Duncan
16.04.2005, 04:15
Biz iki erkek arkadaşız. Onlar da iki kız. Öyle tanıştık SBF'nin
kantininde... Birlikte çıkıyoruz... O yıllarda çıkma ne demek...
Sinemaya falan birlikte gidiyoruz öğlenden sonraları. Akşam üzerleri de
o zamanlarda çok ünlü Filiz Pastanesinde buluşup çay falan içiyoruz.
Gözlerden gözlere, zaman zaman birleşen ellerde bir flört var, hepsi
o... Çok sevdiğim bir şiir vardı, aklımda kaldığı kadarıyla, şöyleydi
sanki, o yıllardaki aşklarımızı anlatan...
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinden belli,
Benim yanan yüzümden.
Susuyoruz, arada bir,
Gülüşerek başlıyoruz söze.
Ne kadar gizlesek nafile,
Bir şey var aramızda,
Senin gözlerinde ışıldıyor,
Benim dilimin ucunda...
Söyleyemiyoruz "Seni Seviyorum" diye... Ama öyle teyler yapıyoruz ki,
her şey ayan beyan... Ne mi yapıyoruz mesela... Biz üçümüz,
Mülkiyeliyiz. "Aramızda bir şeyler olan" Orta Doğulu... Bir gün öğleye
doğru, üç Mülkiyeli, Kızılay'da rastlaştık... Sinemaya gitmek üzere
sözleşiyoruz. Uzaktan bizim Orta Doğulu çıktı meydana. "Hayrola" dedi.
"Öğleden sonra sinemaya gidiyoruz, haydi sen de gel" dedim. "Çok mu
istiyorsun" dedi. "Evet" dedim. "Biletleri alın beni bekleyin. Senin
için gelirim" dedi, koştu gitti. Sinema ikide...
?kiye çeyrek kala buluştuk. Üç Mülkiyeli. Orta Doğulu görünürde yok...
Bizim kız "Hadi girelim" dedi. "O laf olsun diye "Gelirim" dedi.
Gelemez. Öğleden sonra final sınavı var. Nasıl gelir ki!..." Biletlerin
ikisini onlara uzattım... "Gelecek" dedim. "Siz girin, ben beklerim".
Saat iki buçuğu geçiyordu, sinemanın önünde bir taksi durdu. ?çinde
nefes nefese Orta Doğulu indi... "Kusura bakma geç kaldım" dedi...
"Öğleden sonra final sınavım vardı. Bu sınava raporsuz girmezsek dönem
hakkım yanar. Bu yüzden girdim. Kağıdın altına hemen bomboş imzalayıp
verdim. Fırladım, taksiye koşarken ayağım burkuldu, topuğum kırıldı.
Yurda gidip ayakkabımı değiştirmek zorunda kaldım. Bu yüzden
geciktim."Sonra kulağıma eğildi. "Ama ne kadar geç kalırsam kalayım,
kapıda beni bekleyeceğini biliyordum" dedi. "Ben de geleceğini
biliyordum" dedim, elini eliminiçinde sıkarken...
Sevginin en yüce yanıdır, inanmak... Ama ben başka şey anlatmak
istiyorum, bugün... ?nsanları ne kadar seviyoruz. Onlara ne kadar değer
veriyoruz. Bunun bir tek şaşmaz ölçeği var. Günlük hayatımızdaki
önceliklerdeki yeri? "Hadi sende gel" dediğimde "Sınavım var, gelemem"
diyebilirdi Orta Doğulu... Kimse de bir şey diyemezdi. Öyle demedi... "
Senin için her şeyi yaparım" dedi... Benimle herhangi bir gün, herhangi
bir saatte gidebileceği o sinemaya, sırf ben o gün istiyorum diye, o gün
gidebilmek için, sınavdan "Sıfır" almaya razı oldu.
?imdi bir de herkesin günlük yaşantısında her zaman rastlanan başka
örneklere bakın... "Sevgilim, sana tapıyorum. Bugün buluşmayı çok
isterdim ama, berberden randevu almıştım.", "Alo, darling. Bu gece
seninle buluşacaktık ya. Bir kız arkadaşım boy frendi ile bozuşmuş. Onu
teselli etmem gerek. Beni affet!", "Hayatim sen bir tanesin. Ama yarın
buluşamayız. Galatasaray'ın maçı var." Listeyi sabaha kadar
uzatabilirsiniz. ?imdi bir düşünün. Hem size ileri sürülen özürlere. Hem
sizin ileri sürdüklerinize. Kimi, neleri tercih ediyorsunuz, kimlere...
Ve siz nelere tercih ediliyorsunuz? Eğer, sizin için berberden, maçtan,
sizi davet eden ya da size gelen herhangi bir arkadaştan sonra
geliyorsa, sakin ola, onu sevdiğinizi falan düşünmeye kalkmayın.
?nsanlar bazen kendilerini de kandırır, sevdiklerine. Ya da şüpheye
düşerler, "Ona karşı duygularım, çok karışık... Seviyor muyum acaba"
diye...
Sevginin ve değerin en yanılmaz ölçeği, tercihtir, önceliktir. "Hadi
sinemaya gidelim" dediğinizde, arkadaşınız "Tabii, harika" demeden önce
"Ne film oynuyor" diyorsa, hele hele ardından "Ben o filmi sevmem"
deyip, buluşma teklifinizi reddediyorsa mesela, bilin ki asıl sevdiği
sinemadır. Siz değilsiniz. Siz ancak onun ilgisini çekecek bir film ve
boş bir zamanının bulabilirseniz, onunla buluşabilirsiniz. Bunun da adı
sevgi olamaz tabii... Sevgide önemli olan bir arada olmaktır. Sinema
bahanedir sadece. Düşünün bakalım, sevdiğinizi sandığınız insanın,
hayatınızdaki öncelik sırası neydi? En tepede mi? O zaman gerçekten
seviyorsunuz demektir. Ya da şöyle... Hayatındaki en büyük önceliği
daima size veriyorsa, hiç şüpheniz olmasın, en çok sizi seviyor. Onun
için en değerli varlık sizsiniz.
Hem kendi karmaşık duygularınızı çözmenin, hem de onun duygularını
kesinlikle belirlemenin en şaşmaz yoludur, öncelik testi... Çünkü en çok
sevilen, en önce gelir. "Benim her şeyimsin" kolay laftır, herkes
söyleyebilir. Eğer sizi bir şeye tercih ediyorsa ancak o zaman her
şeyisiniz demektir gerçekten. Birisiyle ilgili duygularınızdan ya da
onun duygularından şüpheniz varsa, derhal bu "Öncelik" testini yapın,
her günkü yaşantınızdan örnekleri hatırlayarak. ?aşmaz gerçek hemen
ortaya çıkacaktır. Sevgi bir bakıma önceliktir çünkü !
kantininde... Birlikte çıkıyoruz... O yıllarda çıkma ne demek...
Sinemaya falan birlikte gidiyoruz öğlenden sonraları. Akşam üzerleri de
o zamanlarda çok ünlü Filiz Pastanesinde buluşup çay falan içiyoruz.
Gözlerden gözlere, zaman zaman birleşen ellerde bir flört var, hepsi
o... Çok sevdiğim bir şiir vardı, aklımda kaldığı kadarıyla, şöyleydi
sanki, o yıllardaki aşklarımızı anlatan...
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinden belli,
Benim yanan yüzümden.
Susuyoruz, arada bir,
Gülüşerek başlıyoruz söze.
Ne kadar gizlesek nafile,
Bir şey var aramızda,
Senin gözlerinde ışıldıyor,
Benim dilimin ucunda...
Söyleyemiyoruz "Seni Seviyorum" diye... Ama öyle teyler yapıyoruz ki,
her şey ayan beyan... Ne mi yapıyoruz mesela... Biz üçümüz,
Mülkiyeliyiz. "Aramızda bir şeyler olan" Orta Doğulu... Bir gün öğleye
doğru, üç Mülkiyeli, Kızılay'da rastlaştık... Sinemaya gitmek üzere
sözleşiyoruz. Uzaktan bizim Orta Doğulu çıktı meydana. "Hayrola" dedi.
"Öğleden sonra sinemaya gidiyoruz, haydi sen de gel" dedim. "Çok mu
istiyorsun" dedi. "Evet" dedim. "Biletleri alın beni bekleyin. Senin
için gelirim" dedi, koştu gitti. Sinema ikide...
?kiye çeyrek kala buluştuk. Üç Mülkiyeli. Orta Doğulu görünürde yok...
Bizim kız "Hadi girelim" dedi. "O laf olsun diye "Gelirim" dedi.
Gelemez. Öğleden sonra final sınavı var. Nasıl gelir ki!..." Biletlerin
ikisini onlara uzattım... "Gelecek" dedim. "Siz girin, ben beklerim".
Saat iki buçuğu geçiyordu, sinemanın önünde bir taksi durdu. ?çinde
nefes nefese Orta Doğulu indi... "Kusura bakma geç kaldım" dedi...
"Öğleden sonra final sınavım vardı. Bu sınava raporsuz girmezsek dönem
hakkım yanar. Bu yüzden girdim. Kağıdın altına hemen bomboş imzalayıp
verdim. Fırladım, taksiye koşarken ayağım burkuldu, topuğum kırıldı.
Yurda gidip ayakkabımı değiştirmek zorunda kaldım. Bu yüzden
geciktim."Sonra kulağıma eğildi. "Ama ne kadar geç kalırsam kalayım,
kapıda beni bekleyeceğini biliyordum" dedi. "Ben de geleceğini
biliyordum" dedim, elini eliminiçinde sıkarken...
Sevginin en yüce yanıdır, inanmak... Ama ben başka şey anlatmak
istiyorum, bugün... ?nsanları ne kadar seviyoruz. Onlara ne kadar değer
veriyoruz. Bunun bir tek şaşmaz ölçeği var. Günlük hayatımızdaki
önceliklerdeki yeri? "Hadi sende gel" dediğimde "Sınavım var, gelemem"
diyebilirdi Orta Doğulu... Kimse de bir şey diyemezdi. Öyle demedi... "
Senin için her şeyi yaparım" dedi... Benimle herhangi bir gün, herhangi
bir saatte gidebileceği o sinemaya, sırf ben o gün istiyorum diye, o gün
gidebilmek için, sınavdan "Sıfır" almaya razı oldu.
?imdi bir de herkesin günlük yaşantısında her zaman rastlanan başka
örneklere bakın... "Sevgilim, sana tapıyorum. Bugün buluşmayı çok
isterdim ama, berberden randevu almıştım.", "Alo, darling. Bu gece
seninle buluşacaktık ya. Bir kız arkadaşım boy frendi ile bozuşmuş. Onu
teselli etmem gerek. Beni affet!", "Hayatim sen bir tanesin. Ama yarın
buluşamayız. Galatasaray'ın maçı var." Listeyi sabaha kadar
uzatabilirsiniz. ?imdi bir düşünün. Hem size ileri sürülen özürlere. Hem
sizin ileri sürdüklerinize. Kimi, neleri tercih ediyorsunuz, kimlere...
Ve siz nelere tercih ediliyorsunuz? Eğer, sizin için berberden, maçtan,
sizi davet eden ya da size gelen herhangi bir arkadaştan sonra
geliyorsa, sakin ola, onu sevdiğinizi falan düşünmeye kalkmayın.
?nsanlar bazen kendilerini de kandırır, sevdiklerine. Ya da şüpheye
düşerler, "Ona karşı duygularım, çok karışık... Seviyor muyum acaba"
diye...
Sevginin ve değerin en yanılmaz ölçeği, tercihtir, önceliktir. "Hadi
sinemaya gidelim" dediğinizde, arkadaşınız "Tabii, harika" demeden önce
"Ne film oynuyor" diyorsa, hele hele ardından "Ben o filmi sevmem"
deyip, buluşma teklifinizi reddediyorsa mesela, bilin ki asıl sevdiği
sinemadır. Siz değilsiniz. Siz ancak onun ilgisini çekecek bir film ve
boş bir zamanının bulabilirseniz, onunla buluşabilirsiniz. Bunun da adı
sevgi olamaz tabii... Sevgide önemli olan bir arada olmaktır. Sinema
bahanedir sadece. Düşünün bakalım, sevdiğinizi sandığınız insanın,
hayatınızdaki öncelik sırası neydi? En tepede mi? O zaman gerçekten
seviyorsunuz demektir. Ya da şöyle... Hayatındaki en büyük önceliği
daima size veriyorsa, hiç şüpheniz olmasın, en çok sizi seviyor. Onun
için en değerli varlık sizsiniz.
Hem kendi karmaşık duygularınızı çözmenin, hem de onun duygularını
kesinlikle belirlemenin en şaşmaz yoludur, öncelik testi... Çünkü en çok
sevilen, en önce gelir. "Benim her şeyimsin" kolay laftır, herkes
söyleyebilir. Eğer sizi bir şeye tercih ediyorsa ancak o zaman her
şeyisiniz demektir gerçekten. Birisiyle ilgili duygularınızdan ya da
onun duygularından şüpheniz varsa, derhal bu "Öncelik" testini yapın,
her günkü yaşantınızdan örnekleri hatırlayarak. ?aşmaz gerçek hemen
ortaya çıkacaktır. Sevgi bir bakıma önceliktir çünkü !