Ali Zülfikar
16.04.2005, 02:21
5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var
olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım
ya!
Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama,
varlığımı ve
benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri
seveceğim.
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında
değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak
kan
bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden
hissediyorum.
Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.
23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı.
Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler
dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde
tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler
dökülecek.
Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle
konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var
değilmişim…
Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya…
Hem
sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir.
Öyle
değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!
27 Ekim: Bugün pek mutluyum. ?çimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık
bir
kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp
duracak.
Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem
bedeninde
iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi!
Duyuyor
musun anne?
2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da
biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl
kucaklayacağım
seni anneciğim. ?u ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli
bahçemizde
yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.
12 Kasım: Ah evet… Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler.
Aman
Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım,
annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir
yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak
için
sabırsızlanıyorum.
20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu
öğrendi..
Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason
diyorlarmış.
Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz
kollarının
arasında olacağım…
25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız
olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..
10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük
burnum, dudaklarım ve yanağım var… Anneme benziyorum galiba…
13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama
olsun.
Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını
görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm.
Dünyada
gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim,
babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız…. Mutlu olacağız.
Gülüşeceğiz..
24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin
kalbinin
seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor
musun?
Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı… Hiç
duymadığım
bir şey bu… Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında
uyuyacağım,
yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de
söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka… Beni
koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?
28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz
bakıyor
böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun.
Benimle
niye konuşmuyorsun anne? Anne… Anne… Anneciğim… Yüzümde soğuk bir şey
hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap…
Anne…
Kolumu çekiyorlar anne… Canım yanıyor anne... Anne… Ayaklarımı
parçalıyor
bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne… Anne
kalbimi
parçalıyorlar… Anneciğim… Anne… Anne… An… Ah! Kürtajınız tamamlandı
hanımefendi. Geçmiş olsun!
olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım
ya!
Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama,
varlığımı ve
benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri
seveceğim.
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında
değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak
kan
bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden
hissediyorum.
Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.
23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı.
Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler
dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde
tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler
dökülecek.
Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle
konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var
değilmişim…
Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya…
Hem
sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir.
Öyle
değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!
27 Ekim: Bugün pek mutluyum. ?çimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık
bir
kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp
duracak.
Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem
bedeninde
iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi!
Duyuyor
musun anne?
2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da
biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl
kucaklayacağım
seni anneciğim. ?u ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli
bahçemizde
yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.
12 Kasım: Ah evet… Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler.
Aman
Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım,
annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir
yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak
için
sabırsızlanıyorum.
20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu
öğrendi..
Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason
diyorlarmış.
Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz
kollarının
arasında olacağım…
25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız
olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..
10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük
burnum, dudaklarım ve yanağım var… Anneme benziyorum galiba…
13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama
olsun.
Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını
görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm.
Dünyada
gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim,
babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız…. Mutlu olacağız.
Gülüşeceğiz..
24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin
kalbinin
seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor
musun?
Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı… Hiç
duymadığım
bir şey bu… Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında
uyuyacağım,
yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de
söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka… Beni
koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?
28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz
bakıyor
böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun.
Benimle
niye konuşmuyorsun anne? Anne… Anne… Anneciğim… Yüzümde soğuk bir şey
hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap…
Anne…
Kolumu çekiyorlar anne… Canım yanıyor anne... Anne… Ayaklarımı
parçalıyor
bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne… Anne
kalbimi
parçalıyorlar… Anneciğim… Anne… Anne… An… Ah! Kürtajınız tamamlandı
hanımefendi. Geçmiş olsun!