. Yolsuzluğu, kaytarmayı, halka karşı keyfi ve baskıcı uygulamaları ancak bu önleyebilir.

sahrut75yagmur
05.10.2007, 15:39
Bölüm:4

HER ULUS KENDİ KADERİNİ TAYİN ETME HAKKINA SAHİPTİR,
BU HAKKIN KULLANILMASI ENGELLENEMEZ

-Ulusların Kaderini Tayin Hakkı Ve Kürt Sorununun Çözümü-

Madde 18-Demokratik Halk Cumhuriyeti ulusların kendi kaderlerini özgürce belirleme haklarının koşulsuz savunucusudur.Kendini bu hakkın kullanılmasının koşullarını yaratmakla yükümlü sayar.Ulusal baskının kaynağı emperyalistler ve yerli işbirlikçi sınıflardır,onların devletidir.Halkın iktidarı,emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin iktidarına son vererek ulusal baskının kaynağını ortadan kaldırıp,uygulayıcılarını iktidardan uzaklaştıracaktır.

Madde 19-Demokratik Halk Cumhuriyeti,ulusların kendi kaderlerini özgürce belirleme hakkı ilkesine göre,Kürt ulusunun ayrılma hakkı da dahil kendi kaderini serbestçe tayin etme hakkını güvence altına alır.

Demokratik Halk Cumhuriyeti Kürt halkının yaşadığı bölgede uygulanan olağanüstü hal,koruculuk,vb. ilhak ve asimilasyon siyasetinin ürünü olan tüm kurumları ve uygulamaları derhal lağvedip Kürt halkının ekonomik,sosyal,kültürel gelişmesi için bütün önlemleri alır.Eski düzenden kalan eşitsizliği telafi etmek için Kürt halkının yaşadığı bölgede ekonomik,sosyal,kültürel gelişime öncelik verir.

Madde 20-Demokratik Halk Cumhuriyeti ulusların tek tek bağımsız devletlerini kurmalarından ziyade,ayrılma hakkı saklı kalmak üzere tek bir devlet çatısı altında birleşmelerinden yanadır.Halkların ortak malı olan doğal servetleri paylaşmak ,emperyalizmin karşısında ekonomik,siyasal,askeri birleşmiş bir güç olmak,her iki halkın da çıkarınadır.

Madde 21-Demokratil Halk Cumhuriyetini oluşturan uluslar ve azınlıklar,Cumhuriyet iktidarı ve yönetimini birlikte paylaşırlar.Hiçbir ulus bu açıdan öncelikli ya da ikincil değildir.Sadece bir kısım hakların tanınmış olması veya bir ulusun haklarını kullanmasının başka bir ulusun karar ve inisiyatifine bırakılmasıyla,hakların birliği güvence altına alınamaz.Cumhuriyeti oluşturan ulusların ve ulusal azınlıkların her düzeyde ve ekonomik,politik,askeri,sosyal,kültürel her alanda yönetimi paylaşmaları esastır.

Madde 22-Demokratik Halk Cumhuriyeti,Cumhuriyeti oluşturan bütün ulusların ve ulusal azınlıkların,her türlü,ulusal,sosyal ve kültürel haklarını garanti altına alır ve kendi dil ve kültürlerini koruma ve geliştirmerinin önünü açacak koşul ve olanakları yaratır.

NEDEN?:Çünkü,Kürt sorununu yaratan ve yıllarca da çözmeyen,çözümünü isteyenleri katliamlara boğan iktidarlar,ülkemize,halklarımıza büyük acılar yaşatmışlardır.Ülkemizin kaynakları on yıllarca,bu katliam politikalarını sürdürmeye sarfedilmiştir.Bu politikadan yine tekelci burjuvazi,toprak ağaları kazançlı çıkmış,politikanın halkımıza faturası ise katliamlar ve yoksulluk olmuştur.Demokratik Halk Cumhuriyeti bu sorunu kesin bir biçimde çözecektir.Halkların özğürlüğü,bağımsızlık ve demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından biridir.Gerçek bağımsızlık ve demokrasi,halkların özgür olduğu,kendi kaderini tayin edebildiği koşullarda olanaklıdır.Ayrılma hakkı kimsenin gözünü korkutmamalıdır.Bu ülkeyi kana boğanlar,yıllarca bunun NEDEN'lerinden biri olarak bölücülüğü göstermiş,ancak asıl bölücülüğü kendileri yapmışlardır.Uluslara kendi dillerini kullanma,kaderlerini belirleme hakkı verilmediğinde ,başkaldırması kaçınılmazdır ve bu ezilen bir ulus için haktır.Bir ulus haklarını istiyorsa,bu haklar tanınacaktır.Kardeşçe yaşamanın yolu budur.Ayrılma hakkı,mutlaka ayrılınması değildir.Özgür olan halklar birlikte yaşamayı tercih edeceklerdir.Etmedikleri durumda ise,doğal olan bir haklarını kullanmış olacaklardır.Tarihsel olarak doğrulanmış bir gerçek vardır:''Başka halkları ezen,tutsak eden uluslar özgür olamazlar!''Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde tüm uluslar,kendi özgürleri için diğer ulusların özgürlüklerini,haklarını tanırlar.
Sömürenlerin,zulmedenlerin yani onların temsilcileri olan DYP'lerin,ANAP'ların,CHP'lerin,DSP'lerin,MHP,FP,AK P ve benzerlerinin iktidarları döneminde halklarımız binlerce evladını yitirdi.Bunları geri getirmek mümkün değildir.Bu kayıplarımızın tek tesellisi Demokratik Halk Cumhuriyetini oluşturacak tüm halkların özgürlüğüdür.Her halkın ulusal haklarını tanımak,tüm halklar için siyasal olduğu kadar ahlaki bir borçtur.


Arkadaşlar Yusuf arkadaşımım da dediği gibi bunlar alıntı,kopya yapiştır değildir...Bizzat ellerimizle tek tek yazıyoruz...Ben ondan izin alarak yardım ediyorum...Sağolsun tekrar ...

Saygılarımla.

asivemavi60
05.10.2007, 15:54
Hayal gibi yusuf.Keşke böyle bir anayasamız olsa ben kendi adıma isterim



bu güünün hayalleri ysrının gercekleridir eger bu gün bu hayalimizden vaz geceersek yarın cocuklarımıza hayal edebilecekleri bi kavram bi dava ve güzel eşit bi dünya icin yapılacak hiç bir şey bırakamayız cünkü bize abilerimiz ögretti yarınların ancak fedakarlıklarla kurula bilecegini bablarımızın hasretiydi bizim güzel bir gelecekte yaşamamız herkese aynı sıcaklıkta olan bi güneş aynı maviligi görecekti tüm cocuklaar ben nu hayalerden vaz gecmem gecememki bu anayasa da hayal olabilir bu gün ama yarın bi gercek olcaktır biz inandıkca

Ibiso
05.10.2007, 16:46
MADDE-24.tum bireyler,kisiligine bagli,dokunulmaz,devredilemez temel insan hak ve özgurluklerine sahiptir.

MADDE 24.devlet kisinin temelhak ve özgurluklerini sinirlayan ve insan onuruyla bagdasmayan, siyasi,ekonomik ve sosyal butun engelleri kaldirir,insanin maddi ve manevi varliginin gelismesi icin gerekli sartlari hazirlar.


NEDEN? CUNKU: bu ulkede demokratiklesme iktidarlarin elinde hep bir demogoji malzemesi olmustur.gercekteyse demokratiklesmenin önune engel olusturanlar kendileridir. böyle olmasida dogaldir. cünku sistemin kendisi anti-demokratiktir. baski,terör,dogrudan sistemin kendisinden kaynaklanmaktadir.böyle bir devletin ve bu devleti sürdürmeyi amaclayan iktidarin demokratiklesmeyi saglamasi da beklenemezdi. bundan dolayidirki, halk kendi anayasasini mücalede ederek kendisi yapacak, sömurenler icin deyil, halk icin varolan bir cumhuriyeti mücaledesiyle kuracak, hak ve özgurluklerini bu yolla güvence altina alacaktir.
ACIKTIR KI; bagimsiz olmayan ve halkin dogrudan iradesinin temsil edilmedigi bir ülkede temel haklar ve özgurlukler olamaz,olamaz. ancak demokratik, bagimsiz, halk icin örgutlenen bir cumhuriyet demokratiklesmenin gercek kosullarini saglayabilir. demokratik halk cumhuriyet,inin tarihsel gorevi ve misyonu bunu basarmaktir.




benimde bir katkim olsun istedim.

Westside
05.10.2007, 17:54
HER ULUS KENDİ KADERİNİ TAYİN ETME HAKKINA SAHİPTİR,
BU HAKKIN KULLANILMASI ENGELLENEMEZ


oh oh suyundan da koy.Kim isine ne gelirse soksun anayasaya.

sahrut75yagmur
05.10.2007, 18:32
oh oh suyundan da koy.Kim isine ne gelirse soksun anayasaya.


Ne demek bu..?:confused1

Saygılarımla.

sausen
05.10.2007, 19:05
oh oh suyundan da koy.Kim isine ne gelirse soksun anayasaya.

Merhaba,

Biz burda halk için yapılmış bir anayasayı tartışmak ve yorumları almak için çaba sarfetmekteyiz...
Tabii ki herkesin olumlu ya da olumsuz eletşirileri olacaktır.
Ama sevgili arkadaşım senin kullandığın uslüp sence bir yorum içeriyor mu?
Yorum yapacaksan neden olmaması gerektiğini de belirt.

Saygılarımla...

sausen
05.10.2007, 20:41
TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER
GERÇEK DEMOKRASİNİN
VAZGEÇİLMEZ ŞARTLARIDIR
- Halklar ve Özgürlükler -

Madde 23- Tüm bireyler, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez temel hak ve özgürlüklerine sahiptir.

Madde 24- Devlet kişinin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayan ve insan onuruyla bağdaşmayan, siyasi, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırır, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar.

NEDEN? Çünkü, bu ülkede demokratikleşme iktidarların elinde hep bir demagoji malzemesi olmuştur. Gerçekteyse demokratikleşmenin önünde engel oluşturanlar kendileridir. Böyle olması da doğaldır.

Çünkü sistemin kendisi anti-demokratiktir. Baskı, terör, doğrudan sistemin kendisinden kaynaklanmaktadır. Böyle bir devletin ve bu devleti sürdürmeyi amaçlayan iktidarların demokratikleşmeyi sağlaması da beklenemezdi. Bundan dolayıdır ki, halk kendi anayasasını mücadele ederek kendisi yapacak; sömürülenler için değil, halk için varolan bir cumhuriyeti mücadelesiyle kuracak, hak ve özgürlüklerini bu yolla güvence altına alacaktır.

Açıktır ki; bağımsız olmayan ve halkın doğrudan iradesinin temsil edilmediği bir ülkede temel haklar ve özgürlükler olmaz, olamaz. Ancak demokratik, bağımsız, halk için örgütlenen bir cumhuriyet demokratikleşmenin gerçek koşullarını sağlayabilir. Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin tarihsel görevi ve misyonu bunu başarmaktır.

Madde 25- Yaşama Hakkı

Her insanın yaşama hakkı vardır. Yaşama hakkı ancak, halk düşmanlığı ve insanlık suçu kapsamına giren ağır suçlarda kısıtlanabilir.

Madde 26- İşkence İnsanlık Suçudur

Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı, onur kırıcı, davranış ve cezalar uygulanamaz.

Madde 27- Kişi "Sanık" Da Olsa Dokunulmazlıkları Vardır

a-) Bir suç işlediği şüphesiyle yakalanan bir kimseye derhal ne ile suçlandığı belirtilir, en geç 24 saat içerisinde sorgulamayı yapacak, bu suçlama karşısında savunmasını alacak olan yargı kurumları önüne çıkarılır.

b-) Hakkında herhangi bir suçtan hüküm verilmiş herkesin, Yüksek Halk Mahkemesi'ne itiraz hakkı vardır.

c-) Sanık, kesin mahkumiyete kadar suçlu sayılmaz.

d-) Hiç kimse işlendiği sırada hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem ya da kusurdan ötürü suçlanamaz. Bir suçun işlenmesinden sonra da olsa, ilgili yasalarda o suç için daha hafif bir ceza verilmesini öngeren değişiklikler yapılmışsa, suçlu bundan yararlanır.

Madde 28- Hiç kimsenin özel yaşamı, ailesi, konutu ya da haberleşmesine, keyfi ya da yasadışı olarak dokunulamaz. Kişiliğine ve onuruna saldırıda bulunulamaz.

Madde 29- İnanç Özgürlüğü

a-) Dini inanç, kişileri ilgilendiren özel bir konudur. Herkes istediği dini inanca sahip olabildiği gibi, inanmama özgürlüğüne de sahiptir.

b-) İnanç özgürlüğünün güvensei olarak ibadet yerleri korunur. Dini inançları gereği ibadet yapmak isteyenlere yardımcı olmak için gerekli sayıda din görevlisinin sosyal güvencisi sağlanır.

c-) Hiç kimse dini inançları ya da inaçsızlığı nedeniyle baskı altına alınamaz, kınanamaz.

d-) Dini esaslara dayalı, gerici, sömürüyü esas alan bir devlet kurmak için halkın dini duygularının istismar edilip araç olarak kullanılmasına izin verilmez.

NEDEN? Çünkü, inançlar, halkın yüzyıllardır yaşattığı kültürün bir parçasıdır. İnsanın düşünce ve inançlarıyla insan olduğu gerçeğinden hareketle, halkın çıkarlarını zedelemediği, belli bir emperyalist, ya da girici ülkeye, sömürücü sınıflara hizmet etmediği, maddi ve manevi bir sömürü, istismar aracına dönüştürülmediği sürece herkesin inançlarını yaşaması, kişinin temel hak ve özgürlükleri kapsamında ele alınmak zorundadır. Demokratik Halk Cumhuriyeti, bu anlayış temelinde, gemen sınıflar tarafından onyıllardır suni olarak sorun haline getirilen türban gibi sorunları, özgürlükler temelinde çözecek, kimsenin bu anlamdaki inanç ve yaşam biçimine karışılmayacak; öte yandan da dini inancı siyasi ve ekonomik istismar konusu yapılmasına, gerici, faşist bir sömürü ve zulüm düzeni için araç olarak kullanılmasına izin vermeyecektir.

sausen
05.10.2007, 20:42
Merhaba Sevgili Canlar,

Bölüm:5 in bir kısımını yazabildim.
Daha sonra kalan kısmı sizlere aktaracağım.

Saygılarımla...

Bakır
05.10.2007, 20:57
anayasa örs,T.C. çekiç,ezilen Halk...............

Westside
06.10.2007, 15:50
Ben de anayasanın degismesini istiyorum da sivil anaysa diye bisey tarihte yok ya.

eylülde
06.10.2007, 16:22
bu kadar laik,demokrat,halkın kendi kaderini belirlediği ,insana insan olduğu için değer veren ,insan haklarına sözde değil özde duyarlı,halkı bir fiil yönetime katan bir ana yasa ......O günleri görebilir miyiz bilemiyorum!

sausen
06.10.2007, 16:23
Ben de anayasanın degismesini istiyorum da sivil anaysa diye bisey tarihte yok ya.

Merhaba,

Yaşanılanlar ve yapılanlar tarihi belirler zaten...
Yok diye olmayacak bir şey yoktur...
Lüfen daha yapıcı olalım...

halitseyfi
06.10.2007, 16:36
TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER
GERÇEK DEMOKRASİNİN
VAZGEÇİLMEZ ŞARTLARIDIR
- Halklar ve Özgürlükler -


Madde 29- İnanç Özgürlüğü

a-) Dini inanç, kişileri ilgilendiren özel bir konudur. Herkes istediği dini inanca sahip olabildiği gibi, inanmama özgürlüğüne de sahiptir.

b-) İnanç özgürlüğünün güvensei olarak ibadet yerleri korunur. Dini inançları gereği ibadet yapmak isteyenlere yardımcı olmak için gerekli sayıda din görevlisinin sosyal güvencisi sağlanır.
c-) Hiç kimse dini inançları ya da inaçsızlığı nedeniyle baskı altına alınamaz, kınanamaz.

d-) Dini esaslara dayalı, gerici, sömürüyü esas alan bir devlet kurmak için halkın dini duygularının istismar edilip araç olarak kullanılmasına izin verilmez.

NEDEN? Çünkü, inançlar, halkın yüzyıllardır yaşattığı kültürün bir parçasıdır. İnsanın düşünce ve inançlarıyla insan olduğu gerçeğinden hareketle, halkın çıkarlarını zedelemediği, belli bir emperyalist, ya da girici ülkeye, sömürücü sınıflara hizmet etmediği, maddi ve manevi bir sömürü, istismar aracına dönüştürülmediği sürece herkesin inançlarını yaşaması, kişinin temel hak ve özgürlükleri kapsamında ele alınmak zorundadır. Demokratik Halk Cumhuriyeti, bu anlayış temelinde, gemen sınıflar tarafından onyıllardır suni olarak sorun haline getirilen türban gibi sorunları, özgürlükler temelinde çözecek, kimsenin bu anlamdaki inanç ve yaşam biçimine karışılmayacak; öte yandan da dini inancı siyasi ve ekonomik istismar konusu yapılmasına, gerici, faşist bir sömürü ve zulüm düzeni için araç olarak kullanılmasına izin vermeyecektir.

Ben kırmızıyla işaretlediğm bu maddeyi pek tutmadım.

Nedenine gelince: Daha yukarıda belirtildiği gibi inanç özel bir yapıya sahiptir. Hiç bir güç veya devlet bu özele girmemeli, inanç sahipleri bu organizasyonu kendi sivil örgütlenmesi içinde yürütmelidir. O din adamlarının sosyal güvencesinide o inanc sahip kişilerin örgütlenmesi yoluyla sağlanmalıdır.

guneyyy
06.10.2007, 16:36
cok demokratik bir anayasa taslağı ama bu tür bir anayasa ancak devrimle gelebilir...

ülkemizi göz önüne alırsak bence devrimden dogan bir anayasa taslağı olacağı kesin...

tuncerbio
07.10.2007, 10:10
halk anayasasını daha önce okumayan arkadaşlar için gayet iyi bir paylaşım olmuş teşekkürler .... yanlız halk kavramı ve toplumsal oluşumlar ve gruplar hakkındaki kısmınıda aktarırsan sevinirim ...

sausen
07.10.2007, 12:14
Madde 30- Düşünce ve Basın Özgürlüğü

a-) Anayasaya ve halkın çıkarlarına aykırı olmamak kaydıyla, her vatandaşın düşüncelerini, tüm basın, yayın araçlarını kullanarak serbestçe açıklayıp yaymak ve herkese açık olan kaynaklardan hiçbir sansüre uğradamadan bilgi edinmek hakkı vardır.

b-) Herkes bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma yapma hakkına sahiptir. Demokratik Halk Cumhuriyeti, bilimsel araştırmaları destekler ve teşvik eder.

c-) Her vatandaş anayasa ve halkın çıkarlarına aykırı olmammak kaydıyla, süreli ve süresiz yayınların basım, yayın ve dağıtım hakkına sahiptir. Basın, radyo ve TV gibi tüm iletişim araçları halkın ve onun örgütlü güçlerinin denetimi ve yönetimindedir.

d-) Halkın örgütlü güçlerinin basın-yayın faaliyeti, basımevleri, kağıt stokları, ulaştırma araçları ve bu hakkın kullanımı için gerekli diğer maddi şartların sağlanmasıyla devletçe desteklenir.

NEDEN? Çünkü, Küçük bir azınlığın geniş halk kitlelerini sömürmesine ve bu sömürüyü sürdürmek için baskı uygulamasına dayanan rejimlerde, egemen sınıflar halkın gerçekleri görmesini, bilinçlenmesini engellemek için hep düşünmeye, düşüncelerin açıklanmasına yasaklar getirmişlerdir. Bu baskılar; sansür uygulamaları, kitap, gazete, dergi toplatma, kapatma, para cezaları, kendi yasalarını çiğneyerek basın-yayın bürolarını basma, muhabirlere yönelik gözaltı, işkence ve hatta doğrudan katletme boyutunda çok çeşitli biçimlerde uygulanmıştır.

Demokratik Halk Cumhuriyeti, halkın değişik sınıf ve katmanlardan oluştuğu, dolayısıyla bu değişik kesimlerin çıkarlarının da, ideoloji ve kültürlerinin de kendi içinde farklılıklar göstereceği ve bu anlamda farklı düşüncelere sahip olmasının doğal bir sonuç olduğundan hareketle; bu kesimlerin çıkar ve taleplerini, ideoloji ve bu düşüncelerin serbeştçe basın, yayın yoluyla dile getirilmesini güvence altına alır.

Demokratik Halk Cumhuriyeti, dünya halklarına yüzyıldır sayısız savaş ve vahşet yaşatmış, halk düşmanı karakteri açığa çıkşmış faşist, şovenist propagandayı, halkın çeşitli kesimleri ya da halklar arasında düşmanlığı körükleyen, ahlaki yozlaşmayı ve dejeneresyonu teşvik eden propangandayı engellemeyi ise halkın çıkarlarının, insanlık değerlerinin gereği olarak görür. Bu tür düşüncelere karşı yasal ve aynı zamanda ideolojik, kültürel yollardan mücadele etmeyi görevi sayar.

Madde 31- Irkçılık İnsanlık Suçudur

a-) Hiç kimse ırk ve milliyeti dolayısıyla dışlanamaz, horlanamaz, zulme uğratılamaz ya da ayrıcalıklı kılınamaz.

b-) Irkçı, şoven, halklar arasında düşmanlık yayan, istilacı, ulus ve halk değerlerinin yozlaştırılmasını, asıl özünden saptılırılmasını amaçlayan hiçbir kurumlaşmaya ve faaliyete izin verilmez.

Madde 32- Örgütlenme, Toplanma ve Gösteri Özgürlüğü

a-) Başta işçi sınıfı olmak üzere, köylüler, memurlar, küçük esnaflar, kadınlar, gençlik vb. tüm halk sınıf ve tabakalarını mesleki, kültürel, sosyal, siyasal her alanda örgütlenme özgürlüğü vardır. Halk güçlerinin örgütlenme özgürlügünü kullanmaları devletçe desteklenir ve özendirilir.

b-) Örgütlenme özgürlüğü ve hakkı, asker ve polis dahil tüm memurların meclisler, sendikalar ve her düzeyde örgütlenme haklarını da içerir. Bunu engelleyen tüm yasa ve tüzükler yürürlükten kaldırılır.

c-) Herkes önceden izin almaksızın, barışçıl toplanma ve gösteri yapma hakkına sihaptir. Halkın yararına olan toplanma ve gösteriler, bina alan, ulaştırma araçları ve bu hakların gerçekleşmesi için gerekli diğer maddi şartlar sağlanarak desteklenir.

NEDEN? Çünkü, örgütlenme, toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü sağlanmadan düşünce özgürlüğü tek başına bir anlam ifade etmez. Keza, örgütsüz sınıf ve katmanlar, söz ve karar hakkını kullanamazlar. Dolayısıyla bu özgürlükler, düşünce özgürlüğünün tamamlayıcı bir parçası olarak; halkın söz ve karar hakkını kullanmasının gerekli koşulu olarak Demokratik Halk Cumhuriyeti tarafından güvence altına alınmışlardır. Demokratik Halk Cumhuriyeti, bu özgürlükleri sözde olmaktan, göstermelik olmaktan çıkarır.

Bu yapılamadığı taktirde, aynen bugün olduğu gibi, değil "izinsiz" gösterilere, yasal mitinglere dahi polis tarafından saldırıldığı, kitlesel gösterilerde katliamların yapıldığı; derneklerin, sendikaların sık sık basıldığı ve kapatıldığı ülke tablosu değiştirilemez. Demokratik Halk Cumhuriyeti, bu tabloyu değiştirmek için varolacaktır.

Madde 33- Kadınlar, Aile ve Çocuklar

a-) Aile kurumunda, aile bireylerinin ekonomik olarak özgürleşmeleri sağlanarak, gerici, pederşahi ve ekonomik çıkara dayalı ilişkilerin dönüştürülmesinin maddi ortamı sağlanacaktır. Halkın çıkarları, dürüstlük, karşılıklı sevgi ve saygı temelinde kurulan yeni toplumda, ailenin de, toplumsal gelişmeyi engelleyen değil, hızlandırıcı bir rol üstlenecek tarzda yeniden şekillendirilmesi asıl hedeflerdendir.

b-) Kadın ile erkek, ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel, tüm alanlarda, tüm üretim ve yönetim kurumlarında hak eşitliğine sahiptir.

c-) Kadınların bilinçlenmesi, örgütlenmesi, etkinliklerinin arttırılması ve ülke yönetimine her alanda katılmalarının sağlanması için kesin ve etkin önlemler alınır.

d-) Kadının cinsiyetinden dolayı bir reklam aracı ve meta olarak kullanılmasına izin verilmez.

e-) Resmi ve gayri-resmi hiçbir fuhuş yuvasına izin verilmez. Fuhuşun ekonomik ve sosyal temelini yok etmek için gerekli önlemler alınır.

f-) Analığın ve çocuk bakımının toplumsal bir iş ve görev olduğunun bilinciyle çocuk bakımı için kreşler, çocuk bakım yuvaları vs. kurulur.

g-) Hamile kadınların çalıştırılması annenin ve çocuğunun sağlığı gözetilerek sınırlanır. Aynı amaç gözetilerek ücretli hamilelik izni verilir.

h-) Çocuklar işçi olarak çalıştırılamaz. Çocuk emeğinin kullanımı yasaktır. Öğrenim gören çocuklar eğitim programları dışında çalıştırılamazlar.

ı-) Gençliğin gelecek demek olduğunun bilinciyle, geleceğin toplumunun mimarı olacak gençler için tüm imkanlar seferber edilerek, onların sağlıklı, üretken, yurtsever insanlar olarak yetiştirilmeleri için her türlü koşul sağlanır.

sausen
09.10.2007, 01:33
Merhaba,

Sevgili canlar bu anayasa için yorumlarınızı bekliyorum.
Bugüne kadar yazdığım bölümler üzerinden biraz konuşalım..
Devamını yazacağım...

Saygılarımla...

Bakır
11.10.2007, 16:21
demokratik halk anayasasının gerçekleşmesi için;demokratik halk devrimi gerçekleşmeli,bunun gerçekleşmesi içinde uzun bir süreli direniş savaşı yani halk savaşı verilmelidir.......

sausen
16.10.2007, 20:11
Madde 34- Tüm Emekçiler Çalışma, Geçim ve Örgütlenme Güvencesine Sahiptirler; Çalışma Yaşamına İlişkin Tüm Yasalar İşçi ve Diğer Emekçi Meclisleri Tarafından Yapılır

a-) Çalışmak her vatandaş için bir haktır. Devlet bu hakkı güvence altına alır.

b-) İşçilerin maddi ve kültürel gelişmesini sağlacak bir ücret politikası güvence altına alınır. Vergi dışında işçi ücretlerinde hiçbir kesinti yapılmaz.

c-) Dinlenme, her çalışan için haktır. Tüm çalışanlar için tatil olanakları yaratılmasının, işgünü süresinin günün şartlarına ve işin niteliğine göre en aza indirilmesinin koşulları sağlanır.

d-) Grev haktır. Lokavt yasaktır.

e-) Kırda, şehirde emekçilerin meclis, sendika ve diğer sosyal, ekonomik, siyasal örgütlenmelirinin geliştirilmesi sağlanır. İşçi, köylü, memur, esnaf, tüm çalışanlar kendilerini ve ülkeyi ilgilindiren konularda görüş belirtme, öneride bulunma ve karar alma hakkına sahiptir; çalışanlara ve onların sendika, meclis vb. örgütlenmelirine siyaset yasağı konulamaz.

f-) Emekçilerin çalışma yaşamına ilişkin tüm yasalar işçi ve diğer emekçi meclislerinin bizzat katılımlarıyla oluşturulur.

g-) Kamu çalışanları ilgili tüm birimlerde, meclisleri aracılığıyla söz ve karar hakkına sahip olacaktır.

h-) Özürlüler ve Emekliler, Toplumsal Yaşamın Dışına İtilemez, Hakları ve Toplumsal Yaşama Dair Her Düzeyde Katılımları Güvence Altına Alınır;

Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde, iş kazası, emeklilik, hastalık, çalışma yeteneğini kaybetme gibi nedenlerle çalışamayacak duruma gelen emekçilerin ve tüm özürlülerin yaşamlarını en iyi şekilde sürdürmeleri sağlanır.

Çünkü, Sömürü ve patronların daha fazla kar hırsı üzerine şekillenmiş önceki rejimde yaşlılık, sakatlık, emeklilik, işe yaramamanın ve toplum dışına itilmenin adı olmuştur. Halk Cumhuriyeti emekliler için, topluma yollarca emek vermiş insanların saygı ve sevgi gördüğü, ekonomik açıdan rahat ve huzurlu yaşadığı bir ortam yaratmayı; özürlüler için, toplumsal yaşama aktif olarak katılabilecekleri koşulları hazırlamayı toplumsal bir görev ve borç sayar.

ı-) Tüm çalışanların iş güvenliğinin, sosyal güvenliğinin sağlanması gerekli kurumlar oluşturularak güvence altına alınır.

j-) Çalışmak isteyen ama her şeye karşın işsiz kalanların asgari geçinme koşullarının sağlanması devlet güvencesi altında olacaktır.

k-) Küçük üretici, kredi, üretim araçları ve emeklerinin, ürünlerinin karşığını veren fiyat politikaları ile desteklenir, örgütlenme hakları güvence altına alınır, kooperatifleri içinde toplanmaları özendirilir.

l-) Demokratik Halk Cumhuriyeti yurtdışındaki işçilerin sorunlarının çözülmesi için çaba sarfeder; ekonomik, siyasal, kültürel, ulusal hiçbir açıdan ve hiçbir biçimde aşağılanmalarına izin vermez; ekonomik, siyasal ve sosyal haklarının takipçisi olur. Uluslararası anlaşmalarla yurtdışındaki yurttaşlarının bulundukları ülkedeki haklarının yasal güvence altına alınmasını sağlar. Yurtdışında yaşayan genç, yaşlı tüm halkın, vatanlarından kopmamaları, ulusal ve halk değerlerine yabancılaşmamaları için gerekli kurumlaşmaları oluşturup bu alanda yaygın bir faaliyet yürütür.

NEDEN? Çünkü, Üretim toplumsal ve kolektif bir faaliyettir. Yaratıcıları kafa ve kol emekçileridir. Üretimi sağlayan emekçilerin, üretimin yapılmasında, planlanmasında, dağılım ve paylaşımında söz ve karar sahibi olmaları en temel haklarıdır. Çalışabilir durumdaki her Demokratik Halk Cumhuriyeti yurttaşı, çalışma hakkına, çalıştığı işyerinde örgütlenme hakkına ve üretim sürecinin bütününe ilişkin söz ve karar hakkına sahip olmak durumundadır. Ülke nüfusu açısından bu kadar büyük bir çoğunluğu oluşturan ve üretimde bu kadar önemli bir yer tutan bir kesimin, ülke yönetiminin dışında bırakıldığı bir ülke demokratik olamaz. Emeğe değer vermeyen, emeğin karşığını vermeyen bir yönetim, demokrasi değildir.

Demokratik Halk Cumhuriyeti, bu temel gereklilikleri her koşulda sağlamayı görevi sayar. İşsizlik bir kader gibi milyonlara dayatılamaz, hiçbir emekçi iş güvencesinden yoksun bırakılamaz. Demokratik Halk Cumhuriyeti, yarı aç, yarı tok çalışmayı muhkum edilen, iş güvenceleri patronun iki dudağı arasına bırakılan, iş kazalarında milyonlarcası ölen ya da sakat bırakılan tüm çalışanların bu kaderlerini değiştirecektir. Onun ana amaçlarından biri budur.

Madde 35- Eğitim ve Bilim Halk İçindir

a-) Eğitim, ulusal ve halk değerlerine, kültürüne yabancılaştırılmış gençliği bu değerler ve kültürle donatacak, ülkenin kalkınmasına, ulusal servetin büyütülmesine hizmet edecek bir muhtevaya sahip kılınacaktır. Demokratik Halk Cumhuriyeti, eğeitim sistemini üretici güçleri geliştiren, toplumcu, yurtsever, ilerici, bilimsel yanlarıyla ve zihinsel, bedensel, ruhsal, teknik tüm boyutlarıyla bir bütün olarak ele alır.

b-) Devlet, eğitim hakkından bütün vatandaşlarının yararlanmasını güvence altına alır. Her vatandaş için ilk ve ortaöğretim zorunludur.

c-) Eğitim, devletin görevidir. Özel statülü üniversiteler, vakıf üniversiteleri, holding üniversiteleri ve benzeri kurumlar derhal lağvedilecek; Eğitim sisteminde ayrıcalıklı ve özel eğitime izin verilmeyecektir.

d-) Eğitim her düzeyde ücretsizdir. Öğrencilerden hiçbir biçimde kayıt parası, harç alınamaz. Barınma (yurt), beslenme, eğitim araç-gereçleri ve benzeri ihtiyaçları devlet tarafından karşılanır.

e-) Demokratik Halk Cumhuriyeti, herkesin okur-yazar olmasını sağlar, eğitimi sadece bununla sınırlandırmaz, halkın çok yönlü eğitilmesini gerçekleştirir.

f-) Her gencin yüksek öğrenim yapabilme hakkı sağlanır, koşulları yerine getirilir.

g-) Her düzeydeki okullarda faşist, gerici, şovenist eğitim programları kaldırılacak, eğitim, halkın çıkarlarını esas alan, demokratik, bağımsızlıkçı, üretkenlik va yaratıcılığı geliştiren bir temelde yeniden düzenlenir. Herkesin ana dilinde eğitim görmesi doğal bir haktır. Bu hakkın kullanılması engellenemez, sınırlandırılamaz.

h-) Üniversiteler halkın hizmetinde, halk yararına olacak şekilde demokratik olarak örgütlenir.

ı-) Halk üniversiteleri oluşturularak işçi ve yoksul köylü kökenli gençlerin üniversite eğitimi almalarına öncelik tanınır.

j-) YÖK ve benzeri kuruluşlar lağvedilerek üniversiteler demokratik tarzda yeniden örgütlendirilecek; öğretim elemanı ve araç gereç istihdamı açısından eğitimin hakkını verebilecek şekilde düzenlenecektir. YÖK tarafından verilmiş tüm akademik kariyerler, soruşturularak yeniden değerlendirilecektir.

k-) Üniversiteler, içinde öğrencilerin, öğretim üye ve elemanlarının, üniversite çalışanlarının ve Halk Meclisi temsilcilerinin yer aldığı ÜNİVERSİTE KONSEYLERİ tarafından yönetilir. Üniversitelerin demokratikleşmesinde öğretim üyeleri ve çalışanlarla birlikte öğrencilerin en genç ölçüde söz ve karar sahibi olmaları esastır. Üniversitelerin güvenliği bizzat Öğrenci Meclisleri tarafından organize edilecektir.

NEDEN? Çünkü, gerici, yoz, şovenist eğitimin beyinlere yerleştirilmeye çalışıldığı liselerde, kışlaya dönüştürülen üniversitelerde yetiştirilen bir kuşak, elbette ülkeyi ileriye taşıyamaz. Egemenlerin istediği de bir yerde buydu. Özellikle 12 Eylül'den itibaren bu politikalara hız verdiler, gençliğimizi "güvenilmez" ve suçlu ilan ettiler.

Eğitimin muhtevası, bilimsel gelişmeyi sağlayacak, halkının sorunların çözecek, eşitsizlikleri ortadan kaldıracak beyinler yetiştirmeye göre değil, tekellerin ihtiyaçlarına cevap veren nitelikte elemanlar ve düzene boyun eğen kuşaklar yetiştirmeye göre ayarlandı. Sistem bilimsellikten uzaklaştırıldı; üniversitelerin tüm bilimsel, idari inisiyatifi yokedildi, iktidarların baskı ve yönlendirmesi altına alındı.

Eğitimin bu yapısı, ilk, orta, yüksekokullarda, her düzeyde baştan aşağıya değiştirilmek durumundadır. Köklü bir değişiklik yapılmadığı sürece, eğitimdeki bozulma ve çürüme iyileştirilemez. Sağlıklı beyinler yetiştirilemez. Demokratik Halk Cumhuriyeti, bilim ve eğitimi, halkın sınırsız olarak yararlanabileceği, halkın ekonomik, sosyal, kültürel ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda yeni baştan örgütlemek zorundadır.

sausen
28.10.2007, 22:22
Merhaba Canlar,

Bu halkın anayasası ve daha çok yorumu hak ediyor sanırım...
Diğer bölümleri de yazmak istiyorum ama
bundan daha çok istediğim yazılan bölümlerin konuşulması.

Saygılarımla...

carpe
29.10.2007, 10:01
bizim halkımız!!! gercek olması gereken demokratık halk anayasasını.... hak etmıyor hak etmesi için büyük işçi sınıfı dedıgımız buyuk memur sınıfı dediğimiz ev kadınları vs vs.... yanı tüm halkın elini tasın altına sokması gerekıyor cunku bu anayasa halkın anayasası... hak etmek lazım! hak etmek içinde kazanmak lazım ! kazanmak içinde çalışmak!!!! nerde bizde o halk......bu anaysayı gecmişte istedım suan ıstıyorum gelecektede istiyecem ve mutlaka alacam.....