Orijinalini görmek için tıklayınız : ufuk uras nüklüeer enerjiyi dünya terkediyor biz keşfediyoruz
doruktaisyan 08.11.2007, 18:56 Ufuk Uras: 'Nükleer enerjiyi dünya terkediyor, biz keşfediyoruz'
[Sesonline] ANKARA- ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, Meclis gündemine yeniden getirilen nükleer santraller kurulmasına ilişkin yasa tasarısına tepki gösterdi, "Dünya nükleer enerjiyi terk ediyor, biz keşfediyoruz" dedi.
Uras, "Meclis'te görüşülmekte olan tasarıda nükleer kaza ihtimali, radyasyon tehlikesi ve risklere karşı hiç bir düzenleme yapılmamıştır. Hazine arazilerinin, söz konusu santralleri yapacak olan şirketlere ücretsiz olarak tahsis edilmesi de kamu malının peşkeş çekilmesinden başka bir şey değildir. Santral kuracak olan şirketlere verilen 15 yıllık alım garantisi ile kamunun olanakları nükleer lobi için seferber edilmektedir" diye konuştu.
"Enerji ihtiyacının karşılanması için nükleer santrallere muhtaç değiliz" diyen Uras, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2001 yılında, nükleer elektrik, dünya enerji gereksiniminin yüzde 2.3 kadırını karşıladı. Yenilenebilir enerjinin dünya genelindeki ihtiyacın karşılanmasına katkısı halı hazırda daha fazladır. İnsanlık, nükleer enerjinin sahip olduğu küçük paydan rahatlıkla vazgeçebilir. Enerji ihtiyacı, güneş enerjisiyle ışıtma ve elektrik üretme tesislerinden, rüzgar santrallerinden, barajlardan ve organik atıklardan enerji üreten farklı teknolojilerden karşılanabilir. Aynı zamanda enerji ihtiyacındaki artışı sınırlandırmak için enerji kullanımında tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanılmalıdır. Üstelik yenilenebilir enerji sektörü gelişirse, yüzbinlerce insana iş imkanı da sağlanabilir. Bilinmelidir ki, nükleer enerjiyle ilgili vaatlerin inanılır yanı yoktur. Nükleer lobilerin değil, halkın sesine kulak verilmelidir. Çocuklarımıza radyasyonlu bir dünya bırakılmamalıdır."
Ufuk Uras: 'Nükleer enerjiyi dünya terkediyor, biz keşfediyoruz
Kesinlikle doğru.
Rüzgar ve su kaynaklarımızı kullanmak yerine artık Dünya'nın terketmeye başladığı nükleer enerjiyi denemeye çalışıyoruz.Kendi sonumuzu böylece hazırlıyoruz.
xraymen65 08.11.2007, 19:48 Sayın Uras doğru söylemektedir. Maalesef ülkemiz yanlış enerji politikaları yüzünden enerjide dışa bağımlı hale gelmiştir. Avrupadaki ülkeler enerji sorununu çözdüklerinden nükleer santrallari yavaş yavaş kapatmaktadırlar. Evet nükleer enerji gerçekten en büyük verimi olan enerjidir. U238(uranyum) elementinin izotopları olan U235 atomunun parçalanması sonucu inanılmaz miktarda bir enerji çıkmaktadır.U235 de dünyada değeri giderek artan bi maddedir.Bu madde nükleer santrallerin enerji üretmede kullandığı maddedir. Nükleer santraller Ülkemiz içinde oldukça önem taşımaktadır. Ancak gerek kurulum olsun gerekse de maliyet açısından baktığımızda oldukça masraflı ve riskli bi santraldir. Ülkemiz de bu konuda yeterli sayıda deneyimli kişi bulunmaması, gerektiğinde sorunlara el atacak uzman kişilerin olmaması yabancı uzmanların gereksinimini mecbur kılmaktadır ve iş istihdamı da yaratmamaktadır. Diğer bir sorunda Santralin kurulacağı bölgenin tamamen bosaltılmasındadır. Çünkü sürekli radyasyon atığı üreten bu santrallerde,atıkların ya kalın kurşun büyük odalarda saklanması lazım, yada yerin yüzlerce altına atılması gerekir. İlk yöntem oldukça pahalı olduğundan ikinci yöntem hep uygulanmaktadır. Bu da çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Nükleer santraller eğer kontrollü bir şekilde kurulur ve hayata geçirilirse sorun çıkmamaktadır. Ama bu demek değildir ki sorun olmayacak. Yenilebilir enerjiler açısından ülkemiz Dünya'da önemli ülkeler arasındadır. Özellikle güneş,rüzgar,hidrojen ve jeotermal kaynakları oldukça fazla olan bir ülkedir. Fakat bu konuda gerek yeterli yatırımların yapılmaması,gereksede bu enerji türlerinin istenilenden daha verimsiz olması ülkemizde bu enerji türlerine olan rağbeti düşürmektedir.Uzmanlara göre 2050 yılına kadar petrolun ve diğer fosil yakıt kaynaklarının hiç kalmayacağı öngörülmektedir. Bu durum diğer ülkeler de yenilenebilir enerji kaynaklarına olan rağbeti arttırmaktadır. Sayın Uras'ında dediği gibi ülkemizin bu konularda gerek yatırım,gerekse de yeni politikaları yapması lazım. Küresel ısınma da bu duruma eklenince yenilenebilir enerjiye yönelim her geçen gün biraz daha artmaktadır.
Nükleer enerji yok oluşun başlangıcı demektir. Bir çok gelişmiş ülkede yasaklanmışken, canlı tabiatını alt üst eden bileşenlerin varlığı göze alınarak bu teknolojinin Türkiye'de uygulatılmak istenmesi akp'nin insan'a olan değerini, bakış açısını çok net bir şekilde açığa veriyor.
Takdiri 'ilahi' olarak nasılsa bu canlılar yok olacak, bilinçsiz bir şekilde kısa vadede kar, uzun vadede ise ölüm, hastalık tehlikeleri bilinerek canlıları ve tüm tabiat döngüsünü salalım çayıra ve mevlanın kayırmasını bekleyelim. Aynı mantıktaki mevla yadırgamaz mı düşünmesini beklediği beyinleri neden insanoğluna layik gördüğünü? Siyasal düzeyde sembölleştirdikleri, rant sağladıkları din ritüellerinin kökeninde yatanın yaradan olduğu inancı azda olsa varsa ve buna bağlı yaradana vicdan muhasebeleri varsa..? Böyle bir mantık olmaması gerekir, ancak ya inanç samimiyetlerinde ya da varoluş algılarında bir terslik olması beklenebilir.
Nükleer enerji felaketini kendi halklarına, hayvanlarına, bitkilerine, doğal kaynaklarına mustahak görerek, tabiatın, insanoğlunun yok oluşuna hazırlık yapıp, kendi mezarlarını kazdıran bu sözde 'dindar' zihniyet en büyük haksızlığı tüm kısıtlandırmalarına dayanak gösterdikleri, adını tekellerine almaya çalıştıkları yaradanlarına yapmış olmuyor mu?
Bundan önceki cumhurbaşkanı sezer akp iktidarının meclisten geçirdikleri bu yasayı veto etmişti. Şimdi yeniden yeni cumhurbaşkanlarının gücü ile, bu hayati riziko yasayı yürürlüğe geçirecekler. Bu topraklardaki canlılar ve anadoludaki tüm tabiat olgusu yok oluşunun miladi olarak akp hükümetinin bu faaliyetlerini tarihe dipnot olarak geçecektir.
selam
cernobili (Tschernobyl) sanirim herkez iyi hatirlar...neler oldu ve hala insanlar orda mutasyon ve kanser riskle yasiyor..bütün dünyada alternatif enerji yollari bulunurken Türkiye nüklüer enerjiye basvuruyor...ne kadar geri kalmis yine bir kez daha gösteriyor...yüksek radyasyonlu hayat bekliyor herkezi....
Saygilar
Merhaba,
Sevgili ülkem hiçbir şeyden ders almadan yoluna devam ediyor.
Bizi yönettiklerini sanan ama aslında yönetilmeye muhtaç beyincikler,
insanların hayatlarıyla oynamaya devam ediyor.
Birçok alternatifi var enerji elde etmenin.
Bazıları doğa dostu insan dostu,
bazıları ise insanlığın sonu gibi.
Rüzgarlardan yararlanmak neden hiç aklına gelmiyor bu beyinlerin,
ya da işlerine gelmiyor.
Saygılarımla...
Serhatlı 09.11.2007, 00:33 yanlışı görmek, söylemek bu ülkede biz solcuların vazifesidir ne mutlu solcuyum diyene
gelişmiş ülkeler nükliyer enerjiden kurtulma yoları ararken ülkemizde yapılması için hukümet israr etmesi ,birlerin çıkarı koruma ve rant sağlama olarak görülmaktadir .
bile bile ateşin içine girmek ne kadar mantıklıdır?.
saygılarımla.
doruktaisyan 09.11.2007, 07:45 'Bir dahaki sefere Meclis'e buyurun'
RADIKAL - ANKARA - Nukleer santral yasasinin TBMM'deki
gorusmelerinden birkac saat once Nukleer Karsiti Platform uyesi bir
grup Meclis onunde eylem yaparak yasanin geri cekilmesini istedi.
Protestoculara destek veren tek milletvekili ODP Genel Baskani Ufuk
Uras oldu. "Meclis'te artik cevreci bir milletvekiliniz var" diyerek
protestoculari sonraki basin aciklamasi icin Meclis'e davet etti.
'Turkiye'nin daralan pazarini buyutme pesindeki nukleer lobicilerine
acilmamasini isteyen' grup, "Turkiye'de eksik olan ne yeni ve
yenilenebilir enerji kaynak potansiyeli, ne bilgi ne para ne de
insan gucur. Eksik olan; bu unsurlarin akisini yonlendiren stratejik
planlama ile uzun erimli yatirim projeleridir" dedi. TBMM'ye nukleer
karsiti 100 bin imza ileten Nukleer Platform Karsitlari'ndan bir
baska grup da dun Istanbul Taksim'de eylem yapti.
doruktaisyan 23.11.2007, 17:06 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN AÇIKLAMASI
NÜKLEERE NOTER ONAYI
Elektrik Mühendisleri Odası, Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun‘un TBMM‘de yeniden görüşülerek kabul edildiği gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘den görüşlerini iletmek üzere randevu talep etmiştir. Ne yazık ki AKP‘nin genel seçim, Anayasa değişikliği, muhtıra, referandum gibi tüm süreçleri göz önüne alarak ısrarla Çankaya Köşkü‘ne taşıdığı Sayın Abdullah Gül, Anayasal temele sahip kamu tüzel kişiliğine haiz bir meslek örgütü olan Elektrik Mühendisleri Odası‘nın görüşlerini dinlemeyi dahi istememiştir.
Cumhurbaşkanı olarak Çankaya‘ya çıktığı ilk dönemde Köşk‘ün kapılarını "halka açtığı" için övgüler gören Sayın Cumhurbaşkanı‘nın "halkı yalnızca ziyaretçi/seyirci olarak istediği, halkın yönetime katılma talepleri bir tarafa görüşlerini dahi kayda değer bulmadığı" bugün ortaya çıkmıştır.
Sayın Cumhurbaşkanı‘nın günlük programlarına bakıldığında da "tercihi" açıkça görülmektedir. Cumhurbaşkanı, TÜSİAD‘dan sanayi ve ticaret odalarına, hatta yabancı ülkelerin işveren konfederasyonlarına varıncaya kadar görüşme taleplerini kabul etmekte, ancak kendi ülkesinin elektrik mühendislerinin üye olduğu meslek örgütünün randevu talebine yanıt dahi vermemektedir.
9. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer‘in Anayasa‘ya ve kamu yararına aykırılıklar olduğu için kısmen veto ettiği yasa, hükümet tarafından TBMM‘de veto edilmeyen maddeler de dahil olmak üzere neredeyse yeni baştan yapılmıştır. Bu durum söz konusu yasanın daha önceki halinin yetersizliğinin kabulü anlamına geldiği gibi aynı zamanda yeni yasanın da en baştan değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ancak Cumhurbaşkanı, yasayı incelemek için gerekli olan süresini bile kullanmadan bir haftalık sürede noter hızıyla yasaya onay vermiştir. Üstelik yasada önceki Cumhurbaşkanı tarafından işaret edilen Anayasa‘ya aykırılık noktaları dahi düzeltilmemiştir.
Yeni yasa yapılırken AKP Hükümeti, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, akademisyenlerin görüşlerini almamıştır. Ne yazık ki Cumhurbaşkanı da aynı tutumu sürdürmüştür. Demokratik yönetim anlayışı açısından, icra kurumları arasındaki uyumsuzluk kadar alınan kararları sorgulama yeteneğini yok eden bağımlılık anlamına gelebilecek uyum da ciddi tehdit oluşturmaktadır.
Yasaya ilişkin olarak yasama ve yürütme düzeyinde noter hızıyla işlemler yapılmıştır. Bu nedenle yasa nükleer enerji gerekliliğini tartışmak bir yana büyük boşluklar, kamu yararına ve Anayasa‘ya aykırı düzenlemeler içermektedir. Kaldı ki, nükleer enerji gibi ülke geleceğini ve bireylerin yaşamlarını doğrudan ilgilendiren, teknik ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak böylesi siyasal bir tercihin, dünya örneklerinde olduğu gibi referanduma kadar uzanan bir süreç gerektirdiği açıktır. Söz konusu yasa ise TBMM‘de oy kullanan 235 milletvekilinden 219‘unun evet oyuyla kabul edilmiş, yani milletvekillerinin yarısı bile onay vermemiştir.
YASAYA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ
1- 9. Cumhurbaşkanı‘nın kısmen veto ettiği yasa komisyonda verilen önergelerle yeni baştan yapılmıştır. Ancak hükümet yasayı yeni tasarı olarak TBMM‘ye sevk etmeyerek, söz konusu yasa üzerinde demokratik tartışma ortamı sağlanmasını engellemiştir.
2- Yasanın kabulü açısından da usule ilişkin önemli itirazlar bulunmaktadır. 9. Cumhurbaşkanı‘nın veto ettiği maddeler dışında TBMM‘de değişiklik yapılmasının Anayasa‘ya aykırı olmasından, yapılan oylamada hile yapıldığına varılıncaya kadar çeşitli iddialar söz konusudur.
3- Bu yıl ve gelecek yıla ilişkin ciddi bir elektrik açığı tehlikesine karşı önlem almayan hükümet, 10-15 yıl sonra devreye girebilecek nükleer santral kurulumu konusunda her türlü keyfiliğe açık, her isteyene istediğini verme anlayışı güden 3‘lü bir hukuk yapısı getirmektedir. Bu durum da kişiye özel düzenlemeler ve eşitsizlik yaratıcı unsurlar içermesi nedeniyle hukukun temel ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.
4- Nükleer santral kuracakların uyması gereken ölçütler kamuoyundan sır gibi saklanmaktadır. Yasada, bu ölçütler belirtilmediği gibi bu konulara ilişkin ikincil mevzuatın Resmi Gazete‘de yayımlanmasına dair bir düzenleme dahi yapılmamıştır. Teknoloji seçimi, yakıt temini, güvenlik önlemleri gibi konularda yapılacak düzenlemeler hem yasama denetiminden hem de kamuoyundan gizlenmektedir.
5- Ülkemizde kurulacak nükleer santrallardan üretilecek elektriğin yurtdışına satışını yasaklamaya yönelik hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Ülkemizde nükleer santral kurulması yoluyla AB ve Ortadoğu‘nun enerji ihtiyacının karşılanmak istendiğine ilişkin ciddi bir endişe doğmuştur.
6- Kurulacak nükleer santrallara ilişkin ne kapasite, ne de elektrik fiyatına yönelik bir belirleme yer almaması, kamunun alım garantisi yoluyla ciddi zarara uğratılmasının önünü açmaktadır. Hükümet nükleer santralı özel sektör mü, kamu mu yapacak ona bile karar verememiş, çorba bir yasa hazırlamıştır.
7- Kamuoyuna yansıtılan ifadesiyle kamu-özel ortaklığı olarak nükleer santral kurulumuna ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmiştir. Ancak bu düzenleme özünde özelleştirme işlemine de açık olmasına karşın, bu konuda 9. Cumhurbaşkanı‘nın Anayasa‘ya aykırılık gerekçesi yok sayılarak gerekli düzenleme yapılmamıştır.
8- Kurulumu kadar pahalı olan atık ve söküm maliyetlerinin kamuya yıkılmasına yönelik 9. Cumhurbaşkanı‘nın itirazı yine dikkate alınmamış, atık ve söküme ilişkin kurulacak fonun kaynaklarının yüzde 25‘ine kadar varan bir düzeyde Hazine tarafından maliyetin karşılanması öngörülmüştür. Bu durum da ülkede nükleer santral kurup, ürettiği elektriği satarak kar edenler yerine halka faturanın kesilmesi nedeniyle kamu yararına aykırılık oluşturmaktadır.
zülfikares 23.11.2007, 17:20 rusyaya avrupayı dize getiriyor bizde yapalım herkes bizim kölemiz olsun canlar
Westside 29.11.2007, 00:57 ya tek basına ne kadar cırpınırsa cırpınsın ise yaramıyor iste ben bugüne kadar hc bi tv kanalında görmedim Ufuk Uras'ı.
anadolu75 01.12.2007, 02:03 insanlarin gelecekleri ve saglikli yasam icin nukleer enerjiye hayir.
doruktaisyan 05.12.2007, 17:17 "BAŞKA BİR ENERJİ MÜMKÜN, TÜRKİYE KYOTO'YU İMZALA" MİTİNGİ: Uras: Herkesi 8 Aralık'ta Kadıköy'e çağırıyoruz
ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ve Küresel Eylem Grubu üyeleri, 8 Aralık'ta Kadıköy'de yapılacak "Başka bir enerji mümkün, Türkiye Kyoto'yu imzala" mitingi için çağrı yaptı.
Uras, "Herkesi 8 Aralık'ta Kadıköy'e çağırıyoruz" dedi. Genel Kurul'daki bütçe görüşmeleri nedeniyle TBMM Dikmen Kapısı girişinde gerçekleştirilen basın açıklamasına, Küresel Eylem Grubu adına Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı Doğan Tarkan, Sanatçı Pelin Batu ve Zeynep Casa-lini, Türkiye Yeşiller Grubu'ndan Ümit Şahin, EMO Ankara Şube Başkanı Ramazan Pektaş, Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Çetin, ÖDP Parti Meclisi üyesi Çağdaş Küpeli, KEG aktivistlerinden Önder Algedik ve İremnur Aksu katıldı.
ABD İLE TÜRKİYE
Yapılan ortak açıklamada, Uras, Bali'de Kyoto Protokolü çerçevesinde sürecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği görüşmelerinin başladığını hatırlatarak "ABD ve Türkiye ile birlikte Kyoto Protokolü'nü görmezden gelen üç ülkeden biri olan Avustralya, Protokolü kabul ettiğini ve 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarında yüzde 60'lık bir indirime gideceğini açıkladı. Şimdi benzer bir adımı Bali'deki görüşmelere katılacak hükümet temsilcilerimizden de bekliyoruz"dedi.
Türkiye'nin tüm enerji politikalarını gözden geçirmek zorunda olduğuna dikkat çeken Uras, yenilenebilir enerji politikalarının hızla devreye sokulması gerektiğini söyledi. Bali'deki toplantılarda Türkiye'nin sadece izleyici olmaması gerektiğini ifade eden Uras, hükümetin Bali'de Kyoto Protokolü'nü onaylayacağını ve belli bir zaman diliminde sera gazı şahmında indirim yapılacağını beyan etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin Bali'deki toplantıya, Nükleer Santral yasasını çıkararak "geri adım atarak" gittiğini vurgulayan Uras şunları söyledi: "Nükleer enerjinin gerek ekonomik gerekse ekolojik sonuçları sebebiyle tüm dünyada terk edilen enerji olması bir yana, Nükleer Yasası içine 'geçici madde' olarak giren 'Yerli kömür yakıtlı santrallerin teşviki' isimli madde iklim değişikliği açısından dünyanın tabutunun son çivisini de çıkıyor. Bali'deki toplantılara nükleer ve termik bir skandala imza atarak gitmemeliydik."
KADIKÖY MİTİNGİNE ÇAĞRI
8 Aralık'ta İstanbul, Kadıköy'de yapılacak mitinge destek çağrısında bulunan ÖDP Genel Başkanı ve Milletvekili Ufuk Uras, "8 Aralık'ta İstanbul'da olduğu gibi yaklaşık 100 farklı ülkede mitingler ve protesto gösterileri olacak. İnsanlar 'ne kömür ne petrol ne nükleer; güneş, rüzgar bize yeter' sloganı ile yürüyecek. Biz de yurttaşlarımızı duyarlı olmaya ve hükümete yönelik taleplerini dile getirmeye davet ediyoruz" dedi. Ankara
doruktaisyan 09.12.2007, 08:58 KÜRESEL EYLEM: Yaşam savunucuları İstanbul'dan dünyaya eklemlendi
[Sesonline] İSTANBUL- Dünyanın 78 ülkesiyle eşzamanlı olarak Küresel Eylem Grubu (KEG)'nun düzenlediği sivil toplum örgütü, siyasi parti, dernekler ve bireyler tarafından desteklenen "Başka Bir Enerji Mümkün, Türkiye Kyoto’yu İmzala" mitingi Kadıköy'de güneşli bir havada yapıldı.
Kadıköy Tepe Natilius alış veriş merkezi önünde sabah saatlerinde toplanmaya başlayan eylemciler "Başka bir enerji mümkün", "Nükleere inat yaşasın hayat", "İklim değişikliğini durdur, yaşamı sürdür", "Biz, biz anti-kapitalistiz", "Terörist Bush", "BP, Shell Terörist" sloganları eşliğinde Kadıköy İskele Meydanı'na yürüdü.
Kadıköy İskele Meydanı'nda Küresel Eylem Grubu (KEG) adına bir konuşma yapan Nuran Yüce, iklim değişimine karşı küresel bir kampanyayı dünyayla eşzamanlı olarak hep birlikte örgütlediklerini belirterek, "Kazanana kadar mücadele edeceğiz. Bugünü yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Başka bir dünyayı mücadele ederek kazanmak zorundayız. Çünkü gidecek başka bir gezegen yok" dedi.
'SERMAYE BİRİKİMİ İÇİN DÜNYA ISITILIYOR'
Kapitalist sanayileşmenin fosil yakıt kullanımında korkunç bir artışa yol açtığını hatırlatan Yüce, "bugün tüm alarm zillerine rağmen dev otomotiv, silah ve petrol şirketlerinin gözü kararmış bir şekilde sera gazı salmaya ve atmosferde korkunç oranlarda karbon biriktirmeye devam ettiğinin" altını çizdi. Küresel ısınmanın artık hepimizin her gün gözlemlediği felaketlere neden olduğunu ifade eden Nuran Yüce, "Hepimiz biliyoruz ki, küresel ısınma da yoksulları etkiliyor öncelikle. Yangınlarda, sellerde önce yoksullar ölüyor. Küresel ısınma tarımsal altyapıyı yıkıma uğrattıkça bundan öncelikle yoksullar etkileniyor. Yaşam alanları yok oldukça iklim mültecisi olanlar ilk yoksullar oluyor. Sıcak hava dalgaları yoksulları daha derinden etkiliyor" diye konuştu.
Sermaye birikimi için dünyanın ısıtıldığını, acısını da milyonların çektiğini dile getiren Yüce sözlerini şöyle sürdürdü, "Geçen sene Batman'da selde onlarca insan öldü. İki hafta önce Bagladeş'te binlerce insan kasırga sırasında yaşamını yitirdi. İki sene önce ABD'de New Orleans'da yüzbinlerce yoksul insan 'nın yıkımını yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Tüm dünya küresel ısınmadan dolayı acı çekiyor. Tüm canlı yaşamı büyük bir tehdit altında. Binlerce canlı türü yok oluyor".
Kapitalizmin öldürmeye devam ettiğini ancak hükümetin gerçekleri görmezden gelerek ABD'nin yolundan gitmeye devam ettiğini kaydeden Nuran Yüce, "Bizler Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü imzalamasını beklerken, karşımıza başka bir ölümcül enerji tuzağıyla, nükleer santral yasasıyla çıkıyorlar. Nükleer santral kurulmasına izin vermeyeceğiz. Mitingimiz, konuyla ilgili tüm kampanyaları ve tüm örgütleri birleştirmeyi amaçlıyor. 8 Aralık dünya çapında bir eylem ve biz bu eylemle kazanmak istiyoruz. Kazanana kadar mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu.
ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ise; daha önce hükümete Kyoto'yu imzalama çağrısı yaptıklarını belirterek,
"Emperyalizme, kapitalizme karşı olmayacağınızı biliyoruz, sadece Kyoto'yu imzalayın diyoruz. İmzalamamak, ortak olmaktır, ahlaksızlıktan kurtulmanın yolu Kyoto'yu imzalayarak ABD'yi kendi kaderi ile baş başa bırakmaktır" diye konuştu. Açık Radyo Yayın Yönmetmeni Ömer Madra ise; küresel ısınmayı durdurmak için dünyanın 8 yılı kaldığını dile getirerek, "Ya küresel ısınma durudurulur ya da sonumuz gelir. Enerji Bakanı 'kalkınmamızı tamamladıktan sonra anlaşmayı imzalarız' diyor. Bakanın kiminle pazarlık yaptığını anlamak mümkün değil" diye konuştu. Mitingte, Küresel BAK adına Bülent Aydın, sanatçı Pelin Batu, Yeşiller adına da Dr. Ümit Şahin birer konuşma yaptı.
GÖRÜŞLER:
» DİSK Genel Sekreteri Musa Çam: "Türkiye ve Amerika'nın Kyoto'yu imzalamamasını doğru bulmuyoruz. Küresel ısınmanın bize ne denli büyük sorunlar yaşattığını görüyoruz. Buna rağmen nükleer santraller yapılmak isteniyor. Nükleer santraller tüm dünyada kaldırılırken, ülkemizdeki nükleer santral kurma hevesini çok uluslu şirketlerin bize oynadığı yeni bir oyun olarak görüyorum. 'Nükleer santrale hayır' diyoruz. Yenilenebilir enerji ve rüzgar enerjisinin bize yeteceğini savunuyoruz. Çernobil ve Japonya'ya atılan nükleer bombanın kötü hatıraları hala belleklerimizde. Ve onların yarattığı tahribat günümüzde hala etkilerini göstermekte. Bu nedenle Türkiye'yi ve ABD'yi biran önce, vakit kaybetmeden Kyoto'yu imzalamaya davet ediyorum"
» Zeynep Cassalini: "Bu mücadelemizde ne kadar kalabalık olursak o kadar etkili olacağız. Çabalarımızın ve eylemlerimizin hükümetleri ve uluslararası örgütleri olumlu yönde etkileyeceğine inanmak istiyoruz"
» Pelin Batu: "7 kıtada 100 ülkede yapılan eylemin bir parçasıyız. Dünyaya karşı büyük bir sorumluluğumuz var ve bu sorumluluk bilinci ile hareket etmeliyiz. Dünyada, Kyoto'ya imza koymamış bir ABD bir de biz varız. Bu bize sorumluluğumuzu hatırlatacak olan yeterince büyük bir utançtır"
MİTİNGE DESTEK VERENLER:
" Küresel İklim Değişikliğini Durdurun" mitingini destekleyenler arasında, DİSK, KESK Şubeler platformu, Türk Tabipler Birliği, Çevre İçin Hekimler Derneği, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Metalurji Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İstanbul Tabip Odası, Şehir Plancıları Odası, 78'liler Vakfı, Açık Radyo, Sesonline.net, Bianet, BirGün gazetesi, Allianoi Platformu, EGEÇEP, Amargi, Barışa Pedal, Barışarock, Buğday, ÇGD, ÖDP, EMEP, DSİP, Greenpeace, Dünya Yalnız Bizim Değil (DYBD) Platformu, Genç Siviller, Sinop Bizim Platformu, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, Siyasal Ufuk Hareketi, Türkiye Sakatlar Derneği, Munzur Çevre Derneği, Yeşiller gibi kurum ve kuruluşlar yer alıyor...
|
|