Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürtçeyi Yasaklamam hataydı


Serhatlı
07.11.2007, 14:47
Selam son günlerde moda bu geçmişden bahsedenler veya şimdi tavsiye verenler nedense hep bu ülkenin en üst seviyesindekiler ayrıca birşey daha konuşulanlar hep havada kalıyor bunla ilgili 2 yazı birden vermek istedim onun için yazıları kısalttım detaylı okuyup görmek(burda bile hala kürtçenin yasak olmadığını beyan eden habersizler var yazarken bakın)isteyenler link e tıklayabilirler

Kürtçeyi Yasaklatmam Hataydı Kenan Evren (http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=139586)


Neden yasakladım?
Kürtçeyi neden yasakladınız?
- 12 Eylül'de bir hatamız da oydu. Kürtçe konuşmayı yasakladık. Şöyle yasakladık: Konuşmalarda, mitinglerde, şurada burada Kürtçe konuşulmayacak. Okulda filan Kürtçe tedrisat yapılamaz dedik. Neden dedik? Ben Devlet Başkanı'yken, bir köyde ilkokula gittim. Üçüncü sınıfa mı, dördüncü sınıfa mı girdim, hatırlamıyorum. Açtım kitabı, oku şunu dedim çocuğa. Kem küm, çocuk okuyamıyor.
Dördüncü sınıfa gelmiş, Türkçeyi okuyamıyor. Kızdım. Orada söyledim. Öğretmene döndüm, 'Dördüncü sınıfa gelmiş, Türkçeyi okuyamıyor, bu nasıl iş?' dedim. Sonradan anlaşıldı ki, öğretmen de Kürt. Kürtçe yapıyor tedrisatı. Döndüm ve Kürtçe yasağını koyduk. Kürtçe tedrisat yapılamaz dedik. Ama, biraz ağır yasak koyduk. Sonra bu yasak kaldırıldı, ama hataydı. Hata olduğunu sonradan anladım



DTP den Çarpıcı Bir Soru

Akın Birdal Açıklaması

DTP sordu: "Komutanlar emekli olduktan sonra mı akılları başlarına geliyor"


DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, “Kürt yok dedik sorunu görmedik” ve “Kürtler dillerini kullansınlar, kültürlerini yaşasınlar” şeklinde açıklamalar yapan emekli komutanların açıklamalarını “Emekliye ayrıldıktan sonra mı gerçeklerin farkına varılıyor” sözleriyle değerlendirdi.

Birdal, eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın açıklamalarını ANKA'ya değerlendirdi.

“Kuşkusuz bunları emekliye ayrılmadan, o makamlardayken söyleselerdi sorunun çözümü daha kolay olurdu” diyen Birdal, yine de açıklamaların şu anda görevde olan komutanlar için yararlı olabileceğini söyledi.

İTİRAFTA BULUNUYORLAR

Birdal, söz konusu açıklamalar için “Sanırım itirafta bulunuyorlar” derken, Türkiye'nin bir dönemiyle yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Birdal şöyle konuştu:

“Savaşın da bir hukuku var ve kimse bu hukukun dışına çıkamaz. Bu süreçlerle yüzleşilmesi gerek. Başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de yargıçlar, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve hukukçuların içinde bulunduğu 'Gerçekleri Araştırma Komisyonu' kurulmalı. Bunu da öncelikle hükümetin istemesi gerekli. Bunlar olmadan Doğan Güreş'in ya da diğerlerinin açıklamalarının çok fazla karşılığı yok. Bu açıklamalar yapılırken bir yandan da bombalar yağdırılıyor. Yani Kürt sorununun var olduğunun farkına emekliye ayrıldıktan sonra mı varılıyor.”


bunlarda yazıya yapılan yorumlar

NEDEN?LAZ
HERKES KENDİ YÖRESİNDE ZATEN DİLİNİ KULLANIP KÜLTÜRLERİNİ YAŞIYOR ZATEN...KARADENİZ'DEDE BAZI YERLERDE LAZCA KULLANILIYOR KÜLTÜRLERİNİ GELENEKLERİNİ RAHATÇA YAŞIYORLAR...HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ NEDEN HİÇ GÜNDEME GELMİYOR?? YAŞADIKLARI TOPRAKLARA VE BAYRAĞA CANLARI GİBİ SAHİP ÇIKIYORLAR...BAŞKA VATAN YOK..HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKALIM BEYLER.........
05 Kasım 2007 Pazartesi 17:39

ÇOK DOĞRUboran
Biliyorlar da işlerine gelmiyor. Yalandan itiraf etmiş gibi olup sempati toplamaya çalışırken bunca sene ölenlerin boşuna öldüklerini söylemek istiyor EMEKLİ GENERAL. BU VATANIN ÇOCUKLARINA ÇOK YAZIK OLUYOR. Sayın Birdal'ın analizleri çok doğru.
05 Kasım 2007 Pazartesi 16:16

nedoğru

doğru söze ne denir
05 Kasım 2007 Pazartesi 15:57


şuan için yorumda bulunmuyorum

makaay2077
07.11.2007, 15:22
Vakitsiz öten horozun başını keserler

PKK doğuranlar şimdi çıkmış acıtasyon yapıyolar.Bizler neyin ne olduğunu biliyoruz.Yaptıklarınızı unutmayacağızz

rozerin62
07.11.2007, 17:33
Sen zamanında yap et as kes ondan sonra hataydı de oh ne rahat konuşuyor.Bundan 10 yıl sonrada bazıları bugün söylediklerinede pişman olacaklar ama yine birçok cana mal olacak.Deniz Gezmişleri zamanında terörist ilan edenler bugün bu konuların tartışılmasını normal buluyorlar.Yine o dönemlerde çocukların yaşını büyütüp idam edenler bugün sırf AB ye girebilmek için idamın kaldırılmasına ses çıkarmadılar.İnsaniyetli olduklarından değilde menfaat için razı oluyorlar apaçık belli.Dedimya yıllar sonra bugün yaptıklarınada ne kadar pişman olacaklar yaşayıp göreceğiz.

huseyn
07.11.2007, 19:22
kenan evren faşistinin ilginç açıklamalarından biri daha... ölmeden önce vicdanını rahatlatmak istiyor bence...

anadolu75
07.11.2007, 20:36
gecmiste yaptiklari iskenceleri,yasaklari vb yaslaninca gormezden geliyorlar bunamanin etkisiyle herhalde.pisman olmasi hic bir deger etmiyor hic kimse kenan evrenin yaptiklarini affetmez ne kadar cabalasa bile.

anatolya44
07.11.2007, 22:32
PKK, TSK ve Denge


Bir söze, düşünceye karşı çıkmadan önce, üzerinde biraz düşünmeye gerek var sanırız.

Kürdistanlılara düşmanlık etmeden evvel, düşünmek çok mu zor bir iştir?
Kürdler ne istiyor, sorun nerede? Anlaşmazlığın nedeni nedir? Neden ölümü göze alarak dünyanın sayılı ordularından TSK'ne karşı yıllardır harp ediyorlar?

DC devlet yöneticileri, neden vatandaşları olan 20 Milyon insanın ana dilini yasaklamıştır ve bu dilde eğitim yapmalarını engellemiştir?
Bu durumda haksız olan taraf kim oluyor? Haklarını talep eden Kürdler mi, Bu hakları gasp eden TC mi?

Önceleri bir avuç Eşkıya deniyordu. Şimdilerde Türkiye Cumhuriyeti hapishanesindeki Kürdleri aşıp Güney Kürdistan'daki Kürdlere de saldırmak artık meselenin bir bütün olarak Kürd milletini kapsadığı inkar götürmez olmuştur.
Yani sorun PKK sorunu değil, Kürdistan devletinin kurulup kurulmaması sorunudur.

İnsan, elini vicdanına koyup bir düşünür!
Bu insanların hakları verilerek barışçı bir çözüme gidilemez mi? Neden savaşta veya kökünü kazmakta ısrar ediliyor?

PKK asker öldürüyormuş!
Güldürmeyin adamı!
Peki asker PKK'lileri öldürmüyor mu? Asker, Kürd köylülerini, kadınlarını hatta çocuklarını öldürmüyor mu?
12 asker mi çok, 32 terörist mi?
Aynı olayda 32 gerillanın öldürüldüğünü Türk Genelkurmayı açıklamadı mı?
Bu terörist denilen çocukların, Kürd ailelerin evlatları oldukları neden akla gelmiyor?
Bunlara ağlayan anneleri, kardeşleri, eşleri yok mudur?

TC Basını, Aydını, subayı birlik olmuşlar, Kürde düşmanlığı kışkırtıyorlar.
Hem de ikiyüzlülük yapıyorlar!
Gerilla ölülerine yanan Kürd anne-babaların acılarını, çığlıklarını gizliyorlar! Gerilla ölülerinin ne zorluklarla alınıp defnedildiklerini gizliyorlar! Askerlerin, polislerin genel olarak Kürdlere ne kadar kötü davrandıklarını ve daha da gaddarca gerilla yakınlarına zulmettiklerini hep gizliyorlar.

Kürd ulusalcılığı söz konusu olduğunda <b>her türlü milliyetçilik kötüdür</b> derlerken, Türk ırkçılığını alabildiğine körüklüyorlar.
Kürdlere ait her ulusal olgu ile alay edilir ve aşağılanırken, Türkçülüğe dair her fenomen abartılmaktadır. Türk bayrağı, Türk dili, Türk ırkı vs.

Bu tarz sürerse, ortak hiçbir değer kalmaz ve iki ulus birbirini boğazlamaktan bitap düşer.

Bu ırkçık humması sürerse, kaçınılmaz olarak Kürd halkı kendilerini korumak için silahlanmak durumunda kalabilir!

Haksızlar ve zalimler barışçı çözüm dururken, hep savaşı tercih ederler!
Ancak barışçı çözüme mecbur kalınca yanaşırlar!
Ne yazık ki, PKK'den başka, onları barışçı çözüme zorlayan bir kuvvet, henüz yoktur!

TSK neden Kürd sorunun tartışılmasına engel oluyor? Kürdelere ait olan Kürdistan' (Doğu ve Güney Doğu)da Kürdlerin bir federasyon veya tam bağımsız devlet biçiminde yaşamalarına neden engel olmaya çalışıyor? Bu çaba emperyalist bir çaba değil midir?

Belçika (nüfusu 10,379,067kişidir. Almanca, Felemenkçe ve Fransızca resmi dilleridir), Lüksemburg Dükalığı (442.972 kişi, Lüksemburgca, Fransızca ve Almanca resmi dildir)

Paki, sözde demokrasi ile yönetilen Türkiye'de 20 Milyondan fazla Kürdün kendi dillerinde eğitim yapmaları neden yasak olsun!
Eğer birlikte çözüm istenirse iki dilli, iki bayraklı, iki parlamentolu ve bunun üzerinde de bir ortak parlamentosu olan bir devlet şeklinde sorun çözülebilir!
Almanya'da 16 alt parlamento bulunduğunu herkes biliyor!

İnsan ırkını seçme hakkına sahip olmadan doğmaktadır.
İçinde doğduğu toplumun irsi karakterleri seçmek veya seçmemek kişi için olanaklı değildir!
Buna bağlı olarak, anadilini de seçemiyor insan.

Din ve kültürde seçilememektedir. Fakat insan erişkin olduğunda bunları değiştirme olanaklarına kavuşabiliyor.

Kürd olmak, kişiye bir üstünlük sağlamlıyor. Aksine aşağılanmaya, hor görülmeye hatta eziyet görmeye neden oluyor.

Alevi, Asuri, Ermeni Ezidi ve solcu olmak da aynı sonuçlara yol açıyor.

Fakat Türk olundu mu, cumhurbaşkanı bile olabiliyorsunuz!

Peki, bu feci sonuçlarına rağmen, neden insanlar ısrarla Kürd, Alevi, Solcu, Ermeni vs. kalmak istiyorlar?

Birinci neden, <b>Türklük payesinin</b> insanlara <b>zor</b> ile dayatılmasıdır! Devlet mekanizmasının zoru ile...
Bu zor, sözlü hakaretlerden işkencelere, hatta katliamlara kadar vardığı ve bu <b>Türklüğü, insanlara korkutarak kabul ettirmeyi amaçladığı için terördür</b>. Türkiye devletinin Silahlı kuvvetleri aracılığıyla yapılan devlet terörüdür.

İnsanlar, başka ulus aidiyetine bağlı olduklarını, gördükleri zulüm nedeniyle söyleyemez hale getirilmişlerdir.

Kürdler, TC gibi savaş sever bir topluluk değildirler.
Zaten Kürdler, sadece haklarını hayata geçirmek istemektedirler. İstedikleri şey, Kendi toprakları üzerinde özgürce yaşayabildikleri özgün devletlerinin olmasıdır.

Medeni Çekoslovakya, Çek ve Slav Cumhuriyetleri olarak barışçı bir biçimde iki ayrı devlete bölündüler.

Fakat barbarlar, <b>ye benim olacaksın ya kara toprağın</b> demekte ısrar ederler.

29 isyan, 30 yıllık savaş ve sayıları 50 000'i aşan ve her geçen gün eklenen yeni ölümler, Kürdler ile TC'nin anlaşamadığının delili değil midir?

Anlaşamayan iki medeni insan boşanır. İki medeni toplum da Çekoslovakya örneğinde olduğu gibi barışla ayrılır.

Bu sorunun çözümü için Kürdün neslini tüketmek mi veya ikisinin birden bitmesi mi gerekmektedir?


Kürd ulusuna ait insanlar PKK'nin, TC'nin zulüm aracı TSK'ye karşı gösterdiği <b>direnme</b> sayesinde, açık açık Kürd olduklarını söyleyebilir hale geçmişlerdir.

TSK Kürdlere şiddet uygulamaktayken, PKK bu şiddete karşı koymaktadır. Yani PKK şiddeti, TSK şiddetine karşı bir denge unsuru oluvermektedir. Hem de Ezilen milliyetler lehine giderek gelişen bir denge...

TC'nin istemi üzerine, bazı Batılı emperyalistlerin PKK'ye terörist demeleri, Kürdün bakışında bu gerçeği değiştiremez!

Bu satırların yazarı, düşünsel olarak PKK siyaseti taraftarı olmadığını sıkça belirtmiştir. Ama PKK'nin sahip olduğu silahlı güçten başka, kendilerini koruyacak, haklarını savunacak bir ümidi olmayan bir toplumun ferdi olarak, PKK'yle TC arasındaki savaşta, safını PKK'den yana belirlemeye ZORLANMAKTADIR!
Kürd'ü bu tercihe zorlayan da TSK terörüdür!

Eğer iki şiddet arasında bir safa geçmeye mecbursak, safımız Kürdün direniş sembolü olan PKK'den yana olacaktır!
Bu tercih, bütün Kürdler bakımından son derece açık olan bir şeydir!

Çünkü, yaşananlar göstermektedir ki, TC egemen yapısında değişen bir şey yoktur. Yani TC egemenlerinin (ki bunlar TSK'den ibarettirler) gözünde hala Kürdler nesnel olarak yokturlar. Bulunmayan bir topluluğun doğal olarak hakları da olmaz!
Bu nedenle, Kürd varlığının en canlı kanıtı olan<b> Kürdistan federasyonu hedefe konulmuştur</b>.

<b>Ateşe tutulan PKK'nin yanında hedefe Kürdistan Federasyonunun konulmasının verdiği mesaj budur!<b>

Kürd ise varlığını, Türkleşme, Türkçe eğitim alma biçiminde sürdürmeyecektir artık! Bu neye mal olursa olsun, asla vazgeçilmeyecek temel taleptir.

TC, bu hakları tanımayı sineye çekmediği müddetçe, sanılmasın ki sadece Kürdler mezara girecektir!
Orta Doğu Mezarlığını, TC'yi de yutabilecek kadar büyüktür!

Orta Doğu'ya en son giren ABD olmuştu.
Orta Doğuya giriş çok kolaydır!
ABD örneği göstermiştir ki çıkış, hiç de sanıldığı gibi öyle kolay değildir.

Onar onar dönen ölülere, yüzer yüzer tabut ısmarlanmadan yola çıkılmaması gerektiğini hatırlatan da ABD'nin hezimetidir!

Kürdlerin zulümden, adaletsizlikten kaçtıklarını anlamak neden bu kadar zor!
Kendi uluslarına tanıdıkları tüm hakları Kürdlerle bölüşen ve iki komşu gibi yaşamayı beceren devletlere dönüşmek daha akılcı değil midir?
Savaş yerine kalkınma projeleri üzerine enerji harcamak, daha iyi değil midir?

Yok, her şeye rağmen ısrarla savaşmak isteyenler varsa, önce kendi çocuklarını yollasınlar veya şöyle önde buyursunlar!

Buyursunlar, Orta Doğu orada!

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/11/220810.php

30/10/07
not: yazı istanbulindymedia dan alınmıştır. içerik olarak iyi bir yazı oldugunu düşündüm.

Canan1
07.11.2007, 23:09
selam

Evren efendinin yaptigi aciklamaya gülerim ben....vicdansiz ve katil insanin ne söyledigi yillar sonra her yaptigi zulümlerin hafiflestirme cabasi gibi görünüyor....en büyük sorun: Devlet tarafinda zorla Kürtleri türklestirmek assimile politkasiydi..Evreninde büyük payi var bu assimile calismalarda..12 eylülü unutmadik....ve yapilan bütün iskenceleri ve ölüm mahkumlari...

Sonradan gelen yalan pismanliklar bosa

Saygilar

iusjure
08.11.2007, 12:39
PKK, TSK ve Denge


Bir söze, düşünceye karşı çıkmadan önce, üzerinde biraz düşünmeye gerek var sanırız.

Kürdistanlılara düşmanlık etmeden evvel, düşünmek çok mu zor bir iştir?
Kürdler ne istiyor, sorun nerede? Anlaşmazlığın nedeni nedir? Neden ölümü göze alarak dünyanın sayılı ordularından TSK'ne karşı yıllardır harp ediyorlar?

DC devlet yöneticileri, neden vatandaşları olan 20 Milyon insanın ana dilini yasaklamıştır ve bu dilde eğitim yapmalarını engellemiştir?
Bu durumda haksız olan taraf kim oluyor? Haklarını talep eden Kürdler mi, Bu hakları gasp eden TC mi?

Önceleri bir avuç Eşkıya deniyordu. Şimdilerde Türkiye Cumhuriyeti hapishanesindeki Kürdleri aşıp Güney Kürdistan'daki Kürdlere de saldırmak artık meselenin bir bütün olarak Kürd milletini kapsadığı inkar götürmez olmuştur.
Yani sorun PKK sorunu değil, Kürdistan devletinin kurulup kurulmaması sorunudur.

İnsan, elini vicdanına koyup bir düşünür!
Bu insanların hakları verilerek barışçı bir çözüme gidilemez mi? Neden savaşta veya kökünü kazmakta ısrar ediliyor?

PKK asker öldürüyormuş!
Güldürmeyin adamı!
Peki asker PKK'lileri öldürmüyor mu? Asker, Kürd köylülerini, kadınlarını hatta çocuklarını öldürmüyor mu?
12 asker mi çok, 32 terörist mi?
Aynı olayda 32 gerillanın öldürüldüğünü Türk Genelkurmayı açıklamadı mı?
Bu terörist denilen çocukların, Kürd ailelerin evlatları oldukları neden akla gelmiyor?
Bunlara ağlayan anneleri, kardeşleri, eşleri yok mudur?

TC Basını, Aydını, subayı birlik olmuşlar, Kürde düşmanlığı kışkırtıyorlar.
Hem de ikiyüzlülük yapıyorlar!
Gerilla ölülerine yanan Kürd anne-babaların acılarını, çığlıklarını gizliyorlar! Gerilla ölülerinin ne zorluklarla alınıp defnedildiklerini gizliyorlar! Askerlerin, polislerin genel olarak Kürdlere ne kadar kötü davrandıklarını ve daha da gaddarca gerilla yakınlarına zulmettiklerini hep gizliyorlar.

Kürd ulusalcılığı söz konusu olduğunda <b>her türlü milliyetçilik kötüdür</b> derlerken, Türk ırkçılığını alabildiğine körüklüyorlar.
Kürdlere ait her ulusal olgu ile alay edilir ve aşağılanırken, Türkçülüğe dair her fenomen abartılmaktadır. Türk bayrağı, Türk dili, Türk ırkı vs.

Bu tarz sürerse, ortak hiçbir değer kalmaz ve iki ulus birbirini boğazlamaktan bitap düşer.

Bu ırkçık humması sürerse, kaçınılmaz olarak Kürd halkı kendilerini korumak için silahlanmak durumunda kalabilir!

Haksızlar ve zalimler barışçı çözüm dururken, hep savaşı tercih ederler!
Ancak barışçı çözüme mecbur kalınca yanaşırlar!
Ne yazık ki, PKK'den başka, onları barışçı çözüme zorlayan bir kuvvet, henüz yoktur!

TSK neden Kürd sorunun tartışılmasına engel oluyor? Kürdelere ait olan Kürdistan' (Doğu ve Güney Doğu)da Kürdlerin bir federasyon veya tam bağımsız devlet biçiminde yaşamalarına neden engel olmaya çalışıyor? Bu çaba emperyalist bir çaba değil midir?

Belçika (nüfusu 10,379,067kişidir. Almanca, Felemenkçe ve Fransızca resmi dilleridir), Lüksemburg Dükalığı (442.972 kişi, Lüksemburgca, Fransızca ve Almanca resmi dildir)

Paki, sözde demokrasi ile yönetilen Türkiye'de 20 Milyondan fazla Kürdün kendi dillerinde eğitim yapmaları neden yasak olsun!
Eğer birlikte çözüm istenirse iki dilli, iki bayraklı, iki parlamentolu ve bunun üzerinde de bir ortak parlamentosu olan bir devlet şeklinde sorun çözülebilir!
Almanya'da 16 alt parlamento bulunduğunu herkes biliyor!

İnsan ırkını seçme hakkına sahip olmadan doğmaktadır.
İçinde doğduğu toplumun irsi karakterleri seçmek veya seçmemek kişi için olanaklı değildir!
Buna bağlı olarak, anadilini de seçemiyor insan.

Din ve kültürde seçilememektedir. Fakat insan erişkin olduğunda bunları değiştirme olanaklarına kavuşabiliyor.

Kürd olmak, kişiye bir üstünlük sağlamlıyor. Aksine aşağılanmaya, hor görülmeye hatta eziyet görmeye neden oluyor.

Alevi, Asuri, Ermeni Ezidi ve solcu olmak da aynı sonuçlara yol açıyor.

Fakat Türk olundu mu, cumhurbaşkanı bile olabiliyorsunuz!

Peki, bu feci sonuçlarına rağmen, neden insanlar ısrarla Kürd, Alevi, Solcu, Ermeni vs. kalmak istiyorlar?

Birinci neden, <b>Türklük payesinin</b> insanlara <b>zor</b> ile dayatılmasıdır! Devlet mekanizmasının zoru ile...
Bu zor, sözlü hakaretlerden işkencelere, hatta katliamlara kadar vardığı ve bu <b>Türklüğü, insanlara korkutarak kabul ettirmeyi amaçladığı için terördür</b>. Türkiye devletinin Silahlı kuvvetleri aracılığıyla yapılan devlet terörüdür.

İnsanlar, başka ulus aidiyetine bağlı olduklarını, gördükleri zulüm nedeniyle söyleyemez hale getirilmişlerdir.

Kürdler, TC gibi savaş sever bir topluluk değildirler.
Zaten Kürdler, sadece haklarını hayata geçirmek istemektedirler. İstedikleri şey, Kendi toprakları üzerinde özgürce yaşayabildikleri özgün devletlerinin olmasıdır.

Medeni Çekoslovakya, Çek ve Slav Cumhuriyetleri olarak barışçı bir biçimde iki ayrı devlete bölündüler.

Fakat barbarlar, <b>ye benim olacaksın ya kara toprağın</b> demekte ısrar ederler.

29 isyan, 30 yıllık savaş ve sayıları 50 000'i aşan ve her geçen gün eklenen yeni ölümler, Kürdler ile TC'nin anlaşamadığının delili değil midir?

Anlaşamayan iki medeni insan boşanır. İki medeni toplum da Çekoslovakya örneğinde olduğu gibi barışla ayrılır.

Bu sorunun çözümü için Kürdün neslini tüketmek mi veya ikisinin birden bitmesi mi gerekmektedir?


Kürd ulusuna ait insanlar PKK'nin, TC'nin zulüm aracı TSK'ye karşı gösterdiği <b>direnme</b> sayesinde, açık açık Kürd olduklarını söyleyebilir hale geçmişlerdir.

TSK Kürdlere şiddet uygulamaktayken, PKK bu şiddete karşı koymaktadır. Yani PKK şiddeti, TSK şiddetine karşı bir denge unsuru oluvermektedir. Hem de Ezilen milliyetler lehine giderek gelişen bir denge...

TC'nin istemi üzerine, bazı Batılı emperyalistlerin PKK'ye terörist demeleri, Kürdün bakışında bu gerçeği değiştiremez!

Bu satırların yazarı, düşünsel olarak PKK siyaseti taraftarı olmadığını sıkça belirtmiştir. Ama PKK'nin sahip olduğu silahlı güçten başka, kendilerini koruyacak, haklarını savunacak bir ümidi olmayan bir toplumun ferdi olarak, PKK'yle TC arasındaki savaşta, safını PKK'den yana belirlemeye ZORLANMAKTADIR!
Kürd'ü bu tercihe zorlayan da TSK terörüdür!

Eğer iki şiddet arasında bir safa geçmeye mecbursak, safımız Kürdün direniş sembolü olan PKK'den yana olacaktır!
Bu tercih, bütün Kürdler bakımından son derece açık olan bir şeydir!

Çünkü, yaşananlar göstermektedir ki, TC egemen yapısında değişen bir şey yoktur. Yani TC egemenlerinin (ki bunlar TSK'den ibarettirler) gözünde hala Kürdler nesnel olarak yokturlar. Bulunmayan bir topluluğun doğal olarak hakları da olmaz!
Bu nedenle, Kürd varlığının en canlı kanıtı olan<b> Kürdistan federasyonu hedefe konulmuştur</b>.

<b>Ateşe tutulan PKK'nin yanında hedefe Kürdistan Federasyonunun konulmasının verdiği mesaj budur!<b>

Kürd ise varlığını, Türkleşme, Türkçe eğitim alma biçiminde sürdürmeyecektir artık! Bu neye mal olursa olsun, asla vazgeçilmeyecek temel taleptir.

TC, bu hakları tanımayı sineye çekmediği müddetçe, sanılmasın ki sadece Kürdler mezara girecektir!
Orta Doğu Mezarlığını, TC'yi de yutabilecek kadar büyüktür!

Orta Doğu'ya en son giren ABD olmuştu.
Orta Doğuya giriş çok kolaydır!
ABD örneği göstermiştir ki çıkış, hiç de sanıldığı gibi öyle kolay değildir.

Onar onar dönen ölülere, yüzer yüzer tabut ısmarlanmadan yola çıkılmaması gerektiğini hatırlatan da ABD'nin hezimetidir!

Kürdlerin zulümden, adaletsizlikten kaçtıklarını anlamak neden bu kadar zor!
Kendi uluslarına tanıdıkları tüm hakları Kürdlerle bölüşen ve iki komşu gibi yaşamayı beceren devletlere dönüşmek daha akılcı değil midir?
Savaş yerine kalkınma projeleri üzerine enerji harcamak, daha iyi değil midir?

Yok, her şeye rağmen ısrarla savaşmak isteyenler varsa, önce kendi çocuklarını yollasınlar veya şöyle önde buyursunlar!

Buyursunlar, Orta Doğu orada!

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/11/220810.php

30/10/07
not: yazı istanbulindymedia dan alınmıştır. içerik olarak iyi bir yazı oldugunu düşündüm.

selam-

ne bu şaka mı?
tam bir PKK'yı meşrulaştıran yazı yazmış kim yazdıysa.
eğer sen PKK'yı hoş görürsen karşı tarafında kürtlere karşı kin duymasına şaşırmamak lazım. :(
etki-tepki meselesi sonuçta.

ayrıca, kürtlerin hespi kürtçe eğitim aldılar diyelim, nerede iş bulacaklar? (sanırım burada kürtçe eğitimden kastedilen, tedrisatın tamamen kürtçe olduğu bir eğitim sistemi.)
belçikadan örnek vermiş, belçika zaten sorunlu bir ülke. valonlar ve flemenkler kendi bölgeleri dışına çıkmıyorlar hayatlarının büyük kısmında. (turizm dışında) zamanında Avrupa devletleri arasındaki güç dengeleri nedeniyle kurulmuş bir ülke. Geleceği belirsiz.
almanya'da, fransa'da veya hangi avrupa ülkesinde, azınlık kültürününde eğitim veriyorlar? (otonomisi olan bölgeler hariç.)

benzer şekilde, o zaman sorarlar kürtlere, istanbulda ne işin var, ankarada ne işin var, fırat nehrini geçme.

bence PKK'yı meşrulaştırmak demek, kürt karşıtı hareketide meşrulaştırmak demektir. bu yazıda bence, aynı yola hizmet ediyor. MHP yerinde olsam, bu yazıyı alır, tüm ülkeye özelliklede Malatya, Eruzurm, Elazığ gibi doğu anaoldu şehirlerine dağıtırdım. (Malum orasıda kürdistan) bir sonraki seçimde, oylarını ikiye katlar kesin....

rewhat
08.11.2007, 13:08
Fikret Bila, neredeyse bir haftadır Milliyet'te yayımlanan ve dün de kitap olarak piyasaya çıkan son çalışmasında, terörle mücadelede üst düzeyde, yani kuvvet komutanı veya genelkurmay başkanı sıfatıyla görev yapmış bir dizi emekli komutanla mülakatlar yapmış.
Mülakatların neredeyse hepsinde ortak bir nokta var: Komutanlar Kürt sorunundan söz ederken, vatandaşımız olan Kürtlerin dillerini konuşması, kültürlerini yaşaması ve yaşatması gerektiği konusunda olumsuz düşüncelere sahip değiller. Hatta zamanında Kürtçe yasağı uygulamış veya 'Kürtler yokmuş' diye düşünmüş olan komutanlar da bir anlamda günah çıkarıyor, 'Keşke öyle söylemeseydik' diyorlar. 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren daha da ileri gidiyor, 'Güneydoğu'daki memurlar Kürtçe konuşmalı' diyor, herhalde kamu hizmetlerinin Kürtçe de sunulabilmesinden söz ediyor. Keşke Fikret Bila mülakat yaptığı eski komutanlara, bu görüşlere ne zamandan beri sahip olduklarını da sorsaydı. Acaba bu komutanlar görevdeyken de Kürt dili ve kültürü üzerindeki yasakların, kısıtlamaların kaldırılmasından yana mıydılar? Eğer yanaydılarsa, devlet politikalarının oluştuğu toplantılarda, örneğin Milli Güvenlik Kurulu gibi üst düzey zeminlerde bu görüşlerini dile getirmiş miydiler?
Herhalde getirmediler ki, uyduruk bir özel Kürtçe kursu meselesi veya eşit derecede uyduruk Kürtçe yayın meselesini çözmek Türkiye'nin onca vaktini aldı, askeri ve sivil kesimler arasında onca gerginliğe sebep oldu.
Acaba ülkemizde Kürtçe dili neden yıllarca yasak oldu? Acaba ülkemizde devletin radyosu ve televizyonu İngilizce, Fransızca, Almanca yayın yapar, pek çok dildeki filmler orijinal dilinden de yayımlanırken, bir kısım vatandaşımızın ana dili olan Kürtçe dahil çeşitli dillerde radyo-TV yayını yapmak yakın zamana kadar neden yasaktı? Acaba ülkemizde, Çince, İtalyanca dahil pek çok dili ve onun kültürünü araştıran üniversite bünyesinde akademik kurum varken, kendi vatandaşlarımızın bir bölümünün konuştuğu dillerle ve kültürlerle ilgili bir enstitü, bir fakülte neden yoktur? (Mesela bir Kafkasya dili olan Ibıhçayı son konuşan insan Türkiye'de yaşıyordu ve öldü, bu dili araştırsak, üniversitede kayda alsak, akademik olarak ona önem versek fena mı olurdu?)
Kürtçeyi, Boşnakçayı, Kabartaycayı yıllarca yok sayarak kendi dilimizi, kendi kültürümüzü mü yüceltmiş olduk? Bu dillerin gizlice konuşulmasından, anadan oğula/kıza geçmesinden toplumca ne fayda elde ettik?
Yüzlerce, belki binlerce Kürt köyünün, yerleşiminin yüzlerce, belki binlerce yıllık adını değiştirdik, Türkçeleştirdik, bundan ne kazandık? Burada siyasi bir konudan değil, insani-kültürel bir konudan söz ediyoruz. Ayrılıkçı terör örgütü PKK'nın Kürt dili ve kültürüyle ilgili kimi talepleri olması işin özünü değiştirmez; bir dilden ve onun kültüründen söz ediyoruz.
PKK yarın, 'Herkes her gün en az iki kez dişini fırçalasın istiyoruz' dese, diş fırçası ve macununu mu yasaklayacağız? Diş fırçalayanları bölücü mü sayacağız? Kenan Evren, 'Memurlar Kürtçe bilmeli' derken, Diyarbakır'ın Sur Belediyesi'nin başkanı, vatandaşlara Kürtçede de hizmet vermek istediği için görevinden alındı, halen mahkemede yargılanıyor. Önemli olan kamu hizmetinin sunulması değil mi, hangi dilde sunulduğunun ne önemi var? O hizmeti alacak ve verecek olanlar bizim vatandaşımız değil mi?
Bakın Ege'de, Didim'de belediye oraya yerleşmiş İngiliz vatandaşları için faturaları vs. Türkçe ve İngilizce hazırlamaya başladı da kötü mü yaptı? Artık komşumuz olan İngilizler için olan şey, bin yıllık kardeşimiz olan Kürtler için neden olamıyor? Diyelim ilköğretim okullarının son iki sınıfında veya lisenin bir veya iki yılında 'Kürt Dili ve Edebiyatı' dersi olsa, bu ders de Kürtçe verilse, ne olur? Türkiye bölünür mü?
Daha bu talep korka korka alçak sesle dile getirilirken yarın sabah çıkın ve önümüzdeki yıldan itibaren uygulamanın başlayacağını duyurun, PKK ve onun siyasi kanadı bundan kazançlı mı çıkar, kayıplı mı? Bence destekleri biraz daha erir.
Hakikaten merak ediyorum, emekli komutanlar, bugün sahip oldukları bu görüşleri yüksek görevlerini yaparlarken de hiç dile getirmiş miydiler?

İsmet Berkan 8 Kasım Radikal

bu sorulara cvp verecek olan var mı_

dilket
08.11.2007, 13:09
kemal sunalın bi filmi vardı sonradan gelen paranın sözcükleriyle başlayıp biplenen işte bende diyorumki sonradan başa gelen aklın sözcükleriyle başlayıp rahmetli kemal sunalın biplenen sözcükleriyle bitiriyorum. başkada diyecek birşey bulamıyorum.

EŞİTLİK PARTİSİ
08.11.2007, 14:32
Değerli Canlar, Sevgili Dostlar...

Tabi bu İTİRAFNAMELERE inamamızı her halde düşünmüyorlardır...
Acaba ABD ve AB nin bu gün için güya Kürtler ''lehine'' tavırları olmasa idi, genleri Emperyalizme ayarlı bu mahlügatlar böyle bir İTİRAFNAMELER düzenlerlermiydi...
İktidarlarında TUVALETE bile giderken PENTAGONA soranlar, nasıl oluyor da böyle açıklama yapıyorlar...
-Hani uğruna öleceklerini belirttikleri Üniter Devlet...?
-Hani KIRMIZI çizgiler...?
Değerli Canlar,Sevgili Dostlar Kürt halkı,
-ABD ve AB den tam bağımsız, bölge ülke halklarının kesin onayı ile KÜRTİSTAN demekte...
-Öyle yaz boz tahtası gibi harita üzerinde Cetvelle çizilen ama canları sıkıldımı Muteberlerinin kafasını asarak koparan bir anlayıştaki Devleti ret etmektedir...
Peki neden KÜRTİSTAN,
Bölgemizde Devleti olmayan tek ulus Kürt ulusudur...
Bunun anlamı,bölgemizde hakim Feodal üretim ilişkilerinin aşılması, artık dış güçlerin yaklaşamayacağı,Dili,Kültürü,Geleneği...vs.unsurla rını özgürce sergileyeceği için Devlet...
Yine bu sorun,Türkiye,İran,Suriye ve Irak ın temel dış sorunudur...ABD ve AB nin değil...
Yine bize göre T.C.Devletinin temel kurucularından birisidir...
Şimdi bırakalım bunları...
T.C. ile bağlantılı,
-Bunca zaman geçmesine rağmen neden bu güne kadar Toprak Reformunu yapmadınız...bu halkı, Ağaların,Aşiret Reislerinin,Şıhların...şimdi de Korucuların ve Korucu ağalarının insafına terk etmeye devam ediyorsunuz...
Boş laflar...
Biz biliyoruz nedenini...bu günü niye beklediler...
Kürt ulusunu kendi içinde,Böl-Parçala yönet...ilkesini hayata geçirmeye geçmek için...
Eh artık bu işler biterken, Kürt ulusu kendisine yaklaşanları bir, bir ayırt ediyor...kimler samimi, kimlerin önerileri gerçekçi...çok iyi bilyor.
Bundan hiç bir KÜRT ferdinin şüphesi yok...tabi diğer halkların içersinde olduğu gibi,Kürtlerin içersindeki iş birlikçiler hariç.
Lazlar konusunu bu bağlamda konuşmak bile abesle iştigaldir...onların ''ilişkileri...'' çok ama, çok iyi biliniyor...
Bazıları bu meseleyi illa bir örgüt çerçevesinde, ABD ve AB vari konuşmak istiyor...bu da bizim dışımızda.
Saygı ve Sevgilerimle

Bektaş ÇELEBİ

Serhatlı
08.11.2007, 14:34
PKK, TSK ve Denge


Bir söze, düşünceye karşı çıkmadan önce, üzerinde biraz düşünmeye gerek var sanırız.

Kürdistanlılara düşmanlık etmeden evvel, düşünmek çok mu zor bir iştir?
Kürdler ne istiyor, sorun nerede? Anlaşmazlığın nedeni nedir? Neden ölümü göze alarak dünyanın sayılı ordularından TSK'ne karşı yıllardır harp ediyorlar?

DC devlet yöneticileri, neden vatandaşları olan 20 Milyon insanın ana dilini yasaklamıştır ve bu dilde eğitim yapmalarını engellemiştir?
Bu durumda haksız olan taraf kim oluyor? Haklarını talep eden Kürdler mi, Bu hakları gasp eden TC mi?

Önceleri bir avuç Eşkıya deniyordu. Şimdilerde Türkiye Cumhuriyeti hapishanesindeki Kürdleri aşıp Güney Kürdistan'daki Kürdlere de saldırmak artık meselenin bir bütün olarak Kürd milletini kapsadığı inkar götürmez olmuştur.
Yani sorun PKK sorunu değil, Kürdistan devletinin kurulup kurulmaması sorunudur.

İnsan, elini vicdanına koyup bir düşünür!
Bu insanların hakları verilerek barışçı bir çözüme gidilemez mi? Neden savaşta veya kökünü kazmakta ısrar ediliyor?

PKK asker öldürüyormuş!
Güldürmeyin adamı!
Peki asker PKK'lileri öldürmüyor mu? Asker, Kürd köylülerini, kadınlarını hatta çocuklarını öldürmüyor mu?
12 asker mi çok, 32 terörist mi?
Aynı olayda 32 gerillanın öldürüldüğünü Türk Genelkurmayı açıklamadı mı?
Bu terörist denilen çocukların, Kürd ailelerin evlatları oldukları neden akla gelmiyor?
Bunlara ağlayan anneleri, kardeşleri, eşleri yok mudur?

TC Basını, Aydını, subayı birlik olmuşlar, Kürde düşmanlığı kışkırtıyorlar.
Hem de ikiyüzlülük yapıyorlar!
Gerilla ölülerine yanan Kürd anne-babaların acılarını, çığlıklarını gizliyorlar! Gerilla ölülerinin ne zorluklarla alınıp defnedildiklerini gizliyorlar! Askerlerin, polislerin genel olarak Kürdlere ne kadar kötü davrandıklarını ve daha da gaddarca gerilla yakınlarına zulmettiklerini hep gizliyorlar.

Kürd ulusalcılığı söz konusu olduğunda <b>her türlü milliyetçilik kötüdür</b> derlerken, Türk ırkçılığını alabildiğine körüklüyorlar.
Kürdlere ait her ulusal olgu ile alay edilir ve aşağılanırken, Türkçülüğe dair her fenomen abartılmaktadır. Türk bayrağı, Türk dili, Türk ırkı vs.

Bu tarz sürerse, ortak hiçbir değer kalmaz ve iki ulus birbirini boğazlamaktan bitap düşer.

Bu ırkçık humması sürerse, kaçınılmaz olarak Kürd halkı kendilerini korumak için silahlanmak durumunda kalabilir!

Haksızlar ve zalimler barışçı çözüm dururken, hep savaşı tercih ederler!
Ancak barışçı çözüme mecbur kalınca yanaşırlar!
Ne yazık ki, PKK'den başka, onları barışçı çözüme zorlayan bir kuvvet, henüz yoktur!

TSK neden Kürd sorunun tartışılmasına engel oluyor? Kürdelere ait olan Kürdistan' (Doğu ve Güney Doğu)da Kürdlerin bir federasyon veya tam bağımsız devlet biçiminde yaşamalarına neden engel olmaya çalışıyor? Bu çaba emperyalist bir çaba değil midir?

Belçika (nüfusu 10,379,067kişidir. Almanca, Felemenkçe ve Fransızca resmi dilleridir), Lüksemburg Dükalığı (442.972 kişi, Lüksemburgca, Fransızca ve Almanca resmi dildir)

Paki, sözde demokrasi ile yönetilen Türkiye'de 20 Milyondan fazla Kürdün kendi dillerinde eğitim yapmaları neden yasak olsun!
Eğer birlikte çözüm istenirse iki dilli, iki bayraklı, iki parlamentolu ve bunun üzerinde de bir ortak parlamentosu olan bir devlet şeklinde sorun çözülebilir!
Almanya'da 16 alt parlamento bulunduğunu herkes biliyor!

İnsan ırkını seçme hakkına sahip olmadan doğmaktadır.
İçinde doğduğu toplumun irsi karakterleri seçmek veya seçmemek kişi için olanaklı değildir!
Buna bağlı olarak, anadilini de seçemiyor insan.

Din ve kültürde seçilememektedir. Fakat insan erişkin olduğunda bunları değiştirme olanaklarına kavuşabiliyor.

Kürd olmak, kişiye bir üstünlük sağlamlıyor. Aksine aşağılanmaya, hor görülmeye hatta eziyet görmeye neden oluyor.

Alevi, Asuri, Ermeni Ezidi ve solcu olmak da aynı sonuçlara yol açıyor.

Fakat Türk olundu mu, cumhurbaşkanı bile olabiliyorsunuz!

Peki, bu feci sonuçlarına rağmen, neden insanlar ısrarla Kürd, Alevi, Solcu, Ermeni vs. kalmak istiyorlar?

Birinci neden, <b>Türklük payesinin</b> insanlara <b>zor</b> ile dayatılmasıdır! Devlet mekanizmasının zoru ile...
Bu zor, sözlü hakaretlerden işkencelere, hatta katliamlara kadar vardığı ve bu <b>Türklüğü, insanlara korkutarak kabul ettirmeyi amaçladığı için terördür</b>. Türkiye devletinin Silahlı kuvvetleri aracılığıyla yapılan devlet terörüdür.

İnsanlar, başka ulus aidiyetine bağlı olduklarını, gördükleri zulüm nedeniyle söyleyemez hale getirilmişlerdir.

Kürdler, TC gibi savaş sever bir topluluk değildirler.
Zaten Kürdler, sadece haklarını hayata geçirmek istemektedirler. İstedikleri şey, Kendi toprakları üzerinde özgürce yaşayabildikleri özgün devletlerinin olmasıdır.

Medeni Çekoslovakya, Çek ve Slav Cumhuriyetleri olarak barışçı bir biçimde iki ayrı devlete bölündüler.

Fakat barbarlar, <b>ye benim olacaksın ya kara toprağın</b> demekte ısrar ederler.

29 isyan, 30 yıllık savaş ve sayıları 50 000'i aşan ve her geçen gün eklenen yeni ölümler, Kürdler ile TC'nin anlaşamadığının delili değil midir?

Anlaşamayan iki medeni insan boşanır. İki medeni toplum da Çekoslovakya örneğinde olduğu gibi barışla ayrılır.

Bu sorunun çözümü için Kürdün neslini tüketmek mi veya ikisinin birden bitmesi mi gerekmektedir?


Kürd ulusuna ait insanlar PKK'nin, TC'nin zulüm aracı TSK'ye karşı gösterdiği <b>direnme</b> sayesinde, açık açık Kürd olduklarını söyleyebilir hale geçmişlerdir.

TSK Kürdlere şiddet uygulamaktayken, PKK bu şiddete karşı koymaktadır. Yani PKK şiddeti, TSK şiddetine karşı bir denge unsuru oluvermektedir. Hem de Ezilen milliyetler lehine giderek gelişen bir denge...

TC'nin istemi üzerine, bazı Batılı emperyalistlerin PKK'ye terörist demeleri, Kürdün bakışında bu gerçeği değiştiremez!

Bu satırların yazarı, düşünsel olarak PKK siyaseti taraftarı olmadığını sıkça belirtmiştir. Ama PKK'nin sahip olduğu silahlı güçten başka, kendilerini koruyacak, haklarını savunacak bir ümidi olmayan bir toplumun ferdi olarak, PKK'yle TC arasındaki savaşta, safını PKK'den yana belirlemeye ZORLANMAKTADIR!
Kürd'ü bu tercihe zorlayan da TSK terörüdür!

Eğer iki şiddet arasında bir safa geçmeye mecbursak, safımız Kürdün direniş sembolü olan PKK'den yana olacaktır!
Bu tercih, bütün Kürdler bakımından son derece açık olan bir şeydir!

Çünkü, yaşananlar göstermektedir ki, TC egemen yapısında değişen bir şey yoktur. Yani TC egemenlerinin (ki bunlar TSK'den ibarettirler) gözünde hala Kürdler nesnel olarak yokturlar. Bulunmayan bir topluluğun doğal olarak hakları da olmaz!
Bu nedenle, Kürd varlığının en canlı kanıtı olan<b> Kürdistan federasyonu hedefe konulmuştur</b>.

<b>Ateşe tutulan PKK'nin yanında hedefe Kürdistan Federasyonunun konulmasının verdiği mesaj budur!<b>

Kürd ise varlığını, Türkleşme, Türkçe eğitim alma biçiminde sürdürmeyecektir artık! Bu neye mal olursa olsun, asla vazgeçilmeyecek temel taleptir.

TC, bu hakları tanımayı sineye çekmediği müddetçe, sanılmasın ki sadece Kürdler mezara girecektir!
Orta Doğu Mezarlığını, TC'yi de yutabilecek kadar büyüktür!

Orta Doğu'ya en son giren ABD olmuştu.
Orta Doğuya giriş çok kolaydır!
ABD örneği göstermiştir ki çıkış, hiç de sanıldığı gibi öyle kolay değildir.

Onar onar dönen ölülere, yüzer yüzer tabut ısmarlanmadan yola çıkılmaması gerektiğini hatırlatan da ABD'nin hezimetidir!

Kürdlerin zulümden, adaletsizlikten kaçtıklarını anlamak neden bu kadar zor!
Kendi uluslarına tanıdıkları tüm hakları Kürdlerle bölüşen ve iki komşu gibi yaşamayı beceren devletlere dönüşmek daha akılcı değil midir?
Savaş yerine kalkınma projeleri üzerine enerji harcamak, daha iyi değil midir?

Yok, her şeye rağmen ısrarla savaşmak isteyenler varsa, önce kendi çocuklarını yollasınlar veya şöyle önde buyursunlar!

Buyursunlar, Orta Doğu orada!

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/11/220810.php

30/10/07
not: yazı istanbulindymedia dan alınmıştır. içerik olarak iyi bir yazı oldugunu düşündüm.

selam-

ne bu şaka mı?
tam bir PKK'yı meşrulaştıran yazı yazmış kim yazdıysa.
eğer sen PKK'yı hoş görürsen karşı tarafında kürtlere karşı kin duymasına şaşırmamak lazım.
etki-tepki meselesi sonuçta.

ayrıca, kürtlerin hespi kürtçe eğitim aldılar diyelim, nerede iş bulacaklar?
belçikadan örnek vermiş, belçika zaten sorunlu bir ülke. valonlar ve flemenkler kendi bölgeleri dışına çıkmıyorlar hayatlarının büyük kısmında. (turizm dışında.)

benzer şekilde, o zaman sorarlar kürtlere, istanbulda ne işin var, ankarada ne işin var, fırat nehrini geçme.
almanya'da, fransa'da veya hangi avrupa ülkesinde, azınlık kültürününde eğitim veriyorlar? (otonomisi olan bölgeler hariç.)
bence PKK'yı meşrulaştırmak demek, kürt karşıtı hareketide meşrulaştırmak demektir. bu yazıda bence, aynı yola hizmet ediyor. MHP yerinde olsa, bu yazıyı alır, tüm ülkeye özelliklede Malatya, Eruzurm, Elazığ gibi doğu anaoldu şehirlerine dağıtırdım. (Malum orasıda kürdistan) bir sonraki seçimde, oylarını ikiye katlar kesin....

iştirakleriniz için teşekkürler ama konu forum kurallarına aykırı olan bir yerle alakalı değildir lütfen konunun aslına sadık kalalım

ayrıca sağolun farklı bakış açılarınız için

yukardaki yazılara bakınca akla tek bir şey gelir ayrıca eğer ki örgütü savunanlar ırk çılığı tetikliyorsa bunun sorumlusu olayların çıkmasına sebep olanlardır şimdi sipariş mi verildide böyle bir sorun çıkdı kürd ler neden bin yıllık biraradalığı bozmaya çalışsın o kadar zaman zarfında olmayan şey neden 84 yıl gibi bir sürede o kadar acı yaşattı bu ülkeye ve neden bin yılda yaşamadığımız eziyeti aşağılanmayı hör görülmeyi yok sayılmayı 84 yıla sığdırdılar acaba kürdleri buna iten sebebler neydi amaç konu başlığındada belirtiğim gibi hataları bulmak bu yönde fikir alışverişinde olmak sorun burda kimseyi meşrulaşdırmak veya savunmasını yapmak değil

kendi yorumuma gelirsem ben zaten bunları biliyordum sadece burda bilip bilmeden konuşan ve herseferinde ukala laşanlara(bunu söyleyince çoğu arkadaşımıza dendiği gibi bölücü oluyormuşuz) bizzat yapanlar tarafından bilgilendirilmek çoğu kişi sadece müzik veyahut belirli yerlerde zanneder ama değildi kürd olmak kürd çe konuşmak bu ülkede başlı başına sorundu halada öyledir çünkü aykırı konuşmaya başlarsan birilerinin işene gelmediği şekilde sen için lafda hazır gireceğin tabut hücrede
eğerki kendini aşağılatırsan sahip in attığı kemikle idare edersen ona şükür dersen veya sahip in terlik atıp sana getirmeni emrettiğinde ona uyarsan sen dağlı kıro ,kart kurt seslerinden oluşan dağlı Türk sündür ama dikkat et haskan değilsin (hehe:D haskan türk yokdur zaten:D) o kadar

ben derimki birde bunu tersinden düşünelim egemen güç kürtler olsaydı herşeyin sorumlusu baskı gören halk da türk ler ne olurdu tepkileriniz


kal salıcakla

spartacus
08.11.2007, 17:25
Timsahlar önce yavrularını yer, sonra göz yaşı dökermiş. İş işten geçtikten sonra dökülen yaşın literatüerdeki adı timsah gözyaşıdır. Faşist Evren Paşanın göz yaşı böyle bir şeydir. Ey faşist Paşa, madem o dönem Cumhurbaşıyken Kanada'nın özerk fransız bölgesi Quebek'i ziyaret ettin ve bu gerçekliği fark ettin neden bunu zamanında dile getirmedin? Burda samimiyetsizlik her haliyle ortadadır. Her şeye rağmen Evren'in bu itiraflardan, inkarı sürdürenler ciddi dersler çıkarmalıdır.
Bugün için yasak ve inkar üzerine politika yapanlar yol yakınken gerçekleri görsünler. 10 veya 20 yıl sonra yapılan itirafların zerrece bir önemi yoktur.
Almanya'da göçmen Türkler için ana dilde eğitim hakkı isteyenler, kendi vatanlarındaki kürtlere bu hakkı vermiyorlar. Burda çok ciddi çifte standart var. Özgürlük sadece kendin zora düştüğünde istenirse, bunun adı özgürlük olmaz.

spartacus
08.11.2007, 17:48
selam-

ne bu şaka mı?
tam bir PKK'yı meşrulaştıran yazı yazmış kim yazdıysa.
eğer sen PKK'yı hoş görürsen karşı tarafında kürtlere karşı kin duymasına şaşırmamak lazım. :(
etki-tepki meselesi sonuçta.

ayrıca, kürtlerin hespi kürtçe eğitim aldılar diyelim, nerede iş bulacaklar? (sanırım burada kürtçe eğitimden kastedilen, tedrisatın tamamen kürtçe olduğu bir eğitim sistemi.)
belçikadan örnek vermiş, belçika zaten sorunlu bir ülke. valonlar ve flemenkler kendi bölgeleri dışına çıkmıyorlar hayatlarının büyük kısmında. (turizm dışında) zamanında Avrupa devletleri arasındaki güç dengeleri nedeniyle kurulmuş bir ülke. Geleceği belirsiz.
almanya'da, fransa'da veya hangi avrupa ülkesinde, azınlık kültürününde eğitim veriyorlar? (otonomisi olan bölgeler hariç.)

benzer şekilde, o zaman sorarlar kürtlere, istanbulda ne işin var, ankarada ne işin var, fırat nehrini geçme.

bence PKK'yı meşrulaştırmak demek, kürt karşıtı hareketide meşrulaştırmak demektir. bu yazıda bence, aynı yola hizmet ediyor. MHP yerinde olsam, bu yazıyı alır, tüm ülkeye özelliklede Malatya, Eruzurm, Elazığ gibi doğu anaoldu şehirlerine dağıtırdım. (Malum orasıda kürdistan) bir sonraki seçimde, oylarını ikiye katlar kesin....

Kenan Evren gibi bir azılı halk düşmanı dahi gerçeği gördü, siz deve kuşu misali gerçekleri görmezden geliyorsunuz.
Kürtler Türkiye'de azınlık değildir. Azınlıklar Lozan anlaşmasıyla belirlendiği gibidir. Gerek aleviler, gerekse kürtler bu ülkenin vazgeçilemez ana halkalarıdır. Buna rağmen asırlarca bu gerçeklik inkar edildi. Türkler Almanya'da göçmen statüsünde olmasına rağmen ordaki Türkler ana dilden eğitim istiyorlar. Oysa Türkiye'deki Kürtler kendi vatanında dahi göçmenler kadar hakka sahip değildir.
Şimdi biliyorum diyeceksiniz ki, Kürtçe yasak değil, TRT'de yayın var, özel eğitim dersaneleri var. Bütün bu haklar serhildanlar olmasaydı kimse kürtlere vermezdi. Öyle birilerinin lutuflarıyla veya sadakasıyla alınmış haklar değil. Tüm hepsi bir süreç içindeki serhildanların nicel aşaması olarak can ve kan pahasına tırnakla kazanılan haklardır. Ve bu süreç yaşanmaydı, kürtler hala "kıro, kart-kurt" statüsünde kalacaktı.
Siz neden her fırsatta Türkiye Kürdistan'ındaki coğrafyaki seçimleri baz alarak kürtler üzerinde sonuçlar çıkarmak istiyorsunuz. O halde bende şöyle derim: 22 Temmuz seçimleri öncesi saatlerin 100 yıl geri alınacağı söyleniyordu. Ya Kemalizm ya şeriat seçeneğiyle seçimlere start verildi. Dolayısyla kürt coğrafyasındaki oyları onlara göre "şeriatçılarlarla PKK'lılar" bölüştürmüştür. Her iki kesimde devletin düşmanıysa devlet adına bunun neresinde sevinç duyuyorsunuz? Sonuçta Kemalist CHP'liler ve diğer ırkçı-şövenist partiler kürt coğrafyasında mağlup oldu.

Canan1
08.11.2007, 17:50
Timsahlar önce yavrularını yer, sonra göz yaşı dökermiş. İş işten geçtikten sonra dökülen yaşın literatüerdeki adı timsah gözyaşıdır. Faşist Evren Paşanın göz yaşı böyle bir şeydir. Ey faşist Paşa, madem o dönem Cumhurbaşıyken Kanada'nın özerk fransız bölgesi Quebek'i ziyaret ettin ve bu gerçekliği fark ettin neden bunu zamanında dile getirmedin? Burda samimiyetsizlik her haliyle ortadadır. Her şeye rağmen Evren'in bu itiraflardan, inkarı sürdürenler ciddi dersler çıkarmalıdır.
Bugün için yasak ve inkar üzerine politika yapanlar yol yakınken gerçekleri görsünler. 10 veya 20 yıl sonra yapılan itirafların zerrece bir önemi yoktur.
Almanya'da göçmen Türkler için ana dilde eğitim hakkı isteyenler, kendi vatanlarındaki kürtlere bu hakkı vermiyorlar. Burda çok ciddi çifte standart var. Özgürlük sadece kendin zora düştüğünde istenirse, bunun adı özgürlük olmaz.



Sevgili dost...

dogru,timsahlar önce yavrularini yer ardindan timsah göz yasi döker....bir fark var ama burda: Kürtler yavru olarak degilde, adeta baska insan baska bir yaratik olarak görünür...
Almanyada Türkler o kadar hak isterler ki,cami yaptirirlar, kizlari yüzme spor dersine katilmamak icin vs vs vs....olsunda tabii, ama Türkiyede kendi insanlarin hakkini ezip gecen fasist zihniyet yillar sonra böyle yapmacik aciklama yapar ve belkide icinde iyiki yaptim diye güler...sinir oluyorum


Saygilar

spartacus
08.11.2007, 18:07
ben derimki birde bunu tersinden düşünelim egemen güç kürtler olsaydı herşeyin sorumlusu baskı gören halk da türk ler ne olurdu tepkileriniz



Sevgili serhat soruya kendi adıma şöyle cevap vermek istiyorum.
Mustafa Kemal diyelim ki cumhuriyeti kurarken Türkiye'nin adı Türkiye değilde Kürdiye veya kürdistan olarak belirleseydi ve ezilenler Türkler olsaydı ve dili, kültürü yasaklanmış olsaydı, benim açımdan değişen hiç bir şey olmazdı. Çünkü benim dünyaya bakış açım doğru ile yanlış, ezen ile ezilen arasındaki mücadele temeline dayanır. Bu durumda ezilenler Türkler olduğu için Türklerin kültürel, demokratik haklarını savunurdum. Bunu yine halkların kardeşliği temelinde sosyalizm için yapardım.

shahrud
08.11.2007, 18:39
Darbe yapilip, yonetim kuklalara teslim edilince Kenan Evren Platon'un Devlet kitabini okur. Hayatinda siyaset bilimi okumamis, devlet yonetiminden haberi olmayan birisine iktidar armagan edilirse ne olursa o oldu iste. Platon'un devlet kitabini okuyup, devlet yonetmeye giristi.

iusjure
08.11.2007, 19:09
Kenan Evren gibi bir azılı halk düşmanı dahi gerçeği gördü, siz deve kuşu misali gerçekleri görmezden geliyorsunuz.
Kürtler Türkiye'de azınlık değildir. Azınlıklar Lozan anlaşmasıyla belirlendiği gibidir. Gerek aleviler, gerekse kürtler bu ülkenin vazgeçilemez ana halkalarıdır. Buna rağmen asırlarca bu gerçeklik inkar edildi. Türkler Almanya'da göçmen statüsünde olmasına rağmen ordaki Türkler ana dilden eğitim istiyorlar. Oysa Türkiye'deki Kürtler kendi vatanında dahi göçmenler kadar hakka sahip değildir.
Şimdi biliyorum diyeceksiniz ki, Kürtçe yasak değil, TRT'de yayın var, özel eğitim dersaneleri var. Bütün bu haklar serhildanlar olmasaydı kimse kürtlere vermezdi. Öyle birilerinin lutuflarıyla veya sadakasıyla alınmış haklar değil. Tüm hepsi bir süreç içindeki serhildanların nicel aşaması olarak can ve kan pahasına tırnakla kazanılan haklardır. Ve bu süreç yaşanmaydı, kürtler hala "kıro, kart-kurt" statüsünde kalacaktı.
Siz neden her fırsatta Türkiye Kürdistan'ındaki coğrafyaki seçimleri baz alarak kürtler üzerinde sonuçlar çıkarmak istiyorsunuz. O halde bende şöyle derim: 22 Temmuz seçimleri öncesi saatlerin 100 yıl geri alınacağı söyleniyordu. Ya Kemalizm ya şeriat seçeneğiyle seçimlere start verildi. Dolayısyla kürt coğrafyasındaki oyları onlara göre "şeriatçılarlarla PKK'lılar" bölüştürmüştür. Her iki kesimde devletin düşmanıysa devlet adına bunun neresinde sevinç duyuyorsunuz? Sonuçta Kemalist CHP'liler ve diğer ırkçı-şövenist partiler kürt coğrafyasında mağlup oldu.

selam-

Azınlık kavramı hukuki değil, sosyolojik bir kavramdır. Türkiye'de ben türk değilim kürdüm diyenler var mı? Var. Anadili Türkçe olmayanlar var mı? VAR. O zaman azınlıkda vardır. Bunun illa hukuki bir metinde yer alması gerekmez. Zaten çoğu ülkedede, hukuki metinler azınlıkları tek tek saymazlar. Genel kurallar ve haklar tanınır. Bu da tüm azınlık gruplara uygulanır. Almanya kurulduğunda Türkler yaşamıyordu Almanya ama bugün yaşıyorlar ve hiçbir hukuki metinde yer almamalrına rağmen, Almanya bakımından azınlıktırlar. Tıpkı, Hollandadaki Faslılar, Fransadaki Afrikalılar, İngiltereeki Asylılar vs... gibi.

Ayrıca, cevabınızın ikinci kısmını anlamadım. Ben oradaki seçimlerden falan bahsetmedim. Anlaşılan cevabımı okumamışsınız. Benim dediğim, bu tür provakatif ve PKK'yı meşrulaştıran yazılar, sadece PKK'yı değil, kürt-karşıtı hareketleri de meşrulaştırır. Zira, etki-tepki meselesi. Marksa inanıyorsan, diyalektik kavramını bilmen gerek. Benim kastım, ben eğer MHP'li olsam, bu tür yazıları çoğaltıp Erzurum, Malatya, Elazığ gibi yerlerde ki yazıda bu yerler de Kurdistan sayılmış, dağıtırımdı. Zira, oy patlamasına yol açar bu tür karşıtlıklar. MHP, PKK'nın yükseldiği dönemlerde yükselmiş, terörün azaldığı dönemde azalmıştır.

Ayrıca söylediğiniz gibi eğer PKK, kürtlere hak tanınmasını sağladıysa, bu durumda Almanyadaki türklerin de silaha sarılıp, isyan bayrağını çekmesi mi lazım? Çünkü, önermenizden bu çıkıyor. Kişisel olarak, bireylerin dilsel, dinsel tercihlerinin devletin ilgi alanına girmemesi ve serbest şekilde yaşanmasından yanayım. Fakat, bu tür hakların silahla tanınacağına sanmıyorum. (Tabi arkanızda çok kuvvetli bir silahlı güç yoksa ya da amacınız farklı değilse...)

spartacus
08.11.2007, 19:48
selam-

Azınlık kavramı hukuki değil, sosyolojik bir kavramdır. Türkiye'de ben türk değilim kürdüm diyenler var mı? Var. Anadili Türkçe olmayanlar var mı? VAR. O zaman azınlıkda vardır. Bunun illa hukuki bir metinde yer alması gerekmez. Zaten çoğu ülkedede, hukuki metinler azınlıkları tek tek saymazlar. Genel kurallar ve haklar tanınır. Bu da tüm azınlık gruplara uygulanır. Almanya kurulduğunda Türkler yaşamıyordu Almanya ama bugün yaşıyorlar ve hiçbir hukuki metinde yer almamalrına rağmen, Almanya bakımından azınlıktırlar. Tıpkı, Hollandadaki Faslılar, Fransadaki Afrikalılar, İngiltereeki Asylılar vs... gibi.

Ayrıca, cevabınızın ikinci kısmını anlamadım. Ben oradaki seçimlerden falan bahsetmedim. Anlaşılan cevabımı okumamışsınız. Benim dediğim, bu tür provakatif ve PKK'yı meşrulaştıran yazılar, sadece PKK'yı değil, kürt-karşıtı hareketleri de meşrulaştırır. Zira, etki-tepki meselesi. Marksa inanıyorsan, diyalektik kavramını bilmen gerek. Benim kastım, ben eğer MHP'li olsam, bu tür yazıları çoğaltıp Erzurum, Malatya, Elazığ gibi yerlerde ki yazıda bu yerler de Kurdistan sayılmış, dağıtırımdı. Zira, oy patlamasına yol açar bu tür karşıtlıklar. MHP, PKK'nın yükseldiği dönemlerde yükselmiş, terörün azaldığı dönemde azalmıştır.

Ayrıca söylediğiniz gibi eğer PKK, kürtlere hak tanınmasını sağladıysa, bu durumda Almanyadaki türklerin de silaha sarılıp, isyan bayrağını çekmesi mi lazım? Çünkü, önermenizden bu çıkıyor. Kişisel olarak, bireylerin dilsel, dinsel tercihlerinin devletin ilgi alanına girmemesi ve serbest şekilde yaşanmasından yanayım. Fakat, bu tür hakların silahla tanınacağına sanmıyorum. (Tabi arkanızda çok kuvvetli bir silahlı güç yoksa ya da amacınız farklı değilse...)


Selam sayın justure
Sondan başlayarak sorularınızı dilim döndüğünce cevaplamaya çalışayım.
Almanya'nın sosyo ekeonomik yapısıyla Türkiye'ni yapısı birbirlerinden çok farklıdır. Almanya'da burjuva düzeyde de olsa demokrasi vardır. Türkiye ise bir bakıma muz cumhuriyetidir. Yani Türkiye'de parlemento askeri yönetimi maskeleyen bir paravandır. Esas olarak Türkiye'de söz sahibi olan genelkurmaylıktır. Gerçekten Türkiye demokratik bir ülke olsaydı tüm kazanımlar barışçıl yöntemlerle sağlanır. Demokrasinin olduğu ülkelerde bırakalım kültürel hakların kazanımı devrimler dahi barışçıl yöntemlerle sağlanır. Devrimci şiddet devrimin son aşamasında olur. Bu tür ülkelerde devrim mücadelesi silahlı mücadeleyle değil, sendikal-politik yöntemlerden geçer. Kısacası göçmenler sorunu barışçıl yöntem olan silahsız mücadeleyle çözüme kavuşur.
Ancak şunuda belirtmek isterim göçmen sorunuyla ulusal sorun bir değil. Bunlar tamamıyla ap ayrı kavram ve meselelerdir. Hani demek istediğim avrupadaki göçmenlere dahi ana dilde eğitim olanağı sunulurken kendi vatanlarında yaşayan kürtlerin bu hakkı yoktur.
İkinci sorumu genel anlamda cevapladım. Yani kürtler bir takım kültürel haklar elde ettiyse bunun serhildanlarla doğru orantısı vardır. Dün serhildanlar olmasaydı kürdün adı bile anılmazdı. Bunu birileri ister kabul etsin ister etmesin. Çünkü ortada rasyonal bir gerçeklik var. Turgut Özal'ın Kürt realistesini tanınması serhildanların en dorukta olduğu döneme rastlaması tesadüf değildir.
Azınlık kavran sosyolojik kavram olduğu kadar hukuki bir kavramdır. Bunlar iç içe olan şeylerdir. Hukuksal bir hak sosyolojik bir olaydan hareketle düzenlenir. Hatta azınlık kavramın uluslararası hukukta yeri dahi vardır. Bu en genel hatlarıyla Birleşmiş Milletler konveksiyonlarında mevcuttur. Öte yanda iç hukukta da bunların var olması azınlıkların demokratik haklarını güvence altına alır. Aynı şeyi göçmenler içinde garanti altına almak gerekir. Oysa ben kürtleri azınlık veya göçmen statüsünde görmediğim için bu kapsamda değerlendirmiyorum. Yani Lozan'da kabul gören azınlıklar gayrı müslümlerdir.
Kürtler ve Türkler bu ülkenin asli uluslarıdır. Bu anlamda bu iki ulus asırlardan beri birlik ve beraberlikle anadolu topraklarında yaşadılarsa yarında yaşayacaktır. Bu kardeşlik özgürlük, demokrasi ve tam hak eşitliğine dayanan kardeşlikle pekişir ve sürüp gider. Halkların kardeşliği tüm herkesin dilinde olmasına rağmen bazıları pratikte halkların üvey kardeşliğini icraa ederler.
Son kez bir şeyi hatırlatmak istiyorum Türkler Almanya'da azınlık değildir. Azınlık kavramı asırlardır o coğrafyada yaşayan halklar için kullanılır. Ve yine azınlıkların yaşadığı coğrafya onların öz vatanıdır. Türkler ekomomik ve sosyal nedenlerden ötürü Almanya'ya göç ettiği için Almanya Türklerin vatanı değildir. Bunu dünyanın her yerinde yaşayan göçmenler için değerlendirebiliriz.

iusjure
08.11.2007, 20:47
Selam sayın justure
Sondan başlayarak sorularınızı dilim döndüğünce cevaplamaya çalışayım.
Almanya'nın sosyo ekeonomik yapısıyla Türkiye'ni yapısı birbirlerinden çok farklıdır. Almanya'da burjuva düzeyde de olsa demokrasi vardır. Türkiye ise bir bakıma muz cumhuriyetidir. Yani Türkiye'de parlemento askeri yönetimi maskeleyen bir paravandır. Esas olarak Türkiye'de söz sahibi olan genelkurmaylıktır. Gerçekten Türkiye demokratik bir ülke olsaydı tüm kazanımlar barışçıl yöntemlerle sağlanır. Demokrasinin olduğu ülkelerde bırakalım kültürel hakların kazanımı devrimler dahi barışçıl yöntemlerle sağlanır. Devrimci şiddet devrimin son aşamasında olur. Bu tür ülkelerde devrim mücadelesi silahlı mücadeleyle değil, sendikal-politik yöntemlerden geçer. Kısacası göçmenler sorunu barışçıl yöntem olan silahsız mücadeleyle çözüme kavuşur.
Ancak şunuda belirtmek isterim göçmen sorunuyla ulusal sorun bir değil. Bunlar tamamıyla ap ayrı kavram ve meselelerdir. Hani demek istediğim avrupadaki göçmenlere dahi ana dilde eğitim olanağı sunulurken kendi vatanlarında yaşayan kürtlerin bu hakkı yoktur.
İkinci sorumu genel anlamda cevapladım. Yani kürtler bir takım kültürel haklar elde ettiyse bunun serhildanlarla doğru orantısı vardır. Dün serhildanlar olmasaydı kürdün adı bile anılmazdı. Bunu birileri ister kabul etsin ister etmesin. Çünkü ortada rasyonal bir gerçeklik var. Turgut Özal'ın Kürt realistesini tanınması serhildanların en dorukta olduğu döneme rastlaması tesadüf değildir.
Azınlık kavran sosyolojik kavram olduğu kadar hukuki bir kavramdır. Bunlar iç içe olan şeylerdir. Hukuksal bir hak sosyolojik bir olaydan hareketle düzenlenir. Hatta azınlık kavramın uluslararası hukukta yeri dahi vardır. Bu en genel hatlarıyla Birleşmiş Milletler konveksiyonlarında mevcuttur. Öte yanda iç hukukta da bunların var olması azınlıkların demokratik haklarını güvence altına alır. Aynı şeyi göçmenler içinde garanti altına almak gerekir. Oysa ben kürtleri azınlık veya göçmen statüsünde görmediğim için bu kapsamda değerlendirmiyorum. Yani Lozan'da kabul gören azınlıklar gayrı müslümlerdir.
Kürtler ve Türkler bu ülkenin asli uluslarıdır. Bu anlamda bu iki ulus asırlardan beri birlik ve beraberlikle anadolu topraklarında yaşadılarsa yarında yaşayacaktır. Bu kardeşlik özgürlük, demokrasi ve tam hak eşitliğine dayanan kardeşlikle pekişir ve sürüp gider. Halkların kardeşliği tüm herkesin dilinde olmasına rağmen bazıları pratikte halkların üvey kardeşliğini icraa ederler.
Son kez bir şeyi hatırlatmak istiyorum Türkler Almanya'da azınlık değildir. Azınlık kavramı asırlardır o coğrafyada yaşayan halklar için kullanılır. Ve yine azınlıkların yaşadığı coğrafya onların öz vatanıdır. Türkler ekomomik ve sosyal nedenlerden ötürü Almanya'ya göç ettiği için Almanya Türklerin vatanı değildir. Bunu dünyanın her yerinde yaşayan göçmenler için değerlendirebiliriz.

selam-

Türkiye'nin muz cumhuriyeti olduğuna inanmıyorum. Zira, muz cumhuriyeti kavramı, Güney Amerikadaki, muzdan başka üretecek ürünü olmayan, sözde bağımsız ülkeler için kullanılır. İkinci olarak, eğer bir ülkede demokrasi de olsa diktatörlükte olsa, bunun ekonomik ve sosyalojik bir nedeni vardır. Yani, diktatörlükle yönetilen bir ülkede hemen demokrasiye geçilemez. İlk önce, bunun ekonomik temelinin oluşması gerekir. Türkiye'de ise askeri diktatörlüğün olduğunu ise düşünmüyorum. (Zaten ekonomik temeli de yok.) Askerlerin sesi çıkıyor ama her zaman istediklerini yaptıramıyorlar.

İkinci olarak, hiç bir ülke sisteminin değişmesini elini açıp beklemez. 2. Dünya savaşı sonrası sosyalizm hangi ülkeye seçimle geldi? Benim bildiğim hiç birisine. Benzer şekilde, Türkiye'de de sistem kendisine tehdit olarak gördüğü şeye direnecektir.

Eğer sorun kürtlerin hakları ise, bu zaten sadece kürtlere değil, tüm türk vatandaşlarına tanınmalıdır. Ayrıca, barışçı yollardan eğer haklar talep edilseydi, şu anki haklardan çok daha fazlasını elde ederlerdi. PKK'nın yaptıkları sayesinde bazı haklar elde edildiğinden bahsetmişsiniz. Fakat, bu hareket nedeniyle, şu an kürtler, toplumun önemli bir kısmı tarafından terörist olarak görünüyor ve antipatiyle karşılanıyor. Belki de, 20 yıl önce yaşadıklarından çok daha olumsuz koşullarda yaşıyorlar. Güneydoğu, Gaziantep dışında, Türkiyenin yaşadığı ekonomik gelişmenin dışında kaldı. Batıya göç edenler ise en alt seviyede işlerde çalışıyorlar ve de insanlar tarafından dışlanıyorlar. Eğer, kazanç-kayıp tablosu yaparsanız, PKK'nın faydadan çok zarar getirdiğini görürsünüz.

Son olarak, Almanya'da Türkler azınlıktırlar. Zira, azınlığın tanımı açıktır. Göçmen veya yerli olması önemli değil. Kaldı ki, bugün Almanya denilen yerde, onlardan öncede Pruslar ve diğer halklar yaşıyormuş. Eğer tarihi araştırırsak tüm halkların bir şekilde göçmen olduğu ortaya çıkar. Türkiye kökenli olmaları önemli değil. Sonuçta, Almanyada yaşıyorlar ve çalışıyorlar. Orada bir hukukun konusunu oluşturuyorlar. İlla Alman anayasasında, "Bu ülkede Türklerde yaşarlar" yazması gerekmez. Kaldı ki, sizin ölçütünüzü uygularsak, ABD'de veya Avustralyada ne azınlık kavramı ne de ülke kavramının olmaması gerekir. Sonuçta, göçmenler tarafından kurulmuş ülkeler.

Benzer şekilde, Türkiye'deki kürtler de azınlıktırlar. Kürtlerin arasında anadilini Türkçeye çeviren, ben türküm diyen, Türk toplumunda eriyenler vardır. Bunlar, azınlık sayılmaz. Fakat, anadilini koryanlar, kürtlüğünü muhafaza edenler vs... azınlıktırlar. Zira, azınlık bir ülkedeki çoğunluktan bir şekilde ayrı yaşayan insanlardır. Bu etnik yönden de olabilir, dinsen yöndende. Dinsen yönden bakarsak, bu seferde, Ateist Türkler azınlıktır. (Türk olmalarına rağmen)

not: Bu arada Almanya'da Türklerin anadilde eğitim hakkı yoktur. Sadece Türkçe seçmeli ders alılar. O da son dönemde sallantıda. Din dersi bile yani İslam dini, Almanca öğretiliyor bir çok eyalette. Hatta, bazı eyaletlerde, okullarda Türklerin kendi aralarında Türkçe konuşması bile yasaklandı.

saygılar

Canan1
08.11.2007, 20:54
not: Bu arada Almanya'da Türklerin anadilde eğitim hakkı yoktur. Sadece Türkçe seçmeli ders alılar. O da son dönemde sallantıda. Din dersi bile yani İslam dini, Almanca öğretiliyor bir çok eyalette. Hatta, bazı eyaletlerde, okullarda Türklerin kendi aralarında Türkçe konuşması bile yasaklandı.

saygılar[/QUOTE]

Iyi aksamlar

Sizin son yazdiginizi isaretledim

Türkce ders icinde konusmak yasak, cünkü okulda almanca dilde ögretiliyor, yoksa heryerde acik bir sekiklde türkce konusuluyor...türkce dersi okullarda kaldirilmadi: alevi kesim kendi cocuklarina bir sunni ögretmen tarafindan sunni din dersi türkce dersinde verilmesine karsi ciktilar.....hyristiyan dini ögretilmiyor,isteyen meraktan ve bilgilenmek icin cocugunu göndere biliyor,ZORUNLU din dersi yok........

Bazi eyaletlerde nasil türkce yasaklanmis? Bunu yeni duyuyorum



Saygilar

iusjure
08.11.2007, 21:04
selam-

Benim bildiğim bazı eyaletlerde, okullarda kendi aralarında Türkçe konuşmaları yasaklandı öğrencilerin diye biliyorum. Medyada falan da çıktı. Ne kadar uygulanıyor bilemiyorum tabi...

Gannush
08.11.2007, 21:06
^^
Bu haber Hürriyet gazetesinde çıktı - ama hürriyet gazetesi güvenilir bir kaynak değil. Dezenformasyon ve sansasyon dolu bir gazete..

iusjure
08.11.2007, 21:14
^^
Bu haber Hürriyet gazetesinde çıktı - ama hürriyet gazetesi güvenilir bir kaynak değil. Dezenformasyon ve sansasyon dolu bir gazete..

Yok abi bbc de de çıktı.
Hatta "Have Your Say" bölümünde mesaj atmıştım.
Linkini bi bulursam vereyim...

Gannush
08.11.2007, 21:18
Tamam BBC'de çıkmışsa inandım.. Hürriyette çıkan haberler şişirme oluyor çünkü.
Almanya değil de, Hollanda'da Türkçe seçmeli dersi kaldırılacaktı bir ara.. Türk göçmenler bunun için kampanya düzenlemişlerdi

http://turkce-icin-el-ele.nl/

Canan1
08.11.2007, 21:37
selam-

Benim bildiğim bazı eyaletlerde, okullarda kendi aralarında Türkçe konuşmaları yasaklandı öğrencilerin diye biliyorum. Medyada falan da çıktı. Ne kadar uygulanıyor bilemiyorum tabi...

sevgili kardesim.....

kendi aralarinda degilde, ders icinde Türkce konusmalari neden yasaklandi,biliyormusunuz?

Kendilerine disladiklari icin,iki kültür arasinda kalip kendi kimliklerini bazi genclerimiz yanlis yollarda ariyorda ondan.......kendilerini kopuk hissetiyorlarda ondan...entegre olsunlar diye okullarda ders icinde yasaklandi sadece...ders disinda ama degil...


Ama bu konuylan simdi ne alaka? Neden buraya degindik simdi? Belki haksizlik olsada baska bir ülkede Türkiyenin yaptigi haksizliklari af etmez!!!!!!!!
Saygilar

spartacus
08.11.2007, 23:09
Sayın jusjure


Kürtler ile Türklerin Türkiye'de sorunları sınıfsal boyutta aynıdır. Yani hakim sınıflar Türk ve Kürt emekçilerini fabrikalarda sömürmektedir. Bu anlamda her ikiside eziliyor. Ancak kürtler, sınıfsal baskının dışında birde milli baskıya tabi tutulmaktadır. Bu baskının PKK'yle uzaktan yakından alakası yoktur. Çünkü milli baskı PKK'den ötürü değil, inkara ve asimilasyona bağlı olarak uygulanır. Bu konu üzerinde İbrahim Kaypakkaya değerlendirme yaptığında PKK denilen bir şey yoktu. Kürt sorunu çözüme kavuşturulmaması neticesinde isyanlar veya çeşitli örgütler biçim ve isim değiştirsede özünde kürt sorunu çözümsüz kaldığı için varlık bulur. Bugün PKK yok edilse, kürt sorunu çözülmese ilerde yeni bir isyan daha zuhur eder. Demek ki, tüm isyanlar kürt sorunu çözümsüz bırakıldığı için gelecekte bir döngü oluşturmaktadır. Soruyorum size PKK neden Ege'de, Karadeniz ve Akdeniz'de değilde kürt coğrafyasında taban buluyor? PKK karadenize 94 yılında açılmayı planlamış ancak orda yaşam şansı bulamamıştır. Sizce sebebi nedir?

Türkiye'deki Türk milliyetçiliğinin tırmanmasının en önemli nedenlerinden biri Türkiye devrimci hareketinin zayıf olmasından kaynaklıdır. 90'lı yıllardaki devrimci durumun iyi olması nedeniyle MHP marjinal bir boyutta kalırken, devrimci hareketin gerilemesi ve bunun yanında PKK'nin yanlış eylemleri, yanlış çizgisi eklendiğinde sağdaki potansiyel bu ırkçı potaya geçmiştir. Türkiye'de kendisine "solcuyum" veya "sosyalistim" diyen reformist hareketlerin siyasi jargonlarında milliyetçilik prim yapıyorsa bunun nedenini yukarı izah ettiğim düzlemde aramak isabetli olur. Yani sebep sonuç ilişkisi kurulduğunda birinci olarak devrimci durumun gerilemesi ikinci olarak PKK'nin pratiğindeki yanlışlıklarla alakalıdır.
Almanya'da Türkleri azınlık olarak görmeniz bir hayli enteresandır. Çünkü 40 yıl önce ekonomik sebeplerden ötürü göçen bir kesim orda kalmak için değil, ülkesine bir gün dönmek için gitmiştir. Bu anlamda onların ayakları her ne kadar Almanya'da olsa da geri dönmeyi hep amaç edinmiştir. Yeni kuşaklar da, alman toplumu içinde eriyip gitmektedir. ABD ve Avusturalya'ya göç edenler ise çok farklı biçimde gitmiş olup, hedefleri orda yerleşik bir düzene geçerek, yeni hayat kurmak içinde geri dönüş kapısını kapatarak gitmişlerdir. Dolayısıyla artık yeni bir iktisadi yapı içerisinde yer alan topluluk ortak kültürel şekilleniş de olduğu gibi farklı bir toprak birliği oluşturmuştur. Bu insan toplulukları yüzyıllar boyu bir arada yaşadığı için artık yeni bir ulusu temsil etmektedirler. Amerikalı veya Avusturalya'lıya bu sebeple artık ingiliz denilemez. Ulusu bir araya getiren faktörler ayrışıma gittiği için nitelik değişiklikler baş göstermiştir. Kürtler Türkiye'de sayısal olarak nufusA bakıldığında geniş bir topluluk olarak görülecektir. Bir ülke nufusunun çeyreğinden fazlasını oluşturan topluluğa azınlık denilmez. Azınlık adı üstüne az olmasından gelir. Buna bağlı olarak çoğunluğun yanında azın haklarının korunması temelinde hukuksal bir yerde statüsü vardır. Oysa kürtler çokken bizde az bile görülmeyip, sıfır, hiç veya yok boyutuna indirgenip inkar edilmiştir. DİE bile doğuda dengesiz bir şekilde nufusun büyümesini istatiki bilgilerle aktarmakta olup, nufus planlanmasının doğuda uygulanmadığı yönünde veriler karşımıza sunmaktadır. Dolayısıyla az 20 milyonluk bir insan topluluğundan bahs edilirken azınlıktan bahs edilemez.

Devrimlerin hangisinin barışçıl mücadele yoluyla olduğunu sormuşsunuz. Kapitalist emperyalist ülkelerde devrim mücadelesi silahsız oluşur. Ancak bu mücadeleyi parlementerist mücadeleyle karıştırmamak gerekir. Yani böylesi ülkelerdeki devrim modeli işçi sınıfının üretimden gelen gücüne dayanarak şiddete dayanmadan ön aşamasının tamamlanmasıyla olur. Devrimci şiddet devrimin en son safhasında başvurulan yıkıcı yöntemdir. Sovyet devrimini bunun en somut örneğidir.

iusjure
09.11.2007, 13:04
Sayın jusjure


Kürtler ile Türklerin Türkiye'de sorunları sınıfsal boyutta aynıdır. Yani hakim sınıflar Türk ve Kürt emekçilerini fabrikalarda sömürmektedir. Bu anlamda her ikiside eziliyor. Ancak kürtler, sınıfsal baskının dışında birde milli baskıya tabi tutulmaktadır. Bu baskının PKK'yle uzaktan yakından alakası yoktur. Çünkü milli baskı PKK'den ötürü değil, inkara ve asimilasyona bağlı olarak uygulanır. Bu konu üzerinde İbrahim Kaypakkaya değerlendirme yaptığında PKK denilen bir şey yoktu. Kürt sorunu çözüme kavuşturulmaması neticesinde isyanlar veya çeşitli örgütler biçim ve isim değiştirsede özünde kürt sorunu çözümsüz kaldığı için varlık bulur. Bugün PKK yok edilse, kürt sorunu çözülmese ilerde yeni bir isyan daha zuhur eder. Demek ki, tüm isyanlar kürt sorunu çözümsüz bırakıldığı için gelecekte bir döngü oluşturmaktadır. Soruyorum size PKK neden Ege'de, Karadeniz ve Akdeniz'de değilde kürt coğrafyasında taban buluyor? PKK karadenize 94 yılında açılmayı planlamış ancak orda yaşam şansı bulamamıştır. Sizce sebebi nedir?

Türkiye'deki Türk milliyetçiliğinin tırmanmasının en önemli nedenlerinden biri Türkiye devrimci hareketinin zayıf olmasından kaynaklıdır. 90'lı yıllardaki devrimci durumun iyi olması nedeniyle MHP marjinal bir boyutta kalırken, devrimci hareketin gerilemesi ve bunun yanında PKK'nin yanlış eylemleri, yanlış çizgisi eklendiğinde sağdaki potansiyel bu ırkçı potaya geçmiştir. Türkiye'de kendisine "solcuyum" veya "sosyalistim" diyen reformist hareketlerin siyasi jargonlarında milliyetçilik prim yapıyorsa bunun nedenini yukarı izah ettiğim düzlemde aramak isabetli olur. Yani sebep sonuç ilişkisi kurulduğunda birinci olarak devrimci durumun gerilemesi ikinci olarak PKK'nin pratiğindeki yanlışlıklarla alakalıdır.
Almanya'da Türkleri azınlık olarak görmeniz bir hayli enteresandır. Çünkü 40 yıl önce ekonomik sebeplerden ötürü göçen bir kesim orda kalmak için değil, ülkesine bir gün dönmek için gitmiştir. Bu anlamda onların ayakları her ne kadar Almanya'da olsa da geri dönmeyi hep amaç edinmiştir. Yeni kuşaklar da, alman toplumu içinde eriyip gitmektedir. ABD ve Avusturalya'ya göç edenler ise çok farklı biçimde gitmiş olup, hedefleri orda yerleşik bir düzene geçerek, yeni hayat kurmak içinde geri dönüş kapısını kapatarak gitmişlerdir. Dolayısıyla artık yeni bir iktisadi yapı içerisinde yer alan topluluk ortak kültürel şekilleniş de olduğu gibi farklı bir toprak birliği oluşturmuştur. Bu insan toplulukları yüzyıllar boyu bir arada yaşadığı için artık yeni bir ulusu temsil etmektedirler. Amerikalı veya Avusturalya'lıya bu sebeple artık ingiliz denilemez. Ulusu bir araya getiren faktörler ayrışıma gittiği için nitelik değişiklikler baş göstermiştir. Kürtler Türkiye'de sayısal olarak nufusA bakıldığında geniş bir topluluk olarak görülecektir. Bir ülke nufusunun çeyreğinden fazlasını oluşturan topluluğa azınlık denilmez. Azınlık adı üstüne az olmasından gelir. Buna bağlı olarak çoğunluğun yanında azın haklarının korunması temelinde hukuksal bir yerde statüsü vardır. Oysa kürtler çokken bizde az bile görülmeyip, sıfır, hiç veya yok boyutuna indirgenip inkar edilmiştir. DİE bile doğuda dengesiz bir şekilde nufusun büyümesini istatiki bilgilerle aktarmakta olup, nufus planlanmasının doğuda uygulanmadığı yönünde veriler karşımıza sunmaktadır. Dolayısıyla az 20 milyonluk bir insan topluluğundan bahs edilirken azınlıktan bahs edilemez.

Devrimlerin hangisinin barışçıl mücadele yoluyla olduğunu sormuşsunuz. Kapitalist emperyalist ülkelerde devrim mücadelesi silahsız oluşur. Ancak bu mücadeleyi parlementerist mücadeleyle karıştırmamak gerekir. Yani böylesi ülkelerdeki devrim modeli işçi sınıfının üretimden gelen gücüne dayanarak şiddete dayanmadan ön aşamasının tamamlanmasıyla olur. Devrimci şiddet devrimin en son safhasında başvurulan yıkıcı yöntemdir. Sovyet devrimini bunun en somut örneğidir.


selam-

Sondan başlayayım. Türkiye'de kürt nüfusun 20 milyon olduğunu sanmıyorum. Zira, bol miktarda asimile olmuş kürt var. Nasıl, Almanyadaki türkler sizin belirttiğiniz gibi alman toplumu içinde eriyorsa, kürtlerinde bir kısmı türkler arasında erimektedir. Ayrıca, doğuda antep, malatya, elazığ, kars, ığdır,erzurum gini önemli türk nüfusunun ikamet ettiği alanlar. Kaldı ki, bölgenin toplam nüfusu 20 milyonun yanında bile geçmiyor. Ayrıca, olayı sırf sayıya bağlamak, nakın kürtler nüfuslarını bilerek arttırıyor, türkleri azınlıkta bırakmak istiyor diyenlerle yanı kapıya çıkar. Eminim ki siz bu görüşü taşıyanlardan değilsiniz. En son Tarhan Erdemi'in yaptığı araştırmada bile kendini kürt diye tanımlayanlar 12 milyon civarıydı hatırlarsınız. http://www.milliyet.com.tr/2007/03/22/guncel/agun.html (Bunun yanında tüm kürtleri tek tip bir yapıda tanımlamak yanlış bir yaklaşımdır. Aralarında hiç mi liberali, islamcısı, türkçüsü vs... yok. Bir örnek vereyim. Benim babamın memleketinde de önemli sayıda kürt var. Fakat, her seçimde büyük oranda MHP'ye gidiyor oyları. :) )

Kürt sorunu ise kanımca bir entegrasyon ve insan hakları sorunudur. (Bu sorun, Osmanlı döneminde de vardı, bugünde var. Zira, her ulus kaçınılmaz olarak, kendi ulus-devletini kurmak ister.) Eğer PKK olmasaydı bu sorun çok daha kolay çözülürdü. Zira, ortada "taviz verdiliği" düşünülen bir örgüt olmazdı. Ayrıca, PKK'nın neden karadenizde, egede taban bulamadığını sormuşsunuz? PKK, kürt ayrılıkçısı bir parti. Herhalde kürtler arasında taban bulacak. Hamas neden, Yahudiler arasında taban bulamıyor gibi bir soru olmuş bu? :( Ayrıca, bu sorun kürtlerin yaşadığı bazı yerlerde daha yoğun yaşanıyor daha müreffeh yerlerde ise daha sınırlı yaşanıyor. Tüm sorun, kürt milliyetçiliğinin yoğun yaşandığı yerlerde yaşayan insanlara, bu ülkede yaşamaları için bir neden vermek. Tıpkı, 2. Dünya savaşında, Avrupa ülkelerinin, fakirlere yaptıkları gibi. Komunizmi çökerten, faşizm veya libertaryanizm değil, sosyal demokrasidir. :)

Tabi, 2. ve daha kolay uygulanabilir seçenek ise, ülkeyi bölmek. Bu bence en kolay çözüm. Fakat, bunu savunana parti ne yazık ki yok şu an. :( (legal anlamda)

Asimilasyon konusuna gelirsek, Dünyadaki tüm ulus-devletler kendi içindeki toplulukların asimile olmasını ister. Bazı devletler bunu daha ilkel yollarla yapmayı dener bazıları ise daha farklı yollarla. Türkiye ilk yolu seçmiştir. Zira,örnek aldığı ülke olan Fransa, bu tür yöntemlerle başarılı olmuştur. Ve, bu kürtler üzerinde önemli oranda başarısız olmuştur. Eğer ikinci yolu uygulasaydı farklı bir durum olabilirdi.

Sosyalizme gelirsek, dünyada hiçbir ülke sosyalizme isteyerek yani seçimle geçmemiştir. Bunu eski doğu avrupa ülkelerine bakarak görebilirsiniz. Bugün en fazla sosyalizm düşmanlığının olduğu ülkeler Polonya gibi doğu avrupa ülkeleridir. Sosyalizm dünyadaki ülkelerin çoğunda ya silahlı bir ayaklanma sonucunda ya da, ABD ile Sovyetler arasındaki anlaşma uyarınce gelmiştir.

Almanya'da ise, Türkler azınlıktır fikrindeyim. Eğer azınlık olmasalar hiç bir hakları olmazdı. Ayrıca, eğer geri dönme fikrinde olsalar şimdiye dönerlerdi. Fakat, 3. kuşak olmuş hala dönmediklerine göre, orada kalmak istediklerini düşünmememiz gerekir.

spartacus
09.11.2007, 15:13
Sayın jusjure

Haklısınız Kürt nufusunun 20 milyon olduğunu bende sanmıyorum. Çünkü bu rakamı asgari olarak verdim, en az bu kadardır dedim. Bu rakamın çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Baskı ve zulümden kaçıp metropollere yerleşen veya sürgün edilen kürtleri hesaba kattığımızda bu rakam çok daha kabarıktır.

Kürt sorunu bir ulusal meseledir; bu mesele ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı temelinde ele alınması gerekir. Entegrasyon meselesi ele almak kürtleri yabancı statüsüne koymak manasına gelir. Böylesi bir çıkarsama yapmak çok tehlikelidir. Kürt sorunu "Osmanlı döneminde de vardı" dedikten hemen sonra "PKK olmasaydı bu sorun çok daha kolay çözülürdü" demek birbirleriyle çelişkili durumdur. PKK olmasaydı bu sorun çözülecektiyse, Osmanlı'dan bu yana olan Kürt sorunu neden çözümlenmedi. Demek ki, PKK bir sonuçtur, eğer Kürt sorunu zamanında çözümlenseydi PKK denilen örgüt olmayacaktı. Çünkü PKK'nin sadece kürt coğrafyasında var olması herşeyi net olarak ifade etmeye yetiyor. Sizde kabul etmektesiniz ki, Karadeniz ve Ege'de taban bulmamaktadır.

Asimilasyonun türkçe karşılığı eritme, yok etmek demektir. Bu uygulamanın başlıca yöntemi yok saymak ve inkar temelinde oluşur. Cumhuriyet tarihi kürtlere karşı asimilasyon tarihidir. Asimilasyon uygulayıp başarı oluşup oluşmamasını tartışmak istemiyorum. Çünkü insan haklarına aykırı bir uygulamayı başarı ve başarısızlık boyutuyla ele almak çok tehlikeli sonuçlar doğurur. Böylesi bir şey faşizmi meşrulaştırmak manasına geleceği için böylesi bir şeyi konuşmak söz konusu bile olamaz.

Almanya'daki Türkleri azınlık olarak görmeniz çok komiktir. Almanya Türklerin öz vatanı değildir, burada asırlardır yaşamıyor. Eğer asırlarca yaşayıpta kültürel varlığını koruyabilseydi dediğiniz gibi olurdu. Başlangıçta da kabul ettiğiniz gibi yeni jenerasyonlar Alman toplumuna entegre olmaktadırlar. Almanya yarın göçmenlerin vizelerini uzatmasa gerisin geri döneceklerdir. Yani siz elmayla armutu toplayıp tek sonuç çıkarmaktasınız. Ulusal sorun, azınlık ve göçmenler sorunu farklı şeylerdir.

Devrim mücadelesinin sabit bir reçetesi yoktur. Bu anlamda devrimler her ülkede, her süreçte farklı bir biçim ve yöntemlerle çözüme ulaştırılır.

Bolşevik devrimi işçi sınıfının toplu ayaklanmasına dayanır. Bu mücadele başlangıçtan son safhaya kadar silahlı mücadeleyle olmadı. Bu anlamda barışçıl mücadele yöntemleri uygulanmıştır. Sendikal mücadele ve işçi sınıfının üretimden gelen gücü çok belirleyicidir.
Çin'deki devrim de halk savaşı stratejisine göre başarı elde etmiş olup, bolşevik devriminden çok farklıdır. Doğu Bloku ülkeleri ise bambaşka bir süreçte ceryan edip işgale ve faşizme karşı mücadelede dünya savaşı sürecinde olmuştur. Direniş başlangıçtan sonuca kadar gerilla savaşıyla elde edilmiştir. Bakınız tüm devrimler birbirlerinden farklıdır. Birincisi devrim Sovyet devrimi toplu ayaklanma stratejisine dayanır, Çin devrimi Halk savaşı stratejisine dayanır; doğu bloku ülkelerindeki devrimler ise faşizme karşı gerilla savaşına dayanır. Hatta gerilla savaşı dahi kendi arasında kır ve şehir gerilla savaşı diye ikiye ayrılır. Che Guevara'nın öncü gerilla savaş stratecisi ise şehir ve kır mücadelesinin her ikisidir. Gerilla savaşıyla halk savaşı aynı değildir. Her ikiside devrimci şiddete dayanmasına karşılık devrimin temel güçleri farklı şekilde zuhur eder. Mao'nun askeri yazılarını okursanız bu farkı çok rahat bir biçimde görürsünüz.

iusjure
09.11.2007, 16:08
selam-

Sürekli aynı konuya geliyor ama kürtlerin nüfusu nasıl 20 milyonu geçiyor anlamadım. Ne yani, sokaktaki dört kişiden birinin anadili kürtçe mi? Hiç sanmıyorum. Bu konuda bilimsel bir argümanınız var mı? Kaldı ki, madem 20 milyondan fazlalar nasıl eziliyorlar? Demek ki, 20 milyonun yarısı kendisini kürt kabul etmiyor...

Entegrasyon her zaman bü tür etnik sorunların can alıcı noktasıdır. Alternatifi ise ayrılmadır. Dünyaya baktığınızda ülkeler bu tür etnik sorunları ya ülkeleri hukuken veya fiilen bölerek ya da entegrasyonla çözmüşlerdir.

Asimilasyon ise doğal bir süreçtir. Tüm dünyada ülkeler bu tür politikaları uygular, uygulamaktadır. Zira, her ülke, yaşayan insanlaraın kendisine bağlılığın her zaman diğer bağlılıkların önünde gelmesini ister. İnsan haklarına aykırı olan bunun zorla olmasıdır.

Kürtler bakımından ise, bu sorun bugünden yarına çözülemiyecektir. Osmanlı döneminde olmasının sebebi, tüm diğer azınlıklar gibi, kürt azınlığında kendi devletini kurmak istemesindendir. Türkiye zamanında da öyle. Ben bu sorunun çözümünü, insan haklarında ve entegrasyonda görüyorum. PKK ise, bu tür hakların sağlanmasına karşı argüman sağlamak dışında bir şey yapmıyor. Kaldı ki, entegre olmayan toplumlar bearber nasıl yaşayacak? Bu tamamen, ABD zamanındaki "segregationist" diye anılan ayrımcı beyazların savunduğu kapıya çıkar. Hem yan yana yaşıycaksın hemde entegre olmıycaksın. Tam bir paradoks olur...

spartacus
09.11.2007, 19:00
selam-

Sürekli aynı konuya geliyor ama kürtlerin nüfusu nasıl 20 milyonu geçiyor anlamadım. Ne yani, sokaktaki dört kişiden birinin anadili kürtçe mi? Hiç sanmıyorum. Bu konuda bilimsel bir argümanınız var mı? Kaldı ki, madem 20 milyondan fazlalar nasıl eziliyorlar? Demek ki, 20 milyonun yarısı kendisini kürt kabul etmiyor...

Entegrasyon her zaman bü tür etnik sorunların can alıcı noktasıdır. Alternatifi ise ayrılmadır. Dünyaya baktığınızda ülkeler bu tür etnik sorunları ya ülkeleri hukuken veya fiilen bölerek ya da entegrasyonla çözmüşlerdir.

Asimilasyon ise doğal bir süreçtir. Tüm dünyada ülkeler bu tür politikaları uygular, uygulamaktadır. Zira, her ülke, yaşayan insanlaraın kendisine bağlılığın her zaman diğer bağlılıkların önünde gelmesini ister. İnsan haklarına aykırı olan bunun zorla olmasıdır.

Kürtler bakımından ise, bu sorun bugünden yarına çözülemiyecektir. Osmanlı döneminde olmasının sebebi, tüm diğer azınlıklar gibi, kürt azınlığında kendi devletini kurmak istemesindendir. Türkiye zamanında da öyle. Ben bu sorunun çözümünü, insan haklarında ve entegrasyonda görüyorum. PKK ise, bu tür hakların sağlanmasına karşı argüman sağlamak dışında bir şey yapmıyor. Kaldı ki, entegre olmayan toplumlar bearber nasıl yaşayacak? Bu tamamen, ABD zamanındaki "segregationist" diye anılan ayrımcı beyazların savunduğu kapıya çıkar. Hem yan yana yaşıycaksın hemde entegre olmıycaksın. Tam bir paradoks olur...



Sayın jusjure.

Entegrasyon bir yerden bir yere göçenlerin geldikleri yere uyum göstermesidir. Şunu mu söylemek istiyorsunuz: kürtler bu ülkede yabamcı mıdır?
Eğer kürtleri yabancı olarak görüyorsanız durum çok vahimdir. Entegrasyonun alternatifi yoktur, entekrasyonun tersi vardır. Bunun ad uyumsuzluktur. Altını bir kez daha çiziyorum, bu gibi terimler yabancılar için kullanılır. Oysa Kürtler Türklerden önce anadolu topraklarında yaşıyordu.

Asimilasyon bir ulusu baskı ve zorla eritmek demektir. Bugüne kadar hiç bir ulus kendi kültürünü, dilini bırakıp başka bir kültürü, dili kabul ettiği görülmemiştir. Heleki ulusal bilinci kazanmış bir topluluk bunu asla kabul etmez. O halde kürtlerin asimilasyonundan bahs ediliyorsa, yada bir başka deyişle Kürtlerin Türkleştirilmesi isteniyorsa bunun bir tek yolu vardır, katliam veya soykırım yapmaktır. Buda tıpkı ABD'deki ırkçı beyazların siyahlar üzerinde uyguladığı segregation yani rasizmi doğurur. Bu anlamda insan hakları sorunu olduğu kadar bu şey aynı zamanda insanlık suçudur.

"...entegre olmayan toplumlar bearber nasıl yaşayacak? " diye soru sormuşsunuz. Kürtler yabancı olmadığına göre uyum veya uyumsuzluk meselesi yoktur. Eğer sorunuz şu şekilde olsaydı: Türkler ve Kürtler nasıl bir arada yaşayacak? Bunun cevabı çok açıktır. 1071'den bu yana nasıl bir arada yaşadılarsa yarında yaşamasını bileceklerdir.

Birlik ve beraberliğin en ideal formülü ortak vatan olan sosyalist cumhuriyettir. Sosyalizm bırakalım Türk ve Kürtlerin birliğini tüm dünya halklarını kucaklar ve bütünleştirir. Çelikten birliğin ve geleceği teminat almanın tek sihirli formülü sosyalizmdir.

sadece_cigdem
09.11.2007, 19:19
yeter be...kürtmüs kürdistanmis..insanin savunacagi varsa bile artik sinir oluyo...
alevi halki olarak onun bunun sunun davasi icin yeteri kadar gencimiz ezildi can verdi..karsiligi ne oldu her ufak bi sorunumuzda yaniz birakildik...
ben karismasinlar diyorum hemde hic bi insanim karismasin...bugüne kadar gördükleri nankörlük yeter...70 ve 80 lilerde bu tür davalar dedigimiz yolda ailemde cok fazla insan yitirdim ..hem kürtmücadelesi icin kurulmamisti simdi o adi pkk olan örgüt tüm azinliklar icin arti silahlsiz mücadeleydi o zamanki yürekli beginlerin istedigi..ama siz deniz gezmisin bile bu adamla beni muhatap etmeyin dedigi daha iki kelimeyi yan yana getiripde konusamadigi..tutuklandigi zamanda anamda türk diyen ve taraf fark etmiyo bi sürü gencin canina mal olmus bi insanin ilahlastira biliyorsunuz...kürt derken mhp anliyorum ben evet nedenmi tabani kürtte ondan en büyük oylar kürtlerin yogunlasmis hala aga maraba iliskisine sahip olan arazi efendilerinin elerinden cikiyo bu oylar...hani peki kürt halki icin yapilan güzel verimli seyler...nereye bi okul veya saglik ocagi bi fabirka yaptirilmistir yikmak tan baska...bosa konusmuyorum..yasamadin bilemezsin demeyin...yasadigim seyleri yaziyorum..olay bi ülkenin bölümesi yada sinirlarini belli etme degil bunu benim kadar herkez biliyo...yada bi ulusun kimligine kavusmasi veya haklari olmasida ki benden fazla türkiyede yasayanlar var aranizda bunun böyle olmadiginida biliyo..birileri birilerinin hala usakligini yapiyo..yapmamis olsaydi ve bu kadar cikarci bi zihniyete sahip olmasaydi coktan hak edilmis hak kazanilirdi...yazik be...

iusjure
10.11.2007, 00:22
Sayın jusjure.

Entegrasyon bir yerden bir yere göçenlerin geldikleri yere uyum göstermesidir. Şunu mu söylemek istiyorsunuz: kürtler bu ülkede yabamcı mıdır?
Eğer kürtleri yabancı olarak görüyorsanız durum çok vahimdir. Entegrasyonun alternatifi yoktur, entekrasyonun tersi vardır. Bunun ad uyumsuzluktur. Altını bir kez daha çiziyorum, bu gibi terimler yabancılar için kullanılır. Oysa Kürtler Türklerden önce anadolu topraklarında yaşıyordu.

Asimilasyon bir ulusu baskı ve zorla eritmek demektir. Bugüne kadar hiç bir ulus kendi kültürünü, dilini bırakıp başka bir kültürü, dili kabul ettiği görülmemiştir. Heleki ulusal bilinci kazanmış bir topluluk bunu asla kabul etmez. O halde kürtlerin asimilasyonundan bahs ediliyorsa, yada bir başka deyişle Kürtlerin Türkleştirilmesi isteniyorsa bunun bir tek yolu vardır, katliam veya soykırım yapmaktır. Buda tıpkı ABD'deki ırkçı beyazların siyahlar üzerinde uyguladığı segregation yani rasizmi doğurur. Bu anlamda insan hakları sorunu olduğu kadar bu şey aynı zamanda insanlık suçudur.

"...entegre olmayan toplumlar bearber nasıl yaşayacak? " diye soru sormuşsunuz. Kürtler yabancı olmadığına göre uyum veya uyumsuzluk meselesi yoktur. Eğer sorunuz şu şekilde olsaydı: Türkler ve Kürtler nasıl bir arada yaşayacak? Bunun cevabı çok açıktır. 1071'den bu yana nasıl bir arada yaşadılarsa yarında yaşamasını bileceklerdir.

Birlik ve beraberliğin en ideal formülü ortak vatan olan sosyalist cumhuriyettir. Sosyalizm bırakalım Türk ve Kürtlerin birliğini tüm dünya halklarını kucaklar ve bütünleştirir. Çelikten birliğin ve geleceği teminat almanın tek sihirli formülü sosyalizmdir.

selam-

Dostum tarihe bir bak. Asimilasyon doğal bir süreçtir. Bugün ben türküm diyen insanların kökenlerini araştırsak kim bilir nelere rastlarız? Aynı şekilde, kürtlerde ortadoğuda yaşayan bazı halkların asimile olmasıyla oluşmuştur. Araplaz zaten büyuk kısmı öyle. Önemli olan bunun zorla olmamasıdır. Bugün, ABD'de 40 milyon Alman kökenli insan yaşıyor. Bu insanlar, Almanca mı konuşuyor, yoksa İngilizce mi? Alman mı yoksa Amerikalılık önce geliyor? Sanırım cevabını biliyorsunuz...

Ayrıca, uyum sadece göçmenlerle ilgili değildir. Kürtler bugün toplumun en alt kesimini oluşturuyor. (Önemli bir kısmı desek daha doğru olur. Toplumsal stratada en üst düzeye ulaşanların içinde de önemli oranda kürt var.) Eğitim düzeyleri, çalıştıkları işler, gündeme geliş şekilleri, sokak çocukları vs... ortada. Eğer siz bu hallerinden memnunsanız diyecek bir şeyim yok benim. Kaldı ki, o zaman, niye güneydoğunun geri kalmışlığından, doktorların öğretmenlerin olmayışından şikayet ediliyor? Demek ki bunlar hiç sorun değil...

Kaldı ki, kürtler son 20 yılda zorla veya isteyerek, büyük şehirlere göç etmişlerdir. Farklı bir ortama, kültüre, yaşam koşullarına uyum sağlayamaları tabi ki gerekecektir. Aksi durumda, kürt-karşıtlığına da itirazımız kalamaz.

Son olarak, ben şahsen sosyalizme veya benzeri otoriter sistemlere inanmıyorum. (En azından uygulanış şekli öyleydi.) Sosyalizm, slavları birarada tutamadı, türklerle kürtleri nasıl birarada tutacak. Kaldı ki, 1071 yılından beri türkler beraber yaşamıyor, aynı ülkede yaşıyor. Beraber yaşamak, daha doğrusu iç içe yaşamak farklı bir kavramdır. İç içe geçmeyi, birbirinin farkında olmayı gerektirir. Bu son, 50 yıllık bir süreçtir. Türklerle kürtlerin beraber yaşaması son 50 yılı geçmez...

suveydiyeli
10.11.2007, 07:33
yeter be...kürtmüs kürdistanmis..insanin savunacagi varsa bile artik sinir oluyo...
alevi halki olarak onun bunun sunun davasi icin yeteri kadar gencimiz ezildi can verdi..karsiligi ne oldu her ufak bi sorunumuzda yaniz birakildik...
ben karismasinlar diyorum hemde hic bi insanim karismasin...bugüne kadar gördükleri nankörlük yeter...70 ve 80 lilerde bu tür davalar dedigimiz yolda ailemde cok fazla insan yitirdim ..hem kürtmücadelesi icin kurulmamisti simdi o adi pkk olan örgüt tüm azinliklar icin arti silahlsiz mücadeleydi o zamanki yürekli beginlerin istedigi..ama siz deniz gezmisin bile bu adamla beni muhatap etmeyin dedigi daha iki kelimeyi yan yana getiripde konusamadigi..tutuklandigi zamanda anamda türk diyen ve taraf fark etmiyo bi sürü gencin canina mal olmus bi insanin ilahlastira biliyorsunuz...kürt derken mhp anliyorum ben evet nedenmi tabani kürtte ondan en büyük oylar kürtlerin yogunlasmis hala aga maraba iliskisine sahip olan arazi efendilerinin elerinden cikiyo bu oylar...hani peki kürt halki icin yapilan güzel verimli seyler...nereye bi okul veya saglik ocagi bi fabirka yaptirilmistir yikmak tan baska...bosa konusmuyorum..yasamadin bilemezsin demeyin...yasadigim seyleri yaziyorum..olay bi ülkenin bölümesi yada sinirlarini belli etme degil bunu benim kadar herkez biliyo...yada bi ulusun kimligine kavusmasi veya haklari olmasida ki benden fazla türkiyede yasayanlar var aranizda bunun böyle olmadiginida biliyo..birileri birilerinin hala usakligini yapiyo..yapmamis olsaydi ve bu kadar cikarci bi zihniyete sahip olmasaydi coktan hak edilmis hak kazanilirdi...yazik be...

...........
Merhaba Çiğdem, yazmışsın gene yazacağını........Çok yuvarlak cümleler kullanıyorsun diyorum da inanmıyorsun bana...

MHP'nin tabanı Kürt'lermiş...Birkaç kendini bilmez milletvekili ve partili için genelleme yapmamalısın bence..Bu çok yanlış olur...

Yazdıklarından ailenin siyasi bir geçmişi olduğunu ve kayıplar verdiğini anlıyorum..(bak gördüğün gibi yine kelimelerine göre yorum yapıyorum sana....... ) Bu arada ONUN, ŞUNUN, BUNUN DAVASI ......... değil be güzelim.....HEPİMİZİN DAVASI, İNSAN OLAN HERKESİN DAVASI..........70 ve 80'li yıllar diye diline dolamışsın...Sen o yıllar hakkında ne biliyorsun ki??? Neyin hangi mücadele için kurulduğunu sen mi belirliyorsun? yoksa sana bunları bunları yanlış anlatan kişiler mi?...Bu arada "azınlık" dediğin milyonlarla ifade edilen bir MİLLET....Ağa-maraba ilişkisi mi?...Her milletin sosyal süreçleri olmuştur..Bunu zaman zaman ekonomik nedenler belirlemiştir..Bunu toprağın işleyişi, tabakalar arasındaki ilişkiler belirlemiştir...Bu topikte tartışılan bu değil...Yine yanlış yerdesin be güzel gurbetçi kardeşim.........

........olay bir ulusun kimliğine kavuşması ya da haklarını alması değil.........".diye yazmışsın...Yani yine yazacağını yazmışsın...Olay ne peki? Sevgili Serhat bu topiği niye açıp ve bu haberi bizimle paylaşmış?..Biz burada KÜRTÇE 'den bahsediyoruz..

....biri birilerinin uşaklığını yapıyor,yapmamış olsaydı ve bu kadar çıkarcı bir zihniyete sahip olmasaydı çoktan hak edilmiş hak kazanılırdı.....yazık be...."...diye yazmışsın..yine parmaklarını yormuşsun..Sen kozmetikçi olacağın bir okulda okuyormuşsun.(Kaynak:Profilin..)....O bakımlı tırnaklarını yorma istersen..SEN KİMSEYE UŞAK DİYEMEZSİN.....Hele hele her türlü sosyal güvencenin sağlandığı, ekonomik sorunlarının en aza indirgendiği bir Avrupa ülkesinde yaşıyorsan....Sen bu süreçle ilgili ne biliyorsun?..Lütfen yaz,paylaş beni de sustur artık...Senin mesajlarından alıntı yapmaktan yorulmuyorum ancak kendi düşüncelerini ve yaşanmışlığını gerçek anlamda paylaşabilen bir yazını okuyamamak beni çok geriyor..Senin kelimelerine çok geriliyorum..Daha öncede sana yazdım..Zaman oturduğun rahat koltuklardan entel cümleler savurma zamanı değil..Karşıt düşüncede olabilirsin, saygı duyarım ama bunu tarihsel gerekçelerle savunmak zorundasın..Ayrıca insanlara saygılı olmak zorundasın..

Sana bir tavsiye mesleğinle ilgili yani kozmetikle ilgili açılacak bir topiğe (bu forumda her konu işlenir...) istediğin kadar mesaj yaz...Seni saygıyla okuyacağım..Çünkü ben o bilgilere sahip değilim..Sen de bu topikte tartışılan konu hakkında bilgilere sahip olmadan yazma....Çünkü yazıların ırkçılık kokuyor, çürümüşlük kokuyor, bilgisizlik kokuyor,duyarsızlık kokuyor, entellik kokuyor......KARDEŞLİK KOKMUYOR...SEVGİ KOKMUYOR...SAYGI KOKMUYOR..

Güzel günler ve mesleğinde başarılar diliyorum başka bir topikte barışı istemeyen ve isteyenleri piyon olarak gören..........ayrıca bu topikte de uşak olarak gören güzel, gurbetçi kardeşime.........

Saygılar......(ben sana her koşulda saygı duyarım..)

sadece_cigdem
10.11.2007, 11:44
siz ne kadar sygisiz birisiniz..insanlarin direk kisiliklerine hakaret etmeye kalkiyorsunuz...size yazikmis aslinda..

Serhatlı
10.11.2007, 12:17
...........
Merhaba Çiğdem, yazmışsın gene yazacağını........Çok yuvarlak cümleler kullanıyorsun diyorum da inanmıyorsun bana...

MHP'nin tabanı Kürt'lermiş...Birkaç kendini bilmez milletvekili ve partili için genelleme yapmamalısın bence..Bu çok yanlış olur...

Yazdıklarından ailenin siyasi bir geçmişi olduğunu ve kayıplar verdiğini anlıyorum..(bak gördüğün gibi yine kelimelerine göre yorum yapıyorum sana....... ) Bu arada ONUN, ŞUNUN, BUNUN DAVASI ......... değil be güzelim.....HEPİMİZİN DAVASI, İNSAN OLAN HERKESİN DAVASI..........70 ve 80'li yıllar diye diline dolamışsın...Sen o yıllar hakkında ne biliyorsun ki??? Neyin hangi mücadele için kurulduğunu sen mi belirliyorsun? yoksa sana bunları bunları yanlış anlatan kişiler mi?...Bu arada "azınlık" dediğin milyonlarla ifade edilen bir MİLLET....Ağa-maraba ilişkisi mi?...Her milletin sosyal süreçleri olmuştur..Bunu zaman zaman ekonomik nedenler belirlemiştir..Bunu toprağın işleyişi, tabakalar arasındaki ilişkiler belirlemiştir...Bu topikte tartışılan bu değil...Yine yanlış yerdesin be güzel gurbetçi kardeşim.........

........olay bir ulusun kimliğine kavuşması ya da haklarını alması değil.........".diye yazmışsın...Yani yine yazacağını yazmışsın...Olay ne peki? Sevgili Serhat bu topiği niye açıp ve bu haberi bizimle paylaşmış?..Biz burada KÜRTÇE 'den bahsediyoruz..

....biri birilerinin uşaklığını yapıyor,yapmamış olsaydı ve bu kadar çıkarcı bir zihniyete sahip olmasaydı çoktan hak edilmiş hak kazanılırdı.....yazık be...."...diye yazmışsın..yine parmaklarını yormuşsun..Sen kozmetikçi olacağın bir okulda okuyormuşsun.(Kaynak:Profilin..)....O bakımlı tırnaklarını yorma istersen..SEN KİMSEYE UŞAK DİYEMEZSİN.....Hele hele her türlü sosyal güvencenin sağlandığı, ekonomik sorunlarının en aza indirgendiği bir Avrupa ülkesinde yaşıyorsan....Sen bu süreçle ilgili ne biliyorsun?..Lütfen yaz,paylaş beni de sustur artık...Senin mesajlarından alıntı yapmaktan yorulmuyorum ancak kendi düşüncelerini ve yaşanmışlığını gerçek anlamda paylaşabilen bir yazını okuyamamak beni çok geriyor..Senin kelimelerine çok geriliyorum..Daha öncede sana yazdım..Zaman oturduğun rahat koltuklardan entel cümleler savurma zamanı değil..Karşıt düşüncede olabilirsin, saygı duyarım ama bunu tarihsel gerekçelerle savunmak zorundasın..Ayrıca insanlara saygılı olmak zorundasın..

Sana bir tavsiye mesleğinle ilgili yani kozmetikle ilgili açılacak bir topiğe (bu forumda her konu işlenir...) istediğin kadar mesaj yaz...Seni saygıyla okuyacağım..Çünkü ben o bilgilere sahip değilim..Sen de bu topikte tartışılan konu hakkında bilgilere sahip olmadan yazma....Çünkü yazıların ırkçılık kokuyor, çürümüşlük kokuyor, bilgisizlik kokuyor,duyarsızlık kokuyor, entellik kokuyor......KARDEŞLİK KOKMUYOR...SEVGİ KOKMUYOR...SAYGI KOKMUYOR..

Güzel günler ve mesleğinde başarılar diliyorum başka bir topikte barışı istemeyen ve isteyenleri piyon olarak gören..........ayrıca bu topikte de uşak olarak gören güzel, gurbetçi kardeşime.........

Saygılar......(ben sana her koşulda saygı duyarım..)


gerçekten eline sağlık ben yazmak için kendimi yormak bile istemedim cevap o kadar basit yazılmış ki bunu hiç alakası olmayan birinin sırf buraya