Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürt Sağı ve Solu
nerden geldi böyle bir yazıyı paylaşmak bayram günü bilmem ama aksiyon dergisini karıştırrken paylaşayım dedim. hiç olmazsa arşiv olsun.
Abdülmelik Fırat: DTP, KEMALİST SOLUN PARTİSİ
Eski milletvekili Abdülmelik Fırat, DTP ve PKK’yı Aksiyon’a değerlendirdi.
- DTP’nin yüzde 20 oranında oy kaybetmesi, partinin Kürt tabanına hitap etmediği yorumlarına neden oldu. Bu doğru bir değerlendirme mi?
Öncelikle kesin bir ayrım yapmak gerekir. DTP’nin tabanı Marksist değil Kemalist’tir. Türkiye’de kendisini Marksist veya aşırı solcu görenlerin yüzde 90’ı din düşmanıdır; örfe, âdete karşıdır. DTP, seçimlerde tek bir inançlı Kürdü aday göstermemiştir. Türklerin sosyalist bir iki adayını içlerine aldılar. Kürt halkını kandırdılar. Bunda bir terslik ve bir düzensizlik var. Bu tutarsızlık Kürtleri rencide ediyor.
- DTP solcu bir parti olduğunu açıklıyor.
Saddam ve Nasır sosyalistti; fakat namaz kılıyorlardı. Bizdekiler bütün bunları siliyor. Dini reddediyor. Birden ulusalcı kesildiler. Kürtler dindar insanlardır. Kürtleri kullanmaya çalışanlar bunları tespit edemiyor. Amerika PKK ile temas halindedir; ancak dindar Kürtleri destekleme diye bir durum yok.
- DTP çizgisi ve PKK’nın Kürtlerin dinî inancını zedelediği söylenir. Sizce bu doğru bir değerlendirme mi?
Kesinlikle doğrudur. Bugün PKK diye bir şey yoktur. Onu kurduran derin devlettir ve NATO’dur. Bu apaçık ortadadır. Onlar için PKK kurtarıcı can simididir. Onu terör olarak gösterip kendi iktidarlarını yürütmek istiyorlar. Kürtlerin yüzde 80’i dinine bağlıdır. Fakat bugün PKK bunların başına oturmuş idare etmeye çalışıyor. Sosyal bilimlerde bir tespit var; bir siyasi hareket yüzde 5’e ulaştığı zaman yüzde 95’i sürükler götürür. PKK böyle bir şeydir. Ancak PKK’nın destekleyenleri içinde oturaklı dindar Kürtler de var. Sıkışınca onlar da Kürt kelimesini görüp, buna aldanıyor ve PKK’yı destekliyorlar. Aslında PKK onların düşmanıdır. Ama denize düşenin yılına sarılması gibi bir şeydir.
- Sizce Kürt milliyetçiliği tanımı doğru mu?
Kürt milliyetçiliği yapan PKK’dır. Bu da Kürtleri garnitür olarak kullanıyor. Kürt milliyetçiliği nasyonalist değildir. Zaten bu Kürtlerde yerleşmemiştir. Millet denilen manada bir millî duyguları var. Her toplumda olduğu gibi. Ortadoğu’da en liberal düşünceye sahip millet Kürtlerdir. Araplardan zülüm görmelerine rağmen onlara karşı değil, Türklere, Perslere karşı değil... Ama Türkler Kürtlere karşı tavır alabiliyor. Amerika Irak’taki Kürtleri tutuyor. Araplar içinde Kürtleri desteklemesi menfaat içindir. Amerika aslında oradaki Kürtlere bir baskı uyguluyor. Bu yüzden Talabani ve Barzani Türklere merhaba demekten bile çekiniyorlar, korkuyorlar. Kürtlerin bazı sert açıklamaları bundan kaynaklanıyor.
Feridun Yazar ( Kürt Demokr********u Genel Başkanı): TÜRKİYE KÜRTLERİ
MİLLİYETÇİLİK YAPMIYOR
“Kürtlerin kendi varlıklarını ortaya koyma ve haklarını talep etmeleri ile ilgili çalışmalar milliyetçilik değildir. Ama Kuzey Irak’taki Kürtler milliyetçilik yapabilirler. Onların bölgelerinde bir Kürt yönetimi var. Her türlü haklarını kullanıyorlar. Bundan sonra kendilerini başka milletlerle mukayese edebilirler. Bu yüzden MHP’de görülen milliyetçilik ile Kürtlerin yaptığı çalışmalar karıştırılmasın. Burada Türklerin üstünlüğü vurgusu vardır. Kuzey’deki Kürtlerin yaptığı ile MHP’nin yaptığı milliyetçilik aynıdır.”
Mehdi Zana: KÜRTLER SOL İDEOLOJİYLE ZAYIFLATILDI
“Türk solu Kürtlere zarar vermiştir. Solun içinde istihbaratçılar vardı. Bunlar Kürtlerle güzelce oynadı. Ben de içlerindeydim, benimle de oynadılar. Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) içinde birtakım güçler hep oldu. TİP, İstanbul ve Ankara’da ortaya çıktı; ama Kürtleri bünyesine alarak güçlendi. Kürtler için artık ideolojiler olmamalı. Onlar da Kürtleri kullanmasın. Kürtler de kendi haklarını ve taleplerini yerine getiren bütün siyasi akımlar içinde yer alabilirler. Mesele burada Kürtlük olmalı.”
DTP ÇİZGİSİ HİÇBİR ZAMAN BARAJI AŞAMAZ
Şimdilerde Kürtler solu bırakmayı tartışırken içinde bulundukları durum oldukça ironik. Günümüzde bile Kürt siyasi hareketlerinin önde gelen isimleri neredeyse tamamen sol fraksiyon orijinli. Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Hasip Kaplan gibi yüzlerce siyasi soldan gelirken siyasetle ilgilenmeyen önemli aydınların temelinde de sol var. Ümit Fırat, Tarık Ziya Ekinci, Yaşar Kaya, Kemal Burkay, Musa Anter, Mehdi Zana söz konusu isimlerden sadece birkaçı. Aydınlar çoğu zaman liberal, demokrat kimlikleriyle ortaya çıksa da siyasi partiler her zaman ‘ağır solcu’ kesildiler. Bu anlamda kendisini “Kürtlerin yegâne partisi” olarak gören Demokratik Toplum Partisi (DTP) geldiği çizgi itibariyle sol bir zeminde siyaset yürütüyor. Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, DTP’nin hangi ideolojiyle hareket ettiğinin altını net bir şekilde çiziyor: “DTP sol bir partidir. Ancak tabanımızda namaz kılanlar var ve parti bunlara saygılıdır. Tabana ulaşmada bu manada bir sorun yok.”
Hasip Kaplan tabana ulaşmada bir sorun olmadığını söylese de sonuçta ciddi bir mesele olduğu ortada. Bu yönde düşünenlerden biri de kapatılan Halkın Emeği Partisi (HEP) genel başkanlığını yapan, şu anda Kürt Demokrasi Forumu Genel Başkanlığı görevini yürüten Feridun Yazar. DTP’nin sol kimliğinin halka ulaşmada problem teşkil ettiğini ileri sürüyor. Feridun Yazar. Sol veya öteki ideolojilerin muhafazakâr Kürtlerle siyaset yapan Kürtler arasında bir uyuşmazlık oluşturduğunu da sözlerine ekleyen Yazar, şunları söylüyor: “İşçi Partisi’nden bu yana Kürtlerle bir uyum kurulamadı. Kürtlerin muhafazakâr ve dinî yanları hep unutuldu. Aynı zamanda sosyolojik yapı da göz ardı edildi. Aşiretler ve tarikatlarla da bir bütünlük sağlanamadı. Bu yüzden DTP’nin çizgisi hiçbir zaman barajı aşamadı. Aşacak gibi da gözükmüyor.”
Feridun Yazar, siyasi partiler bünyesinde bu konuya dair tartışmaların çok eskiden beri var olduğuna da dikkat çekiyor: “DTP sol bir anlayışla ortaya çıktı. Benim yöneticisi olduğum HEP’te kendi içimizde bir tartışma yaşadık. Parti sosyalist mi, Marksist mi yoksa sosyal demokrat mı olsun diye. Bu tartışmalar hâlâ devam ediyor. Kürtler artık bu kavramlardan kurtulmak istiyor ve daha kapsayıcı bir yol arıyorlar.”
PKK İNANÇSIZLIK DAYATIYOR
Kürtlerde Türk solu tartışmaları sürerken, etnik politika yürüten Kürtler üzerinde her zaman bir gölge gibi duran terör örgütü PKK’nın çizgisi ise giderek daha da radikalleşiyor. Marksist bir anlayışı benimseyen örgüt aynı zamanda sosyolojik anlamda karşılığı olmazsa da Kürt milliyetçiliğini kendisine göre yorumluyor. Uzmanlar bunun için daha çok “PKK milliyetçiliği” demeyi yeğliyorlar. PKK bunu yaparken kökeni bir yere dayandırma kaygısıyla inançsızlığı da ön plana çıkarıyor.
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde, Marksist Leninist temele dayalı bir “Kürdistan devletini” silahlı mücadele yoluyla kurmak amacı ile faaliyetlerine başladıklarını açıklamıştı. Bugün çoğu halen PKK lider kadrosunda bulunan 20 kişi bu toplantıya katılmıştı. Örgütün kararı, inançsızlık temeline dayalı bir mücadeleyi benimsemekti. Bu yolla inançlı Kürtler için yeni bir tarih bilinci oluşturulacaktı; Medler birincil kaynak gösterilecekti. Tarih bilincinin yanına bir de “Kürtler aslında Müslüman değil Zerdüşt’tü” inancı empoze edilecekti. Marksizmin zaten dindar Kürtlerle uyuşmayacağını örgüt çok iyi biliyordu.
DEMOKRAT PARTİ DE OYLARI TOPLAMIŞTI
1940’lardaki tek partinin Kürtlere karşı baskıcı ve asimilasyon politikası, politik olmayan Kürtleri bile çileden çıkarmaya yetmişti. 1946’da çok partili yaşama geçiş Kürt meselesine farklı bir açılım getiriyordu. Bu dönemde muhalefet olan Demokrat Parti (DP) Kürtlere yakınlık gösterdi ve sorunlarına eğilmeye başladı. 14 Mayıs 1950 milletvekili seçimlerinde Kürtlere yakınlığının ödülünü fazlasıyla görecekti. DP, Kürtlerin nerdeyse bütün oylarını da alarak 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarını yıktı. Kürtler bu dönemde biraz rahat bir sürece girdiler. Özellikle öğrenciler bir araya gelip Kürt sorunlarını konuşabiliyor, Kürt kelimesini telaffuz etmek veya yazıya dökmek sorun teşkil etmiyordu.
1958’de Mahabat Cumuhuriyeti’nin yıkılmasından sonra Sovyetler Birliği’ne giden Molla Mustafa Barzani’nin Irak’a geri dönmesi coğrafyadaki bütün Kürtlerde bir heyecan oluşturdu. Heyecanlarını aşırı biçimde belli eden ve Kürtçülük adına faaliyet yürüten Remzi Bucak, Faik Bucak, Ali Karahan, Ziya Şerefhanoğlu, Musa Anter, Canip Yıldırım gibi isimlerin aralarında olduğu 49 kişi tutuklandı. 1959’da başlayan “49’lar Davası” Kürtçülüğü bir nevi resmileştiren en önemli hareket olarak gösterilmeye başlandı. Kimi Kürtlere göre 49 kişi sadece Kürt oldukları için yargılanıyordu. Hal böyle olunca da bu isimler Kürtler açısından birer kahramana dönüşüyordu.
DARBE YÖNETİMİ KÜRT IRKÇILIĞINI KAMÇILADI
1961’de Mustafa Barzani’nin Irak yönetimine karşı savaş başlatması Türkiye Kürtlerini de hareketlendirdi. Ancak 27 Mayıs 1960 askerî darbesi Kürtler açısından da pek iç açıcı olmadı. Cemal Gürsel’in Kürtlere; “Size Kürt diyenlerin yüzüne tükürün. Siz özbeöz Türksünüz, Türklerin bir boyusunuz.” sözleri Kürtleri iyice politik bir çizgiye kaydırdı. Değişik suçlardan 380 Kürt önde geleni toplanıp Sivas Kampı’na yerleştirildi. Burada yapılan ayıklamadan sonra 55 Kürt önde geleni aileleriyle birlikte Batı Anadolu’nun değişik yerlerine sürgün edildi. Ancak Kürt önde gelenlerinden CHP’li olanlara hiçbir şekilde dokunulmadı; DP yanlısı Kürtler sürgüne maruz kaldı. Bir dönem TBMM başkanlığı yapan Vanlı Bruki aşireti lideri Kinyas Kartal, Şeyh Sait’in oğulları, Bucaklar bu sürgüne gönderilenler arasındaydı. Ancak Sivas Kampı’na toplanan Kürt aşiret liderleri arasında, olayların dışında kalmış hatta hiçbir şekilde politikaya bulaşmamış, sadece “ağa” diye anılan Kürtler de vardı. İşte bu durum Kürtler açısından bir kırılma noktası oluşturdu. Ve bu ailelilerin çocukları da ister istemez kendilerini Kürt politik hareketinin içinde buldu. Bu gelişmeler karşısında güçlenen sol akımlar da Kürtleri yanına çekmeye başladı. 1980 askerî darbesi ise başta PKK olmak üzere Kürt hareketlerini güçlendirdi. Ve uzun süren bir kaos ortamı Kürtler açısından başlamış oldu.
ZERDÜŞT PROPAGANDASI
PKK’nın Zerdüştlükle ilgisi örgütün ilk kurulduğu günden beri var. Örgüt öteden beri bu inanç biçimini tasvip edip kamplarda bunu mensuplarına benimsetiyor. Ele geçirilen örgüt yayınlarında Zerdüşt dinini anlatan kitapların bulunması da bunu ispat ediyor. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki inançlı vatandaşları kandırmak için zaman zaman şiddet kullanan zaman zaman da paravan İslam motifli örgütler kuran PKK, gerçek inanç sistemini ise Zerdüştlük üzerine inşa ediyor. Zaten örgüt içinde yapılan bir ankette ‘Zerdüşt’ inancını benimseyenlerin yüzde 34 oranında çıkması da bu anlamda iyi bir delil oldu. “Türklerin Şamanizm’i varsa, Kürtlerin de Zerdüştlüğü olmalı” tezi örgütün ilk metinlerinde bile yer aldı. “Türkler Asya’da Şamanizm’e inanıyordu. Tarihleri eski. Kürtlerin de tarihleri Türkler kadar eskidir. Medler ve Zerdüştlük var. Onlar tabiata taparken Kürtler ateşi kutsal saydı.” gibi ifadelerle göndermeler yapılıyordu. PKK, Kürtleri İslam dininin dışına itmek için “ırk üstünlüğü” tezini de aktif olarak kullanıyor
anadolu75 14.10.2007, 00:58 cok sacma bir sey nasil dtp inancli kurtleri almasin.safii kurtler dindar agirlikli olur bildigim kadariyla,yarisi akpye yarisida dtpye oy verdi bu secimde.abdulmelik firat cok sacmalamis dtp ne markist ne de kemalisttir.
putikanli 14.10.2007, 01:12 Güzel bir çalışma.Teşekkür ederiz.
Merhaba,
Bugün şafi kürt toplumunu içine almaya çalışan bir islami hareket var.
Aksiyon'un bugün ki yerini hepiniz biliyorsunuz zaten...
Yani burda adamların yapmak istedikleri;
bu yazıyı okuyanların kafasını karıştırmak.
Evet bugün kürtlerin Akp'ye oy verdiği söylemek çok mümkün.
Ama bir gerçekte var; bugün Akp'nin içinde Alevi kökenli milletvekili adayı da var.
Ve ayrıca Akp'ye oy veren oldukça Alevi de var.
Yani şimdi bunlar, anlatılanlara göre dindar kesimmidir? Hayır alakası yok.
Bana göre bu yazı baştan sona bir yanıltma ve aldatmacadan başka bir şey değildir.
Saygılarımla...
"...Kesinlikle doğrudur. Bugün PKK diye bir şey yoktur. Onu kurduran derin devlettir ve NATO’dur. Bu apaçık ortadadır. Onlar için PKK kurtarıcı can simididir. Onu terör olarak gösterip kendi iktidarlarını yürütmek istiyorlar. Kürtlerin yüzde 80’i dinine bağlıdır. Fakat bugün PKK bunların başına oturmuş idare etmeye çalışıyor. Sosyal bilimlerde bir tespit var; bir siyasi hareket yüzde 5’e ulaştığı zaman yüzde 95’i sürükler götürür. PKK böyle bir şeydir. Ancak PKK’nın destekleyenleri içinde oturaklı dindar Kürtler de var. Sıkışınca onlar da Kürt kelimesini görüp, buna aldanıyor ve PKK’yı destekliyorlar. Aslında PKK onların düşmanıdır. Ama denize düşenin yılına sarılması gibi bir şeydir. .."
Kimin can simidi olduğu belli,pkkye kardeşlerimiz diyenler kim,terör örgütüdür diyemeyen kim?
Hepsini geçelim, ya aksiyon dergisinin tabanı ne ve kime hizmet ediyor?
Fethullah en az pkk kadar bölücülüğünü ispât etmiştir.Sanırım sözün özü olsa gerek.
putikanli 14.10.2007, 02:38 Kürtleri salt homojen bir toplum olarak görmek hata.Hepsi şudur veya budur.Nasıl sosyalizm Şafii-Kürtlere uygun bir ideolojise de,bölge kültürü gereği İslam daha ötesi Şeriatçılık da en az Sosyalizm kadar uygundur.Hizbullah ve Aczimendilere bakmak yeterlidir sanırım.
PKK içerisinde Zerdüşt inancını besleyenlerin bu kadar çok olması şaşırtıcı.Eğer doğruysa Gök Tengri ye inandıklarını söyleyen Faşist, Göktürkçü Türklerden bir farkları kalmamıştır.Marksist ideolojiyi savunuyoruz demelerinin anlamı yok.
DTP ise PKK nın siyasi boyutu olduğunu gizlemiyor.Kanımca kendilerine Sosyalist demek lüks olacaktır.
Yazıda kimi saçmalıklar olduğu gibi dikkat edilemsi gereken doğruluk payı olan cümleler de var.Tümden red edilemez
Kürtleri salt homojen bir toplum olarak görmek hata.Hepsi şudur veya budur.Nasıl sosyalizm Şafii-Kürtlere uygun bir ideolojise de,bölge kültürü gereği İslam daha ötesi Şeriatçılık da en az Sosyalizm kadar uygundur.Hizbullah ve Aczimendilere bakmak yeterlidir sanırım.
PKK içerisinde Zerdüşt inancını besleyenlerin bu kadar çok olması şaşırtıcı.Eğer doğruysa Gök Tengri ye inandıklarını söyleyen Faşist, Göktürkçü Türklerden bir farkları kalmamıştır.Marksist ideolojiyi savunuyoruz demelerinin anlamı yok.
DTP ise PKK nın siyasi boyutu olduğunu gizlemiyor.Kanımca kendilerine Sosyalist demek lüks olacaktır.
Yazıda kimi saçmalıklar olduğu gibi dikkat edilemsi gereken doğruluk payı olan cümleler de var.Tümden red edilemez
türkiye kürtlerini geçelim: dünya kürtleri homejenliğin ötesinde otantik bir durum yansıtmakta. en az bir tibetli kadar gizemli fakat kürtler hiç olmadığı kadar şiddet meyillisi oldular yada cahil bırakıldılar gerek kendi içlerindeki feodal zihniyetteki kişiler tarafından gerekirse bunları kullanan ulus ve milletler tarafından.
pkk oluşumunun ister iyi niyetli bir tarafı olsun, ister siyaseten kurtuluş ! yolu olarak gözüksünler, (tabanlıları tarafından) kendilerince kürtlerin tarihinden beri çektiği eziyetin toplamını yapmıştır. kürtler türkleşmiyecekti, bir çıkış yolu bulacaklardı belki ama bu kesinlikle marksizmle hallolunmaya çalışılmayacaktı. bu dediğpin bir zamanın iranında gercekleşebilecekti. sırtını rusyaya dayayan bir mahabat kürt cumhuriyeti belki iran islam devrimin gercekleşmesine dahi engel olabilirdi.
bakış açıları her kişiye göre değişiktir. istanbula bakan biri sultanahmetle, süleymaniye cami veya tekkelerine bakrsa ne kadar mubarek şehir der. bir başkası taksime, meyhanelere, kumkapıya gitse ne kadar çirkef şehir der.
bana öyle geliyorki kürtlerin temelde homejenik yapısı yok. ayrışmalar siysai tercihlerle belirgenleşmeye başlıyor.
örneğin:
kürtlerin çoğunluğu sünni- müslümanlığı tercih etmiştir. ayrıca şii,yezidi, yahudi, zerdüşt ve hıristiyan kürtler de vardır. anadoludaki sünni kürtlere ılımlı bakılır. iranda durum tersidir ordaki alevi kürtler ehl-i hak olarak görülür. sünni kürtler sevilmez (baktığın zaman iran şii leri daha radikal islamcı dersin halbuki). kuzye ırak kürtleri libarelizmi çabuk benimseyecek millet. bu benimseme zihnende çok mümkün. bu durum siyasi ve mezhepsel fonksiyonlardan doğuyor. geneli sünni olan bir kesime marksizmi dayatırsanız hiç bir sonuç alınamaz. leyla zana ve melik fıratın vurguladığı düşüncede bu olsa gerek.
[QUOTE=stugrul;512551Hepsini geçelim, ya aksiyon dergisinin tabanı ne ve kime hizmet ediyor?
Fethullah en az pkk kadar bölücülüğünü ispât etmiştir.Sanırım sözün özü olsa gerek.[/QUOTE]
mevzu fethullah gülen değildi ama şunu belirtmemde fayda var. bölücüleri dışarda değilde, içerde aramak kendi içi ile uğraşmaktan beter bir ruh halidir. bilinçsizliğin göstergesidir birazda!.
fethullah gülen kimsye yıkın edin, vurun kırın dememiştir. öyleki; ağzından çıkanı emir sayacak milyonlar varken.
fetrhullah gülenin ''kürt sorunu hakkındaki görüşleri'' şöyle
oldukçada mutedil yaklaşılmış. kimseyi kırmadan, üzmeden. eminim terör bu işten baya bir kırılacaktır.
Şiddet şiddeti, hiddet hiddeti doğurur. Acıdır, kuvveti temsil edenler, akıllarını kullanmaktan, diplomasiyi kullanmaktan daha çok kaba kuvveti kullanmayı tercih etmişlerdir. Problemi daha da derinleştirerek, bir sinme/sindirme olmuştur. Halbuki bölgede problemi çıkartan, azgınlaştırılmış bir azınlıktır. Büyük çoğunluk, kendisini bu ülkenin insanı hissediyor. ‘Ben bu ülkenin insanıyım’ diyor. ‘Her karış toprağını kanımla, canımla suladım’ diyor. ‘Bu ülke benim namusum olmuştur’ diyor. Yüzde 95 itibarıyla ‘ülkem bölünmesin’ diyor.
“Ayrılığı silah tüccarları istiyor. Uyuşturucu sektörü istiyor. Dıştan Türkiye’nin bölünmesini planlayanlar istiyor. Fevkaladeden müdahalelere zemin hazırlamak isteyenler bu yönde tahriklerde bulunuyor.
“Meselenin bir diğer yanı, bölge insanının hissiyatını dikkate almaktır. Bölgedeki kanaat önderlerinin itibarı artırılmalıdır. Bölgenin nabzı iyi tutulmalıdır. Problemi bölge insanının sempati duyacağı, güven duyacağı insanlarla, idarecilerle çözmek lazım. “Başka bir husus; öyle fazla müştereklerimiz var ki onlarda buluşmak lazım. Öyle değerlerimiz var ki onlarla akan sular durur. Bir defa ‘Allah aşkına..’ deyin bakalım.
“Bir diğer husus, Doğu ve Güneydoğu’yu cazibe merkezi haline getirmektir. Kuzey Irak bir cazibe merkezi olursa başkalarının iştihasını kabartır. Problem daha da büyür. Bölgenin bazı merkezlerini Paris, Londra, New York yapın, herkes gezmeye gelsin, turistik seyahatler olsun. Bu da ‘diplomatik’ maharet ister.
Serhatlı 15.10.2007, 00:40 :lol: :lol: :lol: :lol: :lol: :lol: acaba hizbullahçılarla ilgili bir konu ne zaman açılak forumda merak edemiyorum KONUyU TARAFSIZ OLMADIĞI İÇİN teşekkür ETMİYORUM konuyu açanlar vede iştarek edenlerden bazıları NE OLDUKLARINI SÖYLESELERDE bizde şaşılıppp kalmasak yahuuuu:turned:
konu için cevabım::lol: :lol: :lol: :lol: bu şekilde özetlenebilir demekki pkk derin devletin işimiş bi bu kalmışdı gerçi zekadan yoksunlar bunuda yutar :001_tt2: :001_tt2: :lol: :lol: :lol:
:lol: :lol: :lol: :lol: :lol: :lol: acaba hizbullahçılarla ilgili bir konu ne zaman açılak forumda merak edemiyorum KONUyU TARAFSIZ OLMADIĞI İÇİN teşekkür ETMİYORUM konuyu açanlar vede iştarek edenlerden bazıları NE OLDUKLARINI SÖYLESELERDE bizde şaşılıppp kalmasak yahuuuu:turned:
konu için cevabım::lol: :lol: :lol: :lol: bu şekilde özetlenebilir demekki pkk derin devletin işimiş bi bu kalmışdı gerçi zekadan yoksunlar bunuda yutar :001_tt2: :001_tt2: :lol: :lol: :lol:
Bu forumda hep hakaretlere mi mâruz kalacağız.şimdi dersiniz ki yarası olan gocunsun ama sayfada tüm fikirler size uygun benim ki hariç.Burda ruh bilimsel savaş var anlaşılan siz iyi örgütlenmişsiniz ama başlangıcın sonuda yakındır.Bu fikirlerle zerre ilerleyemezsiniz.Kürtçülük yapıarak nereye varılacak bilmem.
kesinlikle gerçekleri çaptıran ve yanlı bi tutum içerisine girmiş bir yazı. abdülmelik fırat'a gerçekten inanamıyorum...
:lol: :lol: :lol: :lol: :lol: :lol: acaba hizbullahçılarla ilgili bir konu ne zaman açılak forumda merak edemiyorum KONUyU TARAFSIZ OLMADIĞI İÇİN teşekkür ETMİYORUM konuyu açanlar vede iştarek edenlerden bazıları NE OLDUKLARINI SÖYLESELERDE bizde şaşılıppp kalmasak yahuuuu:turned:
konu için cevabım::lol: :lol: :lol: :lol: bu şekilde özetlenebilir demekki pkk derin devletin işimiş bi bu kalmışdı gerçi zekadan yoksunlar bunuda yutar :001_tt2: :001_tt2: :lol: :lol: :lol:
ne olduğumu söyleyeyim. dünya görüşüm bir yana. senin, onun-bunun gibi biriyim.
ha hizbullahçı felande değilim. olsam bile ne değişirki.
istersen emparyalist olayım, fethullahçı, mazoşist veya sadist; hatta taocu ve budist olayım çokmu önemli!.
kesin olan ne olursam olayım, senin kahvedeki masanda oturmadığımdır
PKK ve benzeri radikal silahlı grupların kürt milliyetçisi bir refleksin ürünü olabilirler, fakat devamında Kürt politikaları ile ilgili belirtilen herşey çok bilinçli bir şekilde, din deyince akan suların durduğu bir mantalitenin bilinci ile yazılmış, sünni dindar kürtleri akp ve benzeri dinci yapılanmalara çekmek için bilinçli hazırlanmış bir yazı. Zaten akp'nin yükselişinden anlaşılacağı üzere mevcut trend'in aşırı dindarlığa odaklanmak olduğunun bilincinde olan bazı dogmatist kürtlerde bu rüzgardan yararlanmak için böyle bir uslup benimseme hevesinde olduğu biliniyor.
Fakat bir nokta dikkatimi çekti, bir aralar alevi kürtler arasında da şöyle bir söylenti vardı; PKK ve mevcut çizgisi, başta abdullah öcalan olmak üzere şafii kürtlerin sünni inanç merkezli bir yapılanmaya sahip olduğu. Ve bağımsızlık ideallerini gerçekleştirmeleri durumunda alevi kürtleride camilere davet edecekleri vs.. Hatta bu açıklamaların bir çoğu direkt öcalan'ın ağzında çıkan ifadeler olduğu iddaa ediliordu, haber küpürlerini saklarım, halen bir çoğu yanımda mevcut.
Yani sünni-kürt kesime bunlar 'dinsizler' gibi argümanlar sunulurken, aynı zamanda alevi-kürt kesim arasında da bunlar 'yobazlar' islamın en katı şekilde algılandığı şafii-kürtler, diyerek benzer söylentiler vardı. Dindar kürt kesimi din odaklı bir merkezi yapıya çekmek için, yazıda belirtilen iddialardaki bilinçli saptırmalar gibi bahsettiğim bu haberlerinde belli sol kesimleri uzaklaştırmak için yapılmış kasıtlı haberler olduğunu günümüzde anlamak daha kolay oluyor..
Konu ile alakalı Tarık Ziya Ekinci'nin bir yazısı;
Kürtler AKP’ye neden destek verdi?
22 Temmuz seçimlerinde Kürtler büyük Ölçüde AKP'yi yeğledi. Kimi illerde salt AKP adayları seçildi. DTP'nin kalesi konumunda olan illerde bile AK, DTP ile başa baş oy aldı ya da onu aşan oranlara ulaştı. Bu nesnel durumun hem AKP açısından hem de DTP açısından objektif olarak değerlendirilmeşinin, yararlı olacağını düşünüyorum. Sorunu AKP'nin açlık, yokluk ve sefalet içindeki bölge halkına yaptığı küçük maddi yardımlarla açıklamak son derece yüzeysel, yetersiz, hatta aldatıcıdır. Bu tarz yaklaşımlarla seçim sonuçlarından dersler çıkarmak mümkün olmaz. Geleceğe ışık tutacak objektif sonuçlara ulaşmak için seçim sonuçlarının sosyolojik, siyasal ve ta¬rihsel açılardan irdelemesi gerekir.
Toplumsal yapının seçimlerdeki etkisi
Kürtlerin çoğunlukta oldukları Doğu ve Güneydoğu'da kapitalizm öncesi değerler yaygındır. Aşiret ilişkileri canlıdır. Tarikatlar ve tarikat şeyhleri etkilidir. Dinsel dogmatizmin belirleyici olduğu köylülük ideolojisi güçlüdür. MSP, Fazilet ve Refah geleneğinden gelen partiler, Kürt bölgesinde her zaman diğer düzen partilerden daha fazla oy aldılar. AKP'nin Doğu ve Güneydoğu'da yüksek oy almasının bir nedeni din eksenli siyaset gelene¬ğinin temsilcisi olarak tanınmasıdır.
Kürt illerinde ağalık kurumu ekonomide güçlü, siyasal yaşamda da belirleyicidir. Halkın çoğunluğu tarım sektöründedir ve geçimi toprağa bağlıdır. Buna karşılık toprak dağılımı son derece adaletsizdir. Örneğin Türkiye'de 500 dekardan büyük araziye sahip işletmelerin oranı yüzde 0.7 ve işledikleri arazi miktarı toplam tarımsal arazinin yüzde 11.4'ü iken, Güneydoğu'da bu oranlar yüzde 2.1 ve 25.4'tür. Keza Güneydoğu'da topraksız köylülerin oranı yüzde 40'trr. 50 dekardan küçük araziye sahip az topraklı küçük köylülerin oranı ise yüzde 53.1 olup işledikleri toplam arazi miktarı ancak yüzde 9.9'dur. Yoksul köylüleri denetleyen toprak ağaları, düzeni korumak ve otoritelerini sür
dürmek için iktidara en yakın gördükleri AKP'yi yeğledi ve bağımlı köylüleri bu doğrultuda oy kullanmaya yöneltti.
Muhalefetin endişe yaratan söylemleri
Muhalefet partilerinin ırkçı-milliyetçi söylemleri ve PKK gerekçesini kullanarak Kürt düşmanlığı yapmaları, Kuzey Irak'ı işgal etmeye dönük saldırgan bir söylem kullanmaları Kürtleri korkuttu. CHP ve MHP'nin, AKP Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı Barzani yanlısı ve PKK hamisi olarak gösteren söylemleri de Kürt düşmanlığı olarak algılandı, halkı tedirgin etti. Bu nedenlerle Kürtler tehlikede gördükleri yakın geleceklerini güvence altına almayı, uzun vadeli çıkarlarını temsil eden DTP'ye yeğledi ve ehvenişer gördükleri AKP'yI yığınsal olarak destek¬lemek zorunda kaldı.
Askeri darbe korkusu
Türkiye'de askeri darbelerden, sıkıyönetim ve OHAL uygulamalarından en çok zarar gören Kürtlerdir. 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerini izleyen tutuklamalarda en çok işkence gören ve can kaybına uğrayan yine Kürtler oidu. Bu nedenle Kürtler, darbe girişimlerini açık ya da dolaylı biçimde destekleyen partilere karşı AKP'yi yığınsal biçimde desteklemeyi ken¬dileri için yaşamsal bir zorunluluk saydılar.
AB sürecinden kopma korkusu
Kürtler, Avrupa Birliği üyeliğini Türkiye'nin demokratikleşmesi ve talepkâr oldukları temel haklarının tanınması için bir güvence sayıyor ve yığınsal biçimde destekliyorlar. Açık ya da dolaylı biçimde AB'ye muhalefet eden partilere karşı görece de olsa AB yanlısı bir politika izleyen AKP'yi desteklemeleri kaçınılmazdı. CHP-MHP koalisyonu korkusu Irkçı-milliyetçilİkte ortak bir söylem tutturan CHP ve MHP'nin muhtemel bir koalisyon ortaklığının yeni bir OHAL donemi, savaş kışkırtıcılığı, baskı rejimi getireceği korkusuna kapılan Kürtler bu gerici cephenin oluşmasını önlemek İçin AKP'yi, DTP'ye yeğleyerek yığınsal biçimde desteklemek zorunda kaldı.
Kuzey Irak'ın işgali ve Kürt varlığının yok olma korkusu
Kimi muhalefet partileri ordudan gelen mesajları yorumlayarak Kuzey Irak'ın İşgalini ve oradaki Kürt varlığına son vermeyi bir seçim stratejisi olarak savundu ve AKP iktidarını bu yolda karar vermeye zorladı. AKP bu yaklaşımı reddetmemekle birlikte, teenniyle hareket etmeyi ve diplomatik yolları sonuna kadar denemeyi uygun buldu. Kürtler, soydaşlarını yok etmeyi bir amaç olarak benimseyen bu saldırgan siyaset karşısında ehvenişer gördükleri AKP'yi ve onun siyasetini desteklemeyi gerekli gördü ve AKP'yi DTP'ye yeğleyerek oylarını İktidar partisine verdiler.
DTP'nin aday belirlemedeki yanlışlığı
Kürtler, yıllarca, tek partinin egemenlik döneminde CHP Genel Merkezi'nin dayattığı, tanımadıkları ve bilmedikleri kimseler tarafından temsil edilmeyi içlerine sindiremedi ve bu dayatmacı davranıştan şikayetçi oldular. 22 Temmuz seçimlerinde DTP aynı hatayı işledi, birçok seçim çevresinde yöre halkı bilmedikleri ve tanı¬madıkları adaylara oy vermek zorunda bırakıldı. Bu dayatmacı tutum karşısında DTP'ye oy vermek isteyen pek çok seçmen İstemeyerek de olsa AK.P'ye oy vermek zorunda kaldı.
Sonuç olarak, 22 Temmuz seçimlerinde AKP'nin Doğu ve Güneydoğu illerinde yığınsal biçimde desteklenmesinin Kürtlerin DTP'den yüz çevirmesi biçiminde algılanması bir yanılgıdır. Bunun büyük Ölçüde konjonktürel bir destek olduğu unutulmamalıdır. Bu desteğin süreklilik kazanması, ancak, AKP'nin ırkçı, şoven-milliyetçi politikaların baskısından kurtularak Doğu ve Güneydoğu'da halk yararına doğru politikalar geliştirip uygulamasıyla mümkündür.
DTP'nin de Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için güdük bir bölge partisi olmaktan kurtulması ve halka güven veren güçlü bir Türkiye partisi oluşturma yolunda yeni politikalar geliştirmesi gerektiği unutulmamalıdır.
canca kardeşim pkk yokken kürtler milli nizam, selamet ve refahı iktidara taşıyan kitleydi. kürtlerle siyasal islamın kırılma noktası refah partisi ile milliyetci çalışma partisinin birlikte seçime girme kararı ile bozuldu.
doğudaki kürtler ak parti veya refah partisine islamcı oldukları için değil, onlara güvendikleri en azından ırksal mevzularda tarafsız çizgileri olduğu için vermişlerdir.
diyarbakırdaki 1500 köyün hepsi asfaltlanmış, suyu-kuyusu götürülmüş. bunu kısmen özalda yaptığında ordan baya bir oy alabilmişti.
zaten şafii sünniden kastedilen aşırı islamcı kitllerin siyasi partilere düşmanlığı vardır. onlar partiye oy vermeyi dahi haram sayarlar. bu kitleninde doğuda mevcut hatırı sayılır oy potonsiyeli vardı. halande var.
Benim dikkatimi çeken kürtlerin ne kadar yüksek bir milli bilince sahip olduğu. Solcusu da sağcısı içinde en önemli nokta kürtlük ve Kurdistan. Darısı biz Türklerin başına :)
Serhatlı 15.10.2007, 18:04 kürtçü değilim ki yazılanı muhatab alayım sen kürdçü görmemişsin
kahve köşesindeyim gelde bir okey çevirelim dördüncü lazım hehe:D
ortaya çıkıp biryerlere atıp tutuyorsan biryerlerle bağın olmalı yada tarafsız yanlı olduğuna göre amacının ne olduğunu bilsek hani fena olmaz dimi
şeh said in torunu acaip saçmalamış sende getirmiş burda paylaşmışsın ne yazalım METHİYE Mi ?
kürtçü değilim ki yazılanı muhatab alayım sen kürdçü görmemişsin
kahve köşesindeyim gelde bir okey çevirelim dördüncü lazım hehe:D
ortaya çıkıp biryerlere atıp tutuyorsan biryerlerle bağın olmalı yada tarafsız yanlı olduğuna göre amacının ne olduğunu bilsek hani fena olmaz dimi
şeh said in torunu acaip saçmalamış sende getirmiş burda paylaşmışsın ne yazalım METHİYE Mi ?
kahvehanelerde adisyon kesilmez bilirmisin bilmem. hele bizim buralarda adisyon nedir hiç bilinmez. tanı(ma)mış olmalısın bu tür insanları.
istersen ortalığı karıştıran bir ajan olduğumu söyleyeyim. (komik muhahaha)
unutmaki şeyh saidin torunu kürdüm diyenin münevver, aydın insanlarından biridir.
yazıyı melik fırat ın ismi geçiyor diyede aktarmadım.
yada şöle bir şey: araştırmanın devamını getirelim.
Sağcı Kürt siyasiler AK Parti’de, solcular DTP’de
22 Temmuz, Kürt siyasi hareketindeki temel bir ayrışmayı da gün yüzüne çıkardı. Bağımsız milletvekilleriyle Meclis’e giren DTP, sadece Kürt solcuların partisi. Kürt sağının adresi ise AK Parti.
--------------------------------------------------------------------------------
Bugüne kadar suskun kalan diğer Kürt aydınları, 22 Temmuz sonuçlarından da cesaret alarak Kürt siyasi hareketlerini masaya yatırıyor. AK Parti’nin Güneydoğu’da oyların yarısını toplaması PKK sultası altında yürütülen siyaset anlayışını darmadağın etti. Bu sıcak gelişmeyle birlikte Kürtler, ‘muhafazakârlık’, ‘Kürt milliyetçiliği’, ‘Türk solu ve Kürtler’ gibi kavram ve konuları da yeni bir düzlemde tartışıyor.
‘Kürt milliyetçiliği’ kavramı bu tartışmanın en ‘yavan’ kısmını oluşturuyor. Önemli bir kesime göre, ‘Kürt milliyetçiliği’ sosyolojik anlamda doğru bir tabir değil; Kürtler ‘Kürtçülük’ yapıyor görüşü hâkim. Kürtlerin önemli aydınlarından Tarık Ziya Ekinci, Kürt milliyetçiliği yerine Kürtçülük kavramının kullanılması gerektiğini söyleyenlerden: “Kürtlerde milliyetçilik olamaz. Milliyetçilik ötekini dışlamaktır, ötekilere göre kendini üstün saymaktır. Kürtlerin çabası Türklerden üstün olduklarını ispatlamak değil, onlarla aynı seviyeye gelmek içindir. Bu yolda yapılanlar da Kürtçülüktür.”
SOL, KÜRT SİYASETİNİ HALKTAN KOPARIYOR
Ekinci’ye göre Kürtlerde sağ ve sol ayrımı var ve bu konuda Kürtler arasında bölünmeler söz konusu. Diğer bir sonuç ise Türk solunun Kürt hareketine büyük zarar verdiği yönünde. İşte fırtına da tam bu noktada kopuyor yani eski tüfek Kürtlerin, Türk solunun Kürtlere zarar verdiği tezini savunmasından… Kürt siyasi hareketlerine öncülük eden bütün partiler sol bir çizgiyi benimsedi ve dindar Kürtlere bu çizgi üzerinden ulaşmaya çalıştı. Tabanla hiçbir zaman uyum sağlayamayan siyasi Kürt hareketlerinin toplumun genelinde bir destek bulması söz konusu olmazken, Kürt siyasi partileri sandıkta en fazla yüzde 6 oranında oy alabildi.
Türkiye İşçi Partisi’nde (TİP) ve Doğu Devrimci Kültür Ocakları’nda (DDKO) aktif görev alan İbrahim Güçlü, sol konusunda Kürtlerin kafasının karışık olduğunu, artık bu meseleyi kendi aralarında tartışmaya başladıklarını vurguluyor. Güçlü, solun, siyaset yapan Kürtleri öz tabanından kopardığını düşünüyor: “Türk solu Kürtlerin hak ve taleplerini bir uçuruma götürdü. Ben TİP’e Kürt meselesini çözecek diye katıldım; ancak orada komünist oldum. Arkadaşlarım da öyle. Bu bizim açımızdan bir zaman kaybı oldu.”
Solculuk Kürtleri bir arada tutmaya yetmedi. Türkiye İşçi Partisi’nden sonra Kürtler kendi içinde çok sayıda bölünmelere gitti. Kawa, Rizgari gibi eğilimler, çok az sayıdaki mensuplarıyla Kürt meselesine kendince çözümler aramaya koyuldu. İbrahim Güçlü, solun Kürtleri nasıl parçaladığını özeleştiride bulunarak açıklıyor: “Sol Kürtlere göre bir yol değil. Kürtler için geniş katılımcı bir yapı lazım. Kürtler dindardır; buna dikkat edilmeli. Temel mesele Kürtlerin hak ve talepleri olmalı. İdeolojiler ön plana çıkmamalı.”
KÜRTLERE MARKSİST TEZGÂH
Solun Kürtleri sadece bölmekle yetinmeyip öz tabanından da koparma süreci hem terör örgütü PKK’yı doğurur hem de Kürtleri inanç temelleri bakımından sarsar. Aslında söz konusu süreç 27 Mayıs askerî darbesinden sonra başlar. Özellikle Türk Solu dergisinin birçok yayınında Kürtlere yönelik demokrasi, özgürlük söylemlerini dile getirilmesi Kürtleri sola ciddi bir biçimde yaklaştırır. Ancak Kürtlerin sol içindeki net duruşları (Türkiye İşçi Partisi) TİP ile olur. 1961’de kurulan TİP’te Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Sadun Aren gibi isimler vardır. Kürtlerin ileri gelenleri de TİP çatısı altına girer. Tarık Ziya Ekinci, Canip Yıldırım, Kemal Burkay, Dr. Naci Kutlay, Mehdi Zana, Burhan Tahsin Ünal, Zülfikar Tiğrel ve Tahsin Avcı gibi Kürtler TİP içinde Kürtlerin hakkını savunacaklarını düşünmeye başladılar. Kürtler Aybar çizgisini benimsediler. 16 Eylül 1967’de TİP’te yer alan Kürtler “Doğu Mitingleri” adı verilen eylemleri başlattılar. Bu eylemler daha sora Doğu Devrimci Kültür Ocakları’nın (DDKO) kurulmasına zemin hazırlar.
Bu tarihlerde Kürtlere katılan teröristbaşı Abdullah Öcalan yeni yeni isim yapmaya başlayacaktır. DDKO’da görev almayan Öcalan Türkiye Komünist Partisi Cephesi (TKPC) ile ilgilenmektedir. Mahir Çayan’nın teorilerini kuracağı yeni hareketin ana omurgasına oturtur. Ancak DDKO, TİP ve TKPC’de bulunanların ortak özelliği sol görüşlü olmalarıdır. Kürtler kısa süre sonra önce Türklerden kopar daha sonra da kendi aralarında ayrışırlar. Bu Kürtlerin bazıları TİP’de kalmayı tercih ederken kimisi de Rizgari, Ala Rizgari, Kawa, Kürdistan Ulusal Kurtuluşu (KUK), Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKÖ), PKK gibi gruplar altında toplanır. Ancak bütün grupların sol bir çizgide olmaları ve yer yer Marksist bir ideolojiyi benimsemeleri dikkat çeker. Kürt kelimesinin yanına komünizm, sosyalizm gibi kavramlar alarak yoluna devam eden Kürt ayrılık hareketleri, Kürtlerin muhafazakâr yönüne hiçbir zaman vurgu yapmaz nedense!...
Serhatlı 17.10.2007, 15:05 Şemmam me ŞAMMAMme
Bir Halk Oyununa İzdüşüm
Yıldızların kavurduğu, topraklar üzerinde
Tutunuyoruz direncimize okyanusun ritmiyle.
Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................
Umut yağmurlarında şafaklanırken yüreklerimiz
Mavi dağlarına ülkemin kızıl baharlar çalmada eller…
Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................
Acımız haz verirken sürüngen öfkemize
Kaşıyoruz sarkıt ve dikitini kararsızlığın.
Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................
Azgınlaşmış çizgiler solluyor ufukları
Salınıyor saydam kuşkulara soluklarımız.
Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................
Yıldızların potasında eriyor kıl payı yanılgılar
Tedirginliklerimizin çözüyoruz dar yakasını...
Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................
Pusulamızda inat, çekeğimizde direnç ve istencimiz
Adım adım ayıklıyoruz gölgelerin saltanatını.
Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................
Şahan uçuruyor vuruşlarımız kavganın doruğuna
Söküyor dağların kaşında karanfil duruşlu seher.
Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................
Şimdi sürme zamanı ateşe sabrımızı
Tokmağın davula indiği hengâmede.
Şemmamme……Şemmamme! ......... Şemmamme……Şemmamme
TIKLA tıkla
http://www.youtube.com/watch?v=0GYlup-k8x8
Doğrudur çabuttan mumdan medet ummadığımızdan tarikatlarda dergah adı altında bazı yerlerde kendimizi şişletmediğimiz sözde mübarek sayılana şeyhlarin kirli abdest sularını İÇMEDİĞİMİZ için NEFESLERİNDEN medet ummadığımız için biz BİLMİYOH BAZI şeyleri ABEyyyy KAHVE köşeleride bizi bozar hani SİZE GÖRE günah olduğu sayılan hurafeler gibi Abeyyy ben gene uğrarım BİZ yukardakinden anlıyoruz öyleki BİZDEN olmayan birine bile sevdirebiliyoruz bunuda ne kullanıyoruz nede dayatıyoruz HERKES gönül rızasıyla iştirak ediyor
başarmak kolaydır imkansız zaman alır Abeyyy
Şemmam me ŞEMMAM me Şemmam me buqe
Dommam me Dommam me Dommam me buqe
abdülmelik fırat ın dediklerinin kimin için önemli olduğunu kestire bilmek güç değil...dtp nin neden kaybettiğini neleri kullanıp neleri kullanamadığını açıklamış kendince...bunu örgüt çizgisinde de bağlamış çoğu yerde...
bugün hangi türk için zamanında şaman olması önemlidir ki...yada hangisi bu bilgiye sahiptir...onlar için önemli olan islam dır ve din konusunda pek taviz vermezler....kürtler için de bugün durum aynıdır...onlarda bugün islamı benimsemişlerdir...
gülüyorum şuan da bu topikte tartışılan şey bir örgütlenmenin iç yapısı...hemde kapsamlı olarak....ve gelişememe nedenleri.....
bugün hangi türk için zamanında şaman olması önemlidir ki...yada hangisi bu bilgiye sahiptir...onlar için önemli olan islam dır ve din konusunda pek taviz vermezler....kürtler için de bugün durum aynıdır...onlarda bugün islamı benimsemişlerdir...
B]hemde kapsamlı olarak....[/B]ve gelişememe nedenleri.....
türklerin elit tabakası için şaman inancı önemlidir. türk-kürt savaşımının minvalide bu noktada başlıyor. kızılelmacı türk milliyetcileri içinde eski benliklerine ulaşma adına (ütopyada olsa) şamanizm ortaasyacılık önemlidir. nihal atsızlar, alparsalan türkeşler, derin devletciler, son döenmelrde ortaya çıkan aşırı cumhuriyetci örgütlenmeler ve çeteler böyle düşünür vede kullanırlar. cumhuriyeti kuran takımdan beri var bu düşünce düşüncelerinin bir tarafında.
kürt militarist kesimlerde hani düşanımın silahı ile donanayım onu taklid edeyim diye düşünüyolar. bazı gizli tartışmaları biz sıradan halk hiç bir zaman anlamayız.
nerden geldi böyle bir yazıyı paylaşmak bayram günü bilmem ama aksiyon dergisini karıştırrken paylaşayım dedim. hiç olmazsa arşiv olsun.
Abdülmelik Fırat: DTP, KEMALİST SOLUN PARTİSİ
Eski milletvekili Abdülmelik Fırat, DTP ve PKK’yı Aksiyon’a değerlendirdi.
- DTP’nin yüzde 20 oranında oy kaybetmesi, partinin Kürt tabanına hitap etmediği yorumlarına neden oldu. Bu doğru bir değerlendirme mi?
Öncelikle kesin bir ayrım yapmak gerekir. DTP’nin tabanı Marksist değil Kemalist’tir. Türkiye’de kendisini Marksist veya aşırı solcu görenlerin yüzde 90’ı din düşmanıdır; örfe, âdete karşıdır. DTP, seçimlerde tek bir inançlı Kürdü aday göstermemiştir. Türklerin sosyalist bir iki adayını içlerine aldılar. Kürt halkını kandırdılar. Bunda bir terslik ve bir düzensizlik var. Bu tutarsızlık Kürtleri rencide ediyor.
- DTP solcu bir parti olduğunu açıklıyor.
Saddam ve Nasır sosyalistti; fakat namaz kılıyorlardı. Bizdekiler bütün bunları siliyor. Dini reddediyor. Birden ulusalcı kesildiler. Kürtler dindar insanlardır. Kürtleri kullanmaya çalışanlar bunları tespit edemiyor. Amerika PKK ile temas halindedir; ancak dindar Kürtleri destekleme diye bir durum yok.
- DTP çizgisi ve PKK’nın Kürtlerin dinî inancını zedelediği söylenir. Sizce bu doğru bir değerlendirme mi?
Kesinlikle doğrudur. Bugün PKK diye bir şey yoktur. Onu kurduran derin devlettir ve NATO’dur. Bu apaçık ortadadır. Onlar için PKK kurtarıcı can simididir. Onu terör olarak gösterip kendi iktidarlarını yürütmek istiyorlar. Kürtlerin yüzde 80’i dinine bağlıdır. Fakat bugün PKK bunların başına oturmuş idare etmeye çalışıyor. Sosyal bilimlerde bir tespit var; bir siyasi hareket yüzde 5’e ulaştığı zaman yüzde 95’i sürükler götürür. PKK böyle bir şeydir. Ancak PKK’nın destekleyenleri içinde oturaklı dindar Kürtler de var. Sıkışınca onlar da Kürt kelimesini görüp, buna aldanıyor ve PKK’yı destekliyorlar. Aslında PKK onların düşmanıdır. Ama denize düşenin yılına sarılması gibi bir şeydir.
- Sizce Kürt milliyetçiliği tanımı doğru mu?
Kürt milliyetçiliği yapan PKK’dır. Bu da Kürtleri garnitür olarak kullanıyor. Kürt milliyetçiliği nasyonalist değildir. Zaten bu Kürtlerde yerleşmemiştir. Millet denilen manada bir millî duyguları var. Her toplumda olduğu gibi. Ortadoğu’da en liberal düşünceye sahip millet Kürtlerdir. Araplardan zülüm görmelerine rağmen onlara karşı değil, Türklere, Perslere karşı değil... Ama Türkler Kürtlere karşı tavır alabiliyor. Amerika Irak’taki Kürtleri tutuyor. Araplar içinde Kürtleri desteklemesi menfaat içindir. Amerika aslında oradaki Kürtlere bir baskı uyguluyor. Bu yüzden Talabani ve Barzani Türklere merhaba demekten bile çekiniyorlar, korkuyorlar. Kürtlerin bazı sert açıklamaları bundan kaynaklanıyor.
Feridun Yazar ( Kürt Demokr********u Genel Başkanı): TÜRKİYE KÜRTLERİ
MİLLİYETÇİLİK YAPMIYOR
“Kürtlerin kendi varlıklarını ortaya koyma ve haklarını talep etmeleri ile ilgili çalışmalar milliyetçilik değildir. Ama Kuzey Irak’taki Kürtler milliyetçilik yapabilirler. Onların bölgelerinde bir Kürt yönetimi var. Her türlü haklarını kullanıyorlar. Bundan sonra kendilerini başka milletlerle mukayese edebilirler. Bu yüzden MHP’de görülen milliyetçilik ile Kürtlerin yaptığı çalışmalar karıştırılmasın. Burada Türklerin üstünlüğü vurgusu vardır. Kuzey’deki Kürtlerin yaptığı ile MHP’nin yaptığı milliyetçilik aynıdır.”
Mehdi Zana: KÜRTLER SOL İDEOLOJİYLE ZAYIFLATILDI
“Türk solu Kürtlere zarar vermiştir. Solun içinde istihbaratçılar vardı. Bunlar Kürtlerle güzelce oynadı. Ben de içlerindeydim, benimle de oynadılar. Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) içinde birtakım güçler hep oldu. TİP, İstanbul ve Ankara’da ortaya çıktı; ama Kürtleri bünyesine alarak güçlendi. Kürtler için artık ideolojiler olmamalı. Onlar da Kürtleri kullanmasın. Kürtler de kendi haklarını ve taleplerini yerine getiren bütün siyasi akımlar içinde yer alabilirler. Mesele burada Kürtlük olmalı.”
DTP ÇİZGİSİ HİÇBİR ZAMAN BARAJI AŞAMAZ
Şimdilerde Kürtler solu bırakmayı tartışırken içinde bulundukları durum oldukça ironik. Günümüzde bile Kürt siyasi hareketlerinin önde gelen isimleri neredeyse tamamen sol fraksiyon orijinli. Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Hasip Kaplan gibi yüzlerce siyasi soldan gelirken siyasetle ilgilenmeyen önemli aydınların temelinde de sol var. Ümit Fırat, Tarık Ziya Ekinci, Yaşar Kaya, Kemal Burkay, Musa Anter, Mehdi Zana söz konusu isimlerden sadece birkaçı. Aydınlar çoğu zaman liberal, demokrat kimlikleriyle ortaya çıksa da siyasi partiler her zaman ‘ağır solcu’ kesildiler. Bu anlamda kendisini “Kürtlerin yegâne partisi” olarak gören Demokratik Toplum Partisi (DTP) geldiği çizgi itibariyle sol bir zeminde siyaset yürütüyor. Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, DTP’nin hangi ideolojiyle hareket ettiğinin altını net bir şekilde çiziyor: “DTP sol bir partidir. Ancak tabanımızda namaz kılanlar var ve parti bunlara saygılıdır. Tabana ulaşmada bu manada bir sorun yok.”
Hasip Kaplan tabana ulaşmada bir sorun olmadığını söylese de sonuçta ciddi bir mesele olduğu ortada. Bu yönde düşünenlerden biri de kapatılan Halkın Emeği Partisi (HEP) genel başkanlığını yapan, şu anda Kürt Demokrasi Forumu Genel Başkanlığı görevini yürüten Feridun Yazar. DTP’nin sol kimliğinin halka ulaşmada problem teşkil ettiğini ileri sürüyor. Feridun Yazar. Sol veya öteki ideolojilerin muhafazakâr Kürtlerle siyaset yapan Kürtler arasında bir uyuşmazlık oluşturduğunu da sözlerine ekleyen Yazar, şunları söylüyor: “İşçi Partisi’nden bu yana Kürtlerle bir uyum kurulamadı. Kürtlerin muhafazakâr ve dinî yanları hep unutuldu. Aynı zamanda sosyolojik yapı da göz ardı edildi. Aşiretler ve tarikatlarla da bir bütünlük sağlanamadı. Bu yüzden DTP’nin çizgisi hiçbir zaman barajı aşamadı. Aşacak gibi da gözükmüyor.”
Feridun Yazar, siyasi partiler bünyesinde bu konuya dair tartışmaların çok eskiden beri var olduğuna da dikkat çekiyor: “DTP sol bir anlayışla ortaya çıktı. Benim yöneticisi olduğum HEP’te kendi içimizde bir tartışma yaşadık. Parti sosyalist mi, Marksist mi yoksa sosyal demokrat mı olsun diye. Bu tartışmalar hâlâ devam ediyor. Kürtler artık bu kavramlardan kurtulmak istiyor ve daha kapsayıcı bir yol arıyorlar.”
PKK İNANÇSIZLIK DAYATIYOR
Kürtlerde Türk solu tartışmaları sürerken, etnik politika yürüten Kürtler üzerinde her zaman bir gölge gibi duran terör örgütü PKK’nın çizgisi ise giderek daha da radikalleşiyor. Marksist bir anlayışı benimseyen örgüt aynı zamanda sosyolojik anlamda karşılığı olmazsa da Kürt milliyetçiliğini kendisine göre yorumluyor. Uzmanlar bunun için daha çok “PKK milliyetçiliği” demeyi yeğliyorlar. PKK bunu yaparken kökeni bir yere dayandırma kaygısıyla inançsızlığı da ön plana çıkarıyor.
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde, Marksist Leninist temele dayalı bir “Kürdistan devletini” silahlı mücadele yoluyla kurmak amacı ile faaliyetlerine başladıklarını açıklamıştı. Bugün çoğu halen PKK lider kadrosunda bulunan 20 kişi bu toplantıya katılmıştı. Örgütün kararı, inançsızlık temeline dayalı bir mücadeleyi benimsemekti. Bu yolla inançlı Kürtler için yeni bir tarih bilinci oluşturulacaktı; Medler birincil kaynak gösterilecekti. Tarih bilincinin yanına bir de “Kürtler aslında Müslüman değil Zerdüşt’tü” inancı empoze edilecekti. Marksizmin zaten dindar Kürtlerle uyuşmayacağını örgüt çok iyi biliyordu.
DEMOKRAT PARTİ DE OYLARI TOPLAMIŞTI
1940’lardaki tek partinin Kürtlere karşı baskıcı ve asimilasyon politikası, politik olmayan Kürtleri bile çileden çıkarmaya yetmişti. 1946’da çok partili yaşama geçiş Kürt meselesine farklı bir açılım getiriyordu. Bu dönemde muhalefet olan Demokrat Parti (DP) Kürtlere yakınlık gösterdi ve sorunlarına eğilmeye başladı. 14 Mayıs 1950 milletvekili seçimlerinde Kürtlere yakınlığının ödülünü fazlasıyla görecekti. DP, Kürtlerin nerdeyse bütün oylarını da alarak 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarını yıktı. Kürtler bu dönemde biraz rahat bir sürece girdiler. Özellikle öğrenciler bir araya gelip Kürt sorunlarını konuşabiliyor, Kürt kelimesini telaffuz etmek veya yazıya dökmek sorun teşkil etmiyordu.
1958’de Mahabat Cumuhuriyeti’nin yıkılmasından sonra Sovyetler Birliği’ne giden Molla Mustafa Barzani’nin Irak’a geri dönmesi coğrafyadaki bütün Kürtlerde bir heyecan oluşturdu. Heyecanlarını aşırı biçimde belli eden ve Kürtçülük adına faaliyet yürüten Remzi Bucak, Faik Bucak, Ali Karahan, Ziya Şerefhanoğlu, Musa Anter, Canip Yıldırım gibi isimlerin aralarında olduğu 49 kişi tutuklandı. 1959’da başlayan “49’lar Davası” Kürtçülüğü bir nevi resmileştiren en önemli hareket olarak gösterilmeye başlandı. Kimi Kürtlere göre 49 kişi sadece Kürt oldukları için yargılanıyordu. Hal böyle olunca da bu isimler Kürtler açısından birer kahramana dönüşüyordu.
DARBE YÖNETİMİ KÜRT IRKÇILIĞINI KAMÇILADI
1961’de Mustafa Barzani’nin Irak yönetimine karşı savaş başlatması Türkiye Kürtlerini de hareketlendirdi. Ancak 27 Mayıs 1960 askerî darbesi Kürtler açısından da pek iç açıcı olmadı. Cemal Gürsel’in Kürtlere; “Size Kürt diyenlerin yüzüne tükürün. Siz özbeöz Türksünüz, Türklerin bir boyusunuz.” sözleri Kürtleri iyice politik bir çizgiye kaydırdı. Değişik suçlardan 380 Kürt önde geleni toplanıp Sivas Kampı’na yerleştirildi. Burada yapılan ayıklamadan sonra 55 Kürt önde geleni aileleriyle birlikte Batı Anadolu’nun değişik yerlerine sürgün edildi. Ancak Kürt önde gelenlerinden CHP’li olanlara hiçbir şekilde dokunulmadı; DP yanlısı Kürtler sürgüne maruz kaldı. Bir dönem TBMM başkanlığı yapan Vanlı Bruki aşireti lideri Kinyas Kartal, Şeyh Sait’in oğulları, Bucaklar bu sürgüne gönderilenler arasındaydı. Ancak Sivas Kampı’na toplanan Kürt aşiret liderleri arasında, olayların dışında kalmış hatta hiçbir şekilde politikaya bulaşmamış, sadece “ağa” diye anılan Kürtler de vardı. İşte bu durum Kürtler açısından bir kırılma noktası oluşturdu. Ve bu ailelilerin çocukları da ister istemez kendilerini Kürt politik hareketinin içinde buldu. Bu gelişmeler karşısında güçlenen sol akımlar da Kürtleri yanına çekmeye başladı. 1980 askerî darbesi ise başta PKK olmak üzere Kürt hareketlerini güçlendirdi. Ve uzun süren bir kaos ortamı Kürtler açısından başlamış oldu.
ZERDÜŞT PROPAGANDASI
PKK’nın Zerdüştlükle ilgisi örgütün ilk kurulduğu günden beri var. Örgüt öteden beri bu inanç biçimini tasvip edip kamplarda bunu mensuplarına benimsetiyor. Ele geçirilen örgüt yayınlarında Zerdüşt dinini anlatan kitapların bulunması da bunu ispat ediyor. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki inançlı vatandaşları kandırmak için zaman zaman şiddet kullanan zaman zaman da paravan İslam motifli örgütler kuran PKK, gerçek inanç sistemini ise Zerdüştlük üzerine inşa ediyor. Zaten örgüt içinde yapılan bir ankette ‘Zerdüşt’ inancını benimseyenlerin yüzde 34 oranında çıkması da bu anlamda iyi bir delil oldu. “Türklerin Şamanizm’i varsa, Kürtlerin de Zerdüştlüğü olmalı” tezi örgütün ilk metinlerinde bile yer aldı. “Türkler Asya’da Şamanizm’e inanıyordu. Tarihleri eski. Kürtlerin de tarihleri Türkler kadar eskidir. Medler ve Zerdüştlük var. Onlar tabiata taparken Kürtler ateşi kutsal saydı.” gibi ifadelerle göndermeler yapılıyordu. PKK, Kürtleri İslam dininin dışına itmek için “ırk üstünlüğü” tezini de aktif olarak kullanıyor
bu yazıda arşiv olsun......
Devrimci ve sosyalist üslubumuza uymasa da, Türk devletinin başında bulunan devşirme, din tüccarları ve kendini her fırsatta utanmadan, sıkılmadan, dedelerinin cellatlarına peşkeş çeken A.Melik Fırat, Altan Tan, Ümit Fırat, Feridun Yazar ve Fehmi Işıklar gibi tiplerin bu şekilde davranmalarını herhalde dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Gerçekten bunları anlamak zor. Kendini satmanın bu kadarı da olmamalı. Bunların yaptığı siyasi fahişelikten başka bir şey değildir. Bunların yaptığı yeminli düşmanlıktır. Bu çevreler yıllardır, “Kürtlerde bir önderlik gelişecekse, bu biz olmalıyız. Biz yıllarca bu toplumu sattık, onursuzluğu dayattık, bu kadim halkı din kisvesi adı altında insanlıktan çıkardık vs. o zaman da bundan sonra da bunun devam ettiricileri biz olmalıyız. Neden Urfa’nın bir köyünden bir önder çıkıyor ve bize öncülük ediyor. Biz asil kanlıyız. Öncülük gerekiyorsa biz yaparız” demeye getiriyorlar.
ilkay123 23.10.2007, 15:00 Paylasimlarinizdan dolayi tesekkürler...buna ek olarak sunuda belirtmekte fayda vardir..bu devlette bir kürt Basbakan,Cumhurbaskani, kuvvet komutani olmustur..ama bu kimseler ben kürtüm dememislerdir..buda sunu gösteriyor.ki karni doyan kimliginden de uzaklasiyor...benim cevremde kürt olupta mhp yi destekleyen(AMCASI kürt üm diyip kendisi ben TürkÜM DIYEN KISILER)ASIRI DINDAR Feytullahci kürtler var...tüm kürtleri solda görmemek gerek..iyi bir arastirma ancak tartisilmaya acik yönleri cok bence,,,SAYGILAR...
Paylasimlarinizdan dolayi tesekkürler...buna ek olarak sunuda belirtmekte fayda vardir..bu devlette bir kürt Basbakan,Cumhurbaskani, kuvvet komutani olmustur..ama bu kimseler ben kürtüm dememislerdir..buda sunu gösteriyor.ki karni doyan kimliginden de uzaklasiyor...benim cevremde kürt olupta mhp yi destekleyen(AMCASI kürt üm diyip kendisi ben TürkÜM DIYEN KISILER)ASIRI DINDAR Feytullahci kürtler var...tüm kürtleri solda görmemek gerek..iyi bir arastirma ancak tartisilmaya acik yönleri cok bence,,,SAYGILAR...
elbette: kürt halkının etnografik, kültürel ve kimliksel yapıları etraflıca incelense
10 (veya daha fazla) milyon kürdün hepsinin sol görüşlü veya pkk taraftarı olmadığını iyi anlarız.
pkk şöyle bir rant sağlamıştır bu işten: kaos ortamında kitleleri kendine çekebilmştir. tabi burda devletin yıllardır uyguladığı ötekileştirme ve doğu yu adam yerine koymama unurları etkili. pkk ya gönüllü destek veren kürt halkı içinde çok cüzidir bunların sair ekseriyeti sol düşünceyi halıhazarda taşıyanlardı zaten.
en bastinden dtp genel başkanı ahmet türkün kompile ailesi menderesin partisi ni desteklemiş hatta abileri o partiden milletvekili olmuşlardır.
şeyh sadin torunlarının sürgün hayatı yine onun döneminde bitmiş. abdulmelik fırat 25 yaşındayken milletvekili olabilmiştir.
pkk askeri ihtilallerin ürünüdür desek fazla mubalağa etmiş sayılmayız zira gercekte: anlaşılan barış süreci atılımlarını menderes ve onun getirdiği siyasi iklimler başlatmıştı.
bakın dtp nin aldığı oy oranının yüzde 70 i zorla veya ince çalışmalarla ihtiyar, yaşlı, köylü eğitim almamış kişilere ı gönülden despropaganda yolları ile alınmıştır. yüzde 30 bilemediniz 40 tek vermiştir.
makaay2077 23.10.2007, 15:42 PKK destekleyen kürt sağcı yoktur demek yalan olur.Saidi nursi (İslamcılığın öncüsü) kürtleri ezilen ve isyan etmesi gereken bir toplum olduğunu söylediğine göre o zihniyette pkk ya bağlı insanlara mutlaka olacaktır.
90`larda pkk bitirilmesi için devlet tarafından desteklenen sonraki zamanlarda kendilerine karşıt ve aydın kesimleri hedef alan hizbullah örgütünün çoğu üyesi kürttür ve faaliyetlerinin çoğunu diyarbakırda yapmıştır.
PKK destekleyen kürt sağcı yoktur demek yalan olur.Saidi nursi (İslamcılığın öncüsü) kürtleri ezilen ve isyan etmesi gereken bir toplum olduğunu söylediğine göre o zihniyette pkk ya bağlı insanlara mutlaka olacaktır.
.
said nursi yaşasaydı pkk denen illette olmazdı o bir kürttü kürtlüğünüde inkar etmedi.
kürtce düşünür, arapca yazar, türkçe konuşurum veciz sözü ne kadarda evrensel.
kendisi 80 ylının 50 yılını doğudan zorla alınarak batıda zorla yaşatılarak geçirmiştir.
her zaman doğu ve havasını özlüyorum diye içerlemiştir.
meşrutiyet dönemindeki isyanlarda kürtleri (istanbuldaki kürty hambalları) nasıl yatıştırdığını tarihçe-i hayatında ii oku) bu nedenlede deli diye tımahaneye atılmıştır.
said nursi her zaman mutedil bir çizgiyi önermiş hatta türk öğrencilerimin kürt öğrencilerimden faydalı olduğunuda söylemiştir. çünkü o osmanlıdan besleniyordu en çok.
|
|