Orijinalini görmek için tıklayınız : Yürüyor Umudun Ordusu, Karanlığa Kurşun Dizerek...


pirayevera
18.10.2007, 22:53
EYLÜL'DEN EKİM'E UMUT PARTİDE KURTULUŞ SOSYALİZMDE

Umudun ve özgürlüğün izinden yürüyoruz. Gelenekle kökleşmiş geçmişimizden geleceğe gidiyoruz.

Bağrına her hançer saplanışında mavi gözlerini dehşetle açarken dünya, yarasına tütün basan biz olduk.

Yüz yıllar önce Roma'da Sparteküs'ün isyan ordusunda neferdik!

Bizim ellerimizdeydi, Paris barikatlarında sallanan kızıl bayrak.

Ekim'de devrim olup, zalimlerin kapısına dayandık. Sarayları basan işçi ve köylü, Moskova kapılarında faşizmi püskürten namluyduk!

Amerika'da Ernesto Che Guevara'dı adımız, Asya'da Ho Şi Minh, Afrika'da Patrick Lumumba!

Kürdistan'da Ateşimizi Demirci Kawa'dan aldık. Şeyh Bedrettin ovada, Dadaloğlu dağlarda isyan kuşanıp iz sürerken, yanlarında biz vardık Anadolu'da.

10 Eylül 1920'de komünizmin ve partinin güneşi parladı üzerimizde. Karadeniz'de bir takayla birlikte batırdık sandılar güneşi, boğduk sandılar 14 yoldaşla umudu.

''Her Güneşle Yeniden Doğduk, Her Kavgada Yeniden Dirildik. Mahirce, Denizce, Mazlumca, İbrahimce yaşadık. Tarih bilir, başka şahit gerekmez yaşadığımıza.''


Umudu ve Sosyalizmi Savunmaya!

8-10 Eylül 2006'da bir kez daha kırmaya çalıştılar geçmişten geleceğe uzanan dallarımızı. Büyüyen umuttan korktu sermaya saltanatının sahipleri. Katil polis birlikleri, MİT'leri yetmedi; CIA'yı, MOSSAD'ı yardıma çağırdı her gün kokrkuyla yaşayanlar. 24 komünisti tutsak edip, yoksul evlerine, fabrikalara, okullara, havzalara, sokaklara umutsuzluk yaymaya çalıştılar.

Ama tutsak edilenler, bizim geleneğimiz, bugünümüz ve geleceğimizdi. Hepimiz için haykırdılar bu yüzden: UMUT DİMDİK AYAKTA!


Umut sosyalizmdir. Sosyalizm; işçinin, emekçinin sömürüden kurtuluşudur. Toplumsal eşitlik ve adalettir. Kadınların cinsel sömürü ve baskısından kurtuluşu, gençliğin gelecek kaygısından son bulmasıdır. Halkların özgürlük ve kardeşlik bahçesidir.

Umut, Hrant Dink'i uğurlayan yüz binler oldu. Umut, 2007 1 Mayıs'ında Taksim'i zaptetti. Umut, Tuzla'da yıkım ekiplerini püskürten emekçi, greve çıkıp haklarını alan işçiydi.

Bütün bunlar yargılanabilir mi? Faşizmin mahkemelerinin 24 komünist tutsak şahsında, 26 Ekim'de yargılamak istediği bunlardır. Yargılanan, umudun ordularının bütün haklı eylemidir, işçidir, köylüdür, ezilen kadındır, öğrencidir, emekçidir! Ezilen insanlıpın şanlı Ekim devriminden gelen, 10 Eylül'de topraklarımızda şavkıyan umut ve geleceğidir.

Bir kez daha haykırılalım öyleyse: Bakın kaç kurşun sıktınız işlemedi umudumuza! Her Eylül'de yeniden doğduk, dimdik ayaktaydık. Her Ekim'de daha bir yükseldi kurtuluşa giden yolda sosyalizme inancımız! Dalgalanan bayraklarımızın kızıllığında kaybolacak karanlığınız!

Sermaye düzenini, zulüm karargahlarını biz yargılayacağız! Eylül'den Ekim'e yeminimizdir: Biz Kazanacağız! Umut Kazanacak!



* Ekim 1917... 90. Yılında Şan Olsun Ekim Devrimine!

* 10 Eylül 1920... 87. Yılında Şan Olsun Komünistlere!

* 10 Eylül 1994... 13. Yılında Umut Dimdik Ayakta!


Umutsuzluğumuzu yitirmemek için 26 Ekim saat 09.30 da Beşiktaş adliyesinde 10 Eylül Tutsaklarıyla Dayanışmaya...


10 Eylül Tutsaklarına Destek Veren Aydınlar:

1- Haluk Gerger (Yazar)


2- Vedat Türkali (Yazar)


3- Perihan Mağden (Yazar)


4- İsmail Beşikçi (Yazar)


5- Ferhat Tunç (Sanatçı)


6- Eren Keskin (İnsan hakları savunucusu)


7- Halil Ergün (Sinema sanatçısı)


8- Varlık Özmenek (Gazeteci yazar)


9- Tarık Günersel (PEN Türkiye Merkezi Başkanı)


10- Şanar Yurdatapan (Düşünce Suçuna Karşı Girişim Sözcüsü)


11- Necati Abay (Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü)


12- Ahmet Abakay (ÇGD Genel Başkanı)


13- Ahmet Tulgar (BirGün Gazetesi Yazarı)


14- Ali Çelebi (Gündem Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi)


15- Fatih Polat (Evrensel Gazetesi Yazıişleri Müdürü)


16- Hacı Orman (BEKSAV Yönetim Kurulu Başkanı)


17- Çayan Ethem (BirGün Gazetesi Okur Temsilcisi)


18- Hasan Basri Aydın (Yazar)


19- Ahmet Şık (Gazeteci)


20- Ahmet Önal (Peri Yayınları Sahibi)


21- Memik Horuz (Gazeteci)


22- Dogan Özgüden (Info-Türk Yayın Yönetmeni)


23- Inci Tugsavul (Info-Türk Sorumlu Müdürü)


24- Günay Aslan (Yazar)


25- Hakan Gülseven (Red Dergisi Yazıişleri Müdürü)


26- İbrahim Okçuoğlu (Yazar)


27- Celal Başlangıç (Gazeteci yazar)


28- Cengiz Bektaş (Yazar)


29- Emin Karaca (Yazar)


30- Yener Orkunoğlu (Yazar)

kreşmir
18.10.2007, 23:31
böylesine bir düzende bir söz söyleye bilenlere selam olsun....

başkabirdünya
19.10.2007, 00:11
ESP Kemeraltı ve Karşıyaka AKP önünde yaptığı eylemlerle 26 Ekim duruşmasına katılım çağrısı yaptı. Kemeraltı'nda çetecileri teşhir eden ESP’lilerin yaptıkları anketlerde emekçiler, “Sosyalistler değil çeteciler yargılanmalıdır!” dedi.

Kemeraltı girişinde , “26 Ekim’de Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmak istenen geçmişimiz bugünümüz ve geleceğimizdir” başlıklı, direnen halkların ve Deniz Gezmiş, Che gibi devrimci önderlerin resimlerinin olduğu bir pano sergilendi. “10 Eylül tutsaklarını yargılayanlar” başlıklı ikinci panoda ise çeteci hakimler Ali Kayaoğlu ve Zafer Başkurt’un suç çetereleri sergilendi.

“26 Ekim’de Özgürlük ve Adaleti savunmaya” başlıklı ESP bildirilerinin dağıtımını yapan ESP’liler, emekçileri 10 Eylül tutsaklarını sahiplenmeye çağırdı.

Yargının bağımsızlığına güvenmiyoruz

ESP’liler, “26 Ekim’de halkların kardeşliği ve ezilenlerin hakları için mücadele edenler yargılanacak. Onların dosyasına bakacak heyet başkanı ise çetelerle, fuhuş ve uyuşturucu mafyalarıyla ilişkileri açığa çıkmasına rağmen yargılanmıyor” diyerek adaletsizliğe dikkat çekti.

ESP’liler burada Ali Kayaoğlu ve Zafer Başkurt hakkında hazırladıkları anketleri de yaptılar. Emekçilerle yapılan anketler sonucunda, “Bu yargının bağımsızlığına güvenmiyoruz. Çetecilerin sosyalistleri yargılayacağı bir duruşmadan adil bir karar çıkacağını düşünmüyoruz” sonucu çıktı.

Devlet terörüne karşı halkların kardeşliği

Kemeraltındaki masanın ardından ESP’liler Karşıyaka AKP ilçe binası önünde basın açıklaması yaparak son dönemde artan devlet terörüne dikkat çekti. 26 Ekim çağrısını burada da yapan ESP’liler devletin savaş naralarına karşı halkların kardeşliği için mücadele edeceklerini vurguladılar.

AKP ilçe binası önünde bir araya gelen ESP’liler, “Çeteci hakimler yargılansın”, “Savaş değil onurlu barış”, “Savaş tezkeresine hayır” yazılı dövizler ve ESP flamalarını açtılar.

Polisin abluka altına aldığı eylemde basın açıklamasını Meliha Kayacı yaptı. DTP’ye dönük saldırılara dikkat çeken Kayacı, Kürt sorununda çözümsüzlük dayatan egemenlerin sınır ötesi operasyon için çıkarmak istediği tezkerenin , “daha fazla ölüm ve kan anlamına” geldiğini söyledi.

Savaş çığırtkanlığının sokaklarda linç gösterileri ile, polis saldırganlığı ile büyütüldüğüne dikkat çeken Kayacı, şovenizm ve ırkçılığa karşı direnme hakkını kullananların ise çeteci hakimler tarafından yargılandığını söyledi. 2006 yılı Ekim ayında yapılan operasyon ile aralarında Gazeteci ve Radyo çalışanlarının da bulunduğu 23 devrimcinin gözaltına alınarak tutuklandığını hatırlatan Kayacı, “Katillerin, çetecilerin sokaklarda dolaştığı bu ülkede adalet ve özgürlük isteyen 10 eylül tutsakları 3 bin yıl ceza istemi ile yargılanıyor. Hakimlere çetelere bulaşmış bu yargı sistemi meşruiyetini yitirmiştir” dedi.

AKP’nin Meclise getirdiği tezkere ile yeni katliamların yaşanmasına, özgürlük için mücadele edenlerin sokak ortasında vurulmasına, hapishanelere konulmasına, binlerce yıl cezalarla yargılanmasına devam edileceğini söyleyen Kayacı, AKP’nin yeni bir savaş ilanı yaptığını ifade etti.

Savaş tezkeresine karşı ezilenleri sesini yükseltmeye çağıran Kayacı, “AKP’den hesap soralım, işsizliğe yoksulluğa karşı mücadeleyi büyütmek hepimizin görevi” dedi. Kayacı ezilenleri 26 Ekim’de komünistleri sahiplenmeye, çetecileri yargılamaya çağırdı.

başkabirdünya
19.10.2007, 00:14
Aydınlardan mahkemeye duyarlılık çağrısı

Atılım gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu ve yazarları ile Özgür Radyo Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın 26 Ekim'de görülecek duruşması için aydınlar ve sanatçılar tarafından bir çağrı metni yayınlandı.

TMY komplosu ile tutuklanmalarının ardından 14 aydan sonra ilk kez 26 Ekim günü hakim karşısına çıkartılacak olan gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu, Atılım Gazetesi yazarları Ziya Ulusoy, Bayram Namaz ve Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın yargılamalarına duyarlılık çağrısı yapan bir metin yayınlandı.


Aydınların ve sanatçıların çağrısıyla imzaya açılan metne, gazetemiz ve Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu da destek veriyor. Metnin tamamı şöyle;


Tutuklu gazetecilere özgürlük!


Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu, Atılım Gazetesi yazarları Ziya Ulusoy, Bayram Namaz ve Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan, 8 Eylül 2006’da TMY saldırısıyla gözaltına alınıp tutuklanmışlardı.


26 Ekim 2007’de İstanbul/Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesinde saat 9.30’da ilk duruşmaları yapılacak gazeteci ve yazarlar, yaklaşık 14 aydır mağdur edilmiş durumdadırlar. TMY uygulaması gereğince dosyalarına da 6 aylığına gizlilik kararı konulmuştu. Tek başına bu uygulamalar bile adaletsizliğin boyutunu gösteriyor.

başkabirdünya
19.10.2007, 15:47
4 ESP li gözaltına alındı
İSTANBUL (19.10.2007)- 10 Eylül tutsakların 26 Ekim'de görülecek duruşması öncesinde içerde ve dışarda faşizmi yargılama çağrısı yapan ESP'liler, bugün Beşiktaş Barbaros Bulvarı'nı zincirlerle trafiğe kapattı. 'Komünist tutsaklara özgürlük' sloganını haykıran 4 ESP'li gözaltına alındı.

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu, yazarlarımız Bayram Namaz ve Ziya Ulusoy ile Özgür Radyo Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 23 devrimci ve komünist tutsağın 26 Ekim günü çıkartılacağı mahkeme öncesi çağrılar sürüyor. Adalat talebiyle mahkemeye katılım çağrısı yapan ESP'liler, emekçi semtlerinde yaptıkları çalışmaları sürdürüyor. 26 Ekim günü içerde ve dışarda faşizmin yargılanacağını dile getiren ESP'liler bugün Beşiktaş'ta yol kesme eylemi yaptı. Barbaros Bulvarı'nı zincirlerle trafiğe kapatan ESP'liler, 10 Eylül tutsaklarının serbest bırakılmasını istedi. 'TMY çöpe' sloganını haykıran ESP'liler dövülerek gözaltına alındı.

Zincirlerle yolu kestiler

“Komünistler değil, çeteciler yargılansın” yazılı pankart açıp, zincirlerle yolu tek yönlü trafiğe kapatan ESP'liler, Barbaros Bulvarı'nda arac geçişine izin vermedi. Yaptıkları ajitasyon konuşmalarında komünist tutsakların 26 Ekim'de görülecek duruşmada, çete bağlantıları açığa çıkan hakimler tarafından yargılanacağını dile getiren ESP'liler, çetecilerin yargılanmasını istediler.

ESP'liler, “Komünistler değil, çeteciler yargılansın” ve “TMY çöpe” sloganları attı. Eylem esnasında uzun bir araç konvoyu oluşurken, polis ESP'lilere saldırdı. Yaka paça gözaltına alınan ESP'liler, Beşiktaş Karakolu'na götürüldü. Gözaltı esnasında polis yönlendirmesi ile ülkücü faşistlerde ESP'lilere saldırdı.

Gözaltına alınan ESP'lilerin isimleri söyle; Aydın Nayır, Hüseyin Umut Yakar, Zehra Aydemir, Herdem Sara.
kaynak :ATILIM
www.atilim.org

http://img523.imageshack.us/img523/2772/icerdedisardafasizmyargzh7.jpg

http://img89.imageshack.us/img89/7426/icerdedisardafasizmyargrn2.jpg

http://img504.imageshack.us/img504/8355/icerdedisardafasizmyargjn1.jpg

http://img504.imageshack.us/img504/6646/icerdedisardafasizmyargwn0.jpg

huseyn
19.10.2007, 17:15
hangi yapının bülteni acaba bu??

pirayevera
19.10.2007, 20:45
hangi yapının bülteni acaba bu??

Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP)'nin...

sausen
19.10.2007, 20:50
Merhaba...

Selam olsun bütün Yoldaşlara...

alişero
19.10.2007, 21:25
yazdıkların,örneklerin,yorumun,umutların her şey mükembel.

yolunuz açık olsun esp li yoldaşlar.

sosyalizm heryerde faşizme direnmekle mükelleftir.

sodır
20.10.2007, 20:02
Aydınlar,Devrimciler,İlericiler üzerinde ki estirilen sindirme politikaları her geçen gün sertleşiyor ve hukuk dışı,kanun hak tanımaz hale geliyor.Sürdürülen bu baskıların gayesi bir yerde halka gözdağı vermektir.
Aslında unutulan bir gerçek vardır.Ne olursa olsun devrime inanmış bu insanlar hiç bir dönem baskılar karşısında yılmamış halkına olan güvenini yitirmemiştir.
Bugün gelinen süreçte keyfi,hiç bir hukuki dayanağı olmayan bu gözaltılar devrimci yapıyı bir adım bile geri attırmamıştır.Dahası gittikçe güçlenmiştir.Bugün ülkede ki her sosyal grupda bir örgütlenme politikası benimseyen ve bunu hayata geçiren komünist yapı hedefini daha da büyütmüştür.Lise kolları,Ünüversite kolları,siyasi temsil kanadı,gençlik dernekleri,kadın kolları,işçi temsilcilikleri,gazete-dergi temsilcilikleri,radyo ,kültür sanat evleri ile her yerde her koşulda her türlü devrimci pratiği hayata geçirmiştir.
Baskılar artıkça inançlarda artmıştır.
Komünistler değil Ülkeyi yağmalayanlar ,çeteler yargılansın.Halkı için savaşanlar değil halkı sömürenler yargılansın.

Sodır

başkabirdünya
25.10.2007, 21:57
Aydınlardan 26 Ekim'i yakından izleme çağrısı

İSTANBUL (25.10.2007)- Haluk Gerger, Vedat Türkali, Mihri Belli ve Sevim Belli, bugün İHD İstanbul Şubesi'nde 128 aydın adına bir basın toplantısı yaptı, 26 Ekim duruşmasını yakından izleme ve duyarlılık çağrı yaptılar.

Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Çiçek, Genel Yayın Koordinatörümüz Sedat Şenoğlu, yazarlarımız Ziya Ulusoy ve Bayram Namaz ile Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 10 Eylül tutsaklarına yüzü aşkın aydından destek geldi.

Haluk Gerger, Vedat Türkali, Mihri Belli ve Sevim Belli, 128 aydın ve sanatçı adına yaptıkları basın toplantısında, tutuklu gazetecilere özgürlük istedi.

Gerger: Dava, adaletsizliğin göstergesi

Araştırmacı yazar Haluk Gerger, 26 Ekim günü İstanbul Beşiktaş'ta 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşmaları görülecek gazetecilerin, yaklaşık 14 aydır mağdur edildiklerini, TMY uygulaması gereğince dosyalarına gizlilik kararı konulduğuna dikkat çekti, “Tek başına bu uygulamalar bile adaletsizliğin boyutunu gösteriyor” dedi.

Aydınlar, sanatçılar, gazeteciler ve insan hakları savunucuları olarak, “Tutuklu gazetecilere özgürlük” talebiyle bir çağrı metni hazırladıklarını belirten Gerger, “Basını ve kamuoyunu, düşünce ve ifade özgürlüğü, temel insan hakkı olan halkın haber alma hakkı bakımından ibret verici bu davayı, yakından izlemeye ve duyarlılığa çağırıyoruz” dedi.

Mihri Belli: Bu ülkede demokrasi yok

Gerger'in ardından 90 yaşındaki komünist aydın Mihri Belli konuştu. Belli, “Bu ülkede demokrasi yok. Bir ülkede 14 ay bir kimse hapiste tutuluyorsa, mahkemeye çıkarılmadan, o ülkede demokrasi yok demektir. Ve bundan rahatsızlık duyulmuyorsa, demek ki demokrasi yok” diyerek, çok partili bir sistemin ve parlamentonun olmasının o ülkede demokrasi olduğunu göstermeyeceğine vurgu yaptı.

Belli, %10 seçim barajının ve DTP milletvekilleri üzerindeki baskıya da değindiği konuşmasında, “Zaten bu ülkede Meclis'te gerçek sorunlar tartışılmıyor. Bir laikliktir diye tutturmuşlar. Laiklik elbetteki bizim de arzumuzdur. Fakat laiklik ikinci sorundur. Kürt sorununa yaklaşım yanlış tartışılmaktadır. Türkiye, Amerikan'ın uydusudur. Bütün bunlar, Türkiye'de esas sorunların Meclis'te tartışılmadığını göstermektedir” şeklinde konuştu.

Sevim Belli: Yurtseverlik bir toprak parçası değildir

Yazar Sevim Belli, “1946'lar da Türkiye çok partili düzene geçti. Zannedildi ki, Türkiye'de artık demokrasi yerleşecek. Oysa çok partili düzene geçildikten sonra, Amerikan vesayeti de eklendikten sonra, Türkiye'nin yasaları da solun ve demokrat unsurların, yurtseverlerin aleyhine ağırlaştırılmaya başladı. TMY yasası da bunlardan biridir” diye başladı konuşmasına.

Belli, “Düşünebiliyor musunuz, dünyanın hiçbir yerinde, 14 ay mahkemeye çıkmadan tutuklu kalsın bir insan? Düşünün bu cinayetten farksız bir şey! Ve dosyasına yasak koyuyorsunuz. Bu her Türk vatandaşının utanç duyacağı bir şey. Bugünler de millet ayağa kalkıyor, ama bu konuda kimse, ayağa kalkmıyor. Yurtseverlik bir toprak parçası değildir. Bir ülke üzerindeki insanları her şeyden önde tutmuyorsanız, o insanlara yapılan haksızlığı kendi bünyenizde, ruhunuzda duymuyorsanız kaç para eder o yurtseverlik?” diye konuştu.

Meclis'ten geçirilen sınırötesi operasyon ve tezkereye ilişkin de düşüncelerini belirten Sevim Belli, “Şimdi 15-20 şehide ağlanırken, hem de yanlış politikalar yüzünden. Irak'a girilirse, savaş başlarsa, Türkiye halkları binlerce şehidine ağlayacak. İşte demokrasinin yokluğu, bir toplumun bu gibi durumlara düşmesi sonucunu doğuruyor. O yüzden en büyük derdimiz, demokrasiyi yaratmak için mücadeleyi büyütmek ve demokrat, sol çevrelerin birlikteliğini sağlamaktır” dedi.

Türkali: Gençlere, hesap vermek için buradayım

Yazar Vedat Türkali, “Türkiye'nin bugünlerine bakınca insan karamsarlığa düşüyor. Ama öyle değil. Ben 90 yaşıma basacağım. Biz bir şeyler yapmaya çalıştık. Bir şeyler de elde ettik, ama demokrasi süreci demek ki ağır oluyor. Bu ağırlığın kaynağı, egemen güçler, karanlık güçler. Onlar da da, suratlarına tüküreceğim desen, surat yok ki adamlarda. Şu an biz burdaysak, önce kendimize hesap verdiğimiz için. Bu ülkenin umudu olan gençlere, size hesap vermek için buradayım” şeklinde konuştu.

Atılım, gerçekleri yazmaya devam edecek

Editörümüz İlden Dirini ise yaptığı konuşmada, aydınlara duyarlılıkları için teşekkür etti. Dirini, “Bize güç verdiniz, hepinize teşekkür ediyoruz. Atılım, gerçekleri yazmaya ve okurlarına buluşturmaya devam edecektir” dedi.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay, “26 Ekim'de görülecek dava TMY'nin yargılanacağı, komplo belgelerle düzenlenmiş bir davanın yargılanması olacaktır. Tutuklu gazetecilere özgürlük istiyoruz” şeklinde konuştu.

Dayanışma Gazetesi editörü Mukaddes Erdoğdu Çelik, “Komünistler 26 Ekim'de TMY'yi yargılayacak. Bu dava çok önemli, tarihi bir dönemece de denk geliyor. İnsanlığın komünal yaşam özlemi, arayışının bir simgesi olan Ekim Devrimi'nin de 90. yılına denk geliyor. Bu yüzden, 26 Ekim davasına sahip çıkmak, bu özlemin, demokrasi arayışının sahiplenilmesi olacaktır” dedi.

Basın toplantısına SDP üyesi Barış Erdost ve Sabit Günaydın, ESP Temsilcisi Figen Yüksekdağ, İHD MYK üyesi Ayşe Yılmaz, Özgür Radyo çalışanları ve gazetemiz emekçileri, Eylül tutsaklarının yakınları destek verdi.

180 destek, 180 özgürlük çağrısı

“Tutsak gazetecilere özgürlük” çağrısını imzalayan aydınlar şunlar:

Haluk Gerger (Yazar), Vedat Türkali (Yazar), Mihri Belli (Yazar), Sevim Belli (Yazar), Perihan Mağden (Yazar), İsmail Beşikçi (Yazar), Ferhat Tunç (Sanatçı), Selahattin Demirtaş (Diyarbakır Milletvekili, DTP Grup Başkanvekili), Sebahat Tuncel (DTP İstanbul Milletvekili), Akın Birdal (Diyarbakır Milletvekili ve Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Başkan Yardımcısı), Eren Keskin (İnsan hakları savunucusu), Halil Ergün (Sinema sanatçısı), Varlık Özmenek (Gazeteci, yazar), Eugene Schoulgin (Uluslararası PEN Genel Sekreteri, yazar), Tarık Günersel (PEN Türkiye Merkezi Başkanı), Ragıp Zarakolu (TYB Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı), Şanar Yurdatapan (Düşünce Suçuna Karşı Girişim Sözcüsü), Necati Abay (Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü), Ahmet Abakay (ÇGD Genel Başkanı), Tevfik Taş (Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Sekreteri), Hüsnü Öndül (İHD Genel Başkanı), Rıza Dalkılıç (İHD İstanbul Şube Başkanı), Av. Kazım Genç (PSAKD Genel Başkanı), Peter Edel (Hollandalı yazar), Ömer Madra (Yazar), Korkut Boratav (Profesör, yazar), Yüksel Akkaya (Profesör, yazar), Tülin Öngen (Öğretim üyesi, yazar), Neşe Yaşın (Öğretim üyesi, Kıbrıs), Cem Somel (Profesör, yazar), Ali Arayıcı (Profesör, yazar), Mehmet Bekaroğlu (Tıp Doktoru), Cezmi Ersöz (Yazar), Yusuf Çetin (Sine-Sen Genel Başkanı), Ahmet Tulgar (BirGün Gazetesi Yazarı), Ali Çelebi (Gündem Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi), Fatih Polat (Evrensel Gazetesi Yazıişleri Müdürü), Hacı Orman (BEKSAV Yönetim Kurulu Başkanı), Çayan Ethem (BirGün Gazetesi Okur Temsilcisi), Hasan Basri Aydın (Yazar), Ahmet Şık (Gazeteci), Ahmet Önal (Yayıncı), Memik Horuz (Gazeteci), Dogan Özgüden (Info Türk Yayın Yönetmeni), İnci Tuğsavul (Info Türk Sorumlu Müdürü), Günay Aslan (Yazar), Hakan Gülseven (Red Dergisi Yazıişleri Müdürü), Kutsiye Bozoklar (Yazar), Birol Topaloğlu (Sanatçı), Volkan Yaraşır (Yazar), Orhan Miroğlu (Yazar), Ragıp Duran (Gazeteci, yazar), Celal Başlangıç (Gazeteci, yazar), Cengiz Bektaş (Yazar), Emin Karaca (Yazar), Yener Orkunoğlu (Yazar), Cafer Solgun (Yazar), Uğur Kutay (Akademisyen, Belgeselci), İbrahim Okçuoğlu (Yazar), Sinan Kara (Gazeteci, yazar), Umur Hozatlı (Gazeteci, yazar), Mukaddes Çelik (Yazar), Bayar Şahin (Sanatçı), Suzan Samancı (Yazar), Esen Yel (Yazar, Alkımsanat Dergisi Editörü), Rasim Öz (Savaş Yolu Dergisi Genel Yayın Yönetmeni), Sevgi Tamgüç (Çevirmen), Recai Şeyhoğlu (Yazar), Şah Turna (Sanatçı), Ozan Şiar Can (Yazar, sanatçı), Hatice Eroğlu Akdoğan (Yazar), Rahmi Emeç (Gazeteci), Sezai Sarıoğlu (Yazar), B. Sadık Albayrak (Yazar), Melih Pekdemir (Yazar), Suavi (Sanatçı), Sacit Kayasu (Emekli Cumhuriyet Savcısı), Servet Ali Çınar (Ege 78’liler Derneği Başkanı), Esra Çiftçi (Yazar), Taner Timur (Yazar), Hasan Oğuz (Yazar), Hacay Yılmaz (Yazar), Bilgesu Erenus (Sanatçı), Kemal Yalçın (Öğretmen, yazar), Eşber Yağmurdereli (Yazar), Hasan Öztoprak (Yazar), Ayşe Çekiç Yamaç (Yazar), Beyhan Aksoy (Sanatçı), İkbal Kaynar (Sanatçı), Aşkın Ayrancıoğlu (Ressam, karikatürist), Sungur Savran (Yazar), Yürüyüş Dergisi, Süreyyya Evren (Yazar, Siyah dergisi editörü), Tomris Özden (Yazar), Sabri Kuşkonmaz (Avukat, yazar), Tayfun İşçi (Sendikacı, yazar), Medeni Ferho (Gazeteci, yazar), Faysal Dağlı (Gazeteci, yazar), Rojan Hazım (Yazar), Derweş M. Ferho (Brüksel Kürt Enstitüsü Başkanı), Jir Dilovan (Yazar), Hayri Erdoğan (Yayıncı), Sibel Özbudun (Yazar), Temel Demirer (Yazar), Oğuzhan Müftüoğlu (Yazar), Özcan Anıl (AvEG-Kon Temsilcisi), Celalettin Can (78’liler Türkiye Girişimi Sözcüsü), Mehmet Özer (Şair), Suna Aras (Şair, yazar), Müge Sökmen (Yayıncı), Alper Turgut (Gazeteci, yazar), Aydın Öztürk (Şair), Umar Karatepe (Sendika.Org yazarı ve Halkın Sesi Gazetesi Yazıişleri Müdürü), Adnan Gül (Şair), Mustafa Peköz (Yazar), Aslı Erdoğan (Yazar), Adnan Keskin (Gazeteci), Ataol Behramoğlu (Şair, yazar, Muzaffer Oruçoğlu (Yazar), Cafer Hergünsel (Yazar), Feyza Hepçilingirler (Yazar), Gülsüm Cengiz (Şair, yazar), Filiz Koçali (Yazar), Zeki Coşkun (Yazar), A. Hicri İzgören (Şair, yazar), Yıldırım Türker (Yazar), Şükrü Erbaş (Şair), Nilüfer Akbal (Sanatçı).

başkabirdünya
26.10.2007, 16:05
Komünist tutsaklar Beşiktaş Adliyesi'ne kardeşlik şiarı ile girdi

İSTANBUL (26.10.2007)- Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Çiçek, Genel Yayın Koordinatörümüz Sedat Şenoğlu'nun da aralarında bulunduğu 23 komünist tutsak, bugün ilk kez hakim karşısına çıkartıldı. Komünistler, adliyeye “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganı ile girdi.

Kardeşliğe ve devrime işaret ettiler


Duruşma için tutsaklar saat 10.45 gibi İstanbul Beşiktaş Adliyesi'ne getirildi. Tutsaklar, 14 ay sonra ilk kez hakim karşısına çıkartılacaklarının adliyenin girişinde Kürt halkına, barış ve kardeşliğe dönük faşist saldırıları protesto ettiler. Tutsaklar sık sık, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganı haykırdılar.


Bundan 14 ay önce, tutuklandıkları dava öncesi de Beşiktaş Adliyesi'ni sloganlarla inleten komünist tutsaklar, “Yaşasın halkların kardeşliği” yanı sıra “Tek yol devrim” şiarını da yükselttiler.


İbrahim Çiçek komploya dikkat çekti


Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Çiçek ise, ayrıca gazetemize dönük komployu protesto etti. Çiçek, “Komplolar sökmedi, sökmeyecek”, “Sosyalist basın susturulamaz” sloganlarını haykırdı.

Dava saat 12.00'da başladı. Kimlik tespitinin ardından saat 13.00'a kadar ara verdi. Araştırmacı yazar Haluk Gerger, gazeteci Memik Horuz, sanatçı-yazar İkbal Kaynar ve yayıncı-yazar Ragıp Zarakolu'nun izlediği duruşma yoğun polis ve jandarma ablukası altında start aldı. Avukat Ercan Kanar, bu duruma itiraz etti. Bunun üzerine polis ve jandarmanın bir kısmı salonun dışına çıkartıldı.

http://img91.imageshack.us/img91/4539/komunisttutsaklarbesiktqk4.jpg

http://img340.imageshack.us/img340/6262/komunisttutsaklarbesiktir2.jpg

http://img91.imageshack.us/img91/701/komunisttutsaklarbesiktpp7.jpg


www.atilim.org

makaay2077
26.10.2007, 16:20
Yolumuza taş koymak isteyenler elbet olacaktır.Bizim yapmamız gerekende onlara direnmektir.yoldaşlara özgürlük

YAŞAMAK DİRENMEKTİR.

başkabirdünya
27.10.2007, 16:50
Komünistler: Bu düzeni yıkmak için savaşmak onurdur

İSTANBUL (26.10.2007) -Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Çiçek, Genel Yayın Koordinatörümüz Sedat Şenoğlu'nun da aralarında bulunduğu 23 komünist tutsağın duruşması sona erdi. Komünist tutsaklar mahkeme salonunda “Bu düzeni yıkmak için savaşmak onurdur” dedi, sosyalizmi ve kardeşliği savundu.

14 aydır tutuklu bulunan 23 komünist bugün ilk kez hakim karşısına çıkartıldı. 8 ay süren 'Gizlilik' kararı ve ardından 2 ay boyunca da cezaevi idarelerinin keyfi bir şekilde dosyayı vermemesi nedeniyle dava dosyasını inceleyemeyen tutsaklar, iddianameye yönelik savunma yapamadı. Bunun TMY yasasından kaynaklandığını belirten tutsaklar savunmalarını yapmak üzere ek süre istedi.


“Anayasal düzeni zor yoluyla değiştirerek yerine Marksist Leninist bir düzen getirmeye çalışmak” iddiasıyla yargılanan tutsaklar, bu iddia karşısında devrim ve sosyalizmin meşruluğunu savundular.


İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu ve Özgür Radyo Genel Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın yanı sıra, Ziya Ulusoy, Bayram Namaz, Naci Güner, Arif Çelebi, Sultan Ulusoy, Serkan Gündoğdu, Ali Hıdır Polat, Seyfi Polat, Mehmet Ali Polat ve Erkan Özdemir, Erkan Salduz, Turaç Solak, Elif Almakça, Hatice Bolat, Fatma Siner, Hasan Ozan, Arzu Torun, Soner Çiçek, Fethiye Ok, Bilgi Tağaç ve avukatları katıldı.

Bu düzen mutlaka yıkılacak


Atılım Gazetesi eski yazarlarından Ziya Ulusoy ise, son dönemde gelişen ırkçı, milliyetçi dalgaya dikkat çekti. Bu düzenin işçilere, köylüleri, emekçileri sömürü üzerine kurulduğunu belirtti. Sınır ötesi operasyonun çözüm olamayacağını vurgulayan Ulusoy, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülebileceğini söyledi. Kürt halkının talebinin demokratik hakların anayasal güvenceye kavuşturulması olduğunu ifade eden Ulusoy, "Bu talepler, demokratik taleplerdir. Irkçılık ve faşist gösteriler çözüm değildir. Türk halkı sınır ötesi operasyona karşı sesini yükseltmelidir" dedi. Polise öldürme hakkı tanıyan yasaların, TMY'ye dikkat çeken Ulusoy, “Bu faşist düzene mahkum değiliz” dedi. Emperyalizmin Türkiye'yi yeniden sömürgeleştirdiğini, işçi emekçi kitlelerinin alınterinin bir avuç tekel tarafından yağmalandığını, Kürt ulusunun sömürge boyunduruğu altında tutulduğunu belirten Ulusoy, bu düzenin “mutlaka yıkılacağını, halk kitlelerinin bu düzeni yıkacağını ve bir komünist olarak bu kavgada yer almaktan gurur duyduğunu” belirtti. Ulusoy, bu düzenin alternatifinin sosyalizm olduğunu belirterek, pek çok yönüyle sosyalist düzeni anlattı.


MLKP doğru yolda



Tutsaklardan Seyfi Polat ise, “Bugün burada yargılanmak isteyen MLKP ve MLKP'nin temsil ettiği dünya görüşüdür” dedi. İstanbul Valisi Muammer Güler'in operasyonun ardından yaptığı konuşmaları hatırlatan Polat, geçmişte de Orhan Taşanlar, Necdet Menzir gibi polis şeflerinin aynı “bitirdik” yalanlarını savurduklarını anımsattı. “Anlaşılan polis şefleri, valiler her efsane yaratmak istediklerinde MLKP üzerinden bunu yapıyorlar. Adeta MLKP üzerinden yarışa tutuşmuşlar. MLKP bunun için doğru adrestir. Ve bu durum, MLKP'nin doğru yolda olduğunu göstermektedir.” dedi. Seyfi Polat, “Burada siyasi bir parti olarak MLKP'nin felsefesi, politik çizgisi, eylemleri yargılanıyor. Tabii ki MLKP de buna yanıtını verecektir. MLKP'nin savunmasını yapmaktan onur duyarız. Bu dava ile ilgili kararı tarih ve halkımız verecektir” diye konuştu.


Bayram Namaz ise konuşmasında F tipleri gerçeğine dikkat çekti. F tipleri açıldıktan sonra 300 kişinin uygulanan tecrit politikaları nedeniyle intihar ettiğini belirten Namaz, 50 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Son olarak 18 Ekim günü Edirne F Tipi Hapishanesi'nde tahliyesine sadece 3 ay kalmış olan adli tutuklu Mehmet Güçlü'nün intihar ettiğini ve yaşamını yitirdiğini söyledi. Bu ölümden başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Edirne F Tipi yöneticilerinin sorumlu olduğunu belirten Namaz, bu kişiler hakkında mahkemeye suç duyurusunda bulundu.



Savunmasız bir yargılama

“Sosyalist bir gazeteciyim” diyen gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) toplum ve basın üzerindeki baskısına dikkat çekti. 14 ay boyunca mahkemeye çıkarılmadıklarına işaret eden Çiçek, "Dosya üzerindeki gizlililik kararı nedeni ile savunmasız bir yargılama yapıldı" dedi. İşçiler ve tüm ezilenlerden yana yayın yaptıklarını belirten Özgür Radyo Genel Koordinatörü Füsun Erdoğan da iddianameyi incelemek ve savunma hazırlamak için ek süre talebinde bulundu.


Türk halk onurunu kardeşlik yükseltir


Komünistler dava dosyasına ilişkin bir savunma yapmazken, hakim karşısında yaptıkları konuşmalarda fikirlerini savunmaya devam ettiler.


Ali Hıdır Polat, duruşmanın görülmekte olduğu sürece dikkat çektiği konuşmasında sosyalizmi savundu. “Egemenler eliyle örgütlenen ulusalcı görünümlü ırkçı faşist gösteriler yapılmaktadır” diyen Polat sözlerine “ Bu gösteriler Türk Halkının onuru yükseltmiyor aksine zarar veriyor” şeklinde devam etti. “Halklar kardeşliği yükseltmelidir” dedi.


Polat duruşmalarının TKP'ye yönelik 1951 tevkifatlarının yıldönümüne gelmesine dikkat çektiği konuşmasında, “O günlerde işkenceye uğrayan, tutuklanan aydınların adı bugün hala yaşıyor” dedi. “Ruhi Su, Enver Gökçe, Ahmed Arif... Bu insanlar hala anılıyor, düşünceleri hala savunuluyor. Mihri Belli, Sevim Belli, Vedat Türkali o günlerden bu güne düşüncelerini savunmaya devam ediyorlar. Oysa tarih, onları yargılayanları çoktan sildi” diyen Polat, “Bu yargılamanın da geleceğe bakarak görülmesi gerekir” diyerek sözlerini noktaladı.


Bu dava ezen ve ezilenlerin tarihsel hesaplaşmasıdır


Tutsaklardan Arif Çelebi ve Ziya Ulusoy, savcının iddianameyi dayandırdığı “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek” iddiasını yanıtlayan iki dilekçe okudular. Tutsaklar, köhne, çürümüş “Anayasal” düzeni teşhir ederek, sosyalizm için savaşmanın onur olduğunu vurguladılar.


Konuşmasına, “Bir komünist ve ateistim. Kürt ulusuna mensubum, Aleviyim, anadilim Kürtçe” diye başlayan Arif Çelebi “Bir Kürt komünistim ama aynı zamanda Ermeni, Rum, Çingeneyim” dedi.


“Anayasal düzeni değiştirmekle suçlanıyorum. Hangi anayasal düzen bu?” sorusunu soran Çelebi, faşist rejimi ve kapitalist sistemi her yönüyle teşhir eden bir konuşma yaptı. 5 sayfalık konuşmasında “Kökleri bu topraklara dayanan halkları birbirine düşman eden egemenlerin düzeni değil mi? Ermenileri soykırıma uğratan, Kürtleri asimilasyon saldırısı ile soykırım saldırısı ile, Rumları yine soykırımla sindirilmeye çalışıldığı düzenden mi bahsediyor başsavcı” diyen Çelebi, düzenin tepeden tırnağa çürüdüğünü ve hakimlerin de çeteci olduğunu belirtti.

Şemdinli'den Hrant Dink cinayetine uzanan kontrgerilla zincirini teşhir eden Çelebi, bu düzende adaletin koca bir yalan olduğunu vurguladı. “Bay savcının savunduğu anayasal düzen işte budur. Başsavcının çabaları boşa, bu düzen iflas etmiştir, yıkılması kaçınılmazdır” dedi. Çelebi halkın temel sorunlarının çözümü için sosyalist bir düzenin gelmesi gerektiğini ve bu düzenin “halk konseylerine dayalı bir cumhuriyet” olacağını belirttikten sonra, “böyle bir düzen için savaşmak onurdur” diyerek, sosyalizmi savundu.


“Bu dava ezen ve ezilenlerin tarihsel hesaplaşmasıdır” tespitini yapan Çelebi, egemenlerin ezilenlerin her ayaklanmasını kanla, zorla bastırdığını belirten Çelebi, her defasında isyanların yeniden filizlendiğini söyledi. “Dadaloğlu'nun 'Dağlar bizimdir'i, Pir Sultan'ın 'Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan'ı nasıl yaşıyorsa, bu dava da sokaklarda sürüyor. Umut dimdik ayakta” diyen Çelebi konuşmasında sömürü düzenini, emperyalistlere kölece bağımlılığı, çeteci hakimleri teşhir etti.




Sahte deliller dosyadan çıkarılsın


Sanık avukatları adına hazırladıkları ortak dilekçeyi okuyan Avukat Özlem Gümüştaş, soruşturma sürecinde birbiriyle çelişkili karar ve uygulamalar olduğuna dikkat çekti. TMY'nin Küresel OHAL düzeninin Türkiye'deki yansıması olduğunu belirten, Gümüştaş TMY'yi teşhir etti. Gümüştaş, "Soruşturma hukuka uygun değil, ideolojik bir yaklaşımla yürütülmüştür" dedi. Sanıkların üzerine atılı suçların her hangi bir kanıta dayandırılmadığı, delillerin kendilerine verilmediği, bu nedenle savunma haklarının engellendiğini” belirten Gümüş, savunma için süre talebinde bulundu. Gümüştaş, sahte delillerin ve önceki yargılamalara ait kayıtların dosyadan çıkarılmasını istedi.


Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren Mahkeme Heyeti, savunma yapmaları için duruşmayı 28-29 Şubat 2008 tarihine erteledi. Mahkeme, dosyadaki tüm CD ve tutanakların da verilmesine karar verdi.


Davanın bitiminin ardından tutsak yakınları evlatlarını, yakınlarını zafer işaretleri ve “sizinle gurur duyuyoruz” sözleriyle uğurladı. Komünist tutsaklar, ring araçlarına bindirilirken “Umut dimdik ayakta” sloganını haykırdılar.


Aydınlardan destek

Araştırmacı-yazar Haluk Gerger, yazar Ragıp Zarakolu, sanatçı İkbal Kaynar, gazeteci Memik Horuz, TGDP Sözcüsü Necati Abay, Kayıplara Karşı Uluslararası Komite (ICAD) temsilcileri, Berlin Barosu'na kayıtlı bir grup avukat ve Berlin Irkçılık Karşıtı Platform sözcülerinin aralarında bulunduğu çok sayıda kişi ise gözlemci olarak, duruşma salonunda yerlerini aldı.

kaynak: ATILIM GAZETESİ
www.atilim.org

sodır
27.10.2007, 17:43
Umut Dimdik Ayakta

Değerli Yoldaş Arif Çelebi'ninde tespitinde belirttiği gibi bugün görülen bu mahkeme aynı zamanda “ ezen ve ezilenlerin tarihsel hesaplaşmasıdır” .

Parti tarihin her dönemini ak sayfalara yazmıştır.Ve her seferinde tarihi sorumluluğu gereği üzerine düşeni yapmış,Yenilgiyi,teslimiyeti kabul etmemiştir.Gerekirse son yapıcı kalana kadar bu kavga devam edecektir.

26 Ekimde Beşiktaşa davaya gidip yoldaşlarımızı; sevgisiyle,desteğiyle yalnız bırakmayan tüm aydın,sanatçı ve halkımıza teşekkür ederiz

Yapı hep oldu hep olacak,Umut hiç bitmez.Umut Dimdik Ayakta.

Yaşasın Kendini Halkına Adayanlar,
Yaşasın Umudun Bekçileri
Yaşasın Komünist Yapıcılar...

Sodır

D-e-v-r-i-m-c-i
27.10.2007, 18:27
diyarbakır ceza evine tutuklu olarak götürülen bir hükümlüye gardiyan kapıda derd ki...
:::sonunda büyük bir balık yakaladık....
hükümlü cevap verir....
:::dikkat et,büyük balıkların büyük kılçıkları olur....

sonuç,,,ertesi gün gardiyan meslekten istifa eder.ve der ki...
:::bu sözün sahibinin davası kutsaldır....
birgün muhakkak...davası kutsal olanlar kazanacaktır...

spartacus
27.10.2007, 19:53
Sevgili arkadaşlar daha sakin bir şekilde düşüncelerimizi ifade edebiliriz.
Birbirimizin fikirleri farklı olsada asıl olan yüz fikri yarıştırmak ve gelişim sağlamaktır. Eğer farklı düşünceleri sindiremiyorsak ortak bir paydada buluşmak söz konusu olamaz.
Konunun ikili polemeği dönüşmesi nedeniyle geçici bir süreyle kilitlemeyi uygun gördüm. Diğer katılımcıların söz hakkını ellerinden almamak adına kalıcı olarak kapatmıyorum.