Orijinalini görmek için tıklayınız : Grevdeki işçilere saldırı
spartacus 15.11.2007, 16:45 http://www.aleviforum.com/attachment.php?attachmentid=14790&stc=1&thumb=1&d=1195137551
Yaklaşık bir aydır Telekom işçileri grevdeler. İşçilerin en demokratik hakkı olan bu grevler ne yazık ki yeterince kamuoyuna yansımamıştır. Devletin Valisi işçilerin direnişini kırmak için onların eylemlerini yasadışı gibi gösterip grev çadırlarına saldırı düzenlemekte ve işçileri zorla gözaltına almaktalar. Grevin başarıyla sonuçlanması emekçiler için bir kazanım olacaktır. Sermaye düzeni, direnişi kırmak amacıyla burjuva basını arkasına alarak bu paralelde karalama kampanyası yürütmektedir. İşçilerin demokratik hakkı olan grev hakları asla yasadışı olarak görterilemez. Bunları yapanlar emek ve aş düşmanlarıdır.
Çeşitli illerdeki Valiler, sermayenin bekçisi polislerin baskı ve zoruyla Telekom direnişini kırmak istiyor. Diyarbakır'da gözaltına alınan 17 işçiden onikisi tutuklanarak hapishaneye gönderilmiştir. Taşeron firmalarla işçi sınıfının direnişi sabote edilmek isteniyor. Bu direniş tüm emekçilerin, tüm işçilerin ve ezilenlerin direnişidir. Emekçilerin sesine ve haklı mücadelesine sahip çık.
12-17 Kasım tarihleri arasında işçilerin Grev çadırlarına sendika ve meslek odalarının ziyaretler düzenleyeceğini öğrendim. Grevdeki emekçilerin moral motivasyonu için bizlerde bireysel veya gruplar halinde dayanışma ziyaretleri düzenlemeliyiz.
Faşizme ve sömürüye karşı işçiler, emekçiler birleşmeliyiz!
Spartacus
http://www.youtube.com/watch?v=zqqELyQjMCw&feature=related
Sevinc_06 15.11.2007, 16:55 Hangi işcimiz hangi emekcimiz bugüne kadar yasa dışı örgüt üyeleri gibi görülmediki.Ne zaman haklarını arasalar o zaman gözaltına alnımadılarmı zaten.Bugüne kadar hiç bir işcimiz emeginin karşılığını alamadı umarım bundan sonraki direnişleri çabaları boşa çıkmazda emeklerinin karşılığını onlarda alırlar.
Merhaba,
Faşizme karşı omuz omuza canlar...
Çadırları ziyaret edelim. İşçiler yalnız olmadıklarını anlasınlar.
İşçi mücadelesinin yeniden canlanması için bu grevler şart.
Burada bağıran arkadaşlar teoriyi bırakıp çadırları ziyarete gidin.
Yaşasın haklı direnişimiz...
Saygılarımla...
spartacus 15.11.2007, 17:08 "GREVE SAHİP ÇIKALIM"
Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen), Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ve Makina Mühendisleri Odası (MMO), Telekom‘da sendikasız çalışmak zorunda bırakılanlara, işçilerin sürdürdüğü greve sahip çıkma çağrısında bulundu. Çalışanların grev kırıcılığa zorlanmasının yasa dışı olduğu vurgulanan bildiride, yasa dışı talimatlara uyulmaması istendi.
Telekom‘da çalışan mühendislerin üye oldukları meslek odalarından EMO ve MMO ile özelleştirme öncesi kamu çalışanlarının örgütlü olduğu ancak özelleştirme sonrasında bu işkolundaki yetkisiyle ilgili hukuki mücadelesini sürdüren Haber-Sen, sendikasız bırakılan Telekom çalışanlarına bildiri dağıtmaya başladı. "Türk Telekom Çalışanlarına Çağrımızdır! Greve Sahip Çıkalım" başlıklı bildiride, Türk Telekom yönetiminin "çirkin iddialarla grevci işçileri hedef haline getirmeye çalıştığına" dikkat çekilerek, "Bunlar halkı taleplerin üstünü örtemez" denildi. Türk Telekom yönetiminin grevi kırmak için yasaları ihlal ettiğine dikkat çekilen bildiride, 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu‘nun "grevdeki işçiler yerine başkalarının çalıştırılamayacağı ve grevdeki işçilerin işlerinin başkalarına yaptırılamayacağına" ilişkin 43. maddesi anımsatıldı.
Bildiride şöyle denildi:
"Bazı işyerlerinde arızalara ve şebeke işlerine taşeron firma elemanlarını gönderiyor. Bazı işyerlerinde ise 1. Tip, 2. Tip ya da kapsam dışı statüdeki kurum çalışanları grevdeki işçilerin işlerini yaptırmaya zorluyor. Bu uygulamaların tamamı hukuk dışıdır. Grevdeki işçiler bu durumları tespit ederek, bulundukları ilin Cumhuriyet Savcılığı‘na başvurmakta, işçilerin yerine çalıştırılanlar ve sorumlu yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunmaktadır."
Grevin işçilerin yüz yılı aşkın bir süre mücadele ederek, çok ağır bedeller ödeyerek kazandığı meşru, Anayasa‘nın ve yasaların güvencesinde bir hak olduğu vurgulanan bildiride, Oger firmasının AKP Hükümeti‘nden aldığı güçle işçilerin kazanılmış haklarını yok etmeye, sendikal örgütlenmeyi bitirmeye çalıştığı kaydedildi. Emekçilerin kazanılmış haklarına sahip çıkılmasının "herkesin görevi" olduğu anımsatılan bildiride, şu çağrıya yer verildi:
"Sizler, nakle tabi personel olarak devlet memurlarının tüm haklarına sahip biçimde, geçici süreli Telekom‘da çalışıyorsunuz. İşveren sizleri, görev tanımınızın dışında ve unvanınıza uygun olmayan hiçbir işte zorla çalıştıramaz. Size bu yönde bir baskı yapamaz. Yapanlar suç işlemektedir! Bu grevin başarıya ulaşmasından sadece işçiler değil, sendikasız çalışmak zorunda bırakılan tüm Telekom çalışanları da kazançlı çıkacaklardır. Göreviniz olmayan hiçbir işi kesinlikle yapmayın. Göreviniz ve unvanınız dışındaki işleri yapmanızı isteyen yöneticilerden talimatı yazılı vermesini isteyin. Sizin göreviniz olmayan işleri yapmaya zorladıklarında, taşeron ya da dışarıdan elemanlar işlere müdahale ettiğinde bize ya da Haber-İş‘e bildirin. Yaşadığımız deneyimler, sustukça sıranın herkese geldiğini bugüne kadar defalarca gösterdi. Bugün Telekom‘daki greve destek vermek hepimizin tarihsel görevidir."
HABER-SEN
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
14 Kasım 2007 (http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=57008&tipi=1&sube=0)
spartacus 15.11.2007, 17:20 http://www.youtube.com/watch?v=61y7GIXaE-M&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=cjaJBBWnXHA&feature=related
AnGeNehM 15.11.2007, 17:29 Belki grecv ilk günlerdeki sabotaj haberlerinden sonra bayağı bi sessizleşti..Hatta kimsenin telekomun grevde olduğundan haberi bile yoktu yaklaşık 1 ay civarı zamandır bu grev sürmekte ve grev adına işçilerin beklentileri adına hiçbir haber görülmemekte medyada.
Bu sessiz grev aslında çok büyük bir kitlerye hitap ediyor.Gerek telekoma gerekse bizlere.Onlar umuyorum ki istediklerini fazlasıyla alacaklardır.
zaten telekom yaklaşık yarım milyar dolar zarara uğradı bile şu anda.Sendikalar ise üyelerine sanırım aylık 1000 ytl gibi bir ücret ödeyecek.Buda demek oluyorki sanırım istediğini alıyor.Telekom işçileri.
Bu iinsanların grevlerinde bizlerde yanlarındayız...Ezilenlerin yanında olmaya devam edeceğiz..Etmeliyiz...
yozgatlı 15.11.2007, 17:35 emekçiler haklı oldukları için bu şekilde tepki görüyorlar haklarını istiyorlar ama devletten bu şekilde karşılık görüyorlar ne kadar demokratik (!) bir ülkede yaşıyoruz....
grev en doğal hakkıdır işçinin ve sonuna kadar kullanılmalıdır....bu aralar grevde ki telekom işçileri yanlış ve çarpık anlatımlarla zan altında bırakılmak istenmektedir....
işçilerin iyi ücret aldıklarını savunanlara bikez daha diyorum ki grev sadece ücret bağlamında yapılmaz....temel hakların ve iş güvenliğinin sağlanması....iş devamlılığının güven verici boyuta getirilmesi de grev yapmak için yeterli nedenlerdir....
baskı altında,yarınından habersiz çalışmak yerine greve giden işçilerimizin her zaman yanındayız....
uygulanan şiddeti kınıyorum....bunu yapan faşist zihniyet emeğin hakkını gasp edemez.....
spartacus 15.11.2007, 20:53 Grevci işçiler tutuklandıT
Haber-İş Batman Şube Başkanı Mehmet Şirin Örnek ve 2 işçi de gözaltına alınıp Diyarbakır'daki davaya dahil edilmişti. Örnek tutuklandı Diyarbakır'da grevlerine sahip çıktıkları için sendika şubesi ve ev baskınlarıyla gözaltına alınan 17 Telekom işçisinden aralarında Haber-İş Diyarbakır Şube Başkanı Salih Taşdemir ile Batman Şube Başkanı Şirin Örnek'in de bulunduğu 12'si tutuklandı.
Tutuklamalar "kamu malına zarar vermek" iddiasıyla gerçekleştirilirken halen aynı iddia ile sadece Antep'te 35 Telekom işçisi gözaltında tutulup mahkemeye sevk edilmeyi bekliyor.
Grevci işçilerin tutuklanması, işçi-emekçi grev ve direnişlerine, her türlü muhalif söz, toplantı, örgütlenme ve eylemine yönelik tahammülsüzlüğü bir kez daha ortaya koydu.
Bu tutuklamalar, "terör" demagojisi ile yükseltilen faşist devlet terörünün gerçek hedeflerini net bir şekilde gösterdi.
"Teröre karşı" maskesi içindeki emek ve özgürlük düşmanlığı genişletilerek, derinleştiriliyor; toplumsal ve gündelik yaşamın her alanına işte böyle yaygınlaştırılıyor.
Tutuklanan ve gözaltına alınan işçiler derhal serbest bırakılsın!
Söz, toplantı, örgütlenme, grev ve eylem özgürlüğü için Telekom greviyle eylemli dayanışmayı yükseltelim!
Telekom grevi, işçi sınıfının onuru!
Emekçilere özgürlük!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!
Kaynak:Alınteri (http://www.alinteri.org/?p=6301)
doruktaisyan 15.11.2007, 21:43 'Polisin ve Valilerin grev kırma yetkisi var mı?'
[Sesonline] Toplu sözleşme sürecinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine yasal olarak greve giden Türk Telekom işçileri üzerinde baskılar artarken, bu baskılara yönelik olarak ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ve CHP'li milletvekillerinden tepki geldi. Öte yandan; Telekom işçileri, dün valiliklerin ve polisin grev kırıcıları destekleyen uygulamalarını protesto için Beyazıt'tan Sultanahmet Adliyesi'ne yürüdü ve İstanbul Valisi hakkında suç duyurusunda bulundu.
İşçiler yürüyüş sırasında Türkiye'nin dört bir yanında gözaltına alınan ve mahkemelere sevk edilen arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.
SORU ÖNERGELERİ
Gerek ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras gerekse CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu verdikleri soru önergeleriyle Türk Telekom işçilerinin durumunu Meclis gündemine taşıdı. CHP milletvekili Yaşar Ağyüz, hükümeti sendikasızlaştırma ve işçi tasfiyesi için greve göz yummakla suçladı.
İstanbul Milletvekili Ufuk Uras Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde, şunları kaydetti: "2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 43. maddesi 'işveren kanunu bir grevin veya lokavtın süresi içinde, 42. madde hükümleri gereğince hizmet aletlerinden doğan hak ve borçları askıda kalmış işçilerin yerine, hiçbir surette daimi veya geçici olarak başka işçi alamaz veya çalıştıramaz' şeklinde olmasına rağmen, grevdeki sendika tarafından işçilerin yerine birçok yerde taşeron elemanlarının arızalara müdahale ettiği tespit edilmiş ve Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmuştur.
Özgür biçimde toplusözleşme ve grev hakkını korumakla yükümlü olan bakanlığınız bu ihlaller konusunda ne gibi girişimlerde bulunmuştur?; Bakanlığınızın iş müfettişleri halen niçin görevlendirilmemiştir?; Telekom yönetimi hakkında herhangi bir işlemde bulunacak mısınız?"
'POLİS GREV KIRMA GİRİŞİMİNİ KOLLUYOR'
Uras, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a verdiği soru önergesinde de, grevde bulunan işçilere ve sendika yöneticilerine yönelik polis baskısı ve gözaltı uygulamalarını, grevdeki işçilerin yerine taşeron işçilerinin polis nezaretinde arızalara müdahale ettirildiği ve bu ihlalleri engellemek isteyen grevdeki işçilerin ise polisin sert müdahalelerine maruz kaldığını hatırlattı. Uras, Atalay'a, "Yasaları uygulamakla görevli polisin, yasal bir grevi kırmaya yönelik girişimleri kollaması ve grevdeki işçiler ile sendikacılara baskı uygulayarak gözaltına almasının demokratik hukuk devletiyle bağdaşır tarafı var mıdır? Polisin görevleri arasında greve giden işçilere müdahale etmek var mıdır? Bu uygulamaların olduğu illerin valileri ve emniyet müdürleri hakkında herhangi bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?" sorularını yöneltti.
'THY HASSASİYETİ NEDEN BURADA YOK'/b>
CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ise 8 Kasım'da Başbakan Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle Türk Telekom greviyle ilgili soru önergesi verdiğini hatırlattı. Türk Telekom'daki greve sendikasızlaştırma ve işçi tasfiyesine ön ayak olmak için hükümetin sessiz kaldığını kaydeden Ağyüz, "Bu durum bilinçli olarak yaratıldı. Telekom'da sendikasızlaştırmanın, işçi tasfiyesinin önünü açmak için arabuluculuk yapılmadı. Hükümet Telekom'un yabancı ortağına destek oldu" dedi. Ağyüz verdiği soru önergesinde de bu yıl içinde yaşanan Hava-İş Sendikası grevinin önlenmesi için Hükümetçe gösterilen çaba ve girişimlerin, Türk Haber-İş Sendikası için neden gösterilmediğinin açıklanmasını isterken, "Aileleriyle birlikte yaklaşık 100 bin kişiyi ilgilendiren Türk Telekom grevinin bitirilmesi için Haber-İş Sendikası ile işveren arasında arabuluculuk ve koordinasyon yapılmasını düşünüyor musunuz?" diye sordu.
YÖNETIM HÜKÜMETTEN DESTEK MI ALIYOR?
CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu da, 15 milyondan fazla üyesi bulunan Uluslararası Sendikalar Ağının (Global Union), Türk Telekomdaki grevin başladığı gün, Başbakan Erdoğan, Çalışma Bakanı Çelik ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a mektup gönderdiğini ifade etti. Global Union'un, mektupta, grevi haklı bulduklarını ve desteklediklerini ifade ettiğini belirten Osman Coşkunoğlu, dün verdiği soru önergesinde şu soruları yöneltti: "Bu mektuba yanıt verdiniz mi? Verdiyseniz içeriği nedir? Vermediyseniz, neden yanıt vermediniz? Mektubun içeriğine katılıyor musunuz? Türk Telekom yönetimi sizden aldığı veya alacağı destek güvencesiyle mi grev kararından önce ve sonra sendikanın gösterdiği uzlaşma çabalarına karşılık vermiyor? Eğer böyle bir güvence vermediyseniz, bir aya yaklaşan grev konusunda uzlaşma girişiminde bulunmak için ne bekliyorsunuz? Grev, haberleşmede kesintiler ve ulusal güvenliğimizi tehdit eder hale geldiği halde, THY'deki grev üzerine gösterdiğiniz ilgi ve duyarlılığı neden şimdi göstermiyorsunuz?"
"GREV KIRICI EMİRLERİ DİNLEMEYİN"
HABER-SEN, EMO ve MMO, Telekom'da sendikasız çalışanları, greve sahip çıkmaya davet etti.
Haber-Sen, EMO ve MMO tarafından ortaklaşa yapılan açıklamada, kapsam dışı çalışanların grev kırıcılığına zorlanmasının yasa dışı olduğu vurgulanarak, Telekom çalışanlarının yasa dışı talimatlara uymaması çağrısında bulunuldu.
Bu kuruluşlar tarafından çalışanlara dağıtılmaya başlanan "Türk Telekom çalışanlarına çağrımızdır; greve sahip çıkalım" başlıklı bildiride, Telekom yönetiminin grevi kırmak için yasaları ihlal ettiği ifade edildi. Bazı iş yerlerinde arızalara ve şebeke işlerine taşeron firma elemanları ya da kapsam dışı statüdeki işçilerin gönderildiği kaydedilen bildiride, bu uygulamaların hukuk dışı olduğu belirtildi.
Grevin Anayasa ve yasaların güvencesinde bir hak olduğu vurgulanan bildiride şöyle denildi: "Bu grevin başarıya ulaşmasından sadece işçiler değil, sendikasız çalışmak zorunda bırakılan Telekom çalışanları da kazançlı çıkacaklar. Göreviniz olmayan işi yapmayın. Göreviniz ve unvanınız dışındaki işleri yapmanızı isteyen yöneticilerden talimatı yazılı vermesini isteyin. Sizin göreviniz olmayan işleri yapmaya zorladıklarında, taşeron ya da dışarıdan elemanlar işlere müdahale ettiğinde bize ya da Haber-İş'e bildirin. Yaşadığımız deneyimler, sustukça sıranın herkese geldiğini bugüne kadar defalarca gösterdi. Bugün Telekom'daki greve destek vermek hepimizin tarihsel görevidir."
spartacus 16.11.2007, 02:50 Diyarbakır'da gözaltına alınıp daha sonra tutuklanan işçilerin isimleri şöyle:
Haber-İş Sendikası Diyarbakır Şubesi Başkanı Salih Taşdemir ile Adem Kızıl, Cebrail Erol, Cevdet Yetişkin, Hacı Tekin, Kazım Artar, Mehmet Şirin Örnek, Mustafa Mazi, Mustafa Nergiz, Veysi Bademkıran, Yıldırım Şengün ve Yusuf Karadeniz 12 işçi tutuklandı.
Grevci işçiler, Diyarbakır E Tipi Hapishanesi'ne götürüldü.
anatolya44 19.11.2007, 01:28 ONURLU TELEKOM İŞÇİLERİ,
Bir ayı aşkın bir süredir grevdesiniz.
Ve bir ayı aşkın bir süredir, kararlıca sürdürdüğünüz grevinizi kırmak üzere nice tertipler yapılıyor, nice plânlar hazırlanıyor;
Telekom hatlarına sabotajlar düzenleniyor…
İşverenleriniz ise, bu sabotajların sizler tarafından yapıldığı söylentisini yayıyorlar. Yazılı ve görsel medyada her gün, sizlerin Telekom’u nasıl sattığınıza dair demeçler veriyorlar.
Oysa hepimiz biliyoruz ki bu medya, size karşı daima üç maymunları oynadı ve oynamaya devam ediyor. Ne sizi duyuyor, ne görüyor, ne de ağızlarına alıyor. Çünkü bu medya tekellerin medyasıdır. O uluslar arası tekeller ki, asla sizlere ve sizlerin hak mücadelesine destek vermezler, veremezler. Çünkü bu, temelden kapitalizmin doğasına aykırıdır.
Onlar her alanda milyonlarca doları bir çırpıda sarfederlerken, sizlerin üretiminizle kazandıkları o milyonlarca doların 3 sent’ini bile sizlere çok görüyorlar.
Bu nedenle onlar, sizin direnişinizi kırabilmek için bütün yolları mübah sayıyorlar.
Aranıza ajanlar yerleştiriyorlar, zayıf karakterli işçileri para ve benzeri yollarla satın almaya çalışıyorlar. Sendikalarınıza sızıyor, sendika marifetleriyle kendi direnişinizi, kendinizin baltalaması için oyunlar tezgâhlıyorlar. Ve bütün bunları yaparken yine “vatan-millet-sakarya” söylemlerine sığınıyorlar.
Olmadı… Sizleri vatan haini ilân ederken bir an tereddüt göstermiyorlar.
Değimli ki Telekom patronları, savaş tamtamları çalan bir medya kuruluşu tarafından, aynı söylemlere sığınılarak başlatılan şehit ailelerine yardım kampanyasına, kampanyanın en büyük meblağı olan 5,5 milyon doları, bir an bile tereddüt göstermeden yatırıverdiler. Patronların onlarca yıldır sığındıkları bu söylem, maalesef halâ öyle etkili oluyor ki, sizlerin ve sendikalarınızın ağızlarını böylece büzüveriyorlar.
Ama bizler gönül rahatlığıyla sorabiliriz:
“Pazarlık masasında, bütün değerleri üreten işçilerinden 3 kuruşu esirgeyen sizler, nasıl oluyor da milyonlarca dolarlık bağışları bir çırpıda yapıveriyorsunuz? Bunca paranız varsa niçin işçilerinize pay etmiyorsunuz?
Ve yazık ki bu tuzağa sendikalarınızda düşüyor. Sizlerin en çok paraya ihtiyaç duyduğunuz şu direniş günlerinde, sendikalarınız sizlerden bu zor günler için toplanan aidatları, aynı gerekçelerle bağış yapmaya tereddüt göstermiyorlar. Bir çırpıda 150.000 YTL gibi çok büyük bir meblağı, sizler grev çadırlarında zeytin-ekmeğe talim ederken ve evinizde çocuklarınız aş beklerken, aynı kanala bağış yapmaktan hiç gocunmuyorlar. Yetmezmiş gibi, bizzat genel başkanınız kanalıyla, grevinizin zamanlama olarak uygun olmadığını dile getirip, devlet yetkililerinden grevin ertelenmesi doğrultusunda atılabilecek hukuki adımların atılmasını talep ediyorlar.
Bu grev kırıcılığı değildir de nedir?
Ve bu kişiler şimdilerde, sendikanın mali açmazlarından dem vurup, sizlerden toplayacakları bağışlardan medet umuyorlar.
İŞÇİLER
Karşınızdakiler kimler olursa olsun, grevinizin kırılmasına izin vermeyiniz. Buna izin vermenin, yakın bir gelecekte, hepinizin işsiz ve aşsız kalması anlamına geldiğini bir an olsun unutmayınız.
Seka işçilerini hatırlayınız. Sendika marifetiyle söndürülen direnişleri sonucunda, şimdi ne durumdadırlar, araştırınız.
Ve biliniz ki, bütün işçi ve emekçiler, sizin direnişinizi, çok yakınen izlemektedirler. Onlar sizin greviniz nedeniyle ortaya çıkan sıkıntılardan asla rahatsız değillerdir. Ama bundan muzdarip olanlar sadece patronlarınız ve patronlardır.
Tersine propagandalara asla kulak asmayınız. Bu ülkede, vatan-millet-sakarya edebiyatı hiçbir zaman sona ermemiştir. Bütün grevlerde, bütün direnişlerde, bütün boykotlarda bu edebiyat işverenler tarafından sloganlaştırılmış ve kullanılmıştır. Oysa ki sizlerin de cok iyi bildiğiniz gibi, sermayenin vatanı yoktur. Değilmi ki bugün Kuzey Irak’ta en büyük pay sahibi uluslararası şirket, Ordu Yardımlaşma Kurumu’dur. İşte bir yanda vatan-millet-sakarya söylemleri ve öte yanda vazgeçilemeyen artı-değerler, vazgeçilemeyen paylar ve vazgeçilemeyen milyar dolarlar…
Bu oyuna gelme!
Direnişini kararlıca sürdürürsen, hakkını mutlaka alacaksın.
Bil ki, hakkın olanı sana hiç kimse bir tepsi içerisinde sunmayacak. Ama kararlılığın sayesinde, ancak ve ancak sen kazanacaksın!
Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri daima senin saflarında olacaktır.
Ne mutlu grevci Telekom işçilerine!
http://groups.google.com/group/komun-inisiyatifi
KOMÜN İNİSİYATİFİ
spartacus 21.11.2007, 01:11 İşverenle grevdeki işçiler arasında bu hafta içi bir görüşme sağlanacağını öğrendim. Umarım işçilerin onurlu direnişi zaferle taçlandırılır. Bu direniş işçi sınıfı adına çok önemli bir kazanım olacaktır. Sadece mesele ekonomik düzlenmde bir kazanım olmayacaktır.
Burjuvazi Telekom işçilerinin direnişini kırmak için envai çeşit yol ve provakasyon yaptı. Özellikle son süreçte ayyuka çıkan şövenizm ve ırkçı gösterilerle işçi sınıfının direnişi karambole getirilip kırılmak istendi. Sınıf tüm engellemelere rağmen direnişine devam etti. Bakalım bu hafta içinde görüşme masasında ne gibi sonuçlar çıkacak.
Selam olsun Telekom işçilerinin onurlu direnişine.
eldorado 21.11.2007, 11:07 telekom işçilerinin grevine, özellikle sendikalardan destek gelmemesi ki ( türkiyede sadece kağıt üzerinde kurulan ve devlet yanlısı bir tutum izleyen bu sendikalar ) bu grevin yeterince ses getirememesindeki en büyük zafiyettir..
fsdeejay 08.12.2007, 00:38 tayyip geldi bütün sendikaları tasfiye etti adamların ne direnme gücü kaldı ne bişey sol yavaş yavaş ölmeye doğru gidiyor önlemler alınmalı
anatolya44 08.12.2007, 20:14 TELEKOM İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİ!
Hep beraber takip ettik!
26.000 Türk Telekom çalışanı hizmet durdurdu ve isteklerini, özlemlerini bütün halka duyurdu. Biz de işyerlerimizde kimi zaman bu grevin etkilerini yaşadık. POS makinelerimiz arızalandı, telefonlarımız devre dışı kaldı. Hiçte küçümsenmeyecek bir gelişmeydi bu biz işçiler için. Bu yüzden onları anlamaya çalıştık, bu yüzden acaba neye itiraz ediyorlar ya da neleri talep ediyorlar bunu öğrenmek istedik ve yaptığımız ziyaretlerle hem onların mücadelesine destek verdik, hem de bizi aydınlatmalarına olanak sağladık.
İşçiler greve çıkınca, direnişe başlayınca herkesin aklına ilk başta “ücret artışı istiyorlar” gelir. Oysa son dönemde gündemi sarsan hemen hiçbir direniş ücret artışı nedeniyle yapılmamıştır. Paşabahçe işçisi, özelleştirmeye karşı çıktığı için varını yoğunu ortaya koyarak direnmişti. Seka işçisi de fabrikalarının sermayeye peşkeş çekilmesine razı olmadığı için her yöntemi kullanarak tepkisini eyleme dönüştürmüştü. Telekom işçisinin de ilk talebi ekonomik değil, tersine birlikteliği ve bütünlüğü korumaya yönelikti. Onlar; aynı işyerinde farklı statülerde çalışanlar olmaya, aynı işi yapıp farklı ücretler almaya karşı çıktılar. Eşit işe eşit ücret talebini dile getirdiler ve benzer mesaileri bulunanların farklı statülerde çalışmalarına karşı çıktılar. Bu çok anlamlı bir istekti. Kendi işyerimizi düşünün; market çalışanları, teknik personel, sevkiyat şöförleri, depo çalışanları, güvenlik görevlileri, temizlik işçileri… Nasıl da parçalanıp bölünmüşüz. Oysa ki; hepimiz benzer koşullarda ve aynı işyeri için çalışıyoruz. Fakat bu bölünmüşlük bizim tek bir güç olmamızı engellerken, sayımızı daraltırken aynı zamanda da birbirimize karşı durmamıza neden olmuyor mu?
İşte Telekom işçisi de benzer olumsuz koşullara karşı çıktığı için 2 aya yakın bir süre direniş gerçekleştirdi. Ve ne yazık ki; eğer direnişi birinci haftada başarıya ulaşmadıysa bunun nedeni de, aynı taşeronlaştırma ve işi parçalara ayırma politikası oldu. Arızaların en önemli olanlarına -geçici çözümler olsa dahi- Telekom’da işçi statüsünde bulunmayan taşeron firmaların emekçileri müdahale etmiştir. Bu işçiler açıkça grev kırıcılığı yapmış olmalarına rağmen aslında başından bizler buna karşı çıkmadığımız için, Telekom direnişçileri de ancak kısmen onların bu müdahalelerini engelleyebilmiştir. Sırf bu nedenden direniş daha uzun sürmüş ve Telekom şirketi köşeye tam anlamıyla kıstırılamamıştır. İşçileri şirketler halinde bölenler ilk krizi bu şekilde atlatmayı becermiştir. Bizlerin bu direnişten çıkardığı ilk sonuç bu oldu; ister DİA’da çalışalım ister diğer marketler zincirinde, aynı çatının altında çalışan işçilerin birlikteliğini savunmalı ve örgütlemeliyiz. Çünkü iş ortak özlemlere geldiğinde, ancak ve ancak birbirimize güvenebiliriz. İşverenin bize karşı onu, onlara karşı bizi kullanmasını engellemeliyiz.
İkincisi; eğer ekonomik anlamda verilenler bize yetmiyorsa bunu iyileştirmenin tek yolu birliktelik sağlamaktır. Yine Telekom direnişi ile birlikte diğer örneklediğimiz eylemlilikler gösterdi ki; ilk örülecek olan bizlerin arasındaki kardeşlik bağı olmalıdır. Bu yüzden koşullardan şikayet etmeyi bırakıp, koşuları değiştirmek için bir araya gelme yollarını aramaktan başka bir çare yoktur. Ne ben, ne de sen bu işten ayrılınca gül bahçelerine kavuşmayacağız! Hatta çoğumuz daha da acımasız çalışma koşullarının pençesine düşecek. Bu yüzden tek yol, bulunduğumuz yerde birleşerek, bir araya gelerek taleplerimizi oluşturmaktan geçmektedir. Önemli olan ekonomik zaferler kazanmadan önce, güçlü birlikteliğimizi sağlamaktır. Çünkü biz işçiler yalnızca bir araya geldiğimizde konuşma hakkına sahip oluruz!
Üçüncüsü; kendimizi tek bir marketler zincirinin parçası olarak göremeyiz. Yani Carrefour ya da Dia veya Bim ile sınırlı bir mücadele yürütülemez. Aynı bölgede kaç market varsa bunlara ait tüm işçiler birlikte hareket etmelidir. Onları rakip olarak görmemeli karşımıza almamalıyız. Ancak işverenler birbirine rakip olabilir, işçiler her zaman dost her zaman kardeştir…
Dördüncüsü; temsilciler oluşturmaya ihtiyacımız vardır. Sorunlarımız var, bu sorunlarımızı talepler haline getirmeye, sistemleştirmeye ve duyurmaya gereksinimimiz vardır. Bunun yolu ise arkasında olduğumuzu her zaman göstererek kendi temsilcilerimizi oluşturmaya başlamaktır. İşyeri toplantılarını, bölge temsilcileri ile görüşmeleri birer platform olarak görelim, hep bir ağızdan konuşalım. Aynı talepleri iletelim ve aynı görüşleri öne sürelim. Böyle yaparsak yani bir ağızdan konuşursak ilk adımı atıyoruz demektir. Bunu küçümsemeyelim. Hakkını almanın ilk yolu bir ağızdan konuşmayı öğrenmektir. Boş laf etmemektir.
Beşincisi; pasif eylem yöntemleri düşünelim ve hatta uygulayalım. Bunlar işverene karşı örgütlü yapılmış hissi uyandırmayan ama işi yavaşlatan ve aksatan eylemlerdir. Daha büyük karşı duruşların habercisidir bunlar. Mesela; çalışma koşulları sizi ayda bir kere hasta mı ediyor; iki kere etsin… Sabahları mağazaya 1 kere geç mi kalıyorsunuz, 2 kere kalın. Kasada yığılma olduğundan müşteriler kaçıyor mu; zaman zaman kasayı daha da ağırlaştırın. Çok işi az kişiyle kotarmak zorunda olduğunuz için hırsızlıklar artıyor mu; reyon yaparken kafanızı bile kaldırmayın… Göreceksiniz bu pasif eylem yöntemleri işvereni size karşı öfkelendirecek ama çözüm için adım atmaya da zorlayacaktır. Böylece adam kaybetmeyi daha zor göze alacaktır. Bu yüzden yedek personel bırakmak zorunda kalacaktır. Teknik donanımı daha hızlı yenileyecek ya da bakımdan geçirecektir…
Altıncı ve son olarak mutlaka dayanışma birlikleri oluşturalım. Arkadaşlarımızın zor günlerinde yanında olmak, hiç tanımadığımız bir işçi kardeşimizin başı sıkıştığında ona yardım etmek için fırsat kollayalım. Bunlar bizi birbirimize yakınlaştırırken, yaşam koşulları nedeniyle uzaklaştığımız bazı duyguları da güçlendirecek ve birlikte hareket etme isteğini kamçılayacaktır.
Bunlar bizim geçmiş dönemdeki direniş ve hareketlerden öğrendiklerimiz, uygulamaya çalıştıklarımız ve kendi sektörümüze uyarladıklarımızdır. Bir araya gelmekten ve kardeşlik bağlarını güçlendirmekten başka kurtuluş yolumuz yoktur. Bu yüzden her işçi kardeşimiz bu söylediklerimize dikkat etmek zorundadır. Bu kardeşleşme için Telekom işçilerini ziyaret ettik ve grev günlüklerine dayanışma notlarımızı Dia işçileri, Carrefour işçileri, Migros işçileri olarak ekledik. Bir araya gelen her kardeşimizin yanında olacağız. Günü gelince onlarında bizlerin yanında olacağının bilinciyle…
Bir Grup Dia İşçisi
KOMÜN İNİSİYATİFİ
|
|