sodır
12.10.2007, 23:59
Öncelikle yaptığım araştırmalar sonucunda ulaştığım Varoş Nedir sorumun cevaplarını paylaşayım özetle.
genellikle göçler sonunda oluşan dış mahalleler.
türkçe'deki şehreküstü sözcüğünün karşılığı olan macarca bir sözcük
gelişmiş ülkelerde varoşlar, genellikle durumu iyi olan orta ve üst düzeydeki kişilerin yaşadığı yerler olarak bilinir. ülkemizde bu durum genellikle tersinedir. göç insanının yerleştiği, eğitimsiz, kültürsüz ve gecekondu mahallesi olarak algılanır. oysa varoş, şehir yerleşim birimine yakın uydu kentlerdir.
'város' macarca şehir demek oluyor.
zamanında başkent dışındaki iller için kullanılan kelime
kent veya kasabada dış mahalle
Sonuç olarak baktığımız tüm kaynaklarda Varoşun macarcadan türkçeye geçtiği doğrulanıyor.
Merkeze alınmayanların veya merkeze giremeyenlerin şehrin dışındaki koğuşlanmasına Varoş dersek yanlış olmaz.Bugün Türkiye' de ki büyük kentlerde çok fazla sayıda varoş mahallesi oluştu.Bu şehre küskün toplulukların çoğu ülkenin az hatta hiç gelişmemi bölgelerinden kopup yaşamlarını sürdürmek için geldiler.Ya köyleri yıkıldığı içinya ekmek bulamadıkları için geldiler.
Şehrin dışında olmalarını gerektiren iki durumu olabilir bana göre
1-Çoğu zaten kır yaşamı süren,dağlı köylülerin genetik koğuşlanma tarzı olan kalabalıklar dışında,yüksek ,savunulması ve koğuşlanması kolay bölgeler olduğu için şehrin dışında atıl durumda ki alanlar seçildi.
2-Veya merkez onları almadı bünyesine veya onlar bünyeye ayak uyduramadılar ya da uyduramayacaklarını anladılar yine şehrin dışında daha ucuz koğuşlanması kolay alanları seçtiler.
Sebep ne olursa olsun şehir alt yapısı olmayan eğitim ve sağlık hizmet noktalarından yoksun bu bölgelere itilmiş olmak veya tercih etmek bugün ülkede ezilenler üstünde ki baskıların bu denli hissedilmesinde de önemli rol üstlenmiştir.
Bugün Varoşlar Ezilmeye karşı verilen devrimci mücadelenin en yoğun yaşandığı alanlar olsada öte yandan devletin eliyle yapılan uyuşturucu,bireysel silahlanma,mafya yöntemleri,sokak çatışmaları ve son zamanda iyice artan dinci örgütlenmelerinde yuvası haline geldi.Çocuklar güpe gündüz birbirini vurmaya,sokak ortasında alenen uyuşturucu almaya,komşunun evine hırsızlık için girmeye vs. başladı.
Darbeler öncesi Türkiyede ki varoşlarda hissedilir şekilde kominal yaşam sürmekteydi.Komşuluk ilişkileri akrabalık ilişkileirnden daha iyi durumdaydı.Bireysel bilinçlenme,saldırılar karşısında birlikte savunma,eğitim ve yardımlaşma gibi sayabilecğeimiz ortak üretim-tüketim yaşam modelinin diğer bir deyişle başlangıç evresinde ki komünizmin yaşandığı alanlardı.
Egemen kuvvetler sürekli kriz ortamı yaratıp hem karşı güçlerin enerjilerini tüketir hemde çözülmeleri için konuya el atıp büyüklüğünü hissetirip kendi doğrularını empoze eder.
Gelelim Alevilerin bu noktada ki yerine.Alevilerde büyük şehirlere göç yukarıdakinin dışında 2 alt kola daha ayrılır.
1-Zaten bulundukları memleketlerinde inançlarını istedikleri gibi yaşayamadılar ya kendilerini inkar edecektiler ya çekip gidecektiler.Ancak gittiği yer de aç kalmamak içinde özellikle büyük kentleri tercih ettiler.
2-Aydınlanan Alevi toplumu bulunduğu bölgelerde (özellikle doğu bölgelerinde) çocuklarına gelecek göremedi.Sunni görüşün yoğun olduğu aynı zamanda eğitim ve sağlık koşullarının yeterli olmadığı bu bölgelerden büyük şehirlere göç edip çocuklarının iyi eğitim almalarını ve daha yüksek standartlarda yaşam sürmeleri için göçtüler.Burda daha önceden büyük kentlere gelen ve ekonomik olarak iyi durumda olan yakınlarının baskılarınıda es geçmemek gerek.
Aleviler bugün özellikle istanbul'da birçok varoş semtinde en yoğun nüfüsa sahiptirler.Alevilerin bulunduğu bölgelerde yoğun bir devrimci hava günlük yaşamda hissedilir.İşçi bölgeleri olarak şehire lojistik destek verdiği gibi aynı zamanda arka planda eğitime özel önem vererek çocuklarının geleceğini garantiye almak isterler.Ancak yukaıda genel görüş olarak ortaya koyduğum varoşlarda ki tehlike sınırında bulunan yozlaşma Alevi bölgeleri içinde geçerlidir.Verilen tüm devrimci mücadeleye rağmen bu yozlaşma ciddi boyutta engellenemiyor.biraz daha irdelediğimizde bu yozlaşmanın devrimci kitle tarafından engellenememesinin altında bir iki neden görüyoruz.Öncelikle ayda bir sefer yaşanan bir bölünme sonrası ortaya çıkan yeni bir devrimci örgüt süregelişi halkın gözünde Devrimci hareketin sağlamlık,birliktelik ,güveninirlik vasıflarını zayıflatmıştır.sürekli bölünerek gücü zayıflayan azalan kadrosu nedeniyle verimli çalışmalar çıkaramayan devrimci örgütler parti proragandaları içinde sürekli farklı zamanları seçmiş olmalarından ötürü bir keşmekeş yaratmış ve halkın gözündeki imaj biraz daha zedelenmiştir.Durum düzen partilerinin proraganda havasını andırdığı için antipati oluşturmaktadır.
Konuyu çok fazla tekelimde tutmak istemiyorum.Bu konuda diğer arkadaşlarında söyleyeceği ekleyeceği veya eleştiri getireceği noktalar vardır.
Yaşasın Varoşlarda ki Varoluşumuz ,
Yaşasın Devrimci mücadelenin neferleri,
Sevgiler Saygılar
SODIR
genellikle göçler sonunda oluşan dış mahalleler.
türkçe'deki şehreküstü sözcüğünün karşılığı olan macarca bir sözcük
gelişmiş ülkelerde varoşlar, genellikle durumu iyi olan orta ve üst düzeydeki kişilerin yaşadığı yerler olarak bilinir. ülkemizde bu durum genellikle tersinedir. göç insanının yerleştiği, eğitimsiz, kültürsüz ve gecekondu mahallesi olarak algılanır. oysa varoş, şehir yerleşim birimine yakın uydu kentlerdir.
'város' macarca şehir demek oluyor.
zamanında başkent dışındaki iller için kullanılan kelime
kent veya kasabada dış mahalle
Sonuç olarak baktığımız tüm kaynaklarda Varoşun macarcadan türkçeye geçtiği doğrulanıyor.
Merkeze alınmayanların veya merkeze giremeyenlerin şehrin dışındaki koğuşlanmasına Varoş dersek yanlış olmaz.Bugün Türkiye' de ki büyük kentlerde çok fazla sayıda varoş mahallesi oluştu.Bu şehre küskün toplulukların çoğu ülkenin az hatta hiç gelişmemi bölgelerinden kopup yaşamlarını sürdürmek için geldiler.Ya köyleri yıkıldığı içinya ekmek bulamadıkları için geldiler.
Şehrin dışında olmalarını gerektiren iki durumu olabilir bana göre
1-Çoğu zaten kır yaşamı süren,dağlı köylülerin genetik koğuşlanma tarzı olan kalabalıklar dışında,yüksek ,savunulması ve koğuşlanması kolay bölgeler olduğu için şehrin dışında atıl durumda ki alanlar seçildi.
2-Veya merkez onları almadı bünyesine veya onlar bünyeye ayak uyduramadılar ya da uyduramayacaklarını anladılar yine şehrin dışında daha ucuz koğuşlanması kolay alanları seçtiler.
Sebep ne olursa olsun şehir alt yapısı olmayan eğitim ve sağlık hizmet noktalarından yoksun bu bölgelere itilmiş olmak veya tercih etmek bugün ülkede ezilenler üstünde ki baskıların bu denli hissedilmesinde de önemli rol üstlenmiştir.
Bugün Varoşlar Ezilmeye karşı verilen devrimci mücadelenin en yoğun yaşandığı alanlar olsada öte yandan devletin eliyle yapılan uyuşturucu,bireysel silahlanma,mafya yöntemleri,sokak çatışmaları ve son zamanda iyice artan dinci örgütlenmelerinde yuvası haline geldi.Çocuklar güpe gündüz birbirini vurmaya,sokak ortasında alenen uyuşturucu almaya,komşunun evine hırsızlık için girmeye vs. başladı.
Darbeler öncesi Türkiyede ki varoşlarda hissedilir şekilde kominal yaşam sürmekteydi.Komşuluk ilişkileri akrabalık ilişkileirnden daha iyi durumdaydı.Bireysel bilinçlenme,saldırılar karşısında birlikte savunma,eğitim ve yardımlaşma gibi sayabilecğeimiz ortak üretim-tüketim yaşam modelinin diğer bir deyişle başlangıç evresinde ki komünizmin yaşandığı alanlardı.
Egemen kuvvetler sürekli kriz ortamı yaratıp hem karşı güçlerin enerjilerini tüketir hemde çözülmeleri için konuya el atıp büyüklüğünü hissetirip kendi doğrularını empoze eder.
Gelelim Alevilerin bu noktada ki yerine.Alevilerde büyük şehirlere göç yukarıdakinin dışında 2 alt kola daha ayrılır.
1-Zaten bulundukları memleketlerinde inançlarını istedikleri gibi yaşayamadılar ya kendilerini inkar edecektiler ya çekip gidecektiler.Ancak gittiği yer de aç kalmamak içinde özellikle büyük kentleri tercih ettiler.
2-Aydınlanan Alevi toplumu bulunduğu bölgelerde (özellikle doğu bölgelerinde) çocuklarına gelecek göremedi.Sunni görüşün yoğun olduğu aynı zamanda eğitim ve sağlık koşullarının yeterli olmadığı bu bölgelerden büyük şehirlere göç edip çocuklarının iyi eğitim almalarını ve daha yüksek standartlarda yaşam sürmeleri için göçtüler.Burda daha önceden büyük kentlere gelen ve ekonomik olarak iyi durumda olan yakınlarının baskılarınıda es geçmemek gerek.
Aleviler bugün özellikle istanbul'da birçok varoş semtinde en yoğun nüfüsa sahiptirler.Alevilerin bulunduğu bölgelerde yoğun bir devrimci hava günlük yaşamda hissedilir.İşçi bölgeleri olarak şehire lojistik destek verdiği gibi aynı zamanda arka planda eğitime özel önem vererek çocuklarının geleceğini garantiye almak isterler.Ancak yukaıda genel görüş olarak ortaya koyduğum varoşlarda ki tehlike sınırında bulunan yozlaşma Alevi bölgeleri içinde geçerlidir.Verilen tüm devrimci mücadeleye rağmen bu yozlaşma ciddi boyutta engellenemiyor.biraz daha irdelediğimizde bu yozlaşmanın devrimci kitle tarafından engellenememesinin altında bir iki neden görüyoruz.Öncelikle ayda bir sefer yaşanan bir bölünme sonrası ortaya çıkan yeni bir devrimci örgüt süregelişi halkın gözünde Devrimci hareketin sağlamlık,birliktelik ,güveninirlik vasıflarını zayıflatmıştır.sürekli bölünerek gücü zayıflayan azalan kadrosu nedeniyle verimli çalışmalar çıkaramayan devrimci örgütler parti proragandaları içinde sürekli farklı zamanları seçmiş olmalarından ötürü bir keşmekeş yaratmış ve halkın gözündeki imaj biraz daha zedelenmiştir.Durum düzen partilerinin proraganda havasını andırdığı için antipati oluşturmaktadır.
Konuyu çok fazla tekelimde tutmak istemiyorum.Bu konuda diğer arkadaşlarında söyleyeceği ekleyeceği veya eleştiri getireceği noktalar vardır.
Yaşasın Varoşlarda ki Varoluşumuz ,
Yaşasın Devrimci mücadelenin neferleri,
Sevgiler Saygılar
SODIR