Orijinalini görmek için tıklayınız : ayrımsız genel af
spartacus 13.12.2007, 00:33 Hapishanelerdeki doluluk oranı 12 Eylül dönemini geride bıraktı. Son 6 ayda 10 bin kişinin tutuklanması korkunç bir rakamdır. Bu şekilde tutuklamalarda hız kesilmezse Türkiye hapishanesi oluşacaktır.
Devlet 12 Eylül'den sonra siyasi tutsaklara ilişkin ayrımsız genel af yapmamıştır. 91 yılında çıkan şartlı tahliye tam olarak zindanları boşaltmamıştır. Hapiste çıkanlar ise 12 Eylül günlerini bir sicil olarak yanlarında götürmüştür. 12 Eylül'de 1 milyon kişi haksız yere gözaltına alındığı düşünülürse durum ürperticidir. Çünkü genel afın olmaması bu dosyaları olduğu gibi korudu. Bu haksızlık değil midir?
Devlet habire adli tutsaklara ilişkin af çıkarırken, siyasi-devrimci tutsaklar kapsam dışı bırakılmıştır. Devlet kendisine karşı işlenen "suçları" af kapsamı dışında tutuyor, tecavüzcüyü, hırsızı, gangasteri, katili dışarı salıyor. Kendisine karşı işlenen "suçlarda" kindar davranan devlet, vatandaşın vicdanında af edilmeyen adli tutsakları af ediyor. Burda bir hata yok mudur?
F tipi hapishanelerin açılması nedeniyle yüzlerce tutsak ölüm orucuna gitmiştir. Bu sürecin tutsaklar üzerinde fiziki ve psikolojik tahribatı büyüktür. Siyasi tutsakların seslerini dışarı taşımak adına böylesi bir kampanya oluşturulmalıdır. Bu vesileyle konu F tiplerinin kapatılmasına ilişkin bir kampanyaya dönüştürülmelidir.
İçerdeki tüm siyasi tutsaklara ayrımsız bir özgürlük hakkı tanınmalıdır.
Spartacus
http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif
anadolu75 13.12.2007, 00:41 hapiste bulunanlarda insan evladidir sonucta onlarinda haklari vardir. onlara ozgurluk taninmalidir dogru yaklasim ama hirsizi,katili,mafyasi vb.turleri dahil etmedim onlar insan olmayi becerememisler zaten.
spartacus 13.12.2007, 00:56 ANKARA | 12.12.2007 |
Meclis'te bütçe görüşmeleri sırasında konuşan DTP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, son 6 ay içinde 10 bin kişinin tutuklandığını belirterek, cezaevlerinin doluluk oranının 12 Eylül dönemini geçtiğini açıkladı.
Son 6 ayda 10 bin kişi tutuklandı:
Meclis'te bütçe görüşmeleri sırasında konuşan DTP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, son 6 ay içinde 10 bin kişinin tutuklandığını belirterek, cezaevlerinin doluluk oranının 12 Eylül dönemini geçtiğini açıkladı. Hakkında dava açılan ve milletvekili olmasına rağmen yargılanan Akat Ata, yargıçların sorunlarını Meclis gündemine taşıyarak, bu sorunların çözülmesini istedi. Konuşmasında güçler ayrılığına ve yargının bağımsızlığına değinen Akat, “Yargının bağımsız olması temel hak ve özgürlüklerin en büyük güvencesidir' dedi.
'İşkence Artıyor'
İşkence olaylarına da değinen Akat Ata, ‘’Ceza infaz kurumları ve tevkif evlerinde tutuklu ve hükümlülere keyfi gerekçelerle uygulanan onur kırıcı, zalimane, kötü muamele ve cezalar, bizlere ve sivil toplum örgütlerine gelen şikâyetlerle ayan beyan ortadadır. Hem sadece bize mi geliyor? Değil maalesef. Birkaç gün önce Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu'ndan gelen bir heyet, Sayın Bakan ile de görüştü. İşkence olaylarında yeniden vahim bir artış olduğunu belirttiler’’ dedi.
'Son 6 ayda 10 bin kişi tutuklandı'
Türkiye'de 392 ceza infaz kurumunda 87 bin 203 hükümlü ve tutuklu kaldığını, 12 Eylül döneminde de bile bu sayının 79 bin olduğunu belirten Akat Ata, '6 ay önce 77 bin 425 olarak açıklanan cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı, şu anda 87 bin 203. Yani son 6 ayda 10 bin kişi tutuklandı. Bu hızla gidilirse, seneye bu zamanlar 110 bin tutuklu ve hükümlümüz ile 400 bin küsur cezaevi ve yeni cezaevleri projeleriyle karşı karşıya kalacağız” dedi.
Kaynak ATİK (http://www.atik-online.net/modules.php?name=News&file=article&sid=452)
spartacus 13.12.2007, 01:25 Pişmanlık yasası çözüm değil
Türkiye, 1984 yılından bu yana 7 defa pişmanlık yasası çıkardı. Bugüne kadar 6 bin 489 kişinin başvurduğu pişmanlık yasasıyla, Türkiye ilk defa 5 Haziran 1985’te tanıştı. Teslim olanlara ceza indirimleri getiren 3216 sayılı ‘’Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun’’, onay için Çankaya’ya gönderildiğinde dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından veto edildi, ancak ANAP’ın oylarıyla tekrar kabul edildi. Yasa, “Siyasi ve ideolojik amaçla suç işlemek için Türk Ceza Kanunu’nun 313, 125, 131, 141 ve 142. 146 ve 163. maddelerinde yazılı suçları işlemek üzere kurulmuş” örgütleri kapsıyordu. Çıkarılan pişmanlık yasasından faydalanacak örgüt üyeleri ise şöyle sıralanmıştı: “Çete veya cemiyet tarafından işlenen suçlara iştirak etmeyenler, kanunun yayımı tarihinden önce işlenen suçlara iştirak etmiş olmakla beraber haklarında tahkikata başlanmamış olanlar, örgüt faaliyetleri hakkında bilgi vererek örgütün dağılmasına veya meydana çıkarılmasına sebep olanlar, örgüt üyeliklerinden mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden çekilerek güvenlik kuvvetlerine silah ve malzemelerini teslim edenler, verecekleri bilgi ve belgelerle veya bizzat gösterecekleri çaba ile teşekkül, çete veya cemiyetin amaçladığı suçun işlenmesine engel olanlar.” Yasada hakkında ölüm cezası verilenlerin yasadan yararlanmak için başvurması halinde ölüm cezası yerine 15 yıl, müebbet ağır hapis cezası yerine de 10 yıl ağır hapis cezası verileceği ve diğer cezalarda da dörtte bir indirime gidileceği kaydedilmişti.
Yasanın çıkmasının üzerinden henüz 6 ay geçmemiştiki 3. Ordu Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesi, yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gitti. Askeri Mahkeme’ye göre Anayasa’nın 87. maddesi af çıkarma yetkisini Meclis’e tanımıştı, ancak aynı madde Anayasa’nın 14. maddesinde yazılı fiillerin af kapsamına alınamayacağını da hüküm altına almıştı. Anayasa’nın 14. maddesinde sayılan fiiller ise, 3216 sayılı Kanun’la tamamen af kapsamına alınmıştı. Dolayısıyla Meclis yetkisini aşmıştı. Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi ret istemini yerinde görmedi. 1. Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak için 1.5 yıl içinde 497 kişi başvuruda bulundu. Başvurulardan 29’u geçerli sayılırken, hemen hemen hepsine itirafçılık dayatıldı, bazıları da zorla operasyonlara götürüldü. İkinci pişmanlık yasası 25 Mart 1988 tarihinde 3419 sayı numarasıyla yayınlanarak yürürlüğe girdi. İlkinden farklı olarak yasadan yararlanmak isteyenlere estetik ameliyat, yeni hüviyet cüzdanı, sosyal güvenlik gibi bazı korunma ve güvenlik sağlama gibi düzenlemeler de getirdi. Yasadan sonra Adana 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, kanunda yeniden düzenlenen 1. maddenin son cümlesinde yer alan “... bizzat silah kullanarak güvenlik güçleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürmek veya yaralamaktan suçlu bulunanlar, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar” hükmünün, Anayasa’nın 2., 10., 11 ve 17. maddelerine aykırılığı savıyla iptal davası açtı. Başvuruyu 13 yıl sonra (10 Aralık 200) karara bağlayan mahkeme, 1999’da çıkan 4450 sayılı yasanın yeni düzenlemesi dolayısıyla 3419 sayılı yasanın 1. maddesinin uygulanacak kural niteliğinde olmadığını hatırlatarak, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle başvrunun reddine karar verdi.
2. Pişmanlık Yasası’nı 21 Mart 1990’da 3618, 26 Kasım 1992’de 3853, 28 Şubat 1995’de ise 4085 sayılı kanun hükümleri izledi. 4085 sayılı yasanın diğer yasalardan farkı ise, cezaevlerinde bulunan örgüt mensuplarına da yasadan yararlanma imkanı tanınması oldu.
26 Ağustos 1999 tarihinde 4450 sayılı yasa çıkarıldı. Yasa ile, 3419 sayılı yasanın 1. maddesi yeniden düzenledi ve kanuna geçici bir hüküm eklendi. 1988’ten sonra hep süre uzatılmasını düzenleyen ve artık klasik bir düzenleme haline gelen 3419 sayılı kanunun 1. maddesinde yapılan yeni düzenlemeyle ölüm cezasına 9 yıl, müebbet ağır hapis cezasına ise 6 yıl ağır hapis cezaları getirildi, ölüm ve müebbet hapis cezalarındaki alt sınır düşürüldü. Diğer cezalarda ise yedide bire kadar indirim hükümleri getirildi. Pişmanlık Yasası’na göre, “örgüt üyelerinden hiç eyleme katılmayanlar, silahını bırakıp teslim olmaları ve itiraflarıyla suç işlenmesine engel olmaları” koşuluyla ceza almayacaktı. Örgüt kurucuları, yönetim ve komuta kadrosunda yer alanlar ile örgütünün ‘üst seviyedeki’ kişileri ise yasadan yararlanamayacaktı. 4450 sayılı yasanın yürürlük süresinin dolması üzerine 24 Şubat 2000 tarihinde TBMM Genel Kurulu, yasadan yararlanma süresini 29 Ağustos 2000 tarihine kadar uzattı. Sürenin uzatılmasına gerekçe olarak da “dağılmaya başlayan yasadışı örgütlerin çözülmelerinin hızlandırılması, böylece amaçlanan hedeflerin tam olarak gerçekleştirilmesi” gibi savlar ileri sürüldü.
Mimarı dönemin Adalet Bakanı ve hükümet sözcüsü Cemil Çiçek oldu. Çiçek yasayı “Türkiye yeni bir safya hazırlamak istiyor” sözleriyle açıkladı. 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasası, 6 Ağustos 2003’te yürürlüğe girdi. 6 Şubat 2004’te yürürlükten kaldırıldı. Dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu, 1 Mayıs 2005 tarihinde bir soru önergesine verdiği yanıtta, 4959 sayılı yasadan, bugüne kadar ceza ve tutukevlerinden 2 bin 980, cezaevinde olmayan, ancak kendiliğinden teslim olan bin 360 olmak üzere toplam 4 bin 340 kişinin yararlanma talebinde bulunduğunu açıkladı.
Bugüne kadar çıkan Pişmanlık Yasaları beklenen hiçbir sonucu doğurmadı. Yasalardan yararlanmak için bugüne kadar toplam 6 bin 489 kişi başvuruda bulundu. Başvuru yapanların yarısı yasalardan yararlanamadı.
AKP hükümetinin altyapısını hazırlamaya çalıştığı yeni Pişmanlık Yasası, lider kadroyu kapsamayacak. “Suça ikinci derecede karışmış olanların” cezalarında önemli ölçüde indirime gidilecek. Yardım, yataklık yapan, yani ikinci derece fail olarak suça karışmış olanlarlar teslim olduklarında, cezalarında önemli oranlarda indirime gidilecek.
İsmetKaynak /ANF
başkabirdünya 13.12.2007, 01:53 tek suçları düşünmek ve sorgulamak olan siyasi tutuklular
f tiplerinde tecrit içinde tecrite maruz kalarak birer yaşayan ölü haline getirilmek isteniyor
f tipleri kapanmadan,
hücredeki tutsaklar özgürleşmeden halkımız özgürleşemez
F TİPLERİNDE TUTSAKLAR DİRENİYOR
DIŞARIDA SESSİZLİĞİ KIRALIM
http://www.youtube.com/watch?v=uEw5Pkg_Zco
Bende cezaevinde kaldım.Sivil cezaevinde değil askeri cezaevinde ve de haller içler acısı.Tabi bunlar devletin talimatı ile olan şeyler.Hiçbiri tesadüfen rastgele olmuyorlar.
Kişinin suçu ne olursa olsun bence hiçbir can işkenceyi hak etmiyor diye düşünüyorum.Keza bu hareketleri yapan arkadaşlar kendilerini dindar dini bütün iman sahibi Müslüman insanlar olarak görüyorlar ancak her ne hikmetse bizzat kendi peygamberleri olan Hz.Muhammed'in"Sakının işkenceden etmekten,işkence ettiğiniz kuduz köpek dahi olsa"sözü her nedense bu arkadaşları bağlamıyor.
İşin enteresan tarafı,ben dünyanın Türkiye hariç hiçbir yerinde düşünce diye bir suç duymadım.Bir insanın elbet özgür düşüncesi olacak bu insan olabilmenin en doğal hakkı.Fakat nedense burada suç çünkü devlet kendi yanlışına dahi toz kondurmuyor.
Amerika'nın karşısında böyle hakkını arayamayan devlet,nedense halkına karşı aslan kesiliveriyor.:no:
bence düşünce özgürlüğü mahkümları serbest bırakılsın( gasb tecavuz adama öldürmek suçunda yatan cezasını çeksın af edilmesın
onur melis 13.12.2007, 10:44 iyi hoş diyorsunda spartaküs ama zaten bütün açıklamaları sen yapmışsın
devlet 12 eylülden bu yana çıkardığı affalarda siyasi mahkumları vede düşünce suçlularını özellikle af kapsamına almıyordu neden diye sorarsan tekrar türkiyede bir düşünceye yönelik olaylar çıkmasından korkuyorlardı
deyişik suçlardan cezaevlerinde olan mahkumlara ise af rahat verilebilirdi sonuçta devlete karşı gelmiyorlardı sadece adam öldürüp,tecavüz edip,hırsızlık ve dolandırıcılık yapıyorlardır
F tipi ceza evlerine gelincede zamannında büyük gösteriler oldu kapanması için ama sonuç başarısızdı ölüm oruçları yapılmaması gereken bir eylemdi benim için sonuçta bir başarı kazanamadı ve o kadar kişinin ölmesine ve hafısasını kaybetmeye neden oldu
zamanın bir siyasetçisine işmini hatırlayamıyorum ölüm oruçları için söylendiyinde ölüm oruçlarını destekliyorum demişti nedenini ise onlar kendilerin öldürsün bizde cesetleri toplar fazla yorulmayız demişti
barikatci 13.12.2007, 15:11 Cezaevleri sistemin halki yola getirmek icin kullandigi bir arac haline gelmistir. 12 Eylülden bu yana ve öncesinde binlerce insan sucsuz veya suclu iskencelerden gecirilmis insanliga sigmayan hakaret ve iskencelere maruz kalmislardir.. Su sürectede gelisen sinif bilinci ve isci hareketlerine paralel olarak binlerce devrimci sendikaci ve aydin gözaltinda cezaevlerindedir. Özellikle Amerika ve IMF parasiyla ve onlarin direk talimatyila yapilan F Tipi cezaevleri, insani insanliktan cikaran insani özelliklerini kaybetmesine sebep olan yapilar ve devletin iskencehanelerine dönmüstür, Bir cok yoldasimizdan F Tiplerinde yapilan muameleleri dinledik ve devrimci medyada okuduk.. Suan da cezaevlerinin bu derece doluluk oranina sahip olmasinin nedenide acik bir sekilde ortadadir. Halkin örgütlü olmasinin kendine zarar verecegini cok iyi bilen sermaye patronlari ve fasist cuntacilar halkin en önde ilerleyen örgtütlü kismi olan devrimcileri ilk firsatta cezaevlerine tikayip yillar boyu sürecek cezalar kesmektedir..
Devlet ve hükümet ilk firsatta bir af cikarmalidir cikarmak zorundadir. Yillardir düsündügünü ifade ettigi icin hakkini aradigi icin cezaevlerine yollanan devrimci yoldaslar derhal serbest birakilmalidir..Ve serbest kalan yoldaslar gelisen sinif mücadelesinde tekrar yerlerini alip proleterya mücadelesini ileriye tasiyacaklardir..
Tabiyki bir af kurtulus degildir. Devrimciler ciksalar bile ilk firsatta tekrar suclanip yakalanip cezaevlerine yollanacaklardir.. Tek kurtulus örgütlü halk mücadelesidir. Ve cürümüs bu düzenin yikilip yerine yep yeni bir sistemin, halkin, iscilerin, emekcilerin iktidarda oldugu bir düzenin kurulmasidir..
F tiplerinde bile mücadelelerine devam etmeye calisan yoldaslardan bir kac kültür sanat faaliyeti baglaminda eserler sunmak istiyorum;
YÜRÜYÜS DIRENIS ZAFER
Kaldirin ellerinizi analar.
Ufuklari gösterin cocuklariniza.
Ufuklarda yanmakta olan,
partizan ateslerini
Daglari gösterin.
Göklere ser cekmis olanlari.
Bir de her adimda
Daglari un ufak eden
partizan adimlarini..
Hapishaneleri gösterin sonra
idamsiz ölümler doguran mekanlari.
ve iclerindeki kor alevli
partizan yüreklileri...
Iskencehaneleri gösterin
oluk oluk kan akitilan
ve boyun egdirilmeyen
celladina diz cöktüren
partizan direncini..
Ve onlara yarinlarini gösterin analar.
esitligi, kardesligi
bizlerin olani..
partizanca yaratilani..
EYLÜL Sanat ve Edebiyat Dergisi.. (Cezaevlerinden) Yil 1 Sayi:6
Fatih Ergin Arpac
(2006) Tekirdag 1 Nolu F Tipi Hapishanesi
UMUT
Umudu percinlemeli gayri
Köselesi
Hakiki insan derisinden
Yaralari,
örselemeli bir iyice
Kabuk baglamali yeniden.
Hücreleri yenilemeli umutlarin.
Varip yeniden dayanmali kapilarina saraylarin
Elimizdeki narsi
basmali fabrika kapilarina.
Ey militan yüregim
Mengenede sıkılmıs
Abluka altinda kalmis sessizligin
Gözyaslarini silmek
sana düstü hayatin.
Kendi göz yaslarini kurut.
Kendini unut..
Damarlarinda..
sek sek oynayan cocuklarin
umutlarini büyüt..
EYLÜL Sanat ve Edebiyat Dergisi.. (Cezaevlerinden) Yil 1 Sayi:6
Haydar Demir
Sincan 1 Nolu F tipi Hapishanesi
Güle Hasret
Ahini cekmez hicbir iklim
Dokunmaya yürek ister
Takilmis yapragi rüzgarin pesine
Bülbül calmaz olmus gülün kapisini
Sir dolu gül dikenlerinde
Bülbüle yaren olup düstüler yola
Engin deryalarda
Su damlasi oldu yasamlari
Gülün hasretini bilirlerde
Neylersin baskadir hayalleri..
Isterler dogsun bir günes
Dogsun ki, ne gülde hasret
Ne bülbülde yas
Ne susuz toprak
Nede gözlerde yas olsun..
Celigin suyundan, dildeki nameden
Zordur güle rengini vermek
Birkez cevrildi yüzler doruklara
Tereddütsüz cekildi yürek pimi
Her beden günesten bir parca
Savrulur umut tohumlari
isildar toprak
Gülde burdadur bülbülde...
EYLÜL Sanat ve Edebiyat Dergisi.. (Cezaevlerinden) Yil 1 Sayi:6
Murat Bastug
Ankara Sincan 1 Nolu F tipi
Hapishanelerdeki doluluk oranı 12 Eylül dönemini geride bıraktı. Son 6 ayda 10 bin kişinin tutuklanması korkunç bir rakamdır. Bu şekilde tutuklamalarda hız kesilmezse Türkiye hapishanesi oluşacaktır.
Devlet 12 Eylül'den sonra siyasi tutsaklara ilişkin ayrımsız genel af yapmamıştır. 91 yılında çıkan şartlı tahliye tam olarak zindanları boşaltmamıştır. Hapiste çıkanlar ise 12 Eylül günlerini bir sicil olarak yanlarında götürmüştür. 12 Eylül'de 1 milyon kişi haksız yere gözaltına alındığı düşünülürse durum ürperticidir. Çünkü genel afın olmaması bu dosyaları olduğu gibi korudu. Bu haksızlık değil midir?
Devlet habire adli tutsaklara ilişkin af çıkarırken, siyasi-devrimci tutsaklar kapsam dışı bırakılmıştır. Devlet kendisine karşı işlenen "suçları" af kapsamı dışında tutuyor, tecavüzcüyü, hırsızı, gangasteri, katili dışarı salıyor. Kendisine karşı işlenen "suçlarda" kindar davranan devlet, vatandaşın vicdanında af edilmeyen adli tutsakları af ediyor. Burda bir hata yok mudur?
F tipi hapishanelerin açılması nedeniyle yüzlerce tutsak ölüm orucuna gitmiştir. Bu sürecin tutsaklar üzerinde fiziki ve psikolojik tahribatı büyüktür. Siyasi tutsakların seslerini dışarı taşımak adına böylesi bir kampanya oluşturulmalıdır. Bu vesileyle konu F tiplerinin kapatılmasına ilişkin bir kampanyaya dönüştürülmelidir.
İçerdeki tüm siyasi tutsaklara ayrımsız bir özgürlük hakkı tanınmalıdır.
Spartacus
http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif
Hata olmaz olurmu hatanın en büyüğü var.
Tecavüzcüyü hırsızı katili madur olan kişi affediyormu devlet soruyormu ona bu senin canına malına namussuna zarar verdi ama biz affediyoruz diyormu demiyor. Biz affettik bitti diyor. Sonra çıkanların %90 daha ağır suçlarla geri dönüyor başka insanların canlarını yakıyor. Devlet bunun hesabını veriyormu yok.
Düşünce suçlularını siyasi suçluları affetmiyor çünkü oradaki insanlar onların çarpık düzenine çubuk sokuyor mum oluyor aydınlatmaya çalışıyor uyuyan halkı uyandırmaya çalışıyor. Hapsediyor F tiplerinde yok etmeye çalışıyor. Yanlızlaştırıyo sağlık haklarını ellerinden alıyor dışarı çıkanlar F tiplerinin sağlıkları üzerinde bıraktığı arazlarla mücadele ediyor.
Evet ayrımsız af olmalı düşünce suç değildir. Devlet insan haklarına uymayan tavırlarını bitirmeli. Türkiye yeterince yaşanmaz haldeyken cezaevlerinde halk için mücadele eden insanları özgür bırakmalıdır.
spartacus 13.12.2007, 23:22 Bir ülkenin zindan gerçekliği demokrasi boyutunu gösterir. Eğer bir ülkede 6 ayda 10 bin kişi tutuklanıyorsa burda sorun sistemdedir. İster adli ister siyasi olsın suç oranın bu denli kabarık olması sistemin işleyişiyle ilgilidir. Bazı adli vakaları irdelediğimizde bunların alt yapısında ekonomik sebepler vardır. Hiç bir şekilde tasvip etmediğin hırsızlık olaylarının işsizlik ve açlıkla bağlantısı vardır. Örneğin aç oldukları için baklava çalan çocukları bilirsiniz. Bu insanları böylesi şeylere teşebbüs etmesinin sosyal ve ekonomik nedenleri olan sosyolojik boyutu vardır. Bu çocuklara tukaka deyip hapse atmak insafsızlık değil midir? Yine bir başka adli vaka olan banka hortumlanması veya ihale yolsuzluklarına göstermelik cezalar insanı düşündürmektedir. Bankada vatandaşın parasına el koymaya, çalmaya hırsızlık tanımlanması konulmuyor, banka hortumlanması deniliyor. Suç tumturaklı sözlerle basite indirgenirken, baklava yiyenlere hırsız denilmektedir. Çok enteresan bir ülke... Hırsızlık durumlarında devlet adalet tartısı zenginden yana kararlar vermektedir.
Sonuç olarak genel af tüm siyasi tutsakları kapsamalı ve ayrımsız bir şekilde tutsaklar özgür bırakılmalıdır.
http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif
spartacus 13.12.2007, 23:35 Görüş Günü
Bugün görüş günümüz
Dost kardeş bir arada
Telden tele
Mendil salla el salla
Merhaba !
İzin olsun hapisane içinde
Seni
Senden sormalara doyamam
Yarım döner cıgaranın ateşi
Gitme dayanamam
Enver Gökçe
http://img240.imageshack.us/img240/3834/y1piqpewkzhmaxulg64h7bfrn7.gif
Selamlar
F-tipi cezaevlerinde her gecen gün olaylar büyüyor,iskence,tecavüz ....daha rahat sekilde uygulanmakta,insan onuru cignenmekte.....Devlet bunun hesapini hala vermedi.....
Genel af simdi!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!
canlar gidiyor yigit...
gidiyor yoldas.....
yüregim dagli.....
Birak aksin gözyasim....
sevdali basin-egilmez-basin.....
yigit yoldasim....
Dayan yüregim dayan....
tükenme bir an...
gelecek inan....
beklenen o an.....
Temmuz 2004- M.Tosun (Tekirdag F-tipi Hapishane)
|
|