Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahmet Taner Kişlali ölümünün 8.yili


melek24
21.10.2007, 19:55
AHMET TANER KIŞLALI ÖLÜMÜNÜN 8.YILI

ÇAĞDAŞ BİR BEYİN


Ahmet Taner Kışlalı'yı, Işık Kansu'nun kaleminden okuyalım. 'Sorumlu Öğretmen' başlıklı makaleden:

Zile, 1939. Adını Ahmet Taner koydular. Ziraat Bankası veznedarı Hüsnü Bey ile ilkokul öğretmeni Lütfiye Hanım'ın çocukları. O Lütfiye Hanım ki 16 yaşında Cumhuriyet öğretmeni olarak eğitim ateşini yoksul, yorgun Anadolu'ya taşıyor. Kemalci, Kuvvacı Mustafa Necati'nin 'Millet Mektepleri'nde kendinden yaşlı 'erkek' öğrencilere okuma yazma öğretiyor. Zile, Nizip ve Kilis'ten başlayıp Ankara'ya uzanan 44 yıllık uzun yürüyüşün ardından, bir Cumhuriyet Bayramı'nda, 29 Ekim 1994'te yaşama gözlerini yumduğunda, oğlu Ahmet Taner şöyle anıyor onu:

'Hep genç kalarak yaşlandı. Gerçek bir Kemalist devrimci gibi, kendini hep yenileyerek... çağını anlama çabası içinde torunları ile bile arkadaşlık kurmayı başararak...'

Annesinin kollarındayken, okullu olduğunda, 'a, be, ce'yi de ilk öğretmen annesinden öğrendi. Uysaldı. Sakinliği, 'muhallebi çocukluğu' gibi tanımlanamazdı asla. Daha ilkokuldayken Türkçe'yi ses şenliğine döndürürdü. Minik arkadaşları, 'Öyle öyküler anlatıyor ki derslerde, bize hiç laf düşmüyor' diye yakınırlardı.

Annesi ile babası, Mehmet Ali ile Mahmut'u İstanbul'a, Galatasaray Lisesi'ne göndermişlerdi. Ahmet Taner'in evin sıcaklığından uzaklaşmasına yürekleri elvermedi. Pek zayıftı, pek çocuksuydu da ondan. Kilis Ortaokulu'nda okudu. Delikanlılığın delifişekliğinde kardeşleri, arkadaşları dalaşırlardı birbirleriyle, ama onu kavga ederken hiç gören olmamıştı.

Kavgacılık ile savaşımcılığı birbirinden ayırt etmek gerek. Daha ortaokulda okulun düzenlediği tartışmalı toplantıların başta gelen önderlerindendi. Kabataş Lisesi'ndeki ateşli münazaralara da taşıyacaktı bu niteliğini.

Siyaset bilimcisi olmanın ilk ipuçları, ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı ile kendi geliştirdikleri 'devlet yönetimi' oyununda belirmişti. Elde makas, dil ucuna sürüldü mü koyulaşan mavi uçlu kurşunkalem, bir de saman kağıtlar. Oyunun altyapısı hazır. El becerisini de ekledin mi üzerine, al sana kağıttan kaymakam, garnizon komutanı, doktor, belediye reisi, banka müdürü, tarım müdürü, halk. Çocukluğun geniş düş dünyasına açılan oyun penceresi, 'gel keyfim gel' geçen doyumsuz saatler.

Lise bitti. Ver elini Ankara. O artık Mülkiyeli. Hem öğrencilik, hem gazetecilik bir arada gidiyor. Yeni Gün'de spor muhabirliği.

Galatasaraylı kardeşlerinin tersine Fenerbahçe'ye 'gık' dedirtmeyen ödünsüz taraftar. Olgunlaşma sürecinde derginin yazıişleri müdürlüğünü üstlenme.

Fransız bursuyla Sorbon'da doktora. Tez konusu, 1960 devrimi sonrası Türkiye'deki siyaset açısından ilgi çekici:

'Modern Türkiye'de Siyasi Güçler...'

Fransa'da Bordolu, ama 'Biz Türklerden' Nicole ile tanışma. Ahmet Taner'in insan sever, sıcakkanlı, sevgili eşi, kızları Dolunay ve Altınay'ın anneleri Nilgün. Yıllar sonra birlikte geçirdikleri trafik kazasında yitirdiği, Türk bayrağı ile gömülen Nilgün Kışlalı...

Sorbon sonrası önce Hacettepe Üniversitesi'nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başlama. Askerliğin ardından Hacettepe Üniversitesi'ne yapılan dönüş başvurusuna ret yanıtı. Ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı, 'İhsan Doğramacı istemedi dönmesini' diyor. 'Neden?' diye soruyoruz. Yanıtı çok kısa:

'Öğrencilerini demokrasi, özgürlük ve açıklık konularında teşvik etti. Ahmet, öğrencilerin üniversite içinde demokratikleşmesi akımının önderlerinden olmuştu. Doğramacı'ya bu fazla geldi.'

Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geçti. Çok mutluydu.

1971-77 arasında Yankı dergisinin belkemiği olduğunu söylemek abartı sayılmaz. O yıllarda yükselen toplumcu, devrimci, halkçı rüzgarı yakalayan dönemin 'Karaoğlan'ı, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in dikkatini çekiyor.

Yankı'da yazıları. 1977'de İzmir'den CHP milletvekili seçiliyor.

1978 başı. 11'ler Adalet Partisi'nden ayrılmış. Ecevit, hükümet kuracak besbelli.

Altan Öymen CHP Grup Başkanvekili. 'Laci'leri önceden çekmiş olanlar sıram sıram. Öymen'e görünenler, hatırlatmada bulunanlar çoğunlukta.

Ahmet Taner Kışlalı ise ortada gözükmüyor hiç. Ecevit, Öymen'e Ahmet Taner Kışlalı'yı Kültür Bakanı yapacağını açıklıyor. Öymen haberi bildirecek, ama bulabilene aşk olsun. Sonunda bulunuyor da, Altan Öymen, Kışlalı'ya Kültür Bakanı olduğunu ancak arabasında söyleyebiliyor:

'Kültür Bakanı olacağını kendisine açıkladığımda yüzünde sevincin işaretlerini görememiştim. Yalnızca gözlerinde önemli bir sorumluluk yüklendiğinin bilincine varan ışıltının çaktığını gözlemiştim.'

Bakanlık görevinin hakkını vermişti. O dönemin gençleri, o güne değin itilen kakılan yazarları, kimi gruplarca küçümsenen değerleri kucaklayan Kültür Bakanlığı'nca çıkarılan dergiyi anımsarlar:

'Ulusal Kültür'.

12 Eylül. Baskının adı. Özal'lı yıllar. 'Değişim' aldatmacasıyla karışık karşıdevrimin, yozlaşmanın adı.

Ahmet Taner Kışlalı, Ankara İletişim Fakültesi öğretim üyesi. Bilime, öğrencilere adanan yıllar. Savunduğu düşüncelere karşıt görüşleri ileri süren, bunu bir tutarlı çerçevede dile getiren öğrencilere en yüksek notu veren hoşgörülü, sonuna dek demokrat öğretmen. Eşini trafik kazasında yitirdiği günün ertesinde, kolu sarılı derse giren sorumlu öğretmen...

1991 sonu. Cumhuriyet gazetesinde yazarlığa başlama:

'Haftaya Bakış'.

Başta Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere birçok cumhuriyetçi demokratik kitle örgütünün Anadolu'nun yüzlerce köşesinde düzenledikleri toplantılarda konuşmalarla 'ulusalcı, laik, Atatürkçü' güçlere özgüven aşılama... Halka, Kemalizmin, Atatürkçülüğün bir doğma değil, bir sürekli devrimcilik olduğunu usanmadan anlatma çabası. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı...

Nisan 1997'de ikinci eşi Nilüfer Kışlalı ile evlilik. 22 Eylül 1999'da Nilhan Nur'un doğumu.

Çayyolu Engürü Sitesi. 21 Ekim 1999:

Saat 09.28. Cumhuriyet gazetesine 'Kınıyorum' başlıklı yazısını faksladı.

Saat 09.35.

Eşi Nilüfer Kışlalı ve minik bebeğini kente indirecek, sonra derse girecek. 'Nilüfer' dedi, 'Ben arabayı ısıtayım. İki-üç dakika sonra gelirsiniz.' Evden çıktı.

Saat 09.40!

Nilüfer Kışlalı, 'Çok neşeli bir sabahındaydı' dedi...

ilker_che
21.10.2007, 20:06
ahmet taner kıslalı yı sayenizde bir kez daha saygıyla anıyorum...
kıslalı ne bir ilk ne de bir son...kıslalı gibi mumcu gibi değerli aydın insanlar öldürülerek yalaka korkak insanların önünü actılar.ama bu insanlar diğerleri gibi baskalarının piyonu olarak değil gercek birer aydın ve düşünür olarak hafızalarda kalıcaklar...

alenya
21.10.2007, 20:08
nur içinde yatsın.sayın kışlalı gibi aydınlar kolay yetişmiyor.kışlalı ölmeden önce cumhuriyet gazetesinde türbanla ilgili bir yazı yazmıştı.ve akit gazetesi tarafından hedef olarak gösterilmişti.sayın kışlanının resmi üstüne çarpı atılmıştı ve yuhh pişkin zorba yazılmıştı.ayrıca zorba kemalist gemi azıya aldı halkı köpeğe benzetti diye yorumlar yaparak katli vaciptir msjı vermişti.suikastten sonra aynı gazete şeriata övgü başlığıyla cenazeye katılanlar için mollalar irana diye böğüren kalabalık olarak isimlendirmişti.işte böyle akbaba sürüsüne hedef gösterilen aydınlarımızdan biriydi kışlalı.ilk değildi sonda olmıyacak.şu bir gercektirki bu zihniyet düşünen adamı sevmiyor.
inadına düşünüyorum,inadına varım.

DersimBurak
21.10.2007, 20:15
Bir cok aydin insanimiz gibi, susturulmus sanilan ancak icimizdeki sesi hic susmayan, degerli, aydin insanimiz nur icinde yatsin.

rynart
21.10.2007, 20:29
yaşaınmı hayatı yoğunluğuna yayaşacaksın diyor şair bir dizesinde... Ahmet Taner Kışlalı böyle bir insandı... yaşamaktan çok yaşatmak istiyordu, bildiklerini öğretmek örenmek isteyenlerle kucaklaşmaktan buyuz haz duyan bir yazardı... adam gibi adamdı.. her zaman yaptıkları gibi istemediler, aydınlatılmasını bu ulkede insanların.. bitiremediler yinede aydınlık Türkiyenin çocuklarını, bitiremeyecekler...
Mekanın cennet olsun, Ahmet Agabey...

alevi_che
21.10.2007, 20:41
Ahmet Taner Kışlalı çok değerli bir aydınımızdı.Evrensel görüşleri her zaman yol gösterici olmuştu.Engin bir kişilikti...

Gerici zihniyetlerin hedefi haline gelmişti.Bu zihniyetler asla doğruyu ve gerçeği savunanlardan yana olmadı.Olamazda.Her zaman düşünceleri karanlıktır...

Ahmet Taner Kışlalı yı saygıyla anıyoruz...

melek24
21.10.2007, 21:52
Sekiz yıl önce bugün aracına konulan bir bomba ile katledilen gazetemiz yazarı, eski Kültür Bakanı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, bugün yapılacak referandum nedeniyle yarın düzenlenecek törenlerle anılacak. Kışlalı anısına, evinin önünde, Ahmet Taner Kışlalı Parkı'nda, gömütü başında, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde ve Çayyolu Tiyatrosu'nda törenler düzenlenecek.

Kışlalı'nın aracına bomba yerleştiren ve cinayetin kilit ismi olan Oğuz Demir halen yakalanamadı. Demir'in İran'a kaçtığı belirlenirken cinayetle ilgili tüm bulguların işaret ettiği 'Tahran düğümü' ise bir türlü çözülemedi. Kışlalı suikastının da aralarında bulunduğu cinayetlerden hüküm giyenlerin büyük çoğunluğu AKP tarafından çıkarılan Eve Dönüş Yasası'yla tahliye edildi

Zemheri*
21.10.2007, 22:40
Türkiye'de yazan,düşünen,öğrenen ve öğreten bir çok insan gibi oldu ayrılışı saygıyla anıyoruz...

vidal
21.10.2007, 23:30
hz ali bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum diyor bunlar 29 harf öğreteni öldürüyor

xraymen65
21.10.2007, 23:42
Bahriye Üçok,Uğur mumcu ,Ahmet Taner Kışlalı ve Sivasta 37 canımız gibi nice Devrimci,yurtsever,laik insanlarımızı katleden gerici zihniyet halen etkisini devam ettirmektdir. Şuna inancım sonsuzdurki, onlar ne kadar güçlenirse güçlensinler, Mustafa Kemal'in açtığı uygarlık yolunu asla kapatamayacaklardır.

chatlakalper
24.10.2007, 20:47
Selamlar olsun M.Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti için ölen devrimci şehitlere ve aydınlara.