Orijinalini görmek için tıklayınız : Martılar Neden Hep Denizin Üzerinden Uçuşurlar


Serhatlı
08.11.2007, 01:54
Okuyunca Öğreneceksiniz biraz hüzünlü vede dramatik ama güzel bir hikaye


Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve
tabii ki bir de prensesi varmis.

Prenses dünyalar güzeli bir
kızmış.
Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak
için saray
muhafızları
ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve
gözlerini
kapatır,
ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle
cezalanmakmış.

Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir
bir köylü
delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle
göz göze
gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla
tutulmuş.
Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş
ve günlerce
uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına,
prensesi
bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel
prenses de
onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya
kapatmış.
Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice
sarayın
bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze
gelmişler.
Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı
anda
saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan
delikanli
ölümle
cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını
anlatmış.

Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına
dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya
bir fener
yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum
etmiş...

Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı
prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya
başlamış...
Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını
anlamış
ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar...

Zamanla
prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren
martılar
aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta
ki... Bir sabah
sarayın bahçesinde
kahvaltı yaparken prensesin odasının
penceresine
ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii
korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu İki
gencin
arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış
ve
ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir
delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup
yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu
götürmek için
bekleyen
martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu
söylemiş.
Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek
için
yola çıkmış. Tam
yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç
martı
arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek
için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar
hep birlikte
mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar...

Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu
mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz
ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu
ariyorlarmış...

Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da
onun için
yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda
dayanamamıs ve ölmüş.Olanlardan habersiz
kralın
gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile
karşılaşmışlar...

İşte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup,
o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi
düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar

Gezdim Gördüm Beğendim Sizlerinde Beğenisine Sundum:rolleyes:

Serhatlı
08.11.2007, 02:00
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış):
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi 'şaşkınlık' ve sonuncusu Yedinci Vadi 'yokoluş'ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;
'SİMURG ANKA - Otuz Kuş' demekmiş.
Onların hepsi Simurg muş. Her biri de Simurg muş.

Simurg Anka yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır

buda meşhur Anka kuşu


Not: konuda verilen ANKA KUŞU daha önce forumda verilmiş bir konudur sadece bilmeyenler için yeniden konu başlığı olarak değil konu içerisinde verilmişdir
Saygılarımla:sweatdrop

Serhatlı
08.11.2007, 17:10
Bir Şeyi Tam Bilmek





Japonya'da bir çocuk 10 yaslarindayken bir trafik kazasi geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa
çocugun büyük bir ideali varmis . Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak istiyormus. Sol kolunu kaybetmekle
birlikte, bu hayali de yikilan çocugunun büyük bir depresyona girdigini gören babasi, Japonya'nin ünlü
bir Judo ustasina gidip yapilacak bir seyin olup olmadigini sormus..
Hoca:
- Getir çocugu ..bir bakalim, demis.
Ertesi gün baba-ogul varmislar hocanin yanina.. Hoca çocugu süzmüs ve
-Tamam demis..yarin esyalarini getir, çalismalara basliyoruz.
Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir hareket göstermis ve bu hareketi çalis demis.
Çocuk bir hafta ayni hareketi çalismis.. Sonra hocasinin yanina gitmis. "Bu hareketi ögrendim baska hareket
göstermeyecek misiniz?" diye sormus.Hocanin cevabi:
-Çalismaya devam et olmus...
2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yilini doldurmus.. Çocuk bu bir yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis. .Hocanin yanina tekrar gitmis:
Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana baska hareket göstermeyecek misiniz?
- Sen ayni hareketi çalis oglum . Zamani gelince yeni harekete geçeriz..
2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10. yilini doldurmus. .Bir gün hocasi yanina gelip. ."Hazir ol ! " demis..
"Seni büyük turnuvaya yazdirdim.Yarin maça çikacaksin!"..Delikanli sok olmus.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.
Ünlü judocularin katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi düsünmüs ; ama hocasina saygisindan ses çikarmamis. .
Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina çikmis. Rakibine bildigi tek hareketi yapmis ve kazanmis. Derken..
ikinci ,üçüncü maç....çeyrek, yari final ve final...Finalde delikanlinin karsisina ülkenin son on yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis. .Tam bir üstat delikanli dayanamayip hocasini yanina kosmus..
-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakin hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim tekbir hareket var..bu kadar bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim izin verin turnuvadan çekileyim..
-Olmaz demis hocasi. Kendine güven,çik dövüs. Yenilirsen de namusunla yenil.
Çaresiz çikmis müsabakaya. Maç baslamis. Delikanli yine bildigi o tek hareketi yapmis ve tak.!Yenmis rakibini sampiyon olmus. Kupayi aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:
-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve bildigim tek bir hareket var. Nasil oldu da ben kazandim.?
-Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. O kadar çok çalistin ki , artik yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan
hiç kimse yok. Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karsi hareketi vardir. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutmasi gerekir.!


Insanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en güçlü taraflari olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasin..

__________________

cangüdaz
08.11.2007, 17:36
Okuyunca Öğreneceksiniz biraz hüzünlü vede dramatik ama güzel bir hikaye


Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve
tabii ki bir de prensesi varmis.

Prenses dünyalar güzeli bir
kızmış.
Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak
için saray
muhafızları
ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve
gözlerini
kapatır,
ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle
cezalanmakmış.

Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir
bir köylü
delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle
göz göze
gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla
tutulmuş.
Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş
ve günlerce
uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına,
prensesi
bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel
prenses de
onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya
kapatmış.
Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice
sarayın
bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze
gelmişler.
Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı
anda
saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan
delikanli
ölümle
cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını
anlatmış.

Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına
dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya
bir fener
yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum
etmiş...

Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı
prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya
başlamış...
Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını
anlamış
ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar...

Zamanla
prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren
martılar
aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta
ki... Bir sabah
sarayın bahçesinde
kahvaltı yaparken prensesin odasının
penceresine
ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii
korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu İki
gencin
arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış
ve
ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir
delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup
yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu
götürmek için
bekleyen
martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu
söylemiş.
Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek
için
yola çıkmış. Tam
yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç
martı
arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek
için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar
hep birlikte
mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar...

Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu
mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz
ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu
ariyorlarmış...

Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da
onun için
yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda
dayanamamıs ve ölmüş.Olanlardan habersiz
kralın
gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile
karşılaşmışlar...

İşte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup,
o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi
düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar

Gezdim Gördüm Beğendim Sizlerinde Beğenisine Sundum:rolleyes:

çok güzeldi can biz derslerde buna benzer şeyleri çok okuyoruz.bunu sınıfta paylaşacağım.emeğine sağlık.

lizgem
08.11.2007, 17:46
neden en güzel aşkların sonu hep hüzünle bitiyor ya
çok güzeldi paylaşımın için teşekkürler serhatlı

Serhatlı
08.11.2007, 17:53
neden en güzel aşkların sonu hep hüzünle bitiyor ya
çok güzeldi paylaşımın için teşekkürler serhatlı

belkide onu daha fazla güzelleşdirmek veya çekici kılmak için olmasın özendirme gibi


rica ederim

LaDY
08.11.2007, 18:58
ne güzel bir hikayedir Martıların Hikayesi (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=10220)... Eyy gidi günler eyy... Aleviforumda ilk açtığım topikti (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=17812) kazan olmuştu ne zoruma gitmişti ha :001_unsur. neyse işte şimdi de kazan olacak galiba :)
Abi Bir de Hayatımıza Yön Veren Öyküler (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=19470) ve Efsanelerimiz (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=16540) topiklerimiz var...

Neyse Serhat Abi, müsadenle Kazan :)