Orijinalini görmek için tıklayınız : türkiye,de dul kadın olmak...
RoJbiN_DiLaN 04.11.2007, 23:53 Kimse, boşanmak için evlenmez. Bir evlilik, sonuçta tek taraflı da yürümez. Sonuçta, insanlar evli kalmak zorunda değil. Kaldı ki, bir de, ölüm gibi bir olguda var. Çok sevdiğiniz eşinizi, bir bakmışsınız yitirebiliyorsunuz. Sonuçta, bu zorlu yaşam koşullarında dul kalabiliyorsunuz.
Dul olmak, kadınlar için elbette, erkeklerden daha zor. Çünkü, genelde erkeklerin, maddi bir dayanağı oluyor. Kadınlar öyle mi ya? Dul kalınca, bir meslek sahibi olmayan kadınlar, anne ve babalarının yanında yaşamaya başlıyorlar. Ama, o evden çıkan kız gitmiştir artık. Baba ocağına, dul bir kadın olarak dönülmüştür.
Meslek sahibi olan kadınlar için bile, dul kadın olmak zordur. Sanki, ülkemizde dul kadın olunca, hafif bir kadın yaftası yapıştırılır. Sanki, dul kadın olunca, kolay elde edilen bir kadın olunur. Kadınlar için, bu ne denli büyük haksızlıktır!.. Dul kadının sevmeye, sevilmeye gereksinimi yok mudur? Vardır!.. Dul kadının, cinselliğe gereksinimi yok mudur? Vardır!.. Ama, dul kadın kendine yeni bir erkek arkadaş bulursa, eski kocası peşine düşer, rahatsız eder. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde, eski eşine zorbalık uygulayan, erkek haberleriyle doludur.
Örneğin, 32 yaşında, bir kadının kocası ölmüş. 2 tane çocuğu var. Kocasının tarafı, elbette çocuklara ve kadına sahip çıkmak ister. Ama daha, bu kadın henüz 32 yaşında. Bu kadının, cinselliğe gereksinimi yok mu? Var, ama kendine bir sevgili bulursa, kötü kadın olur, yakınları dışlar. Öte yandan, çocuklar büyüyünce, annesinin, başka bir erkekle birlikte olmasını kabullenemez. Deyim yerindeyse, arıza çıkarırlar.
Mahallede dul kadın, kendine, bir erkek arkadaş bulursa, mahallenin erkekleri, birden namus bekçisi kesilir. O ahlak bekçisi kesilen erkeklerin, büyük kısmı, o dul kadınla birlikte olmak isterlerde ondan. Bu bir eğitim ve kültür sorunudur. Cinsellik konusunda, yanlış yönlendirdiler bizi. Cinselliği ayıp, tabu sayn bir zihniyet, hala ne yazık ki var.İnsanların, özel yaşamlarına saygı göstermemek, ne yazık ki, hala toplumumuzda hala var. Erkek egemen, bir toplum ne yazık ki , hala hüküm sürüyor. Kadınlara karşı, negatif ayrımcılık son bulmalıdır.
Eğer, bunlar son bulursa, inanın erkeklerin de yararınadır. Çünkü, diyelim bir erkek, bir kadından çok hoşlanıyor. Kadına , eğer duygularını açarsa, kadınların çoğu aşırı tepki gösterir. Niye? Bütün erkeklerin aynı olduğu yönünde, b ir genelleme yapmaları. Çünkü, erkeklere güvenmiyorlar. Oysa, kadın ve erkeklerin eşit olduğu bir toplumda, insanlar duygularını ve gönül ilişkilerini özgürce yaşayabilrler!..
(alıntı.)
Türkiyede dul olmak anlatılmaz yaşanır zorluktur genç yaşlı demeksizin işverenin ev sahibinin bakkalın karşılaştıgı her erkegin elde edebileceği hazır biridir(onlara göre) Hatta kendi hemcinslerinin bile korkulu rüyasıdır...
Ama bilinmelidirki dul kadın cesur ayakta kalmasını başaran hayata ve basit düşünceli insanlara boyun eğmeyen güçlü KADINDIR
halitseyfi 04.11.2007, 23:59 [ Ama bilinmelidirki dul kadın cesur ayakta kalmasını başaran hayata ve basit düşünceli insanlara boyun eğmeyen güçlü KADINDIR[/B][/SIZE][/COLOR]
Çok doğru can
Hayatı tek başına karşılayan, sorunları herşeye rağmen çözen, direnen bir güç.
Saygı duyulması gereken bir güç.
Türkiyede kadın olmak zor
dul olmağı düşünemiyorum bile
güzel bir konu dilancım.herzamanki gibi gene sosyal bir yaraya parmak basmışsın.bayan olarak yaşamanın zor olduğu bir ülkede dul olarak yaşamak daha zordur.sanki erkek kadının koruyucusu gibi empoze edilmiş bi toplumda dul kadın yada yanlız kadın olarak ayakta durmak ve kendini ispat etmek zorunda kalıyor hemcinslerimiz.ama kadın doğası gereği erkekten daha güçlüdür.her zorluktan güclenerek çıkar.
D-e-v-r-i-m-c-i 05.11.2007, 00:38 Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede insan olmak zorken kadın olmak ap ayrı bir olgu.hadi bir tarihe bakalım.açık olmak lazım çünkü hepimizin bu konuda bilinçlenmesi lazım.ilkel kabile toplumunda kadın tek egemendi.kabileden istediği erkekle yatabilir,sevdiği çocuklar onun tebasına girer sevmediklerini herhangi bir erkeğe verirdi.mal mülk kadınındı ve öldüğünde o miras o anki tebâsında bulunan çocuklarına bırakılırdı.sonra avcılık ve tarım dönemi başladı.bu ağır işleri yapamayan kadın liderliği de erkeğe bıraktı.bundan sonra kadın ezilen statüsüne girmeye başladı.erkeğinin yatağını bazen 2 bazen 3,4 veya daha fazla kadınla paylaşmak zorunda kaldı.insiyatif erkeğin eline geçince fuhuş baş gösterdi.öyle ki Roma da bir kadının hangi ünlü sülaleden olduğu sorulmaz hangi genel evin kadını ve ya kaç erkeğinin olduğu sorulurdu.bu dönemde takdir bulan şey buydu.alenen yapılırdı bu.faytona binen kadının önünde faytonu çeken atlar,bir yanında randevu evinde çalışan kızları,bir yanında o randevuyu koruyan homoseksüel erkekler ve faytondaki kadın halka altın dağıtır reklamını yapardı.devlet yasaları da bunları korurdu.tam detaya girmeyeceğim ama asil kadınlar bu hakları elde edebilmek için çoğu kocasını zehirlemiştir.bunlar kaynaklardan bulunulabilir.ardından bu durum katoliklerin ruhani liderini rahatsız etmiş ve sanırım 3 leon döneminde çok ağır yasalarla kadının sözüm ona hakları elinden alınmıştır.bu esnada doğu ülkelerinde kadın canlı canlı gömülmektedir.kudüste kadın başkasına verildiği zaman toprak hakkı erkeğine geçerdi.bu durumun olmaması için ensest ilişkilere bile gidilmiştir.hatta o dönemin ünlü bir cümlesi vardır kudüste ""meyvadar ol,ilave et""diye.biraz kuzeye doğru geldiğimizde kürtler ve türklere ulaşırız.islamiyetten önce kadına çok büyük değer veren türkler islamiyetin gelmesi ve yanlış yorumlanması ve bazı ayetlerin de yanlış anlaşılmaya meilli olmasından dolayı kadın inanılmaz şiddetlere maruz kalmış ve haklı yerini bir türlü bulamamıştır.kürtlere baktığımızda kadına büyük saygı görmekteyiz.öyle ki taptıkları bir çok kutsalları kadındır ,,anu ve iştar gibi.bugün hala kürt toplumunda kadın belli bir yaşa geldiğinde (ama malesef belli bir yaşa geldiğinde) odaya girer cemaatin başına gelir tabakasını çıkarır sigarasını yakar ve o cemaatin hamisidir.elbette ki islamiyetin bazı yönleri buraları da vurmuştur.avrupanın orta çağı kadın için de tam bir karanlık çağ olmuştur.ta ki protestanlık mezhebinin oluşumuna kadar.aslında bu oluşumda martin luther in en büyük destekçileri fuhuşa zorlanan kadınlardır.çünkü katolik ve ortodoks mezhepleri kadını tamamen kıskaçlarına almışlardır.mevzu hz isanın söylemediği sözler,hz ademin cennetten kovulmasının tek gerekçesi ve aslında tüm günahların gizli prensesi.....evet arkadaşlar türkiye de kadın olmak....??...süreci gördük.kadınlar üzerinde çok araştırma yaptım.ve şu kadarını diyebilirim ki döngü devam ediyor kadınlarımız...bir gün mutlaka kazanacaksınız.eskiden ilk okula bile gönderilmeyen kadın bu gün üniversiteye gönderiliyor.şimdi muhalefeten hemen"""vay efendim hala istenilir düzeyde değil""" demeyin.bende o zaman 10 yıl kadar öncesine gitmenizi öneririm.sadece iyimser olalım.herşey bir kıvılcımla başlar zaten unutmayın.sosyal hayatta daha çok görür olduk.örneğin 7 yıl öncesine kadar araba kullanan kadın görmek çok azdı.ama bugün hangi ile gitsem direksiyonların başında kadın görüyorum.hatta en yobaz illerde bile.ilerici ve aydın kadınlar yani siz değerli aleviforum üyeleri,yani siz üniversitedeki kızlarımız,yani siz şirket yöneticiler evet siz kurtaracaksınız evden çıkarılmasına müsade edilmeyen kızlarımızı.siz çıkaracaksınız o giydikleri çulları.toplumsal değerleri ve normları kırmak zordur bilirim.ama siz bunu tarihte başardınız.yine başarabilirsiniz.evet Türkiye'de kadın olmak...inanınız sizi teselli etmeyeceğim.....hele dul olmak...bereketin simgesi analarımız,kadınlarımız,kızlarımız.....sizin yeriniz burası değil...ben yine de umutluyum....kadınların sadece kadınlar gününde değil hergün akıllarda şiar olduğu zamanların temennisiyle.....hoşçakalın.....sofrada yeri öküzümüzden sonra gelen ama o öküzü kendi besleyen,,,,evin dış kapı mandalı görevini gören ama dişi kuşun yaptığı yuvanız...bir gün nazım hikmeti sevindireceğiniz umuduyla....
sahrut75yagmur 05.11.2007, 01:19 Türkiyede dul olmak anlatılmaz yaşanır zorluktur...
Ama bilinmelidir ki dul kadın cesur ayakta kalmasını başaran hayata ve basit düşünceli insanlara boyun eğmeyen güçlü KADINDIR...
Bence de...
Güçlü kadın yanlız kadın olmasın da...Bu basitliğin içinde...
Hayat zor...İnsanlar maskeli...Kadınlar toplumda erkekten bu kadar sayıca üstünken....Kendimizi kıran yine kadın...
Saygılarımla.
evt gerçekten çok güzel bi konu seçmişsin sevgili dilan-7670. Türkiye de dul olarak yaşayan kadınlar öncelikle haytlarını kendileri için değil toplumdaki insanlar için yaşıyorlar. Kocasıyla birlikte yaşadığı şeyleri kocasından ayrıldıktan sonra veya kocası öldükten sonra ''alem ne der'' düşüncesiyle yaşayamadıklarını ben canlı olarak görüyorum. İnsan dünyaya bir kere geliyor ve hayatı ister eşli ister eşsiz doya doya yaşamak ister. ama maalesef toplumdaki dul kadınların hayatı doya doya yaşamaya nedense hakları yok.
evet,devrimci arkadaşımızın bahsettiği gibi,ilkel kabile toplumları ana-erkil toplumlardı ve o günün geçim kaynaklarının kadının iş gücüne dayanması onu egemen kılıyor ve bir kadın,bir kaç erkekle evlenebiliyordu.sonradan gelişen geçim kaynaklarının kadının iş gücüne uygun düşmüyor olması onun egemenliğinide elinden almıştır.aslında her ne olursa olsun,ister ana-erkil,isterse ata-erkil toplumlarda ''cins egemenliğine dayalı toplum'' ve ''cins egemenliğine dayalı aile yaşantısı'' her ikiside yanlış ve sonuçta egemen olmayan cinsin egemen olana göre,ezildiği ve/ve ya değersiz ya da daha az değerli olarak görüldüğü bir toplum anlayışını ifade eder.
ben günümümüz koşullarında, kadına mevcut bakış açısının temel dayanağı olan din olgusuna değinmeden bu konuyu geçemeyeceğim.evet arkadaşlar maalesef tanrılar bile kadınları ikinci sınıf cins olarak görüyor,daha doğrusu dinlerin doğuşundan itibaren, tanrıları kendi çıkar ilişkileri doğrultusunda zihinlerde var eden düşünce.her ne kadar,bütün dinler afyon olsada özellikle islamiyet insani değer ve olguları en çok yok eden dindir.burada kesinlikle yanlış anlaşılmasın,benim herkesin dinsel inancına saygım var.ancak,bazı gerçekleride görmek gerektiği kanısındayım.bunda mevcut dinlerin ortaya çıktığı dönemlerde yaşam tarzı olarak sahip olma ve toprak mülkiyetinin egemen olmasındada payının büyük olduğu bir gerçektir.daha çok göçebe toplumların dinsel inancı olan,şamanizm,zerdüştlük gibi dinlerde kadına verilen değerin islamiyete göre daha değerli olduğunu görürüz.öyleki,islamiyet bir erkeğe 4 kadınla evlenme ve hatta harem kurma hakkı tanırken,kadına sadece erkeğine köle olma hakkı tanımaktadır.üstelik namus anlayışını kara çarşafa,çula ,çaputa bağlayarak bu köleliğide ebedi kılmayı amaçlamaktadır.şimdi bazı arkadaşlar,şunu diyecektir islamiyetin,kız çocuklarını diri diri gömülmekten kurtardığını söyleyecektir.ama,birde şunuda görmek lazım;evet diri diri gömülmekten kurtarmıştır,ancak onlarada köleliği dayatmıştır.
bu günkü kadına bakış açısının kaynağı dinsel inançlara dayanmaktadır.köleci toplumdan itibaren bu böyledir.dul kadınlar içinse durum çok daha zordur.çünkü,bir toplumu oluşturan bireylerin büyük çoğunluğunun ''namus '' kavramını,her şeyden önce insan olan,bir bayanın bedeninin belkide milyonda biri olan,bir nesnenin var olup var olmadığına bağlamasıdır.bu nedenle bir insana sanki bir eşyaymış gibi ''az kullanılmış'' ve ya ''çok kullanılmış'' tarzında insanlık dışı ve tamamen saçma olan bir anlayış etkisini hala büyük oranda sürdürmektedir.bazı uçkur budalası erkeklerin mahallelerinde yaşayan ve ya bir ortamda karşılarına çıkan dul bayanlardan faydalanmak istemesinin,nedeni gene insanların kafasında yer eden,namuslu olmayı iki bacak arasına bağlayan saçma sapan ''namus'' anlayışıdır ve hayat kadınları bile bu şekilde namus anlayışına sahip,çoğu insandan çok daha namusludur.
burda yapılması gereken,yanlışların üzerine gitmek ve doğru olan düşüncenin sonuna kadar savunulması ve taviz verilmemesi gerekir.özellikle dul kadınların yaşamın her alanında direnç gösterip,yaşam mücadelesini sürdürmesi ve her şeyden önce var olmak,ayakta durmak için çaba sarfetmesi gerekir.
Evet bu konuda insanlar tarafından olgunlukla karşılanmalı bence.
Hiçbir dul bayana açık kapı!!!!!gözü ile asla bakılmamalı çünkü bunun vebali gerçektende verilemez asla.
Bir bayanın evliliği sürmemiş olabilir,kocası vefat etmiş olabilir ama bu demek değildir ki bu bayan namus duygusunu da yitirmiş.
Olgun bir insan,erkek ya da bayan olsun hiç fark etmez,yakınındaki zor durumda olan bir insana bu gözle bakmak yerine,ona karşı yardımcı olmayı tercih etmeli.
bu konuya yorum yazdım ancak,konuyu açan dilan_ 7670 adlı üyenin kendi yorumu adına yazdığı yazıda ''Türki yede dul olmak anlatılmaz yaşanır zorluktur genç yaşlı demeksizin işverenin ev sahibinin bakkalın karşılaştıgı her erkegin elde edebileceği hazır biridir(onlara göre) Hatta kendi hemcinslerinin bile korkulu rüyasıdır...
Ama bilinmelidirki dul kadın cesur ayakta kalmasını başaran hayata ve basit düşünceli insanlara boyun eğmeyen güçlü KADINDIR'',bir başka yerden kopyalanmıştır.işte linki burda http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=42218 başka bir insana ait olan düşünceyi kendi düşüncesiymiş gibi yansıtmak çok büyük bir yanlış ve aynı zamanda etik kurallara aykırıdır. bu yüzden konuyu kazana atıyorum. kopya çekmek konusunda gösterdiğimiz onca iyi niyete ve yaptığımız bütün iyi niyetli uyarılara karşın,bazı üyelerimizde değişen bir şey olmamıştır.
kadınların sorunlarını yansıtmaya çalışan insanlar,toplumsal yaralara değinmek isteyen insanlar,her şeyden önce kendileri yanlış yapmamalıdır ve kendi düşüncesini ortaya koyma zahmetinide göstermelidir.üyelerimizden gelen şikayeler üzerine bu topiği kontrol ettim ve yaptığım araştırmada tamamının kopyala- yapıştır tespit ettim.
eğerki bir ülkede kadın haklarını savunduğunu iddia eden,bir insan kendi düşüncesini beyan etmekten acizse ve her açtığı topikte kolaycılığa kaçıyorsa,bu ülkede daha kadınlar çok aciz kalacak,çok ezilecek demektir.
bir insan onlarca kez yapılan uyarıları dikkate almıyorsa,bu yazdığı forumu ve uyarı yapanları önemsemiyor demektir.
|
|