Orijinalini görmek için tıklayınız : Aklin Ve Vİcdanin Sesİnİ Dİnleyİn!!!!


karyatit
27.10.2007, 14:34
Aklın ve vicdanın sesini dinleyin
Fatih Polat-Ozan Sürücü
EVRENSEL

Aydınlar ve sanatçılar, Türkiye’nin iç savaşa doğru sürüklenmesi girişimlerine karşı çağrı yaptı
Çatışmalı ortam ve sınır ötesi operasyon hazırlıkları sürerken, ülkücü grupların başı çektiği eylemlerin ülkeyi bir Türk ve Kürt çatışmasına sürükleyebileceği endişesi sıkça dile getirilirken, aydınlar ve sanatçılar “Bu cinnete dur diyelim” çağrısı yaptı.
Aralarında Mehmet Ali Alabora, Adalet Ağaoğlu, Aydın Çubukçu, Sennur Sezer, Ece Temelkuran, Berat Günçıkan, Ertuğrul Kürkçü, Dr. Tarık Ziya Ekinci, Nuray Mert, Oya Baydar, Halil Ergun, Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Ercan Karakaş, Taner Öngür, Pelin Batu, Halil Ergün, İpek Çalışlar, Zeynep Tanbay gibi isimlerin de bulunduğu aydınlar, dün Taksim Hill Otel’de düzenledikleri basın toplantısında, 3 Kasım’da KESK, TMMOB ve TTB tarafından Ankara’da düzenlenecek olan “Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi Bir Türkiye” mitingine katılım çağrısı yaptılar.
Daha önce bu örgütlerin, demokratik bir anayasa için taleplerini dile getirmek üzere düzenlemeyi planladıkları bu miting, etkisi Türkiye’nin sokaklarına kadar yansımaya başlayan çatışma, asker ölümleri ve sınır ötesi operasyon tartışmalarıyla birlikte “barış” talebini de içerecek biçimde genişletildi. Basın toplantısına katılan aydınlar, içinden geçilen sürecin Türkiye’nin iç barışını bozacak özellikler taşıdığı uyarısını yaparak, halkları karşı karşıya getirebilecek olan kışkırtmalara karşı “Aklın ve vicdanın sesine kulak verilim” dediler.
Silahlar gömülmeli
Mitinge çağrı yapan aydınlar adına ilk açıklamayı yapan Şair Orhan Alkaya, Türkiye’nin önemli bir tarihsel eşikte olduğunu hatırlattı. AKP’nin yürüttüğü anayasa tartışmalarının da 1982 Anayasası’ndan kopuş niteliği taşımadığını belirten Alkaya, bu tartışmanın diğer cephesinde bulunan milliyetçi-otoriter güçlerin de özgürlük, eşitlik ve demokrasi yönünde talepleri olmadığını, neo-liberal politikalara itiraz etmediklerini ifade etti. Aydın ve sanatçılar olarak anayasa tartışmalarının özgür, demokratik ve eşitlikçi bir Türkiye hedefine hizmet etmesini istediklerini kaydeden Alkaya, “Her gün yeni ölüm haberlerinin geldiği, şiddet sarmalının düğmeye basılmışçasına tırmandırıldığı bir süreçten geçiyoruz. Milliyetçi hezeyanların, militarist çığlıkların sürekli yükseltildiği bir ortamda savaşçı dayatmalara karşı çıkmadan ‘sivil anayasa’ hedefinden söz etmek ironiden başka bir şey olamaz” dedi. Toplumsal barışın özgürlükçü, eşitlikçi ve çoğulcu bir temelde tesisi ve anayasa tartışmalarının buna katkı sağlaması için silahların gömülmesi ve savaş hazırlıklarına son verilmesi gerektiğini ifade eden Alkaya, tüm yurttaşları yan yana yürümeye çağırdı.
Daha güzel bir Türkiye
Toplantının çağırıcılarından KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul da, bu miting çağrısını yapmalarının ardından son günlerde yaşanan olayların gündeme geldiğini belirterek, mitingin her zamankinden daha önemli bir hale geldiğini söyledi. Tombul, mitingde, silahların konuşmadığı bir ortamda, halkların bir arada, kardeşçe yaşama iradesini ortaya koyacağını belirtti.
Koşullar ne olursa olsun
Toplantıda söz alan TTB Başkanı Geçcay Gürsoy ise yaşanan gelişmelerin sokakta acıyı yansıtma biçimi olarak, toplumun duyarlılıklarını istismar etme şekline büründüğüne dikkat çekti. Sokakta acıların adeta bozkurt işaretinin gölgesinde ifade edilmeye başlandığını söyleyen Gürsoy, bu mitingle acıların savaş ve şiddet karşıtı, bir arada kardeşçe yaşama duygularını dile getiren bir üslupla sokağa taşımak istediklerini kaydetti. “Türkiye bu şiddet ortamına daha fazla tahammül edemez” diyen Gürsoy, TTB’nin de bir hekim örgütü olarak sonuna kadar savaşsız, kardeşçe yaşayan bir toplumun inşası için, koşullar ne olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.
Cinnet ortamı
‘82 Anayasası zihniyetinin aynen muhafaza edildiğini söyleyen Yazar Adalet Ağaoğlu da haklı olan acıların birdenbire Türk-Kürt bölünmesine yol açabilecek bir biçimde hızla ilerlemekte olduğuna dikkat çekti. Çatışmalar, şehit cenazeleri derken ülkenin önünde büyük bir nefrete varan, toplumun içinde ikiye bölünmeye yol açacak bir hava esmekte olduğunu söyleyen Ağaoğlu, “Burada milliyetçi otoriter güçlere karşı, bizim yani toplumun içindeki sivil kurum ve bireyler olarak sesimizi sık sık yükseltmemiz gerekiyor. Birbirimize düşmeye karşı, bir ses olmaya her zamankinden fazla bugün ihtiyacımız var” diye konuştu.
Anayasa ikinci planda kaldı
Barış girişiminin de sözcülerinden olan Oya Baydar ise özgürlükçü ve eşitlikçi bir anayasa tartışmasının silahların gölgesinde, ülkenin gerçekten bir iç savaşa doğru sürüklenmekte olduğu bir dönemde çok zor olduğunu belirtti. Baydar, “Türkiye yıllardır süren bir hazırlığın sonunda, bilinçli bir şekilde psikolojik savaş yöntemleri ile bir cinnet ortamına sokulmuştur. Bugün sokaklardaki gencecik insanlar bu cinnet ortamında kullanılmak isteniyor. Türk, Kürt, Ermeni, kim olursa olsun ölen ve öldürülen çocuklarımız kadar, sokaklarda, insanlar kin ve nefret besleyen çocuklarımız da kurbandır. Onun için önümüzdeki günlerde belki de en önemli mücadele alanımız, Türkiye’yi bu ortamdan çıkartabilmek için yeniden insanın ve vicdanın sesini duyurmak olmalıdır” diye konuştu.
Provokatörlere karşı
3 Kasım’da Ankara’da yapılacak olan mitingi çok önemsediğini belirterek sözlerine başlayan Tarık Ziya Ekinci, kendini Türkiye’nin sahibi sanan provokatörlere karşı demokrasiden, kardeşlikten ve eşitlikten yana insanlara büyük görevler düştüğünü söyledi. Son dönem yaratılan havaya karşı insan haklarından yana, barış isteyen kesimlerden hiçbir ses çıkmadığını ve böyle kesimler hiç yokmuş gibi davranıldığını belirten Ekinci, “Provokatörlere ve ülkeyi maceraya sürüklemeye çalışanlara karşı, güçlü bir ses çıkaralım” diye konuştu.
Emeğin sesi susturulmaya çalışılıyor
12 Eylül rejiminin barışın ve emeğin sesini susturmaya çalıştığını ifade eden Şair Sennur Sezer, “Bugün de sokaktaki sesler, emeğinin hakkını isteyenlerin sesini susturmak için kullanılmaya çalışılıyor. Telekom işçileri bugün ‘Mehmetçiği arkadan vurmak’la suçlanıyor” dedi. Sezer, barışın sesini yükseltmek için 3 Kasım’da herkesi Ankara’ya çağırdı. (İstanbul/EVRENSEL)
Ankara’da buluşalım

Berat Günçıkan: Savaş karşıtı olan, barıştan yana olan herkesin 3 Kasım’da Ankara’da olması gerektiğini düşünüyorum. Medya tarafından da beslenerek yaratılan ortam ve savaş çığırtkanlığının ortadan kalkması gerekiyor. Ben şehrin merkezi olan Moda’da oturuyorum. Orada 13 askerin öldürüldüğü akşam, gece 23.00’te ses araçları ile dolaşılarak, ertesi gün Kadıköy’deki mitinge yapılan çağrıyı duyduğumda, aklıma Nazi Almanya’sı geldi. Savaşı isteyenlerin karşısına barıştan yana bir ses koyabilmek için 3 Kasım’da Ankara’da buluşalım.
3 Kasım gösterge olacak

Mehmet Ali Alabora: Türkiye son dönem barışı ve sivilleşmeyi konuşmaya başlamıştı. Tam bunlar olurken bir anda şiddet, son sürat kendini göstermeye başladı. Bu şiddetin sahibi ve körükleyicisi olan herkes, bunun dinmesi için çalışmak zorunda. Bir taraftan Türkiye’de başka türlü bir tartışma ve barış ortamı olabilecekken, şiddeti öne sürerek anayasanın da bu ortam içinde tartışılması, hatta hiç tartışılmaması sağlanmaya çalışılıyor. Ve ülkenin gelecek 20-30 yılını etkileyecek olan tartışma, bu vesile ile oldubittiye getirilmeye çalışılıyor. 3 Kasım anayasa ile birlikte sivil ve barışçı Türkiye için de bir özlemin göstergesi olacak.